☪ Anlam Arayışı

68. Al-Qalam سُورَةُ القَلَمِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
68:1 📚 3
نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ

Süleyman AteşNun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun

Elmalılı Hamdi YazırNûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun

Saheeh InternationalNun. By the pen and what they inscribe

68:2 📚 4
مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ‏

Süleyman AteşSen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin

Elmalılı Hamdi YazırSen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin

Saheeh InternationalYou are not, [O Muhammad], by the favor of your Lord, a madman

68:3 📚 2
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونࣲ‏

Süleyman AteşSenin için kesintisiz bir mükafat vardır

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var

Saheeh InternationalAnd indeed, for you is a reward uninterrupted

68:4 📚 18
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمࣲ‏

Süleyman AteşVe sen, büyük bir ahlak üzerindesin

Elmalılı Hamdi YazırSen elbette yüce bir ahlak üzeresin

Saheeh InternationalAnd indeed, you are of a great moral character

68:5
فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ

Süleyman Ateş(Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler

Elmalılı Hamdi YazırSen de göreceksin, onlar da görecek

Saheeh InternationalSo you will see and they will see

68:6
بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ

Süleyman AteşHanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu

Elmalılı Hamdi YazırHanginizde imiş o fitne ve cinnet

Saheeh InternationalWhich of you is the afflicted [by a devil]

68:7 📚 1
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur

Saheeh InternationalIndeed, your Lord is most knowing of who has gone astray from His way, and He is most knowing of the [rightly] guided

68:8 📚 1
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ

Süleyman AteşÖyleyse yalanlayanlara ita'at etme

Elmalılı Hamdi YazırO halde, yalanlayıcılara itaat etme

Saheeh InternationalThen do not obey the deniers

68:9 📚 1
وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ

Süleyman Ateşİstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar)

Elmalılı Hamdi YazırOnlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar

Saheeh InternationalThey wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you]

68:10 📚 1
وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِينٍ

Süleyman AteşŞunların hiçbirine ita'at etme: Yemin edip duran aşağılık

Elmalılı Hamdi YazırŞunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık

Saheeh InternationalAnd do not obey every worthless habitual swearer

68:11 📚 6
هَمَّازࣲ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمࣲ‏

Süleyman AteşKötüleyip duran, söz götürüp getiren

Elmalılı Hamdi YazırDaima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren

Saheeh International[And] scorner, going about with malicious gossip

68:12 📚 1
مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ

Süleyman AteşHayra engel olan, saldırgan, günahkar

Elmalılı Hamdi YazırHayra engel olan, saldırgan, günahkâr

Saheeh InternationalA preventer of good, transgressing and sinful

68:13 📚 4
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

Süleyman AteşKaba, sonra da kötülükle damgalı

Elmalılı Hamdi YazırKaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı

Saheeh InternationalCruel, moreover, and an illegitimate pretender

68:14
أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِينَ

Süleyman AteşMal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış)

Elmalılı Hamdi YazırMal ve oğulları var diye (böyle davranır)

Saheeh InternationalBecause he is a possessor of wealth and children

68:15
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Süleyman AteşKendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der

Elmalılı Hamdi YazırKendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der

Saheeh InternationalWhen Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples

68:16 📚 1
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ

Süleyman AteşBiz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz

Elmalılı Hamdi YazırYakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız

Saheeh InternationalWe will brand him upon the snout

68:17
إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ

Süleyman AteşBiz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırBiz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi

Saheeh InternationalIndeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning

68:18
وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ

Süleyman Ateşİstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı

Elmalılı Hamdi Yazırİstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı)

Saheeh InternationalWithout making exception

68:19
فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ

Süleyman AteşFakat onlar uyurlarken hemen (gönderilen) dolaşıcı bir bela, onu sardı da

Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da

Saheeh InternationalSo there came upon the garden an affliction from your Lord while they were asleep

68:20
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ

Süleyman AteşBahçe simsiyah kesiliverdi

Elmalılı Hamdi YazırBahçe simsiyah kesiliverdi

Saheeh InternationalAnd it became as though reaped

68:21
فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ

Süleyman AteşSabahleyin birbirlerine seslendiler

Elmalılı Hamdi YazırDerken sabahleyin birbirlerine seslendiler

Saheeh InternationalAnd they called one another at morning

68:22
أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ

Süleyman AteşHaydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin diye

Elmalılı Hamdi YazırHaydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye

Saheeh International[Saying], "Go early to your crop if you would cut the fruit

68:23
فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ

Süleyman AteşDerken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırDerken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı

Saheeh InternationalSo they set out, while lowering their voices

68:24
أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينࣱ‏

Süleyman AteşSakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın diye

Elmalılı Hamdi YazırSakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı

Saheeh International[Saying], "There will surely not enter it today upon you [any] poor person

68:25
وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَٰدِرِينَ

Süleyman AteşDevşirebileceklerini umarak erkenden gittiler

Elmalılı Hamdi Yazır(Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler

Saheeh InternationalAnd they went early in determination, [assuming themselves] able

68:26
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ

Süleyman AteşFakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler

Elmalılı Hamdi YazırFakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler

Saheeh InternationalBut when they saw it, they said, "Indeed, we are lost

68:27 📚 1
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Süleyman AteşHayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık

Elmalılı Hamdi YazırYok, biz mahrum edilmişiz." (dediler)

Saheeh InternationalRather, we have been deprived

68:28
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ

Süleyman AteşOrta(yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim

Saheeh InternationalThe most moderate of them said, "Did I not say to you, 'Why do you not exalt [Allah]

68:29
قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Süleyman AteşRabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz! dediler

Elmalılı Hamdi YazırRabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler)

Saheeh InternationalThey said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers

68:30
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَلَٰوَمُونَ

Süleyman AteşDönüp birbirlerini kınamağa başladılar

Elmalılı Hamdi YazırArdından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar

Saheeh InternationalThen they approached one another, blaming each other

68:31
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

Süleyman AteşYazık bize, dediler, biz azgınlarmışız

Elmalılı Hamdi YazırYazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız

Saheeh InternationalThey said, "O woe to us; indeed we were transgressors

68:32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرࣰ ا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

Süleyman AteşBelki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord

Elmalılı Hamdi YazırOla ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız

Saheeh InternationalPerhaps our Lord will substitute for us [one] better than it. Indeed, we are toward our Lord desirous

68:33 📚 1
كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ

Süleyman Ateşİşte azab böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi

Elmalılı Hamdi Yazırİşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi

Saheeh InternationalSuch is the punishment [of this world]. And the punishment of the Hereafter is greater, if they only knew

68:34
إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Süleyman AteşKorunanlar için de Rableri katında ni'met bahçeleri vardır

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır

Saheeh InternationalIndeed, for the righteous with their Lord are the Gardens of Pleasure

68:35 📚 3
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ

Süleyman AteşBiz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç

Saheeh InternationalThen will We treat the Muslims like the criminals

68:36 📚 2
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Süleyman AteşNeyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırNeyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz

Saheeh InternationalWhat is [the matter] with you? How do you judge

68:37
أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبࣱ فِيهِ تَدۡرُسُونَ

Süleyman AteşYoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırYoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz

Saheeh InternationalOr do you have a scripture in which you learn

68:38
إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

Süleyman AteşOnda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırO kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı

Saheeh InternationalThat indeed for you is whatever you choose

68:39
أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ

Süleyman AteşYoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde

Elmalılı Hamdi YazırYoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var

Saheeh InternationalOr do you have oaths [binding] upon Us, extending until the Day of Resurrection, that indeed for you is whatever you judge

68:40
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

Süleyman AteşSor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak

Elmalılı Hamdi YazırSor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi

Saheeh InternationalAsk them which of them, for that [claim], is responsible

68:41
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ

Süleyman AteşYoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler

Saheeh InternationalOr do they have partners? Then let them bring their partners, if they should be truthful

68:42 📚 1
يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ

Süleyman AteşBacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler

Elmalılı Hamdi YazırO gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler

Saheeh InternationalThe Day the shin will be uncovered and they are invited to prostration but the disbelievers will not be able

68:43 📚 1
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَٰلِمُونَ

Süleyman AteşGözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di

Elmalılı Hamdi YazırGözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı

Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. And they used to be invited to prostration while they were sound

68:44
فَذَرۡنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ

Süleyman AteşBu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız

Elmalılı Hamdi YazırBu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız

Saheeh InternationalSo leave Me, [O Muhammad], with [the matter of] whoever denies the Qur'an. We will progressively lead them [to punishment] from where they do not know

68:45 📚 1
وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ

Süleyman AteşOnlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz)

Elmalılı Hamdi YazırOnlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır

Saheeh InternationalAnd I will give them time. Indeed, My plan is firm

68:46
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ

Süleyman AteşYoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar

Saheeh InternationalOr do you ask of them a payment, so they are by debt burdened down

68:47
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ

Süleyman AteşYoksa gayb (görünmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında da onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar

Saheeh InternationalOr have they [knowledge of] the unseen, so they write [it] down

68:48 📚 5
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ‏

Süleyman AteşSen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti

Saheeh InternationalThen be patient for the decision of your Lord, [O Muhammad], and be not like the companion of the fish when he called out while he was distressed

68:49 📚 2
لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ‏

Süleyman AteşEğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı

Elmalılı Hamdi YazırRabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı

Saheeh InternationalIf not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured

68:50
فَٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Süleyman AteşFakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih(iyi insan)lardan yaptı

Elmalılı Hamdi YazırFakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı

Saheeh InternationalAnd his Lord chose him and made him of the righteous

68:51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ‏

Süleyman AteşO inkar edenler Zikr(Kur'an)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırO kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar

Saheeh InternationalAnd indeed, those who disbelieve would almost make you slip with their eyes when they hear the message, and they say, "Indeed, he is mad

68:52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ

Süleyman AteşHalbuki o, alemler için uyarıdan başka bir şey değildir

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki o âlemler için bir öğüttür

Saheeh InternationalBut it is not except a reminder to the worlds

← Önceki Sonraki →

68. Al-Qalam Suresi | Anlam Arayışı