68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
نٓ ۚ وَٱ لْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُو نَ
وَٱلْقَلَمِ
kaleme andolsun
Elmalılı Hamdi Yazır Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun
مَآ أَنت َ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْ نُو نٍ
بِمَجْنُونٍۢ
cinlenmiş (deli)
Elmalılı Hamdi Yazır Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin
وَإِنّ َ لَكَ لَأَجْ رًا غَيْرَ مَمْنُو نٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var
وَإِنّ َكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِي مٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin
68:5 ▶ ⧉ ☆
فَسَتُبْ صِرُ وَيُبْ صِرُو نَ
وَيُبْصِرُونَ
onlar da görecekler
Elmalılı Hamdi Yazır Sen de göreceksin, onlar da görecek
68:6 ▶ ⧉ ☆
بِأَييِّكُمُ ٱ لْمَفْتُو نُ
ٱلْمَفْتُونُ
fitnelenmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır Hanginizde imiş o fitne ve cinnet
إِنّ َ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ض َلَّ عَن س َبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱ لْمُهْتَدِي نَ
بِٱلْمُهْتَدِينَ
doğru yoldadır
Elmalılı Hamdi Yazır Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur
فَلَا تُطِعِ ٱ لْمُكَذِّبِي نَ
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanlara
Elmalılı Hamdi Yazır O halde , yalanlayıcılara itaat etme
وَدُّواْ لَوْ تُدْ هِنُ فَيُدْ هِنُو نَ
تُدْهِنُ
sen yağcılık yapasın
فَيُدْهِنُونَ
onlar da yağcılık yapsınlar
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ م َّهِي نٍ
حَلَّافٍۢ
yemin edip duran
Elmalılı Hamdi Yazır Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık
هَمّ َازٍ م َّشَّا ٓءِۭ ب ِنَمِي مٍ
مَّشَّآءٍۭ
götürüp getiren
Elmalılı Hamdi Yazır Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren
مَّنّ َاعٍ ل ِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِي مٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr
عُتُلِّۭ ب َعْدَ ذَٲ لِكَ زَنِي مٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı
68:14 ▶ ⧉ ☆
أَن ك َانَ ذَا مَالٍ و َبَنِي نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Mal ve oğulları var diye (böyle davranır)
68:15 ▶ ⧉ ☆
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰ تُنَا قَالَ أَسَـٰ طِيرُ ٱ لْأَوَّلِي نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱ لْخُرْطُو مِ
سَنَسِمُهُۥ
biz onu damgalayacağız
Elmalılı Hamdi Yazır Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız
68:17 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا بَلَوْنَـٰ هُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰ بَ ٱ لْجَنّ َةِ إِذْ أَقْ سَمُواْ لَيَصْرِمُنّ َهَا مُصْبِحِي نَ
بَلَوْنَـٰهُمْ
bunlara da bela verdik
بَلَوْنَآ
bela verdiğimiz
أَقْسَمُوا۟
onlar yemin etmişlerdi
لَيَصْرِمُنَّهَا
bahçeyi mutlaka devşireceklerine
Elmalılı Hamdi Yazır Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi
68:18 ▶ ⧉ ☆
وَلَا يَسْتَثْنُو نَ
يَسْتَثْنُونَ
istisna da etmiyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı)
68:19 ▶ ⧉ ☆
فَطَافَ عَلَيْهَا طَا ٓئِفٌ م ِّن ر َّبِّكَ وَهُمْ نَا ٓئِمُو نَ
طَآئِفٌۭ
dolaşıcı bir bela
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da
68:20 ▶ ⧉ ☆
فَأَصْبَحَتْ كَٱ ل صَّرِي مِ
فَأَصْبَحَتْ
(bahçe) kesiliverdi
Elmalılı Hamdi Yazır Bahçe simsiyah kesiliverdi
68:21 ▶ ⧉ ☆
فَتَنَادَوْاْ مُصْبِحِي نَ
فَتَنَادَوْا۟
birbirlerine seslendiler
Elmalılı Hamdi Yazır Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler
68:22 ▶ ⧉ ☆
أَنِ ٱ غْدُواْ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن ك ُنت ُمْ صَـٰ رِمِي نَ
صَـٰرِمِينَ
pluck (the) fruit
Elmalılı Hamdi Yazır Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye
68:23 ▶ ⧉ ☆
فَٱ نط َلَقُواْ وَهُمْ يَتَخَـٰ فَتُو نَ
فَٱنطَلَقُوا۟
derken yürüdüler
يَتَخَـٰفَتُونَ
fısıldaşıyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı
68:24 ▶ ⧉ ☆
أَن ل َّا يَدْ خُلَنّ َهَا ٱ لْيَوْمَ عَلَيْكُم م ِّسْكِي نٌ
يَدْخُلَنَّهَا
will enter it
Elmalılı Hamdi Yazır Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı
68:25 ▶ ⧉ ☆
وَغَدَوْاْ عَلَىٰ حَرْدٍ ق َـٰ دِرِي نَ
وَغَدَوْا۟
ve erkenden gittiler
قَـٰدِرِينَ
güçleri yettiği halde
Elmalılı Hamdi Yazır (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler
68:26 ▶ ⧉ ☆
فَلَمّ َا رَأَوْهَا قَالُوٓ اْ إِنّ َا لَضَا ٓلُّو نَ
لَضَآلُّونَ
biz (yolu) şaşırdık
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُو نَ
مَحْرُومُونَ
mahrum bırakıldık
Elmalılı Hamdi Yazır Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler)
68:28 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُو نَ
أَوْسَطُهُمْ
orta yol üzere olanları
تُسَبِّحُونَ
tesbih etmeniz
Elmalılı Hamdi Yazır İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim
68:29 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ سُبْ حَـٰ نَ رَبِّنَآ إِنّ َا كُنّ َا ظَـٰ لِمِي نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler)
68:30 ▶ ⧉ ☆
فَأَقْ بَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ي َتَلَـٰ وَمُو نَ
فَأَقْبَلَ
dönüp başladılar
Elmalılı Hamdi Yazır Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar
68:31 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ يَـٰ وَيْلَنَآ إِنّ َا كُنّ َا طَـٰ غِي نَ
يَـٰوَيْلَنَآ
ey yazık bize
Elmalılı Hamdi Yazır Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız
68:32 ▶ ⧉ ☆
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن ي ُبْ دِلَنَا خَيْرًا م ِّنْهَآ إِنّ َآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٲ غِبُو نَ
أَن
bize onun yerine verir
يُبْدِلَنَا
will substitute for us
Elmalılı Hamdi Yazır Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız
كَذَٲ لِكَ ٱ لْعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱ لْأَخِرَةِ أَكْبَرُۚ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi
68:34 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ لِلْمُتَّقِينَ عِند َ رَبِّهِمْ جَنّ َـٰ تِ ٱ ل نّ َعِي مِ
لِلْمُتَّقِينَ
muttakiler için vardır
Elmalılı Hamdi Yazır Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır
أَفَنَجْ عَلُ ٱ لْمُسْلِمِينَ كَٱ لْمُجْ رِمِي نَ
أَفَنَجْعَلُ
biz yapar mıyız?
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanları
كَٱلْمُجْرِمِينَ
suçlular gibi
Elmalılı Hamdi Yazır Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُو نَ
تَحْكُمُونَ
hüküm veriyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz
68:37 ▶ ⧉ ☆
أَمْ لَكُمْ كِتَـٰ بٌ ف ِيهِ تَدْ رُسُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz
68:38 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı
68:39 ▶ ⧉ ☆
أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰ نٌ عَلَيْنَا بَـٰ لِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱ لْقِيَـٰ مَةِۙ إِنّ َ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var
68:40 ▶ ⧉ ☆
سَلْهُمْ أَيُّهُم ب ِذَٲ لِكَ زَعِي مٌ
Elmalılı Hamdi Yazır Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi
68:41 ▶ ⧉ ☆
أَمْ لَهُمْ شُرَكَا ٓءُ فَلْيَأْتُواْ بِشُرَكَا ٓئِهِمْ إِن ك َانُواْ صَـٰ دِقِي نَ
لَهُمْ
kendilerinin -mı var?
فَلْيَأْتُوا۟
o halde çağırsınlar
بِشُرَكَآئِهِمْ
ortaklarını
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن س َاقٍ و َيُدْ عَوْنَ إِلَى ٱ ل سُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُو نَ
يُكْشَفُ
açılacağı sıvanacağı'
وَيُدْعَوْنَ
ve da'vet edilecekleri
يَسْتَطِيعُونَ
they will be able
Elmalılı Hamdi Yazır O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler
خَـٰ شِعَةً أَبْ صَـٰ رُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۖ و َقَدْ كَانُواْ يُدْ عَوْنَ إِلَى ٱ ل سُّجُودِ وَهُمْ سَـٰ لِمُو نَ
تَرْهَقُهُمْ
onları kaplar
كَانُوا۟
da'vet edilirlerdi
Elmalılı Hamdi Yazır Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı
68:44 ▶ ⧉ ☆
فَذَرْنِى وَمَن ي ُكَذِّبُ بِهَـٰ ذَا ٱ لْحَدِيثِۖ سَنَسْتَدْ رِجُهُم م ِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُو نَ
سَنَسْتَدْرِجُهُم
onları derece derece yaklaştıracağız
Elmalılı Hamdi Yazır Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız
وَأُمْلِى لَهُمْۚ إِنّ َ كَيْدِى مَتِي نٌ
وَأُمْلِى
mühlet veriyorum
Elmalılı Hamdi Yazır Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır
68:46 ▶ ⧉ ☆
أَمْ تَسْــَٔلُهُمْ أَجْ رًا ف َهُم م ِّن م َّغْرَمٍ م ُّثْقَلُو نَ
تَسْـَٔلُهُمْ
sen istiyorsun (da)
مُّثْقَلُونَ
ağır bir yük altındadırlar
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar
68:47 ▶ ⧉ ☆
أَمْ عِند َهُمُ ٱ لْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُو نَ
عِندَهُمُ
yanlarında (mıdır?)
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar
فَٱ صْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن ك َصَاحِبِ ٱ لْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُو مٌ
كَصَاحِبِ
sahibi gibi (Yunus)
مَكْظُومٌۭ
sıkıntıdan yutkunarak
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti
لَّوْلَآ أَن ت َدَٲ رَكَهُۥ نِعْمَةٌ م ِّن ر َّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱ لْعَرَا ٓءِ وَهُوَ مَذْمُو مٌ
بِٱلْعَرَآءِ
çıplak bir yere
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı
68:50 ▶ ⧉ ☆
فَٱ جْ تَبَـٰ هُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱ ل صَّـٰ لِحِي نَ
فَٱجْتَبَـٰهُ
onun du'asını kabul etti
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı
68:51 ▶ ⧉ ☆
وَإِن ي َكَادُ ٱ لَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْ صَـٰ رِهِمْ لَمّ َا سَمِعُواْ ٱ ل ذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنّ َهُۥ لَمَجْ نُو نٌ
لَيُزْلِقُونَكَ
seni devireceklerdi
بِأَبْصَـٰرِهِمْ
gözleriyle
وَيَقُولُونَ
ve diyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar
68:52 ▶ ⧉ ☆
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ ل ِّلْعَـٰ لَمِي نَ
لِّلْعَـٰلَمِينَ
alemler için
Elmalılı Hamdi Yazır Halbuki o âlemler için bir öğüttür
← Önceki Sonraki →