76. Al-Insaan سُورَةُ الإِنسَانِ
Süleyman Ateşİnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi
Ali BulaçGerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti
Süleyman AteşDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık
Ali BulaçŞüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık
Süleyman AteşBiz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör
Ali BulaçBiz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör
Süleyman AteşBiz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır
Ali BulaçDoğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık
Süleyman Ateşİyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler
Ali BulaçŞüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler
Süleyman AteşBir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar
Elmalılı Hamdi YazırBir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu
Ali BulaçAllah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar
Süleyman AteşAdaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar
Elmalılı Hamdi YazırO kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar
Ali BulaçAdaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar
Süleyman AteşYosula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler
Elmalılı Hamdi YazırDüşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler
Ali BulaçKendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler
Süleyman AteşBiz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz
Elmalılı Hamdi YazırSize sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz
Ali BulaçBiz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür
Süleyman AteşÇünkü biz suratsız, çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden korkarız. (derler)
Elmalılı Hamdi YazırBiz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler
Ali BulaçÇünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz
Süleyman AteşAllah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir
Elmalılı Hamdi YazırAllah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir
Ali BulaçArtık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir
Süleyman AteşSabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir
Elmalılı Hamdi YazırSabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir
Ali BulaçVe sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir
Süleyman AteşOrada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk
Elmalılı Hamdi YazırOrada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk
Ali BulaçOrada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler
Süleyman AteşCennetin gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvaları da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir
Elmalılı Hamdi YazırÜzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur
Ali Bulaç(Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış
Süleyman AteşYanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır
Elmalılı Hamdi YazırYanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır
Ali BulaçÇevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır
Süleyman AteşÖyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar)
Elmalılı Hamdi YazırGümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır
Ali BulaçGümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir
Süleyman AteşOnlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir
Elmalılı Hamdi YazırOnlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir
Ali BulaçOrada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir
Süleyman AteşBir çeşme ki adına Selsebil denir
Elmalılı Hamdi YazırBu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler
Ali BulaçBir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır
Süleyman AteşÇevrelerinde de (öyle) ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın
Elmalılı Hamdi YazırEtraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın
Ali BulaçÇevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın
Süleyman AteşOrada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün
Elmalılı Hamdi YazırOrada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün
Ali BulaçHer nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün
Süleyman Ateş(Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş(ve şöyle demiş)tir
Elmalılı Hamdi YazırÜstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir
Ali BulaçOnların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir
Süleyman AteşBu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur
Ali BulaçŞüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba-harcamanız şükre değer (meşkur: makbul) görülmüştür
Süleyman AteşMuhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parça parça indirdik
Elmalılı Hamdi YazırKur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz
Ali BulaçGerçek şu ki, Kur'an'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)’ indiren Biziz, Biz
Süleyman AteşO halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara, yahut nanköre ita'at etme
Elmalılı Hamdi YazırO halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme
Ali BulaçÖyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme
Süleyman AteşSabah akşam Rabbinin adını an
Elmalılı Hamdi YazırSabahakşam Rabbinin ismini an
Ali BulaçVe sabah, akşam Rabbinin adını zikret
Süleyman AteşGecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şanının yüceliğini an)
Elmalılı Hamdi YazırGecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl)
Ali BulaçGecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et
Süleyman AteşBunlar, şu çabuk(geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar
Ali BulaçGerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar
Süleyman AteşBiz onları yarattık, yapılarını sıkıca bağladık. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz
Elmalılı Hamdi YazırOnları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz
Ali BulaçOnları Biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz
Süleyman AteşBu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar
Ali BulaçŞüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir
Süleyman AteşAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Elmalılı Hamdi YazırAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Ali BulaçAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Süleyman AteşDilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için acı bir azab hazırlamıştır
Elmalılı Hamdi YazırAllah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır
Ali BulaçDilediğini Kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azap hazırlamıştır