68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ
Ali BulaçSen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin
Ali BulaçGerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır
Ali BulaçVe şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin
Ali BulaçArtık yakında göreceksin ve onlar da görecekler
Ali BulaçSizden, hanginizin 'fitneye tutulup-çıldırdığını
Ali BulaçElbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir
Ali BulaçOnlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp-uzlaşacaklardı
Ali BulaçŞunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık
Ali BulaçAlabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan)
Ali BulaçHayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar
Ali BulaçMal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye
Ali BulaçKendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır" diyen
Ali BulaçYakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız
Ali BulaçGerçek şu ki, Biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi
Ali Bulaç(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı
Ali BulaçFakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi
Ali BulaçSonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi
Ali BulaçNihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler
Ali BulaçEğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın
Ali BulaçDerken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler
Ali BulaçBugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın
Ali Bulaç(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler
Ali BulaçAma onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler
Ali BulaçHayır, biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık
Ali Bulaç(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi
Ali BulaçDediler ki: "Rabbimiz Seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz
Ali BulaçŞimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar
Ali BulaçYazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler
Ali BulaçBelki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimiz'e rağbet eden kimseleriz
Ali Bulaçİşte azap böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler
Ali BulaçDoğrusu, muttaki olanlar için Rableri Katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır
Ali BulaçÖyleyse, Müslümanları suçlu-günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız
Ali BulaçYoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var
Ali Bulaçİçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye
Ali BulaçYoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye
Ali BulaçOnlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak
Ali BulaçYoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse, ortaklarını getirsinler
Ali BulaçAyağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler
Ali BulaçGözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi
Ali BulaçArtık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız
Ali BulaçBen, onlara süre tanıyorum. Elbette Benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır
Ali BulaçSen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar
Ali BulaçYoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri yazıp duruyorlar
Ali BulaçŞimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu
Ali BulaçEğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı
Ali BulaçFakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı
Ali BulaçO inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar
Ali BulaçOysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir