Elmalılı Hamdi YazırMelekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «تعرج» بالتاء والياء «الملائكة والروح» جبريل «إليه» إلى مهبط أمره من السماء «في يوم» متعلق بمحذوف، أي يقع العذاب بهم في يوم القيامة «كان مقداره خمسين ألف سنة» بالنسبة إلى الكافر لما يلقى فيه من الشدائد، وأما المؤمن فيكون أخف عليه من صلاة مكتوبة يصليها في الدنيا كما جاء في الحديث.
70:5
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا
فَٱصْبِرْ
şimdi sen sabret
صَبْرًۭا
bir sabırla
جَمِيلًا
güzel
Elmalılı Hamdi YazırO halde güzel bir sabır ile sabret
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فاصبر» وهذا قبل أن يؤمر بالقتال «صبرا جميلا» أي لا جزع فيه.
70:6
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا
إِنَّهُمْ
onlar
يَرَوْنَهُۥ
onu görüyor(lar)
بَعِيدًۭا
uzak
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar onu uzak görürler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنهم يرونه» أي العذاب «بعيدا» غير واقع.
70:7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا
وَنَرَىٰهُ
biz ise onu görüyoruz
قَرِيبًۭا
yakın
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise onu yakın görüyoruz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ونراه قريبا» واقعا لا محالة.
70:8
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
يَوْمَ
o gün
تَكُونُ
olur
ٱلسَّمَآءُ
gök
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi
Elmalılı Hamdi YazırO gün gök erimiş bir maden gibi olur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يوم تكون السماء» متعلق بمحذوف تقديره يقع «كالمهل» كذائب الفضة.
Elmalılı Hamdi YazırBirbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يبصرونهم» أي يبصر الأحماء بعضهم بعضا ويتعارفون ولا يتكلمون والجملة مستأنفة «يود المجرم» يتمنى الكافر «لو» بمعنى أن «يفتدي من عذاب يومئذ» بكسر الميم وفتحها «ببنيه».
70:12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
وَصَـٰحِبَتِهِۦ
ve eşini
وَأَخِيهِ
ve kardeşini
Elmalılı Hamdi YazırEşini ve kardeşini
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وصاحبته» زوجته «وأخيه».
70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
وَفَصِيلَتِهِ
ve tüm ailesini
ٱلَّتِى
kendisini barındıran
تُـْٔوِيهِ
sheltered him
Elmalılı Hamdi YazırKendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini
Elmalılı Hamdi YazırOnlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والذين هم لأماناتهم» وفي قراءة بالإفراد: ما ائْتُمِنوا عليه من أمر الدين والدنيا «وعهدهم» المأخوذ عليهم في ذلك «راعون» حافظون.
70:33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُم
onlar
بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ
şahidliklerini
قَآئِمُونَ
yaparlar
Elmalılı Hamdi YazırŞahitliklerinde dürüsttürler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والذين هم بشهادتهم» وفي قراءة بالجمع «قائمون» يقيمونها ولا يكتمونها.
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «عن اليمين وعن الشمال» منك «عزين» حال أيضا، أي جماعات حلقا حلقا، يقولون استهزاء بالمؤمنين: لئن دخل هؤلاء الجنة لندخلنها قبلهم قال تعالى:
Elmalılı Hamdi YazırOnlardan herbiri, bir nimetcennetine sokulacağını mı umuyor
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أيطمع كل امرىءٍ منهم أن يدخل جنة نعيم».
70:39
كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّا
elbette biz
خَلَقْنَـٰهُم
onları yarattık
مِّمَّا
şeyden
يَعْلَمُونَ
bildikleri
Elmalılı Hamdi YazırHayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كلا» ردع لهم عن طمعهم في الجنة «إنا خلقناهم» كغيرهم «مما يعلمون» من نطف فلا يطمع بذلك في الجنة وإنما يطمع فيها بالتقوى.
Elmalılı Hamdi YazırO gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يوم يخرجون من الأجداث» القبور «سراعا» إلى المحشر «كأنهم إلى نَصْبِ» وفي قراءة بضم الحرفين، شيء منصوب كعلم أو راية «يوفضون» يسرعون.
Elmalılı Hamdi YazırGözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «خاشعة» ذليلة «أبصارهم ترهقهم» تغشاهم «ذلة ذلك اليوم الذي كانوا يوعدون» ذلك مبتدأ وما بعده الخبر ومعناه يوم القيامة.