74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
74:1 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَيُّهَا ٱ لْمُدَّثِّرُ
Ali Bulaç Ey bürünüp örtünen
74:2 ▶ ⧉ ☆
قُمْ فَأَنذ ِرْ
Ali Bulaç Kalk (ve) bundan böyle uyar
74:3 ▶ ⧉ ☆
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
Ali Bulaç Rabbini tekbir et (yücelt)
74:4 ▶ ⧉ ☆
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
Ali Bulaç Elbiseni temizle
74:5 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ل رُّجْ زَ فَٱ هْجُرْ
Ali Bulaç Pislikten kaçınıp-uzaklaş
وَلَا تَمْنُن ت َسْتَكْثِرُ
Ali Bulaç Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma
74:7 ▶ ⧉ ☆
وَلِرَبِّكَ فَٱ صْبِرْ
Ali Bulaç Rabbin için sabret
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱ ل نّ َاقُو رِ
Ali Bulaç Çünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman
74:9 ▶ ⧉ ☆
فَذَٲ لِكَ يَوْمَئِذٍ ي َوْمٌ عَسِي رٌ
Ali Bulaç İşte o gün, zorlu bir gündür
74:10 ▶ ⧉ ☆
عَلَى ٱ لْكَـٰ فِرِينَ غَيْرُ يَسِي رٍ
Ali Bulaç Kafirler içinse hiç kolay değildir
74:11 ▶ ⧉ ☆
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْ تُ وَحِيدًا
Ali Bulaç Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak
74:12 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالاً م َّمْدُودًا
Ali Bulaç Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim
74:13 ▶ ⧉ ☆
وَبَنِينَ شُهُودًا
Ali Bulaç Göz önünde-hazır çocuklar (verdim)
74:14 ▶ ⧉ ☆
وَمَهَّد تُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
Ali Bulaç Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim
74:15 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ يَطْ مَعُ أَنْ أَزِي د َ
Ali Bulaç Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur)
74:16 ▶ ⧉ ☆
كَلَّآۖ إِنّ َهُۥ كَانَ لِأَيَـٰ تِنَا عَنِيدًا
Ali Bulaç Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır
74:17 ▶ ⧉ ☆
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
Ali Bulaç Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim
74:18 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Ali Bulaç Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti
74:19 ▶ ⧉ ☆
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Ali Bulaç Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu
74:20 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Ali Bulaç Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu
74:21 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ نَظَرَ
Ali Bulaç Sonra bir baktı
74:22 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ عَبَسَ وَبَسَرَ
Ali Bulaç Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti
74:23 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَدْ بَرَ وَٱ سْتَكْبَرَ
Ali Bulaç Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar)
74:24 ▶ ⧉ ☆
فَقَالَ إِنْ هَـٰ ذَآ إِلَّا سِحْرٌ ي ُؤْثَرُ
Ali Bulaç Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi
إِنْ هَـٰ ذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱ لْبَشَرِ
Ali Bulaç Bu, bir beşer sözünden başkası değildir
74:26 ▶ ⧉ ☆
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
Ali Bulaç Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım
74:27 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَدْ رَٮٰ كَ مَا سَقَرُ
Ali Bulaç Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin
لَا تُبْ قِى وَلَا تَذَرُ
Ali Bulaç Ne alıkoyar, ne bırakır
74:29 ▶ ⧉ ☆
لَوَّاحَةٌ ل ِّلْبَشَرِ
Ali Bulaç Beşere delicesine susamıştır
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
Ali Bulaç Onun üzerinde ondokuz vardır
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰ بَ ٱ ل نّ َارِ إِلَّا مَلَـٰٓ ئِكَةًۙ و َمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً ل ِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسْتَيْقِنَ ٱ لَّذِينَ أُوتُواْ ٱ لْكِتَـٰ بَ وَيَزْدَادَ ٱ لَّذِينَ ءَامَنُوٓ اْ إِيمَـٰ نًاۙ و َلَا يَرْتَابَ ٱ لَّذِينَ أُوتُواْ ٱ لْكِتَـٰ بَ وَٱ لْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ ٱ لَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم م َّرَضٌ و َٱ لْكَـٰ فِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱ للَّهُ بِهَـٰ ذَا مَثَلاًۚ ك َذَٲ لِكَ يُضِلُّ ٱ للَّهُ مَن ي َشَا ٓءُ وَيَهْدِى مَن ي َشَا ٓءُۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
Ali Bulaç Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür
74:32 ▶ ⧉ ☆
كَلَّا وَٱ لْقَمَرِ
Ali Bulaç Hayır; Ay'a andolsun
74:33 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّيْلِ إِذْ أَدْ بَرَ
Ali Bulaç Dönüp gittiği zaman geceye
وَٱ ل صُّبْ حِ إِذَآ أَسْفَرَ
Ali Bulaç Ağardığı zaman sabaha
إِنّ َهَا لَإِحْدَى ٱ لْكُبَرِ
Ali Bulaç Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir
74:36 ▶ ⧉ ☆
نَذِيرًا ل ِّلْبَشَرِ
Ali Bulaç Beşer (insan) için bir uyarıdır
لِمَن ش َا ٓءَ مِنك ُمْ أَن ي َتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
Ali Bulaç Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için
كُلُّ نَفْسِۭ ب ِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Ali Bulaç Her nefis , kazandıklarına karşılık bir rehinedir
74:39 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ أَصْحَـٰ بَ ٱ لْيَمِي نِ
Ali Bulaç Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç
74:40 ▶ ⧉ ☆
فِى جَنّ َـٰ تٍ ي َتَسَا ٓءَلُو نَ
Ali Bulaç Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar
74:41 ▶ ⧉ ☆
عَنِ ٱ لْمُجْ رِمِي نَ
Ali Bulaç Suçlu-günahkarları
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
Ali Bulaç Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir
قَالُواْ لَمْ نَكُ مِنَ ٱ لْمُصَلِّي نَ
Ali Bulaç Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler
وَلَمْ نَكُ نُطْ عِمُ ٱ لْمِسْكِي نَ
Ali Bulaç Yoksula yedirmezdik
74:45 ▶ ⧉ ☆
وَكُنّ َا نَخُوضُ مَعَ ٱ لْخَا ٓئِضِي نَ
Ali Bulaç (Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik
وَكُنّ َا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱ ل دِّي نِ
Ali Bulaç Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk
74:47 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ أَتَـٰ نَا ٱ لْيَقِي نُ
Ali Bulaç Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı
74:48 ▶ ⧉ ☆
فَمَا تَنف َعُهُمْ شَفَـٰ عَةُ ٱ ل شَّـٰ فِعِي نَ
Ali Bulaç Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz
74:49 ▶ ⧉ ☆
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱ ل تَّذْكِرَةِ مُعْرِضِي نَ
Ali Bulaç Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar
74:50 ▶ ⧉ ☆
كَأَنّ َهُمْ حُمُرٌ م ُّسْتَنف ِرَةٌ
Ali Bulaç Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler
فَرَّتْ مِن ق َسْوَرَةِۭ
Ali Bulaç Arslandan korkup-kaçmışlar
74:52 ▶ ⧉ ☆
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱ مْرِىٍٕ م ِّنْهُمْ أَن ي ُؤْتَىٰ صُحُفًا م ُّنَشَّرَةً
Ali Bulaç Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister
74:53 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱ لْأَخِرَةَ
Ali Bulaç Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar
كَلَّآ إِنّ َهُۥ تَذْكِرَةٌ
Ali Bulaç Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür
فَمَن ش َا ٓءَ ذَكَرَهُۥ
Ali Bulaç Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن ي َشَا ٓءَ ٱ للَّهُۚ هُوَ أَهْلُ ٱ ل تَّقْ وَىٰ وَأَهْلُ ٱ لْمَغْفِرَةِ
Ali Bulaç Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur
← Önceki Sonraki →