☪ Anlam Arayışı

72. Al-Jinn سُورَةُ الجِنِّ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
72:1
قُلۡ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ ٱسۡتَمَعَ نَفَرࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَقَالُوٓاْ إِنَّا سَمِعۡنَا قُرۡءَانًا عَجَبࣰ ا
قُلْ
de ki
أُوحِىَ
vahyolundu
إِلَىَّ
bana
أَنَّهُ
gerçekten
ٱسْتَمَعَ
(Kur'an) dinledikleri
نَفَرٌۭ
bir topluluğun
مِّنَ
cin(ler)den
ٱلْجِنِّ
the jinn
فَقَالُوٓا۟
ve dedikleri
إِنَّا
şüphesiz biz
سَمِعْنَا
dinledik
قُرْءَانًا
bir Kur'an
عَجَبًۭا
harikulade güzel

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "It has been revealed to me that a group of the jinn listened and said, 'Indeed, we have heard an amazing Qur'an

Ali BulaçDe ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: -Doğrusu biz, (büyük) hayranlık uyandıran bir Kur'an dinledik

72:2 📚 3
يَهۡدِيٓ إِلَى ٱلرُّشۡدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦۖ وَلَن نُّشۡرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدࣰ ا
يَهْدِىٓ
iletiyor
إِلَى
doğru yola
ٱلرُّشْدِ
the right way
فَـَٔامَنَّا
ve inandık
بِهِۦ ۖ
ona
وَلَن
artık
نُّشْرِكَ
ortak koşmayacağız
بِرَبِّنَآ
Rabbimize
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Saheeh InternationalIt guides to the right course, and we have believed in it. And we will never associate with our Lord anyone

Ali BulaçO (Kur'an), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimiz'e hiç kimseyi ortak koşmayacağız

72:3
وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةࣰ وَلَا وَلَدࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
doğrusu O
تَعَـٰلَىٰ
yücedir
جَدُّ
şanı
رَبِّنَا
Rabbimizin
مَا
O edinmemiştir
ٱتَّخَذَ
He has taken
صَـٰحِبَةًۭ
eş
وَلَا
ve ne de
وَلَدًۭا
çocuk

Saheeh InternationalAnd [it teaches] that exalted is the nobleness of our Lord; He has not taken a wife or a son

Ali BulaçElbette, Rabbimiz'in şanı Yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk

72:4
وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
gerçek şu ki
كَانَ
idi
يَقُولُ
söylüyor
سَفِيهُنَا
bizim beyinsiz
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
شَطَطًۭا
saçma şeyler

Saheeh InternationalAnd that our foolish one has been saying about Allah an excessive transgression

Ali BulaçDoğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler

72:5
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
ظَنَنَّآ
sanmıştık
أَن
asla
لَّن
never
تَقُولَ
söylemeyeceklerini
ٱلْإِنسُ
insanların
وَٱلْجِنُّ
ve cinlerin
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًۭا
yalan

Saheeh InternationalAnd we had thought that mankind and the jinn would never speak about Allah a lie

Ali BulaçOysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık

72:6
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالࣱ مِّنَ ٱلۡإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالࣲ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَزَادُوهُمۡ رَهَقࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
ve doğrusu
كَانَ
idi
رِجَالٌۭ
(bazı) erkekler
مِّنَ
insanlardan
ٱلْإِنسِ
mankind
يَعُوذُونَ
sığınırlardı
بِرِجَالٍۢ
bazı erkeklere
مِّنَ
cinlerden
ٱلْجِنِّ
the jinn
فَزَادُوهُمْ
ve onların artırırlardı
رَهَقًۭا
şımarıklığını

Saheeh InternationalAnd there were men from mankind who sought refuge in men from the jinn, so they [only] increased them in burden

Ali BulaçBir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı

72:7
وَأَنَّهُمۡ ظَنُّواْ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ أَحَدࣰ ا
وَأَنَّهُمْ
ve onlar da
ظَنُّوا۟
sanmışlardı
كَمَا
gibi
ظَنَنتُمْ
sizin sandığınız
أَن
asla
لَّن
never
يَبْعَثَ
diriltmeyeceğini
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Saheeh InternationalAnd they had thought, as you thought, that Allah would never send anyone [as a messenger]

Ali BulaçVe onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı

72:8
وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدۡنَٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسࣰ ا شَدِيدࣰ ا وَشُهُبࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
لَمَسْنَا
dokunduk
ٱلسَّمَآءَ
göğe
فَوَجَدْنَـٰهَا
ve onu bulduk
مُلِئَتْ
doldurulmuş
حَرَسًۭا
bekçilerle
شَدِيدًۭا
kuvvetli
وَشُهُبًۭا
ve ışınlarla

Saheeh InternationalAnd we have sought [to reach] the heaven but found it filled with powerful guards and burning flames

Ali BulaçDoğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk

72:9
وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمۡعِۖ فَمَن يَسۡتَمِعِ ٱلۡأٓنَ يَجِدۡ لَهُۥ شِهَابࣰ ا رَّصَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
كُنَّا
idik
نَقْعُدُ
oturur
مِنْهَا
onun
مَقَـٰعِدَ
oturma yerlerinde
لِلسَّمْعِ ۖ
dinlemeğe mahsus
فَمَن
artık kim
يَسْتَمِعِ
dinlemek istese
ٱلْـَٔانَ
şimdi
يَجِدْ
bulur
لَهُۥ
kendisini
شِهَابًۭا
bir ışın
رَّصَدًۭا
gözetleyen

Saheeh InternationalAnd we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him

Ali BulaçOysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur

72:10 📚 1
وَأَنَّا لَا نَدۡرِيٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
لَا
bilmiyoruz
نَدْرِىٓ
we know
أَشَرٌّ
kötülük mü
أُرِيدَ
istendi
بِمَن
olanlara
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
أَمْ
yoksa
أَرَادَ
diledi
بِهِمْ
onları
رَبُّهُمْ
Rabbleri
رَشَدًۭا
doğruya iletmek (mi?)

Saheeh InternationalAnd we do not know [therefore] whether evil is intended for those on earth or whether their Lord intends for them a right course

Ali BulaçDoğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi

72:11
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدࣰ ا
وَأَنَّا
bize gelince
مِنَّا
bizden vardır
ٱلصَّـٰلِحُونَ
iyiler (de)
وَمِنَّا
ve bizden vardır
دُونَ
başkası (da)
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
كُنَّا
biz
طَرَآئِقَ
yollardayız
قِدَدًۭا
çeşitli

Saheeh InternationalAnd among us are the righteous, and among us are [others] not so; we were [of] divided ways

Ali BulaçGerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz

72:12
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعۡجِزَ ٱللَّهَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَن نُّعۡجِزَهُۥ هَرَبࣰ ا
وَأَنَّا
biz
ظَنَنَّآ
anladık
أَن
asla
لَّن
never
نُّعْجِزَ
aciz bırakamayacağımızı
ٱللَّهَ
Allah'ı
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَن
ve asla
نُّعْجِزَهُۥ
O'nu aciz bırakamayacağımızı
هَرَبًۭا
kaçmakla

Saheeh InternationalAnd we have become certain that we will never cause failure to Allah upon earth, nor can we escape Him by flight

Ali BulaçBiz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O’nu hiçbir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık

72:13
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعۡنَا ٱلۡهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦۖ فَمَن يُؤۡمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخۡسࣰ ا وَلَا رَهَقࣰ ا
وَأَنَّا
biz
لَمَّا
ne zaman ki
سَمِعْنَا
işitince
ٱلْهُدَىٰٓ
yol gösteren (Kur'an)ı
ءَامَنَّا
inandık
بِهِۦ ۖ
ona
فَمَن
artık kim
يُؤْمِنۢ
inanırsa
بِرَبِّهِۦ
Rabbine
فَلَا
korkmaz
يَخَافُ
he will fear
بَخْسًۭا
eksik verilmesinden
وَلَا
ve ne de
رَهَقًۭا
kötülük edilmesinden

Saheeh InternationalAnd when we heard the guidance, we believed in it. And whoever believes in his Lord will not fear deprivation or burden

Ali BulaçElbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından

72:14
وَأَنَّا مِنَّا ٱلۡمُسۡلِمُونَ وَمِنَّا ٱلۡقَٰسِطُونَۖ فَمَنۡ أَسۡلَمَ فَأُوْلَٰٓئِكَ تَحَرَّوۡاْ رَشَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
مِنَّا
bizden vardır
ٱلْمُسْلِمُونَ
müslümanlar
وَمِنَّا
ve bizden vardır
ٱلْقَـٰسِطُونَ ۖ
doğru yoldan sapanlar
فَمَنْ
artık kimler
أَسْلَمَ
müslüman olursa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
تَحَرَّوْا۟
aramışlardır
رَشَدًۭا
doğru yolu

Saheeh InternationalAnd among us are Muslims [in submission to Allah], and among us are the unjust. And whoever has become Muslim - those have sought out the right course

Ali BulaçVe elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır

72:15
وَأَمَّا ٱلۡقَٰسِطُونَ فَكَانُواْ لِجَهَنَّمَ حَطَبࣰ ا
وَأَمَّا
ise
ٱلْقَـٰسِطُونَ
hak yoldan sapanlar
فَكَانُوا۟
olmuşlardır
لِجَهَنَّمَ
cehenneme
حَطَبًۭا
odun

Saheeh InternationalBut as for the unjust, they will be, for Hell, firewood

Ali BulaçZulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır

72:16
وَأَلَّوِ ٱسۡتَقَٰمُواْ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسۡقَيۡنَٰهُم مَّآءً غَدَقࣰ ا
وَأَلَّوِ
ve şayet
ٱسْتَقَـٰمُوا۟
doğru gitselerdi
عَلَى
yolda
ٱلطَّرِيقَةِ
the Way
لَأَسْقَيْنَـٰهُم
onları sulardık
مَّآءً
su ile
غَدَقًۭا
bol

Saheeh InternationalAnd [Allah revealed] that if they had remained straight on the way, We would have given them abundant provision

Ali BulaçEğer onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik

72:17 📚 1
لِّنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَمَن يُعۡرِضۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِۦ يَسۡلُكۡهُ عَذَابࣰ ا صَعَدࣰ ا
لِّنَفْتِنَهُمْ
onları sınayalım diye
فِيهِ ۚ
onunla
وَمَن
ve kim
يُعْرِضْ
yüz çevirirse
عَن
anmaktan
ذِكْرِ
the Remembrance
رَبِّهِۦ
Rabbini
يَسْلُكْهُ
onu sokar
عَذَابًۭا
bir azaba
صَعَدًۭا
alt eden

Saheeh InternationalSo We might test them therein. And whoever turns away from the remembrance of his Lord He will put into arduous punishment

Ali BulaçKi, kendilerini bununla denemek için. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah), onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürükler

72:18
وَأَنَّ ٱلۡمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُواْ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدࣰ ا
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱلْمَسَـٰجِدَ
mescidler
لِلَّهِ
Allah'a mahsustur
فَلَا
artık
تَدْعُوا۟
yalvarmayın
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
أَحَدًۭا
hiç kimseye

Saheeh InternationalAnd [He revealed] that the masjids are for Allah, so do not invoke with Allah anyone

Ali BulaçŞüphesiz mescidler, (yalnızca) Allah'a aittir. Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, tapmayın)

72:19 📚 2
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبۡدُ ٱللَّهِ يَدۡعُوهُ كَادُواْ يَكُونُونَ عَلَيۡهِ لِبَدࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz
لَمَّا
ne zaman ki
قَامَ
kalktığında
عَبْدُ
kulu
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَدْعُوهُ
O'na yalvarınca
كَادُوا۟
nerdeyse
يَكُونُونَ
oluyorlardı
عَلَيْهِ
onun üzerine
لِبَدًۭا
keçe gibi birbirlerine geçecek

Saheeh InternationalAnd that when the Servant of Allah stood up supplicating Him, they almost became about him a compacted mass

Ali BulaçŞu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed,) O'na dua (ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar (müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi

72:20
قُلۡ إِنَّمَآ أَدۡعُواْ رَبِّي وَلَآ أُشۡرِكُ بِهِۦٓ أَحَدࣰ ا
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
ancak
أَدْعُوا۟
ben yalvarırım
رَبِّى
Rabbime
وَلَآ
ve
أُشْرِكُ
ortak koşmam
بِهِۦٓ
O'na
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "I only invoke my Lord and do not associate with Him anyone

Ali BulaçDe ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum

72:21
قُلۡ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا رَشَدࣰ ا
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette ben
لَآ
sahip değilim
أَمْلِكُ
possess
لَكُمْ
size (vermeye)
ضَرًّۭا
zarar
وَلَا
ve ne de
رَشَدًۭا
akıl

Saheeh InternationalSay, "Indeed, I do not possess for you [the power of] harm or right direction

Ali BulaçDe ki: "Doğrusu ben, sizin için ne bir zarar, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim

72:22 📚 2
قُلۡ إِنِّي لَن يُجِيرَنِي مِنَ ٱللَّهِ أَحَدࣱ وَلَنۡ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette beni
لَن
kurtaramaz
يُجِيرَنِى
can protect me
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
أَحَدٌۭ
hiç kimse
وَلَنْ
ve asla
أَجِدَ
bulamam
مِن
ondan başka
دُونِهِۦ
besides Him
مُلْتَحَدًا
sığınacak kimse

Saheeh InternationalSay, "Indeed, there will never protect me from Allah anyone [if I should disobey], nor will I find in other than Him a refuge

Ali BulaçDe ki: "Muhakkak beni Allah'tan (gelebilecek bir azaba karşı) hiç kimse asla kurtaramaz ve O'nun dışında asla bir sığınak da bulamam

72:23 📚 5
إِلَّا بَلَٰغࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦۚ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
إِلَّا
sadece (yapabileceğim)
بَلَـٰغًۭا
duyurmaktır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ ۚ
ve O'nun elçiliğidir
وَمَن
artık kim
يَعْصِ
baş kaldırırsa
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
فَإِنَّ
şüphesiz
لَهُۥ
ona vardır
نَارَ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدِينَ
sürekli kalacağı
فِيهَآ
içinde
أَبَدًا
ebedi

Saheeh InternationalBut [I have for you] only notification from Allah, and His messages." And whoever disobeys Allah and His Messenger - then indeed, for him is the fire of Hell; they will abide therein forever

Ali Bulaç(Benim görevim,) Yalnızca Allah'tan olanı ve O'nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve O'nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır

72:24
حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ أَضۡعَفُ نَاصِرࣰ ا وَأَقَلُّ عَدَدࣰ ا
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
رَأَوْا۟
gördükleri
مَا
şeyi
يُوعَدُونَ
kendilerine va'dedilen
فَسَيَعْلَمُونَ
bileceklerdir
مَنْ
kimin
أَضْعَفُ
daha zayıftır
نَاصِرًۭا
yardım edeni
وَأَقَلُّ
ve daha azdır
عَدَدًۭا
sayıca

Saheeh International[The disbelievers continue] until, when they see that which they are promised, then they will know who is weaker in helpers and less in number

Ali BulaçSonunda onlar, kendilerine vadedileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımından kim daha azmış artık öğrenmiş olacaklardır

72:25 📚 1
قُلۡ إِنۡ أَدۡرِيٓ أَقَرِيبࣱ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ يَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّيٓ أَمَدًا
قُلْ
de ki
إِنْ
hayır
أَدْرِىٓ
bilmem
أَقَرِيبٌۭ
yakın mıdır?
مَّا
şey
تُوعَدُونَ
size söylenen
أَمْ
yoksa
يَجْعَلُ
koyacak (mıdır?)
لَهُۥ
onun için
رَبِّىٓ
Rabbim
أَمَدًا
uzun bir süre

Saheeh InternationalSay, "I do not know if what you are promised is near or if my Lord will grant for it a [long] period

Ali BulaçDe ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azap) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur

72:26 📚 5
عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ فَلَا يُظۡهِرُ عَلَىٰ غَيۡبِهِۦٓ أَحَدًا
عَـٰلِمُ
bilendir
ٱلْغَيْبِ
gaybı
فَلَا
göstermez
يُظْهِرُ
He reveals
عَلَىٰ
gizli bilgisini
غَيْبِهِۦٓ
His unseen
أَحَدًا
kimseye

Saheeh International[He is] Knower of the unseen, and He does not disclose His [knowledge of the] unseen to anyone

Ali BulaçO, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz)

72:27 📚 1
إِلَّا مَنِ ٱرۡتَضَىٰ مِن رَّسُولࣲ فَإِنَّهُۥ يَسۡلُكُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ رَصَدࣰ ا
إِلَّا
ancak (gösterir)
مَنِ
kimseye
ٱرْتَضَىٰ
razı olduğu
مِن
elçiden
رَّسُولٍۢ
a Messenger
فَإِنَّهُۥ
çünkü O
يَسْلُكُ
sevk eder
مِنۢ
önüne
بَيْنِ
before
يَدَيْهِ
önüne
وَمِنْ
ve
خَلْفِهِۦ
arkasına
رَصَدًۭا
gözetleyiciler

Saheeh InternationalExcept whom He has approved of messengers, and indeed, He sends before each messenger and behind him observers

Ali BulaçAncak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer

72:28 📚 1
لِّيَعۡلَمَ أَن قَدۡ أَبۡلَغُواْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمۡ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَيۡءٍ عَدَدَۢا
لِّيَعْلَمَ
bilsin diye
أَن
elbette
قَدْ
indeed
أَبْلَغُوا۟
duyurduklarını
رِسَـٰلَـٰتِ
risaletini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَأَحَاطَ
ve kuşatmıştır
بِمَا
herşeyi
لَدَيْهِمْ
onlarda bulunan
وَأَحْصَىٰ
ve saymıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَدَدًۢا
bir bir

Saheeh InternationalThat he may know that they have conveyed the messages of their Lord; and He has encompassed whatever is with them and has enumerated all things in number

Ali BulaçÖyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların nezdinde olanları sarıp-kuşatmış ve herşeyi sayı olarak da sayıp-tespit etmiştir

← Önceki Sonraki →

72. Al-Jinn Suresi | Anlam Arayışı