70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
70:1 ▶ ⧉ ☆
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ
Süleyman Ateş Bir soran, inecek azabı sordu
70:2 ▶ ⧉ ☆
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ
Süleyman Ateş Kafirler için, ki onu savacak yoktur
70:3 ▶ ⧉ ☆
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ
Süleyman Ateş Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tan
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةࣲ
Süleyman Ateş Melekler ve Ruh , miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar
70:5 ▶ ⧉ ☆
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا
Süleyman Ateş Şimdi sen güzelce sabret
70:6 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا
Süleyman Ateş Onlar onu uzak görüyor(lar)
70:7 ▶ ⧉ ☆
وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا
Süleyman Ateş Biz ise onu yakın görüyoruz
70:8 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
Süleyman Ateş O gün gök, erimiş maden gibi olur
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
Süleyman Ateş Dağlar, renkli yün gibi olur
70:10 ▶ ⧉ ☆
وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا
Süleyman Ateş Dost dostun halini sormaz
70:11 ▶ ⧉ ☆
يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ
Süleyman Ateş Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını
70:12 ▶ ⧉ ☆
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Süleyman Ateş Eşini ve kardeşini
70:13 ▶ ⧉ ☆
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
Süleyman Ateş Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini
70:14 ▶ ⧉ ☆
وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ
Süleyman Ateş Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın
كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
Süleyman Ateş Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir
70:16 ▶ ⧉ ☆
نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ
Süleyman Ateş Derileri kavurur, soyar
70:17 ▶ ⧉ ☆
تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
Süleyman Ateş (Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni
70:18 ▶ ⧉ ☆
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ
Süleyman Ateş (Mal) Toplayıp kasada yığanı
70:19 ▶ ⧉ ☆
۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
Süleyman Ateş Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır
70:20 ▶ ⧉ ☆
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا
Süleyman Ateş Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا
Süleyman Ateş Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar)
70:22 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ
Süleyman Ateş Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır
70:23 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ
Süleyman Ateş Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar)
70:24 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ
Süleyman Ateş Onların mallarında belli bir hisse vardır
70:25 ▶ ⧉ ☆
لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
Süleyman Ateş Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana)
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
Süleyman Ateş Ceza gününü tasdik ederler
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
Süleyman Ateş Rablerinin azabından korkarlar
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ
Süleyman Ateş Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz
70:29 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
Süleyman Ateş Irzlarını korurlar
70:30 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
Süleyman Ateş Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar
70:31 ▶ ⧉ ☆
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
Süleyman Ateş Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır
70:32 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
Süleyman Ateş Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler
70:33 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ
Süleyman Ateş Şahidliklerini yaparlar
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
Süleyman Ateş Namazlarını korurlar
70:35 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ
Süleyman Ateş İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar
70:36 ▶ ⧉ ☆
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ
Süleyman Ateş Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar
عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
Süleyman Ateş Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)
70:38 ▶ ⧉ ☆
أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمࣲ
Süleyman Ateş Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor
70:39 ▶ ⧉ ☆
كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ
Süleyman Ateş Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık
70:40 ▶ ⧉ ☆
فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
Süleyman Ateş Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter
70:41 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
Süleyman Ateş Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz)
70:42 ▶ ⧉ ☆
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
Süleyman Ateş Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar
70:43 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰ ا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ يُوفِضُونَ
Süleyman Ateş O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar)
70:44 ▶ ⧉ ☆
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ
Süleyman Ateş Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür
← Önceki Sonraki →