☪ Anlam Arayışı

74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
74:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ

Saheeh InternationalO you who covers himself [with a garment]

Diyanet İşleri MealiEy örtüye bürünen

Süleyman AteşEy örtüsüne bürünen

Yusuf AliO thou wrapped up (in the mantle)

74:2
قُمۡ فَأَنذِرۡ

Saheeh InternationalArise and warn

Diyanet İşleri MealiKalk da uyar

Süleyman AteşKalk, uyar

Yusuf AliArise and deliver thy warning

74:3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ

Saheeh InternationalAnd your Lord glorify

Diyanet İşleri MealiRabbini yücelt

Süleyman AteşRabbini tekbir et (O'nun büyüklüğünü an)

Yusuf AliAnd thy Lord do thou magnify

74:4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ

Saheeh InternationalAnd your clothing purify

Diyanet İşleri MealiGiydiklerini temiz tut

Süleyman AteşElbiseni temizle

Yusuf AliAnd thy garments keep free from stain

74:5
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ

Saheeh InternationalAnd uncleanliness avoid

Diyanet İşleri MealiKötü şeyleri terke devam et

Süleyman AteşPislikten kaçın

Yusuf AliAnd all abomination shun

74:6 📚 5
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ

Saheeh InternationalAnd do not confer favor to acquire more

Diyanet İşleri MealiYaptığın iyiliği çok görerek başa kakma

Süleyman AteşVerdiğini çok bularak başa kakma

Yusuf AliNor expect, in giving, any increase (for thyself)

74:7
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ

Saheeh InternationalBut for your Lord be patient

Diyanet İşleri MealiRabbin için sabret

Süleyman AteşRabbin için sabret

Yusuf AliBut, for thy Lord's (Cause), be patient and constant

74:8 📚 8
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ

Saheeh InternationalAnd when the trumpet is blown

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Süleyman AteşSur'a üflendiği zaman

Yusuf AliFinally, when the Trumpet is sounded

74:9
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذࣲ يَوۡمٌ عَسِيرٌ

Saheeh InternationalThat Day will be a difficult day

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Süleyman Ateşİşte o gün, çetin bir gündür

Yusuf AliThat will be- that Day - a Day of Distress

74:10
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرࣲ‏

Saheeh InternationalFor the disbelievers - not easy

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Süleyman AteşKafirler için kolay değildir

Yusuf AliFar from easy for those without Faith

74:11
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدࣰ ا

Saheeh InternationalLeave Me with the one I created alone

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Süleyman AteşBenimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım

Yusuf AliLeave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone

74:12
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰ ا مَّمۡدُودࣰ ا

Saheeh InternationalAnd to whom I granted extensive wealth

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Süleyman AteşOna uzun boylu mal verdim

Yusuf AliTo whom I granted resources in abundance

74:13
وَبَنِينَ شُهُودࣰ ا

Saheeh InternationalAnd children present [with him]

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Süleyman AteşGöz önünde oğullar (verdim)

Yusuf AliAnd sons to be by his side

74:14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدࣰ ا

Saheeh InternationalAnd spread [everything] before him, easing [his life]

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Süleyman AteşKendisine bir döşeyiş döşedim

Yusuf AliTo whom I made (life) smooth and comfortable

74:15
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ

Saheeh InternationalThen he desires that I should add more

Diyanet İşleri MealiBir de verdiğim nimetten artırmamı umar

Süleyman AteşHala daha da artırmama göz dikiyor

Yusuf AliYet is he greedy-that I should add (yet more)

74:16
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدࣰ ا

Saheeh InternationalNo! Indeed, he has been toward Our verses obstinate

Diyanet İşleri MealiHayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır

Süleyman AteşHayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi

Yusuf AliBy no means! For to Our Signs he has been refractory

74:17
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا

Saheeh InternationalI will cover him with arduous torment

Diyanet İşleri MealiOnu sarp bir yokuşa sardıracağım

Süleyman AteşOnu dimdik bir yokuşa sardıracağım

Yusuf AliSoon will I visit him with a mount of calamities

74:18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Saheeh InternationalIndeed, he thought and deliberated

Diyanet İşleri MealiÇünkü o, düşündü, ölçtü biçti

Süleyman AteşZira o düşündü, ölçtü, biçti

Yusuf AliFor he thought and he plotted

74:19
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Saheeh InternationalSo may he be destroyed [for] how he deliberated

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası, ne biçim ölçüp biçti

Süleyman AteşKahrolası nasıl da ölçtü, biçti

Yusuf AliAnd woe to him! How he plotted

74:20
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Saheeh InternationalThen may he be destroyed [for] how he deliberated

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti

Süleyman AteşYine kahrolası nasıl ölçtü, biçti

Yusuf AliYea, Woe to him; How he plotted

74:21
ثُمَّ نَظَرَ

Saheeh InternationalThen he considered [again]

Diyanet İşleri MealiSonra baktı

Süleyman AteşSonra baktı

Yusuf AliThen he looked round

74:22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Saheeh InternationalThen he frowned and scowled

Diyanet İşleri MealiSonra kaşlarını çattı, suratını aştı

Süleyman AteşSonra surat astı, kaşlarını çattı

Yusuf AliThen he frowned and he scowled

74:23
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ

Saheeh InternationalThen he turned back and was arrogant

Diyanet İşleri MealiSonra da sırt çevirip büyüklük tasladı

Süleyman AteşSonra arkasını döndü, böbürlendi

Yusuf AliThen he turned back and was haughty

74:24
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ يُؤۡثَرُ

Saheeh InternationalAnd said, "This is not but magic imitated [from others]

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Süleyman AteşBu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir

Yusuf AliThen said he: "This is nothing but magic, derived from of old

74:25 📚 3
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalThis is not but the word of a human being

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Süleyman AteşBu, sadece, bir insan sözüdür

Yusuf AliThis is nothing but the word of a mortal

74:26
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ

Saheeh InternationalI will drive him into Saqar

Diyanet İşleri Mealiİşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım

Süleyman AteşOnu Sekar'a sokacağım

Yusuf AliSoon will I cast him into Hell-Fire

74:27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is Saqar

Diyanet İşleri MealiYakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin

Süleyman AteşSekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin

Yusuf AliAnd what will explain to thee what Hell-Fire is

74:28 📚 5
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ

Saheeh InternationalIt lets nothing remain and leaves nothing [unburned]

Diyanet İşleri MealiO, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer

Süleyman Ateş(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder)

Yusuf AliNaught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone

74:29
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalBlackening the skins

Diyanet İşleri Mealiİnsanın derisini kavurur

Süleyman AteşDurmadan deriler kavurur

Yusuf AliDarkening and changing the colour of man

74:30 📚 4
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ

Saheeh InternationalOver it are nineteen [angels]

Diyanet İşleri MealiOrada ondokuz bekçi vardır

Süleyman AteşÜzerinde ondokuz (muhafız) vardır

Yusuf AliOver it are Nineteen

74:31 📚 3
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنࣰ ا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalAnd We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity

Diyanet İşleri MealiCehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir

Süleyman AteşBiz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır

Yusuf AliAnd We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doub ts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth God intend by this ?" Thus doth God leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: an d none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind

74:32
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ

Saheeh InternationalNo! By the moon

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman AteşHayır, andolsun Aya

Yusuf AliNay, verily: By the Moon

74:33
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ

Saheeh InternationalAnd [by] the night when it departs

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman AteşDönüp gitmekte olan geceye

Yusuf AliAnd by the Night as it retreateth

74:34 📚 1
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ

Saheeh InternationalAnd [by] the morning when it brightens

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman AteşAğaran sabaha

Yusuf AliAnd by the Dawn as it shineth forth

74:35 📚 2
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ

Saheeh InternationalIndeed, the Fire is of the greatest [afflictions]

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman AteşKi o (Sekar), büyük(bela)lardan biridir

Yusuf AliThis is but one of the mighty (portents)

74:36
نَذِيرࣰ ا لِّلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalAs a warning to humanity

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman Ateşİnsanlar için uyarıcıdır

Yusuf AliA warning to mankind

74:37 📚 2
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ

Saheeh InternationalTo whoever wills among you to proceed or stay behind

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Süleyman AteşSizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır)

Yusuf AliTo any of you that chooses to press forward, or to follow behind

74:38 📚 7
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ

Saheeh InternationalEvery soul, for what it has earned, will be retained

Diyanet İşleri MealiHerkes kazancına bağlı bir rehindir

Süleyman AteşHer can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır

Yusuf AliEvery soul will be (held) in pledge for its deeds

74:39
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ

Saheeh InternationalExcept the companions of the right

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Süleyman AteşYalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç

Yusuf AliExcept the Companions of the Right Hand

74:40
فِي جَنَّٰتࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Saheeh International[Who will be] in gardens, questioning each other

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Süleyman AteşOnlar cennetler içinde soruyorlar

Yusuf Ali(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other

74:41
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Saheeh InternationalAbout the criminals

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Süleyman AteşSuçluların durumunu

Yusuf AliAnd (ask) of the Sinners

74:42 📚 6
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ

Saheeh International[And asking them], "What put you into Saqar

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Süleyman AteşSizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi

Yusuf AliWhat led you into Hell Fire

74:43 📚 7
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ

Saheeh InternationalThey will say, "We were not of those who prayed

Diyanet İşleri MealiOnlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik

Süleyman Ateş(Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık

Yusuf AliThey will say: "We were not of those who prayed

74:44 📚 1
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ

Saheeh InternationalNor did we used to feed the poor

Diyanet İşleri MealiDüşkün kimseyi doyurmuyorduk

Süleyman AteşYoksula da yedirmezdik

Yusuf AliNor were we of those who fed the indigent

74:45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ

Saheeh InternationalAnd we used to enter into vain discourse with those who engaged [in it]

Diyanet İşleri MealiBatıla dalanlarla biz de dalardık

Süleyman AteşBoş şeylere dalanlarla birlikte dalardık

Yusuf AliBut we used to talk vanities with vain talkers

74:46 📚 2
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Saheeh InternationalAnd we used to deny the Day of Recompense

Diyanet İşleri MealiCeza gününü yalanlardık

Süleyman AteşCeza gününü yalanlardık

Yusuf AliAnd we used to deny the Day of Judgment

74:47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ

Saheeh InternationalUntil there came to us the certainty

Diyanet İşleri MealiÖlüm bize o haldeyken geldi

Süleyman Ateşİşte böyle iken ölüm bize gelip çattı

Yusuf AliUntil there came to us (the Hour) that is certain

74:48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Saheeh InternationalSo there will not benefit them the intercession of [any] intercessors

Diyanet İşleri MealiArtık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez

Süleyman AteşArtık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez

Yusuf AliThen will no intercession of (any) intercessors profit them

74:49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ

Saheeh InternationalThen what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away

Diyanet İşleri MealiÖyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar

Süleyman AteşBöyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar

Yusuf AliThen what is the matter with them that they turn away from admonition

74:50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ‏

Saheeh InternationalAs if they were alarmed donkeys

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Süleyman AteşYaban eşekleri gibi

Yusuf AliAs if they were affrighted asses

74:51 📚 1
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ

Saheeh InternationalFleeing from a lion

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Süleyman AteşAslandan ürkmüş

Yusuf AliFleeing from a lion

74:52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفࣰ ا مُّنَشَّرَةࣰ‏

Saheeh InternationalRather, every person among them desires that he would be given scriptures spread about

Diyanet İşleri MealiHayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister

Süleyman AteşHayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor

Yusuf AliForsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out

74:53
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Saheeh InternationalNo! But they do not fear the Hereafter

Diyanet İşleri MealiHayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar

Süleyman AteşYok yok onlar ahiretten korkmuyorlar

Yusuf AliBy no means! But they fear not the Hereafter

74:54 📚 1
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ‏

Saheeh InternationalNo! Indeed, the Qur'an is a reminder

Diyanet İşleri MealiHayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür

Süleyman AteşHayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır

Yusuf AliNay, this surely is an admonition

74:55 📚 1
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Saheeh InternationalThen whoever wills will remember it

Diyanet İşleri MealiDileyen kimse öğüt alır

Süleyman AteşDileyen onu düşünür, öğüt alır

Yusuf AliLet any who will, keep it in remembrance

74:56 📚 1
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Saheeh InternationalAnd they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness

Diyanet İşleri MealiAllah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir

Süleyman AteşAllah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur)

Yusuf AliBut none will keep it in remembrance except as God wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness

← Önceki Sonraki →

74. Al-Muddaththir Suresi | Anlam Arayışı