74. Al-Muddaththir سُورَةُ المُدَّثِّرِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
74:1 ▶ ⧉ ☆
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
Süleyman Ateş Ey örtüsüne bürünen
74:2 ▶ ⧉ ☆
قُمۡ فَأَنذِرۡ
Süleyman Ateş Kalk, uyar
74:3 ▶ ⧉ ☆
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
Süleyman Ateş Rabbini tekbir et (O'nun büyüklüğünü an)
74:4 ▶ ⧉ ☆
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ
Süleyman Ateş Elbiseni temizle
74:5 ▶ ⧉ ☆
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
Süleyman Ateş Pislikten kaçın
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
Süleyman Ateş Verdiğini çok bularak başa kakma
74:7 ▶ ⧉ ☆
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
Süleyman Ateş Rabbin için sabret
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ
Süleyman Ateş Sur'a üflendiği zaman
74:9 ▶ ⧉ ☆
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذࣲ يَوۡمٌ عَسِيرٌ
Süleyman Ateş İşte o gün, çetin bir gündür
74:10 ▶ ⧉ ☆
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرࣲ
Süleyman Ateş Kafirler için kolay değildir
74:11 ▶ ⧉ ☆
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدࣰ ا
Süleyman Ateş Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım
74:12 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰ ا مَّمۡدُودࣰ ا
Süleyman Ateş Ona uzun boylu mal verdim
74:13 ▶ ⧉ ☆
وَبَنِينَ شُهُودࣰ ا
Süleyman Ateş Göz önünde oğullar (verdim)
74:14 ▶ ⧉ ☆
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدࣰ ا
Süleyman Ateş Kendisine bir döşeyiş döşedim
74:15 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ
Süleyman Ateş Hala daha da artırmama göz dikiyor
74:16 ▶ ⧉ ☆
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدࣰ ا
Süleyman Ateş Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi
74:17 ▶ ⧉ ☆
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
Süleyman Ateş Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım
74:18 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Süleyman Ateş Zira o düşündü, ölçtü, biçti
74:19 ▶ ⧉ ☆
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
Süleyman Ateş Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti
74:20 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
Süleyman Ateş Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti
74:21 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ نَظَرَ
Süleyman Ateş Sonra baktı
74:22 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
Süleyman Ateş Sonra surat astı, kaşlarını çattı
74:23 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
Süleyman Ateş Sonra arkasını döndü, böbürlendi
74:24 ▶ ⧉ ☆
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ يُؤۡثَرُ
Süleyman Ateş Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
Süleyman Ateş Bu, sadece, bir insan sözüdür
74:26 ▶ ⧉ ☆
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ
Süleyman Ateş Onu Sekar'a sokacağım
74:27 ▶ ⧉ ☆
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
Süleyman Ateş Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ
Süleyman Ateş (Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder)
74:29 ▶ ⧉ ☆
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ
Süleyman Ateş Durmadan deriler kavurur
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
Süleyman Ateş Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنࣰ ا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
Süleyman Ateş Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır
74:32 ▶ ⧉ ☆
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
Süleyman Ateş Hayır, andolsun Aya
74:33 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
Süleyman Ateş Dönüp gitmekte olan geceye
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ
Süleyman Ateş Ağaran sabaha
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
Süleyman Ateş Ki o (Sekar), büyük(bela)lardan biridir
74:36 ▶ ⧉ ☆
نَذِيرࣰ ا لِّلۡبَشَرِ
Süleyman Ateş İnsanlar için uyarıcıdır
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ
Süleyman Ateş Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır)
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ
Süleyman Ateş Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır
74:39 ▶ ⧉ ☆
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ
Süleyman Ateş Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç
74:40 ▶ ⧉ ☆
فِي جَنَّٰتࣲ يَتَسَآءَلُونَ
Süleyman Ateş Onlar cennetler içinde soruyorlar
74:41 ▶ ⧉ ☆
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
Süleyman Ateş Suçluların durumunu
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ
Süleyman Ateş Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ
Süleyman Ateş (Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ
Süleyman Ateş Yoksula da yedirmezdik
74:45 ▶ ⧉ ☆
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ
Süleyman Ateş Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
Süleyman Ateş Ceza gününü yalanlardık
74:47 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ
Süleyman Ateş İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı
74:48 ▶ ⧉ ☆
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
Süleyman Ateş Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez
74:49 ▶ ⧉ ☆
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ
Süleyman Ateş Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar
74:50 ▶ ⧉ ☆
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ
Süleyman Ateş Yaban eşekleri gibi
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
Süleyman Ateş Aslandan ürkmüş
74:52 ▶ ⧉ ☆
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفࣰ ا مُّنَشَّرَةࣰ
Süleyman Ateş Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor
74:53 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ
Süleyman Ateş Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ
Süleyman Ateş Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Süleyman Ateş Dileyen onu düşünür, öğüt alır
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
Süleyman Ateş Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur)
← Önceki Sonraki →