76. Al-Insaan سُورَةُ الإِنسَانِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
76:1 ▶ ⧉ ☆
هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱ لْإِنس َـٰ نِ حِينٌ م ِّنَ ٱ ل دَّهْرِ لَمْ يَكُن ش َيْــًٔا م َّذْكُورًا
Ali Bulaç Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti
76:2 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا خَلَقْ نَا ٱ لْإِنس َـٰ نَ مِن ن ُّطْ فَةٍ أَمْشَاجٍ ن َّبْ تَلِيهِ فَجَعَلْنَـٰ هُ سَمِيعَۢا ب َصِيرًا
نَّبْتَلِيهِ
imtihan etmek için
فَجَعَلْنَـٰهُ
ve onu yaptık
Ali Bulaç Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık
76:3 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا هَدَيْنَـٰ هُ ٱ ل سَّبِيلَ إِمّ َا شَاكِرًا و َإِمّ َا كَفُورًا
هَدَيْنَـٰهُ
ona gösterdik
Ali Bulaç Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör
76:4 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َآ أَعْتَدْ نَا لِلْكَـٰ فِرِينَ سَلَـٰ سِلَاْ وَأَغْلَـٰ لاً و َسَعِيرًا
أَعْتَدْنَا
hazırlamışızdır
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
وَأَغْلَـٰلًۭا
ve demir halkalar
وَسَعِيرًا
ve alevli bir ateş
Ali Bulaç Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık
76:5 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ ٱ لْأَبْ رَارَ يَشْرَبُونَ مِن ك َأْسٍ ك َانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
Ali Bulaç Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler
76:6 ▶ ⧉ ☆
عَيْنًا ي َشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱ للَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا
Ali Bulaç Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar
76:7 ▶ ⧉ ☆
يُوفُونَ بِٱ ل نّ َذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا ك َانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا
يُوفُونَ
yerine getirirler
Ali Bulaç Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar
76:8 ▶ ⧉ ☆
وَيُطْ عِمُونَ ٱ ل طَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا و َيَتِيمًا و َأَسِيرًا
وَيُطْعِمُونَ
ve yedirirler
Ali Bulaç Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler
إِنّ َمَا نُطْ عِمُكُمْ لِوَجْ هِ ٱ للَّهِ لَا نُرِيدُ مِنك ُمْ جَزَا ٓءً و َلَا شُكُورًا
نُطْعِمُكُمْ
size yediriyoruz
Ali Bulaç Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası ) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür
76:10 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا نَخَافُ مِن ر َّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا ق َمْطَرِيرًا
Ali Bulaç Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz
76:11 ▶ ⧉ ☆
فَوَقَـٰ هُمُ ٱ للَّهُ شَرَّ ذَٲ لِكَ ٱ لْيَوْمِ وَلَقَّـٰ هُمْ نَضْرَةً و َسُرُورًا
فَوَقَىٰهُمُ
onları korumuştur
وَلَقَّىٰهُمْ
ve onlara vermiştir
Ali Bulaç Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir
76:12 ▶ ⧉ ☆
وَجَزَٮٰ هُم ب ِمَا صَبَرُواْ جَنّ َةً و َحَرِيرًا
وَجَزَىٰهُم
onların ödülleri
صَبَرُوا۟
sabrettiklerinden
Ali Bulaç Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir
76:13 ▶ ⧉ ☆
مُّتَّكِــِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱ لْأَرَا ٓئِكِۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا و َلَا زَمْهَرِيرًا
مُّتَّكِـِٔينَ
yaslanırlar
زَمْهَرِيرًۭا
dondurucu soğuk
Ali Bulaç Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler
76:14 ▶ ⧉ ☆
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَـٰ لُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلاً
وَدَانِيَةً
ve yaklaşmıştır
ظِلَـٰلُهَا
onun gölgeleri
وَذُلِّلَتْ
ve eğdirilmiştir
تَذْلِيلًۭا
aşağı eğdirilerek
Ali Bulaç (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış
وَيُطَافُ عَلَيْهِم ب ِـَٔـانِيَةٍ م ِّن ف ِضَّةٍ و َأَكْوَابٍ ك َانَتْ قَوَارِيرَا۟
Ali Bulaç Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır
76:16 ▶ ⧉ ☆
قَوَارِيرَاْ مِن ف ِضَّةٍ ق َدَّرُوهَا تَقْ دِيرًا
قَدَّرُوهَا
onları takdir etmişlerdir
تَقْدِيرًۭا
istedikleri ölçüde
Ali Bulaç Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir
76:17 ▶ ⧉ ☆
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا ك َانَ مِزَاجُهَا زَنج َبِيلاً
وَيُسْقَوْنَ
ve onlara içirilir
Ali Bulaç Orada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir
76:18 ▶ ⧉ ☆
عَيْنًا ف ِيهَا تُسَمّ َىٰ سَلْسَبِيلاً
Ali Bulaç Bir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır
76:19 ▶ ⧉ ☆
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٲ نٌ م ُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْ تَهُمْ لُؤْلُؤًا م َّنث ُورًا
حَسِبْتَهُمْ
kendilerini sanırsın
Ali Bulaç Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın
76:20 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمّ َ رَأَيْتَ نَعِيمًا و َمُلْكًا ك َبِيرًا
Ali Bulaç Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün
76:21 ▶ ⧉ ☆
عَـٰ لِيَهُمْ ثِيَابُ سُند ُسٍ خُضْرٌ و َإِسْتَبْ رَقٌۖ و َحُلُّوٓ اْ أَسَاوِرَ مِن ف ِضَّةٍ و َسَقَـٰ هُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا ط َهُورًا
عَـٰلِيَهُمْ
üstlerinde vardır
وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ
ve kalın ipekten
وَحُلُّوٓا۟
ve takınmışlardır
وَسَقَىٰهُمْ
ve onlara içirmiştir
Ali Bulaç Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir
إِنّ َ هَـٰ ذَا كَانَ لَكُمْ جَزَا ٓءً و َكَانَ سَعْيُكُم م َّشْكُورًا
مَّشْكُورًا
teşekküre layık
Ali Bulaç Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba-harcamanız şükre değer (meşkur: makbul) görülmüştür
76:23 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱ لْقُرْءَانَ تَنز ِيلاً
Ali Bulaç Gerçek şu ki, Kur'an'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)’ indiren Biziz, Biz
فَٱ صْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًا
Ali Bulaç Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme
76:25 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرِ ٱ سْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً و َأَصِيلاً
Ali Bulaç Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret
76:26 ▶ ⧉ ☆
وَمِنَ ٱ لَّيْلِ فَٱ سْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلاً ط َوِيلاً
وَسَبِّحْهُ
ve O'nu tesbih eyle
Ali Bulaç Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et
76:27 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ هَـٰٓ ؤُلَا ٓءِ يُحِبُّونَ ٱ لْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَا ٓءَهُمْ يَوْمًا ث َقِيلاً
ٱلْعَاجِلَةَ
çabuk geçeni (dünyayı)
وَيَذَرُونَ
ve bırakıyorlar
Ali Bulaç Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar
76:28 ▶ ⧉ ☆
نَّحْنُ خَلَقْ نَـٰ هُمْ وَشَدَدْ نَآ أَسْرَهُمْۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَـٰ لَهُمْ تَبْ دِيلاً
خَلَقْنَـٰهُمْ
onları yarattık
وَشَدَدْنَآ
ve sıkıca bağladık
أَمْثَـٰلَهُمْ
onların benzerleriyle
تَبْدِيلًا
tam bir değişiklikle
Ali Bulaç Onları Biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz
إِنّ َ هَـٰ ذِهِۦ تَذْكِرَةٌۖ ف َمَن ش َا ٓءَ ٱ تَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلاً
Ali Bulaç Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir
وَمَا تَشَا ٓءُونَ إِلَّآ أَن ي َشَا ٓءَ ٱ للَّهُۚ إِنّ َ ٱ للَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
تَشَآءُونَ
siz dileyemezsiniz
حَكِيمًۭا
hüküm ve hikmet sahibidir
Ali Bulaç Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
76:31 ▶ ⧉ ☆
يُدْ خِلُ مَن ي َشَا ٓءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱ ل ظَّـٰ لِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمَۢا
وَٱلظَّـٰلِمِينَ
ve zalimler
Ali Bulaç Dilediğini Kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azap hazırlamıştır
← Önceki Sonraki →