☪ Anlam Arayışı

7. Al-A'raaf سُورَةُ الأَعۡرَافِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
7:1
الٓمٓصٓ
الٓمٓصٓ
Elif Lâm Mîm Sâd

Saheeh InternationalAlif, Lam, Meem, Sad

Süleyman AteşElif lam mim sad

7:2
كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيۡكَ فَلَا يَكُن فِي صَدۡرِكَ حَرَجࣱ مِّنۡهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
كِتَـٰبٌ
bir Kitaptır
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
فَلَا
olmasın
يَكُن
be
فِى
göğsünde
صَدْرِكَ
your breast
حَرَجٌۭ
bir sıkıntı
مِّنْهُ
onunla
لِتُنذِرَ
uyarman
بِهِۦ
hususunda
وَذِكْرَىٰ
ve öğüt (vermen)
لِلْمُؤْمِنِينَ
inananlara

Saheeh International[This is] a Book revealed to you, [O Muhammad] - so let there not be in your breast distress therefrom - that you may warn thereby and as a reminder to the believers

Süleyman Ateş(Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın (hiç kuşkulanma, tasalanma, bu tamamen Allah tarafındandır. Sen hemen insanları uyar)

7:3 📚 4
ٱتَّبِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ وَلَا تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۗ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ
ٱتَّبِعُوا۟
uyun
مَآ
şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكُم
size
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
وَلَا
ve uymayın
تَتَّبِعُوا۟
follow
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦٓ
beside Him
أَوْلِيَآءَ ۗ
velilere
قَلِيلًۭا
ne kadar da az
مَّا
öğüt alıyorsunuz
تَذَكَّرُونَ
you remember

Saheeh InternationalFollow, [O mankind], what has been revealed to you from your Lord and do not follow other than Him any allies. Little do you remember

Süleyman Ateş(Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz

7:4
وَكَم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأۡسُنَا بَيَٰتًا أَوۡ هُمۡ قَآئِلُونَ
وَكَم
ve nice
مِّن
kent(ler)i
قَرْيَةٍ
a city
أَهْلَكْنَـٰهَا
helak ettik
فَجَآءَهَا
onlara geliverdi
بَأْسُنَا
azabımız
بَيَـٰتًا
gece yatarlarken
أَوْ
yahut
هُمْ
onlar
قَآئِلُونَ
gündüz uyurlarken

Saheeh InternationalAnd how many cities have We destroyed, and Our punishment came to them at night or while they were sleeping at noon

Süleyman AteşNice kent(ler)i helak ettik; gece yatarlarken, yahut gündüz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi

7:5
فَمَا كَانَ دَعۡوَىٰهُمۡ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
فَمَا
kalmadı
كَانَ
yalvarıları
دَعْوَىٰهُمْ
their plea
إِذْ
zaman
جَآءَهُم
onlara geldiği
بَأْسُنَآ
azabımız
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوٓا۟
they said
إِنَّا
biz gerçekten
كُنَّا
zalimlermişiz
ظَـٰلِمِينَ
wrongdoers

Saheeh InternationalAnd their declaration when Our punishment came to them was only that they said, "Indeed, we were wrongdoers

Süleyman AteşAzabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarıları kalmadı

7:6
فَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرۡسِلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
فَلَنَسْـَٔلَنَّ
soracağız
ٱلَّذِينَ
olanlara
أُرْسِلَ
elçi gönderilmiş
إِلَيْهِمْ
kendilerine
وَلَنَسْـَٔلَنَّ
ve soracağız
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçilere

Saheeh InternationalThen We will surely question those to whom [a message] was sent, and We will surely question the messengers

Süleyman AteşHem kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız, hem de gönderilen elçilere soracağız

7:7
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيۡهِم بِعِلۡمࣲۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ
فَلَنَقُصَّنَّ
ve elbette anlatacağız
عَلَيْهِم
onlara
بِعِلْمٍۢ ۖ
bilgi ile
وَمَا
zira
كُنَّا
değiliz biz
غَآئِبِينَ
onlardan uzak

Saheeh InternationalThen We will surely relate [their deeds] to them with knowledge, and We were not [at all] absent

Süleyman AteşVe elbette onlara, olan biten herşeyi bilgi ile anlatacağız, zira biz onlardan uzak değiliz

7:8
وَٱلۡوَزۡنُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّۚ فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
وَٱلْوَزْنُ
ve tartı
يَوْمَئِذٍ
o gün
ٱلْحَقُّ ۚ
tam doğrudur
فَمَن
kimin
ثَقُلَتْ
ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtulanlardır

Saheeh InternationalAnd the weighing [of deeds] that Day will be the truth. So those whose scales are heavy - it is they who will be the successful

Süleyman AteşO gün tartı tam doğrudur. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır

7:9
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَظۡلِمُونَ
وَمَنْ
kimin
خَفَّتْ
hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar da
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lardır)
أَنفُسَهُم
kendilerini
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
ayetlerimize
بِـَٔايَـٰتِنَا
to Our Verses
يَظْلِمُونَ
haksızlık etmelerinden

Saheeh InternationalAnd those whose scales are light - they are the ones who will lose themselves for what injustice they were doing toward Our verses

Süleyman AteşKimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır

7:10
وَلَقَدۡ مَكَّنَّٰكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَۗ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
وَلَقَدْ
ve doğrusu
مَكَّنَّـٰكُمْ
biz sizi yerleştirdik
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَجَعَلْنَا
ve verdik
لَكُمْ
size
فِيهَا
orada
مَعَـٰيِشَ ۗ
geçimlikler
قَلِيلًۭا
ne kadar da az
مَّا
şükrediyorsunuz
تَشْكُرُونَ
you (are) grateful

Saheeh InternationalAnd We have certainly established you upon the earth and made for you therein ways of livelihood. Little are you grateful

Süleyman AteşDoğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz

7:11 📚 1
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ ثُمَّ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ لَمۡ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَـٰكُمْ
sizi yarattık
ثُمَّ
sonra
صَوَّرْنَـٰكُمْ
size biçim verdik
ثُمَّ
sonra da
قُلْنَا
dedik
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
meleklere
ٱسْجُدُوا۟
secde edin
لِـَٔادَمَ
Adem'e
فَسَجَدُوٓا۟
hepsi secde ettiler
إِلَّآ
hariç
إِبْلِيسَ
İblis
لَمْ
o olmadı
يَكُن
he was
مِّنَ
secde edenlerden
ٱلسَّـٰجِدِينَ
those who prostrated

Saheeh InternationalAnd We have certainly created you, [O Mankind], and given you [human] form. Then We said to the angels, "Prostrate to Adam"; so they prostrated, except for Iblees. He was not of those who prostrated

Süleyman AteşSizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis etmedi, o secde edenlerden olmadı

7:12 📚 5
قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسۡجُدَ إِذۡ أَمَرۡتُكَۖ قَالَ أَنَا۠ خَيۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينࣲ‏
قَالَ
dedi
مَا
nedir?
مَنَعَكَ
seni alıkoyan
أَلَّا
secde etmekten
تَسْجُدَ
you prostrate
إِذْ
zaman
أَمَرْتُكَ ۖ
sana emrettiğim
قَالَ
dedi
أَنَا۠
ben
خَيْرٌۭ
hayırlıyım
مِّنْهُ
ondan
خَلَقْتَنِى
beni yarattın
مِن
ateşten
نَّارٍۢ
fire
وَخَلَقْتَهُۥ
onu ise yarattın
مِن
çamurdan
طِينٍۢ
clay

Saheeh International[Allah] said, "What prevented you from prostrating when I commanded you?" [Satan] said, "I am better than him. You created me from fire and created him from clay

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın

7:13
قَالَ فَٱهۡبِطۡ مِنۡهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخۡرُجۡ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ
قَالَ
dedi
فَٱهْبِطْ
öyle ise in
مِنْهَا
oradan
فَمَا
değildir
يَكُونُ
(haddin)
لَكَ
senin
أَن
büyüklük taslamak
تَتَكَبَّرَ
you be arrogant
فِيهَا
orada
فَٱخْرُجْ
çık
إِنَّكَ
çünkü sen
مِنَ
aşağılıklardansın
ٱلصَّـٰغِرِينَ
the disgraced ones

Saheeh International[Allah] said, "Descend from Paradise, for it is not for you to be arrogant therein. So get out; indeed, you are of the debased

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Öyle ise oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın

7:14 📚 1
قَالَ أَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
قَالَ
dedi
أَنظِرْنِىٓ
bana süre ver
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
tekrar dirilecekleri

Saheeh International[Satan] said, "Reprieve me until the Day they are resurrected

Süleyman Ateş(İblis) dedi: "(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar süre ver

7:15 📚 2
قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ
قَالَ
dedi ki
إِنَّكَ
haydi sen
مِنَ
süre verilmişlerdensin
ٱلْمُنظَرِينَ
the ones given respite

Saheeh International[Allah] said, "Indeed, you are of those reprieved

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin

7:16
قَالَ فَبِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأَقۡعُدَنَّ لَهُمۡ صِرَٰطَكَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ
قَالَ
dedi ki
فَبِمَآ
karşılık
أَغْوَيْتَنِى
beni azdırmana
لَأَقْعُدَنَّ
ben de oturacağım
لَهُمْ
onlar(ı saptırmak) için
صِرَٰطَكَ
senin yolunun üstüne
ٱلْمُسْتَقِيمَ
doğru

Saheeh International[Satan] said, "Because You have put me in error, I will surely sit in wait for them on Your straight path

Süleyman AteşÖyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım

7:17 📚 3
ثُمَّ لَأٓتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَيۡمَٰنِهِمۡ وَعَن شَمَآئِلِهِمۡۖ وَلَا تَجِدُ أَكۡثَرَهُمۡ شَٰكِرِينَ
ثُمَّ
sonra
لَـَٔاتِيَنَّهُم
onlara sokulacağım
مِّنۢ
önlerinden
بَيْنِ
before
أَيْدِيهِمْ
them
وَمِنْ
ce
خَلْفِهِمْ
arkalarından
وَعَنْ
ve
أَيْمَـٰنِهِمْ
sağlarından
وَعَن
ve
شَمَآئِلِهِمْ ۖ
sollarından
وَلَا
ve
تَجِدُ
bulmayacaksın
أَكْثَرَهُمْ
çoklarını
شَـٰكِرِينَ
şükredenlerden

Saheeh InternationalThen I will come to them from before them and from behind them and on their right and on their left, and You will not find most of them grateful [to You]

Süleyman AteşSonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın

7:18
قَالَ ٱخۡرُجۡ مِنۡهَا مَذۡءُومࣰ ا مَّدۡحُورࣰ اۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمۡ أَجۡمَعِينَ
قَالَ
buyurdu
ٱخْرُجْ
haydi çık
مِنْهَا
oradan
مَذْءُومًۭا
yerilmiş olarak
مَّدْحُورًۭا ۖ
ve kovulmuş olarak
لَّمَن
andolsun kim
تَبِعَكَ
sana uyarsa
مِنْهُمْ
onlardan
لَأَمْلَأَنَّ
dolduracağım
جَهَنَّمَ
cehennemi
مِنكُمْ
sizin
أَجْمَعِينَ
hepinizle

Saheeh International[Allah] said, "Get out of Paradise, reproached and expelled. Whoever follows you among them - I will surely fill Hell with you, all together

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım (azdıran sizler de, size uyup yoldan çıkan insanlar da cehenneme gireceksiniz)

7:19 📚 1
وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَيَـٰٓـَٔادَمُ
ve ey Adem
ٱسْكُنْ
durun
أَنتَ
sen
وَزَوْجُكَ
ve eşin
ٱلْجَنَّةَ
cennette
فَكُلَا
yeyin
مِنْ
yerden
حَيْثُ
wherever
شِئْتُمَا
dilediğiniz
وَلَا
fakat
تَقْرَبَا
yaklaşmayın
هَـٰذِهِ
şu
ٱلشَّجَرَةَ
ağaca
فَتَكُونَا
yoksa olursunuz
مِنَ
zalimlerden
ٱلظَّـٰلِمِينَ
the wrongdoers

Saheeh InternationalAnd "O Adam, dwell, you and your wife, in Paradise and eat from wherever you will but do not approach this tree, lest you be among the wrongdoers

Süleyman Ateş(Sonra Allah, Adem'e hitabetti): "Ey Adem, sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

7:20 📚 3
فَوَسۡوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ لِيُبۡدِيَ لَهُمَا مَا وُۥرِيَ عَنۡهُمَا مِن سَوۡءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنۡ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيۡنِ أَوۡ تَكُونَا مِنَ ٱلۡخَٰلِدِينَ
فَوَسْوَسَ
derken fısıldadı
لَهُمَا
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
لِيُبْدِىَ
göstermek için
لَهُمَا
kendilerine
مَا
olan
وُۥرِىَ
gizlenmiş
عَنْهُمَا
onların
مِن
çirkin yerlerinden
سَوْءَٰتِهِمَا
their shame
وَقَالَ
dedi
مَا
sizi men'etti
نَهَىٰكُمَا
forbid you both
رَبُّكُمَا
Rabbiniz
عَنْ
(-tan)
هَـٰذِهِ
şu
ٱلشَّجَرَةِ
ağaç(tan)
إِلَّآ
sırf
أَن
diye
تَكُونَا
olursunuz
مَلَكَيْنِ
ikiniz de birer melek
أَوْ
ya da
تَكُونَا
olursunuz (diye)
مِنَ
ebedi kalıcılardan
ٱلْخَـٰلِدِينَ
the immortals

Saheeh InternationalBut Satan whispered to them to make apparent to them that which was concealed from them of their private parts. He said, "Your Lord did not forbid you this tree except that you become angels or become of the immortal

Süleyman AteşDerken şeytan, onların, kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek, ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men'etti" dedi

7:21
وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ
وَقَاسَمَهُمَآ
ve onlara yemin etti
إِنِّى
elbette ben
لَكُمَا
size
لَمِنَ
diye
ٱلنَّـٰصِحِينَ
öğüt verenlerdenim

Saheeh InternationalAnd he swore [by Allah] to them, "Indeed, I am to you from among the sincere advisors

Süleyman AteşVe onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti

7:22 📚 2
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورࣲۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمۡ أَنۡهَكُمَا عَن تِلۡكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ لَكُمَا عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ‏
فَدَلَّىٰهُمَا
onları aşağı sarkıttı
بِغُرُورٍۢ ۚ
aldatarak
فَلَمَّا
ne zaman ki
ذَاقَا
tadınca
ٱلشَّجَرَةَ
ağac(ın meyvasın)ı
بَدَتْ
göründü
لَهُمَا
kendilerine
سَوْءَٰتُهُمَا
çirkin yerleri
وَطَفِقَا
ve başladılar
يَخْصِفَانِ
üst üste yamayıp örtmeğe
عَلَيْهِمَا
üzerlerine
مِن
yapraklarından
وَرَقِ
(the) leaves
ٱلْجَنَّةِ ۖ
cennet
وَنَادَىٰهُمَا
ve onlara seslendi
رَبُّهُمَآ
Rableri
أَلَمْ
ben sizi men'etmedim mi?
أَنْهَكُمَا
I forbid you both
عَن
bu
تِلْكُمَا
this
ٱلشَّجَرَةِ
ağaçtan
وَأَقُل
ve demedim mi?
لَّكُمَآ
size
إِنَّ
şüphesiz
ٱلشَّيْطَـٰنَ
şeytan
لَكُمَا
sizin için
عَدُوٌّۭ
düşmandır
مُّبِينٌۭ
apaçık

Saheeh InternationalSo he made them fall, through deception. And when they tasted of the tree, their private parts became apparent to them, and they began to fasten together over themselves from the leaves of Paradise. And their Lord called to them, "Did I not forbid you from that tree and tell you that Satan is to you a clear enemy

Süleyman AteşBöylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (önceki mevkilerinden indirdi). Ağac(ın meyvasın)ı tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeğe başladılar. Rableri onlara ünledi: "Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi

7:23 📚 1
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
قَالَا
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
ظَلَمْنَآ
biz zulmettik
أَنفُسَنَا
kendimize
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
bağışlamazsan
تَغْفِرْ
You forgive
لَنَا
bizi
وَتَرْحَمْنَا
ve bize acımazsan
لَنَكُونَنَّ
muhakkak oluruz
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Saheeh InternationalThey said, "Our Lord, we have wronged ourselves, and if You do not forgive us and have mercy upon us, we will surely be among the losers

Süleyman AteşDediler: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz

7:24
قَالَ ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوࣱّۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرࣱّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينࣲ‏
قَالَ
buyurdu
ٱهْبِطُوا۟
inin
بَعْضُكُمْ
bır kısmınız
لِبَعْضٍ
diğerinize
عَدُوٌّۭ ۖ
düşman olarak
وَلَكُمْ
sizin içindir
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُسْتَقَرٌّۭ
yerleşme
وَمَتَـٰعٌ
ve geçinme
إِلَىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Saheeh International[Allah] said, "Descend, being to one another enemies. And for you on the earth is a place of settlement and enjoyment for a time

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir

7:25
قَالَ فِيهَا تَحۡيَوۡنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنۡهَا تُخۡرَجُونَ
قَالَ
dedi
فِيهَا
orada
تَحْيَوْنَ
yaşayacaksınız
وَفِيهَا
ve orada
تَمُوتُونَ
öleceksiniz
وَمِنْهَا
ve yine oradan
تُخْرَجُونَ
çıkarılacaksınız

Saheeh InternationalHe said, "Therein you will live, and therein you will die, and from it you will be brought forth

Süleyman AteşOrada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız! dedi

7:26
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ قَدۡ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمۡ لِبَاسࣰ ا يُوَٰرِي سَوۡءَٰتِكُمۡ وَرِيشࣰ اۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقۡوَىٰ ذَٰلِكَ خَيۡرࣱۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
قَدْ
muhakkak
أَنزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكُمْ
size
لِبَاسًۭا
giysi
يُوَٰرِى
örtecek
سَوْءَٰتِكُمْ
çirkin yerlerinizi
وَرِيشًۭا ۖ
ve süslenecek elbise
وَلِبَاسُ
ve giysisi
ٱلتَّقْوَىٰ
takva
ذَٰلِكَ
bu
خَيْرٌۭ ۚ
en iyisidir
ذَٰلِكَ
işte bu(nlar)
مِنْ
ayetlerindendir
ءَايَـٰتِ
(the) Signs
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَعَلَّهُمْ
belki
يَذَّكَّرُونَ
düşünüp öğüt alırlar

Saheeh InternationalO children of Adam, We have bestowed upon you clothing to conceal your private parts and as adornment. But the clothing of righteousness - that is best. That is from the signs of Allah that perhaps they will remember

Süleyman AteşEy Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi, en iyisidir. İşte bu(nlar), Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar

7:27 📚 3
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ لَا يَفۡتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ كَمَآ أَخۡرَجَ أَبَوَيۡكُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ يَنزِعُ عَنۡهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوۡءَٰتِهِمَآۚ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
لَا
sizi bir belaya düşürmesin
يَفْتِنَنَّكُمُ
tempt you
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
كَمَآ
gibi
أَخْرَجَ
çıkardığı
أَبَوَيْكُم
ana babanızı
مِّنَ
cennetten
ٱلْجَنَّةِ
Paradise
يَنزِعُ
soyarak
عَنْهُمَا
onların
لِبَاسَهُمَا
elbiselerini
لِيُرِيَهُمَا
onlara göstermek için
سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ
çirkin yerlerini
إِنَّهُۥ
muhakkak
يَرَىٰكُمْ
sizi görürler
هُوَ
o
وَقَبِيلُهُۥ
ve kabilesi
مِنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
sizin onları göremeyeceğiniz
تَرَوْنَهُمْ ۗ
you see them
إِنَّا
muhakkak
جَعَلْنَا
biz yaptık
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanları
أَوْلِيَآءَ
dostları
لِلَّذِينَ
kimselerin
لَا
inanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَ
zaman

Saheeh InternationalO children of Adam, let not Satan tempt you as he removed your parents from Paradise, stripping them of their clothing to show them their private parts. Indeed, he sees you, he and his tribe, from where you do not see them. Indeed, We have made the devils allies to those who do not believe

Süleyman AteşEy Adem oğulları, şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanların dostları yaptık

7:28 📚 1
وَإِذَا فَعَلُواْ فَٰحِشَةࣰ قَالُواْ وَجَدۡنَا عَلَيۡهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَاۗ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
وَإِذَا
ve zaman
فَعَلُوا۟
onlar yaptıkları
فَـٰحِشَةًۭ
bir kötülük
قَالُوا۟
dediler
وَجَدْنَا
bulduk
عَلَيْهَآ
bu (yolda)
ءَابَآءَنَا
babalarımızı
وَٱللَّهُ
Allah
أَمَرَنَا
bize emretti
بِهَا ۗ
bunu
قُلْ
de
إِنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
لَا
emretmez
يَأْمُرُ
order
بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ
kötülüğü
أَتَقُولُونَ
mi söylüyorsunuz?
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
مَا
şeyleri
لَا
bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Saheeh InternationalAnd when they commit an immorality, they say, "We found our fathers doing it, and Allah has ordered us to do it." Say, "Indeed, Allah does not order immorality. Do you say about Allah that which you do not know

Süleyman AteşOnlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." dediler. "Allah kötülüğü emretmez, de, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz

7:29 📚 2
قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ
قُلْ
de ki
أَمَرَ
emretti
رَبِّى
Rabbim
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaleti
وَأَقِيمُوا۟
ve O'na doğrultun
وُجُوهَكُمْ
yüzlerinizi
عِندَ
her
كُلِّ
every
مَسْجِدٍۢ
mescidde
وَٱدْعُوهُ
ve O'na yalvarın
مُخْلِصِينَ
has kılarak
لَهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ ۚ
dini
كَمَا
gibi
بَدَأَكُمْ
ilkin sizi yarattığı
تَعُودُونَ
O'na döneceksiniz

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "My Lord has ordered justice and that you maintain yourselves [in worship of Him] at every place [or time] of prostration, and invoke Him, sincere to Him in religion." Just as He originated you, you will return [to life]

Süleyman AteşDe ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hiçbir benzer, eş, ortak koşmadan, gönlünüze başka tanrılar getirmeden sırf Allah'a yönelerek O'na kulluk edin). İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz

7:30 📚 1
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُۚ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ
فَرِيقًا
bir topluluğu
هَدَىٰ
doğru yola iletti
وَفَرِيقًا
ve bir topluluğa da
حَقَّ
hak oldu
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلضَّلَـٰلَةُ ۗ
sapıklık
إِنَّهُمُ
çünkü onlar
ٱتَّخَذُوا۟
tuttular
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanları
أَوْلِيَآءَ
dostlar
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَيَحْسَبُونَ
ve sanıyorlar
أَنَّهُم
kendilerinin de
مُّهْتَدُونَ
doğru yolda olduklarını

Saheeh InternationalA group [of you] He guided, and a group deserved [to be in] error. Indeed, they had taken the devils as allies instead of Allah while they thought that they were guided

Süleyman Ateşbir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar

7:31 📚 4
۞يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
۞ يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
خُذُوا۟
alın
زِينَتَكُمْ
süs(lü güzel giysiler)inizi'
عِندَ
her
كُلِّ
every
مَسْجِدٍۢ
mesci(de gidişiniz)de
وَكُلُوا۟
ve yeyin
وَٱشْرَبُوا۟
ve için
وَلَا
fakat israf etmeyin
تُسْرِفُوٓا۟ ۚ
be extravagant
إِنَّهُۥ
çünkü O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُسْرِفِينَ
israf edenleri

Saheeh InternationalO children of Adam, take your adornment at every masjid, and eat and drink, but be not excessive. Indeed, He likes not those who commit excess

Süleyman AteşEy Adem oğulları, her mesci(de gidişiniz)de süs(lü, güzel giysiler)inizi alın; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez

7:32 📚 3
قُلۡ مَنۡ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِيٓ أَخۡرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزۡقِۚ قُلۡ هِيَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا خَالِصَةࣰ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
مَنْ
kim
حَرَّمَ
haram etti
زِينَةَ
süsü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلَّتِىٓ
çıkardığı
أَخْرَجَ
He has brought forth
لِعِبَادِهِۦ
kulları için
وَٱلطَّيِّبَـٰتِ
ve güzel
مِنَ
rızıkları
ٱلرِّزْقِ ۚ
sustenance
قُلْ
de ki
هِىَ
O
لِلَّذِينَ
kimselerindir
ءَامَنُوا۟
inanan(larındır)
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
خَالِصَةًۭ
yalnız onlarındır
يَوْمَ
günü de
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
kıyamet
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir topluluk için
يَعْلَمُونَ
bilen

Saheeh InternationalSay, "Who has forbidden the adornment of Allah which He has produced for His servants and the good [lawful] things of provision?" Say, "They are for those who believe during the worldly life [but] exclusively for them on the Day of Resurrection." Thus do We detail the verses for a people who know

Süleyman AteşDe ki: "Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz

7:33 📚 7
قُلۡ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلۡإِثۡمَ وَٱلۡبَغۡيَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَأَن تُشۡرِكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنࣰ ا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
kesinlikle
حَرَّمَ
haram etmiştir
رَبِّىَ
Rabbim
ٱلْفَوَٰحِشَ
fuhuşları
مَا
(gerek)
ظَهَرَ
açığını
مِنْهَا
onun
وَمَا
(gerek)
بَطَنَ
kapalısını
وَٱلْإِثْمَ
ve günahı
وَٱلْبَغْىَ
ve saldırmayı
بِغَيْرِ
yere
ٱلْحَقِّ
haksız
وَأَن
ve
تُشْرِكُوا۟
ortak koşmayı
بِٱللَّهِ
Allah'a
مَا
bir şeyi
لَمْ
indirmediği
يُنَزِّلْ
He (has) sent down
بِهِۦ
hakkında
سُلْطَـٰنًۭا
hiçbir delil
وَأَن
ve
تَقُولُوا۟
söylemenizi
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
مَا
şeyler
لَا
bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Saheeh InternationalSay, "My Lord has only forbidden immoralities - what is apparent of them and what is concealed - and sin, and oppression without right, and that you associate with Allah that for which He has not sent down authority, and that you say about Allah that which you do not know

Süleyman AteşDe ki: "Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek kapalısını; günahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle haram etmiştir

7:34 📚 6
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلࣱۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَأۡخِرُونَ سَاعَةࣰ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ
وَلِكُلِّ
ve her
أُمَّةٍ
ümmetin
أَجَلٌۭ ۖ
bir süresi vardır
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَجَلُهُمْ
süreleri
لَا
geri kalmazlar
يَسْتَأْخِرُونَ
seek to delay
سَاعَةًۭ ۖ
bir an
وَلَا
ve ne de
يَسْتَقْدِمُونَ
öne geçemezler

Saheeh InternationalAnd for every nation is a [specified] term. So when their time has come, they will not remain behind an hour, nor will they precede [it]

Süleyman AteşHer ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler)

7:35
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأۡتِيَنَّكُمۡ رُسُلࣱ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
يَـٰبَنِىٓ
ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
إِمَّا
eğer
يَأْتِيَنَّكُمْ
size gelirse
رُسُلٌۭ
elçiler
مِّنكُمْ
kendi içinizden
يَقُصُّونَ
anlattıkarında
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِى ۙ
ayetlerimi
فَمَنِ
kimselere
ٱتَّقَىٰ
korunan
وَأَصْلَحَ
ve uslanan
فَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
üzelerine
وَلَا
ve
هُمْ
onlar
يَحْزَنُونَ
üzülmeyeceklerdir

Saheeh InternationalO children of Adam, if there come to you messengers from among you relating to you My verses, then whoever fears Allah and reforms - there will be no fear concerning them, nor will they grieve

Süleyman AteşEy Adem oğulları, size kendi içinizden elçiler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir

7:36
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve büyüklenenler
عَنْهَآ
onlara karşı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ ۖ
ateş
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Saheeh InternationalBut the ones who deny Our verses and are arrogant toward them - those are the companions of the Fire; they will abide therein eternally

Süleyman AteşAyetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzül etmeyenlere gelince, onlar da ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır

7:37
فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ يَنَالُهُمۡ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوۡنَهُمۡ قَالُوٓاْ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ
فَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا
yalan
أَوْ
ya da
كَذَّبَ
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۚ
O'nun ayetlerini
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlara
يَنَالُهُمْ
erişir
نَصِيبُهُم
nasipleri
مِّنَ
Kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ ۖ
the Book
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
gelince
جَآءَتْهُمْ
comes to them
رُسُلُنَا
elçilerimiz
يَتَوَفَّوْنَهُمْ
canlarını alırken
قَالُوٓا۟
diyecekler
أَيْنَ
hani nerede?
مَا
olduklarınız
كُنتُمْ
you used to
تَدْعُونَ
yalvarmış
مِن
başkasına
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۖ
Alah'tan
قَالُوا۟
dediler
ضَلُّوا۟
sapıp kayboldular
عَنَّا
bizden
وَشَهِدُوا۟
ve şahidlik ettiler
عَلَىٰٓ
aleyhlerine
أَنفُسِهِمْ
kendi
أَنَّهُمْ
kendilerinin
كَانُوا۟
olduklarına
كَـٰفِرِينَ
kafirler

Saheeh InternationalAnd who is more unjust than one who invents about Allah a lie or denies His verses? Those will attain their portion of the decree until when Our messengers come to them to take them in death, they will say, "Where are those you used to invoke besides Allah?" They will say, "They have departed from us," and will bear witness against themselves that they were disbelievers

Süleyman AteşAllah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitaptan nasipleri erişir (ezelde kendileri için ne rızık takdir edilmişse onu alır ve kendilerine yazılmış süre kadar yaşarlar); nihayet (ömürleri tükendiğizaman) melek elçilerimiz gelip canlarını alırken: "Hani Alah'tan başka yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde: "Bizden sapıp, kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine, kendilerinin kafir olduklarına şahidlik ettiler

7:38
قَالَ ٱدۡخُلُواْ فِيٓ أُمَمࣲ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ فِي ٱلنَّارِۖ كُلَّمَا دَخَلَتۡ أُمَّةࣱ لَّعَنَتۡ أُخۡتَهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعࣰ ا قَالَتۡ أُخۡرَىٰهُمۡ لِأُولَىٰهُمۡ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمۡ عَذَابࣰ ا ضِعۡفࣰ ا مِّنَ ٱلنَّارِۖ قَالَ لِكُلࣲّ ضِعۡفࣱ وَلَٰكِن لَّا تَعۡلَمُونَ
قَالَ
(Allah) dedi
ٱدْخُلُوا۟
girin
فِىٓ
arasında
أُمَمٍۢ
toplulukları
قَدْ
geçen
خَلَتْ
passed away
مِن
sizden önce
قَبْلِكُم
before you
مِّنَ
cin
ٱلْجِنِّ
the jinn
وَٱلْإِنسِ
ve insan
فِى
içine
ٱلنَّارِ ۖ
ateşin
كُلَّمَا
her
دَخَلَتْ
girdiğinde
أُمَّةٌۭ
ümmet
لَّعَنَتْ
la'net eder
أُخْتَهَا ۖ
yoldaşına
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
ٱدَّارَكُوا۟
birbiri ardından
فِيهَا
orada
جَمِيعًۭا
hepsi toplandığı
قَالَتْ
dediler ki
أُخْرَىٰهُمْ
sonrakiler
لِأُولَىٰهُمْ
öncekiler için
رَبَّنَا
Rabbimiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar
أَضَلُّونَا
bizi saptırdılar
فَـَٔاتِهِمْ
bunlara ver
عَذَابًۭا
azab
ضِعْفًۭا
bir kat daha
مِّنَ
ateşten
ٱلنَّارِ ۖ
the Fire
قَالَ
(Allah) dedi
لِكُلٍّۢ
hepsi için vardır
ضِعْفٌۭ
bir kat fazla
وَلَـٰكِن
ancak
لَّا
siz bilmezsiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Saheeh International[Allah] will say, "Enter among nations which had passed on before you of jinn and mankind into the Fire." Every time a nation enters, it will curse its sister until, when they have all overtaken one another therein, the last of them will say about the first of them "Our Lord, these had misled us, so give them a double punishment of the Fire. He will say, "For each is double, but you do not know

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi

7:39
وَقَالَتۡ أُولَىٰهُمۡ لِأُخۡرَىٰهُمۡ فَمَا كَانَ لَكُمۡ عَلَيۡنَا مِن فَضۡلࣲ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
وَقَالَتْ
dediler ki
أُولَىٰهُمْ
öncekiler
لِأُخْرَىٰهُمْ
sonrakilere
فَمَا
yoktur
كَانَ
sizin
لَكُمْ
for you
عَلَيْنَا
bize
مِن
hiç
فَضْلٍۢ
üstünlüğünüz;
فَذُوقُوا۟
o halde siz de tadın
ٱلْعَذَابَ
azabı
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَكْسِبُونَ
kazanıyor

Saheeh InternationalAnd the first of them will say to the last of them, "Then you had not any favor over us, so taste the punishment for what you used to earn

Süleyman AteşÖncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın

7:40 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمۡ أَبۡوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلۡجَمَلُ فِي سَمِّ ٱلۡخِيَاطِۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُجۡرِمِينَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve kibirlenenler
عَنْهَا
onlara
لَا
açılmayacak
تُفَتَّحُ
be opened
لَهُمْ
onlara
أَبْوَٰبُ
kapıları
ٱلسَّمَآءِ
gök
وَلَا
ve
يَدْخُلُونَ
onlar giremeyeceklerdir
ٱلْجَنَّةَ
cennete
حَتَّىٰ
kadar
يَلِجَ
geçinceye
ٱلْجَمَلُ
deve
فِى
içinden
سَمِّ
deliği
ٱلْخِيَاطِ ۚ
iğne
وَكَذَٰلِكَ
ve işte böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluları

Saheeh InternationalIndeed, those who deny Our verses and are arrogant toward them - the gates of Heaven will not be opened for them, nor will they enter Paradise until a camel enters into the eye of a needle. And thus do We recompense the criminals

Süleyman AteşBizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçluları böyle cezalandırırız

7:41 📚 1
لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادࣱ وَمِن فَوۡقِهِمۡ غَوَاشࣲۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلظَّٰلِمِينَ
لَهُم
onlar için vardır
مِّن
cehennemden
جَهَنَّمَ
(the) Hell
مِهَادٌۭ
bir döşek
وَمِن
ve
فَوْقِهِمْ
üstlerinde de
غَوَاشٍۢ ۚ
(ateşten) örtüler
وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Saheeh InternationalThey will have from Hell a bed and over them coverings [of fire]. And thus do We recompense the wrongdoers

Süleyman AteşOnlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde de (yine ateşten) örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız

7:42
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَا
yüklemeyiz
نُكَلِّفُ
We burden
نَفْسًا
hiç kimseye
إِلَّا
başkasını
وُسْعَهَآ
gücünün yettiğinden
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَنَّةِ ۖ
cennet
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır

Saheeh InternationalBut those who believed and did righteous deeds - We charge no soul except [within] its capacity. Those are the companions of Paradise; they will abide therein eternally

Süleyman Ateşİnanıp iyi işler yapanlar, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- İşte onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

7:43 📚 12
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلࣲّ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ لَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّۖ وَنُودُوٓاْ أَن تِلۡكُمُ ٱلۡجَنَّةُ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَنَزَعْنَا
ve çıkarıp atmışızdır
مَا
ne varsa
فِى
içinde
صُدُورِهِم
göğüsleri
مِّنْ
kinden
غِلٍّۢ
malice
تَجْرِى
akmaktadır
مِن
altlarından
تَحْتِهِمُ
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
وَقَالُوا۟
ve dediler
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِى
o ki
هَدَىٰنَا
lutfedip bizi getirdi
لِهَـٰذَا
buraya
وَمَا
biz
كُنَّا
we were
لِنَهْتَدِىَ
(doğruyu) bulamazdık
لَوْلَآ
eğer
أَنْ
bizi getirmeseydi
هَدَىٰنَا
(had) guided us
ٱللَّهُ ۖ
Allah
لَقَدْ
muhakkak
جَآءَتْ
getirmişler
رُسُلُ
elçileri
رَبِّنَا
Rabbimizin
بِٱلْحَقِّ ۖ
gerçeği
وَنُودُوٓا۟
onlara seslenildi
أَن
işte size
تِلْكُمُ
This
ٱلْجَنَّةُ
cennet
أُورِثْتُمُوهَا
o size miras verildi
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
yaptıklarınıza
تَعْمَلُونَ
do

Saheeh InternationalAnd We will have removed whatever is within their breasts of resentment, [while] flowing beneath them are rivers. And they will say, "Praise to Allah, who has guided us to this; and we would never have been guided if Allah had not guided us. Certainly the messengers of our Lord had come with the truth." And they will be called, "This is Paradise, which you have been made to inherit for what you used to do

Süleyman AteşGöğüslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elçileri, gerçeği getirmişler (söyledikleri doğruymuş)." dediler. Onlara: "İşte size cennet; yaptıklarınıza karşılık o size miras verildi" diye seslenildi

7:44
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقࣰّ ا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقࣰّ اۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendi
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلنَّارِ
ateş
أَن
ki
قَدْ
muhakkak
وَجَدْنَا
biz bulduk
مَا
şeyi
وَعَدَنَا
bize va'dettiğini
رَبُّنَا
Rabbimizin
حَقًّۭا
gerçek
فَهَلْ
mu?
وَجَدتُّم
siz buldunuz
مَّا
şeyi
وَعَدَ
size va'dettiğini
رَبُّكُمْ
Rabbinizin
حَقًّۭا ۖ
gerçek
قَالُوا۟
dediler
نَعَمْ ۚ
evet
فَأَذَّنَ
ve seslendi
مُؤَذِّنٌۢ
bir ünleyici
بَيْنَهُمْ
aralarından
أَن
diye
لَّعْنَةُ
la'neti
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَى
üzerine olsun
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin

Saheeh InternationalAnd the companions of Paradise will call out to the companions of the Fire, "We have already found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised to be true?" They will say, "Yes." Then an announcer will announce among them, "The curse of Allah shall be upon the wrongdoers

Süleyman AteşCennet halkı, ateş halkına seslendi: "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" (Onlar da): "Evet", dediler ve aralarından bir ünleyici: "Allah'ın la'neti zalimlerin üzerine olsun!" diye ünledi

7:45
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجࣰ ا وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ كَٰفِرُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَصُدُّونَ
menedip
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَبْغُونَهَا
ve onu isterler
عِوَجًۭا
eğriltmek
وَهُم
ve onlar
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahireti de
كَـٰفِرُونَ
inkar ederlerdi

Saheeh InternationalWho averted [people] from the way of Allah and sought to make it [seem] deviant while they were, concerning the Hereafter, disbelievers

Süleyman AteşOnlar ki Allah'ın yolundan menedip, onu eğriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi

7:46
وَبَيۡنَهُمَا حِجَابࣱۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣱ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ
وَبَيْنَهُمَا
iki taraf arasında
حِجَابٌۭ ۚ
bir perde (vardır)
وَعَلَى
ve üzerinde
ٱلْأَعْرَافِ
A'raf
رِجَالٌۭ
erkekler (vardır)
يَعْرِفُونَ
tanıyan
كُلًّۢا
hepsini
بِسِيمَىٰهُمْ ۚ
yüzlerindeki işaretleriyle
وَنَادَوْا۟
ve seslendiler
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَن
diye
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَيْكُمْ ۚ
size
لَمْ
cennete girmemiş
يَدْخُلُوهَا
they have entered it
وَهُمْ
fakat onlar
يَطْمَعُونَ
beklemektedirler

Saheeh InternationalAnd between them will be a partition, and on [its] elevations are men who recognize all by their mark. And they call out to the companions of Paradise, "Peace be upon you." They have not [yet] entered it, but they long intensely

Süleyman Ateşİki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yüzlerindeki) işaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henüz cennete girmemiş olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler

7:47
۞وَإِذَا صُرِفَتۡ أَبۡصَٰرُهُمۡ تِلۡقَآءَ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُواْ رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ وَإِذَا
zaman
صُرِفَتْ
çevrildiği
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
تِلْقَآءَ
tarafına
أَصْحَـٰبِ
halkı
ٱلنَّارِ
ateş
قَالُوا۟
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
لَا
bizi bulundurma
تَجْعَلْنَا
place us
مَعَ
beraber
ٱلْقَوْمِ
toplulukla
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Saheeh InternationalAnd when their eyes are turned toward the companions of the Fire, they say, "Our Lord, do not place us with the wrongdoing people

Süleyman AteşGözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da; "Rabbimiz, bizi şu -zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler

7:48 📚 1
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣰ ا يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمۡ قَالُواْ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendiler
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلْأَعْرَافِ
A'raf
رِجَالًۭا
birtakım adamlara
يَعْرِفُونَهُم
tanıdıkları
بِسِيمَىٰهُمْ
yüzlerinden
قَالُوا۟
dediler ki
مَآ
hiçbir yarar sağlamadı
أَغْنَىٰ
(has) availed
عَنكُمْ
size
جَمْعُكُمْ
topluluğunuzun
وَمَا
ne de
كُنتُمْ
size
تَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük taslamanız

Saheeh InternationalAnd the companions of the Elevations will call to men [within Hell] whom they recognize by their mark, saying, "Of no avail to you was your gathering and [the fact] that you were arrogant

Süleyman AteşA'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı

7:49 📚 1
أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمۡتُمۡ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحۡمَةٍۚ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar mıydı?
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَقْسَمْتُمْ
yemin ettiğiniz
لَا
onları erdirmeyecek diye
يَنَالُهُمُ
(will) grant them
ٱللَّهُ
Allah
بِرَحْمَةٍ ۚ
hiçbir rahmete
ٱدْخُلُوا۟
girin
ٱلْجَنَّةَ
cennete
لَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْكُمْ
artık size
وَلَآ
ve değilsiniz
أَنتُمْ
siz
تَحْزَنُونَ
üzülecek de

Saheeh International[Allah will say], "Are these the ones whom you [inhabitants of Hell] swore that Allah would never offer them mercy? Enter Paradise, [O People of the Elevations]. No fear will there be concerning you, nor will you grieve

Süleyman AteşAllah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler

7:50 📚 3
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendiler
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلنَّارِ
ateş
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَنْ
diye
أَفِيضُوا۟
biraz da akıtın
عَلَيْنَا
bizim üzerimize
مِنَ
su(yunuz)dan
ٱلْمَآءِ
(some) water
أَوْ
veya
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
(has been) provided (to) you
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
حَرَّمَهُمَا
bu ikisini haram etmiştir
عَلَى
üzerine
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Saheeh InternationalAnd the companions of the Fire will call to the companions of Paradise, "Pour upon us some water or from whatever Allah has provided you." They will say, "Indeed, Allah has forbidden them both to the disbelievers

Süleyman AteşAteş halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmiştir

7:51
ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَهۡوࣰ ا وَلَعِبࣰ ا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰهُمۡ كَمَا نَسُواْ لِقَآءَ يَوۡمِهِمۡ هَٰذَا وَمَا كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَجۡحَدُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ٱتَّخَذُوا۟
yerine koydular
دِينَهُمْ
dinlerini
لَهْوًۭا
bir eğlence
وَلَعِبًۭا
ve oyun
وَغَرَّتْهُمُ
ve kendilerini aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
فَٱلْيَوْمَ
bugün
نَنسَىٰهُمْ
biz de onları unuturuz
كَمَا
gibi
نَسُوا۟
unuttukları
لِقَآءَ
karşılaşacaklarını
يَوْمِهِمْ
günleriyle
هَـٰذَا
bu
وَمَا
ve
كَانُوا۟
ettikleri
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
يَجْحَدُونَ
bile bile inkar

Saheeh InternationalWho took their religion as distraction and amusement and whom the worldly life deluded." So today We will forget them just as they forgot the meeting of this Day of theirs and for having rejected Our verses

Süleyman AteşOnlar ki dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı, kendilerini aldattı. Onlar, bu günleriyle karşılaşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi bile bile nasıl inkar ediyor idilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz

7:52
وَلَقَدۡ جِئۡنَٰهُم بِكِتَٰبࣲ فَصَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ هُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
وَلَقَدْ
gerçekten
جِئْنَـٰهُم
onlara getirdik
بِكِتَـٰبٍۢ
bir Kitap
فَصَّلْنَـٰهُ
açıkladığımız
عَلَىٰ
göre
عِلْمٍ
bilgiye
هُدًۭى
yol gösterici
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmet olan
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Saheeh InternationalAnd We had certainly brought them a Book which We detailed by knowledge - as guidance and mercy to a people who believe

Süleyman AteşGerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik

7:53 📚 3
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأۡوِيلَهُۥۚ يَوۡمَ يَأۡتِي تَأۡوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشۡفَعُواْ لَنَآ أَوۡ نُرَدُّ فَنَعۡمَلَ غَيۡرَ ٱلَّذِي كُنَّا نَعۡمَلُۚ قَدۡ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
هَلْ
mı?
يَنظُرُونَ
gözetiyorlar
إِلَّا
ille
تَأْوِيلَهُۥ ۚ
onun te'vilini
يَوْمَ
gün
يَأْتِى
geldiği
تَأْوِيلُهُۥ
onun te'vili
يَقُولُ
derler ki
ٱلَّذِينَ
olanlar
نَسُوهُ
onu unutmuş
مِن
önceden
قَبْلُ
before
قَدْ
doğrusu
جَآءَتْ
getirmiş
رُسُلُ
elçileri
رَبِّنَا
Rabbimizin
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
فَهَل
var mı ki?
لَّنَا
bizim
مِن
şefa'atçilerimiz
شُفَعَآءَ
intercessors
فَيَشْفَعُوا۟
şefa'at etsinler
لَنَآ
bize
أَوْ
yahut
نُرَدُّ
tekrar geri döndürülür müyüz ki
فَنَعْمَلَ
yapalım
غَيْرَ
başkasını
ٱلَّذِى
şeylerden
كُنَّا
yaptıklarımızdan
نَعْمَلُ ۚ
do
قَدْ
muhakkak
خَسِرُوٓا۟
onlar ziyana soktular
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَضَلَّ
ve saptı
عَنْهُم
kendilerinden
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uyduruyor

Saheeh InternationalDo they await except its result? The Day its result comes those who had ignored it before will say, "The messengers of our Lord had come with the truth, so are there [now] any intercessors to intercede for us or could we be sent back to do other than we used to do?" They will have lost themselves, and lost from them is what they used to invent

Süleyman Ateşİlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefa'atçilerimiz var mı ki bize şefa'at etsinler, yahut tekrar geri döndürül(üp dünyaya gönderil)memiz mümkün mü ki, (orada eski) yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini ziyana soktular ve uydurdukları şeyler, kendilerinden saptı (kaybolup gitti)

7:54 📚 10
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَ يَطۡلُبُهُۥ حَثِيثࣰ ا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتِۭ بِأَمۡرِهِۦٓۗ أَلَا لَهُ ٱلۡخَلۡقُ وَٱلۡأَمۡرُۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكُمُ
Rabbiniz
ٱللَّهُ
o Allah'tır
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
فِى
içinde
سِتَّةِ
altı
أَيَّامٍۢ
gün
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
istiva etti
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ
Arş
يُغْشِى
bürüyüp örter
ٱلَّيْلَ
geceyi
ٱلنَّهَارَ
gündüz(ün üzerin)e
يَطْلُبُهُۥ
onu kovalayan
حَثِيثًۭا
durmadan
وَٱلشَّمْسَ
ve güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
وَٱلنُّجُومَ
ve yıldızları
مُسَخَّرَٰتٍۭ
boyun eğmiş vaziyette
بِأَمْرِهِۦٓ ۗ
buyruğuna
أَلَا
İyi bilin ki
لَهُ
O'nundur
ٱلْخَلْقُ
yaratma
وَٱلْأَمْرُ ۗ
ve emir
تَبَارَكَ
ne uludur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Âlemlerin

Saheeh InternationalIndeed, your Lord is Allah, who created the heavens and earth in six days and then established Himself above the Throne. He covers the night with the day, [another night] chasing it rapidly; and [He created] the sun, the moon, and the stars, subjected by His command. Unquestionably, His is the creation and the command; blessed is Allah, Lord of the worlds

Süleyman AteşRabbiniz o Allah'tır ki; gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arşa istiva etti (tahta kuruldu. O), geceyi, durmadan onu kovalayan gündüzün üzerine bürüyüp örter. Güneşi, ayı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş vaziyette (yaratan O'dur). İyi bilin ki, yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi Allah, ne uludur

7:55
ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ تَضَرُّعࣰ ا وَخُفۡيَةًۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ
ٱدْعُوا۟
du'a edin
رَبَّكُمْ
Rabbinize
تَضَرُّعًۭا
yalvararak
وَخُفْيَةً ۚ
ve gizlice
إِنَّهُۥ
çünkü O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُعْتَدِينَ
haddi aşanları

Saheeh InternationalCall upon your Lord in humility and privately; indeed, He does not like transgressors

Süleyman AteşRabbinize yalvararak ve gizlice du'a edin, çünkü O, haddi aşanları sevmez

7:56 📚 4
وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَا وَٱدۡعُوهُ خَوۡفࣰ ا وَطَمَعًاۚ إِنَّ رَحۡمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبࣱ مِّنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَلَا
bozgunculuk yapmayın
تُفْسِدُوا۟
cause corruption
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بَعْدَ
sonra
إِصْلَـٰحِهَا
düzeltildikten
وَٱدْعُوهُ
O'na du'a edin
خَوْفًۭا
korkarak
وَطَمَعًا ۚ
ve umarak
إِنَّ
muhakkak ki
رَحْمَتَ
rahmeti
ٱللَّهِ
Allah'ın
قَرِيبٌۭ
yakındır
مِّنَ
iyilik edenlere
ٱلْمُحْسِنِينَ
the good-doers

Saheeh InternationalAnd cause not corruption upon the earth after its reformation. And invoke Him in fear and aspiration. Indeed, the mercy of Allah is near to the doers of good

Süleyman AteşYeryüzü düzeltildikten sonra onda bozgunculuk yapmayın, korkarak ve umarak O'na du'a edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır

7:57 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتۡ سَحَابࣰ ا ثِقَالࣰ ا سُقۡنَٰهُ لِبَلَدࣲ مَّيِّتࣲ فَأَنزَلۡنَا بِهِ ٱلۡمَآءَ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۚ كَذَٰلِكَ نُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
وَهُوَ
O ki
ٱلَّذِى
gönderir
يُرْسِلُ
sends
ٱلرِّيَـٰحَ
rüzgarları
بُشْرًۢا
müjdeci
بَيْنَ
önünde
يَدَىْ
before
رَحْمَتِهِۦ ۖ
rahmetinin
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَآ
zaman
أَقَلَّتْ
onlar yüklenince
سَحَابًۭا
bulutları
ثِقَالًۭا
ağır ağır
سُقْنَـٰهُ
onu yollarız
لِبَلَدٍۢ
bir ülkeye
مَّيِّتٍۢ
ölü
فَأَنزَلْنَا
indiririz
بِهِ
onunla
ٱلْمَآءَ
su
فَأَخْرَجْنَا
ve çıkarırız
بِهِۦ
onunla
مِن
türlü türlü
كُلِّ
all (kinds)
ٱلثَّمَرَٰتِ ۚ
meyvalar
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نُخْرِجُ
çıkaracağız
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri de
لَعَلَّكُمْ
herhalde
تَذَكَّرُونَ
ibret alırsınız

Saheeh InternationalAnd it is He who sends the winds as good tidings before His mercy until, when they have carried heavy rainclouds, We drive them to a dead land and We send down rain therein and bring forth thereby [some] of all the fruits. Thus will We bring forth the dead; perhaps you may be reminded

Süleyman AteşO ki rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderir. Nihayet onlar, ağır ağır bulutları yüklenince, onu ölü bir ülkeye yollarız; onunla su indirir ve türlü türlü meyvalar çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Herhalde bundan ibret alırsınız

7:58 📚 1
وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَٱلَّذِي خَبُثَ لَا يَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدࣰ اۚ كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَشۡكُرُونَ
وَٱلْبَلَدُ
ve ülkenin
ٱلطَّيِّبُ
güzel olan
يَخْرُجُ
çıkar
نَبَاتُهُۥ
bitkisi
بِإِذْنِ
izniyle
رَبِّهِۦ ۖ
Rabbinin
وَٱلَّذِى
olandan ise
خَبُثَ
kötü
لَا
çıkmaz
يَخْرُجُ
come forth
إِلَّا
başka bir şey
نَكِدًۭا ۚ
yararsız bitkiden
كَذَٰلِكَ
işte biz böyle
نُصَرِّفُ
döndürüp açıklarız
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَشْكُرُونَ
şükreden

Saheeh InternationalAnd the good land - its vegetation emerges by permission of its Lord; but that which is bad - nothing emerges except sparsely, with difficulty. Thus do We diversify the signs for a people who are grateful

Süleyman AteşGüzel olan ülkenin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için ayetleri böyle döndürüp (tekrar tekrar) açıklarız

7:59
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
لَقَدْ
andolsun
أَرْسَلْنَا
gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
فَقَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥٓ
O'ndan başka
إِنِّىٓ
doğrusu ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
size
عَذَابَ
azabın(ın inmesin)den
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Saheeh InternationalWe had certainly sent Noah to his people, and he said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. Indeed, I fear for you the punishment of a tremendous Day

Süleyman AteşAndolsun Nuh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, size büyük bir günün azabın(ın inmesin)den korkuyorum

7:60
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦٓ
his people
إِنَّا
elbette biz
لَنَرَىٰكَ
seni görüyoruz
فِى
içinde
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Saheeh InternationalSaid the eminent among his people, "Indeed, we see you in clear error

Süleyman AteşKavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz

7:61
قَالَ يَٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِي ضَلَٰلَةࣱ وَلَٰكِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَيْسَ
yoktur
بِى
bende
ضَلَـٰلَةٌۭ
bir sapıklık
وَلَـٰكِنِّى
fakat ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh International[Noah] said, "O my people, there is not error in me, but I am a messenger from the Lord of the worlds

Süleyman AteşDedi ki: "Ey kavmim, bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim

7:62
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
أُبَلِّغُكُمْ
size duyuruyorum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَأَنصَحُ
ve öğüt veriyorum
لَكُمْ
size
وَأَعْلَمُ
ve biliyorum
مِنَ
tarafından
ٱللَّهِ
Allah
مَا
şeyleri
لَا
sizin bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Saheeh InternationalI convey to you the messages of my Lord and advise you; and I know from Allah what you do not know

Süleyman AteşSize Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum

7:63 📚 3
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡ وَلِتَتَّقُواْ وَلَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
أَوَعَجِبْتُمْ
şaştınız mı?
أَن
gelmesine
جَآءَكُمْ
has come to you
ذِكْرٌۭ
bir Zikir
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
عَلَىٰ
aracılığı ile
رَجُلٍۢ
bir adam
مِّنكُمْ
içinizden
لِيُنذِرَكُمْ
sizi uyarmak için
وَلِتَتَّقُوا۟
ve korunmanız için
وَلَعَلَّكُمْ
ve belki
تُرْحَمُونَ
merhamete uğrarsınız diye

Saheeh InternationalThen do you wonder that there has come to you a reminder from your Lord through a man from among you, that he may warn you and that you may fear Allah so you might receive mercy

Süleyman AteşKorunup da merhamete uğramanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam aracılığı ile bir Zikir (sizi ikaz eden bir Kitap, size şan ve şeref verecek bir kanun) gelmesine şaştınız mı

7:64
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا عَمِينَ
فَكَذَّبُوهُ
O'nu yalanladılar
فَأَنجَيْنَـٰهُ
biz de kurtardık
وَٱلَّذِينَ
o kimseleri
مَعَهُۥ
O'nunla berebar
فِى
bulunanları
ٱلْفُلْكِ
gemide
وَأَغْرَقْنَا
ve boğduk
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَذَّبُوا۟
yalanlayanları
بِـَٔايَـٰتِنَآ ۚ
ayetlerimizi
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا۟
idiler
قَوْمًا
bir kavim
عَمِينَ
kör

Saheeh InternationalBut they denied him, so We saved him and those who were with him in the ship. And We drowned those who denied Our signs. Indeed, they were a blind people

Süleyman AteşO'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler

7:65
۞وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمۡ هُودࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
۞ وَإِلَىٰ
ve (gönderdik)
عَادٍ
Ad(kavmin)e de
أَخَاهُمْ
kardeşleri
هُودًۭا ۗ
Hud'u
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥٓ ۚ
O'dan başka
أَفَلَا
sakınmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Saheeh InternationalAnd to the 'Aad [We sent] their brother Hud. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. Then will you not fear Him

Süleyman AteşAd(kavmin)e de kardeşleri Hud'u (gönderdik): "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'dan başka tanrınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi

7:66
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي سَفَاهَةࣲ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelen
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkarcılar
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦٓ
his people
إِنَّا
elbette biz
لَنَرَىٰكَ
seni görüyoruz
فِى
içinde
سَفَاهَةٍۢ
bir beyinsizlik
وَإِنَّا
ve elbette biz
لَنَظُنُّكَ
zannediyoruz ki sen
مِنَ
yalancılardansın
ٱلْكَـٰذِبِينَ
the liars

Saheeh InternationalSaid the eminent ones who disbelieved among his people, "Indeed, we see you in foolishness, and indeed, we think you are of the liars

Süleyman AteşKavminden ileri gelen inkarcılar dediler ki: "Biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz

7:67
قَالَ يَٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِي سَفَاهَةࣱ وَلَٰكِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَيْسَ
yoktur
بِى
bende
سَفَاهَةٌۭ
beyinsizlik
وَلَـٰكِنِّى
fakat ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh International[Hud] said, "O my people, there is not foolishness in me, but I am a messenger from the Lord of the worlds

Süleyman AteşEy kavmim, bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. dedi

7:68
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنَا۠ لَكُمۡ نَاصِحٌ أَمِينٌ
أُبَلِّغُكُمْ
size duyuruyorum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَأَنَا۠
ve ben
لَكُمْ
sizin için
نَاصِحٌ
bir öğütçüyüm
أَمِينٌ
güvenilir

Saheeh InternationalI convey to you the messages of my Lord, and I am to you a trustworthy adviser

Süleyman AteşSize Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm

7:69 📚 3
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ قَوۡمِ نُوحࣲ وَزَادَكُمۡ فِي ٱلۡخَلۡقِ بَصۜۡطَةࣰۖ فَٱذۡكُرُوٓاْ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
أَوَعَجِبْتُمْ
şaştınız mı?
أَن
size gelmesine
جَآءَكُمْ
has come to you
ذِكْرٌۭ
bir Zikir
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
عَلَىٰ
aracılığı ile
رَجُلٍۢ
bir adam
مِّنكُمْ
içinizden
لِيُنذِرَكُمْ ۚ
sizi uyarması için
وَٱذْكُرُوٓا۟
düşünün ki
إِذْ
ne zaman ki
جَعَلَكُمْ
sizi yaptı
خُلَفَآءَ
hakimler
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
قَوْمِ
kavminden
نُوحٍۢ
Nuh
وَزَادَكُمْ
ve size verdi
فِى
yaratılışta
ٱلْخَلْقِ
the stature
بَصْۜطَةًۭ ۖ
üstünlük güç'
فَٱذْكُرُوٓا۟
hatırlayın ki
ءَالَآءَ
ni'metlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
başarıya erersiniz

Saheeh InternationalThen do you wonder that there has come to you a reminder from your Lord through a man from among you, that he may warn you? And remember when He made you successors after the people of Noah and increased you in stature extensively. So remember the favors of Allah that you might succeed

Süleyman AteşSizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir Zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onların yerine hakimler yaptı. Üstelik, yaratılışta, size irilik verdi (sizi daha iri yapılı yarattı). Allah'ın ni'metlerini hatırlayın ki başarıya eresiniz

7:70
قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا لِنَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَحۡدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
أَجِئْتَنَا
sen bize mi geldin?
لِنَعْبُدَ
kulluk etmemiz için
ٱللَّهَ
Allah'a
وَحْدَهُۥ
tek olan
وَنَذَرَ
ve bırakalım diye
مَا
şeyleri
كَانَ
oldukları
يَعْبُدُ
tapıyor
ءَابَآؤُنَا ۖ
atalarımızın
فَأْتِنَا
(haydi) bize getir
بِمَا
şeyi
تَعِدُنَآ
bizi tehdidettiğin
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Saheeh InternationalThey said, "Have you come to us that we should worship Allah alone and leave what our fathers have worshipped? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful

Süleyman AteşDediler ki; "Ya, demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdidettiğin(o azab)ı bize getir

7:71
قَالَ قَدۡ وَقَعَ عَلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ رِجۡسࣱ وَغَضَبٌۖ أَتُجَٰدِلُونَنِي فِيٓ أَسۡمَآءࣲ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنࣲۚ فَٱنتَظِرُوٓاْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُنتَظِرِينَ
قَالَ
dedi ki
قَدْ
artık
وَقَعَ
inmiştir
عَلَيْكُم
size
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
رِجْسٌۭ
bir pislik
وَغَضَبٌ ۖ
ve gazab
أَتُجَـٰدِلُونَنِى
benimle mi tartışıyorsunuz?
فِىٓ
hakkında
أَسْمَآءٍۢ
isimler
سَمَّيْتُمُوهَآ
adlandırdığınız
أَنتُمْ
sadece sizin
وَءَابَآؤُكُم
ve atalarınızın
مَّا
indirmediği
نَزَّلَ
(has been) sent down
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهَا
onlar için
مِن
hiçbir
سُلْطَـٰنٍۢ ۚ
delil
فَٱنتَظِرُوٓا۟
bekleyin öyle ise
إِنِّى
ben de
مَعَكُم
sizinle beraber
مِّنَ
bekleyenlerdenim
ٱلْمُنتَظِرِينَ
the ones who wait

Saheeh International[Hud] said, "Already have defilement and anger fallen upon you from your Lord. Do you dispute with me concerning [mere] names you have named them, you and your fathers, for which Allah has not sent down any authority? Then wait; indeed, I am with you among those who wait

Süleyman AteşDedi ki: "Artık size Rabbinizden bir rics (pislik) ve gazab inmiştir. Allah'ın, kendileri için hiçbir delil indirmediği (ve hiçbir güç vermediği), sadece sizin ve atalarınızın taktığı (boş) isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin öyle ise, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

7:72
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةࣲ مِّنَّا وَقَطَعۡنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۖ وَمَا كَانُواْ مُؤۡمِنِينَ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
O'nu kurtardık
وَٱلَّذِينَ
ve olanları
مَعَهُۥ
O'nunla beraber
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنَّا
bizden
وَقَطَعْنَا
ve kestik
دَابِرَ
kökünü
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(ların)
بِـَٔايَـٰتِنَا ۖ
ayetlerimizi
وَمَا
ve
كَانُوا۟
olanların
مُؤْمِنِينَ
inanmayacak

Saheeh InternationalSo We saved him and those with him by mercy from Us. And We eliminated those who denied Our signs, and they were not [at all] believers

Süleyman AteşO'nu ve O'nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik

7:73
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةࣰۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَإِلَىٰ
ve
ثَمُودَ
Semud(kavmin)e de
أَخَاهُمْ
kardeşleri
صَـٰلِحًۭا ۗ
Salih'i (gönderdik)
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
قَدْ
elbette
جَآءَتْكُم
size geldi
بَيِّنَةٌۭ
açık delil
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ ۖ
Rabbiniz
هَـٰذِهِۦ
işte şu
نَاقَةُ
devesi
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَكُمْ
size
ءَايَةًۭ ۖ
bir mu'cizedir
فَذَرُوهَا
bırakın onu
تَأْكُلْ
yesin (içsin)
فِىٓ
arzından
أَرْضِ
(the) earth
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
وَلَا
sakın
تَمَسُّوهَا
ona dokundurmayın
بِسُوٓءٍۢ
bir kötülük
فَيَأْخُذَكُمْ
yoksa sizi yakalar
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Saheeh InternationalAnd to the Thamud [We sent] their brother Salih. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. There has come to you clear evidence from your Lord. This is the she-camel of Allah [sent] to you as a sign. So leave her to eat within Allah 's land and do not touch her with harm, lest there seize you a painful punishment

Süleyman AteşSemud(kavmin)e de kardeşleri Salih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir; bırakın onu Allah'ın arzından yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar

7:74
وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ عَادࣲ وَبَوَّأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورࣰ ا وَتَنۡحِتُونَ ٱلۡجِبَالَ بُيُوتࣰ اۖ فَٱذۡكُرُوٓاْ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
وَٱذْكُرُوٓا۟
düşünün ki
إِذْ
hani
جَعَلَكُمْ
sizi yaptı
خُلَفَآءَ
hükümdarlar
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
عَادٍۢ
Ad'dan
وَبَوَّأَكُمْ
ve sizi yerleştirdi
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
تَتَّخِذُونَ
ediniyorsunuz
مِن
O'nun düzlüklerinde
سُهُولِهَا
its plains
قُصُورًۭا
saraylar
وَتَنْحِتُونَ
ve yontup yapıyorsunuz
ٱلْجِبَالَ
dağlarını
بُيُوتًۭا ۖ
evler
فَٱذْكُرُوٓا۟
artık hatırlayın
ءَالَآءَ
ni'metlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
karışıklık çıkarmayın
تَعْثَوْا۟
act wickedly
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
(the) earth
مُفْسِدِينَ
bozgunculuk yapıp

Saheeh InternationalAnd remember when He made you successors after the 'Aad and settled you in the land, [and] you take for yourselves palaces from its plains and carve from the mountains, homes. Then remember the favors of Allah and do not commit abuse on the earth, spreading corruption

Süleyman AteşDüşünün ki (Allah), Ad'dan sonra sizi hükümdarlar yaptı ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar ediniyorsunuz, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz, artık Allah'ın ni'metlerini hatırlayın da yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın

7:75 📚 3
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحࣰ ا مُّرۡسَلࣱ مِّن رَّبِّهِۦۚ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
قَالَ
dediler
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslıyorlar
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لِلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf görülen
لِمَنْ
kimselere (karşı)
ءَامَنَ
inanan
مِنْهُمْ
içlerinden
أَتَعْلَمُونَ
siz biliyor musunuz?
أَنَّ
gerçekten
صَـٰلِحًۭا
Salih'in
مُّرْسَلٌۭ
gönderildiğini
مِّن
tarafından
رَّبِّهِۦ ۚ
Rabbi
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّا
doğrusu biz
بِمَآ
gönderilene
أُرْسِلَ
he has been sent
بِهِۦ
onunla
مُؤْمِنُونَ
inananlarız

Saheeh InternationalSaid the eminent ones who were arrogant among his people to those who were oppressed - to those who believed among them, "Do you [actually] know that Salih is sent from his Lord?" They said, "Indeed we, in that with which he was sent, are believers

Süleyman AteşKavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler

7:76
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا بِٱلَّذِيٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
قَالَ
dediler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
büyüklük taslayan(lar)
إِنَّا
şüphesiz biz
بِٱلَّذِىٓ
sizin inandığınızı
ءَامَنتُم
you believe
بِهِۦ
kendisine
كَـٰفِرُونَ
inkar edenleriz

Saheeh InternationalSaid those who were arrogant, "Indeed we, in that which you have believed, are disbelievers

Süleyman AteşBüyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkar edenleriz!" dediler

7:77
فَعَقَرُواْ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ وَقَالُواْ يَٰصَٰلِحُ ٱئۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
فَعَقَرُوا۟
derken boğazladılar
ٱلنَّاقَةَ
dişi deveyi
وَعَتَوْا۟
ve dışına çıktılar
عَنْ
buyruğundan
أَمْرِ
(the) command
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَقَالُوا۟
ve dediler
يَـٰصَـٰلِحُ
Ey Salih
ٱئْتِنَا
bize getir
بِمَا
şeyi
تَعِدُنَآ
bizi tehdidettiğin
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
elçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Saheeh InternationalSo they hamstrung the she-camel and were insolent toward the command of their Lord and said, "O Salih, bring us what you promise us, if you should be of the messengers

Süleyman AteşDerken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdidettiğin (azab)ı bize getir!" dediler

7:78
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
hemen onları yakaladı
ٱلرَّجْفَةُ
o sarsıntı
فَأَصْبَحُوا۟
çökekaldılar
فِى
yurtlarında;
دَارِهِمْ
their homes
جَـٰثِمِينَ
diz üstü

Saheeh InternationalSo the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone

Süleyman AteşBunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar

7:79
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ
فَتَوَلَّىٰ
öteye döndü
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَقَدْ
muhakkak
أَبْلَغْتُكُمْ
ben size duyurdum
رِسَالَةَ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَنَصَحْتُ
ve öğüt verdim
لَكُمْ
size
وَلَـٰكِن
fakat
لَّا
siz sevmiyorsunuz
تُحِبُّونَ
you like
ٱلنَّـٰصِحِينَ
öğüt verenleri

Saheeh InternationalAnd he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the message of my Lord and advised you, but you do not like advisors

Süleyman Ateş(Salih), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz!" dedi

7:80
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنۡ أَحَدࣲ مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَلُوطًا
ve Lut'u da (gönderdik)
إِذْ
dedi
قَالَ
he said
لِقَوْمِهِۦٓ
kavmine
أَتَأْتُونَ
siz mi yapıyorsunuz?
ٱلْفَـٰحِشَةَ
fuhşu
مَا
yapmadığı
سَبَقَكُم
sizden önce
بِهَا
onu
مِنْ
hiç
أَحَدٍۢ
kimsenin
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Saheeh InternationalAnd [We had sent] Lot when he said to his people, "Do you commit such immorality as no one has preceded you with from among the worlds

Süleyman AteşLut'u da (gönderdik). Kavmine dedi ki: "Siz, sizden önce dünyalarda hiç kimsenin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz

7:81 📚 1
إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةࣰ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
لَتَأْتُونَ
yaklaşıyorsunuz
ٱلرِّجَالَ
erkeklere
شَهْوَةًۭ
şehvetle
مِّن
bırakıp
دُونِ
instead of
ٱلنِّسَآءِ ۚ
kadınları
بَلْ
doğrusu
أَنتُمْ
siz
قَوْمٌۭ
bir kavimsiniz
مُّسْرِفُونَ
haddi aşan

Saheeh InternationalIndeed, you approach men with desire, instead of women. Rather, you are a transgressing people

Süleyman AteşSiz, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere gidiyorsunuz ha! Doğrusu siz, israfçı (aşırı) bir kavimsiniz

7:82
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوهُم مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسࣱ يَتَطَهَّرُونَ
وَمَا
olmadı
كَانَ
was
جَوَابَ
cevabı
قَوْمِهِۦٓ
kavminin
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوٓا۟
they said
أَخْرِجُوهُم
onları çıkarın
مِّن
kentinizden
قَرْيَتِكُمْ ۖ
your town
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
أُنَاسٌۭ
insanlarmış
يَتَطَهَّرُونَ
fazla temizlenen

Saheeh InternationalBut the answer of his people was only that they said, "Evict them from your city! Indeed, they are men who keep themselves pure

Süleyman AteşKavminin cevabı: "Onları (şu Lut taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış!" demelerinden başka olmadı

7:83
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
biz de onu kurtardık
وَأَهْلَهُۥٓ
ve ailesini
إِلَّا
yalnız
ٱمْرَأَتَهُۥ
karısı
كَانَتْ
oldu
مِنَ
geride kalanlardan
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who stayed behind

Saheeh InternationalSo We saved him and his family, except for his wife; she was of those who remained [with the evildoers]

Süleyman AteşBiz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı geride kalanlardan oldu

7:84
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
عَلَيْهِم
üzerlerine
مَّطَرًۭا ۖ
bir yağmur
فَٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluların

Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones]. Then see how was the end of the criminals

Süleyman AteşVe üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu

7:85
وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡۖ فَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَٱلۡمِيزَانَ وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَاۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
وَإِلَىٰ
ve
مَدْيَنَ
Medyen'e
أَخَاهُمْ
kardeşleri
شُعَيْبًۭا ۗ
Şuayb'i (gönderdik)
قَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiç
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
قَدْ
doğrusu
جَآءَتْكُم
size geldi
بَيِّنَةٌۭ
açık bir delil
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ ۖ
your Lord
فَأَوْفُوا۟
tam yapın
ٱلْكَيْلَ
ölçüyü
وَٱلْمِيزَانَ
ve tartıyı
وَلَا
ve
تَبْخَسُوا۟
eksiltmeyin
ٱلنَّاسَ
insanların
أَشْيَآءَهُمْ
eşyalarını
وَلَا
bozgunculuk yapmayın
تُفْسِدُوا۟
cause corruption
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بَعْدَ
sonra
إِصْلَـٰحِهَا ۚ
düzeltildikten
ذَٰلِكُمْ
böylesi
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inananlar

Saheeh InternationalAnd to [the people of] Madyan [We sent] their brother Shu'ayb. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. There has come to you clear evidence from your Lord. So fulfill the measure and weight and do not deprive people of their due and cause not corruption upon the earth after its reformation. That is better for you, if you should be believers

Süleyman AteşMedyen'e de kardeşleri Şuayb'i (gönderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inananlar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir

7:86
وَلَا تَقۡعُدُواْ بِكُلِّ صِرَٰطࣲ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبۡغُونَهَا عِوَجࣰ اۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ كُنتُمۡ قَلِيلࣰ ا فَكَثَّرَكُمۡۖ وَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
وَلَا
ve oturmayın
تَقْعُدُوا۟
sit
بِكُلِّ
her
صِرَٰطٍۢ
yola
تُوعِدُونَ
tehdit ederek
وَتَصُدُّونَ
ve engelleyerek
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
مَنْ
kimseleri
ءَامَنَ
inanan
بِهِۦ
onunla
وَتَبْغُونَهَا
ve onun arayarak
عِوَجًۭا ۚ
eğriliğini
وَٱذْكُرُوٓا۟
ve düşünün
إِذْ
ne zaman ki
كُنتُمْ
siz idiniz
قَلِيلًۭا
az
فَكَثَّرَكُمْ ۖ
O sizi çoğalttı
وَٱنظُرُوا۟
ve bakın
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Saheeh InternationalAnd do not sit on every path, threatening and averting from the way of Allah those who believe in Him, seeking to make it [seem] deviant. And remember when you were few and He increased you. And see how was the end of the corrupters

Süleyman AteşVe her yolun başına oturup da tehdidederek inananları Allah yolundan çevirmeğe ve o(Hak yolu)nu eğriltmeğe çalışmayın; düşünün siz az idiniz, O sizi çoğalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu

7:87
وَإِن كَانَ طَآئِفَةࣱ مِّنكُمۡ ءَامَنُواْ بِٱلَّذِيٓ أُرۡسِلۡتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةࣱ لَّمۡ يُؤۡمِنُواْ فَٱصۡبِرُواْ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ بَيۡنَنَاۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
وَإِن
ve eğer
كَانَ
ise
طَآئِفَةٌۭ
bir kısmı
مِّنكُمْ
içinizden
ءَامَنُوا۟
inanmış
بِٱلَّذِىٓ
kişiye
أُرْسِلْتُ
benimle gönderilen
بِهِۦ
ona
وَطَآئِفَةٌۭ
ve bir kısmı da
لَّمْ
inanmamış ise
يُؤْمِنُوا۟
they believe
فَٱصْبِرُوا۟
sabredin
حَتَّىٰ
kadar
يَحْكُمَ
hükmedinceye
ٱللَّهُ
Allah
بَيْنَنَا ۚ
aramızda
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en iyisidir
ٱلْحَـٰكِمِينَ
hükmedenlerin

Saheeh InternationalAnd if there should be a group among you who has believed in that with which I have been sent and a group that has not believed, then be patient until Allah judges between us. And He is the best of judges

Süleyman AteşEğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene inanmış, bir kısmı da inanmamış ise, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin; O, hükmedenlerin en iyisidir

7:88 📚 4
۞قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ
۞ قَالَ
dediler ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لَنُخْرِجَنَّكَ
mutlaka seni çıkarırız
يَـٰشُعَيْبُ
Ey Şu'ayb
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
مَعَكَ
seninle beraber
مِن
kentimizden
قَرْيَتِنَآ
our city
أَوْ
ya da
لَتَعُودُنَّ
dönersiniz
فِى
dinimize
مِلَّتِنَا ۚ
our religion
قَالَ
dedi ki
أَوَلَوْ
bile mi?
كُنَّا
biz
كَـٰرِهِينَ
istemezsek

Saheeh InternationalSaid the eminent ones who were arrogant among his people, "We will surely evict you, O Shu'ayb, and those who have believed with you from our city, or you must return to our religion." He said, "Even if we were unwilling

Süleyman AteşKavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb, mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!" Dedi ki: "İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz)

7:89 📚 5
قَدِ ٱفۡتَرَيۡنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنۡ عُدۡنَا فِي مِلَّتِكُم بَعۡدَ إِذۡ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنۡهَاۚ وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَاۚ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمًاۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡنَاۚ رَبَّنَا ٱفۡتَحۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ قَوۡمِنَا بِٱلۡحَقِّ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰتِحِينَ
قَدِ
muhakkak
ٱفْتَرَيْنَا
atmış oluruz
عَلَى
üzerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
كَذِبًا
yalan
إِنْ
eğer
عُدْنَا
tekrar ona dönersek
فِى
sizin dininize
مِلَّتِكُم
your religion
بَعْدَ
sonra
إِذْ
ne zaman ki
نَجَّىٰنَا
bizi kurtardı
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهَا ۚ
ondan
وَمَا
değildir
يَكُونُ
mümkün
لَنَآ
bizim için
أَن
dönmemiz
نَّعُودَ
we return
فِيهَآ
ona
إِلَّآ
dışında
أَن
dilemesi
يَشَآءَ
wills
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّنَا ۚ
Rabbimiz
وَسِعَ
kuşatmıştır
رَبُّنَا
Rabbimiz
كُلَّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عِلْمًا ۚ
bilgice
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
تَوَكَّلْنَا ۚ
dayanmışız
رَبَّنَا
Rabbimiz
ٱفْتَحْ
aç(ığa çıkar)
بَيْنَنَا
aramızı
وَبَيْنَ
ve arasını
قَوْمِنَا
kavmimizin
بِٱلْحَقِّ
gerçekle
وَأَنتَ
muhakkak ki sen
خَيْرُ
en iyisisin
ٱلْفَـٰتِحِينَ
aç(ığa çıkar)anlanın

Saheeh InternationalWe would have invented against Allah a lie if we returned to your religion after Allah had saved us from it. And it is not for us to return to it except that Allah, our Lord, should will. Our Lord has encompassed all things in knowledge. Upon Allah we have relied. Our Lord, decide between us and our people in truth, and You are the best of those who give decision

Süleyman AteşAllah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer tekrar ona dönersek, Allah'ın üzerine yalan atmış oluruz. Rabbimiz Allah, dilemedikten sonra o(sizin dediğiniz di)ne dönmemiz, bizim için olur şey değildir. Rabbimiz, bilgice her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a dayanmışız. (Ey) Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasın(daki iş)i gerçekle aç(ığa çıkar). Muhakkak ki sen (gerçekleri) aç(ığa çıkar)anlanın en iyisisin

7:90
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعۡتُمۡ شُعَيۡبًا إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ
وَقَالَ
ve dediler ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لَئِنِ
eğer
ٱتَّبَعْتُمْ
uyarsanız
شُعَيْبًا
Şu'ayb'e
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
إِذًۭا
ziyana uğrarsınız
لَّخَـٰسِرُونَ
(will be) certainly losers

Saheeh InternationalSaid the eminent ones who disbelieved among his people, "If you should follow Shu'ayb, indeed, you would then be losers

Süleyman AteşKavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "Eğer Şu'ayb'e uyarsanız muhakkak siz ziyana uğrarsınız

7:91
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakalayıverdi
ٱلرَّجْفَةُ
o müthiş sarsıntı
فَأَصْبَحُوا۟
çökekaldılar
فِى
yurtlarında
دَارِهِمْ
their home(s)
جَـٰثِمِينَ
diz üstü

Saheeh InternationalSo the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone

Süleyman AteşDerken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar

7:92
ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبࣰ ا كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَاۚ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبࣰ ا كَانُواْ هُمُ ٱلۡخَٰسِرِينَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
شُعَيْبًۭا
Şu'ayb'i
كَأَن
sanki gibi oldular
لَّمْ
hiç oturmamış
يَغْنَوْا۟
they (had) lived
فِيهَا ۚ
orada
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
شُعَيْبًۭا
Şu'ayb'i
كَانُوا۟
oldular
هُمُ
onlar
ٱلْخَـٰسِرِينَ
ziyana uğrayanlar

Saheeh InternationalThose who denied Shu'ayb - it was as though they had never resided there. Those who denied Shu'ayb - it was they who were the losers

Süleyman AteşŞu'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu'ayb'i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular

7:93
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡۖ فَكَيۡفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوۡمࣲ كَٰفِرِينَ
فَتَوَلَّىٰ
öteye döndü
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَقَدْ
andolsun
أَبْلَغْتُكُمْ
ben size duyurdum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَنَصَحْتُ
ve öğüt verdim
لَكُمْ ۖ
size
فَكَيْفَ
artık nasıl
ءَاسَىٰ
acırım
عَلَىٰ
bir kavme
قَوْمٍۢ
a people
كَـٰفِرِينَ
kafir

Saheeh InternationalAnd he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the messages of my Lord and advised you, so how could I grieve for a disbelieving people

Süleyman Ateş(Şu'ayb), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım

7:94
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةࣲ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّآ أَخَذۡنَآ أَهۡلَهَا بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَضَّرَّعُونَ
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
göndermedik
فِى
bir ülkeye
قَرْيَةٍۢ
a city
مِّن
hiçbir
نَّبِىٍّ
peygamber
إِلَّآ
sık(ma)dığımız
أَخَذْنَآ
We seized
أَهْلَهَا
halkını
بِٱلْبَأْسَآءِ
yoksulluk
وَٱلضَّرَّآءِ
ve darlıkla
لَعَلَّهُمْ
diye
يَضَّرَّعُونَ
yalvarıp yakarsınlar

Saheeh InternationalAnd We sent to no city a prophet [who was denied] except that We seized its people with poverty and hardship that they might humble themselves [to Allah]

Süleyman AteşBiz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır

7:95
ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
ثُمَّ
sonra
بَدَّلْنَا
değiştirip getirdik
مَكَانَ
yerine
ٱلسَّيِّئَةِ
kötülüğü
ٱلْحَسَنَةَ
iyilik
حَتَّىٰ
ta ki
عَفَوا۟
çoğaldılar
وَّقَالُوا۟
ve dediler
قَدْ
muhakkak
مَسَّ
dokunmuştu
ءَابَآءَنَا
atalarımıza
ٱلضَّرَّآءُ
darlık
وَٱلسَّرَّآءُ
ve sevinç
فَأَخَذْنَـٰهُم
biz de onları yakaladık
بَغْتَةًۭ
ansızın
وَهُمْ
ve onlar
لَا
değillerdi
يَشْعُرُونَ
farkında

Saheeh InternationalThen We exchanged in place of the bad [condition], good, until they increased [and prospered] and said, "Our fathers [also] were touched with hardship and ease." So We seized them suddenly while they did not perceive

Süleyman AteşSonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) çoğaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp şükretmediler). Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık

7:96
وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتࣲ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن كَذَّبُواْ فَأَخَذۡنَٰهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
وَلَوْ
ve şayet
أَنَّ
elbette
أَهْلَ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(O) ülkelerin
ءَامَنُوا۟
inansalardı
وَٱتَّقَوْا۟
ve korunsalardı
لَفَتَحْنَا
açardık
عَلَيْهِم
üzerlerine
بَرَكَـٰتٍۢ
bolluklar
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
وَٱلْأَرْضِ
ve yer(den)
وَلَـٰكِن
fakat
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
فَأَخَذْنَـٰهُم
biz de onları yakaladık
بِمَا
şeylerle
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor

Saheeh InternationalAnd if only the people of the cities had believed and feared Allah, We would have opened upon them blessings from the heaven and the earth; but they denied [the messengers], so We seized them for what they were earning

Süleyman Ateşülkelerin halkı inanıp (kötülüklerden) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık

7:97 📚 3
أَفَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا بَيَٰتࣰ ا وَهُمۡ نَآئِمُونَ
أَفَأَمِنَ
emin midirler?
أَهْلُ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(o) ülkelerin
أَن
kendilerine gelmeyeceğinden
يَأْتِيَهُم
comes to them
بَأْسُنَا
azabımızın
بَيَـٰتًۭا
geceleyin
وَهُمْ
ve onlar
نَآئِمُونَ
uyurlarken

Saheeh InternationalThen, did the people of the cities feel secure from Our punishment coming to them at night while they were asleep

Süleyman AteşPeki (o) ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler

7:98
أَوَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا ضُحࣰ ى وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ
أَوَأَمِنَ
Ya da emin midirler?
أَهْلُ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(o) ülkelerin
أَن
onlara gelmeyeceğinden
يَأْتِيَهُم
comes to them
بَأْسُنَا
azabımızın
ضُحًۭى
kuşluk vakti
وَهُمْ
ve onlar
يَلْعَبُونَ
eğlenirlerken

Saheeh InternationalOr did the people of the cities feel secure from Our punishment coming to them in the morning while they were at play

Süleyman AteşYa da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler

7:99 📚 7
أَفَأَمِنُواْ مَكۡرَ ٱللَّهِۚ فَلَا يَأۡمَنُ مَكۡرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
أَفَأَمِنُوا۟
emin mi oldular?
مَكْرَ
tuzağından
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
فَلَا
olamaz
يَأْمَنُ
emin
مَكْرَ
tuzağından
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَّا
başkası
ٱلْقَوْمُ
topluluktan
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayan

Saheeh InternationalThen did they feel secure from the plan of Allah? But no one feels secure from the plan of Allah except the losing people

Süleyman AteşAllah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağın(a yakalanmayacağın)dan emin olamaz

7:100 📚 3
أَوَلَمۡ يَهۡدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ أَهۡلِهَآ أَن لَّوۡ نَشَآءُ أَصَبۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡۚ وَنَطۡبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ
أَوَلَمْ
yola getirmedi mi?
يَهْدِ
guide
لِلَّذِينَ
kimseleri
يَرِثُونَ
varis olanları
ٱلْأَرْضَ
şu toprağa
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
أَهْلِهَآ
sahiplerinden
أَن
eğer
لَّوْ
if
نَشَآءُ
biz dilesek
أَصَبْنَـٰهُم
kendilerini de cezalandırırız
بِذُنُوبِهِمْ ۚ
günahlarıyle
وَنَطْبَعُ
ve mühürleriz
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
فَهُمْ
artık onlar
لَا
hiç işitmezler
يَسْمَعُونَ
hear

Saheeh InternationalHas it not become clear to those who inherited the earth after its [previous] people that if We willed, We could afflict them for their sins? But We seal over their hearts so they do not hear

Süleyman Ateş(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler

7:101
تِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآئِهَاۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْ بِمَا كَذَّبُواْ مِن قَبۡلُۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
تِلْكَ
işte o
ٱلْقُرَىٰ
ülkeler
نَقُصُّ
anlatıyoruz
عَلَيْكَ
sana
مِنْ
onların haberlerinden
أَنۢبَآئِهَا ۚ
their news
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
فَمَا
fakat hayır
كَانُوا۟
onlar
لِيُؤْمِنُوا۟
inanmadılar
بِمَا
ötürü
كَذَّبُوا۟
yalanladıklarından
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَطْبَعُ
mühürler
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِ
kalbleri
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Saheeh InternationalThose cities - We relate to you, [O Muhammad], some of their news. And certainly did their messengers come to them with clear proofs, but they were not to believe in that which they had denied before. Thus does Allah seal over the hearts of the disbelievers

Süleyman Ateşİşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah, kafirlerin kalblerini böyle mühürler

7:102
وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدࣲۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ
وَمَا
ve
وَجَدْنَا
bulmadık
لِأَكْثَرِهِم
onların çoklarında
مِّنْ
hiç
عَهْدٍۢ ۖ
sözünde durma
وَإِن
ve fakat
وَجَدْنَآ
bulduk
أَكْثَرَهُمْ
onların çoklarını
لَفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Saheeh InternationalAnd We did not find for most of them any covenant; but indeed, We found most of them defiantly disobedient

Süleyman AteşOnların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık

7:103
ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَظَلَمُواْ بِهَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
ثُمَّ
sonra
بَعَثْنَا
gönderdik
مِنۢ
ardlarından
بَعْدِهِم
after them
مُّوسَىٰ
Musa'yı
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizle
إِلَىٰ
Fir'avn'a
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve onun ileri gelenlerine
فَظَلَمُوا۟
haksızlık ettiler
بِهَا ۖ
(ayetlerimize)
فَٱنظُرْ
fakat bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Saheeh InternationalThen We sent after them Moses with Our signs to Pharaoh and his establishment, but they were unjust toward them. So see how was the end of the corrupters

Süleyman AteşOnlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu

7:104
وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرۡعَوۡنُ إِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَقَالَ
dedi ki
مُوسَىٰ
Musa
يَـٰفِرْعَوْنُ
Ey Fir'avn
إِنِّى
muhakkak ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh InternationalAnd Moses said, "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the worlds

Süleyman AteşMusa dedi ki: "Ey Fir'avn, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim

7:105 📚 1
حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ قَدۡ جِئۡتُكُم بِبَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَرۡسِلۡ مَعِيَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
حَقِيقٌ
borçtur
عَلَىٰٓ
benim üzerime
أَن
ki
لَّآ
asla
أَقُولَ
söylememem
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
إِلَّا
başkasını
ٱلْحَقَّ ۚ
gerçekten
قَدْ
andolsun
جِئْتُكُم
size getirdim
بِبَيِّنَةٍۢ
açık bir delil
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
فَأَرْسِلْ
artık gönder
مَعِىَ
benimle
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Saheeh International[Who is] obligated not to say about Allah except the truth. I have come to you with clear evidence from your Lord, so send with me the Children of Israel

Süleyman AteşAllah'a karşı gerçekten başkasını söylememek, benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim, artık İsrail oğullarını benimle gönder

7:106
قَالَ إِن كُنتَ جِئۡتَ بِـَٔايَةࣲ فَأۡتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
إِن
eğer
كُنتَ
isen
جِئْتَ
getirmiş
بِـَٔايَةٍۢ
bir ayet
فَأْتِ
getir bakalım
بِهَآ
onu
إِن
şayet
كُنتَ
isen
مِنَ
doğru söyleyenlerden
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Saheeh International[Pharaoh] said, "If you have come with a sign, then bring it forth, if you should be of the truthful

Süleyman Ateş(Fir'avn) dedi. "Eğer bir ayet (mu'cize) getirmiş isen, hakikaten doğru söylüyorsan göster onu bakalım

7:107
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏
فَأَلْقَىٰ
bunun üzerine attı
عَصَاهُ
asasını
فَإِذَا
birden
هِىَ
o
ثُعْبَانٌۭ
bir ejderha (oluverdi)
مُّبِينٌۭ
açıkça

Saheeh InternationalSo Moses threw his staff, and suddenly it was a serpent, manifest

Süleyman AteşBunun üzerine (Musa), asasını attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi)

7:108
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ
وَنَزَعَ
ve (böğründen) çıkardı
يَدَهُۥ
elini
فَإِذَا
birden
هِىَ
o
بَيْضَآءُ
bembeyaz parlayıverdi
لِلنَّـٰظِرِينَ
bakanlar için

Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white [with radiance] for the observers

Süleyman AteşVe elini (böğründen) çıkardı, birden o, bakanlar için, bembeyaz parlayan bir şey oldu

7:109
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
إِنَّ
muhakkak
هَـٰذَا
bu
لَسَـٰحِرٌ
bir büyücüdür
عَلِيمٌۭ
çok bilgili

Saheeh InternationalSaid the eminent among the people of Pharaoh, "Indeed, this is a learned magician

Süleyman AteşFir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, çok bilgili bir büyücüdür

7:110
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُمۡۖ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
يُرِيدُ
istiyor
أَن
sizi çıkarmak
يُخْرِجَكُم
drive you out
مِّنْ
yurdunuzdan
أَرْضِكُمْ ۖ
your land
فَمَاذَا
ne?
تَأْمُرُونَ
buyurursunuz

Saheeh InternationalWho wants to expel you from your land [through magic], so what do you instruct

Süleyman AteşSizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor, ne buyurursunuz

7:111
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَأَرۡسِلۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
أَرْجِهْ
onu beklet
وَأَخَاهُ
ve kardeşini de
وَأَرْسِلْ
ve gönder
فِى
şehirlere
ٱلْمَدَآئِنِ
the cities
حَـٰشِرِينَ
toplayıcılar (olarak)

Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers

Süleyman AteşOnu da kardeşini de beklet, dediler, şehirlere toplayıcılar yolla

7:112
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمࣲ‏
يَأْتُوكَ
sana getirsinler
بِكُلِّ
bütün
سَـٰحِرٍ
büyücüleri
عَلِيمٍۢ
bilgili

Saheeh InternationalWho will bring you every learned magician

Süleyman AteşBütün bilgili büyücüleri (toplayıp) sana getirsinler

7:113
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
وَجَآءَ
ve geldi
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'a
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّ
elbette
لَنَا
bize
لَأَجْرًا
bir mükafat var (değil mi?)
إِن
eğer
كُنَّا
olursak
نَحْنُ
biz
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelen

Saheeh InternationalAnd the magicians came to Pharaoh. They said, "Indeed for us is a reward if we are the predominant

Süleyman AteşBüyücüler Fir'avn'a gelip: "Eğer üstün gelen biz olursak, elbet bize bir mükafat var, değil mi?" dediler

7:114
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ لَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
قَالَ
dedi
نَعَمْ
evet
وَإِنَّكُمْ
hem de siz
لَمِنَ
olanlardansınız
ٱلْمُقَرَّبِينَ
yakınlar(ım)

Saheeh InternationalHe said, "Yes, and, [moreover], you will be among those made near [to me]

Süleyman Ateş(Fir'avn): "Evet, dedi, hem de siz (benim) yakınlar(ım)dan(olacak)sınız

7:115 📚 1
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِيَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحۡنُ ٱلۡمُلۡقِينَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِمَّآ
önce mi?
أَن
sen atacaksın
تُلْقِىَ
you throw
وَإِمَّآ
yoksa
أَن
olalım
نَّكُونَ
we will be
نَحْنُ
biz (mi)
ٱلْمُلْقِينَ
(önce) atanlar

Saheeh InternationalThey said, "O Moses, either you throw [your staff], or we will be the ones to throw [first]

Süleyman AteşDediler ki "Ey Musa, sen mi (önce hünerini ortaya) atacaksın, yoksa (önce) atanlar biz mi olalım

7:116
قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمࣲ‏
قَالَ
dedi
أَلْقُوا۟ ۖ
siz atın
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَلْقَوْا۟
atınca
سَحَرُوٓا۟
büyülediler
أَعْيُنَ
gözlerini
ٱلنَّاسِ
insanların
وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ
ve onları ürküttüler
وَجَآءُو
ve getirdiler
بِسِحْرٍ
bir büyü
عَظِيمٍۢ
büyük

Saheeh InternationalHe said, "Throw," and when they threw, they bewitched the eyes of the people and struck terror into them, and they presented a great [feat of] magic

Süleyman AteşSiz atın dedi. (Hünerlerini ortaya) atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları ürküttüler ve büyük bir büyü (ortaya) getirdiler

7:117
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ
۞ وَأَوْحَيْنَآ
ve biz de vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
أَنْ
diye
أَلْقِ
at
عَصَاكَ ۖ
Asanı
فَإِذَا
(bir de baktılar ki)
هِىَ
o
تَلْقَفُ
yakalayıp yutuyor
مَا
şeyleri
يَأْفِكُونَ
onların uydurdukları

Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Throw your staff," and at once it devoured what they were falsifying

Süleyman AteşBiz de Musa'ya: "Asanı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. (Musa'nın ejderha olan değneği, büyücülerin büyülerini yutup yok etmişti)

7:118 📚 1
فَوَقَعَ ٱلۡحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
فَوَقَعَ
ortaya çıktı
ٱلْحَقُّ
gerçek
وَبَطَلَ
ve batıl oldu
مَا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalSo the truth was established, and abolished was what they were doing

Süleyman AteşGerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu

7:119
فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُواْ صَٰغِرِينَ
فَغُلِبُوا۟
yenildiler
هُنَالِكَ
orada
وَٱنقَلَبُوا۟
ve düştüler
صَـٰغِرِينَ
küçük

Saheeh InternationalAnd Pharaoh and his people were overcome right there and became debased

Süleyman AteşOrada yenildiler, küçük düştüler

7:120
وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ
وَأُلْقِىَ
ve kapandılar
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
سَـٰجِدِينَ
secdeye

Saheeh InternationalAnd the magicians fell down in prostration [to Allah]

Süleyman AteşVe büyücüler secdeye kapandılar

7:121
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
ءَامَنَّا
inandık
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds

Süleyman AteşAlemlerin Rabbine inandık! dediler

7:122
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
رَبِّ
Rabbine
مُوسَىٰ
Musa'nın
وَهَـٰرُونَ
ve Harun'un

Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron

Süleyman AteşMusa ve Harun'un Rabbine

7:123
قَالَ فِرۡعَوۡنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَمَكۡرࣱ مَّكَرۡتُمُوهُ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لِتُخۡرِجُواْ مِنۡهَآ أَهۡلَهَاۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
قَالَ
dedi
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
ءَامَنتُم
inandınız mı?
بِهِۦ
ona
قَبْلَ
önce
أَنْ
ben izin vermeden
ءَاذَنَ
I give permission
لَكُمْ ۖ
size
إِنَّ
muhakkak ki
هَـٰذَا
bu
لَمَكْرٌۭ
bir tuzaktır
مَّكَرْتُمُوهُ
kurduğunuz
فِى
şehirde
ٱلْمَدِينَةِ
the city
لِتُخْرِجُوا۟
çıkarmak için
مِنْهَآ
oradan
أَهْلَهَا ۖ
halkını
فَسَوْفَ
ama yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz

Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "You believed in him before I gave you permission. Indeed, this is a conspiracy which you conspired in the city to expel therefrom its people. But you are going to know

Süleyman AteşFir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, şehirde bu tuzağı kurdunuz ki, halkını oradan çıkarasınız, ama yakında (başınıza gelecekleri) bileceksiniz

7:124
لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَأُقَطِّعَنَّ
elbette keseceğim
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَأَرْجُلَكُم
ve ayaklarınızı
مِّنْ
çaprazlama
خِلَـٰفٍۢ
opposite (sides)
ثُمَّ
sonra
لَأُصَلِّبَنَّكُمْ
asacağım
أَجْمَعِينَ
hepinizi

Saheeh InternationalI will surely cut off your hands and your feet on opposite sides; then I will surely crucify you all

Süleyman AteşElbette ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra hepinizi (hurma dallarına) asacağım

7:125
قَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّآ
biz zaten
إِلَىٰ
Rabbimize
رَبِّنَا
our Lord
مُنقَلِبُونَ
döneceğiz

Saheeh InternationalThey said, "Indeed, to our Lord we will return

Süleyman AteşDediler ki: "Biz zaten Rabbimize döneceğiz

7:126
وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتۡنَاۚ رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرࣰ ا وَتَوَفَّنَا مُسۡلِمِينَ
وَمَا
ve
تَنقِمُ
öc almıyorsun
مِنَّآ
bizden
إِلَّآ
dışında
أَنْ
inanmamız
ءَامَنَّا
we believed
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
رَبِّنَا
Rabbimizin
لَمَّا
zaman
جَآءَتْنَا ۚ
bize geldiği
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَفْرِغْ
boşalt
عَلَيْنَا
üzerimize
صَبْرًۭا
sabır
وَتَوَفَّنَا
ve bizi öldür
مُسْلِمِينَ
müslümanlar olarak

Saheeh InternationalAnd you do not resent us except because we believed in the signs of our Lord when they came to us. Our Lord, pour upon us patience and let us die as Muslims [in submission to You]

Süleyman AteşRabbimizin, bize gelmiş olan ayetlerine inandığımız için bizden öc alıyorsun. (Ey) Rabbimiz, üzerimize sabır boşalt ve bizi müslümanlar olarak öldür

7:127
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوۡمَهُۥ لِيُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَۚ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَنَسۡتَحۡيِۦ نِسَآءَهُمۡ وَإِنَّا فَوۡقَهُمۡ قَٰهِرُونَ
وَقَالَ
dedi ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelen bir topluluk
مِن
kavminden
قَوْمِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
أَتَذَرُ
bırakacak mısın?
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَقَوْمَهُۥ
ve kavmini
لِيُفْسِدُوا۟
bozgunculuk yapsınlar diye
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَيَذَرَكَ
ve seni terk edip
وَءَالِهَتَكَ ۚ
ve tanrılarını
قَالَ
dedi
سَنُقَتِّلُ
biz öldüreceğiz
أَبْنَآءَهُمْ
onların oğullarını
وَنَسْتَحْىِۦ
ve sağ bırakacağız
نِسَآءَهُمْ
kadınlarını
وَإِنَّا
ve biz daima
فَوْقَهُمْ
onların üstünde
قَـٰهِرُونَ
eziciler olacağız

Saheeh InternationalAnd the eminent among the people of Pharaoh said," Will you leave Moses and his people to cause corruption in the land and abandon you and your gods?" [Pharaoh] said, "We will kill their sons and keep their women alive; and indeed, we are subjugators over them

Süleyman AteşFir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dedi ki: "Musa'yı ve kavmini bırakıyorsun ki, seni ve tanrılarını terk edip yeryüzünde bozgunculuk mu yapsınlar?" (Fir'avn): "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz daima onların üstünde eziciler olacağız!" dedi

7:128
قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱللَّهِ وَٱصۡبِرُوٓاْۖ إِنَّ ٱلۡأَرۡضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۖ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ
قَالَ
dedi
مُوسَىٰ
Musa
لِقَوْمِهِ
kavmine
ٱسْتَعِينُوا۟
yardım isteyin
بِٱللَّهِ
Allah'tan
وَٱصْبِرُوٓا۟ ۖ
ve sabredin
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْأَرْضَ
yeryüzü
لِلَّهِ
Allah'ındır
يُورِثُهَا
onu verir
مَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ ۖ
His servants
وَٱلْعَـٰقِبَةُ
ve sonuç
لِلْمُتَّقِينَ
korunanlarındır

Saheeh InternationalSaid Moses to his people, "Seek help through Allah and be patient. Indeed, the earth belongs to Allah. He causes to inherit it whom He wills of His servants. And the [best] outcome is for the righteous

Süleyman AteşMusa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryüzü Allah'ındır, onu kullarından dilediğine verir. Sonuç, korunanlarındır

7:129 📚 1
قَالُوٓاْ أُوذِينَا مِن قَبۡلِ أَن تَأۡتِيَنَا وَمِنۢ بَعۡدِ مَا جِئۡتَنَاۚ قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يُهۡلِكَ عَدُوَّكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرَ كَيۡفَ تَعۡمَلُونَ
قَالُوٓا۟
dediler
أُوذِينَا
bize işkence edildi
مِن
önceden
قَبْلِ
before
أَن
sen bize gelmezden
تَأْتِيَنَا
you came to us
وَمِنۢ
ve
بَعْدِ
sonradan
مَا
sen bize geldikten
جِئْتَنَا ۚ
you have come to us
قَالَ
dedi
عَسَىٰ
umulur ki
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
أَن
yok eder
يُهْلِكَ
will destroy
عَدُوَّكُمْ
düşmanınızı
وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
ve sizi hakim kılar
فِى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَيَنظُرَ
böylece bakar
كَيْفَ
nasıl
تَعْمَلُونَ
hareket edeceğinize

Saheeh InternationalThey said, "We have been harmed before you came to us and after you have come to us." He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy and grant you succession in the land and see how you will do

Süleyman Ateş(Ey Musa), sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da bize işkence edildi. dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar

7:130
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقۡصࣲ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَخَذْنَآ
biz tuttuk
ءَالَ
ailesini
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
بِٱلسِّنِينَ
yıllarca
وَنَقْصٍۢ
ve darlığıyla
مِّنَ
ürünlerin
ٱلثَّمَرَٰتِ
[the] fruits
لَعَلَّهُمْ
belki (diye)
يَذَّكَّرُونَ
öğüt alırlar

Saheeh InternationalAnd We certainly seized the people of Pharaoh with years of famine and a deficiency in fruits that perhaps they would be reminded

Süleyman AteşAndolsun biz, Fir'avn ailesini tuttuk, öğüt alsınlar diye yıllarca kıtlıkla ve ürünleri azaltmakla sıktık

7:131 📚 1
فَإِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡحَسَنَةُ قَالُواْ لَنَا هَٰذِهِۦۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةࣱ يَطَّيَّرُواْ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓۗ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمۡ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
فَإِذَا
zaman
جَآءَتْهُمُ
onlara geldiği
ٱلْحَسَنَةُ
bir iyilik
قَالُوا۟
derler
لَنَا
bizimdir
هَـٰذِهِۦ ۖ
bu
وَإِن
eğer
تُصِبْهُمْ
kendilerine ulaşırsa
سَيِّئَةٌۭ
bir kötülük
يَطَّيَّرُوا۟
uğursuz sayarlardı
بِمُوسَىٰ
Musa
وَمَن
kimseleri
مَّعَهُۥٓ ۗ
ve beraberindeki
أَلَآ
iyi bilinki
إِنَّمَا
ancak
طَـٰٓئِرُهُمْ
onların uğursuzluğu
عِندَ
katındadır
ٱللَّهِ
Allah
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Saheeh InternationalBut when good came to them, they said, "This is ours [by right]." And if a bad [condition] struck them, they saw an evil omen in Moses and those with him. Unquestionably, their fortune is with Allah, but most of them do not know

Süleyman AteşOnlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler

7:132
وَقَالُواْ مَهۡمَا تَأۡتِنَا بِهِۦ مِنۡ ءَايَةࣲ لِّتَسۡحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحۡنُ لَكَ بِمُؤۡمِنِينَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَهْمَا
ne kadar
تَأْتِنَا
getirsen de bize
بِهِۦ
bir
مِنْ
of
ءَايَةٍۢ
mu'cize
لِّتَسْحَرَنَا
bizi büyülemek için
بِهَا
onunla;
فَمَا
değiliz
نَحْنُ
biz
لَكَ
sana
بِمُؤْمِنِينَ
inanacak

Saheeh InternationalAnd they said, "No matter what sign you bring us with which to bewitch us, we will not be believers in you

Süleyman AteşVe dediler ki: "bizi büyülemek için ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz

7:133
فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلۡجَرَادَ وَٱلۡقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتࣲ مُّفَصَّلَٰتࣲ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ
فَأَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلطُّوفَانَ
tufan
وَٱلْجَرَادَ
ve çekirge
وَٱلْقُمَّلَ
ve kımıl (haşerat)
وَٱلضَّفَادِعَ
ve kurbağalar
وَٱلدَّمَ
ve Kan
ءَايَـٰتٍۢ
mu'cizeler olarak
مُّفَصَّلَـٰتٍۢ
ayrı ayrı
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
ama yine büyüklük tasladılar
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًۭا
bir topluluk
مُّجْرِمِينَ
suçlu

Saheeh InternationalSo We sent upon them the flood and locusts and lice and frogs and blood as distinct signs, but they were arrogant and were a criminal people

Süleyman AteşBiz de onların üzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak Tufan, Çekirge, Kımıl (haşerat), Kurbağalar ve Kan gönderdik; ama yine büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular

7:134
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيۡهِمُ ٱلرِّجۡزُ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَۖ لَئِن كَشَفۡتَ عَنَّا ٱلرِّجۡزَ لَنُؤۡمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرۡسِلَنَّ مَعَكَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
وَقَعَ
çökünce
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلرِّجْزُ
azab
قَالُوا۟
dediler
يَـٰمُوسَى
Ey Musa
ٱدْعُ
du'a et
لَنَا
bizim için
رَبَّكَ
Rabbine
بِمَا
üzerine
عَهِدَ
verdiği söz
عِندَكَ ۖ
sana
لَئِن
eğer
كَشَفْتَ
kaldırırsan
عَنَّا
bizden
ٱلرِّجْزَ
azabı
لَنُؤْمِنَنَّ
muhakkak inanacağız
لَكَ
sana
وَلَنُرْسِلَنَّ
ve mutlaka göndereceğiz
مَعَكَ
seninle beraber
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Saheeh InternationalAnd when the punishment descended upon them, they said, "O Moses, invoke for us your Lord by what He has promised you. If you [can] remove the punishment from us, we will surely believe you, and we will send with you the Children of Israel

Süleyman AteşÜzerlerine azab çökünce: "Ey Musa, dediler, sana verdiği söz uyarınca bizim için Rabbine du'a et; eğer bizden azabı kaldırırsan, muhakkak sana inanacağız ve mutlaka İsrail oğullarını seninle beraber göndereceğiz

7:135
فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُمُ ٱلرِّجۡزَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ هُم بَٰلِغُوهُ إِذَا هُمۡ يَنكُثُونَ
فَلَمَّا
ne zaman
كَشَفْنَا
biz kaldırsak
عَنْهُمُ
onlardan
ٱلرِّجْزَ
azabı
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
bir süreye
هُم
onlar
بَـٰلِغُوهُ
geçirecekleri
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَنكُثُونَ
yeminlerini bozarlar

Saheeh InternationalBut when We removed the punishment from them until a term which they were to reach, then at once they broke their word

Süleyman AteşBiz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar

7:136
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ
فَٱنتَقَمْنَا
biz de öc aldık
مِنْهُمْ
onlardan
فَأَغْرَقْنَـٰهُمْ
onları boğduk
فِى
yemm(su)da
ٱلْيَمِّ
the sea
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَذَّبُوا۟
yalanlamışlardı
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَكَانُوا۟
ve olmuşlardı
عَنْهَا
onları
غَـٰفِلِينَ
umursamaz

Saheeh InternationalSo We took retribution from them, and We drowned them in the sea because they denied Our signs and were heedless of them

Süleyman AteşBiz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı

7:137 📚 1
وَأَوۡرَثۡنَا ٱلۡقَوۡمَ ٱلَّذِينَ كَانُواْ يُسۡتَضۡعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلۡأَرۡضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَاۖ وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلۡحُسۡنَىٰ عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُواْۖ وَدَمَّرۡنَا مَا كَانَ يَصۡنَعُ فِرۡعَوۡنُ وَقَوۡمُهُۥ وَمَا كَانُواْ يَعۡرِشُونَ
وَأَوْرَثْنَا
ve mirasçı kıldık
ٱلْقَوْمَ
milleti
ٱلَّذِينَ
olan
كَانُوا۟
were
يُسْتَضْعَفُونَ
hor görülüp ezilmekte
مَشَـٰرِقَ
doğularına
ٱلْأَرْضِ
yerin
وَمَغَـٰرِبَهَا
ve batılarına
ٱلَّتِى
öyle ki
بَـٰرَكْنَا
bereketlendirdik
فِيهَا ۖ
içini
وَتَمَّتْ
ve tam yerine geldi
كَلِمَتُ
(verdiği) sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
ٱلْحُسْنَىٰ
güzel
عَلَىٰ
üzerine
بَنِىٓ
oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
بِمَا
yüzünden
صَبَرُوا۟ ۖ
sabretmeleri
وَدَمَّرْنَا
ve yıktık
مَا
şeyleri
كَانَ
yapageldiği
يَصْنَعُ
make
فِرْعَوْنُ
Fir'avn'ın
وَقَوْمُهُۥ
ve kavminin
وَمَا
ve
كَانُوا۟
oldukları
يَعْرِشُونَ
yükselttiyor (sarayları)

Saheeh InternationalAnd We caused the people who had been oppressed to inherit the eastern regions of the land and the western ones, which We had blessed. And the good word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel because of what they had patiently endured. And We destroyed [all] that Pharaoh and his people were producing and what they had been building

Süleyman AteşHor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık

7:138 📚 1
وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتَوۡاْ عَلَىٰ قَوۡمࣲ يَعۡكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصۡنَامࣲ لَّهُمۡۚ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱجۡعَل لَّنَآ إِلَٰهࣰ ا كَمَا لَهُمۡ ءَالِهَةࣱۚ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ تَجۡهَلُونَ
وَجَـٰوَزْنَا
ve geçirdik
بِبَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْبَحْرَ
denizden
فَأَتَوْا۟
rastladılar
عَلَىٰ
üzerine
قَوْمٍۢ
bir kavim
يَعْكُفُونَ
tapan
عَلَىٰٓ
putlara
أَصْنَامٍۢ
idols
لَّهُمْ ۚ
kendilerine
قَالُوا۟
dediler
يَـٰمُوسَى
Ey Musa
ٱجْعَل
yap
لَّنَآ
bize de
إِلَـٰهًۭا
bir tanrı
كَمَا
gibi
لَهُمْ
bunların
ءَالِهَةٌۭ ۚ
tanrıları
قَالَ
dedi
إِنَّكُمْ
siz gerçekten
قَوْمٌۭ
bir toplumsunuz
تَجْهَلُونَ
cahil

Saheeh InternationalAnd We took the Children of Israel across the sea; then they came upon a people intent in devotion to [some] idols of theirs. They said, "O Moses, make for us a god just as they have gods." He said, "Indeed, you are a people behaving ignorantly

Süleyman Ateşİsrail oğullarını denizden geçirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de öyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gerçekten cahil bir toplumsunuz

7:139
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرࣱ مَّا هُمۡ فِيهِ وَبَٰطِلࣱ مَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunların
مُتَبَّرٌۭ
yıkılmıştır
مَّا
bulundukları (din)
هُمْ
onların
فِيهِ
içinde
وَبَـٰطِلٌۭ
ve boşa çıkmıştır
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalIndeed, those [worshippers] - destroyed is that in which they are [engaged], and worthless is whatever they were doing

Süleyman AteşŞunların içinde bulundukları (din) yıkılmıştır ve yaptıkları şeyler boşa çıkmıştır

7:140
قَالَ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡغِيكُمۡ إِلَٰهࣰ ا وَهُوَ فَضَّلَكُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi
أَغَيْرَ
başka mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَبْغِيكُمْ
size arayayım
إِلَـٰهًۭا
bir tanrı
وَهُوَ
ve O
فَضَّلَكُمْ
sizi üstün yapmış iken
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Saheeh InternationalHe said, "Is it other than Allah I should desire for you as a god while He has preferred you over the worlds

Süleyman AteşAllah, sizi alemlere üstün yapmış iken size Allah'tan başka bir tanrı mı arayayım? dedi

7:141
وَإِذۡ أَنجَيۡنَٰكُم مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَسُومُونَكُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يُقَتِّلُونَ أَبۡنَآءَكُمۡ وَيَسۡتَحۡيُونَ نِسَآءَكُمۡۚ وَفِي ذَٰلِكُم بَلَآءࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَظِيمࣱ‏
وَإِذْ
ve hani
أَنجَيْنَـٰكُم
biz sizi kurtarmıştık
مِّنْ
ailesinden
ءَالِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
يَسُومُونَكُمْ
onlar size yapıyorlardı
سُوٓءَ
en kötüsünü
ٱلْعَذَابِ ۖ
azabın
يُقَتِّلُونَ
öldürüyorlardı
أَبْنَآءَكُمْ
oğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَ
ve sağ bırakıyorlardı
نِسَآءَكُمْ ۚ
kadınlarınızı
وَفِى
ve vardı
ذَٰلِكُم
bunda size
بَلَآءٌۭ
bir imtihan
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
عَظِيمٌۭ
büyük bir

Saheeh InternationalAnd [recall, O Children of Israel], when We saved you from the people of Pharaoh, [who were] afflicting you with the worst torment - killing your sons and keeping your women alive. And in that was a great trial from your Lord

Süleyman Ateş(Ey İsrail oğulları), hatırlayın o zamanı ki biz sizi Fir'avn ailesinden kurtarmıştık. Onlar size azabın en kötüsünü yapıyorlardı: "Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı

7:142
۞وَوَٰعَدۡنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيۡلَةࣰ وَأَتۡمَمۡنَٰهَا بِعَشۡرࣲ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرۡبَعِينَ لَيۡلَةࣰۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخۡلُفۡنِي فِي قَوۡمِي وَأَصۡلِحۡ وَلَا تَتَّبِعۡ سَبِيلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
۞ وَوَٰعَدْنَا
ve sözleştik
مُوسَىٰ
Musa ile
ثَلَـٰثِينَ
otuz
لَيْلَةًۭ
gece
وَأَتْمَمْنَـٰهَا
ve buna kattık
بِعَشْرٍۢ
on (gece daha)
فَتَمَّ
böylece tamamlandı
مِيقَـٰتُ
tayin ettiği vakit
رَبِّهِۦٓ
Rabbinin
أَرْبَعِينَ
kırk
لَيْلَةًۭ ۚ
geceye
وَقَالَ
dedi ki
مُوسَىٰ
Musa
لِأَخِيهِ
kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'a
ٱخْلُفْنِى
benim yerime geç
فِى
içinde
قَوْمِى
kavmim
وَأَصْلِحْ
ve ıslah et
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
سَبِيلَ
yoluna
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Saheeh InternationalAnd We made an appointment with Moses for thirty nights and perfected them by [the addition of] ten; so the term of his Lord was completed as forty nights. And Moses said to his brother Aaron, "Take my place among my people, do right [by them], and do not follow the way of the corrupters

Süleyman AteşMusa ile otuz gece (bana ibadet etmesi için) sözleştik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: "Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma

7:143 📚 5
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِيٓ أَنظُرۡ إِلَيۡكَۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِي وَلَٰكِنِ ٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡجَبَلِ فَإِنِ ٱسۡتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوۡفَ تَرَىٰنِيۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلۡجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكࣰّ ا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقࣰ اۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ تُبۡتُ إِلَيۡكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelip de
مُوسَىٰ
Musa
لِمِيقَـٰتِنَا
tayin ettiğimiz vakitte
وَكَلَّمَهُۥ
ve ona konuşunca
رَبُّهُۥ
Rabbi
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
أَرِنِىٓ
bana görün
أَنظُرْ
bakayım
إِلَيْكَ ۚ
sana
قَالَ
dedi ki
لَن
sen beni göremezsin
تَرَىٰنِى
you (can) see Me
وَلَـٰكِنِ
fakat
ٱنظُرْ
bak
إِلَى
dağa
ٱلْجَبَلِ
the mountain
فَإِنِ
eğer
ٱسْتَقَرَّ
durursa
مَكَانَهُۥ
yerinde
فَسَوْفَ
o zaman
تَرَىٰنِى ۚ
sen de beni göreceksin
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَجَلَّىٰ
görününce
رَبُّهُۥ
Rabbi
لِلْجَبَلِ
dağa
جَعَلَهُۥ
onu etti
دَكًّۭا
darmadağın
وَخَرَّ
ve bayılarak
مُوسَىٰ
Musa
صَعِقًۭا ۚ
düştü
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَاقَ
ayılınca
قَالَ
dedi
سُبْحَـٰنَكَ
Sen yücesin
تُبْتُ
tevbe ettim
إِلَيْكَ
sana
وَأَنَا۠
ve ben
أَوَّلُ
ilkiyim
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların

Saheeh InternationalAnd when Moses arrived at Our appointed time and his Lord spoke to him, he said, "My Lord, show me [Yourself] that I may look at You." [Allah] said, "You will not see Me, but look at the mountain; if it should remain in place, then you will see Me." But when his Lord appeared to the mountain, He rendered it level, and Moses fell unconscious. And when he awoke, he said, "Exalted are You! I have repented to You, and I am the first of the believers

Süleyman AteşMusa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmağa gelip de Rabbi ona konuşunca: "Rabbim, bana görün, sana bakayım!" dedi. (Rabbi) buyurdu ki: "Sen beni göremezsin; fakat dağa bak, eğer o yerinde durursa, sen de beni göreceksin!" Rabbi dağa görününce onu darmadağın etti ve Musa da baygın düştü. Ayılınca: "Sen yücesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!" dedi

7:144
قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّي ٱصۡطَفَيۡتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِي وَبِكَلَٰمِي فَخُذۡ مَآ ءَاتَيۡتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
قَالَ
dedi ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنِّى
şüphesiz ben
ٱصْطَفَيْتُكَ
seni seçtim
عَلَى
üzeine
ٱلنَّاسِ
insanlar
بِرِسَـٰلَـٰتِى
mesajlarımla
وَبِكَلَـٰمِى
ve konuşmamla
فَخُذْ
al
مَآ
şeyi
ءَاتَيْتُكَ
sana verdiğim
وَكُن
ve ol
مِّنَ
şükredenlerden
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the grateful

Saheeh International[Allah] said, "O Moses, I have chosen you over the people with My messages and My words [to you]. So take what I have given you and be among the grateful

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu ki: "Ey Musa, Ben mesajlarımla ve konuşmamla seni insanların başına seçtim; sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol

7:145 📚 3
وَكَتَبۡنَا لَهُۥ فِي ٱلۡأَلۡوَاحِ مِن كُلِّ شَيۡءࣲ مَّوۡعِظَةࣰ وَتَفۡصِيلࣰ ا لِّكُلِّ شَيۡءࣲ فَخُذۡهَا بِقُوَّةࣲ وَأۡمُرۡ قَوۡمَكَ يَأۡخُذُواْ بِأَحۡسَنِهَاۚ سَأُوْرِيكُمۡ دَارَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
وَكَتَبْنَا
ve yazdık
لَهُۥ
O'nun (Musa) için
فِى
levhalara
ٱلْأَلْوَاحِ
the tablets
مِن
ne varsa
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
مَّوْعِظَةًۭ
öğüte dair
وَتَفْصِيلًۭا
ve açıklamasına dair
لِّكُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
فَخُذْهَا
bunları tut
بِقُوَّةٍۢ
kuvvetle
وَأْمُرْ
ve emret
قَوْمَكَ
kavmine
يَأْخُذُوا۟
tutsunlar
بِأَحْسَنِهَا ۚ
bunların en güzelini
سَأُو۟رِيكُمْ
size göstereceğim
دَارَ
yurdunu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmışların

Saheeh InternationalAnd We wrote for him on the tablets [something] of all things - instruction and explanation for all things, [saying], "Take them with determination and order your people to take the best of it. I will show you the home of the defiantly disobedient

Süleyman AteşÖğüte ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalara yazdık: "Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların en güzelini tutsunlar (bu en güzel buyruklar gereğince amel etsinler); size, yoldan çıkmışların yurdunu (nasıl tarumar ettiğimi) göstereceğim

7:146 📚 8
سَأَصۡرِفُ عَنۡ ءَايَٰتِيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةࣲ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلرُّشۡدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰ ا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلۡغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰ اۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ
سَأَصْرِفُ
uzaklaştıracağım
عَنْ
ayetlerimden
ءَايَـٰتِىَ
My Signs
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَتَكَبَّرُونَ
büyüklenenleri
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بِغَيْرِ
olmaksızın
ٱلْحَقِّ
hak
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
onlar görseler
كُلَّ
her
ءَايَةٍۢ
ayeti
لَّا
yine inanmazlar
يُؤْمِنُوا۟
(will) they believe
بِهَا
ona
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
görseler
سَبِيلَ
yolu
ٱلرُّشْدِ
doğru
لَا
onu edinmezler
يَتَّخِذُوهُ
(will) they take it
سَبِيلًۭا
yol
وَإِن
ama eğer
يَرَوْا۟
görseler
سَبِيلَ
yolunu
ٱلْغَىِّ
azgınlık
يَتَّخِذُوهُ
onu edinirler
سَبِيلًۭا ۚ
yol
ذَٰلِكَ
öyle
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَكَانُوا۟
ve oldular
عَنْهَا
onları
غَـٰفِلِينَ
umursamaz

Saheeh InternationalI will turn away from My signs those who are arrogant upon the earth without right; and if they should see every sign, they will not believe in it. And if they see the way of consciousness, they will not adopt it as a way; but if they see the way of error, they will adopt it as a way. That is because they have denied Our signs and they were heedless of them

Süleyman AteşYeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar her ayeti görseler de yine ona inanmazlar. Doğru yolu görseler, onu yol edinmezler, ama azgınlık yolunu görseler, onu yol edinirler. Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamaz oldular

7:147
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡۚ هَلۡ يُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimselerin
كَذَّبُوا۟
yalanlayanların
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَلِقَآءِ
ve kavuşmayı
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ ۚ
eylemleri
هَلْ
onlar ceza mı görüyorlar?
يُجْزَوْنَ
they be recompensed
إِلَّا
dışında
مَا
şeyler ile
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor

Saheeh InternationalThose who denied Our signs and the meeting of the Hereafter - their deeds have become worthless. Are they recompensed except for what they used to do

Süleyman AteşAyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların eylemleri boşa çıkmıştır. Onlar, yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı

7:148 📚 1
وَٱتَّخَذَ قَوۡمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِنۡ حُلِيِّهِمۡ عِجۡلࣰ ا جَسَدࣰ ا لَّهُۥ خُوَارٌۚ أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمۡ وَلَا يَهۡدِيهِمۡ سَبِيلًاۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُواْ ظَٰلِمِينَ
وَٱتَّخَذَ
ve benimsediler
قَوْمُ
kavmi
مُوسَىٰ
Musa'nın
مِنۢ
kendisinden sonra
بَعْدِهِۦ
after him
مِنْ
zinetlerinden yapılmış
حُلِيِّهِمْ
their ornaments
عِجْلًۭا
bir buzağı
جَسَدًۭا
heykelini
لَّهُۥ
vardı onun
خُوَارٌ ۚ
böğürmesi
أَلَمْ
görmediler mi ki
يَرَوْا۟
they see
أَنَّهُۥ
o
لَا
ne kendilerine söz söylüyor
يُكَلِّمُهُمْ
speak to them
وَلَا
ne de onlara gösteriyor
يَهْدِيهِمْ
guide them
سَبِيلًا ۘ
bir yol
ٱتَّخَذُوهُ
onu benimsediler
وَكَانُوا۟
ve oldular
ظَـٰلِمِينَ
zalimler(den)

Saheeh InternationalAnd the people of Moses made, after [his departure], from their ornaments a calf - an image having a lowing sound. Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to a way? They took it [for worship], and they were wrongdoers

Süleyman AteşMusa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mülakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Görmediler mi ki o, ne kendilerine söz söylüyor, ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular

7:149
وَلَمَّا سُقِطَ فِيٓ أَيۡدِيهِمۡ وَرَأَوۡاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ ضَلُّواْ قَالُواْ لَئِن لَّمۡ يَرۡحَمۡنَا رَبُّنَا وَيَغۡفِرۡ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
سُقِطَ
düşürüldü
فِىٓ
arasına
أَيْدِيهِمْ
(başları) ellerinin
وَرَأَوْا۟
ve gör(üp anla)dılar
أَنَّهُمْ
kendilerinin
قَدْ
gerçekten
ضَلُّوا۟
sapmış olduklarını
قَالُوا۟
dediler ki
لَئِن
eğer
لَّمْ
bize acımazsa
يَرْحَمْنَا
has Mercy on us
رَبُّنَا
Rabbimiz
وَيَغْفِرْ
ve bağışlamazsa
لَنَا
bizi
لَنَكُونَنَّ
elbette oluruz
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Saheeh InternationalAnd when regret overcame them and they saw that they had gone astray, they said, "If our Lord does not have mercy upon us and forgive us, we will surely be among the losers

Süleyman AteşNe zaman ki (pişmanlıklarından ötürü) başları elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını gör(üp anla)dılar, dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette ziyana uğrayanlardan oluruz

7:150
وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفࣰ ا قَالَ بِئۡسَمَا خَلَفۡتُمُونِي مِنۢ بَعۡدِيٓۖ أَعَجِلۡتُمۡ أَمۡرَ رَبِّكُمۡۖ وَأَلۡقَى ٱلۡأَلۡوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأۡسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيۡهِۚ قَالَ ٱبۡنَ أُمَّ إِنَّ ٱلۡقَوۡمَ ٱسۡتَضۡعَفُونِي وَكَادُواْ يَقۡتُلُونَنِي فَلَا تُشۡمِتۡ بِيَ ٱلۡأَعۡدَآءَ وَلَا تَجۡعَلۡنِي مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَلَمَّا
zaman
رَجَعَ
döndü(ğü)
مُوسَىٰٓ
Musa
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
غَضْبَـٰنَ
kızgın
أَسِفًۭا
ve üzgün bir halde
قَالَ
dedi
بِئْسَمَا
ne kötü işler yaptınız?
خَلَفْتُمُونِى
arkamdan
مِنۢ
benden sonra
بَعْدِىٓ ۖ
after me
أَعَجِلْتُمْ
acele mi ettiniz?
أَمْرَ
emrini (beklemeyip)
رَبِّكُمْ ۖ
Rabbinizin
وَأَلْقَى
ve yere attı
ٱلْأَلْوَاحَ
levhaları
وَأَخَذَ
ve tuttu
بِرَأْسِ
başını
أَخِيهِ
kardeşinin
يَجُرُّهُۥٓ
çekmeye başladı
إِلَيْهِ ۚ
kendine doğru
قَالَ
(Kardeşi) dedi
ٱبْنَ
oğlu
أُمَّ
anamın
إِنَّ
gerçekten
ٱلْقَوْمَ
bu insanlar
ٱسْتَضْعَفُونِى
beni hırpaladılar
وَكَادُوا۟
ve az daha
يَقْتُلُونَنِى
beni öldürüyorlardı
فَلَا
güldürme
تُشْمِتْ
rejoice
بِىَ
üstüme
ٱلْأَعْدَآءَ
düşmanları
وَلَا
asla
تَجْعَلْنِى
beni tutma
مَعَ
beraber
ٱلْقَوْمِ
bu kavimle
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Saheeh InternationalAnd when Moses returned to his people, angry and grieved, he said, "How wretched is that by which you have replaced me after [my departure]. Were you impatient over the matter of your Lord?" And he threw down the tablets and seized his brother by [the hair of] his head, pulling him toward him. [Aaron] said, "O son of my mother, indeed the people oppressed me and were about to kill me, so let not the enemies rejoice over me and do not place me among the wrongdoing people

Süleyman AteşMusa, kavmine kızgın ve üzgün bir halde dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız? Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi, levhaları yere attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi): "Anamın oğlu, dedi, bu insanlar beni hırpaladılar, az daha beni öldürüyorlardı. (Ne olur) düşmanları üstüme güldürme, beni bu zalim kavimle beraber tutma

7:151 📚 1
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَلِأَخِي وَأَدۡخِلۡنَا فِي رَحۡمَتِكَۖ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
قَالَ
(Musa) dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱغْفِرْ
bağışla
لِى
beni
وَلِأَخِى
ve kardeşimi
وَأَدْخِلْنَا
ve bizi sok
فِى
içine
رَحْمَتِكَ ۖ
rahmetinin
وَأَنتَ
ve sensin
أَرْحَمُ
en merhametlisi
ٱلرَّٰحِمِينَ
merhametlilerin

Saheeh International[Moses] said, "My Lord, forgive me and my brother and admit us into Your mercy, for You are the most merciful of the merciful

Süleyman Ateş(Musa): "Rabbim, dedi, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetinin içine sok, merhametlilerin en merhametlisi sensin

7:152 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ سَيَنَالُهُمۡ غَضَبࣱ مِّن رَّبِّهِمۡ وَذِلَّةࣱ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُفۡتَرِينَ
إِنَّ
muhakkak
ٱلَّذِينَ
kimselere
ٱتَّخَذُوا۟
(tanrı diye) benimseyenlere
ٱلْعِجْلَ
buzağıyı
سَيَنَالُهُمْ
erişecektir
غَضَبٌۭ
bir öfke
مِّن
Rablerinden
رَّبِّهِمْ
their Lord
وَذِلَّةٌۭ
ve bir alçaklık
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
وَكَذَٰلِكَ
işte biz böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلْمُفْتَرِينَ
iftiracıları

Saheeh InternationalIndeed, those who took the calf [for worship] will obtain anger from their Lord and humiliation in the life of this world, and thus do We recompense the inventors [of falsehood]

Süleyman AteşBuzağıyı (tanrı diye) benimseyenlere, muhakkak Rablerinden bir öfke ve dünya hayatında bir alçaklık erişecektir! İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız

7:153 📚 1
وَٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِهَا وَءَامَنُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
onlar ki
عَمِلُوا۟
yaptıktan
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükler
ثُمَّ
sonra
تَابُوا۟
tevbe ettiler
مِنۢ
ardından
بَعْدِهَا
after that
وَءَامَنُوٓا۟
ve iman ettiler
إِنَّ
muhakkak ki
رَبَّكَ
Rabbin
مِنۢ
ondan sonra
بَعْدِهَا
after that
لَغَفُورٌۭ
elbette bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Saheeh InternationalBut those who committed misdeeds and then repented after them and believed - indeed your Lord, thereafter, is Forgiving and Merciful

Süleyman AteşAma kötülükler yaptıktan sonra ardından tevbe edip inananlar(a karşı), muhakkak ki Rabbin, o(tevbe ve ima)ndan sonra, elbette bağışlayandır, esirgeyendir

7:154 📚 1
وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلۡغَضَبُ أَخَذَ ٱلۡأَلۡوَاحَۖ وَفِي نُسۡخَتِهَا هُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّلَّذِينَ هُمۡ لِرَبِّهِمۡ يَرۡهَبُونَ
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
سَكَتَ
dinince
عَن
Musa'nın
مُّوسَى
Musa
ٱلْغَضَبُ
öfkesi
أَخَذَ
aldı
ٱلْأَلْوَاحَ ۖ
levhaları
وَفِى
ve vardı
نُسْخَتِهَا
onlardaki yazıda
هُدًۭى
yol gösterme
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmet
لِّلَّذِينَ
için
هُمْ
onlar
لِرَبِّهِمْ
Rablerinden
يَرْهَبُونَ
korkanlar

Saheeh InternationalAnd when the anger subsided in Moses, he took up the tablets; and in their inscription was guidance and mercy for those who are fearful of their Lord

Süleyman AteşÖfkesi dinince Musa, levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar için yol gösterme ve rahmet vardı

7:155 📚 4
وَٱخۡتَارَ مُوسَىٰ قَوۡمَهُۥ سَبۡعِينَ رَجُلࣰ ا لِّمِيقَٰتِنَاۖ فَلَمَّآ أَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ قَالَ رَبِّ لَوۡ شِئۡتَ أَهۡلَكۡتَهُم مِّن قَبۡلُ وَإِيَّٰيَۖ أَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآۖ إِنۡ هِيَ إِلَّا فِتۡنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهۡدِي مَن تَشَآءُۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَاۖ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡغَٰفِرِينَ
وَٱخْتَارَ
ve seçti
مُوسَىٰ
Musa
قَوْمَهُۥ
kavminden
سَبْعِينَ
yetmiş
رَجُلًۭا
adam
لِّمِيقَـٰتِنَا ۖ
bizimle buluşma vakti için
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَخَذَتْهُمُ
onları yakalayınca
ٱلرَّجْفَةُ
sarsıntı
قَالَ
(Musa) dedi ki
رَبِّ
Rabbim
لَوْ
şayet
شِئْتَ
dileseydin
أَهْلَكْتَهُم
bunları da helak ederdin
مِّن
daha önce
قَبْلُ
before
وَإِيَّـٰىَ ۖ
ve beni de
أَتُهْلِكُنَا
bizi helak mı edeceksin?
بِمَا
ötürü
فَعَلَ
yaptıklarından
ٱلسُّفَهَآءُ
bazı beyinsizlerin
مِنَّآ ۖ
içimizden
إِنْ
bu (iş)
هِىَ
it (was)
إِلَّا
başka bir şey değildir
فِتْنَتُكَ
senin imtihanından
تُضِلُّ
şaşırtırsın
بِهَا
onunla
مَن
dilediğini
تَشَآءُ
You will
وَتَهْدِى
ve yol gösterirsin
مَن
dilediğine
تَشَآءُ ۖ
You will
أَنتَ
sen
وَلِيُّنَا
bizim velimizsin
فَٱغْفِرْ
bağışla
لَنَا
bizi
وَٱرْحَمْنَا ۖ
ve bize acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en iyisisin
ٱلْغَـٰفِرِينَ
bağışlayanların

Saheeh InternationalAnd Moses chose from his people seventy men for Our appointment. And when the earthquake seized them, he said, "My Lord, if You had willed, You could have destroyed them before and me [as well]. Would You destroy us for what the foolish among us have done? This is not but Your trial by which You send astray whom You will and guide whom You will. You are our Protector, so forgive us and have mercy upon us; and You are the best of forgivers

Süleyman Ateş(Allah, Musa'ya kırk gece ibadetten sonra buluşma va'detmiş ve kavminden yetmiş kişiyi de seçip o huzura getirmesini emretmişti). Musa, bizimle buluşma vakti için kavminden yetmiş adam seçti (huzura getirdi. Gelenler, Musa ile Allah arasındaki o yüce konuşmayı işitmekle yetinmeyip Allah'ı açıkça görmedikçe inanmayacaklarını söylediler. Bunun üzerine) onları sarsıntı yakalayınca (Musa) dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? Bu (iş), senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini şaşırtırsın, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim velimizsin, bizi bağışla, bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin

7:156 📚 4
۞وَٱكۡتُبۡ لَنَا فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣰ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِنَّا هُدۡنَآ إِلَيۡكَۚ قَالَ عَذَابِيٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنۡ أَشَآءُۖ وَرَحۡمَتِي وَسِعَتۡ كُلَّ شَيۡءࣲۚ فَسَأَكۡتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤۡمِنُونَ
۞ وَٱكْتُبْ
ve yaz
لَنَا
bize
فِى
bu
هَـٰذِهِ
this
ٱلدُّنْيَا
dünyada
حَسَنَةًۭ
iyilik
وَفِى
ve
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirette
إِنَّا
biz
هُدْنَآ
yöneldik
إِلَيْكَ ۚ
sana
قَالَ
(Alah) buyurdu ki
عَذَابِىٓ
azabıma
أُصِيبُ
uğratırım
بِهِۦ
onu
مَنْ
kimseyi
أَشَآءُ ۖ
dilediğim
وَرَحْمَتِى
ve rahmetim ise
وَسِعَتْ
kaplamıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ ۚ
şeyi
فَسَأَكْتُبُهَا
onu yazacağım
لِلَّذِينَ
kimselere
يَتَّقُونَ
korunanlara
وَيُؤْتُونَ
ve verenlere
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
هُم
onlar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
يُؤْمِنُونَ
inanıyorlar

Saheeh InternationalAnd decree for us in this world [that which is] good and [also] in the Hereafter; indeed, we have turned back to You." [Allah] said, "My punishment - I afflict with it whom I will, but My mercy encompasses all things." So I will decree it [especially] for those who fear Me and give zakah and those who believe in Our verses

Süleyman AteşBize bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik. (Alah) buyurdu ki: "Azabıma, dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım

7:157 📚 2
ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِيَّ ٱلۡأُمِّيَّ ٱلَّذِي يَجِدُونَهُۥ مَكۡتُوبًا عِندَهُمۡ فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ يَأۡمُرُهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَىٰهُمۡ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنۡهُمۡ إِصۡرَهُمۡ وَٱلۡأَغۡلَٰلَ ٱلَّتِي كَانَتۡ عَلَيۡهِمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُواْ ٱلنُّورَ ٱلَّذِيٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَتَّبِعُونَ
uyarlar
ٱلرَّسُولَ
o Elçi'ye
ٱلنَّبِىَّ
o Peygamber'e
ٱلْأُمِّىَّ
ümmi
ٱلَّذِى
buldukları
يَجِدُونَهُۥ
they find him
مَكْتُوبًا
yazılı
عِندَهُمْ
yanlarında
فِى
Tevrat
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَٱلْإِنجِيلِ
ve İncil'de
يَأْمُرُهُم
kendilerine emreden
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَيَنْهَىٰهُمْ
ve kendilerini meneden
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَيُحِلُّ
ve helal kılan
لَهُمُ
onlara
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
güzel şeyleri
وَيُحَرِّمُ
ve haram kılan
عَلَيْهِمُ
onlara
ٱلْخَبَـٰٓئِثَ
çirkin şeyleri
وَيَضَعُ
ve kaldırıp atan
عَنْهُمْ
onlardan
إِصْرَهُمْ
ağırlıkları
وَٱلْأَغْلَـٰلَ
ve prangaları
ٱلَّتِى
öyle ki
كَانَتْ
idiler
عَلَيْهِمْ ۚ
onların üzerinde
فَٱلَّذِينَ
artık onlar
ءَامَنُوا۟
inananlar
بِهِۦ
O'na
وَعَزَّرُوهُ
ve O'na saygı gösterenler
وَنَصَرُوهُ
ve O'na yardım edenler
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uyanlar
ٱلنُّورَ
nura
ٱلَّذِىٓ
indirilen
أُنزِلَ
has been sent down
مَعَهُۥٓ ۙ
O'nunla beraber
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
felaha erenlerdir

Saheeh InternationalThose who follow the Messenger, the unlettered prophet, whom they find written in what they have of the Torah and the Gospel, who enjoins upon them what is right and forbids them what is wrong and makes lawful for them the good things and prohibits for them the evil and relieves them of their burden and the shackles which were upon them. So they who have believed in him, honored him, supported him and followed the light which was sent down with him - it is those who will be the successful

Süleyman AteşOnlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o Elçi'ye, o ümmi Peygamber'e uyarlar. O (Peygamber) ki, kendilerine iyiliği emreder, kendilerini kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gösteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nura uyanlar, işte felaha erenler onlardır

7:158 📚 3
قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡ جَمِيعًا ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِيِّ ٱلۡأُمِّيِّ ٱلَّذِي يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِنِّى
muhakkak ben
رَسُولُ
Elçisiyim
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَيْكُمْ
sizin
جَمِيعًا
hepinize
ٱلَّذِى
onundur
لَهُۥ
for Whom
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerin
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
kendisinden
يُحْىِۦ
yaşatır
وَيُمِيتُ ۖ
ve öldürür
فَـَٔامِنُوا۟
gelin inanın
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِ
ve O'nun Elçisine
ٱلنَّبِىِّ
peygamberi
ٱلْأُمِّىِّ
ümmi
ٱلَّذِى
ki o
يُؤْمِنُ
inanmaktadır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَكَلِمَـٰتِهِۦ
ve O'nun sözlerine
وَٱتَّبِعُوهُ
O'na uyun ki
لَعَلَّكُمْ
belki
تَهْتَدُونَ
doğru yolu bulursunuz

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "O mankind, indeed I am the Messenger of Allah to you all, [from Him] to whom belongs the dominion of the heavens and the earth. There is no deity except Him; He gives life and causes death." So believe in Allah and His Messenger, the unlettered prophet, who believes in Allah and His words, and follow him that you may be guided

Süleyman AteşDe ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden başka tanrı bulunmayan, yaşatan, öldüren Allah'ın Elçisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ümmi peygamberi olan Elçisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sözleri ne inanmaktadır,-O'na uyun ki doğru yolu bulasınız

7:159 📚 4
وَمِن قَوۡمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةࣱ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ
وَمِن
ve
قَوْمِ
kavminden
مُوسَىٰٓ
Musa'nın
أُمَّةٌۭ
bir topluluk vardır
يَهْدُونَ
hakka götüren
بِٱلْحَقِّ
doğrulukla
وَبِهِۦ
ve onunla
يَعْدِلُونَ
adalet yapan

Saheeh InternationalAnd among the people of Moses is a community which guides by truth and by it establishes justice

Süleyman AteşMusa kavmi içinde doğrulukla hakka götüren ve hak ile adalet yapan bir topluluk da vardır

7:160
وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمࣰ اۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنࣰ اۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسࣲ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
وَقَطَّعْنَـٰهُمُ
ve biz onları ayırdık
ٱثْنَتَىْ
iki (oniki)
عَشْرَةَ
on (oniki)
أَسْبَاطًا
kabileye
أُمَمًۭا ۚ
ümmetler halinde
وَأَوْحَيْنَآ
vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
إِذِ
zaman
ٱسْتَسْقَىٰهُ
su istediği
قَوْمُهُۥٓ
kavmin
أَنِ
diye
ٱضْرِب
vur
بِّعَصَاكَ
asanla
ٱلْحَجَرَ ۖ
taşa
فَٱنۢبَجَسَتْ
ve fışkırdı
مِنْهُ
ondan (taştan)
ٱثْنَتَا
iki (oniki)
عَشْرَةَ
on (oniki)
عَيْنًۭا ۖ
göze
قَدْ
şüphesiz
عَلِمَ
bildi
كُلُّ
her
أُنَاسٍۢ
kabile
مَّشْرَبَهُمْ ۚ
içeceği yeri
وَظَلَّلْنَا
ve gölge yaptık
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلْغَمَـٰمَ
bulutla
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
عَلَيْهِمُ
onlara
ٱلْمَنَّ
kudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ
ve bıldırcın eti
كُلُوا۟
yeyin
مِن
güzel olanlardan
طَيِّبَـٰتِ
(the) good things
مَا
şeylerden
رَزَقْنَـٰكُمْ ۚ
sizi rızıklandırdığımız
وَمَا
ama
ظَلَمُونَا
onlar bize zulmetmediler
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Saheeh InternationalAnd We divided them into twelve descendant tribes [as distinct] nations. And We inspired to Moses when his people implored him for water, "Strike with your staff the stone," and there gushed forth from it twelve springs. Every people knew its watering place. And We shaded them with clouds and sent down upon them manna and quails, [saying], "Eat from the good things with which We have provided you." And they wronged Us not, but they were [only] wronging themselves

Süleyman AteşBiz onları (Ya'kub'un oniki oğlundan gelen) oniki torun kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya: "Asanla taşa vur!" diye vahyettik. Taştan oniki göze fışkırdı. Her kabile içeceği yeri bildi. (Ayrıca) üzerlerine bulutla gölge yaptık ve onlara kudret helvasıyle bıldırcın eti indirdik: "Size verdiğimiz güzel rızıklardan yeyin!" (dedik). Ama onlar (saptılar, haksızlık ettiler. Böylece onlar) bize zulmetmediler, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı

7:161
وَإِذۡ قِيلَ لَهُمُ ٱسۡكُنُواْ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةَ وَكُلُواْ مِنۡهَا حَيۡثُ شِئۡتُمۡ وَقُولُواْ حِطَّةࣱ وَٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدࣰ ا نَّغۡفِرۡ لَكُمۡ خَطِيٓـَٰٔتِكُمۡۚ سَنَزِيدُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَإِذْ
zaman
قِيلَ
denildiği
لَهُمُ
onlara
ٱسْكُنُوا۟
oturun
هَـٰذِهِ
şu
ٱلْقَرْيَةَ
kentte
وَكُلُوا۟
ve yeyin
مِنْهَا
orada
حَيْثُ
yerden
شِئْتُمْ
dilediğiniz
وَقُولُوا۟
ve deyin
حِطَّةٌۭ
affet
وَٱدْخُلُوا۟
ve girin
ٱلْبَابَ
kapıdan
سُجَّدًۭا
secde ederek
نَّغْفِرْ
bağışlayalım
لَكُمْ
sizin
خَطِيٓـَٔـٰتِكُمْ ۚ
hatalarınızı
سَنَزِيدُ
biz daha fazlasını da vereceğiz
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlere

Saheeh InternationalAnd [mention, O Muhammad], when it was said to them, "Dwell in this city and eat from it wherever you will and say, 'Relieve us of our burdens,' and enter the gate bowing humbly; We will [then] forgive you your sins. We will increase the doers of good [in goodness and reward]

Süleyman AteşOnlara: "Şu kentte oturun. Orada dilediğiniz yerden yeyin, (Allah'a niyaz edip bizi) affet deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım; biz iyilik edenlere daha fazlasını da vereceğiz." denildi

7:162
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡهُمۡ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِجۡزࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
فَبَدَّلَ
değiştirdiler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوا۟
zulmeden(ler)
مِنْهُمْ
içlerinden
قَوْلًا
sözü
غَيْرَ
başkasıyla
ٱلَّذِى
söylenenden
قِيلَ
was said
لَهُمْ
kendilerine
فَأَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
رِجْزًۭا
bir azab
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
ettiklerinden
يَظْلِمُونَ
haksızlık

Saheeh InternationalBut those who wronged among them changed [the words] to a statement other than that which had been said to them. So We sent upon them a punishment from the sky for the wrong that they were doing

Süleyman Ateşİçlerinden zulmedenler, (söylediğimiz) sözü, kendilerine söylenmeyen bir sözle değiştirdiler. Biz de haksızlık ettiklerinden dolayı üzerlerine gökten bir azab gönderdik

7:163 📚 5
وَسۡـَٔلۡهُمۡ عَنِ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَتۡ حَاضِرَةَ ٱلۡبَحۡرِ إِذۡ يَعۡدُونَ فِي ٱلسَّبۡتِ إِذۡ تَأۡتِيهِمۡ حِيتَانُهُمۡ يَوۡمَ سَبۡتِهِمۡ شُرَّعࣰ ا وَيَوۡمَ لَا يَسۡبِتُونَ لَا تَأۡتِيهِمۡۚ كَذَٰلِكَ نَبۡلُوهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
وَسْـَٔلْهُمْ
onlara sor
عَنِ
kent(halkın)ın durumundan
ٱلْقَرْيَةِ
the town
ٱلَّتِى
öyle ki
كَانَتْ
bulunan
حَاضِرَةَ
kıyısında
ٱلْبَحْرِ
deniz
إِذْ
hani
يَعْدُونَ
onlar haddi aşıyorlardı
فِى
Cumartesine
ٱلسَّبْتِ
the (matter of) Sabbath
إِذْ
onlara gelirdi
تَأْتِيهِمْ
came to them
حِيتَانُهُمْ
balıkları
يَوْمَ
günü;
سَبْتِهِمْ
cumartesi
شُرَّعًۭا
akın akın
وَيَوْمَ
gün ise
لَا
cumartesi dışındaki
يَسْبِتُونَ ۙ
they had Sabbath
لَا
gelmezlerdi
تَأْتِيهِمْ ۚ
come to them
كَذَٰلِكَ
böylece
نَبْلُوهُم
biz onları sınıyorduk
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
yoldan çıkmalarından
يَفْسُقُونَ
defiantly disobeying

Saheeh InternationalAnd ask them about the town that was by the sea - when they transgressed in [the matter of] the sabbath - when their fish came to them openly on their sabbath day, and the day they had no sabbath they did not come to them. Thus did We give them trial because they were defiantly disobedient

Süleyman AteşOnlara, deniz kıyısında bulunan kent(halkın)ın durumunu sor. Hani onlar Cumartesine saygısızlık edip haddi aşıyorlardı. Çünkü Cumartesi (tatil) yaptıkları gün, balıkları onlara akın akın gelirdi. Cumartesi (tatil) yapmadıkları gün balıkları gelmezlerdi. Biz onları yoldan çıkmalarından ötürü böyle sınıyorduk

7:164
وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةࣱ مِّنۡهُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُهُمۡ عَذَابࣰ ا شَدِيدࣰ اۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
وَإِذْ
artık
قَالَتْ
dedi
أُمَّةٌۭ
bir topluluk
مِّنْهُمْ
içlerinden
لِمَ
niçin?
تَعِظُونَ
öğüt veriyorsunuz
قَوْمًا ۙ
bir kavme
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُهْلِكُهُمْ
helak edeceği
أَوْ
yahut
مُعَذِّبُهُمْ
azabedeceği
عَذَابًۭا
bir azapla
شَدِيدًۭا ۖ
şiddetli
قَالُوا۟
dediler ki
مَعْذِرَةً
ma'zeret için
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
وَلَعَلَّهُمْ
ve belki
يَتَّقُونَ
korunurlar (diye)

Saheeh InternationalAnd when a community among them said, "Why do you advise [or warn] a people whom Allah is [about] to destroy or to punish with a severe punishment?" they [the advisors] said, "To be absolved before your Lord and perhaps they may fear Him

Süleyman Ateşİçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azabedeceği bir kavme artık ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi. Dediler ki: "Rabbinize ma'zeret (beyan edebilmek) için, bir de belki korunurlar diye (öğüt veriyoruz)

7:165 📚 4
فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦٓ أَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذۡنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ بِعَذَابِۭ بَـِٔيسِۭ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
نَسُوا۟
onlar unuttular
مَا
şeyi
ذُكِّرُوا۟
hatırlatılan
بِهِۦٓ
kendilerine
أَنجَيْنَا
biz de kurtardık
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَنْهَوْنَ
meneden(leri)
عَنِ
kötülükten
ٱلسُّوٓءِ
the evil
وَأَخَذْنَا
ve yakaladık
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَلَمُوا۟
zulmeden(leri)
بِعَذَابٍۭ
bir azab ile
بَـِٔيسٍۭ
çetin
بِمَا
yüzünden
كَانُوا۟
yoldan çıkmaları
يَفْسُقُونَ
defiantly disobeying

Saheeh InternationalAnd when they forgot that by which they had been reminded, We saved those who had forbidden evil and seized those who wronged, with a wretched punishment, because they were defiantly disobeying

Süleyman AteşNe zaman ki onlar, kendilerine hatırlatılanı unuttular, biz de kötülükten menedenleri kurtardık; zulmedenleri de, yoldan çıkmaları yüzünden çetin bir azab ile yakaladık

7:166 📚 1
فَلَمَّا عَتَوۡاْ عَن مَّا نُهُواْ عَنۡهُ قُلۡنَا لَهُمۡ كُونُواْ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
عَتَوْا۟
vazgeçmediler
عَن
şeylerden
مَّا
what
نُهُوا۟
yasak kılınan
عَنْهُ
kendilerine
قُلْنَا
dedik
لَهُمْ
onlara
كُونُوا۟
olun
قِرَدَةً
maymunlar
خَـٰسِـِٔينَ
aşağılık

Saheeh InternationalSo when they were insolent about that which they had been forbidden, We said to them, "Be apes, despised

Süleyman AteşKibirlerinden dolayı kendilerine yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince onlara: "Aşağılık maymunlar olun!" dedik

7:167 📚 1
وَإِذۡ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبۡعَثَنَّ عَلَيۡهِمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَإِذْ
o vakit
تَأَذَّنَ
ilan etmişti
رَبُّكَ
Rabbin
لَيَبْعَثَنَّ
elbette göndereceğini
عَلَيْهِمْ
onlara
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
مَن
kimseler
يَسُومُهُمْ
yapacak
سُوٓءَ
en kötüsünü
ٱلْعَذَابِ ۗ
azabın
إِنَّ
doğrusu
رَبَّكَ
Rabbin
لَسَرِيعُ
çabuk
ٱلْعِقَابِ ۖ
ceza verendir
وَإِنَّهُۥ
ve O
لَغَفُورٌۭ
çok bağışlayan
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir

Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord declared that He would surely [continue to] send upon them until the Day of Resurrection those who would afflict them with the worst torment. Indeed, your Lord is swift in penalty; but indeed, He is Forgiving and Merciful

Süleyman AteşRabbin, "Elbette ta kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü yapacak kimseler gönderecektir!" diye ilan etmişti. Doğrusu, Rabbin çabuk ceza verendir ve O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir

7:168
وَقَطَّعۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أُمَمࣰ اۖ مِّنۡهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنۡهُمۡ دُونَ ذَٰلِكَۖ وَبَلَوۡنَٰهُم بِٱلۡحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ
وَقَطَّعْنَـٰهُمْ
ve onları ayırdık
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
أُمَمًۭا ۖ
topluluklara
مِّنْهُمُ
onlardan kimi
ٱلصَّـٰلِحُونَ
iyi kişilerdir
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
دُونَ
alçaktır
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
وَبَلَوْنَـٰهُم
ve onları sınadık
بِٱلْحَسَنَـٰتِ
iyiliklerle
وَٱلسَّيِّـَٔاتِ
ve kötülüklerle
لَعَلَّهُمْ
belki
يَرْجِعُونَ
dönerler (diye)

Saheeh InternationalAnd We divided them throughout the earth into nations. Of them some were righteous, and of them some were otherwise. And We tested them with good [times] and bad that perhaps they would return [to obedience]

Süleyman AteşOnları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kişilerdi, kimi de alçak! Belki dönerler diye onları iyiliklerle de, kötülüklerle de sınadık

7:169 📚 9
فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفࣱ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضࣱ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرࣱ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
فَخَلَفَ
ardından
مِنۢ
sonra onların
بَعْدِهِمْ
after them
خَلْفٌۭ
yerlerine geçip
وَرِثُوا۟
varis olanlar
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitaba
يَأْخُذُونَ
alıyorlar
عَرَضَ
menfaatini
هَـٰذَا
şu
ٱلْأَدْنَىٰ
alçak(dünyan)ın
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar ki
سَيُغْفَرُ
(nasıl olsa) bağışlanacağız
لَنَا
biz
وَإِن
ve eğer
يَأْتِهِمْ
kendilerine gelse
عَرَضٌۭ
bir menfaat daha
مِّثْلُهُۥ
ona benzer
يَأْخُذُوهُ ۚ
onu da alırlar
أَلَمْ
peki alınmamış mıydı?
يُؤْخَذْ
taken
عَلَيْهِم
kendilerinden
مِّيثَـٰقُ
misak (söz)
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap'ta
أَن
diye
لَّا
söylemeyecekler
يَقُولُوا۟
they will say
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
إِلَّا
başkasını
ٱلْحَقَّ
gerçekten
وَدَرَسُوا۟
ve öğrenmediler mi?
مَا
onun içindekini
فِيهِ ۗ
(is) in it
وَٱلدَّارُ
ve yurdu
ٱلْـَٔاخِرَةُ
Âhiret
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لِّلَّذِينَ
korunanlar için
يَتَّقُونَ ۗ
fear Allah
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use intellect

Saheeh InternationalAnd there followed them successors who inherited the Scripture [while] taking the commodities of this lower life and saying, "It will be forgiven for us." And if an offer like it comes to them, they will [again] take it. Was not the covenant of the Scripture taken from them that they would not say about Allah except the truth, and they studied what was in it? And the home of the Hereafter is better for those who fear Allah, so will you not use reason

Süleyman AteşOnların ardından, yerlerine geçip Kitaba varis olan birtakım insanlar geldi ki, onlar, şu alçak(dünyan)ın menfaatini alıyorlar: "Biz nasıl olsa bağışlanacağız!" diyorlar. Kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki "Allah hakkında, gerçekten başkasını, söylememeleri hususunda kendilerinden Kitap misakı alınmamış mıydı? Ve onun içindekini okuyup öğrenmediler mi? Âhiret yurdu, korunanlar için daha hayırlıdır. Düşünmüyor musunuz

7:170 📚 2
وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلۡكِتَٰبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُصۡلِحِينَ
وَٱلَّذِينَ
onlar ki
يُمَسِّكُونَ
sımsıkı sarılırlar
بِٱلْكِتَـٰبِ
Kitaba
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
إِنَّا
elbette biz
لَا
zayi etmeyiz
نُضِيعُ
[We] let go waste
أَجْرَ
ecrini
ٱلْمُصْلِحِينَ
iyiliğe çalışanların

Saheeh InternationalBut those who hold fast to the Book and establish prayer - indeed, We will not allow to be lost the reward of the reformers

Süleyman AteşO(koruna)nlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette biz, iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz

7:171 📚 3
۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةࣱ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةࣲ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
۞ وَإِذْ
hani
نَتَقْنَا
kaldırmıştık
ٱلْجَبَلَ
dağı
فَوْقَهُمْ
üzerlerine
كَأَنَّهُۥ
sanki gibi
ظُلَّةٌۭ
bir gölge
وَظَنُّوٓا۟
ve sanmışlardı
أَنَّهُۥ
onlar şüphesiz
وَاقِعٌۢ
üstlerine düşecek
بِهِمْ
onların
خُذُوا۟
tutun
مَآ
şeyi (Kitabı)
ءَاتَيْنَـٰكُم
size verdiğim
بِقُوَّةٍۢ
kuvvetle
وَٱذْكُرُوا۟
ve hatırlayın
مَا
olanı
فِيهِ
içinde
لَعَلَّكُمْ
belki
تَتَّقُونَ
korunursunuz

Saheeh InternationalAnd [mention] when We raised the mountain above them as if it was a dark cloud and they were certain that it would fall upon them, [and Allah said], "Take what We have given you with determination and remember what is in it that you might fear Allah

Süleyman AteşBir zaman da üzerlerine dağı, bir gölge gibi kaldırmıştık, üstlerine düşecek sanmışlardı: "Size verdiğim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demiştik)

7:172 📚 6
وَإِذۡ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِيٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَأَشۡهَدَهُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَلَسۡتُ بِرَبِّكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ شَهِدۡنَآۚ أَن تَقُولُواْ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنۡ هَٰذَا غَٰفِلِينَ
وَإِذْ
ve hani
أَخَذَ
almıştı
رَبُّكَ
Rabbin
مِنۢ
oğullarından
بَنِىٓ
(the) Children
ءَادَمَ
Adem
مِن
bellerinden
ظُهُورِهِمْ
their loins
ذُرِّيَّتَهُمْ
zürriyetlerini
وَأَشْهَدَهُمْ
ve şahid tutmuştu
عَلَىٰٓ
onları
أَنفُسِهِمْ
kendilerine
أَلَسْتُ
ben değil miyim?
بِرَبِّكُمْ ۖ
sizin Rabbiniz
قَالُوا۟
dediler
بَلَىٰ ۛ
evet
شَهِدْنَآ ۛ
şahidiz
أَن
demeyesiniz
تَقُولُوا۟
you say
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
إِنَّا
biz elbette
كُنَّا
idik
عَنْ
bundan
هَـٰذَا
this
غَـٰفِلِينَ
habersiz

Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord took from the children of Adam - from their loins - their descendants and made them testify of themselves, [saying to them], "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we have testified." [This] - lest you should say on the day of Resurrection, "Indeed, we were of this unaware

Süleyman AteşRabbin, Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şahid tutmuştu. "Evet, (buna) şahidiz!" dediler. kıyamet günü "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz

7:173
أَوۡ تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أَشۡرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةࣰ مِّنۢ بَعۡدِهِمۡۖ أَفَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
أَوْ
yahut
تَقُولُوٓا۟
demeyesiniz
إِنَّمَآ
şüphesiz
أَشْرَكَ
ortak koştu
ءَابَآؤُنَا
babalarımız
مِن
daha önce
قَبْلُ
before (us)
وَكُنَّا
biz de olduk
ذُرِّيَّةًۭ
bir nesil
مِّنۢ
onlardan sonra gelen
بَعْدِهِمْ ۖ
after them
أَفَتُهْلِكُنَا
bizi helak mı ediyorsun?
بِمَا
yüzünden
فَعَلَ
yaptıkları
ٱلْمُبْطِلُونَ
iptal edenlerin

Saheeh InternationalOr [lest] you say, "It was only that our fathers associated [others in worship] with Allah before, and we were but descendants after them. Then would You destroy us for what the falsifiers have done

Süleyman AteşYahut: "(Ne yapalım) daha önce babalarımız (Allah'a) ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesil old(uğumuz için öyle yapt)ık. (Gerçekleri) iptal edenlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı ediyorsun?" demeyesiniz diye (sizin Rabbiniz olduğum hakkında sizleri şahid tutmuştuk)

7:174
وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ
وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
وَلَعَلَّهُمْ
artık herhalde
يَرْجِعُونَ
döner(yola gelir)ler

Saheeh InternationalAnd thus do We [explain in] detail the verses, and perhaps they will return

Süleyman Ateşİşte biz, ayetleri böyle açıklıyoruz, artık herhalde döner(yola gelir)ler

7:175
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
وَٱتْلُ
ve oku
عَلَيْهِمْ
onlara
نَبَأَ
haberini
ٱلَّذِىٓ
ki
ءَاتَيْنَـٰهُ
kendisine verdik
ءَايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
فَٱنسَلَخَ
sıyrıldı çıktı'
مِنْهَا
onlardan
فَأَتْبَعَهُ
onu peşine taktı
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
فَكَانَ
böylece oldu
مِنَ
azgınlardan
ٱلْغَاوِينَ
those gone astray

Saheeh InternationalAnd recite to them, [O Muhammad], the news of him to whom we gave [knowledge of] Our signs, but he detached himself from them; so Satan pursued him, and he became of the deviators

Süleyman AteşOnlara şu adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı, çıktı, şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu

7:176 📚 6
وَلَوۡ شِئۡنَا لَرَفَعۡنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخۡلَدَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلۡكَلۡبِ إِن تَحۡمِلۡ عَلَيۡهِ يَلۡهَثۡ أَوۡ تَتۡرُكۡهُ يَلۡهَثۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۚ فَٱقۡصُصِ ٱلۡقَصَصَ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ
وَلَوْ
ve şayet
شِئْنَا
dileseydik
لَرَفَعْنَـٰهُ
elbette onu yükseltirdik
بِهَا
onlarla (ayetlerle)
وَلَـٰكِنَّهُۥٓ
fakat o
أَخْلَدَ
saplandı
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَٱتَّبَعَ
ve peşine düştü
هَوَىٰهُ ۚ
hevesinin
فَمَثَلُهُۥ
onun durumu
كَمَثَلِ
durumuna benzer
ٱلْكَلْبِ
şu köpeğin
إِن
eğer
تَحْمِلْ
varsan
عَلَيْهِ
üstüne
يَلْهَثْ
dilini sarkıtıp solur
أَوْ
veyahut
تَتْرُكْهُ
onu bıraksan
يَلْهَث ۚ
dilini sarkıtıp solur
ذَّٰلِكَ
işte budur
مَثَلُ
durumu
ٱلْقَوْمِ
toplumların
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
كَذَّبُوا۟
denied
بِـَٔايَـٰتِنَا ۚ
ayetlerimizi
فَٱقْصُصِ
anlat
ٱلْقَصَصَ
bu kıssayı
لَعَلَّهُمْ
belki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünürler

Saheeh InternationalAnd if We had willed, we could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought

Süleyman AteşDileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar

7:177
سَآءَ مَثَلًا ٱلۡقَوۡمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمۡ كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
سَآءَ
ne kötüdür
مَثَلًا
durumu
ٱلْقَوْمُ
topluluğun
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
كَذَّبُوا۟
denied
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَأَنفُسَهُمْ
ve kendilerine
كَانُوا۟
olan
يَظْلِمُونَ
zulmediyor

Saheeh InternationalHow evil an example [is that of] the people who denied Our signs and used to wrong themselves

Süleyman AteşAyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden topluluğun durumu ne kötüdür

7:178
مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِيۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
مَن
kime
يَهْدِ
yol gösterirse
ٱللَّهُ
Allah
فَهُوَ
işte odur
ٱلْمُهْتَدِى ۖ
yolu bulan
وَمَن
ve kimi de
يُضْلِلْ
saptırırsa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Saheeh InternationalWhoever Allah guides - he is the [rightly] guided; and whoever He sends astray - it is those who are the losers

Süleyman AteşAllah kime yol gösterirse, işte yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, işte ziyana uğrayanlar onlardır

7:179
وَلَقَدۡ ذَرَأۡنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِۖ لَهُمۡ قُلُوبࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ بِهَا وَلَهُمۡ أَعۡيُنࣱ لَّا يُبۡصِرُونَ بِهَا وَلَهُمۡ ءَاذَانࣱ لَّا يَسۡمَعُونَ بِهَآۚ أُوْلَٰٓئِكَ كَٱلۡأَنۡعَٰمِ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡغَٰفِلُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ذَرَأْنَا
yarattık
لِجَهَنَّمَ
cehennem için
كَثِيرًۭا
birçok
مِّنَ
cin
ٱلْجِنِّ
the jinn
وَٱلْإِنسِ ۖ
ve insan
لَهُمْ
vardır
قُلُوبٌۭ
kalbleri
لَّا
fakat anlamazlar
يَفْقَهُونَ
they understand
بِهَا
onlarla
وَلَهُمْ
vardır
أَعْيُنٌۭ
gözleri
لَّا
fakat görmezler
يُبْصِرُونَ
they see
بِهَا
onlarla
وَلَهُمْ
ve vardır
ءَاذَانٌۭ
kulakları
لَّا
fakat işitmezler
يَسْمَعُونَ
they hear
بِهَآ ۚ
onlarla
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
كَٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanlar gibidir
بَلْ
hatta
هُمْ
onlar
أَضَلُّ ۚ
daha da sapıktır
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْغَـٰفِلُونَ
gafiller

Saheeh InternationalAnd We have certainly created for Hell many of the jinn and mankind. They have hearts with which they do not understand, they have eyes with which they do not see, and they have ears with which they do not hear. Those are like livestock; rather, they are more astray. It is they who are the heedless

Süleyman AteşAndolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve işte gafiller onlardır

7:180
وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُواْ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِيٓ أَسۡمَٰٓئِهِۦۚ سَيُجۡزَوۡنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَلِلَّهِ
ve Allah'ındır
ٱلْأَسْمَآءُ
isimler
ٱلْحُسْنَىٰ
en güzel
فَٱدْعُوهُ
o halde O'na du'a edin
بِهَا ۖ
onlarla
وَذَرُوا۟
ve bırakın
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يُلْحِدُونَ
eğriliğe sapan(ları)
فِىٓ
hakkında
أَسْمَـٰٓئِهِۦ ۚ
O'nun isimleri
سَيُجْزَوْنَ
onlar cezasını çekeceklerdir
مَا
şeylerin
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalAnd to Allah belong the best names, so invoke Him by them. And leave [the company of] those who practice deviation concerning His names. They will be recompensed for what they have been doing

Süleyman AteşEn güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (güzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir

7:181 📚 2
وَمِمَّنۡ خَلَقۡنَآ أُمَّةࣱ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ
وَمِمَّنْ
vardır
خَلَقْنَآ
yarattıklarımız içinde
أُمَّةٌۭ
bir ümmet
يَهْدُونَ
doğruya götüren
بِٱلْحَقِّ
hak ile
وَبِهِۦ
ve onunla
يَعْدِلُونَ
adalet yapan

Saheeh InternationalAnd among those We created is a community which guides by truth and thereby establishes justice

Süleyman AteşYarattıklarımız içinde, doğrulukla hakka götüren ve hak ile adalet yapan bir ümmet de vardır

7:182
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
كَذَّبُوا۟
yalanlayanları
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
سَنَسْتَدْرِجُهُم
yavaş yavaş helake yaklaştıracağız
مِّنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
hiç
يَعْلَمُونَ
bilmeyecekleri

Saheeh InternationalBut those who deny Our signs - We will progressively lead them [to destruction] from where they do not know

Süleyman AteşAyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız

7:183 📚 1
وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ
وَأُمْلِى
ve mühlet veriyorum
لَهُمْ ۚ
onlara
إِنَّ
şüphesiz
كَيْدِى
benim tuzağım
مَتِينٌ
sağlamdır

Saheeh InternationalAnd I will give them time. Indeed, my plan is firm

Süleyman AteşOnlara mühlet veriyorum, çünkü benim tuzağım sağlamdır

7:184
أَوَلَمۡ يَتَفَكَّرُواْۗ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينٌ
أَوَلَمْ
düşünmediler mi ki
يَتَفَكَّرُوا۟ ۗ
they reflect
مَا
yoktur
بِصَاحِبِهِم
arkadaşlarında
مِّن
hiçbir
جِنَّةٍ ۚ
delilik
إِنْ
o
هُوَ
he
إِلَّا
ancak
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıdır
مُّبِينٌ
apaçık

Saheeh InternationalThen do they not give thought? There is in their companion [Muhammad] no madness. He is not but a clear warner

Süleyman AteşDüşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır

7:185 📚 3
أَوَلَمۡ يَنظُرُواْ فِي مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءࣲ وَأَنۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقۡتَرَبَ أَجَلُهُمۡۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
أَوَلَمْ
bakmadılar mı?
يَنظُرُوا۟
they look
فِى
melekutuna
مَلَكُوتِ
(the) dominion
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve
خَلَقَ
yarattığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِن
şeylere
شَىْءٍۢ
(every)thing
وَأَنْ
ve
عَسَىٰٓ
belkide
أَن
olabileceğine
يَكُونَ
has
قَدِ
muhakkak
ٱقْتَرَبَ
yaklaşmış
أَجَلُهُمْ ۖ
ecellerinin
فَبِأَىِّ
peki hangi
حَدِيثٍۭ
söze
بَعْدَهُۥ
bundan sonra
يُؤْمِنُونَ
inanacaklar

Saheeh InternationalDo they not look into the realm of the heavens and the earth and everything that Allah has created and [think] that perhaps their appointed time has come near? So in what statement hereafter will they believe

Süleyman AteşGöklerin, yerin melekutuna ve Allah'ın yarattığı şeylere ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bak(ıp ibret al)madılar mı? Peki bun(a inanmadık)dan sonra hangi söze inanacaklar

7:186 📚 1
مَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِيَ لَهُۥۚ وَيَذَرُهُمۡ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
مَن
kimi
يُضْلِلِ
saptırırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَلَا
artık olmaz
هَادِىَ
yol gösteren
لَهُۥ ۚ
onun için
وَيَذَرُهُمْ
ve bırakır onları
فِى
içinde
طُغْيَـٰنِهِمْ
azgınlıkları
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar

Saheeh InternationalWhoever Allah sends astray - there is no guide for him. And He leaves them in their transgression, wandering blindly

Süleyman AteşAllah kimi saptırırsa, artık onun için yol gösteren olmaz. Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar

7:187
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ رَبِّيۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقۡتِهَآ إِلَّا هُوَۚ ثَقُلَتۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا تَأۡتِيكُمۡ إِلَّا بَغۡتَةࣰۗ يَسۡـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنۡهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
عَنِ
sa'at(in)den
ٱلسَّاعَةِ
the Hour
أَيَّانَ
ne zaman (diye)
مُرْسَىٰهَا ۖ
gelip çatması
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
ancak
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
رَبِّى ۖ
Rabbimin
لَا
Onu açığa çıkaramaz
يُجَلِّيهَا
can reveal [it]
لِوَقْتِهَآ
tam zamanında
إِلَّا
başkası
هُوَ ۚ
O'ndan
ثَقُلَتْ
O ağır gelmiştir
فِى
göklere de
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۚ
yere de
لَا
O size gelmez
تَأْتِيكُمْ
will it come to you
إِلَّا
ancak
بَغْتَةًۭ ۗ
ansızın
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
كَأَنَّكَ
sanki sen
حَفِىٌّ
biliyormuşsun
عَنْهَا ۖ
onu
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
muhakkak
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Saheeh InternationalThey ask you, [O Muhammad], about the Hour: when is its arrival? Say, "Its knowledge is only with my Lord. None will reveal its time except Him. It lays heavily upon the heavens and the earth. It will not come upon you except unexpectedly." They ask you as if you are familiar with it. Say, "Its knowledge is only with Allah, but most of the people do not know

Süleyman AteşSana (Duruşma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler

7:188 📚 1
قُل لَّآ أَمۡلِكُ لِنَفۡسِي نَفۡعࣰ ا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ وَلَوۡ كُنتُ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ لَٱسۡتَكۡثَرۡتُ مِنَ ٱلۡخَيۡرِ وَمَا مَسَّنِيَ ٱلسُّوٓءُۚ إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ وَبَشِيرࣱ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
قُل
de ki
لَّآ
değilim
أَمْلِكُ
ben sahip
لِنَفْسِى
kendime
نَفْعًۭا
bir faydaya
وَلَا
ne de
ضَرًّا
bir zarara
إِلَّا
başka
مَا
dilediğinden
شَآءَ
wills
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
وَلَوْ
eğer
كُنتُ
bilseydim
أَعْلَمُ
know
ٱلْغَيْبَ
gaybı
لَٱسْتَكْثَرْتُ
elbete çok elde ederdim
مِنَ
hayır (mal ve mülk)
ٱلْخَيْرِ
the good
وَمَا
bana dokunmamıştır
مَسَّنِىَ
(could) have touched me
ٱلسُّوٓءُ ۚ
kötülük
إِنْ
ben
أَنَا۠
(am) I
إِلَّا
sadece
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcı
وَبَشِيرٌۭ
ve müjdeleyiciyim
لِّقَوْمٍۢ
bir kavim için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Saheeh InternationalSay, "I hold not for myself [the power of] benefit or harm, except what Allah has willed. And if I knew the unseen, I could have acquired much wealth, and no harm would have touched me. I am not except a warner and a bringer of good tidings to a people who believe

Süleyman AteşDe ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. Bana kötülük dokunmamış (beni cin çarpmamış)tır. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim

7:189 📚 1
۞هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَٰحِدَةࣲ وَجَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡهَاۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتۡ حَمۡلًا خَفِيفࣰ ا فَمَرَّتۡ بِهِۦۖ فَلَمَّآ أَثۡقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنۡ ءَاتَيۡتَنَا صَٰلِحࣰ ا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
۞ هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَكُم
sizi yarattı
مِّن
nefisten
نَّفْسٍۢ
a soul
وَٰحِدَةٍۢ
bir tek
وَجَعَلَ
ve var eti
مِنْهَا
ondan
زَوْجَهَا
eşini
لِيَسْكُنَ
(gönlü) sukün bulsun diye
إِلَيْهَا ۖ
onunla
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَغَشَّىٰهَا
eşini sarıp örtünce
حَمَلَتْ
(eşi) yüklendi
حَمْلًا
bir yük
خَفِيفًۭا
hafif
فَمَرَّتْ
gezdirdi
بِهِۦ ۖ
onu
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَثْقَلَت
(yükü) ağırlaşınca
دَّعَوَا
ikisi beraber du'a ettiler
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبَّهُمَا
Rableri
لَئِنْ
eğer
ءَاتَيْتَنَا
bize verirsen
صَـٰلِحًۭا
iyi güzel (bir çocuk)
لَّنَكُونَنَّ
elbette oluruz
مِنَ
şükredenlerden
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the thankful

Saheeh InternationalIt is He who created you from one soul and created from it its mate that he might dwell in security with her. And when he covers her, she carries a light burden and continues therein. And when it becomes heavy, they both invoke Allah, their Lord, "If You should give us a good [child], we will surely be among the grateful

Süleyman AteşO'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce (eşiyle birleşince) eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. (Yükü) ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" (dediler)

7:190
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحࣰ ا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَاۚ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
فَلَمَّآ
fakat ne zaman
ءَاتَىٰهُمَا
(Allah) verdi onlara
صَـٰلِحًۭا
iyi güzel (bir çocuk)'
جَعَلَا
başladılar
لَهُۥ
O'na
شُرَكَآءَ
ortaklar koşmağa
فِيمَآ
şeyde
ءَاتَىٰهُمَا ۚ
kendilerine verdiği
فَتَعَـٰلَى
oysa yücedir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları

Saheeh InternationalBut when He gives them a good [child], they ascribe partners to Him concerning that which He has given them. Exalted is Allah above what they associate with Him

Süleyman AteşFakat (Allah) onlara iyi, güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği şeyde Allah'a ortaklar koşmağa başladılar. Allah ise onların ortak koştukları şeylerden yücedir

7:191
أَيُشۡرِكُونَ مَا لَا يَخۡلُقُ شَيۡـࣰٔ ا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ
أَيُشْرِكُونَ
ortak mı koşuyorlar?
مَا
şeyleri
لَا
yaratmayan
يَخْلُقُ
create
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَهُمْ
ve kendileri
يُخْلَقُونَ
yaratılan

Saheeh InternationalDo they associate with Him those who create nothing and they are [themselves] created

Süleyman AteşHiçbir şey yaratmayan, kendileri yaratılan şeyleri (Allah'a) ortak mı koşuyorlar

7:192
وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ لَهُمۡ نَصۡرࣰ ا وَلَآ أَنفُسَهُمۡ يَنصُرُونَ
وَلَا
güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
لَهُمْ
onlara
نَصْرًۭا
yardım etmeye
وَلَآ
ne de
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
يَنصُرُونَ
yardım edebilirler

Saheeh InternationalAnd the false deities are unable to [give] them help, nor can they help themselves

Süleyman Ateş(O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

7:193
وَإِن تَدۡعُوهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمۡۚ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡ أَدَعَوۡتُمُوهُمۡ أَمۡ أَنتُمۡ صَٰمِتُونَ
وَإِن
şayet
تَدْعُوهُمْ
onları çağırsanız
إِلَى
doğru yola
ٱلْهُدَىٰ
the guidance
لَا
size uymazlar
يَتَّبِعُوكُمْ ۚ
will they follow you
سَوَآءٌ
birdir
عَلَيْكُمْ
sizin için
أَدَعَوْتُمُوهُمْ
onları çağırmanız
أَمْ
ya da
أَنتُمْ
sizin
صَـٰمِتُونَ
susmanız

Saheeh InternationalAnd if you [believers] invite them to guidance, they will not follow you. It is all the same for you whether you invite them or you are silent

Süleyman AteşOnları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Ha onları çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, sizin için birdir

7:194 📚 9
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمۡثَالُكُمۡۖ فَٱدۡعُوهُمۡ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
تَدْعُونَ
yalvardıklarınız
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
عِبَادٌ
kullardır
أَمْثَالُكُمْ ۖ
sizler gibi
فَٱدْعُوهُمْ
çağırın onları da
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
cevap versinler
لَكُمْ
size
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğru

Saheeh InternationalIndeed, those you [polytheists] call upon besides Allah are servants like you. So call upon them and let them respond to you, if you should be truthful

Süleyman AteşAllah'tan başka yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, (onların tanrı olduğu hakkındaki iddianızda) doğru iseniz, çağırın onları da size cevap versinler

7:195 📚 2
أَلَهُمۡ أَرۡجُلࣱ يَمۡشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَيۡدࣲ يَبۡطِشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَعۡيُنࣱ يُبۡصِرُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ ءَاذَانࣱ يَسۡمَعُونَ بِهَاۗ قُلِ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ
أَلَهُمْ
onların var mı?
أَرْجُلٌۭ
ayakları
يَمْشُونَ
yürüyecekleri
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yada
لَهُمْ
var mı?
أَيْدٍۢ
elleri
يَبْطِشُونَ
tutacakları
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
var mı?
أَعْيُنٌۭ
gözleri
يُبْصِرُونَ
görecekleri
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yahut
لَهُمْ
mı var?
ءَاذَانٌۭ
kulakları
يَسْمَعُونَ
işitecekleri
بِهَا ۗ
onunla
قُلِ
de ki
ٱدْعُوا۟
çağırın
شُرَكَآءَكُمْ
ortak(koştuk)larınızı
ثُمَّ
sonra
كِيدُونِ
bana tuzak kurun
فَلَا
hiç
تُنظِرُونِ
göz açtırmayın bana

Saheeh InternationalDo they have feet by which they walk? Or do they have hands by which they strike? Or do they have eyes by which they see? Or do they have ears by which they hear? Say, [O Muhammad], "Call your 'partners' and then conspire against me and give me no respite

Süleyman AteşOnların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulaklarımı var? De ki: "(Allah'a) ortak(koştuk)larınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hiç göz açtırmayın bana

7:196
إِنَّ وَلِـِّۧيَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡكِتَٰبَۖ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ
إِنَّ
muhakkak
وَلِـِّۧىَ
benim velim
ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلَّذِى
o ki
نَزَّلَ
indirdi
ٱلْكِتَـٰبَ ۖ
Kitabı
وَهُوَ
ve O
يَتَوَلَّى
yönetir
ٱلصَّـٰلِحِينَ
iyileri

Saheeh InternationalIndeed, my protector is Allah, who has sent down the Book; and He is an ally to the righteous

Süleyman AteşBenim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yönetir (korur)

7:197
وَٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَكُمۡ وَلَآ أَنفُسَهُمۡ يَنصُرُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
تَدْعُونَ
yalvardıklarınız
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
لَا
güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
نَصْرَكُمْ
size yardım etmeye
وَلَآ
ne de
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
يَنصُرُونَ
yardım edebilirler

Saheeh InternationalAnd those you call upon besides Him are unable to help you, nor can they help themselves

Süleyman AteşO'ndan başka yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

7:198
وَإِن تَدۡعُوهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ لَا يَسۡمَعُواْۖ وَتَرَىٰهُمۡ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ وَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ
وَإِن
eğer
تَدْعُوهُمْ
onları çağırsanız
إِلَى
hidayete
ٱلْهُدَىٰ
the guidance
لَا
işitmezler
يَسْمَعُوا۟ ۖ
do they not
وَتَرَىٰهُمْ
ve görürsün
يَنظُرُونَ
baktıklarını
إِلَيْكَ
sana
وَهُمْ
oysa onlar
لَا
görmezler
يُبْصِرُونَ
(do) they see

Saheeh InternationalAnd if you invite them to guidance, they do not hear; and you see them looking at you while they do not see

Süleyman AteşOnları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler

7:199 📚 20
خُذِ ٱلۡعَفۡوَ وَأۡمُرۡ بِٱلۡعُرۡفِ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡجَٰهِلِينَ
خُذِ
al
ٱلْعَفْوَ
affı
وَأْمُرْ
emret
بِٱلْعُرْفِ
iyiliği
وَأَعْرِضْ
yüz çevir
عَنِ
cahillerden
ٱلْجَـٰهِلِينَ
the ignorant

Saheeh InternationalTake what is given freely, enjoin what is good, and turn away from the ignorant

Süleyman AteşAffı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme

7:200 📚 4
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ نَزۡغࣱ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
وَإِمَّا
ne zaman
يَنزَغَنَّكَ
seni dürtüklerse
مِنَ
şeytandan
ٱلشَّيْطَـٰنِ
[the] Shaitaan
نَزْغٌۭ
bir kötü düşünce
فَٱسْتَعِذْ
hemen sığın
بِٱللَّهِ ۚ
Allah'a
إِنَّهُۥ
çünkü O
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir

Saheeh InternationalAnd if an evil suggestion comes to you from Satan, then seek refuge in Allah. Indeed, He is Hearing and Knowing

Süleyman AteşNe zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir

7:201
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ إِذَا مَسَّهُمۡ طَٰٓئِفࣱ مِّنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبۡصِرُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱتَّقَوْا۟
(Allah'tan) korkanlar
إِذَا
zaman
مَسَّهُمْ
kendilerine dokunduğu
طَـٰٓئِفٌۭ
bir vesvese
مِّنَ
şeytandan
ٱلشَّيْطَـٰنِ
the Shaitaan
تَذَكَّرُوا۟
düşünürler
فَإِذَا
ve o zaman
هُم
onlar
مُّبْصِرُونَ
(gerçeği) görürler

Saheeh InternationalIndeed, those who fear Allah - when an impulse touches them from Satan, they remember [Him] and at once they have insight

Süleyman AteşAllah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman düşünür, (gerçeği) görürler

7:202 📚 2
وَإِخۡوَٰنُهُمۡ يَمُدُّونَهُمۡ فِي ٱلۡغَيِّ ثُمَّ لَا يُقۡصِرُونَ
وَإِخْوَٰنُهُمْ
kardeşleri ise
يَمُدُّونَهُمْ
onları çekerler
فِى
içine
ٱلْغَىِّ
azgınlığın
ثُمَّ
sonra
لَا
hiç
يُقْصِرُونَ
yakalarını bırakmazlar

Saheeh InternationalBut their brothers - the devils increase them in error; then they do not stop short

Süleyman AteşKardeşleri ise onları, azgınlığa çekerler, hiç yakalarını bırakmazlar

7:203 📚 2
وَإِذَا لَمۡ تَأۡتِهِم بِـَٔايَةࣲ قَالُواْ لَوۡلَا ٱجۡتَبَيۡتَهَاۚ قُلۡ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّ مِن رَّبِّيۚ هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمۡ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
وَإِذَا
zaman
لَمْ
onlara getirmediğin
تَأْتِهِم
you bring them
بِـَٔايَةٍۢ
bir ayet
قَالُوا۟
derler
لَوْلَا
keşke
ٱجْتَبَيْتَهَا ۚ
bunu da derleseydin ya
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
ben ancak
أَتَّبِعُ
uyuyorum
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyolunana
إِلَىَّ
bana
مِن
Rabbimden
رَّبِّى ۚ
my Lord
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَآئِرُ
basiretlerdir
مِن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
وَهُدًۭى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Saheeh InternationalAnd when you, [O Muhammad], do not bring them a sign, they say, "Why have you not contrived it?" Say, "I only follow what is revealed to me from my Lord. This [Qur'an] is enlightenment from your Lord and guidance and mercy for a people who believe

Süleyman AteşOnlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir

7:204 📚 1
وَإِذَا قُرِئَ ٱلۡقُرۡءَانُ فَٱسۡتَمِعُواْ لَهُۥ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
وَإِذَا
zaman
قُرِئَ
okunduğu
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
فَٱسْتَمِعُوا۟
dinleyin
لَهُۥ
onu
وَأَنصِتُوا۟
ve susun
لَعَلَّكُمْ
umulur ki size
تُرْحَمُونَ
merhamet olunur

Saheeh InternationalSo when the Qur'an is recited, then listen to it and pay attention that you may receive mercy

Süleyman AteşKur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin

7:205 📚 6
وَٱذۡكُر رَّبَّكَ فِي نَفۡسِكَ تَضَرُّعࣰ ا وَخِيفَةࣰ وَدُونَ ٱلۡجَهۡرِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡغَٰفِلِينَ
وَٱذْكُر
ve hatırla
رَّبَّكَ
Rabbini
فِى
içinden
نَفْسِكَ
yourself
تَضَرُّعًۭا
yalvararak
وَخِيفَةًۭ
ve korkarak
وَدُونَ
ve olmayan
ٱلْجَهْرِ
yüksek
مِنَ
bir sesle
ٱلْقَوْلِ
[the] words
بِٱلْغُدُوِّ
sabah
وَٱلْـَٔاصَالِ
ve akşam
وَلَا
olma
تَكُن
be
مِّنَ
gafillerden
ٱلْغَـٰفِلِينَ
the heedless

Saheeh InternationalAnd remember your Lord within yourself in humility and in fear without being apparent in speech - in the mornings and the evenings. And do not be among the heedless

Süleyman AteşRabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma

7:206 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسۡجُدُونَۤ۩
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
olanlar
عِندَ
yanında
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا
büyüklenmezler
يَسْتَكْبِرُونَ
(do) they turn away in pride
عَنْ
O'na kulluktan
عِبَادَتِهِۦ
His worship
وَيُسَبِّحُونَهُۥ
ve O'nu tesbih ederler
وَلَهُۥ
ve O'na
يَسْجُدُونَ ۩
secde ederler

Saheeh InternationalIndeed, those who are near your Lord are not prevented by arrogance from His worship, and they exalt Him, and to Him they prostrate

Süleyman AteşRabbinin yanında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler

← Önceki Sonraki →

7. Al-A'raaf Suresi | Anlam Arayışı