☪ Anlam Arayışı

74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
74:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ

Ali BulaçEy bürünüp örtünen

Süleyman AteşEy örtüsüne bürünen

Yusuf AliO thou wrapped up (in the mantle)

74:2
قُمۡ فَأَنذِرۡ

Ali BulaçKalk (ve) bundan böyle uyar

Süleyman AteşKalk, uyar

Yusuf AliArise and deliver thy warning

74:3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ

Ali BulaçRabbini tekbir et (yücelt)

Süleyman AteşRabbini tekbir et (O'nun büyüklüğünü an)

Yusuf AliAnd thy Lord do thou magnify

74:4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ

Ali BulaçElbiseni temizle

Süleyman AteşElbiseni temizle

Yusuf AliAnd thy garments keep free from stain

74:5
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ

Ali BulaçPislikten kaçınıp-uzaklaş

Süleyman AteşPislikten kaçın

Yusuf AliAnd all abomination shun

74:6 📚 5
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ

Ali BulaçDaha çok istekte bulunmak için iyilik yapma

Süleyman AteşVerdiğini çok bularak başa kakma

Yusuf AliNor expect, in giving, any increase (for thyself)

74:7
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ

Ali BulaçRabbin için sabret

Süleyman AteşRabbin için sabret

Yusuf AliBut, for thy Lord's (Cause), be patient and constant

74:8 📚 8
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ

Ali BulaçÇünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman

Süleyman AteşSur'a üflendiği zaman

Yusuf AliFinally, when the Trumpet is sounded

74:9
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذࣲ يَوۡمٌ عَسِيرٌ

Ali Bulaçİşte o gün, zorlu bir gündür

Süleyman Ateşİşte o gün, çetin bir gündür

Yusuf AliThat will be- that Day - a Day of Distress

74:10
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرࣲ‏

Ali BulaçKafirler içinse hiç kolay değildir

Süleyman AteşKafirler için kolay değildir

Yusuf AliFar from easy for those without Faith

74:11
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدࣰ ا

Ali BulaçKendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak

Süleyman AteşBenimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım

Yusuf AliLeave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone

74:12
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰ ا مَّمۡدُودࣰ ا

Ali BulaçKi Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim

Süleyman AteşOna uzun boylu mal verdim

Yusuf AliTo whom I granted resources in abundance

74:13
وَبَنِينَ شُهُودࣰ ا

Ali BulaçGöz önünde-hazır çocuklar (verdim)

Süleyman AteşGöz önünde oğullar (verdim)

Yusuf AliAnd sons to be by his side

74:14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدࣰ ا

Ali BulaçVe sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim

Süleyman AteşKendisine bir döşeyiş döşedim

Yusuf AliTo whom I made (life) smooth and comfortable

74:15
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ

Ali BulaçSonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur)

Süleyman AteşHala daha da artırmama göz dikiyor

Yusuf AliYet is he greedy-that I should add (yet more)

74:16
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدࣰ ا

Ali BulaçHayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır

Süleyman AteşHayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi

Yusuf AliBy no means! For to Our Signs he has been refractory

74:17
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا

Ali BulaçOnu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim

Süleyman AteşOnu dimdik bir yokuşa sardıracağım

Yusuf AliSoon will I visit him with a mount of calamities

74:18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Ali BulaçÇünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti

Süleyman AteşZira o düşündü, ölçtü, biçti

Yusuf AliFor he thought and he plotted

74:19
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Ali BulaçKahrolası, nasıl bir ölçü koydu

Süleyman AteşKahrolası nasıl da ölçtü, biçti

Yusuf AliAnd woe to him! How he plotted

74:20
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Ali BulaçYine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu

Süleyman AteşYine kahrolası nasıl ölçtü, biçti

Yusuf AliYea, Woe to him; How he plotted

74:21
ثُمَّ نَظَرَ

Ali BulaçSonra bir baktı

Süleyman AteşSonra baktı

Yusuf AliThen he looked round

74:22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Ali BulaçSonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti

Süleyman AteşSonra surat astı, kaşlarını çattı

Yusuf AliThen he frowned and he scowled

74:23
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ

Ali BulaçSonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar)

Süleyman AteşSonra arkasını döndü, böbürlendi

Yusuf AliThen he turned back and was haughty

74:24
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ يُؤۡثَرُ

Ali BulaçBöylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi

Süleyman AteşBu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir

Yusuf AliThen said he: "This is nothing but magic, derived from of old

74:25 📚 3
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ

Ali BulaçBu, bir beşer sözünden başkası değildir

Süleyman AteşBu, sadece, bir insan sözüdür

Yusuf AliThis is nothing but the word of a mortal

74:26
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ

Ali BulaçOnu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım

Süleyman AteşOnu Sekar'a sokacağım

Yusuf AliSoon will I cast him into Hell-Fire

74:27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Ali BulaçCehennem (sakar) nedir, sen bilir misin

Süleyman AteşSekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin

Yusuf AliAnd what will explain to thee what Hell-Fire is

74:28 📚 5
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ

Ali BulaçNe alıkoyar, ne bırakır

Süleyman Ateş(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder)

Yusuf AliNaught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone

74:29
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ

Ali BulaçBeşere delicesine susamıştır

Süleyman AteşDurmadan deriler kavurur

Yusuf AliDarkening and changing the colour of man

74:30 📚 4
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ

Ali BulaçOnun üzerinde ondokuz vardır

Süleyman AteşÜzerinde ondokuz (muhafız) vardır

Yusuf AliOver it are Nineteen

74:31 📚 3
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنࣰ ا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ

Ali BulaçBiz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür

Süleyman AteşBiz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır

Yusuf AliAnd We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doub ts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth God intend by this ?" Thus doth God leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: an d none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind

74:32
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ

Ali BulaçHayır; Ay'a andolsun

Süleyman AteşHayır, andolsun Aya

Yusuf AliNay, verily: By the Moon

74:33
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ

Ali BulaçDönüp gittiği zaman geceye

Süleyman AteşDönüp gitmekte olan geceye

Yusuf AliAnd by the Night as it retreateth

74:34 📚 1
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ

Ali BulaçAğardığı zaman sabaha

Süleyman AteşAğaran sabaha

Yusuf AliAnd by the Dawn as it shineth forth

74:35 📚 2
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ

Ali BulaçGerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir

Süleyman AteşKi o (Sekar), büyük(bela)lardan biridir

Yusuf AliThis is but one of the mighty (portents)

74:36
نَذِيرࣰ ا لِّلۡبَشَرِ

Ali BulaçBeşer (insan) için bir uyarıdır

Süleyman Ateşİnsanlar için uyarıcıdır

Yusuf AliA warning to mankind

74:37 📚 2
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ

Ali BulaçSizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için

Süleyman AteşSizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır)

Yusuf AliTo any of you that chooses to press forward, or to follow behind

74:38 📚 7
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ

Ali BulaçHer nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir

Süleyman AteşHer can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır

Yusuf AliEvery soul will be (held) in pledge for its deeds

74:39
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ

Ali BulaçAncak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç

Süleyman AteşYalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç

Yusuf AliExcept the Companions of the Right Hand

74:40
فِي جَنَّٰتࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Ali BulaçOnlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar

Süleyman AteşOnlar cennetler içinde soruyorlar

Yusuf Ali(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other

74:41
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Ali BulaçSuçlu-günahkarları

Süleyman AteşSuçluların durumunu

Yusuf AliAnd (ask) of the Sinners

74:42 📚 6
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ

Ali BulaçSizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir

Süleyman AteşSizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi

Yusuf AliWhat led you into Hell Fire

74:43 📚 7
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ

Ali BulaçOnlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler

Süleyman Ateş(Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık

Yusuf AliThey will say: "We were not of those who prayed

74:44 📚 1
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ

Ali BulaçYoksula yedirmezdik

Süleyman AteşYoksula da yedirmezdik

Yusuf AliNor were we of those who fed the indigent

74:45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ

Ali Bulaç(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik

Süleyman AteşBoş şeylere dalanlarla birlikte dalardık

Yusuf AliBut we used to talk vanities with vain talkers

74:46 📚 2
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Ali BulaçDin (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk

Süleyman AteşCeza gününü yalanlardık

Yusuf AliAnd we used to deny the Day of Judgment

74:47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ

Ali BulaçSonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı

Süleyman Ateşİşte böyle iken ölüm bize gelip çattı

Yusuf AliUntil there came to us (the Hour) that is certain

74:48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Ali BulaçArtık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz

Süleyman AteşArtık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez

Yusuf AliThen will no intercession of (any) intercessors profit them

74:49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ

Ali BulaçBuna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar

Süleyman AteşBöyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar

Yusuf AliThen what is the matter with them that they turn away from admonition

74:50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ‏

Ali BulaçSanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler

Süleyman AteşYaban eşekleri gibi

Yusuf AliAs if they were affrighted asses

74:51 📚 1
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ

Ali BulaçArslandan korkup-kaçmışlar

Süleyman AteşAslandan ürkmüş

Yusuf AliFleeing from a lion

74:52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفࣰ ا مُّنَشَّرَةࣰ‏

Ali BulaçHayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister

Süleyman AteşHayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor

Yusuf AliForsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out

74:53
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Ali BulaçHayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar

Süleyman AteşYok yok onlar ahiretten korkmuyorlar

Yusuf AliBy no means! But they fear not the Hereafter

74:54 📚 1
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ‏

Ali BulaçGerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür

Süleyman AteşHayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır

Yusuf AliNay, this surely is an admonition

74:55 📚 1
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Ali BulaçArtık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür

Süleyman AteşDileyen onu düşünür, öğüt alır

Yusuf AliLet any who will, keep it in remembrance

74:56 📚 1
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Ali BulaçAllah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur

Süleyman AteşAllah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur)

Yusuf AliBut none will keep it in remembrance except as God wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness

← Önceki Sonraki →

74. Al-Muddaththir Suresi | Anlam Arayışı