68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ
Saheeh InternationalNun. By the pen and what they inscribe
Süleyman AteşNun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun
«ن» أحد حروف الهجاء الله أعلم بمراده به «والقلم» الذي كتب به الكائنات في اللوح المحفوظ «وما يسطرون» أي الملائكة من الخير والصلاح.
Saheeh InternationalYou are not, [O Muhammad], by the favor of your Lord, a madman
Süleyman AteşSen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin
«ما أنت» يا محمد «بنعمة ربك بمجنون» أي انتفى الجنون عنك بسبب إنعام ربك عليك بالنبوة وغيرها وهذا رد لقولهم إنه مجنون.
Saheeh InternationalAnd indeed, for you is a reward uninterrupted
Süleyman AteşSenin için kesintisiz bir mükafat vardır
«وإن لك لأجرا غير ممنون» مقطوع.
Saheeh InternationalAnd indeed, you are of a great moral character
Süleyman AteşVe sen, büyük bir ahlak üzerindesin
«وإنك لعلى خلق» دين «عظيم».
Saheeh InternationalSo you will see and they will see
Süleyman Ateş(Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler
«فستبصر ويبصرون».
Saheeh InternationalWhich of you is the afflicted [by a devil]
Süleyman AteşHanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu
«بأيكم المفتون» مصدر كالمعقول، أي الفتون بمعنى الجنون، أي أبك أم بهم.
Saheeh InternationalIndeed, your Lord is most knowing of who has gone astray from His way, and He is most knowing of the [rightly] guided
Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur
«إن ربك هو أعلم بمن ضل عن سبيله وهو أعلم بالمهتدين» له وأعلم بمعنى عالم.
Saheeh InternationalThen do not obey the deniers
Süleyman AteşÖyleyse yalanlayanlara ita'at etme
«فلا تطع المكذبين».
Saheeh InternationalThey wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you]
Süleyman Ateşİstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar)
«ودوا» تمنوا «لو» مصدرية «تدهن» تلين لهم «فيدهنون» يلينون لك وهو معطوف على تدهن، وإن جعل جواب التمني المفهوم من ودوا قدر قبله بعد الفاء هم.
Saheeh InternationalAnd do not obey every worthless habitual swearer
Süleyman AteşŞunların hiçbirine ita'at etme: Yemin edip duran aşağılık
«ولا تطع كل حلاف» كثير الحلف بالباطل «مهين» حقير.
Saheeh International[And] scorner, going about with malicious gossip
Süleyman AteşKötüleyip duran, söz götürüp getiren
«هماز» غياب أي مغتاب «مشاء بنميم» ساع بالكلام بين الناس على وجه الإفساد بينهم.
Saheeh InternationalA preventer of good, transgressing and sinful
Süleyman AteşHayra engel olan, saldırgan, günahkar
«مناع للخير» بخيل بالمال عن الحقوق «معتد» ظالم «أثيم» آثم.
Saheeh InternationalCruel, moreover, and an illegitimate pretender
Süleyman AteşKaba, sonra da kötülükle damgalı
«عتل» غليظ جاف «بعد ذلك زنيم» دعيٍّ في قريش، وهو الوليد بن المغيرة ادَّعاه أبوه بعد ثماني عشرة سنة، قال ابن عباس: لا نعلم أن الله وصف أحدا بما وصفه به من العيوب فألحق به عارا لا يفارقه أبدا، وتعلق بزنيم الظرف قبله.
Saheeh InternationalBecause he is a possessor of wealth and children
Süleyman AteşMal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış)
«أن كان ذا مال وبنين» أي لأن وهو متعلق بما دل عليه.
Saheeh InternationalWhen Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples
Süleyman AteşKendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der
«إذ تتلى عليه آياتنا» القرآن «قال» هي «أساطير الأولين» أي كذب بها لإنعامنا عليه بما ذكر، وفي قراءة أأن بهمزتين مفتوحتين.
Saheeh InternationalWe will brand him upon the snout
Süleyman AteşBiz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz
«سنسمه على الخرطوم» سنجعل على أنفه علامة يعير بها ما عاش فخطم أنفه بالسيف يوم بدر.
Saheeh InternationalIndeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning
Süleyman AteşBiz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi
«إنا بلوناهم» امتحنا أهل مكة بالقحط والجوع «كما بلونا أصحاب الجنة» البستان «إذ أقسموا ليصرمنَّها» يقطعون ثمرتها «مصبحين» وقت الصباح كي لا يشعر بهم المساكين فلا يعطونهم منها ما كان أبوهم يتصدق به عليهم منها.
Saheeh InternationalWithout making exception
Süleyman Ateşİstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı
«ولا يستثنون» في يمينهم بمشيئة الله تعالى والجملة مستأنفة، أي وشأنهم ذلك.
Saheeh InternationalSo there came upon the garden an affliction from your Lord while they were asleep
Süleyman AteşFakat onlar uyurlarken hemen (gönderilen) dolaşıcı bir bela, onu sardı da
«فطاف عليها طائف من ربك» نار أحرقتها ليلا «وهم نائمون».
Saheeh InternationalAnd it became as though reaped
Süleyman AteşBahçe simsiyah kesiliverdi
«فأصبحت كالصريم» كالليل الشديد الظلمة، أي سوداء.
Saheeh InternationalAnd they called one another at morning
Süleyman AteşSabahleyin birbirlerine seslendiler
«فتنادوا مصبحين».
Saheeh International[Saying], "Go early to your crop if you would cut the fruit
Süleyman AteşHaydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin diye
«أن اغدوا على حرثكم» غلتكم تفسير لتنادوا، أو أن مصدرية أي بأن «إن كنتم صارمين» مريدين القطع وجواب الشرط دل عليه ما قبله.
Saheeh InternationalSo they set out, while lowering their voices
Süleyman AteşDerken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı
«فانطلقوا وهم يتخافتون» يتسارون.
Saheeh International[Saying], "There will surely not enter it today upon you [any] poor person
Süleyman AteşSakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın diye
«أن لا يدخلنها اليوم عليكم مسكين» تفسير لما قبله، أو أن مصدرية أي بأن.
Saheeh InternationalAnd they went early in determination, [assuming themselves] able
Süleyman AteşDevşirebileceklerini umarak erkenden gittiler
«وغدوا على حرد» منع للفقراء «قادرين» عليه في ظنهم.
Saheeh InternationalBut when they saw it, they said, "Indeed, we are lost
Süleyman AteşFakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler
«فلما رأوها» سوداء محترقة «قالوا إنا لضالون» عنها، أي ليست هذه ثم قالوا لما علموها:
Saheeh InternationalRather, we have been deprived
Süleyman AteşHayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık
«بل نحن محرومون» ثمرتها بمنعنا الفقراء منها.
Saheeh InternationalThe most moderate of them said, "Did I not say to you, 'Why do you not exalt [Allah]
Süleyman AteşOrta(yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi
«قال أوسطهم» خيرهم «ألم أقل لكم لولا» هلا «تسبحون» الله تائبين.
Saheeh InternationalThey said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers
Süleyman AteşRabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz! dediler
«قالوا سبحان ربنا إنا كنا ظالمين» بمنع الفقراء حقهم.
Saheeh InternationalThen they approached one another, blaming each other
Süleyman AteşDönüp birbirlerini kınamağa başladılar
«فأقبل بعضهم على بعض يتلاومون».
Saheeh InternationalThey said, "O woe to us; indeed we were transgressors
Süleyman AteşYazık bize, dediler, biz azgınlarmışız
«قالوا يا» للتنبيه «ويلنا» هلا كنا «إنا كنا طاغين».
Saheeh InternationalPerhaps our Lord will substitute for us [one] better than it. Indeed, we are toward our Lord desirous
Süleyman AteşBelki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord
«عسى ربنا أن يبدِّلنا» بالتشديد والتخفيف «خيرا منها إنا إلى ربنا راغبون» ليقبل توبتنا ويرد علينا خيرا من جنتنا، روي أنهم أُبدلوا خيرا منها.
Saheeh InternationalSuch is the punishment [of this world]. And the punishment of the Hereafter is greater, if they only knew
Süleyman Ateşİşte azab böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi
«كذلك» أي مثل العذاب لهؤلاء «العذاب» لمن خالف أمرنا من كفار مكة وغيرهم «ولعذاب الآخرة أكبر لو كانوا يعلمون» عذابها ما خالفوا أمرنا، ونزل لما قالوا إن بعثنا نعطى أفضل منكم:
Saheeh InternationalIndeed, for the righteous with their Lord are the Gardens of Pleasure
Süleyman AteşKorunanlar için de Rableri katında ni'met bahçeleri vardır
«إن للمتقين عند ربهم جنات النعيم».
Saheeh InternationalThen will We treat the Muslims like the criminals
Süleyman AteşBiz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç
«أفنجعل المسلمين كالمجرمين» أي تابعين لهم في العطاء.
Saheeh InternationalWhat is [the matter] with you? How do you judge
Süleyman AteşNeyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz
«ما لكم كيف تحكمون» هذا الحكم الفاسد.
Saheeh InternationalOr do you have a scripture in which you learn
Süleyman AteşYoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz
«أم» أي بل أ «لكم كتاب» منزل «فيه تدرسون» أي تقرؤون.
Saheeh InternationalThat indeed for you is whatever you choose
Süleyman AteşOnda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz
«إن لكم فيه لما تخيرون» تختارون.
Saheeh InternationalOr do you have oaths [binding] upon Us, extending until the Day of Resurrection, that indeed for you is whatever you judge
Süleyman AteşYoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde
«أم لكم أَيمان» عهود «علينا بالغة» واثقة «إلى يوم القيامة» متعلق معنى بعلينا، وفي هذا الكلام معنى القسم، أي أقسمنا لكم وجوابه «إن لكم لما تحكمون» به لأنفسكم.
Saheeh InternationalAsk them which of them, for that [claim], is responsible
Süleyman AteşSor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak
«سلهم أيهم بذلك» الحكم الذي يحكمون به لأنفسهم من أنهم يعطون في الآخرة أفضل من المؤمنين «زعيم» كفيل لهم.
Saheeh InternationalOr do they have partners? Then let them bring their partners, if they should be truthful
Süleyman AteşYoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar
«أم لهم» أي عندهم «شركاء» موافقون لهم في هذا القول يكفلون به لهم فإن كان كذلك «فليأتوا بشركائهم» الكافلين لهم به «إن كانوا صادقين».
Saheeh InternationalThe Day the shin will be uncovered and they are invited to prostration but the disbelievers will not be able
Süleyman AteşBacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler
اذكر «يوم يكشف عن ساق» هو عبارة عن شدة الأمر يوم القيامة للحساب والجزاء، يقال: كشفت الحرب عن ساق: إذا اشتد الأمر فيها «ويدعوْن إلى السجود» امتحاناً لإيمانهم «فلا يستطيعون» تصير ظهورهم طبقاً واحداً.
Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. And they used to be invited to prostration while they were sound
Süleyman AteşGözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di
«خاشعة» حال من ضمير يدعون، أي ذليلة «أبصارهم» لا يرفعونها «ترهقهم» تغشاهم «ذلة وقد كانوا يدعوْن» في الدنيا «إلى السجود وهم سالمون» فلا يأتون به بأن لا يصلوا.
Saheeh InternationalSo leave Me, [O Muhammad], with [the matter of] whoever denies the Qur'an. We will progressively lead them [to punishment] from where they do not know
Süleyman AteşBu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız
«فذرني» دعني «ومن يكذب بهذا الحديث» القرآن «سنستدرجهم» نأخذهم قليلا قليلا «من حيث لا يعلمون».
Saheeh InternationalAnd I will give them time. Indeed, My plan is firm
Süleyman AteşOnlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz)
«وأملي لهم» أمهلهم «إن كيدي متين» شديد لا يطاق.
Saheeh InternationalOr do you ask of them a payment, so they are by debt burdened down
Süleyman AteşYoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar
«أم» بل أ «تسألهم» على تبليغ الرسالة «أجرا فهم من مغرم» مما يعطونكه «مثقلون» فلا يؤمنون لذلك.
Saheeh InternationalOr have they [knowledge of] the unseen, so they write [it] down
Süleyman AteşYoksa gayb (görünmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında da onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar
«أم عندهم الغيب» أي اللوح المحفوظ الذي فيه الغيب «فهم يكتبون» منه ما يقولون.
Saheeh InternationalThen be patient for the decision of your Lord, [O Muhammad], and be not like the companion of the fish when he called out while he was distressed
Süleyman AteşSen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti
«فاصبر لحكم ربك» فيهم بما يشاء «ولا تكن كصاحب الحوت» في الضجر والعجلة وهو يونس عليه السلام «إذ نادى» دعا ربه «وهو مكظوم» مملوء غما في بطن الحوت.
Saheeh InternationalIf not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured
Süleyman AteşEğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı
«لولا أن تداركه» أدركه «نعمة» رحمة «من ربه لنبذ» من بطن الحوت «بالعراء» بالأرض الفضاء «وهو مذموم» لكنه رحم فنبذ غير مذموم.
Saheeh InternationalAnd his Lord chose him and made him of the righteous
Süleyman AteşFakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih(iyi insan)lardan yaptı
«فاجتباه ربه» بالنبوة «فجعله من الصالحين» الأنبياء.
Saheeh InternationalAnd indeed, those who disbelieve would almost make you slip with their eyes when they hear the message, and they say, "Indeed, he is mad
Süleyman AteşO inkar edenler Zikr(Kur'an)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı
«وإن يكاد الذين كفروا ليزلقونك» بضم الياء وفتحها «بأبصارهم» ينظرون إليك نظرا شديدا يكاد أن يصرعك ويسقطك من مكانك «لما سمعوا الذكر» القرآن «ويقولون» حسدا «إنه لمجنون» بسبب القرآن الذي جاء به.
Saheeh InternationalBut it is not except a reminder to the worlds
Süleyman AteşHalbuki o, alemler için uyarıdan başka bir şey değildir
«وما هو» أي القرآن «إلا ذكر» موعظة «للعالمين» الجن والإنس لا يحدث بسبب جنون.