63. Al-Munaafiqoon سُورَةُ المُنَافِقُونَ
Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlüler sana gelince: "Senin şüphesiz Allah'ın Peygamberi olduğuna şehadet ederiz" derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir; bunun yanında Allah, ikiyüzlülerin yalancı olduklarını da bilir
Elmalılı Hamdi YazırMünafıklar sana geldikleri vakit: "Şahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah'ın elçisisin." derler. Senin mutlaka kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder
Yusuf AliWhen the Hypocrites come to thee, they say, "We bear witness that thou art indeed the Apostle of God." Yea, God knoweth that thou art indeed His Apostle, and God beareth witness that the Hypocrites are indeed liars
Diyanet İşleri MealiOnlar, yeminlerini kalkan edinerek Allah'ın yolundan alıkoyarlar. İşledikleri işler gerçekten ne kötüdür
Elmalılı Hamdi YazırYeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın yolundan çevirdiler. Onların yaptıkları ne kötüdür
Yusuf AliThey have made their oaths a screen (for their misdeeds): thus they obstruct (men) from the Path of God: truly evil are their deeds
Diyanet İşleri MealiBu, önce inanıp sonra inkar etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalbleri mühürlenmiştir; artık anlamazlar
Elmalılı Hamdi YazırBunun sebebi şudur: Onlar inandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar
Yusuf AliThat is because they believed, then they rejected Faith: So a seal was set on their hearts: therefore they understand not
Diyanet İşleri MealiOnlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar
Elmalılı Hamdi YazırOnları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar
Yusuf AliWhen thou lookest at them, their exteriors please thee; and when they speak, thou listenest to their words. They are as (worthless as hollow) pieces of timber propped up, (unable to stand on their own). They think that every cry is against them . They are the enemies; so beware of them. The curse of God be on them! How are they deluded (away from the Truth)
Diyanet İşleri MealiOnlara: "Gelin de Allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün
Elmalılı Hamdi YazırOnlara: "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için mağfiret dilesin." denildiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün
Yusuf AliAnd when it is said to them, "Come, the Apostle of God will pray for your forgiveness", they turn aside their heads, and thou wouldst see them turning away their faces in arrogance
Diyanet İşleri MealiOnlar için, bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bağışlamayacaktır. Doğrusu Allah, yoldan çıkmış milleti doğru yola eriştirmez
Elmalılı Hamdi YazırOnlara mağfiret dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu yola iletmez
Yusuf AliIt is equal to them whether thou pray for their forgiveness or not. God will not forgive them. Truly God guides not rebellious transgressors
Diyanet İşleri MealiBunlar: "Allah'ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir şey vermeyin de dağılıp gitsinler" diyen kimselerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği anlamazlar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar öyle kimselerdir ki: "Allah'ın elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler." diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar
Yusuf AliThey are the ones who say, "Spend nothing on those who are with God's Apostle, to the end that they may disperse (and quit Medina)." But to God belong the treasures of the heavens and the earth; but the Hypocrites understand not
Diyanet İşleri MealiEğer bu savaşdan Medine'ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır" diyorlardı. Oysa, şeref Allah'ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği bilmezler
Elmalılı Hamdi YazırDiyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, daha üstün olan, daha alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler
Yusuf AliThey say, "If we return to Medina, surely the more honourable (element) will expel therefrom the meaner." But honour belongs to God and His Apostle, and to the Believers; but the Hypocrites know not
Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın; böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır
Elmalılı Hamdi YazırEy İnananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır
Yusuf AliO ye who believe! Let not your riches or your children divert you from the remembrance of God. If any act thus, the loss is their own
Diyanet İşleri MealiBirine ölüm gelip de: "Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam" diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarfedin
Elmalılı Hamdi YazırBirinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın
Yusuf Aliand spend something (in charity) out of the substance which We have bestowed on you, before Death should come to any of you and he should say, "O my Lord! why didst Thou not give me respite for a little while? I should then have given (largely ) in charity, and I should have been one of the doers of good
Diyanet İşleri MealiBir canın eceli gelip çatınca, Allah onu asla geri bırakmaz; Allah, işlediklerinizden haberdardır
Elmalılı Hamdi YazırAllah süresi geldiği zaman hiç bir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır
Yusuf AliBut to no soul will God grant respite when the time appointed (for it) has come; and God is well acquainted with (all) that ye do