☪ Anlam Arayışı

76. Al-Insaan سُورَةُ الإِنسَانِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
76:1
هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ حِينࣱ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡـࣰٔ ا مَّذۡكُورًا

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi

Ali BulaçGerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti

Yusuf AliHas there not been over Man a long period of Time, when he was nothing - (not even) mentioned

Süleyman Ateşİnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi

76:2
إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجࣲ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık

Ali BulaçŞüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık

Yusuf AliVerily We created Man from a drop of mingled sperm, in order to try him: So We gave him (the gifts), of Hearing and Sight

Süleyman AteşDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık

76:3
إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرࣰ ا وَإِمَّا كَفُورًا

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör

Ali BulaçBiz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör

Yusuf AliWe showed him the Way: whether he be grateful or ungrateful (rests on his will)

Süleyman AteşBiz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur

76:4
إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَاْ وَأَغۡلَٰلࣰ ا وَسَعِيرًا

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır

Ali BulaçDoğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık

Yusuf AliFor the Rejecters we have prepared chains, yokes, and a blazing Fire

Süleyman AteşBiz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır

76:5
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسࣲ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler

Ali BulaçŞüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler

Yusuf AliAs to the Righteous, they shall drink of a Cup (of Wine) mixed with Kafur

Süleyman Ateşİyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler

76:6
عَيۡنࣰ ا يَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırBir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu

Ali BulaçAllah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar

Yusuf AliA Fountain where the Devotees of God do drink, making it flow in unstinted abundance

Süleyman AteşBir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar

76:7
يُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَيَخَافُونَ يَوۡمࣰ ا كَانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırO kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar

Ali BulaçAdaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar

Yusuf AliThey perform (their) vows, and they fear a Day whose evil flies far and wide

Süleyman AteşAdaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

76:8
وَيُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِينࣰ ا وَيَتِيمࣰ ا وَأَسِيرًا

Elmalılı Hamdi YazırDüşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler

Ali BulaçKendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler

Yusuf AliAnd they feed, for the love of God, the indigent, the orphan, and the captive

Süleyman AteşYosula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler

76:9 📚 5
إِنَّمَا نُطۡعِمُكُمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمۡ جَزَآءࣰ وَلَا شُكُورًا

Elmalılı Hamdi YazırSize sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz

Ali BulaçBiz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür

Yusuf Ali(Saying),"We feed you for the sake of God alone: no reward do we desire from you, nor thanks

Süleyman AteşBiz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz

76:10
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوۡمًا عَبُوسࣰ ا قَمۡطَرِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırBiz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler

Ali BulaçÇünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz

Yusuf AliWe only fear a Day of distressful Wrath from the side of our Lord

Süleyman AteşÇünkü biz suratsız, çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden korkarız. (derler)

76:11
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمِ وَلَقَّىٰهُمۡ نَضۡرَةࣰ وَسُرُورࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırAllah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir

Ali BulaçArtık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir

Yusuf AliBut God will deliver them from the evil of that Day, and will shed over them a Light of Beauty and (blissful) Joy

Süleyman AteşAllah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir

76:12
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُواْ جَنَّةࣰ وَحَرِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırSabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir

Ali BulaçVe sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir

Yusuf AliAnd because they were patient and constant, He will reward them with a Garden and (garments of) silk

Süleyman AteşSabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir

76:13
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۖ لَا يَرَوۡنَ فِيهَا شَمۡسࣰ ا وَلَا زَمۡهَرِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırOrada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk

Ali BulaçOrada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler

Yusuf AliReclining in the (Garden) on raised thrones, they will see there neither the sun's (excessive heat) nor (the moon's) excessive cold

Süleyman AteşOrada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk

76:14
وَدَانِيَةً عَلَيۡهِمۡ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتۡ قُطُوفُهَا تَذۡلِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırÜzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur

Ali Bulaç(Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış

Yusuf AliAnd the shades of the (Garden) will come low over them, and the bunches (of fruit), there, will hang low in humility

Süleyman AteşCennetin gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvaları da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir

76:15 📚 1
وَيُطَافُ عَلَيۡهِم بِـَٔانِيَةࣲ مِّن فِضَّةࣲ وَأَكۡوَابࣲ كَانَتۡ قَوَارِيرَا۠

Elmalılı Hamdi YazırYanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır

Ali BulaçÇevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır

Yusuf AliAnd amongst them will be passed round vessels of silver and goblets of crystal

Süleyman AteşYanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır

76:16
قَوَارِيرَاْ مِن فِضَّةࣲ قَدَّرُوهَا تَقۡدِيرࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırGümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır

Ali BulaçGümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir

Yusuf AliCrystal-clear, made of silver: they will determine the measure thereof (according to their wishes)

Süleyman AteşÖyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar)

76:17
وَيُسۡقَوۡنَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

Elmalılı Hamdi YazırOnlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir

Ali BulaçOrada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir

Yusuf AliAnd they will be given to drink there of a Cup (of Wine) mixed with Zanjabil

Süleyman AteşOnlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir

76:18
عَيۡنࣰ ا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلۡسَبِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırBu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler

Ali BulaçBir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır

Yusuf AliA fountain there, called Salsabil

Süleyman AteşBir çeşme ki adına Selsebil denir

76:19
۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيۡتَهُمۡ حَسِبۡتَهُمۡ لُؤۡلُؤࣰ ا مَّنثُورࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırEtraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın

Ali BulaçÇevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın

Yusuf AliAnd round about them will (serve) youths of perpetual (freshness): If thou seest them, thou wouldst think them scattered Pearls

Süleyman AteşÇevrelerinde de (öyle) ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın

76:20
وَإِذَا رَأَيۡتَ ثَمَّ رَأَيۡتَ نَعِيمࣰ ا وَمُلۡكࣰ ا كَبِيرًا

Elmalılı Hamdi YazırOrada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün

Ali BulaçHer nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün

Yusuf AliAnd when thou lookest, it is there thou wilt see a Bliss and a Realm Magnificent

Süleyman AteşOrada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün

76:21
عَٰلِيَهُمۡ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضۡرࣱ وَإِسۡتَبۡرَقࣱۖ وَحُلُّوٓاْ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةࣲ وَسَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ شَرَابࣰ ا طَهُورًا

Elmalılı Hamdi YazırÜstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir

Ali BulaçOnların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir

Yusuf AliUpon them will be green Garments of fine silk and heavy brocade, and they will be adorned with Bracelets of silver; and their Lord will give to them to drink of a Wine Pure and Holy

Süleyman Ateş(Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş(ve şöyle demiş)tir

76:22 📚 1
إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمۡ جَزَآءࣰ وَكَانَ سَعۡيُكُم مَّشۡكُورًا

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur

Ali BulaçŞüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba-harcamanız şükre değer (meşkur: makbul) görülmüştür

Yusuf AliVerily this is a Reward for you, and your Endeavour is accepted and recognised

Süleyman AteşBu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir

76:23
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ تَنزِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırKur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz

Ali BulaçGerçek şu ki, Kur'an'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)’ indiren Biziz, Biz

Yusuf AliIt is We Who have sent down the Qur'an to thee by stages

Süleyman AteşMuhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parça parça indirdik

76:24 📚 1
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعۡ مِنۡهُمۡ ءَاثِمًا أَوۡ كَفُورࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme

Ali BulaçÖyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme

Yusuf AliTherefore be patient with constancy to the Command of thy Lord, and hearken not to the sinner or the ingrate among them

Süleyman AteşO halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara, yahut nanköre ita'at etme

76:25
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırSabahakşam Rabbinin ismini an

Ali BulaçVe sabah, akşam Rabbinin adını zikret

Yusuf AliAnd celebrate the name or thy Lord morning and evening

Süleyman AteşSabah akşam Rabbinin adını an

76:26
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَٱسۡجُدۡ لَهُۥ وَسَبِّحۡهُ لَيۡلࣰ ا طَوِيلًا

Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl)

Ali BulaçGecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et

Yusuf AliAnd part of the night, prostrate thyself to Him; and glorify Him a long night through

Süleyman AteşGecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şanının yüceliğini an)

76:27
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمۡ يَوۡمࣰ ا ثَقِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar

Ali BulaçGerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar

Yusuf AliAs to these, they love the fleeting life, and put away behind them a Day (that will be) hard

Süleyman AteşBunlar, şu çabuk(geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar

76:28
نَّحۡنُ خَلَقۡنَٰهُمۡ وَشَدَدۡنَآ أَسۡرَهُمۡۖ وَإِذَا شِئۡنَا بَدَّلۡنَآ أَمۡثَٰلَهُمۡ تَبۡدِيلًا

Elmalılı Hamdi YazırOnları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz

Ali BulaçOnları Biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz

Yusuf AliIt is We Who created them, and We have made their joints strong; but, when We will, We can substitute the like of them by a complete change

Süleyman AteşBiz onları yarattık, yapılarını sıkıca bağladık. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz

76:29 📚 1
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلࣰ ا

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar

Ali BulaçŞüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir

Yusuf AliThis is an admonition: Whosoever will, let him take a (straight) Path to his Lord

Süleyman AteşBu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar

76:30 📚 4
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliBut ye will not, except as God wills; for God is full of Knowledge and Wisdom

Süleyman AteşAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

76:31
يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمَۢا

Elmalılı Hamdi YazırAllah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır

Ali BulaçDilediğini Kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azap hazırlamıştır

Yusuf AliHe will admit to His Mercy whom He will; But the wrong-doers,- for them has He prepared a grievous Penalty

Süleyman AteşDilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için acı bir azab hazırlamıştır

← Önceki Sonraki →

76. Al-Insaan Suresi | Anlam Arayışı