56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Süleyman AteşOlacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman
Ali BulaçVakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman
«إذا وقعت الواقعة» قامت القيامة.
Süleyman AteşOnun oluşunu yalanlayacak yoktur
Ali BulaçOnun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur
«ليس لوقعتها كاذبة» نفس تكذب بأن تنفيها كما نفتها في الدنيا.
Süleyman AteşO alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)
Ali BulaçO aşağılatıcı, yücelticidir
«خافضة رافعة» أي هي مظهرة لخفض أقوام بدخولهم النار ولرفع آخرين بدخولهم الجنة.
Süleyman AteşYer şiddetliesarsıldığı
Ali BulaçYer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı
«إذا رجت الأرض رجا» حركت حركة شديدة.
Süleyman AteşDağlar serpildikçe serpildiği
Ali BulaçVe dağlar darmadağın olup ufalandığı
«وبست الجبال بسا» فتتت.
Süleyman AteşDağılan toz duman haline geldiği
Ali BulaçDerken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu
«فكانت هباءً» غبارا «منبثا» منتشرا، وإذا الثانية بدل من الأولى.
Süleyman AteşVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Ali BulaçVe sizler de üç sınıf olduğunuz zaman
«وكنتم» في القيامة «أزواجا» أصنافا «ثلاثة».
Süleyman AteşSağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar
Ali Bulaçİşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene
«فأصحاب الميمنة» وهم الذين يؤتون كتبهم بإيمانهم مبتدأ خبره «ما أصحاب الميمنة» تعظيم لشأنهم بدخولهم الجنة.
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar
Ali BulaçAshab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme
«وأصحاب المشأمة» أي الشمال بأن يؤتى كل منهم كتابه بشماله «ما أصحاب المشأمة» تحقير لشأنهم بدخولهم النار.
Süleyman AteşVe o sabıklar, sabıklar
Ali BulaçYarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir
«والسابقون» إلى الخير وهم الأنبياء مبتدأ «السابقون» تأكيد لتعظيم شأنهم.
Süleyman Ateşİşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar
Ali Bulaçİşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır
«أولئك المقربون».
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Ali BulaçNimetlerle-donatılmış cennetler içinde
«في جنات النعيم».
Süleyman AteşÇoğu öncekilerden
Ali BulaçBirçoğu geçmiş (ümmet)lerden
«ثلة من الأولين» مبتدأ، أي جماعة من الأمم الماضية.
Süleyman AteşBirazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)
Ali BulaçBirazı da sonrakilerden
«وقليل من الآخرين» من أمة محمد صلى الله عليه وسلم وهم السابقون من الأمم الماضية وهذه الأمة والخبر.
Süleyman AteşAltın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
Ali BulaçÖzenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler
«على سرر موضونة» منسوجة بقضبان الذهب والجواهر.
Süleyman AteşOnların üzerinde karşılıklı yaslanırlar
Ali BulaçKarşılıklı yaslanmışlardır
«متكئين عليها متقابلين» حالان من الضمير في الخبر.
Süleyman AteşÇevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır
Ali BulaçÇevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır
«يطوف عليهم» للخدمة «ولدان مخلدون» على شكل الأولاد لا يهرمون.
Süleyman AteşAkıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle
Ali BulaçKaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler
«بأكواب» أقداح لا عرى لها «وأباريق» لها عرى وخراطيم «وكأس» إناء شرب الخمر «من معين» أي خمر جارية من منبع لا ينقطع أبدا.
Süleyman Ateş(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
Ali BulaçKi bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir
«لا يصدعون عنها ولا ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف، أي لا يحصل لهم منها صداع ولا ذهاب عقل بخلاف خمر الدنيا.
Süleyman AteşBeğendikleri meyva(lar)
Ali BulaçArzulayıp-seçecekleri meyveler
«وفاكهة مما يتخيرون».
Süleyman AteşCanlarının çektiği kuş et(ler)i
Ali BulaçCanlarının çektiği kuş eti
«ولحم طير مما يشتهون و» لهم للاستمتاع.
Süleyman Ateşİri gözlü huriler
Ali BulaçVe iri gözlü huriler
«وحور» نساء شديدات سواد العيون وبياضها «عين» ضخام العيون كسرت عينه بدل ضمها لمجانسة الياء ومفرده عيناء كحمراء وفي قراءة بجر حور عين.
Süleyman AteşSaklı inciler gibi
Ali BulaçSanki saklı inciler gibi
«كأمثال اللؤلؤ المكنون» المصون.
Süleyman AteşYaptıklarına karşılık olarak
Ali BulaçYaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur)
«جزاءً» مفعول له أو مصدر والعامل المقدر أي جعلنا لهم ما ذكر للجزاء أو جزيناهم «بما كانوا يعملون».
Süleyman AteşOrada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler
Ali BulaçOrada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma
«لا يسمعون فيها» في الجنة «لغوا» فاحشا من الكلام «ولا تأثيما» ما يؤثم.
Süleyman AteşDuydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır
Ali BulaçYalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam
«إلا» لكن «قيلا» قولا «سلاما» سلاما بدل من قيلا فإنهم يسمعونه.
Süleyman AteşSağın adamları, nedir o sağın adamları
Ali BulaçAshab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin
«وأصحاب اليمين ما أصحاب اليمين».
Süleyman Ateş(Onlar) Dikensiz kirazlar
Ali BulaçYüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)
«في سدر» شجر النبق «مخضود» لا شوك فيه.
Süleyman Ateş(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar
Ali BulaçÜstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları
«وطلح» شجر الموز «منضود» بالحمل من أسفله إلى أعلاه.
Süleyman AteşUzamış gölge(ler)
Ali BulaçYayılıp-uzanmış gölgeler
«وظل ممدود» دائم.
Süleyman AteşFışkıran sular
Ali BulaçDurmaksızın akan su(lar)
«وماء مسكوب» جار دائما.
Süleyman AteşPek çok mevya arasında
Ali BulaçVe (daha) birçok meyveler arasında
«وفاكهة كثيرة».
Süleyman AteşTükenmeyen ve yasaklanmayan
Ali BulaçKesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)
«لا مقطوعة» في زمن «ولا ممنوعة» بثمن.
Süleyman AteşVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler
Ali BulaçYükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler)
«وفرش مرفوعة» على السرر.
Süleyman AteşBiz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz
Ali BulaçGerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık
«إنا أنشأناهن إنشاءً» أي الحور العين من غير ولادة.
Süleyman AteşOnları bakireler yapmışızdır
Ali BulaçOnları hep bakireler olarak kıldık
«فجعلناهن أبكارا» عذارى كلما أتاهن أزواجهن وجدوهن عذارى ولا وجع.
Süleyman AteşHep yaşıt sevgililer
Ali BulaçEşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt
«عرُْبا» بضم الراء وسكونها جمع عروب وهي المتحببة إلى زوجها عشقا له «أترابا» جمع ترب، أي مستويات في السن.
Süleyman AteşSağın adamları için
Ali BulaçAshab-ı Yemin" olanlar için
«لأصحاب اليمين» صلة أنشأناهن أو جعلناهن وهم.
Süleyman Ateş(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir
Ali Bulaç(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden
«ثلة من الأولين».
Süleyman AteşBir bölümü de sonrakilerdendir
Ali BulaçBirçoğu da sonrakilerdendir
«وثلة من الآخرين».
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular
Ali BulaçAshab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal
«وأصحاب الشمال ما أصحاب الشمال».
Süleyman Ateş(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde
Ali BulaçHücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su
«في سموم» ريح جارة من النار تنفذ في المسام «وحميم» ماء شديد الحرارة.
Süleyman AteşKara dumandan bir gölge altında
Ali BulaçVe kapkara dumandan bir gölge içindedirler
«وظل من يحموم» دخان شديد السواد.
Süleyman AteşKi ne serindir, ne faydalı
Ali BulaçKi o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)
«لا بارد» كغيره من الظلال «ولا كريم» حسن المنظر.
Süleyman AteşÇünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı
Ali BulaçÇünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı
«إنهم كانوا قبل ذلك» في الدنيا «مترفين» منعمين لا يتعبون في الطاعة.
Süleyman AteşBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
Ali BulaçOnlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı
«وكانوا يصرون على الحنث» الذنب «العظيم» أي الشرك.
Süleyman AteşVe diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
«وكانوا يقولون أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Süleyman AteşÖnceki atalarımız da mı
Ali BulaçÖnceden gelip-geçmiş atalarımız da mı
«أو آباؤنا الأولون» بفتح الواو للعطف والهمزة للاستفهام وهو في ذلك وفيما قبله للاستبعاد وفي قراءة بسكون الواو عطفا بأو والمعطوف عليه محل إن واسمها.
Süleyman AteşDe ki: "Öncekiler de sonrakiler de
Ali BulaçDe ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de
«قل إن الأولين والآخرين».
Süleyman AteşBelli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır
Ali BulaçBilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
«لمجموعون إلى ميقات» لوقت «يوم معلوم» أي يوم القيامة.
Süleyman AteşSonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)
Ali BulaçSonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar
«ثم إنكم أيها الضالون المكذبون».
Süleyman Ateş(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler
Ali BulaçŞüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz
«لآكلون من شجر من زقوم» بيان للشجر.
Süleyman AteşOnunla karınları(nı) dolduracaklar
Ali BulaçBöylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız
«فمالئون منها» من الشجر «البطون».
Süleyman AteşÜzerine de kaynar su içeceklerdir
Ali BulaçOnun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz
«فشاربون عليه» أي الزقوم المأكول «من الحميم».
Süleyman AteşSusuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir
Ali BulaçÜstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz
«فشاربون شَُرب» بفتح الشين وضمها مصدر «الهيم» الإبل العطاش جمع هيمان للذكر وهيمى للأنثى، كعطشان وعطشى.
Süleyman Ateşİşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir
Ali Bulaçİşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir
«هذا نزلهم» ما أعد لهم «يوم الدين» يوم القيامة.
Süleyman AteşBiz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi
Ali BulaçSizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz
«نحن خلقناكم» أوجدناكم من عدم «فلولا» هلا «تصدقون» بالبعث إذ القادر على الإنشاء قادر على الإعادة.
Süleyman AteşAkıttığınız meniyi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü
«أفرأيتم ما تمنون» تريقون من المني في أرحام النساء.
Süleyman AteşSiz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz
«أأنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا وتسهيلها وإدخال ألف بين المسهلة والأخرى وتركه في المواضع الأخرى «تخلقونه» أي المني بشرا «أم نحن الخالقون».
Süleyman AteşAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)
Ali BulaçSizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir
«نحن قدَّرنا» بالتشديد والتخفيف «بينكم الموت وما نحن بمسبوقين» بعاجزين.
Süleyman Ateş(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim
Ali Bulaç(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda
«على» عن «أن نبدل» نجعل «أمثالكم» مكانكم «وننشئكم» نخلقكم «في مالا تعلمون» من الصور كالقردة والخنازير.
Süleyman AteşAndolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi
Ali BulaçAndolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi
«ولقد علمتم النّشاءَةَ الأولى» وفي قراءة بسكون الشين «فلولا تذكرون» فيه إدغام التاء الثانية في الأصل في الذال.
Süleyman AteşEktiğinizi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü
«أفرأيتم ما تحرثون» تثيرون في الأرض وتلقون البذر فيها.
Süleyman AteşSiz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz
«أأنتم تزرعونه» تنبتونه «أم نحن الزارعون».
Süleyman AteşDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız
«لو نشاء لجعلناه حطاما» نباتا يابسا لا حب فيه «فظلتم» أصله ظللتم بكسر اللام حذفت تخفيفا أي أقمتم نهارا «تفكهون» حذفت منه إحدى التاءين في الأصل تعجبون من ذلك وتقولون.
Süleyman AteşBiz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)
Ali Bulaç(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık
«إنا لمغرمون» نفقة زرعنا.
Süleyman AteşDoğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)
Ali BulaçHayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık
«بل نحن محرومون» ممنوعون رزقنا.
Süleyman Ateşİçtiğiniz suya baktınız mı
Ali BulaçŞimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü
«أفرأيتم الماء الذي تشربون».
Süleyman AteşSiz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz
«أأنتم أنزلتموه من المزن» السحاب جمع مزنة «أم نحن المنزلون».
Süleyman AteşDileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi
«لو نشاء جعلناه أجاجا» ملحا لا يمكن شربه «فلولا» هلا «تشكرون».
Süleyman Ateş(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü
«أفرأيتم النار التي تورون» تُخرجون من الشجر الأخضر.
Süleyman AteşOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz
Ali BulaçOnun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz
«أأنتم أنشأتم شجرتها» كالمرخ والعفار والكلخ «أم نحن المنشئون».
Süleyman AteşBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
Ali BulaçBiz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık
«نحن جعلناها تذكرة» لنار جهنم «ومتاعا» بُلْغَة «للمقوين» للمسافرين من أقوى القوم: أي صاروا بالقوى بالقصر والمد أي القفر وهو مفازة لا نبات فيها ولا ماء.
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
Ali BulaçŞu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et
«فسبح» نزه «باسم» زائدة «ربك العظيم» الله.
Süleyman AteşYoo, yıldızların yerlerine yemin ederim
Ali BulaçHayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim
«فلا أقسم» لا زائدة «بمواقع النجوم» بمساقطها لغروبها.
Süleyman AteşBilirseniz, bu büyük bir yemindir
Ali BulaçŞüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir
«وإنه» أي القسم بها «لقسم لو تعلمون عظيم» لو كنتم من ذوي العلم لعلمتم عظم هذا القسم.
Süleyman AteşO, elbette değerli bir Kur'an'dır
Ali BulaçElbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir
«إنه» أي المتلو عليكم «لقرآن كريم».
Süleyman AteşSaklı bir Kitaptadır
Ali BulaçSaklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır
«في كتاب» مكتوب «مكنون» مصون وهو المصحف.
Süleyman AteşKi ona temizlerden başkası dokunmaz
Ali BulaçOna, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz
«لايمسّه» خبر بمعنى النهي «إلا المطهرون» الذين طهروا أنفسهم من الأحداث.
Süleyman AteşAlemlerin Rabbinden indirilmiştir
Ali BulaçAlemlerin Rabbinden indirilmedir
«تنزيل» منزل «من رب العالمين».
Süleyman AteşŞimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz
Ali BulaçŞimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz
«أفبهذا الحديث» القرآن «أنتم مدهنون» متهاونون مكذبون.
Süleyman Ateş(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)
Ali BulaçVe rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz
«وتجعلون رزقكم» من المطر، أي شكره «أنكم تكذبون» بسقيا الله حيث قلتم مطرنا بنوء كذا.
Süleyman AteşYa can boğaza dayandığı zaman
Ali BulaçHele can boğaza gelip dayandığında
«فلولا» فهلا «إذا بلغت» الروح وقت النزع «الحلقوم» هو مجرى الطعام.
Süleyman AteşKi siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz
Ali BulaçKi o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz
«وأنتم» يا حاضري الميت «حينئذ تنظرون» إليه.
Süleyman AteşBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
Ali BulaçBiz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
«ونحن أقرب إليه منكم» بالعلم «ولكن لا تبصرون» من البصيرة، أي لا تعلمون ذلك.
Süleyman AteşEğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız
Ali Bulaçİşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz
«فلولا» فهلا «إن كنتم غير مدينين» مجزيين بأن تبعثوا، أي غير مبعوثين بزعمكم.
Süleyman Ateş(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize
«ترجعونها» تردون الروح إلى الجسد بعد بلوغ الحلقوم «إن كنتم صادقين» فيما زعمتم فلولا الثانية تأكيد للأولى وإذا ظرف لترجعون المتعلق به الشرطان والمعنى: هلا ترجعونها إن نفيتم البعث صادقين في نفيه، أي لينتفي عن محلها الموت كالبعث.
Süleyman Ateş(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise
Ali BulaçEğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise
«فأما إن كان» الميت «من المقربين».
Süleyman AteşO'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var
Ali BulaçBu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur)
«فروْح» أي فله استراحة «وريحان» رزق حسن «وجنة نعيم» وهل الجواب لأما أو لإن أو لهما؟ أقوال.
Süleyman AteşEğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise
Ali BulaçVe eğer "Ashab-ı Yemin"den ise
«وأما إن كان من أصحاب اليمين».
Süleyman Ateş(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var
Ali BulaçArtık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana
«فسلام لك» أي له السلامة من العذاب «من أصحاب اليمين» من جهة أنه منهم.
Süleyman AteşAma yalanlayıcı sapıklardan ise
Ali BulaçVe eğer o, yalanlayan sapıklardan ise
«وأما إن كان من المكذبين الضالين».
Süleyman AteşKaynar sudan bir ziyafet
Ali BulaçArtık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır
(فنزل من حميم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşVe cehenneme atılma var
Ali BulaçVe çılgınca yanan ateşe bir atılma da
(وتصلية جحيم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşKesin gerçek budur işte
Ali BulaçŞüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin)
«إن هذا لهو حق اليقين» من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)
Ali BulaçÖyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et
«فسبح باسم ربك العظيم» تقدم.