☪ Anlam Arayışı

74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
74:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلْمُدَّثِّرُ
örtüsüne bürünen

Diyanet İşleri MealiEy örtüye bürünen

Saheeh InternationalO you who covers himself [with a garment]

Yusuf AliO thou wrapped up (in the mantle)

74:2
قُمۡ فَأَنذِرۡ
قُمْ
kalk
فَأَنذِرْ
ve uyar

Diyanet İşleri MealiKalk da uyar

Saheeh InternationalArise and warn

Yusuf AliArise and deliver thy warning

74:3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
وَرَبَّكَ
ve Rabbini
فَكَبِّرْ
tekbir et

Diyanet İşleri MealiRabbini yücelt

Saheeh InternationalAnd your Lord glorify

Yusuf AliAnd thy Lord do thou magnify

74:4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ
وَثِيَابَكَ
ve elbiseni
فَطَهِّرْ
temizle

Diyanet İşleri MealiGiydiklerini temiz tut

Saheeh InternationalAnd your clothing purify

Yusuf AliAnd thy garments keep free from stain

74:5
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
وَٱلرُّجْزَ
ve pislikten
فَٱهْجُرْ
kaçın

Diyanet İşleri MealiKötü şeyleri terke devam et

Saheeh InternationalAnd uncleanliness avoid

Yusuf AliAnd all abomination shun

74:6 📚 5
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
وَلَا
ve
تَمْنُن
başa kakma
تَسْتَكْثِرُ
verdiğini çok bularak

Diyanet İşleri MealiYaptığın iyiliği çok görerek başa kakma

Saheeh InternationalAnd do not confer favor to acquire more

Yusuf AliNor expect, in giving, any increase (for thyself)

74:7
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
وَلِرَبِّكَ
ve Rabbin için
فَٱصْبِرْ
sabret

Diyanet İşleri MealiRabbin için sabret

Saheeh InternationalBut for your Lord be patient

Yusuf AliBut, for thy Lord's (Cause), be patient and constant

74:8 📚 8
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ
فَإِذَا
zaman
نُقِرَ
üflendiği
فِى
Sur'a (boruya)
ٱلنَّاقُورِ
the trumpet

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Saheeh InternationalAnd when the trumpet is blown

Yusuf AliFinally, when the Trumpet is sounded

74:9
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذࣲ يَوۡمٌ عَسِيرٌ
فَذَٰلِكَ
işte
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
يَوْمٌ
bir gündür
عَسِيرٌ
çetin

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Saheeh InternationalThat Day will be a difficult day

Yusuf AliThat will be- that Day - a Day of Distress

74:10
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرࣲ‏
عَلَى
için
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler
غَيْرُ
değildir
يَسِيرٍۢ
kolay

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Saheeh InternationalFor the disbelievers - not easy

Yusuf AliFar from easy for those without Faith

74:11
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدࣰ ا
ذَرْنِى
beni yalnız bırak
وَمَنْ
ve adamı
خَلَقْتُ
yarattığım
وَحِيدًۭا
tek olarak

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Saheeh InternationalLeave Me with the one I created alone

Yusuf AliLeave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone

74:12
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰ ا مَّمۡدُودࣰ ا
وَجَعَلْتُ
ve verdim
لَهُۥ
ona
مَالًۭا
mal
مَّمْدُودًۭا
uzun boylu

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Saheeh InternationalAnd to whom I granted extensive wealth

Yusuf AliTo whom I granted resources in abundance

74:13
وَبَنِينَ شُهُودࣰ ا
وَبَنِينَ
ve oğullar
شُهُودًۭا
göz önünde

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Saheeh InternationalAnd children present [with him]

Yusuf AliAnd sons to be by his side

74:14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدࣰ ا
وَمَهَّدتُّ
ve döşedim
لَهُۥ
kendisine
تَمْهِيدًۭا
bir döşeyişle

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Saheeh InternationalAnd spread [everything] before him, easing [his life]

Yusuf AliTo whom I made (life) smooth and comfortable

74:15
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ
ثُمَّ
sonra
يَطْمَعُ
hırsla ister
أَنْ
daha da artırmamı
أَزِيدَ
I (should) add more

Diyanet İşleri MealiBir de verdiğim nimetten artırmamı umar

Saheeh InternationalThen he desires that I should add more

Yusuf AliYet is he greedy-that I should add (yet more)

74:16
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدࣰ ا
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
oldu
لِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimize karşı
عَنِيدًۭا
bir inatçı

Diyanet İşleri MealiHayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır

Saheeh InternationalNo! Indeed, he has been toward Our verses obstinate

Yusuf AliBy no means! For to Our Signs he has been refractory

74:17
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
سَأُرْهِقُهُۥ
onu sardıracağım
صَعُودًا
dimdik bir yokuşa

Diyanet İşleri MealiOnu sarp bir yokuşa sardıracağım

Saheeh InternationalI will cover him with arduous torment

Yusuf AliSoon will I visit him with a mount of calamities

74:18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
إِنَّهُۥ
zira o
فَكَّرَ
düşündü
وَقَدَّرَ
ölçtü biçti

Diyanet İşleri MealiÇünkü o, düşündü, ölçtü biçti

Saheeh InternationalIndeed, he thought and deliberated

Yusuf AliFor he thought and he plotted

74:19
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
فَقُتِلَ
kahrolası
كَيْفَ
nasıl da
قَدَّرَ
ölçtü biçti

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası, ne biçim ölçüp biçti

Saheeh InternationalSo may he be destroyed [for] how he deliberated

Yusuf AliAnd woe to him! How he plotted

74:20
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
ثُمَّ
sonra
قُتِلَ
kahrolası
كَيْفَ
nasıl
قَدَّرَ
ölçtü biçti

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti

Saheeh InternationalThen may he be destroyed [for] how he deliberated

Yusuf AliYea, Woe to him; How he plotted

74:21
ثُمَّ نَظَرَ
ثُمَّ
sonra
نَظَرَ
baktı

Diyanet İşleri MealiSonra baktı

Saheeh InternationalThen he considered [again]

Yusuf AliThen he looked round

74:22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ثُمَّ
sonra
عَبَسَ
surat astı
وَبَسَرَ
kaşlarını çattı

Diyanet İşleri MealiSonra kaşlarını çattı, suratını aştı

Saheeh InternationalThen he frowned and scowled

Yusuf AliThen he frowned and he scowled

74:23
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
ثُمَّ
sonra
أَدْبَرَ
arkasını döndü
وَٱسْتَكْبَرَ
ve böbürlendi

Diyanet İşleri MealiSonra da sırt çevirip büyüklük tasladı

Saheeh InternationalThen he turned back and was arrogant

Yusuf AliThen he turned back and was haughty

74:24
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ يُؤۡثَرُ
فَقَالَ
sonra dedi
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
سِحْرٌۭ
bir büyü(den)
يُؤْثَرُ
rivayet edilip öğretilen

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Saheeh InternationalAnd said, "This is not but magic imitated [from others]

Yusuf AliThen said he: "This is nothing but magic, derived from of old

74:25 📚 3
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
قَوْلُ
sözü(nden)
ٱلْبَشَرِ
bir insan

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Saheeh InternationalThis is not but the word of a human being

Yusuf AliThis is nothing but the word of a mortal

74:26
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ
سَأُصْلِيهِ
onu sokacağım
سَقَرَ
Sekar'a

Diyanet İşleri Mealiİşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım

Saheeh InternationalI will drive him into Saqar

Yusuf AliSoon will I cast him into Hell-Fire

74:27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
وَمَآ
ve
أَدْرَىٰكَ
sen nereden bileceksin?
مَا
ne olduğunu
سَقَرُ
Sekar'ın

Diyanet İşleri MealiYakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is Saqar

Yusuf AliAnd what will explain to thee what Hell-Fire is

74:28 📚 5
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ
لَا
geriye bir şey komaz
تُبْقِى
it lets remain
وَلَا
ve ne de
تَذَرُ
bırakmaz

Diyanet İşleri MealiO, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer

Saheeh InternationalIt lets nothing remain and leaves nothing [unburned]

Yusuf AliNaught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone

74:29
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ
لَوَّاحَةٌۭ
yakar kavurur
لِّلْبَشَرِ
insanı

Diyanet İşleri Mealiİnsanın derisini kavurur

Saheeh InternationalBlackening the skins

Yusuf AliDarkening and changing the colour of man

74:30 📚 4
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
عَلَيْهَا
üzerinde vardır
تِسْعَةَ
(on)dokuz
عَشَرَ
on(dokuz)

Diyanet İşleri MealiOrada ondokuz bekçi vardır

Saheeh InternationalOver it are nineteen [angels]

Yusuf AliOver it are Nineteen

74:31 📚 3
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنࣰ ا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
وَمَا
ve
جَعَلْنَآ
biz yapmadık
أَصْحَـٰبَ
muhafızları
ٱلنَّارِ
cehennemin
إِلَّا
başkasını
مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ
meleklerden
وَمَا
ve
جَعَلْنَا
yapmadık
عِدَّتَهُمْ
onların sayısını
إِلَّا
başka bir şey
فِتْنَةًۭ
bir sınavdan
لِّلَّذِينَ
için
كَفَرُوا۟
inkar edenler;
لِيَسْتَيْقِنَ
iyice inansın diye
ٱلَّذِينَ
olanlar
أُوتُوا۟
kendilerine verilmiş
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَيَزْدَادَ
ve artsın diye
ٱلَّذِينَ
inananların
ءَامَنُوٓا۟
believe
إِيمَـٰنًۭا ۙ
imanı
وَلَا
ve
يَرْتَابَ
kuşkulanmasınlar
ٱلَّذِينَ
olanlar
أُوتُوا۟
verilmiş
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ
ve inananlar
وَلِيَقُولَ
ve desinler diye
ٱلَّذِينَ
kimseler
فِى
bulunan
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
hastalık
وَٱلْكَـٰفِرُونَ
ve kafirler
مَاذَآ
ne?
أَرَادَ
demek istedi
ٱللَّهُ
Allah
بِهَـٰذَا
bu
مَثَلًۭا ۚ
misalle
كَذَٰلِكَ
böylece
يُضِلُّ
şaşırtır
ٱللَّهُ
Allah
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيَهْدِى
ve doğru yola iletir
مَن
kimseyi
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَمَا
ve
يَعْلَمُ
bilmez
جُنُودَ
ordularını
رَبِّكَ
Rabbinin
إِلَّا
başkası
هُوَ ۚ
O'ndan
وَمَا
ve değildir
هِىَ
bu
إِلَّا
başka bir şey
ذِكْرَىٰ
bir uyarı(dan)
لِلْبَشَرِ
insanlara

Diyanet İşleri MealiCehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir

Saheeh InternationalAnd We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity

Yusuf AliAnd We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doub ts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth God intend by this ?" Thus doth God leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: an d none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind

74:32
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
كَلَّا
hayır
وَٱلْقَمَرِ
andolsun Aya

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalNo! By the moon

Yusuf AliNay, verily: By the Moon

74:33
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
وَٱلَّيْلِ
ve geceye
إِذْ
dönüp gitmekte olan
أَدْبَرَ
it departs

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalAnd [by] the night when it departs

Yusuf AliAnd by the Night as it retreateth

74:34 📚 1
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ
وَٱلصُّبْحِ
ve sabaha
إِذَآ
ağardığında
أَسْفَرَ
it brightens

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalAnd [by] the morning when it brightens

Yusuf AliAnd by the Dawn as it shineth forth

74:35 📚 2
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
إِنَّهَا
şüphesiz ki o
لَإِحْدَى
biridir
ٱلْكُبَرِ
büyüklerden

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalIndeed, the Fire is of the greatest [afflictions]

Yusuf AliThis is but one of the mighty (portents)

74:36
نَذِيرࣰ ا لِّلۡبَشَرِ
نَذِيرًۭا
uyarıcıdır
لِّلْبَشَرِ
insanlar için

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalAs a warning to humanity

Yusuf AliA warning to mankind

74:37 📚 2
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ
لِمَن
kimseler için
شَآءَ
dileyen
مِنكُمْ
sizden
أَن
ileri gitmek
يَتَقَدَّمَ
proceed
أَوْ
veya
يَتَأَخَّرَ
geri kalmak

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Saheeh InternationalTo whoever wills among you to proceed or stay behind

Yusuf AliTo any of you that chooses to press forward, or to follow behind

74:38 📚 7
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ
كُلُّ
her
نَفْسٍۭ
can
بِمَا
kazandığıyle
كَسَبَتْ
it has earned
رَهِينَةٌ
rehin alınmıştır

Diyanet İşleri MealiHerkes kazancına bağlı bir rehindir

Saheeh InternationalEvery soul, for what it has earned, will be retained

Yusuf AliEvery soul will be (held) in pledge for its deeds

74:39
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ
إِلَّآ
yalnız hariçtir
أَصْحَـٰبَ
adamları
ٱلْيَمِينِ
sağın

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Saheeh InternationalExcept the companions of the right

Yusuf AliExcept the Companions of the Right Hand

74:40
فِي جَنَّٰتࣲ يَتَسَآءَلُونَ
فِى
içinde
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
يَتَسَآءَلُونَ
soruyorlar

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Saheeh International[Who will be] in gardens, questioning each other

Yusuf Ali(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other

74:41
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
عَنِ
suçluların
ٱلْمُجْرِمِينَ
the criminals

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Saheeh InternationalAbout the criminals

Yusuf AliAnd (ask) of the Sinners

74:42 📚 6
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ
مَا
nedir?
سَلَكَكُمْ
sizi sürükleyen
فِى
içine
سَقَرَ
yakıcı ateş

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Saheeh International[And asking them], "What put you into Saqar

Yusuf AliWhat led you into Hell Fire

74:43 📚 7
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ
قَالُوا۟
dediler ki
لَمْ
biz olmadık
نَكُ
we were
مِنَ
namaz kılanlardan
ٱلْمُصَلِّينَ
those who prayed

Diyanet İşleri MealiOnlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik

Saheeh InternationalThey will say, "We were not of those who prayed

Yusuf AliThey will say: "We were not of those who prayed

74:44 📚 1
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ
وَلَمْ
ve
نَكُ
değildik
نُطْعِمُ
yediren
ٱلْمِسْكِينَ
yoksula

Diyanet İşleri MealiDüşkün kimseyi doyurmuyorduk

Saheeh InternationalNor did we used to feed the poor

Yusuf AliNor were we of those who fed the indigent

74:45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ
وَكُنَّا
ve biz
نَخُوضُ
dalardık
مَعَ
ile birlikte
ٱلْخَآئِضِينَ
boş şeylere dalanlar

Diyanet İşleri MealiBatıla dalanlarla biz de dalardık

Saheeh InternationalAnd we used to enter into vain discourse with those who engaged [in it]

Yusuf AliBut we used to talk vanities with vain talkers

74:46 📚 2
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
وَكُنَّا
ve biz
نُكَذِّبُ
yalanlardık
بِيَوْمِ
gününü
ٱلدِّينِ
ceza

Diyanet İşleri MealiCeza gününü yalanlardık

Saheeh InternationalAnd we used to deny the Day of Recompense

Yusuf AliAnd we used to deny the Day of Judgment

74:47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ
حَتَّىٰٓ
nihayet
أَتَىٰنَا
bize gelip çattı
ٱلْيَقِينُ
ölüm

Diyanet İşleri MealiÖlüm bize o haldeyken geldi

Saheeh InternationalUntil there came to us the certainty

Yusuf AliUntil there came to us (the Hour) that is certain

74:48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
فَمَا
artık
تَنفَعُهُمْ
onlara fayda vermez
شَفَـٰعَةُ
şefa'ati
ٱلشَّـٰفِعِينَ
şefa'atçilerin

Diyanet İşleri MealiArtık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez

Saheeh InternationalSo there will not benefit them the intercession of [any] intercessors

Yusuf AliThen will no intercession of (any) intercessors profit them

74:49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ
فَمَا
ne oluyor ki?
لَهُمْ
onlara
عَنِ
öğütten
ٱلتَّذْكِرَةِ
the Reminder
مُعْرِضِينَ
yüz çeviriyorlar

Diyanet İşleri MealiÖyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar

Saheeh InternationalThen what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away

Yusuf AliThen what is the matter with them that they turn away from admonition

74:50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ‏
كَأَنَّهُمْ
sanki onlar gibidir
حُمُرٌۭ
yaban eşekleri
مُّسْتَنفِرَةٌۭ
kaçan

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Saheeh InternationalAs if they were alarmed donkeys

Yusuf AliAs if they were affrighted asses

74:51 📚 1
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
فَرَّتْ
ürkmüş
مِن
aslandan
قَسْوَرَةٍۭ
a lion

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Saheeh InternationalFleeing from a lion

Yusuf AliFleeing from a lion

74:52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفࣰ ا مُّنَشَّرَةࣰ‏
بَلْ
hayır
يُرِيدُ
istiyor
كُلُّ
her
ٱمْرِئٍۢ
kişi
مِّنْهُمْ
onlardan
أَن
kendisine verilmesini
يُؤْتَىٰ
he may be given
صُحُفًۭا
sahifeler
مُّنَشَّرَةًۭ
açılan

Diyanet İşleri MealiHayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister

Saheeh InternationalRather, every person among them desires that he would be given scriptures spread about

Yusuf AliForsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out

74:53
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ
كَلَّا ۖ
hayır
بَل
bilakis
لَّا
onlar korkmuyorlar
يَخَافُونَ
they fear
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiretten

Diyanet İşleri MealiHayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar

Saheeh InternationalNo! But they do not fear the Hereafter

Yusuf AliBy no means! But they fear not the Hereafter

74:54 📚 1
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ‏
كَلَّآ
hayır
إِنَّهُۥ
muhakkak o
تَذْكِرَةٌۭ
bir ikazdır

Diyanet İşleri MealiHayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür

Saheeh InternationalNo! Indeed, the Qur'an is a reminder

Yusuf AliNay, this surely is an admonition

74:55 📚 1
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
فَمَن
kimse
شَآءَ
dileyen
ذَكَرَهُۥ
onu düşünür öğüt alır'

Diyanet İşleri MealiDileyen kimse öğüt alır

Saheeh InternationalThen whoever wills will remember it

Yusuf AliLet any who will, keep it in remembrance

74:56 📚 1
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
وَمَا
ve
يَذْكُرُونَ
onlar öğüt almazlar
إِلَّآ
dışında
أَن
dilemesi
يَشَآءَ
wills
ٱللَّهُ ۚ
Allah
هُوَ
O'dur
أَهْلُ
ehli
ٱلتَّقْوَىٰ
takva
وَأَهْلُ
ve ehli
ٱلْمَغْفِرَةِ
mağfiret

Diyanet İşleri MealiAllah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir

Saheeh InternationalAnd they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness

Yusuf AliBut none will keep it in remembrance except as God wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness

← Önceki Sonraki →

74. Al-Muddaththir Suresi | Anlam Arayışı