☪ Anlam Arayışı

74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
74:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ

Saheeh InternationalO you who covers himself [with a garment]

Diyanet İşleri MealiEy örtüye bürünen

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يا أيها المدثر» النبي صلى الله عليه وسلم وأصله المتدثر أدغمت التاء في الدال، أي المتلفف بثيابه عند نزول الوحي عليه.

74:2
قُمۡ فَأَنذِرۡ

Saheeh InternationalArise and warn

Diyanet İşleri MealiKalk da uyar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قم فأنذر» خوِّف أهل مكة النار إن لم يؤمنوا.

74:3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ

Saheeh InternationalAnd your Lord glorify

Diyanet İşleri MealiRabbini yücelt

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وربك فكبر» عظِّم عن إشراك المشركين.

74:4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ

Saheeh InternationalAnd your clothing purify

Diyanet İşleri MealiGiydiklerini temiz tut

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وثيابك فطهر» عن النجاسة أو قصرها خلاف جر العرب ثيابهم خيلاء فربما أصابتها نجاسة.

74:5
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ

Saheeh InternationalAnd uncleanliness avoid

Diyanet İşleri MealiKötü şeyleri terke devam et

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والرُّجز» فسره النبي صلى الله عليه وسلم بالأوثان «فاهجر» أي دم على هجره.

74:6 📚 5
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ

Saheeh InternationalAnd do not confer favor to acquire more

Diyanet İşleri MealiYaptığın iyiliği çok görerek başa kakma

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ولا تمنن تستكثر» بالرفع حال، أي لا تعط شيئا لتطلب أكثر منه وهذا خاص به صلى الله عليه وسلم لأنه مأمور بأجمل الأخلاق وأشرف الآداب.

74:7
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ

Saheeh InternationalBut for your Lord be patient

Diyanet İşleri MealiRabbin için sabret

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ولربك فاصبر» على الأوامر والنواهي.

74:8 📚 8
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ

Saheeh InternationalAnd when the trumpet is blown

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فإذا نقر في الناقور» نفخ في الصور وهو القرن النفخة الثانية.

74:9
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذࣲ يَوۡمٌ عَسِيرٌ

Saheeh InternationalThat Day will be a difficult day

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فذلك» أي وقت النقر «يومئذ» بدل مما قبله المبتدأ وبني لإضافته إلى غير متمكن وخبر المبتدأ «يوم عسير» والعامل في إذا ما دلت عليه الجملة اشتد الأمر.

74:10
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرࣲ‏

Saheeh InternationalFor the disbelievers - not easy

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«على الكافرين غير يسير» فيه دلالة على أنه يسير على المؤمنين في عسره.

74:11
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدࣰ ا

Saheeh InternationalLeave Me with the one I created alone

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ذرني» اتركني «ومن خلقت» عطف على المفعول أو مفعول معه «وحيدا» حال من مَن أو من ضميره المحذوف من خلقت منفردا بلا أهل ولا مال هو الوليد بن المغيرة المخزومي.

74:12
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰ ا مَّمۡدُودࣰ ا

Saheeh InternationalAnd to whom I granted extensive wealth

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وجعلت له مالا ممدودا» واسعا متصلا من الزروع والضروع والتجارة.

74:13
وَبَنِينَ شُهُودࣰ ا

Saheeh InternationalAnd children present [with him]

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وبنين» عشرة أو أكثر «شهودا» يشهدون المحافل وتسمع شهاداتهم.

74:14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدࣰ ا

Saheeh InternationalAnd spread [everything] before him, easing [his life]

Diyanet İşleri MealiTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ومهدت» بسطت «له» في العيش والعمر والولد «تمهيدا».

74:15
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ

Saheeh InternationalThen he desires that I should add more

Diyanet İşleri MealiBir de verdiğim nimetten artırmamı umar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ثم يطمع أن أزيد».

74:16
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدࣰ ا

Saheeh InternationalNo! Indeed, he has been toward Our verses obstinate

Diyanet İşleri MealiHayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» لا أزيده على ذلك «إنه كان لآياتنا» القرآن «عنيدا» معاندا.

74:17
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا

Saheeh InternationalI will cover him with arduous torment

Diyanet İşleri MealiOnu sarp bir yokuşa sardıracağım

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«سأرهقه» أكلفه «صعودا» مشقة من العذاب أو جبلا من نار يصعد فيه ثم يهوي أبدا.

74:18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Saheeh InternationalIndeed, he thought and deliberated

Diyanet İşleri MealiÇünkü o, düşündü, ölçtü biçti

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنه فكر» فيما يقول في القرآن الذي سمعه النبي صلى الله عليه وسلم «وقدر» في نفسه ذلك.

74:19
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Saheeh InternationalSo may he be destroyed [for] how he deliberated

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası, ne biçim ölçüp biçti

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فقتل» لعن وعذب «كيف قدر» على أي حال كان تقديره.

74:20
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Saheeh InternationalThen may he be destroyed [for] how he deliberated

Diyanet İşleri MealiCanı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ثم قتل كيف قدر».

74:21
ثُمَّ نَظَرَ

Saheeh InternationalThen he considered [again]

Diyanet İşleri MealiSonra baktı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ثم نظر» في وجوه قومه أو فيما يقدح به فيه.

74:22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Saheeh InternationalThen he frowned and scowled

Diyanet İşleri MealiSonra kaşlarını çattı, suratını aştı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ثم عبس» قبض وجهه وكلحه ضيقا بما يقول «وبسر» زاد في القبض والكلوح.

74:23
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ

Saheeh InternationalThen he turned back and was arrogant

Diyanet İşleri MealiSonra da sırt çevirip büyüklük tasladı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ثم أدبر» عن الإيمان «واستكبر» تكبر عن اتباع النبي صلى الله عليه وسلم.

74:24
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ يُؤۡثَرُ

Saheeh InternationalAnd said, "This is not but magic imitated [from others]

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فقال» فيما جاء به «إن» ما «هذا إلا سحر يؤثر» ينقل عن السحرة.

74:25 📚 3
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalThis is not but the word of a human being

Diyanet İşleri MealiBu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
ما «إن هذا إلا قول البشر» كما قالوا إنما يعلمه بشر.

74:26
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ

Saheeh InternationalI will drive him into Saqar

Diyanet İşleri Mealiİşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«سأصليه» أُدخله «سقر» جهنم.

74:27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Saheeh InternationalAnd what can make you know what is Saqar

Diyanet İşleri MealiYakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما أدراك ما سقر» تعظيم شأنها.

74:28 📚 5
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ

Saheeh InternationalIt lets nothing remain and leaves nothing [unburned]

Diyanet İşleri MealiO, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«لا تبقي ولا تذر» شيئا من لحم ولا عصب إلا أهلكته ثم يعود كما كان.

74:29
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalBlackening the skins

Diyanet İşleri Mealiİnsanın derisini kavurur

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«لواحة للبشر» محرقة لظاهر الجلد.

74:30 📚 4
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ

Saheeh InternationalOver it are nineteen [angels]

Diyanet İşleri MealiOrada ondokuz bekçi vardır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«عليها تسعة عشر» ملكا خزنتها قال بعض الكفار وكان قويا شديد البأس أنا أكفيكم سبعة عشر واكفوني أنتم اثنين قال تعالى:

74:31 📚 3
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنࣰ ا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalAnd We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity

Diyanet İşleri MealiCehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما جعلنا أصحاب النار إلا ملائكة» أي فلا يطاقون كما يتوهمون «وما جعلنا عدتهم» ذلك «إلا فتنة» ضلالا «للذين كفروا» بأن يقولوا لم كانوا تسعة عشر «ليستيقن» ليستبين «الذين أوتوا الكتاب» أي اليهود صدق النبي صلى الله عليه وسلم في كونهم تسعة عشر الموافق لما في كتابهم «ويزداد الذين آمنوا» من أهل الكتاب «إيمانا» تصديقا لموافقته ما أتي به النبي صلى الله عليه وسلم لما في كتابهم «ولا يرتاب الذين أُوتوا الكتاب والمؤمنون» من غيرهم في عدد الملائكة «وليقول الذين في قلوبهم مرض» شك بالمدينة «والكافرون» بمكة «ماذا أراد الله بهذا» العدد «مثلا» سموه لغرابته بذلك وأعرب حالا «كذلك» أي مثل إضلال منكر هذا العدد وهدى مصدقه «يضل الله من يشاء ويهدي من يشاء وما يعلم جنود ربك» أي الملائكة في قوتهم وأعوانهم «إلا هو وما هي» أي سقر «إلا ذكرى للبشر».

74:32
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ

Saheeh InternationalNo! By the moon

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» استفتاح بمعنى ألا «والقمر».

74:33
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ

Saheeh InternationalAnd [by] the night when it departs

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والليل إذا» بفتح الذال «دبر» جاء بعد النهار وفي قراءة إذ دبر بسكون الذال بعدها همزة، أي مضى.

74:34 📚 1
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ

Saheeh InternationalAnd [by] the morning when it brightens

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والصبح إذا أسفر» ظهر.

74:35 📚 2
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ

Saheeh InternationalIndeed, the Fire is of the greatest [afflictions]

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنها» أي سقر «لإحدى الكبر» البلايا العظام.

74:36
نَذِيرࣰ ا لِّلۡبَشَرِ

Saheeh InternationalAs a warning to humanity

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«نذيرا» حال من إحدى وذكر لأنها بمعنى العذاب «للبشر».

74:37 📚 2
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ

Saheeh InternationalTo whoever wills among you to proceed or stay behind

Diyanet İşleri MealiHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«لمن شاء منكم» بدل من البشر «أن يتقدم» إلى الخير أو الجنة بالإيمان «أو يتأخر» إلى الشر أو النار بالكفر.

74:38 📚 7
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ

Saheeh InternationalEvery soul, for what it has earned, will be retained

Diyanet İşleri MealiHerkes kazancına bağlı bir rehindir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كل نفس بما كسبت رهينة» مرهونة مأخوذة بعملها في النار.

74:39
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ

Saheeh InternationalExcept the companions of the right

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إلا أصحاب اليمين» وهم المؤمنون فناجون منها كائنون.

74:40
فِي جَنَّٰتࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Saheeh International[Who will be] in gardens, questioning each other

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«في جنات يتساءلون» بينهم.

74:41
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Saheeh InternationalAbout the criminals

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«عن المجرمين» وحالهم ويقولون لهم بعد إخراج الموحدين من النار.

74:42 📚 6
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ

Saheeh International[And asking them], "What put you into Saqar

Diyanet İşleri MealiAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ما سلككم» أدخلكم «في سقر».

74:43 📚 7
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ

Saheeh InternationalThey will say, "We were not of those who prayed

Diyanet İşleri MealiOnlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قالوا لم نك من المصلين».

74:44 📚 1
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ

Saheeh InternationalNor did we used to feed the poor

Diyanet İşleri MealiDüşkün kimseyi doyurmuyorduk

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ولم نك نطعم المسكين».

74:45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ

Saheeh InternationalAnd we used to enter into vain discourse with those who engaged [in it]

Diyanet İşleri MealiBatıla dalanlarla biz de dalardık

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وكنا نخوض» في الباطل «مع الخائضين».

74:46 📚 2
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Saheeh InternationalAnd we used to deny the Day of Recompense

Diyanet İşleri MealiCeza gününü yalanlardık

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وكنا نكذب بيوم الدين» البعث والجزاء.

74:47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ

Saheeh InternationalUntil there came to us the certainty

Diyanet İşleri MealiÖlüm bize o haldeyken geldi

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«حتى أتانا اليقين» الموت.

74:48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Saheeh InternationalSo there will not benefit them the intercession of [any] intercessors

Diyanet İşleri MealiArtık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فما تنفعهم شفاعة الشافعين» من الملائكة والأنبياء والصالحين والمعنى لا شفاعة لهم.

74:49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ

Saheeh InternationalThen what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away

Diyanet İşleri MealiÖyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فما» مبتدأ «لهم» خبره متعلق بمحذوف انتقل ضميره إليه «عن التذكرة معرضين» حال من الضمير والمعنى أي شيء حصل لهم في إعراضهم عن الاتعاظ.

74:50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ‏

Saheeh InternationalAs if they were alarmed donkeys

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كأنهم حمر مستنفرة» وحشية.

74:51 📚 1
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ

Saheeh InternationalFleeing from a lion

Diyanet İşleri MealiAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فرت من قسورة» أسد أي هربت منه أشد الهرب.

74:52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفࣰ ا مُّنَشَّرَةࣰ‏

Saheeh InternationalRather, every person among them desires that he would be given scriptures spread about

Diyanet İşleri MealiHayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«بل يريد كل امرىء منهم أن يؤتى صحفا منشرة» أي من الله تعالى باتباع النبي كما قالوا: لن نؤمن لك حتى تنزل علينا كتابا نقرؤه.

74:53
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Saheeh InternationalNo! But they do not fear the Hereafter

Diyanet İşleri MealiHayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» ردع عما أرادوه «بل لا يخافون الآخرة» أي عذابها.

74:54 📚 1
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ‏

Saheeh InternationalNo! Indeed, the Qur'an is a reminder

Diyanet İşleri MealiHayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» استفتاح «إنه» أي القرآن «تذكرة» عظة.

74:55 📚 1
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Saheeh InternationalThen whoever wills will remember it

Diyanet İşleri MealiDileyen kimse öğüt alır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فمن شاء ذكره» قرأه فاتعظ به.

74:56 📚 1
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Saheeh InternationalAnd they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness

Diyanet İşleri MealiAllah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما يذكرون» بالياء والتاء «إلا أن يشاء الله هو أهل التقوى» بأن يتقى «وأهل المغفرة» بأن يغفر لمن اتقاه.

← Önceki Sonraki →

74. Al-Muddaththir Suresi | Anlam Arayışı