☪ Anlam Arayışı

72. Al-Jinn سُورَةُ الجِنِّ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
72:1
قُلۡ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ ٱسۡتَمَعَ نَفَرࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَقَالُوٓاْ إِنَّا سَمِعۡنَا قُرۡءَانًا عَجَبࣰ ا
قُلْ
de ki
أُوحِىَ
vahyolundu
إِلَىَّ
bana
أَنَّهُ
gerçekten
ٱسْتَمَعَ
(Kur'an) dinledikleri
نَفَرٌۭ
bir topluluğun
مِّنَ
cin(ler)den
ٱلْجِنِّ
the jinn
فَقَالُوٓا۟
ve dedikleri
إِنَّا
şüphesiz biz
سَمِعْنَا
dinledik
قُرْءَانًا
bir Kur'an
عَجَبًۭا
harikulade güzel

Elmalılı Hamdi YazırDeki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik

Süleyman AteşDe ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'an dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulade güzel bir Kur'an dinledik

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "It has been revealed to me that a group of the jinn listened and said, 'Indeed, we have heard an amazing Qur'an

72:2 📚 3
يَهۡدِيٓ إِلَى ٱلرُّشۡدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦۖ وَلَن نُّشۡرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدࣰ ا
يَهْدِىٓ
iletiyor
إِلَى
doğru yola
ٱلرُّشْدِ
the right way
فَـَٔامَنَّا
ve inandık
بِهِۦ ۖ
ona
وَلَن
artık
نُّشْرِكَ
ortak koşmayacağız
بِرَبِّنَآ
Rabbimize
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Elmalılı Hamdi YazırO Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız

Süleyman AteşDoğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız

Saheeh InternationalIt guides to the right course, and we have believed in it. And we will never associate with our Lord anyone

72:3
وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةࣰ وَلَا وَلَدࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
doğrusu O
تَعَـٰلَىٰ
yücedir
جَدُّ
şanı
رَبِّنَا
Rabbimizin
مَا
O edinmemiştir
ٱتَّخَذَ
He has taken
صَـٰحِبَةًۭ
eş
وَلَا
ve ne de
وَلَدًۭا
çocuk

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk

Süleyman AteşDoğrusu Rabbimizin şanı yücedir. O, eş ve çocuk edinmemiştir

Saheeh InternationalAnd [it teaches] that exalted is the nobleness of our Lord; He has not taken a wife or a son

72:4
وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
gerçek şu ki
كَانَ
idi
يَقُولُ
söylüyor
سَفِيهُنَا
bizim beyinsiz
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
شَطَطًۭا
saçma şeyler

Elmalılı Hamdi YazırMeğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş

Süleyman AteşMeğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kafirleri) Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş

Saheeh InternationalAnd that our foolish one has been saying about Allah an excessive transgression

72:5
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
ظَنَنَّآ
sanmıştık
أَن
asla
لَّن
never
تَقُولَ
söylemeyeceklerini
ٱلْإِنسُ
insanların
وَٱلْجِنُّ
ve cinlerin
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًۭا
yalan

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız

Süleyman AteşBiz insanların ve cinlerin, Allah'a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık (onun için o beyinsizin sözüne uymuştuk)

Saheeh InternationalAnd we had thought that mankind and the jinn would never speak about Allah a lie

72:6
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالࣱ مِّنَ ٱلۡإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالࣲ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَزَادُوهُمۡ رَهَقࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
ve doğrusu
كَانَ
idi
رِجَالٌۭ
(bazı) erkekler
مِّنَ
insanlardan
ٱلْإِنسِ
mankind
يَعُوذُونَ
sığınırlardı
بِرِجَالٍۢ
bazı erkeklere
مِّنَ
cinlerden
ٱلْجِنِّ
the jinn
فَزَادُوهُمْ
ve onların artırırlardı
رَهَقًۭا
şımarıklığını

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı

Süleyman AteşDoğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı

Saheeh InternationalAnd there were men from mankind who sought refuge in men from the jinn, so they [only] increased them in burden

72:7
وَأَنَّهُمۡ ظَنُّواْ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ أَحَدࣰ ا
وَأَنَّهُمْ
ve onlar da
ظَنُّوا۟
sanmışlardı
كَمَا
gibi
ظَنَنتُمْ
sizin sandığınız
أَن
asla
لَّن
never
يَبْعَثَ
diriltmeyeceğini
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek

Süleyman AteşOnlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı

Saheeh InternationalAnd they had thought, as you thought, that Allah would never send anyone [as a messenger]

72:8
وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدۡنَٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسࣰ ا شَدِيدࣰ ا وَشُهُبࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
لَمَسْنَا
dokunduk
ٱلسَّمَآءَ
göğe
فَوَجَدْنَـٰهَا
ve onu bulduk
مُلِئَتْ
doldurulmuş
حَرَسًۭا
bekçilerle
شَدِيدًۭا
kuvvetli
وَشُهُبًۭا
ve ışınlarla

Elmalılı Hamdi Yazır(Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk

Süleyman AteşBiz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk

Saheeh InternationalAnd we have sought [to reach] the heaven but found it filled with powerful guards and burning flames

72:9
وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمۡعِۖ فَمَن يَسۡتَمِعِ ٱلۡأٓنَ يَجِدۡ لَهُۥ شِهَابࣰ ا رَّصَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
كُنَّا
idik
نَقْعُدُ
oturur
مِنْهَا
onun
مَقَـٰعِدَ
oturma yerlerinde
لِلسَّمْعِ ۖ
dinlemeğe mahsus
فَمَن
artık kim
يَسْتَمِعِ
dinlemek istese
ٱلْـَٔانَ
şimdi
يَجِدْ
bulur
لَهُۥ
kendisini
شِهَابًۭا
bir ışın
رَّصَدًۭا
gözetleyen

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor

Süleyman AteşVe biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur(gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur

Saheeh InternationalAnd we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him

72:10 📚 1
وَأَنَّا لَا نَدۡرِيٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
لَا
bilmiyoruz
نَدْرِىٓ
we know
أَشَرٌّ
kötülük mü
أُرِيدَ
istendi
بِمَن
olanlara
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
أَمْ
yoksa
أَرَادَ
diledi
بِهِمْ
onları
رَبُّهُمْ
Rabbleri
رَشَدًۭا
doğruya iletmek (mi?)

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi

Süleyman AteşBilmiyoruz bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları doğruya mı iletmek diledi

Saheeh InternationalAnd we do not know [therefore] whether evil is intended for those on earth or whether their Lord intends for them a right course

72:11
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدࣰ ا
وَأَنَّا
bize gelince
مِنَّا
bizden vardır
ٱلصَّـٰلِحُونَ
iyiler (de)
وَمِنَّا
ve bizden vardır
دُونَ
başkası (da)
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
كُنَّا
biz
طَرَآئِقَ
yollardayız
قِدَدًۭا
çeşitli

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız

Süleyman AteşBize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık

Saheeh InternationalAnd among us are the righteous, and among us are [others] not so; we were [of] divided ways

72:12
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعۡجِزَ ٱللَّهَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَن نُّعۡجِزَهُۥ هَرَبࣰ ا
وَأَنَّا
biz
ظَنَنَّآ
anladık
أَن
asla
لَّن
never
نُّعْجِزَ
aciz bırakamayacağımızı
ٱللَّهَ
Allah'ı
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَن
ve asla
نُّعْجِزَهُۥ
O'nu aciz bırakamayacağımızı
هَرَبًۭا
kaçmakla

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız

Süleyman AteşBiz yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacağımızı anladık

Saheeh InternationalAnd we have become certain that we will never cause failure to Allah upon earth, nor can we escape Him by flight

72:13
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعۡنَا ٱلۡهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦۖ فَمَن يُؤۡمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخۡسࣰ ا وَلَا رَهَقࣰ ا
وَأَنَّا
biz
لَمَّا
ne zaman ki
سَمِعْنَا
işitince
ٱلْهُدَىٰٓ
yol gösteren (Kur'an)ı
ءَامَنَّا
inandık
بِهِۦ ۖ
ona
فَمَن
artık kim
يُؤْمِنۢ
inanırsa
بِرَبِّهِۦ
Rabbine
فَلَا
korkmaz
يَخَافُ
he will fear
بَخْسًۭا
eksik verilmesinden
وَلَا
ve ne de
رَهَقًۭا
kötülük edilmesinden

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden

Süleyman AteşBiz, yol gösteren (Kur'an)ı işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden, ne de kendisine kötülük edilmesinden korkar

Saheeh InternationalAnd when we heard the guidance, we believed in it. And whoever believes in his Lord will not fear deprivation or burden

72:14
وَأَنَّا مِنَّا ٱلۡمُسۡلِمُونَ وَمِنَّا ٱلۡقَٰسِطُونَۖ فَمَنۡ أَسۡلَمَ فَأُوْلَٰٓئِكَ تَحَرَّوۡاْ رَشَدࣰ ا
وَأَنَّا
ve elbette biz
مِنَّا
bizden vardır
ٱلْمُسْلِمُونَ
müslümanlar
وَمِنَّا
ve bizden vardır
ٱلْقَـٰسِطُونَ ۖ
doğru yoldan sapanlar
فَمَنْ
artık kimler
أَسْلَمَ
müslüman olursa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
تَحَرَّوْا۟
aramışlardır
رَشَدًۭا
doğru yolu

Elmalılı Hamdi YazırVe biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır

Süleyman AteşVe biz, bizden müslümanlar da var ve bizden doğru yoldan sapanlar da var. Kimler müslüman olursa işte onlar doğru yolu aramışlardır

Saheeh InternationalAnd among us are Muslims [in submission to Allah], and among us are the unjust. And whoever has become Muslim - those have sought out the right course

72:15
وَأَمَّا ٱلۡقَٰسِطُونَ فَكَانُواْ لِجَهَنَّمَ حَطَبࣰ ا
وَأَمَّا
ise
ٱلْقَـٰسِطُونَ
hak yoldan sapanlar
فَكَانُوا۟
olmuşlardır
لِجَهَنَّمَ
cehenneme
حَطَبًۭا
odun

Elmalılı Hamdi YazırAma yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır

Süleyman AteşHak yoldan sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır

Saheeh InternationalBut as for the unjust, they will be, for Hell, firewood

72:16
وَأَلَّوِ ٱسۡتَقَٰمُواْ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسۡقَيۡنَٰهُم مَّآءً غَدَقࣰ ا
وَأَلَّوِ
ve şayet
ٱسْتَقَـٰمُوا۟
doğru gitselerdi
عَلَى
yolda
ٱلطَّرِيقَةِ
the Way
لَأَسْقَيْنَـٰهُم
onları sulardık
مَّآءً
su ile
غَدَقًۭا
bol

Elmalılı Hamdi YazırOnlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik

Süleyman AteşŞayet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık)

Saheeh InternationalAnd [Allah revealed] that if they had remained straight on the way, We would have given them abundant provision

72:17 📚 1
لِّنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَمَن يُعۡرِضۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِۦ يَسۡلُكۡهُ عَذَابࣰ ا صَعَدࣰ ا
لِّنَفْتِنَهُمْ
onları sınayalım diye
فِيهِ ۚ
onunla
وَمَن
ve kim
يُعْرِضْ
yüz çevirirse
عَن
anmaktan
ذِكْرِ
the Remembrance
رَبِّهِۦ
Rabbini
يَسْلُكْهُ
onu sokar
عَذَابًۭا
bir azaba
صَعَدًۭا
alt eden

Elmalılı Hamdi YazırKi onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar

Süleyman AteşKi onları, onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse (Rabbi) onu, alt eden bir azaba sokar

Saheeh InternationalSo We might test them therein. And whoever turns away from the remembrance of his Lord He will put into arduous punishment

72:18
وَأَنَّ ٱلۡمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُواْ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدࣰ ا
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱلْمَسَـٰجِدَ
mescidler
لِلَّهِ
Allah'a mahsustur
فَلَا
artık
تَدْعُوا۟
yalvarmayın
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
أَحَدًۭا
hiç kimseye

Elmalılı Hamdi YazırMescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın

Süleyman AteşMescidler, Allah'a mahsustur. Allah ile beraber hiç kimseye yalvarmayın

Saheeh InternationalAnd [He revealed] that the masjids are for Allah, so do not invoke with Allah anyone

72:19 📚 2
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبۡدُ ٱللَّهِ يَدۡعُوهُ كَادُواْ يَكُونُونَ عَلَيۡهِ لِبَدࣰ ا
وَأَنَّهُۥ
ve şüphesiz
لَمَّا
ne zaman ki
قَامَ
kalktığında
عَبْدُ
kulu
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَدْعُوهُ
O'na yalvarınca
كَادُوا۟
nerdeyse
يَكُونُونَ
oluyorlardı
عَلَيْهِ
onun üzerine
لِبَدًۭا
keçe gibi birbirlerine geçecek

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi

Süleyman AteşAllah'ın kulu kalkıp O'na yalvarınca (hayretten, hepsi) onun üzerine üşüşüp nerdeyse keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi

Saheeh InternationalAnd that when the Servant of Allah stood up supplicating Him, they almost became about him a compacted mass

72:20
قُلۡ إِنَّمَآ أَدۡعُواْ رَبِّي وَلَآ أُشۡرِكُ بِهِۦٓ أَحَدࣰ ا
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
ancak
أَدْعُوا۟
ben yalvarırım
رَبِّى
Rabbime
وَلَآ
ve
أُشْرِكُ
ortak koşmam
بِهِۦٓ
O'na
أَحَدًۭا
hiç kimseyi

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam

Süleyman AteşDe ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "I only invoke my Lord and do not associate with Him anyone

72:21
قُلۡ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا رَشَدࣰ ا
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette ben
لَآ
sahip değilim
أَمْلِكُ
possess
لَكُمْ
size (vermeye)
ضَرًّۭا
zarar
وَلَا
ve ne de
رَشَدًۭا
akıl

Elmalılı Hamdi YazırDe ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gösterebilirim

Süleyman AteşDe ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sahip değilim

Saheeh InternationalSay, "Indeed, I do not possess for you [the power of] harm or right direction

72:22 📚 2
قُلۡ إِنِّي لَن يُجِيرَنِي مِنَ ٱللَّهِ أَحَدࣱ وَلَنۡ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا
قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette beni
لَن
kurtaramaz
يُجِيرَنِى
can protect me
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
أَحَدٌۭ
hiç kimse
وَلَنْ
ve asla
أَجِدَ
bulamam
مِن
ondan başka
دُونِهِۦ
besides Him
مُلْتَحَدًا
sığınacak kimse

Elmalılı Hamdi YazırDe ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam

Süleyman AteşDe ki: "Beni Allah'(ın azabın)dan hiç kimse kurtaramaz ve ondan başka sığınacak kimse bulamam

Saheeh InternationalSay, "Indeed, there will never protect me from Allah anyone [if I should disobey], nor will I find in other than Him a refuge

72:23 📚 5
إِلَّا بَلَٰغࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦۚ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
إِلَّا
sadece (yapabileceğim)
بَلَـٰغًۭا
duyurmaktır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ ۚ
ve O'nun elçiliğidir
وَمَن
artık kim
يَعْصِ
baş kaldırırsa
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
فَإِنَّ
şüphesiz
لَهُۥ
ona vardır
نَارَ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدِينَ
sürekli kalacağı
فِيهَآ
içinde
أَبَدًا
ebedi

Elmalılı Hamdi YazırBenim yapabileceğim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır

Süleyman AteşBenim yapabileceğim sadece Allah'tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah'a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır

Saheeh InternationalBut [I have for you] only notification from Allah, and His messages." And whoever disobeys Allah and His Messenger - then indeed, for him is the fire of Hell; they will abide therein forever

72:24
حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ أَضۡعَفُ نَاصِرࣰ ا وَأَقَلُّ عَدَدࣰ ا
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
رَأَوْا۟
gördükleri
مَا
şeyi
يُوعَدُونَ
kendilerine va'dedilen
فَسَيَعْلَمُونَ
bileceklerdir
مَنْ
kimin
أَضْعَفُ
daha zayıftır
نَاصِرًۭا
yardım edeni
وَأَقَلُّ
ve daha azdır
عَدَدًۭا
sayıca

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir

Süleyman AteşKendilerine va'dedilen şeyi (ya azabı veya kıyamet sa'atini) gördükleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir

Saheeh International[The disbelievers continue] until, when they see that which they are promised, then they will know who is weaker in helpers and less in number

72:25 📚 1
قُلۡ إِنۡ أَدۡرِيٓ أَقَرِيبࣱ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ يَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّيٓ أَمَدًا
قُلْ
de ki
إِنْ
hayır
أَدْرِىٓ
bilmem
أَقَرِيبٌۭ
yakın mıdır?
مَّا
şey
تُوعَدُونَ
size söylenen
أَمْ
yoksa
يَجْعَلُ
koyacak (mıdır?)
لَهُۥ
onun için
رَبِّىٓ
Rabbim
أَمَدًا
uzun bir süre

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar

Süleyman AteşDe ki: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem

Saheeh InternationalSay, "I do not know if what you are promised is near or if my Lord will grant for it a [long] period

72:26 📚 5
عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ فَلَا يُظۡهِرُ عَلَىٰ غَيۡبِهِۦٓ أَحَدًا
عَـٰلِمُ
bilendir
ٱلْغَيْبِ
gaybı
فَلَا
göstermez
يُظْهِرُ
He reveals
عَلَىٰ
gizli bilgisini
غَيْبِهِۦٓ
His unseen
أَحَدًا
kimseye

Elmalılı Hamdi YazırO bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz

Süleyman AteşGaybı bilen O'dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez

Saheeh International[He is] Knower of the unseen, and He does not disclose His [knowledge of the] unseen to anyone

72:27 📚 1
إِلَّا مَنِ ٱرۡتَضَىٰ مِن رَّسُولࣲ فَإِنَّهُۥ يَسۡلُكُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ رَصَدࣰ ا
إِلَّا
ancak (gösterir)
مَنِ
kimseye
ٱرْتَضَىٰ
razı olduğu
مِن
elçiden
رَّسُولٍۢ
a Messenger
فَإِنَّهُۥ
çünkü O
يَسْلُكُ
sevk eder
مِنۢ
önüne
بَيْنِ
before
يَدَيْهِ
önüne
وَمِنْ
ve
خَلْفِهِۦ
arkasına
رَصَدًۭا
gözetleyiciler

Elmalılı Hamdi YazırAncak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar

Süleyman AteşAncak razı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar

Saheeh InternationalExcept whom He has approved of messengers, and indeed, He sends before each messenger and behind him observers

72:28 📚 1
لِّيَعۡلَمَ أَن قَدۡ أَبۡلَغُواْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمۡ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَيۡءٍ عَدَدَۢا
لِّيَعْلَمَ
bilsin diye
أَن
elbette
قَدْ
indeed
أَبْلَغُوا۟
duyurduklarını
رِسَـٰلَـٰتِ
risaletini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَأَحَاطَ
ve kuşatmıştır
بِمَا
herşeyi
لَدَيْهِمْ
onlarda bulunan
وَأَحْصَىٰ
ve saymıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَدَدًۢا
bir bir

Elmalılı Hamdi YazırBilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır

Süleyman Ateş(Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allah, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış(hesabetmiş)tir

Saheeh InternationalThat he may know that they have conveyed the messages of their Lord; and He has encompassed whatever is with them and has enumerated all things in number

← Önceki Sonraki →

72. Al-Jinn Suresi | Anlam Arayışı