☪ Anlam Arayışı

76. Al-Insaan سُورَةُ الإِنسَانِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
76:1
هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ حِينࣱ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡـࣰٔ ا مَّذۡكُورًا
هَلْ
geçmedi mi?
أَتَىٰ
(there) come
عَلَى
üzerinden
ٱلْإِنسَـٰنِ
insanın
حِينٌۭ
bir süre
مِّنَ
uzun devirden
ٱلدَّهْرِ
time
لَمْ
olmadığı
يَكُن
he was
شَيْـًۭٔا
bir şey
مَّذْكُورًا
anılan

Süleyman Ateşİnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi

76:2
إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجࣲ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا
إِنَّا
doğrusu biz
خَلَقْنَا
yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ
insanı
مِن
bir nutfeden
نُّطْفَةٍ
a semen-drop
أَمْشَاجٍۢ
karışık
نَّبْتَلِيهِ
imtihan etmek için
فَجَعَلْنَـٰهُ
ve onu yaptık
سَمِيعًۢا
işitici
بَصِيرًا
görücü

Süleyman AteşDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık

76:3
إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرࣰ ا وَإِمَّا كَفُورًا
إِنَّا
elbette biz
هَدَيْنَـٰهُ
ona gösterdik
ٱلسَّبِيلَ
yolu
إِمَّا
ya
شَاكِرًۭا
şükreder
وَإِمَّا
veya
كَفُورًا
nankör olur

Süleyman AteşBiz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör

76:4
إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَاْ وَأَغۡلَٰلࣰ ا وَسَعِيرًا
إِنَّآ
elbette biz
أَعْتَدْنَا
hazırlamışızdır
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
سَلَـٰسِلَا۟
zincirler
وَأَغْلَـٰلًۭا
ve demir halkalar
وَسَعِيرًا
ve alevli bir ateş

Süleyman AteşBiz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır

76:5
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسࣲ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْأَبْرَارَ
iyiler
يَشْرَبُونَ
içerler
مِن
bir kadehten
كَأْسٍۢ
a cup
كَانَ
olan
مِزَاجُهَا
karışımı
كَافُورًا
kâfûr

Süleyman Ateşİyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler

76:6
عَيۡنࣰ ا يَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِيرࣰ ا
عَيْنًۭا
bir kaynak
يَشْرَبُ
içerler
بِهَا
ondan
عِبَادُ
kulları
ٱللَّهِ
Allah'ın
يُفَجِّرُونَهَا
akıtırlar
تَفْجِيرًۭا
fışkırtarak

Süleyman AteşBir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar

Elmalılı Hamdi YazırBir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu

76:7
يُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَيَخَافُونَ يَوۡمࣰ ا كَانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِيرࣰ ا
يُوفُونَ
yerine getirirler
بِٱلنَّذْرِ
adaklarını
وَيَخَافُونَ
ve korkarlar
يَوْمًۭا
bir günden
كَانَ
olan
شَرُّهُۥ
şerri
مُسْتَطِيرًۭا
salgın

Süleyman AteşAdaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

Elmalılı Hamdi YazırO kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar

76:8
وَيُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِينࣰ ا وَيَتِيمࣰ ا وَأَسِيرًا
وَيُطْعِمُونَ
ve yedirirler
ٱلطَّعَامَ
yemeği
عَلَىٰ
sevdikleri
حُبِّهِۦ
love (for) it
مِسْكِينًۭا
yoksula
وَيَتِيمًۭا
ve yetime
وَأَسِيرًا
ve esire

Süleyman AteşYosula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler

Elmalılı Hamdi YazırDüşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler

76:9 📚 5
إِنَّمَا نُطۡعِمُكُمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمۡ جَزَآءࣰ وَلَا شُكُورًا
إِنَّمَا
biz
نُطْعِمُكُمْ
size yediriyoruz
لِوَجْهِ
rızası için
ٱللَّهِ
Allah
لَا
beklemiyoruz
نُرِيدُ
we desire
مِنكُمْ
sizden
جَزَآءًۭ
bir karşılık
وَلَا
ne de
شُكُورًا
teşekkür

Süleyman AteşBiz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz

Elmalılı Hamdi YazırSize sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz

76:10
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوۡمًا عَبُوسࣰ ا قَمۡطَرِيرࣰ ا
إِنَّا
çünkü biz
نَخَافُ
korkarız
مِن
Rabbimizden
رَّبِّنَا
our Lord
يَوْمًا
bir günde
عَبُوسًۭا
suratsız
قَمْطَرِيرًۭا
çok katı

Süleyman AteşÇünkü biz suratsız, çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden korkarız. (derler)

Elmalılı Hamdi YazırBiz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler

76:11
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمِ وَلَقَّىٰهُمۡ نَضۡرَةࣰ وَسُرُورࣰ ا
فَوَقَىٰهُمُ
onları korumuştur
ٱللَّهُ
Allah
شَرَّ
şerrinden
ذَٰلِكَ
o
ٱلْيَوْمِ
günün
وَلَقَّىٰهُمْ
ve onlara vermiştir
نَضْرَةًۭ
parlaklık
وَسُرُورًۭا
ve sevinç

Süleyman AteşAllah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir

Elmalılı Hamdi YazırAllah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir

76:12
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُواْ جَنَّةࣰ وَحَرِيرࣰ ا
وَجَزَىٰهُم
onların ödülleri
بِمَا
dolayı
صَبَرُوا۟
sabrettiklerinden
جَنَّةًۭ
cennettir
وَحَرِيرًۭا
ve ipektir

Süleyman AteşSabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir

Elmalılı Hamdi YazırSabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir

76:13
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۖ لَا يَرَوۡنَ فِيهَا شَمۡسࣰ ا وَلَا زَمۡهَرِيرࣰ ا
مُّتَّكِـِٔينَ
yaslanırlar
فِيهَا
orada
عَلَى
üzerinde
ٱلْأَرَآئِكِ ۖ
divanlar
لَا
görmezler
يَرَوْنَ
they will see
فِيهَا
orada
شَمْسًۭا
(yakıcı) güneş
وَلَا
ve ne de
زَمْهَرِيرًۭا
dondurucu soğuk

Süleyman AteşOrada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk

Elmalılı Hamdi YazırOrada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk

76:14
وَدَانِيَةً عَلَيۡهِمۡ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتۡ قُطُوفُهَا تَذۡلِيلࣰ ا
وَدَانِيَةً
ve yaklaşmıştır
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
ظِلَـٰلُهَا
onun gölgeleri
وَذُلِّلَتْ
ve eğdirilmiştir
قُطُوفُهَا
meyvaları
تَذْلِيلًۭا
aşağı eğdirilerek

Süleyman AteşCennetin gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvaları da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir

Elmalılı Hamdi YazırÜzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur

76:15 📚 1
وَيُطَافُ عَلَيۡهِم بِـَٔانِيَةࣲ مِّن فِضَّةࣲ وَأَكۡوَابࣲ كَانَتۡ قَوَارِيرَا۠
وَيُطَافُ
ve dolaştırılır
عَلَيْهِم
yanlarında
بِـَٔانِيَةٍۢ
kablar
مِّن
gümüşten
فِضَّةٍۢ
silver
وَأَكْوَابٍۢ
ve kupalar
كَانَتْ
olan
قَوَارِيرَا۠
billur

Süleyman AteşYanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır

Elmalılı Hamdi YazırYanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır

76:16
قَوَارِيرَاْ مِن فِضَّةࣲ قَدَّرُوهَا تَقۡدِيرࣰ ا
قَوَارِيرَا۟
billurlar ki
مِن
gümüşten
فِضَّةٍۢ
silver
قَدَّرُوهَا
onları takdir etmişlerdir
تَقْدِيرًۭا
istedikleri ölçüde

Süleyman AteşÖyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar)

Elmalılı Hamdi YazırGümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır

76:17
وَيُسۡقَوۡنَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا
وَيُسْقَوْنَ
ve onlara içirilir
فِيهَا
orada
كَأْسًۭا
kadehten
كَانَ
olan
مِزَاجُهَا
karışımı
زَنجَبِيلًا
zencefil

Süleyman AteşOnlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir

Elmalılı Hamdi YazırOnlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir

76:18
عَيۡنࣰ ا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلۡسَبِيلࣰ ا
عَيْنًۭا
bir çeşme
فِيهَا
orada
تُسَمَّىٰ
adına denir
سَلْسَبِيلًۭا
Selsebil

Süleyman AteşBir çeşme ki adına Selsebil denir

Elmalılı Hamdi YazırBu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler

76:19
۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيۡتَهُمۡ حَسِبۡتَهُمۡ لُؤۡلُؤࣰ ا مَّنثُورࣰ ا
۞ وَيَطُوفُ
dolaşır
عَلَيْهِمْ
çevrelerinde
وِلْدَٰنٌۭ
gençler
مُّخَلَّدُونَ
ölümsüz
إِذَا
onları görsen
رَأَيْتَهُمْ
you see them
حَسِبْتَهُمْ
kendilerini sanırsın
لُؤْلُؤًۭا
inci
مَّنثُورًۭا
saçılmış

Süleyman AteşÇevrelerinde de (öyle) ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın

Elmalılı Hamdi YazırEtraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın

76:20
وَإِذَا رَأَيۡتَ ثَمَّ رَأَيۡتَ نَعِيمࣰ ا وَمُلۡكࣰ ا كَبِيرًا
وَإِذَا
ve zaman
رَأَيْتَ
baktığın
ثَمَّ
sonra
رَأَيْتَ
görürsün
نَعِيمًۭا
bir ni'met
وَمُلْكًۭا
ve bir mülk
كَبِيرًا
büyük

Süleyman AteşOrada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün

Elmalılı Hamdi YazırOrada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün

76:21
عَٰلِيَهُمۡ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضۡرࣱ وَإِسۡتَبۡرَقࣱۖ وَحُلُّوٓاْ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةࣲ وَسَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ شَرَابࣰ ا طَهُورًا
عَـٰلِيَهُمْ
üstlerinde vardır
ثِيَابُ
giysiler
سُندُسٍ
ince ipekten
خُضْرٌۭ
yeşil
وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ
ve kalın ipekten
وَحُلُّوٓا۟
ve takınmışlardır
أَسَاوِرَ
bilezikler
مِن
gümüşten
فِضَّةٍۢ
silver
وَسَقَىٰهُمْ
ve onlara içirmiştir
رَبُّهُمْ
Rableri
شَرَابًۭا
bir içki
طَهُورًا
tertemiz

Süleyman Ateş(Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş(ve şöyle demiş)tir

Elmalılı Hamdi YazırÜstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir

76:22 📚 1
إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمۡ جَزَآءࣰ وَكَانَ سَعۡيُكُم مَّشۡكُورًا
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰذَا
bu
كَانَ
oldu
لَكُمْ
sizin
جَزَآءًۭ
ödülünüz
وَكَانَ
ve olmuştur
سَعْيُكُم
çalışmanız
مَّشْكُورًا
teşekküre layık

Süleyman AteşBu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur

76:23
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ تَنزِيلࣰ ا
إِنَّا
muhakkak Biziz
نَحْنُ
biz
نَزَّلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
ٱلْقُرْءَانَ
Kur'an'ı
تَنزِيلًۭا
parça parça

Süleyman AteşMuhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parça parça indirdik

Elmalılı Hamdi YazırKur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz

76:24 📚 1
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعۡ مِنۡهُمۡ ءَاثِمًا أَوۡ كَفُورࣰ ا
فَٱصْبِرْ
o halde sabret
لِحُكْمِ
hükmüne
رَبِّكَ
Rabbinin
وَلَا
ve
تُطِعْ
ita'at etme
مِنْهُمْ
onlardan
ءَاثِمًا
günahkara
أَوْ
yahut
كَفُورًۭا
inkarcıya

Süleyman AteşO halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara, yahut nanköre ita'at etme

Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme

76:25
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلࣰ ا
وَٱذْكُرِ
ve an
ٱسْمَ
adını
رَبِّكَ
Rabbinin
بُكْرَةًۭ
sabah
وَأَصِيلًۭا
ve akşam

Süleyman AteşSabah akşam Rabbinin adını an

Elmalılı Hamdi YazırSabahakşam Rabbinin ismini an

76:26
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَٱسۡجُدۡ لَهُۥ وَسَبِّحۡهُ لَيۡلࣰ ا طَوِيلًا
وَمِنَ
bir bölümünde
ٱلَّيْلِ
gecenin
فَٱسْجُدْ
secde et
لَهُۥ
O'na
وَسَبِّحْهُ
ve O'nu tesbih eyle
لَيْلًۭا
geceleyin
طَوِيلًا
uzun zaman

Süleyman AteşGecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şanının yüceliğini an)

Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl)

76:27
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمۡ يَوۡمࣰ ا ثَقِيلࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar
يُحِبُّونَ
seviyorlar
ٱلْعَاجِلَةَ
çabuk geçeni (dünyayı)
وَيَذَرُونَ
ve bırakıyorlar
وَرَآءَهُمْ
ötelerindeki
يَوْمًۭا
bir günü
ثَقِيلًۭا
ağır

Süleyman AteşBunlar, şu çabuk(geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar

76:28
نَّحۡنُ خَلَقۡنَٰهُمۡ وَشَدَدۡنَآ أَسۡرَهُمۡۖ وَإِذَا شِئۡنَا بَدَّلۡنَآ أَمۡثَٰلَهُمۡ تَبۡدِيلًا
نَّحْنُ
biz
خَلَقْنَـٰهُمْ
onları yarattık
وَشَدَدْنَآ
ve sıkıca bağladık
أَسْرَهُمْ ۖ
yapılarını
وَإِذَا
ve zaman
شِئْنَا
dilediğimiz
بَدَّلْنَآ
değiştiririz
أَمْثَـٰلَهُمْ
onların benzerleriyle
تَبْدِيلًا
tam bir değişiklikle

Süleyman AteşBiz onları yarattık, yapılarını sıkıca bağladık. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz

Elmalılı Hamdi YazırOnları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz

76:29 📚 1
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰذِهِۦ
bu
تَذْكِرَةٌۭ ۖ
bir öğüttür
فَمَن
kimse
شَآءَ
dileyen
ٱتَّخَذَ
tutar
إِلَىٰ
varan
رَبِّهِۦ
Rabbine
سَبِيلًۭا
yolu

Süleyman AteşBu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar

76:30 📚 4
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمࣰ ا
وَمَا
ve
تَشَآءُونَ
siz dileyemezsiniz
إِلَّآ
dışında
أَن
dilemesi
يَشَآءَ
wills
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
bilendir
عَلِيمًا
All-Knower
حَكِيمًۭا
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

76:31
يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمَۢا
يُدْخِلُ
sokar
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
فِى
rahmetine
رَحْمَتِهِۦ ۚ
His mercy
وَٱلظَّـٰلِمِينَ
ve zalimler
أَعَدَّ
hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
عَذَابًا
bir azab
أَلِيمًۢا
acıklı

Süleyman AteşDilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için acı bir azab hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırAllah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır

← Önceki Sonraki →

76. Al-Insaan Suresi | Anlam Arayışı