74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ
Saheeh InternationalO you who covers himself [with a garment]
Elmalılı Hamdi YazırEy örtüsüne bürünen (Peygamber)
Ali BulaçEy bürünüp örtünen
Saheeh InternationalArise and warn
Elmalılı Hamdi YazırKalk artık uyar
Ali BulaçKalk (ve) bundan böyle uyar
Saheeh InternationalAnd your Lord glorify
Elmalılı Hamdi YazırSadece Rabbini yücelt
Ali BulaçRabbini tekbir et (yücelt)
Saheeh InternationalAnd your clothing purify
Elmalılı Hamdi YazırElbiseni temizle
Ali BulaçElbiseni temizle
Saheeh InternationalAnd uncleanliness avoid
Elmalılı Hamdi YazırPislikten sakın
Ali BulaçPislikten kaçınıp-uzaklaş
Saheeh InternationalAnd do not confer favor to acquire more
Elmalılı Hamdi YazırYaptığını çok görerek başa kakma
Ali BulaçDaha çok istekte bulunmak için iyilik yapma
Saheeh InternationalBut for your Lord be patient
Elmalılı Hamdi YazırRabbin için sabret
Ali BulaçRabbin için sabret
Saheeh InternationalAnd when the trumpet is blown
Elmalılı Hamdi YazırO sûra üflendiği zaman
Ali BulaçÇünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman
Saheeh InternationalThat Day will be a difficult day
Elmalılı Hamdi Yazırİşte o gün pek zorlu bir gündür
Ali Bulaçİşte o gün, zorlu bir gündür
Saheeh InternationalFor the disbelievers - not easy
Elmalılı Hamdi YazırKâfirler için hiç kolay değildir
Ali BulaçKafirler içinse hiç kolay değildir
Saheeh InternationalLeave Me with the one I created alone
Elmalılı Hamdi YazırTek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak
Ali BulaçKendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak
Saheeh InternationalAnd to whom I granted extensive wealth
Elmalılı Hamdi YazırHem ona bol servet verdim
Ali BulaçKi Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim
Saheeh InternationalAnd children present [with him]
Elmalılı Hamdi YazırHem göz önünde oğullar verdim
Ali BulaçGöz önünde-hazır çocuklar (verdim)
Saheeh InternationalAnd spread [everything] before him, easing [his life]
Elmalılı Hamdi YazırHem ona büyük imkânlar sağladım
Ali BulaçVe sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim
Saheeh InternationalThen he desires that I should add more
Elmalılı Hamdi YazırSonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım
Ali BulaçSonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur)
Saheeh InternationalNo! Indeed, he has been toward Our verses obstinate
Elmalılı Hamdi YazırHayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi
Ali BulaçHayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır
Saheeh InternationalI will cover him with arduous torment
Elmalılı Hamdi YazırBen onu dimdik bir yokuşa sardıracağım
Ali BulaçOnu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim
Saheeh InternationalIndeed, he thought and deliberated
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti
Ali BulaçÇünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti
Saheeh InternationalSo may he be destroyed [for] how he deliberated
Elmalılı Hamdi YazırKahrolası nasıl da ölçtü, biçti
Ali BulaçKahrolası, nasıl bir ölçü koydu
Saheeh InternationalThen may he be destroyed [for] how he deliberated
Elmalılı Hamdi YazırYine kahrolası, nasıl ölçtü biçti
Ali BulaçYine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu
Saheeh InternationalThen he considered [again]
Elmalılı Hamdi YazırSonra baktı
Ali BulaçSonra bir baktı
Saheeh InternationalThen he frowned and scowled
Elmalılı Hamdi YazırSonra kaşını çattı, surat astı
Ali BulaçSonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti
Saheeh InternationalThen he turned back and was arrogant
Elmalılı Hamdi YazırSonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı
Ali BulaçSonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar)
Saheeh InternationalAnd said, "This is not but magic imitated [from others]
Elmalılı Hamdi YazırBu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir
Ali BulaçBöylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi
Saheeh InternationalThis is not but the word of a human being
Elmalılı Hamdi YazırBu, sadece bir insan sözüdür
Ali BulaçBu, bir beşer sözünden başkası değildir
Saheeh InternationalI will drive him into Saqar
Elmalılı Hamdi YazırBen onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım
Ali BulaçOnu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is Saqar
Elmalılı Hamdi YazırBilir misin sen, nedir o sekar
Ali BulaçCehennem (sakar) nedir, sen bilir misin
Saheeh InternationalIt lets nothing remain and leaves nothing [unburned]
Elmalılı Hamdi YazırNe geriye bir şey kor, ne bırakır
Ali BulaçNe alıkoyar, ne bırakır
Saheeh InternationalBlackening the skins
Elmalılı Hamdi YazırDurmadan derileri kavurur
Ali BulaçBeşere delicesine susamıştır
Saheeh InternationalOver it are nineteen [angels]
Elmalılı Hamdi YazırÜzerinde ondokuz (melek) vardır
Ali BulaçOnun üzerinde ondokuz vardır
Saheeh InternationalAnd We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity
Elmalılı Hamdi YazırBiz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir
Ali BulaçBiz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür
Saheeh InternationalNo! By the moon
Elmalılı Hamdi YazırHayır, andolsun aya
Ali BulaçHayır; Ay'a andolsun
Saheeh InternationalAnd [by] the night when it departs
Elmalılı Hamdi YazırDöndüğü an o geceye
Ali BulaçDönüp gittiği zaman geceye
Saheeh InternationalAnd [by] the morning when it brightens
Elmalılı Hamdi YazırVe açtığı sıra o sabaha
Ali BulaçAğardığı zaman sabaha
Saheeh InternationalIndeed, the Fire is of the greatest [afflictions]
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir
Ali BulaçGerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir
Saheeh InternationalAs a warning to humanity
Elmalılı Hamdi YazırUyarmak için insanları
Ali BulaçBeşer (insan) için bir uyarıdır
Saheeh InternationalTo whoever wills among you to proceed or stay behind
Elmalılı Hamdi Yazırİçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri
Ali BulaçSizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için
Saheeh InternationalEvery soul, for what it has earned, will be retained
Elmalılı Hamdi YazırHer nefis kendi kazancına bağlıdır
Ali BulaçHer nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir
Saheeh InternationalExcept the companions of the right
Elmalılı Hamdi YazırAncak amel defterleri sağından verilenler hariç
Ali BulaçAncak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç
Saheeh International[Who will be] in gardens, questioning each other
Elmalılı Hamdi YazırOnlar cennettedirler, sorup dururlar
Ali BulaçOnlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar
Saheeh InternationalAbout the criminals
Elmalılı Hamdi YazırSuçluların durumunu
Ali BulaçSuçlu-günahkarları
Saheeh International[And asking them], "What put you into Saqar
Elmalılı Hamdi YazırNedir sizi Sekar'a sokan?" diye
Ali BulaçSizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir
Saheeh InternationalThey will say, "We were not of those who prayed
Elmalılı Hamdi YazırSuçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik
Ali BulaçOnlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler
Saheeh InternationalNor did we used to feed the poor
Elmalılı Hamdi YazırYoksula da yedirmezdik
Ali BulaçYoksula yedirmezdik
Saheeh InternationalAnd we used to enter into vain discourse with those who engaged [in it]
Elmalılı Hamdi YazırBoş şeylere dalanlarla dalar giderdik
Ali Bulaç(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik
Saheeh InternationalAnd we used to deny the Day of Recompense
Elmalılı Hamdi YazırCeza gününü yalanlardık
Ali BulaçDin (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk
Saheeh InternationalUntil there came to us the certainty
Elmalılı Hamdi YazırNihayet bize ölüm gelip çattı
Ali BulaçSonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı
Saheeh InternationalSo there will not benefit them the intercession of [any] intercessors
Elmalılı Hamdi YazırArtık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez
Ali BulaçArtık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz
Saheeh InternationalThen what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var
Ali BulaçBuna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar
Saheeh InternationalAs if they were alarmed donkeys
Elmalılı Hamdi YazırSanki onlar ürkmüş yaban eşekleri
Ali BulaçSanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler
Saheeh InternationalFleeing from a lion
Elmalılı Hamdi YazırArslandan kaçmaktalar
Ali BulaçArslandan korkup-kaçmışlar
Saheeh InternationalRather, every person among them desires that he would be given scriptures spread about
Elmalılı Hamdi YazırHayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor
Ali BulaçHayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister
Saheeh InternationalNo! But they do not fear the Hereafter
Elmalılı Hamdi YazırYok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar
Ali BulaçHayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar
Saheeh InternationalNo! Indeed, the Qur'an is a reminder
Elmalılı Hamdi YazırHayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür
Ali BulaçGerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür
Saheeh InternationalThen whoever wills will remember it
Elmalılı Hamdi YazırDileyen onu düşünür
Ali BulaçArtık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür
Saheeh InternationalAnd they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da
Ali BulaçAllah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur