☪ Anlam Arayışı

56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
56:1 📚 1
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Süleyman AteşOlacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman

Elmalılı Hamdi YazırOlacak vak'a olduğu zaman

Saheeh InternationalWhen the Occurrence occurs

56:2 📚 2
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Süleyman AteşOnun oluşunu yalanlayacak yoktur

Elmalılı Hamdi YazırOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur

Saheeh InternationalThere is, at its occurrence, no denial

56:3
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ

Süleyman AteşO alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)

Elmalılı Hamdi YazırO, alçaltıcıdır, yükselticidir

Saheeh InternationalIt will bring down [some] and raise up [others]

56:4
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا

Süleyman AteşYer şiddetliesarsıldığı

Elmalılı Hamdi YazırYer şiddetle sarsıldığı

Saheeh InternationalWhen the earth is shaken with convulsion

56:5
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا

Süleyman AteşDağlar serpildikçe serpildiği

Elmalılı Hamdi YazırDağlar serpildikçe serpildiği

Saheeh InternationalAnd the mountains are broken down, crumbling

56:6
فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا

Süleyman AteşDağılan toz duman haline geldiği

Elmalılı Hamdi YazırDağılıp toz duman haline geldiği

Saheeh InternationalAnd become dust dispersing

56:7
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ‏

Süleyman AteşVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman

Elmalılı Hamdi YazırVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman

Saheeh InternationalAnd you become [of] three kinds

56:8
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ

Süleyman AteşSağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar

Saheeh InternationalThen the companions of the right - what are the companions of the right

56:9
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ

Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar

Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar

Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left

56:10
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

Süleyman AteşVe o sabıklar, sabıklar

Elmalılı Hamdi YazırÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler

Saheeh InternationalAnd the forerunners, the forerunners

56:11
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ

Süleyman Ateşİşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar

Elmalılı Hamdi Yazırİşte o yaklaştırılanlar

Saheeh InternationalThose are the ones brought near [to Allah]

56:12
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Süleyman AteşNi'met cennetlerinde

Elmalılı Hamdi YazırNimet cennetlerindedirler

Saheeh InternationalIn the Gardens of Pleasure

56:13 📚 7
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Süleyman AteşÇoğu öncekilerden

Elmalılı Hamdi YazırÇoğu önceki ümmetlerden

Saheeh InternationalA [large] company of the former peoples

56:14 📚 2
وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Süleyman AteşBirazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)

Elmalılı Hamdi YazırBirazı da sonrakilerden

Saheeh InternationalAnd a few of the later peoples

56:15 📚 1
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ‏

Süleyman AteşAltın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler

Saheeh InternationalOn thrones woven [with ornament]

56:16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Süleyman AteşOnların üzerinde karşılıklı yaslanırlar

Elmalılı Hamdi YazırKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar

Saheeh InternationalReclining on them, facing each other

56:17
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ

Süleyman AteşÇevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır

Elmalılı Hamdi YazırÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar

Saheeh InternationalThere will circulate among them young boys made eternal

56:18 📚 1
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ‏

Süleyman AteşAkıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle

Elmalılı Hamdi YazırKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle

Saheeh InternationalWith vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring

56:19 📚 2
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Süleyman Ateş(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

Elmalılı Hamdi YazırOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

Saheeh InternationalNo headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated

56:20
وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Süleyman AteşBeğendikleri meyva(lar)

Elmalılı Hamdi YazırBeğendikleri meyvalar

Saheeh InternationalAnd fruit of what they select

56:21 📚 2
وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ

Süleyman AteşCanlarının çektiği kuş et(ler)i

Elmalılı Hamdi YazırCanlarının çektiği kuş etleri

Saheeh InternationalAnd the meat of fowl, from whatever they desire

56:22
وَحُورٌ عِينࣱ‏

Süleyman Ateşİri gözlü huriler

Elmalılı Hamdi Yazırİri gözlü hûriler

Saheeh InternationalAnd [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes

56:23
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ

Süleyman AteşSaklı inciler gibi

Elmalılı Hamdi YazırSaklı inciler gibi

Saheeh InternationalThe likenesses of pearls well-protected

56:24 📚 19
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Süleyman AteşYaptıklarına karşılık olarak

Elmalılı Hamdi YazırYaptıklarına karşılık olarak verilir

Saheeh InternationalAs reward for what they used to do

56:25
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا

Süleyman AteşOrada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler

Elmalılı Hamdi YazırOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler

Saheeh InternationalThey will not hear therein ill speech or commission of sin

56:26
إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا

Süleyman AteşDuydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır

Elmalılı Hamdi YazırDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır

Saheeh InternationalOnly a saying: "Peace, peace

56:27
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ

Süleyman AteşSağın adamları, nedir o sağın adamları

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları, nedir o sağın adamları

Saheeh InternationalThe companions of the right - what are the companions of the right

56:28 📚 5
فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ‏

Süleyman Ateş(Onlar) Dikensiz kirazlar

Elmalılı Hamdi YazırDalbastı kirazlar

Saheeh International[They will be] among lote trees with thorns removed

56:29
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ‏

Süleyman Ateş(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar

Elmalılı Hamdi YazırMeyva dizili muzlar

Saheeh InternationalAnd [banana] trees layered [with fruit]

56:30
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ‏

Süleyman AteşUzamış gölge(ler)

Elmalılı Hamdi YazırUzamış gölgeler

Saheeh InternationalAnd shade extended

56:31
وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ‏

Süleyman AteşFışkıran sular

Elmalılı Hamdi YazırFışkıran sular

Saheeh InternationalAnd water poured out

56:32
وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ‏

Süleyman AteşPek çok mevya arasında

Elmalılı Hamdi YazırPek çok meyva arasında

Saheeh InternationalAnd fruit, abundant [and varied]

56:33 📚 8
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ‏

Süleyman AteşTükenmeyen ve yasaklanmayan

Elmalılı Hamdi YazırTükenmeyen ve yasaklanmayan

Saheeh InternationalNeither limited [to season] nor forbidden

56:34
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ

Süleyman AteşVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler

Elmalılı Hamdi YazırVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler

Saheeh InternationalAnd [upon] beds raised high

56:35
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ‏

Süleyman AteşBiz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz

Elmalılı Hamdi YazırBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık)

Saheeh InternationalIndeed, We have produced the women of Paradise in a [new] creation

56:36
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا

Süleyman AteşOnları bakireler yapmışızdır

Elmalılı Hamdi YazırOnları bâkireler yaptık

Saheeh InternationalAnd made them virgins

56:37
عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا

Süleyman AteşHep yaşıt sevgililer

Elmalılı Hamdi YazırHep yaşıt sevgililer

Saheeh InternationalDevoted [to their husbands] and of equal age

56:38
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Süleyman AteşSağın adamları için

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları içindir

Saheeh InternationalFor the companions of the right [who are]

56:39 📚 7
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Süleyman Ateş(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir

Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu öncekilerdendir

Saheeh InternationalA company of the former peoples

56:40 📚 5
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Süleyman AteşBir bölümü de sonrakilerdendir

Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu da sonrakilerdendir

Saheeh InternationalAnd a company of the later peoples

56:41
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular

Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları, nedir o solcular

Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left

56:42
فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ‏

Süleyman Ateş(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde

Saheeh International[They will be] in scorching fire and scalding water

56:43
وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ‏

Süleyman AteşKara dumandan bir gölge altında

Elmalılı Hamdi YazırKapkara dumandan bir gölge altındadırlar

Saheeh InternationalAnd a shade of black smoke

56:44
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ

Süleyman AteşKi ne serindir, ne faydalı

Elmalılı Hamdi YazırKi ne serindir, ne de faydalı

Saheeh InternationalNeither cool nor beneficial

56:45
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ

Süleyman AteşÇünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı

Saheeh InternationalIndeed they were, before that, indulging in affluence

56:46
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ

Süleyman AteşBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı

Saheeh InternationalAnd they used to persist in the great violation

56:47
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Süleyman AteşVe diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz

Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz

Saheeh InternationalAnd they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected

56:48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Süleyman AteşÖnceki atalarımız da mı

Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımızda mı

Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]

56:49
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ

Süleyman AteşDe ki: "Öncekiler de sonrakiler de

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "Indeed, the former and the later peoples

56:50
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Süleyman AteşBelli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırBelli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır

Saheeh InternationalAre to be gathered together for the appointment of a known Day

56:51 📚 1
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ

Süleyman AteşSonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)

Elmalılı Hamdi YazırSonra siz, ey sapık yalanlayıcılar

Saheeh InternationalThen indeed you, O those astray [who are] deniers

56:52 📚 2
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ‏

Süleyman Ateş(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler

Elmalılı Hamdi YazırElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz

Saheeh InternationalWill be eating from trees of zaqqum

56:53
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Süleyman AteşOnunla karınları(nı) dolduracaklar

Elmalılı Hamdi YazırKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız

Saheeh InternationalAnd filling with it your bellies

56:54
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ

Süleyman AteşÜzerine de kaynar su içeceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırÜstüne de kaynar su içeceksiniz

Saheeh InternationalAnd drinking on top of it from scalding water

56:55
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ

Süleyman AteşSusuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırSusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz

Saheeh InternationalAnd will drink as the drinking of thirsty camels

56:56
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Süleyman Ateşİşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir

Elmalılı Hamdi Yazırİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur

Saheeh InternationalThat is their accommodation on the Day of Recompense

56:57
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ

Süleyman AteşBiz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi

Elmalılı Hamdi YazırBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi

Saheeh InternationalWe have created you, so why do you not believe

56:58
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ

Süleyman AteşAkıttığınız meniyi gördünüz mü

Elmalılı Hamdi YazırAttığınız meniyi gördünüz mü

Saheeh InternationalHave you seen that which you emit

56:59
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ

Süleyman AteşSiz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz

Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

Saheeh InternationalIs it you who creates it, or are We the Creator

56:60 📚 1
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Süleyman AteşAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)

Elmalılı Hamdi YazırAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez

Saheeh InternationalWe have decreed death among you, and We are not to be outdone

56:61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Süleyman Ateş(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim

Elmalılı Hamdi YazırBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz)

Saheeh InternationalIn that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know

56:62 📚 1
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ

Süleyman AteşAndolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi

Saheeh InternationalAnd you have already known the first creation, so will you not remember

56:63
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ

Süleyman AteşEktiğinizi gördünüz mü

Elmalılı Hamdi YazırEktiğinizi gördünüz mü

Saheeh InternationalAnd have you seen that [seed] which you sow

56:64
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Süleyman AteşSiz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz

Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

Saheeh InternationalIs it you who makes it grow, or are We the grower

56:65
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ

Süleyman AteşDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz

Elmalılı Hamdi YazırDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz

Saheeh InternationalIf We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder

56:66
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ

Süleyman AteşBiz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu borç altına girdik

Saheeh International[Saying], "Indeed, we are [now] in debt

56:67 📚 1
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Süleyman AteşDoğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz)

Saheeh InternationalRather, we have been deprived

56:68
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ

Süleyman Ateşİçtiğiniz suya baktınız mı

Elmalılı Hamdi Yazırİçtiğiniz suya baktınız mı

Saheeh InternationalAnd have you seen the water that you drink

56:69 📚 1
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ

Süleyman AteşSiz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz

Elmalılı Hamdi YazırBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

Saheeh InternationalIs it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down

56:70
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ

Süleyman AteşDileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi

Elmalılı Hamdi YazırDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya

Saheeh InternationalIf We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful

56:71
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ

Süleyman Ateş(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü

Elmalılı Hamdi YazırYaktığınız ateşi gördünüz mü

Saheeh InternationalAnd have you seen the fire that you ignite

56:72
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ

Süleyman AteşOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz

Elmalılı Hamdi YazırOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz

Saheeh InternationalIs it you who produced its tree, or are We the producer

56:73
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ

Süleyman AteşBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık

Saheeh InternationalWe have made it a reminder and provision for the travelers

56:74 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt

Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt

Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great

56:75
۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Süleyman AteşYoo, yıldızların yerlerine yemin ederim

Elmalılı Hamdi YazırHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim

Saheeh InternationalThen I swear by the setting of the stars

56:76 📚 4
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ

Süleyman AteşBilirseniz, bu büyük bir yemindir

Elmalılı Hamdi YazırBilirseniz bu büyük bir yemindir

Saheeh InternationalAnd indeed, it is an oath - if you could know - [most] great

56:77
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ‏

Süleyman AteşO, elbette değerli bir Kur'an'dır

Elmalılı Hamdi YazırO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır

Saheeh InternationalIndeed, it is a noble Qur'an

56:78
فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ‏

Süleyman AteşSaklı bir Kitaptadır

Elmalılı Hamdi YazırKorunmuş bir kitaptadır

Saheeh InternationalIn a Register well-protected

56:79 📚 7
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ

Süleyman AteşKi ona temizlerden başkası dokunmaz

Elmalılı Hamdi YazırOna temizlenenlerden başkası el süremez

Saheeh InternationalNone touch it except the purified

56:80
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Süleyman AteşAlemlerin Rabbinden indirilmiştir

Elmalılı Hamdi Yazırâlemlerin Rabbinden indirilmiştir

Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds

56:81 📚 1
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ

Süleyman AteşŞimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz

Saheeh InternationalThen is it to this statement that you are indifferent

56:82 📚 4
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ

Süleyman Ateş(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)

Elmalılı Hamdi YazırRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz

Saheeh InternationalAnd make [the thanks for] your provision that you deny [the Provider]

56:83 📚 2
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ

Süleyman AteşYa can boğaza dayandığı zaman

Elmalılı Hamdi YazırCan boğaza dayandığı zaman

Saheeh InternationalThen why, when the soul at death reaches the throat

56:84
وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ

Süleyman AteşKi siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz

Elmalılı Hamdi YazırKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz

Saheeh InternationalAnd you are at that time looking on

56:85 📚 1
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ

Süleyman AteşBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz

Elmalılı Hamdi YazırBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz

Saheeh InternationalAnd Our angels are nearer to him than you, but you do not see

56:86 📚 1
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ

Süleyman AteşEğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız

Elmalılı Hamdi YazırEğer cezalandırılmayacak iseniz

Saheeh InternationalThen why do you not, if you are not to be recompensed

56:87
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Süleyman Ateş(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize

Elmalılı Hamdi YazırOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz

Saheeh InternationalBring it back, if you should be truthful

56:88 📚 7
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Süleyman Ateş(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise

Elmalılı Hamdi YazırFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise

Saheeh InternationalAnd if the deceased was of those brought near to Allah

56:89
فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ‏

Süleyman AteşO'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var

Elmalılı Hamdi YazırOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır

Saheeh InternationalThen [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure

56:90
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Süleyman AteşEğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise

Elmalılı Hamdi YazırEğer O, sağın adamlarından ise

Saheeh InternationalAnd if he was of the companions of the right

56:91
فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Süleyman Ateş(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey sağcı), sana sağcılardan selam

Saheeh InternationalThen [the angels will say], "Peace for you; [you are] from the companions of the right

56:92 📚 1
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Süleyman AteşAma yalanlayıcı sapıklardan ise

Elmalılı Hamdi YazırAma yalanlayıcı sapıklardan ise

Saheeh InternationalBut if he was of the deniers [who were] astray

56:93 📚 1
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Süleyman AteşKaynar sudan bir ziyafet

Elmalılı Hamdi Yazırİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

Saheeh InternationalThen [for him is] accommodation of scalding water

56:94
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ

Süleyman AteşVe cehenneme atılma var

Elmalılı Hamdi YazırVe cehenneme atılma vardır

Saheeh InternationalAnd burning in Hellfire

56:95
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Süleyman AteşKesin gerçek budur işte

Elmalılı Hamdi YazırKesin gerçek budur işte

Saheeh InternationalIndeed, this is the true certainty

56:96 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et

Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great

← Önceki Sonraki →

56. Al-Waaqia Suresi | Anlam Arayışı