70. Al-Ma'aarij سُورَةُ المَعَارِجِ
Süleyman AteşBir soran, inecek azabı sordu
Saheeh InternationalA supplicant asked for a punishment bound to happen
«سأل سائل» دعا داع «بعذاب واقع».
Süleyman AteşKafirler için, ki onu savacak yoktur
Saheeh InternationalTo the disbelievers; of it there is no preventer
(للكافرين ليس له دافع) هو النضر بن الحارث قال: "" اللهم إن كان هذا هو الحق "" الآية.
Süleyman AteşYükselme derecelerinin sahibi Allah'tan
Saheeh International[It is] from Allah, owner of the ways of ascent
«من الله» متصل بواقع «ذي المعارج» مصاعد الملائكة وهي السماوات.
Süleyman AteşMelekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar
Saheeh InternationalThe angels and the Spirit will ascend to Him during a Day the extent of which is fifty thousand years
«تعرج» بالتاء والياء «الملائكة والروح» جبريل «إليه» إلى مهبط أمره من السماء «في يوم» متعلق بمحذوف، أي يقع العذاب بهم في يوم القيامة «كان مقداره خمسين ألف سنة» بالنسبة إلى الكافر لما يلقى فيه من الشدائد، وأما المؤمن فيكون أخف عليه من صلاة مكتوبة يصليها في الدنيا كما جاء في الحديث.
Süleyman AteşŞimdi sen güzelce sabret
Saheeh InternationalSo be patient with gracious patience
«فاصبر» وهذا قبل أن يؤمر بالقتال «صبرا جميلا» أي لا جزع فيه.
Süleyman AteşOnlar onu uzak görüyor(lar)
Saheeh InternationalIndeed, they see it [as] distant
«إنهم يرونه» أي العذاب «بعيدا» غير واقع.
Süleyman AteşBiz ise onu yakın görüyoruz
Saheeh InternationalBut We see it [as] near
«ونراه قريبا» واقعا لا محالة.
Süleyman AteşO gün gök, erimiş maden gibi olur
Saheeh InternationalOn the Day the sky will be like murky oil
«يوم تكون السماء» متعلق بمحذوف تقديره يقع «كالمهل» كذائب الفضة.
Süleyman AteşDağlar, renkli yün gibi olur
Saheeh InternationalAnd the mountains will be like wool
«وتكون الجبال كالعهن» كالصوف في الخفة والطيران بالريح.
Süleyman AteşDost dostun halini sormaz
Saheeh InternationalAnd no friend will ask [anything of] a friend
«ولا يسأل حميم حميما» قريب قريبه لاشتغال كل بحاله.
Süleyman AteşBirbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını
Saheeh InternationalThey will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children
«يبصرونهم» أي يبصر الأحماء بعضهم بعضا ويتعارفون ولا يتكلمون والجملة مستأنفة «يود المجرم» يتمنى الكافر «لو» بمعنى أن «يفتدي من عذاب يومئذ» بكسر الميم وفتحها «ببنيه».
Süleyman AteşEşini ve kardeşini
Saheeh InternationalAnd his wife and his brother
«وصاحبته» زوجته «وأخيه».
Süleyman AteşKendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini
Saheeh InternationalAnd his nearest kindred who shelter him
«وفصيلته» عشيرته لفصله منها «التي تؤويه» تضمه.
Süleyman AteşVe yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın
Saheeh InternationalAnd whoever is on earth entirely [so] then it could save him
«ومن في الأرض جميعا ثم ينجيه» ذلك الافتداء عطف على يفتدي.
Süleyman AteşHayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir
Saheeh InternationalNo! Indeed, it is the Flame [of Hell]
«كلا» رد لما يوده «إنها» أي النار «لظى» اسم لجهنم لأنها تتلظى، أي تتلهب على الكفار.
Süleyman AteşDerileri kavurur, soyar
Saheeh InternationalA remover of exteriors
«نزاعة للشوى» جمع شواة وهي جلدة الرأس.
Süleyman Ateş(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni
Saheeh InternationalIt invites he who turned his back [on truth] and went away [from obedience]
«تدعو من أدبر وتولى» عن الإيمان بأن تقول: إليَّ إليَّ.
Süleyman Ateş(Mal) Toplayıp kasada yığanı
Saheeh InternationalAnd collected [wealth] and hoarded
«وجمع» المال «فأوعي» أمسكه في وعائه ولم يؤد حق الله منه.
Süleyman AteşDoğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır
Saheeh InternationalIndeed, mankind was created anxious
«إن الإنسان خلق هلوعا» حال مقدرة وتفسيره.
Süleyman AteşKendisine kötülük dokundu mu sızlanır
Saheeh InternationalWhen evil touches him, impatient
«إذا مسه الشر جزوعا» وقت مس الشر.
Süleyman AteşKendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar)
Saheeh InternationalAnd when good touches him, withholding [of it]
«وإذا مسه الخير منوعا» وقت مس الخير أي المال لحق الله منه.
Süleyman AteşAncak namaz kılanlar bunun dışındadır
Saheeh InternationalExcept the observers of prayer
«إلا المصلين» أي المؤمنين.
Süleyman AteşOnlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar)
Saheeh InternationalThose who are constant in their prayer
«الذين هم على صلاتهم دائمون» مواظبون.
Süleyman AteşOnların mallarında belli bir hisse vardır
Saheeh InternationalAnd those within whose wealth is a known right
«والذين في أموالهم حق معلوم» هو الزكاة.
Süleyman AteşSaile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana)
Saheeh InternationalFor the petitioner and the deprived
«للسائل والمحروم» المتعفف عن السؤال فيحرم.
Süleyman AteşCeza gününü tasdik ederler
Saheeh InternationalAnd those who believe in the Day of Recompense
«والذين يُصدقون بيوم الدين» الجزاء.
Süleyman AteşRablerinin azabından korkarlar
Saheeh InternationalAnd those who are fearful of the punishment of their Lord
«والذين هم من عذاب ربهم مشفقون» خائفون.
Süleyman AteşÇünkü Rablerinin azabına güven olmaz
Saheeh InternationalIndeed, the punishment of their Lord is not that from which one is safe
«إن عذاب ربهم غير مأمون» نزوله.
Süleyman AteşIrzlarını korurlar
Saheeh InternationalAnd those who guard their private parts
«والذين هم لفروجهم حافظون».
Süleyman AteşYalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar
Saheeh InternationalExcept from their wives or those their right hands possess, for indeed, they are not to be blamed
«إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم» من الإماء «فإنهم غير ملومين».
Süleyman AteşAma kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır
Saheeh InternationalBut whoever seeks beyond that, then they are the transgressors
«فمن ابتغى وراء ذلك فأولئك هم العادون» المتجاوزون الحلال إلى الحرام.
Süleyman AteşEmanetlerini ve ahidlerini gözetirler
Saheeh InternationalAnd those who are to their trusts and promises attentive
«والذين هم لأماناتهم» وفي قراءة بالإفراد: ما ائْتُمِنوا عليه من أمر الدين والدنيا «وعهدهم» المأخوذ عليهم في ذلك «راعون» حافظون.
Süleyman AteşŞahidliklerini yaparlar
Saheeh InternationalAnd those who are in their testimonies upright
«والذين هم بشهادتهم» وفي قراءة بالجمع «قائمون» يقيمونها ولا يكتمونها.
Süleyman AteşNamazlarını korurlar
Saheeh InternationalAnd those who [carefully] maintain their prayer
«والذين هم على صلاتهم يحافظون» بأدائها في أوقاتها.
Süleyman Ateşİşte onlar cennetlerde ağırlanırlar
Saheeh InternationalThey will be in gardens, honored
«أولئك في جنات مكرمون».
Süleyman AteşNankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar
Saheeh InternationalSo what is [the matter] with those who disbelieve, hastening [from] before you, [O Muhammad]
«فمال الذين كفروا قبلك» نحوك «مهطعين» حال، أي مديمي النظر.
Süleyman AteşSağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)
Saheeh International[To sit] on [your] right and [your] left in separate groups
«عن اليمين وعن الشمال» منك «عزين» حال أيضا، أي جماعات حلقا حلقا، يقولون استهزاء بالمؤمنين: لئن دخل هؤلاء الجنة لندخلنها قبلهم قال تعالى:
Süleyman AteşOnlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor
Saheeh InternationalDoes every person among them aspire to enter a garden of pleasure
«أيطمع كل امرىءٍ منهم أن يدخل جنة نعيم».
Süleyman AteşHayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık
Saheeh InternationalNo! Indeed, We have created them from that which they know
«كلا» ردع لهم عن طمعهم في الجنة «إنا خلقناهم» كغيرهم «مما يعلمون» من نطف فلا يطمع بذلك في الجنة وإنما يطمع فيها بالتقوى.
Süleyman AteşYoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter
Saheeh InternationalSo I swear by the Lord of [all] risings and settings that indeed We are able
«فلا» لا زائدة «أقسم برب المشارق والمغارب» للشمس والقمر وسائر الكواكب «إنا لقادرون».
Süleyman AteşOnları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz)
Saheeh InternationalTo replace them with better than them; and We are not to be outdone
«على أن نبدل» نأتي بدلهم «خيرا منهم وما نحن بمسبوقين» بعاجزين عن ذلك.
Süleyman AteşBırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar
Saheeh InternationalSo leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised
«فذرهم» اتركهم «يخوضوا» في باطلهم «ويلعبوا» في دنياهم «حتى يلاقوا» يلقوا «يومهم الذي يوعدون» فيه العذاب.
Süleyman AteşO gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar)
Saheeh InternationalThe Day they will emerge from the graves rapidly as if they were, toward an erected idol, hastening
«يوم يخرجون من الأجداث» القبور «سراعا» إلى المحشر «كأنهم إلى نَصْبِ» وفي قراءة بضم الحرفين، شيء منصوب كعلم أو راية «يوفضون» يسرعون.
Süleyman AteşGözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür
Saheeh InternationalTheir eyes humbled, humiliation will cover them. That is the Day which they had been promised
«خاشعة» ذليلة «أبصارهم ترهقهم» تغشاهم «ذلة ذلك اليوم الذي كانوا يوعدون» ذلك مبتدأ وما بعده الخبر ومعناه يوم القيامة.