70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ
📕 Mushaf görünümünde aç
70:1
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ
Ali Bulaçİstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi
70:2
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
Ali BulaçKafirler için olan bu (azabı) geri çevirecek yoktur
70:3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ
ٱلْمَعَارِجِ
yüksek makamların
Ali Bulaç(Bu azap) Yüce makamlar sahibi olan Allah'tandır
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةࣲ
Ali BulaçMelekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir
70:5
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا
فَٱصْبِرْ
şimdi sen sabret
Ali BulaçŞu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret
70:6
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا
يَرَوْنَهُۥ
onu görüyor(lar)
Ali BulaçÇünkü, gerçekten onlar, bunu uzak görüyorlar
70:7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا
وَنَرَىٰهُ
biz ise onu görüyoruz
Ali BulaçBiz ise, onu pek yakın görüyoruz
70:8
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi
Ali BulaçGökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
كَٱلْعِهْنِ
renkli yün gibi
Ali BulaçDağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak
70:10
وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا
Ali Bulaç(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz
70:11
يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ
birbirlerine gösterilirler
مِنْ
azabından (kurtarmak için)
Ali BulaçOnlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister
70:12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Ali BulaçKendi eşini ve kardeşini
70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
وَفَصِيلَتِهِ
ve tüm ailesini
ٱلَّتِى
kendisini barındıran
Ali BulaçVe onu barındıran aşiretini de
70:14
وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ
يُنجِيهِ
kendisini kurtarsın
Ali BulaçYeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa
كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
لَظَىٰ
alevlenen bir ateştir
Ali BulaçHayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir
70:16
نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ
Ali BulaçBaşın derisini kavurup-soyar
70:17
تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
وَتَوَلَّىٰ
ve yüz çevireni
Ali BulaçYüz çevirip arkasını döneni çağırır-durur
70:18
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ
Ali Bulaç(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı
70:19
۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
هَلُوعًا
hırslı (ve huysuz)
Ali BulaçGerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı
70:20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا
مَسَّهُ
kendisine dokunduğu
Ali BulaçKendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا
Ali BulaçOna bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder)
70:22
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ
إِلَّا
ancak bunun dışındadır
ٱلْمُصَلِّينَ
namaz kılanlar
Ali BulaçAncak namaz kılanlar hariç
70:23
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ
Ali BulaçKi onlar, namazlarında süreklidirler
70:24
وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ
أَمْوَٰلِهِمْ
onların mallarında
Ali BulaçVe onların mallarında belirli bir hak vardır
70:25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
لِّلسَّآئِلِ
isteyenler için
وَٱلْمَحْرُومِ
ve mahrumlar için
Ali BulaçYoksul ve yoksun olan(lar)için
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
يُصَدِّقُونَ
tasdik ederler
Ali BulaçOnlar, din gününü tasdik etmektedirler
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
Ali BulaçRablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ
Ali BulaçŞüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz
70:29
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
Ali BulaçVe onlar, ırzlarını (ferç) korurlar
70:30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
فَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
Ali BulaçAncak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar
70:31
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
ٱلْعَادُونَ
(sınırı) aşanlardır
Ali BulaçFakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir
70:32
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerini
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerini
Ali Bulaç(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir
70:33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ
بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ
şahidliklerini
Ali BulaçŞahidliklerinde dosdoğru davrananlardır
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
Ali BulaçNamazlarını (titizlikle) koruyanlardır
70:35
أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ
Ali Bulaçİşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır
70:36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
Ali BulaçŞimdi inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar
عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
عِزِينَ
ayrı ayrı gruplar halinde
Ali BulaçSağ yandan ve sol yandan bölükler halinde
70:38
أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمࣲ
Ali BulaçOnlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)
70:39
كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
Ali BulaçHayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık
70:40
فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
وَٱلْمَغَـٰرِبِ
ve batıların
لَقَـٰدِرُونَ
gücümüz yeter
Ali BulaçArtık, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim; Biz gerçekten güç yetireniz
70:41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
عَلَىٰٓ
onları değiştirmeğe
خَيْرًۭا
daha hayırlısıyla
بِمَسْبُوقِينَ
önüne geçilecek
Ali BulaçOnların yerine kendilerinden daha hayırlılarına getirip-değiştirmeye. Üstelik Bizim önümüze geçilemez
70:42
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
وَيَلْعَبُوا۟
ve oynasınlar
ٱلَّذِى
kendilerine va'dedilen
يُوعَدُونَ
they are promised
Ali BulaçŞu halde sen, kendilerine vadedilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp-oynasınlar, oyalansınlar
70:43
يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰ ا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ يُوفِضُونَ
كَأَنَّهُمْ
onlar gibidirler
نُصُبٍۢ
dikilenlere (putlara)
Ali BulaçKabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmiş gibidirler
70:44
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ
تَرْهَقُهُمْ
onları bürümüş
يُوعَدُونَ
onlara va'dedilmiş
Ali BulaçGözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azap) günüdür
← Önceki Sonraki →