70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ
Elmalılı Hamdi YazırBir isteyen, olacak azabı istedi
«سأل سائل» دعا داع «بعذاب واقع».
Elmalılı Hamdi YazırKâfirler için onu savacak yok
(للكافرين ليس له دافع) هو النضر بن الحارث قال: "" اللهم إن كان هذا هو الحق "" الآية.
Elmalılı Hamdi YazırO, derece ve makamların sahibi Allah'tandır
«من الله» متصل بواقع «ذي المعارج» مصاعد الملائكة وهي السماوات.
Elmalılı Hamdi YazırMelekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar
«تعرج» بالتاء والياء «الملائكة والروح» جبريل «إليه» إلى مهبط أمره من السماء «في يوم» متعلق بمحذوف، أي يقع العذاب بهم في يوم القيامة «كان مقداره خمسين ألف سنة» بالنسبة إلى الكافر لما يلقى فيه من الشدائد، وأما المؤمن فيكون أخف عليه من صلاة مكتوبة يصليها في الدنيا كما جاء في الحديث.
Elmalılı Hamdi YazırO halde güzel bir sabır ile sabret
«فاصبر» وهذا قبل أن يؤمر بالقتال «صبرا جميلا» أي لا جزع فيه.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar onu uzak görürler
«إنهم يرونه» أي العذاب «بعيدا» غير واقع.
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise onu yakın görüyoruz
«ونراه قريبا» واقعا لا محالة.
Elmalılı Hamdi YazırO gün gök erimiş bir maden gibi olur
«يوم تكون السماء» متعلق بمحذوف تقديره يقع «كالمهل» كذائب الفضة.
Elmalılı Hamdi YazırDağlar da atılmış renkli yün gibi olur
«وتكون الجبال كالعهن» كالصوف في الخفة والطيران بالريح.
Elmalılı Hamdi YazırDost dostun halini soramaz
«ولا يسأل حميم حميما» قريب قريبه لاشتغال كل بحاله.
Elmalılı Hamdi YazırBirbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını
«يبصرونهم» أي يبصر الأحماء بعضهم بعضا ويتعارفون ولا يتكلمون والجملة مستأنفة «يود المجرم» يتمنى الكافر «لو» بمعنى أن «يفتدي من عذاب يومئذ» بكسر الميم وفتحها «ببنيه».
Elmalılı Hamdi YazırEşini ve kardeşini
«وصاحبته» زوجته «وأخيه».
Elmalılı Hamdi YazırKendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini
«وفصيلته» عشيرته لفصله منها «التي تؤويه» تضمه.
Elmalılı Hamdi YazırVe yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin
«ومن في الأرض جميعا ثم ينجيه» ذلك الافتداء عطف على يفتدي.
Elmalılı Hamdi YazırHayır, o alevlenen bir ateştir
«كلا» رد لما يوده «إنها» أي النار «لظى» اسم لجهنم لأنها تتلظى، أي تتلهب على الكفار.
Elmalılı Hamdi YazırDerileri kavurur, soyar
«نزاعة للشوى» جمع شواة وهي جلدة الرأس.
Elmalılı Hamdi YazırÇağırır, sırtını dönüp gideni
«تدعو من أدبر وتولى» عن الإيمان بأن تقول: إليَّ إليَّ.
Elmalılı Hamdi YazırMal toplayıp kasada yığanı
«وجمع» المال «فأوعي» أمسكه في وعائه ولم يؤد حق الله منه.
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır
«إن الإنسان خلق هلوعا» حال مقدرة وتفسيره.
Elmalılı Hamdi YazırKendisine kötülük dokundu mu sızlanır
«إذا مسه الشر جزوعا» وقت مس الشر.
Elmalılı Hamdi YazırKendisine hayır dokundu mu cimrilik eder
«وإذا مسه الخير منوعا» وقت مس الخير أي المال لحق الله منه.
Elmalılı Hamdi YazırAncak namaz kılanlar bunun dışındadır
«إلا المصلين» أي المؤمنين.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki namazlarını sürekli kılarlar
«الذين هم على صلاتهم دائمون» مواظبون.
Elmalılı Hamdi YazırOnların mallarında belli bir hak vardır
«والذين في أموالهم حق معلوم» هو الزكاة.
Elmalılı Hamdi YazırHem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için
«للسائل والمحروم» المتعفف عن السؤال فيحرم.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki ceza gününü tasdik ederler
«والذين يُصدقون بيوم الدين» الجزاء.
Elmalılı Hamdi YazırRablerinin azabından korkarlar
«والذين هم من عذاب ربهم مشفقون» خائفون.
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü Rablerinin azabından emin olunmaz
«إن عذاب ربهم غير مأمون» نزوله.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki ırzlarını korurlar
«والذين هم لفروجهم حافظون».
Elmalılı Hamdi YazırAncak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar
«إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم» من الإماء «فإنهم غير ملومين».
Elmalılı Hamdi YazırBundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır
«فمن ابتغى وراء ذلك فأولئك هم العادون» المتجاوزون الحلال إلى الحرام.
Elmalılı Hamdi YazırOnlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler
«والذين هم لأماناتهم» وفي قراءة بالإفراد: ما ائْتُمِنوا عليه من أمر الدين والدنيا «وعهدهم» المأخوذ عليهم في ذلك «راعون» حافظون.
Elmalılı Hamdi YazırŞahitliklerinde dürüsttürler
«والذين هم بشهادتهم» وفي قراءة بالجمع «قائمون» يقيمونها ولا يكتمونها.
Elmalılı Hamdi YazırNamazlarına devam ederler
«والذين هم على صلاتهم يحافظون» بأدائها في أوقاتها.
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar
«أولئك في جنات مكرمون».
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar
«فمال الذين كفروا قبلك» نحوك «مهطعين» حال، أي مديمي النظر.
Elmalılı Hamdi YazırSağdan ve soldan bölük bölük
«عن اليمين وعن الشمال» منك «عزين» حال أيضا، أي جماعات حلقا حلقا، يقولون استهزاء بالمؤمنين: لئن دخل هؤلاء الجنة لندخلنها قبلهم قال تعالى:
Elmalılı Hamdi YazırOnlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor
«أيطمع كل امرىءٍ منهم أن يدخل جنة نعيم».
Elmalılı Hamdi YazırHayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık
«كلا» ردع لهم عن طمعهم في الجنة «إنا خلقناهم» كغيرهم «مما يعلمون» من نطف فلا يطمع بذلك في الجنة وإنما يطمع فيها بالتقوى.
Elmalılı Hamdi YazırArtık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter
«فلا» لا زائدة «أقسم برب المشارق والمغارب» للشمس والقمر وسائر الكواكب «إنا لقادرون».
Elmalılı Hamdi YazırOnları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez
«على أن نبدل» نأتي بدلهم «خيرا منهم وما نحن بمسبوقين» بعاجزين عن ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırO halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar
«فذرهم» اتركهم «يخوضوا» في باطلهم «ويلعبوا» في دنياهم «حتى يلاقوا» يلقوا «يومهم الذي يوعدون» فيه العذاب.
Elmalılı Hamdi YazırO gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar
«يوم يخرجون من الأجداث» القبور «سراعا» إلى المحشر «كأنهم إلى نَصْبِ» وفي قراءة بضم الحرفين، شيء منصوب كعلم أو راية «يوفضون» يسرعون.
Elmalılı Hamdi YazırGözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür
«خاشعة» ذليلة «أبصارهم ترهقهم» تغشاهم «ذلة ذلك اليوم الذي كانوا يوعدون» ذلك مبتدأ وما بعده الخبر ومعناه يوم القيامة.