☪ Anlam Arayışı

70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
70:1
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
سَأَلَ
sordu
سَآئِلٌۢ
bir soran
بِعَذَابٍۢ
azabı
وَاقِعٍۢ
vuku bulacak

Saheeh InternationalA supplicant asked for a punishment bound to happen

Diyanet İşleri MealiBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70:2
لِّلْكَـٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
لَيْسَ
yoktur
لَهُۥ
onu
دَافِعٌۭ
def edecek

Saheeh InternationalTo the disbelievers; of it there is no preventer

Diyanet İşleri MealiBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70:3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
ذِى
sahibi
ٱلْمَعَارِجِ
yüksek makamların

Saheeh International[It is] from Allah, owner of the ways of ascent

Diyanet İşleri MealiBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70:4 📚 9
تَعْرُجُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
تَعْرُجُ
çıkar
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
melekler
وَٱلرُّوحُ
ve ruh
إِلَيْهِ
O'na
فِى
içinde
يَوْمٍۢ
bir gün
كَانَ
olan
مِقْدَارُهُۥ
miktarı
خَمْسِينَ
elli
أَلْفَ
bin
سَنَةٍۢ
yıl

Saheeh InternationalThe angels and the Spirit will ascend to Him during a Day the extent of which is fifty thousand years

Diyanet İşleri MealiMelekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler

70:5
فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلاً
فَٱصْبِرْ
şimdi sen sabret
صَبْرًۭا
bir sabırla
جَمِيلًا
güzel

Saheeh InternationalSo be patient with gracious patience

Diyanet İşleri MealiGüzel güzel sabret

70:6
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
إِنَّهُمْ
onlar
يَرَوْنَهُۥ
onu görüyor(lar)
بَعِيدًۭا
uzak

Saheeh InternationalIndeed, they see it [as] distant

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar

70:7
وَنَرَٮٰهُ قَرِيبًا
وَنَرَىٰهُ
biz ise onu görüyoruz
قَرِيبًۭا
yakın

Saheeh InternationalBut We see it [as] near

Diyanet İşleri MealiAma biz onu yakın görmekteyiz

70:8
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
يَوْمَ
o gün
تَكُونُ
olur
ٱلسَّمَآءُ
gök
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi

Saheeh InternationalOn the Day the sky will be like murky oil

Diyanet İşleri MealiGök, o gün, erimiş maden gibi olur

70:9 📚 2
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
وَتَكُونُ
ve olur
ٱلْجِبَالُ
dağlar
كَٱلْعِهْنِ
renkli yün gibi

Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool

Diyanet İşleri MealiDağlar da atılmış pamuğa döner

70:10
وَلَا يَسْــَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
وَلَا
ve
يَسْـَٔلُ
sormaz
حَمِيمٌ
dost
حَمِيمًۭا
dostun halini

Saheeh InternationalAnd no friend will ask [anything of] a friend

Diyanet İşleri MealiHiç bir dost diğer bir dostunu sormaz

70:11
يُبَصَّرُونَهُمْ‌ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذِۭ بِبَنِيهِ
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ
birbirlerine gösterilirler
يَوَدُّ
ister
ٱلْمُجْرِمُ
suçlu olan
لَوْ
keşke
يَفْتَدِى
fidye versin
مِنْ
azabından (kurtarmak için)
عَذَابِ
(the) punishment
يَوْمِئِذٍۭ
o günün
بِبَنِيهِ
oğullarını

Saheeh InternationalThey will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children

Diyanet İşleri MealiOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70:12
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
وَصَـٰحِبَتِهِۦ
ve eşini
وَأَخِيهِ
ve kardeşini

Saheeh InternationalAnd his wife and his brother

Diyanet İşleri MealiOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُــْٔوِيهِ
وَفَصِيلَتِهِ
ve tüm ailesini
ٱلَّتِى
kendisini barındıran
تُـْٔوِيهِ
sheltered him

Saheeh InternationalAnd his nearest kindred who shelter him

Diyanet İşleri MealiOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70:14
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
وَمَن
ve bulunanları
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsini
ثُمَّ
sonra
يُنجِيهِ
kendisini kurtarsın

Saheeh InternationalAnd whoever is on earth entirely [so] then it could save him

Diyanet İşleri MealiOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70:15 📚 1
كَلَّآ‌ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّهَا
şüphesiz O
لَظَىٰ
alevlenen bir ateştir

Saheeh InternationalNo! Indeed, it is the Flame [of Hell]

Diyanet İşleri MealiHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70:16
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
نَزَّاعَةًۭ
kavurur soyar
لِّلشَّوَىٰ
derileri

Saheeh InternationalA remover of exteriors

Diyanet İşleri MealiHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70:17
تَدْعُواْ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
تَدْعُوا۟
çağırır
مَنْ
kimseyi
أَدْبَرَ
sırtını dönen
وَتَوَلَّىٰ
ve yüz çevireni

Saheeh InternationalIt invites he who turned his back [on truth] and went away [from obedience]

Diyanet İşleri MealiHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70:18
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
وَجَمَعَ
toplayıp
فَأَوْعَىٰٓ
biriktireni

Saheeh InternationalAnd collected [wealth] and hoarded

Diyanet İşleri MealiHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70:19
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
۞ إِنَّ
doğrusu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insan
خُلِقَ
yaratılmıştır
هَلُوعًا
hırslı (ve huysuz)

Saheeh InternationalIndeed, mankind was created anxious

Diyanet İşleri Mealiİnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır

70:20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
إِذَا
zaman
مَسَّهُ
kendisine dokunduğu
ٱلشَّرُّ
kötülük
جَزُوعًۭا
sızlanır

Saheeh InternationalWhen evil touches him, impatient

Diyanet İşleri MealiBaşına bir fenalık gelince feryat eder

70:21 📚 3
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
وَإِذَا
zaman
مَسَّهُ
dokunduğu
ٱلْخَيْرُ
hayır
مَنُوعًا
eli sıkıdır

Saheeh InternationalAnd when good touches him, withholding [of it]

Diyanet İşleri MealiBir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder

70:22
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
إِلَّا
ancak bunun dışındadır
ٱلْمُصَلِّينَ
namaz kılanlar

Saheeh InternationalExcept the observers of prayer

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:23
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
ٱلَّذِينَ
ki
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarında
صَلَاتِهِمْ
their prayer
دَآئِمُونَ
daimdirler

Saheeh InternationalThose who are constant in their prayer

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:24
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٲلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
وَٱلَّذِينَ
ve
فِىٓ
vardır
أَمْوَٰلِهِمْ
onların mallarında
حَقٌّۭ
bir hak (hisse)
مَّعْلُومٌۭ
belli

Saheeh InternationalAnd those within whose wealth is a known right

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
لِّلسَّآئِلِ
isteyenler için
وَٱلْمَحْرُومِ
ve mahrumlar için

Saheeh InternationalFor the petitioner and the deprived

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:26 📚 1
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
وَٱلَّذِينَ
ve
يُصَدِّقُونَ
tasdik ederler
بِيَوْمِ
gününü
ٱلدِّينِ
ceza

Saheeh InternationalAnd those who believe in the Day of Recompense

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:27 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُم
onlar
مِّنْ
azabından
عَذَابِ
(the) punishment
رَبِّهِم
Rablerinin
مُّشْفِقُونَ
korkarlar

Saheeh InternationalAnd those who are fearful of the punishment of their Lord

Diyanet İşleri MealiAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70:28 📚 4
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
إِنَّ
çünkü
عَذَابَ
azabına
رَبِّهِمْ
Rablerinin
غَيْرُ
olmaz
مَأْمُونٍۢ
güven

Saheeh InternationalIndeed, the punishment of their Lord is not that from which one is safe

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir

70:29
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰفِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِفُرُوجِهِمْ
ırzlarını
حَـٰفِظُونَ
korurlar

Saheeh InternationalAnd those who guard their private parts

Diyanet İşleri MealiEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler

70:30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٲجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
إِلَّا
dışındadır
عَلَىٰٓ
eşleri
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
أَوْ
ya da
مَا
altında bulunanlar
مَلَكَتْ
they possess
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
فَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
غَيْرُ
kınanmazlar
مَلُومِينَ
blameworthy

Saheeh InternationalExcept from their wives or those their right hands possess, for indeed, they are not to be blamed

Diyanet İşleri MealiEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler

70:31
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٲلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
فَمَنِ
ama kim
ٱبْتَغَىٰ
ararsa
وَرَآءَ
ötesini
ذَٰلِكَ
bundan
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْعَادُونَ
(sınırı) aşanlardır

Saheeh InternationalBut whoever seeks beyond that, then they are the transgressors

Diyanet İşleri MealiBu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir

70:32
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٲعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerini
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerini
رَٰعُونَ
gözetirler

Saheeh InternationalAnd those who are to their trusts and promises attentive

Diyanet İşleri MealiEmanetlerini ve sözlerini yerine getirenler

70:33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَـٰدَٲتِهِمْ قَآئِمُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُم
onlar
بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ
şahidliklerini
قَآئِمُونَ
yaparlar

Saheeh InternationalAnd those who are in their testimonies upright

Diyanet İşleri MealiŞahidliklerini gereği gibi yapanlar

70:34 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarını
صَلَاتِهِمْ
their prayer
يُحَافِظُونَ
korurlar

Saheeh InternationalAnd those who [carefully] maintain their prayer

Diyanet İşleri MealiNamazlarına riayet edenler

70:35
أُوْلَـٰٓئِكَ فِى جَنَّـٰتٍ مُّكْرَمُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
فِى
cennetlerde
جَنَّـٰتٍۢ
Gardens
مُّكْرَمُونَ
ağırlanırlar

Saheeh InternationalThey will be in gardens, honored

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir

70:36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
فَمَالِ
ne oluyor?
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
قِبَلَكَ
sana doğru
مُهْطِعِينَ
koşuyorlar

Saheeh InternationalSo what is [the matter] with those who disbelieve, hastening [from] before you, [O Muhammad]

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar

70:37 📚 1
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
عَنِ
sağdan
ٱلْيَمِينِ
the right
وَعَنِ
ve
ٱلشِّمَالِ
soldan
عِزِينَ
ayrı ayrı gruplar halinde

Saheeh International[To sit] on [your] right and [your] left in separate groups

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar

70:38
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِىٍٕ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
أَيَطْمَعُ
umuyor mu?
كُلُّ
her
ٱمْرِئٍۢ
biri
مِّنْهُمْ
onlardan
أَن
sokulacağını
يُدْخَلَ
he enters
جَنَّةَ
cennetine
نَعِيمٍۢ
ni'met

Saheeh InternationalDoes every person among them aspire to enter a garden of pleasure

Diyanet İşleri MealiOnlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor

70:39
كَلَّآ‌ۖ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّا
elbette biz
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
مِّمَّا
şeyden
يَعْلَمُونَ
bildikleri

Saheeh InternationalNo! Indeed, We have created them from that which they know

Diyanet İşleri MealiHayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır

70:40
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَـٰرِقِ وَٱلْمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
فَلَآ
hayır
أُقْسِمُ
yemin ederim ki
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْمَشَـٰرِقِ
doğuların
وَٱلْمَغَـٰرِبِ
ve batıların
إِنَّا
elbette bizim
لَقَـٰدِرُونَ
gücümüz yeter

Saheeh InternationalSo I swear by the Lord of [all] risings and settings that indeed We are able

Diyanet İşleri MealiDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez

70:41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
عَلَىٰٓ
onları değiştirmeğe
أَن
to
نُّبَدِّلَ
[We] replace
خَيْرًۭا
daha hayırlısıyla
مِّنْهُمْ
kendilerinden
وَمَا
ve değil(iz)
نَحْنُ
biz
بِمَسْبُوقِينَ
önüne geçilecek

Saheeh InternationalTo replace them with better than them; and We are not to be outdone

Diyanet İşleri MealiDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez

70:42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُواْ وَيَلْعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُواْ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
فَذَرْهُمْ
bırak onları
يَخُوضُوا۟
dalsınlar
وَيَلْعَبُوا۟
ve oynasınlar
حَتَّىٰ
kadar
يُلَـٰقُوا۟
kavuşuncaya
يَوْمَهُمُ
günlerine
ٱلَّذِى
kendilerine va'dedilen
يُوعَدُونَ
they are promised

Saheeh InternationalSo leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised

Diyanet İşleri MealiOnları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar

70:43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
يَوْمَ
o gün
يَخْرُجُونَ
çıkarlar
مِنَ
kabirlerden
ٱلْأَجْدَاثِ
the graves
سِرَاعًۭا
hızlı hızlı
كَأَنَّهُمْ
onlar gibidirler
إِلَىٰ
doğru
نُصُبٍۢ
dikilenlere (putlara)
يُوفِضُونَ
koşuyorlar

Saheeh InternationalThe Day they will emerge from the graves rapidly as if they were, toward an erected idol, hastening

Diyanet İşleri MealiKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür

70:44
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ‌ۚ ذَٲلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُواْ يُوعَدُونَ
خَـٰشِعَةً
korkulu
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
تَرْهَقُهُمْ
onları bürümüş
ذِلَّةٌۭ ۚ
alçaklık
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْيَوْمُ
gün
ٱلَّذِى
olan
كَانُوا۟
they were
يُوعَدُونَ
onlara va'dedilmiş

Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. That is the Day which they had been promised

Diyanet İşleri MealiKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür

← Önceki Sonraki →

70. Al-Ma'aarij Suresi | Anlam Arayışı