☪ Anlam Arayışı

7. Al-A'raaf سُورَةُ الأَعۡرَافِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
7:1
الٓمٓصٓ
الٓمٓصٓ
Elif Lâm Mîm Sâd

Yusuf AliAlif, Lam, Mim, Sad

Elmalılı Hamdi YazırElif, lâm, mîm, sâd

7:2
كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيۡكَ فَلَا يَكُن فِي صَدۡرِكَ حَرَجࣱ مِّنۡهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
كِتَـٰبٌ
bir Kitaptır
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
فَلَا
olmasın
يَكُن
be
فِى
göğsünde
صَدْرِكَ
your breast
حَرَجٌۭ
bir sıkıntı
مِّنْهُ
onunla
لِتُنذِرَ
uyarman
بِهِۦ
hususunda
وَذِكْرَىٰ
ve öğüt (vermen)
لِلْمُؤْمِنِينَ
inananlara

Yusuf AliA Book revealed unto thee,- So let thy heart be oppressed no more by any difficulty on that account,- that with it thou mightest warn (the erring) and teach the Believers

Elmalılı Hamdi Yazır(Bu,) sana indirilen bir Kitab'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın

7:3 📚 4
ٱتَّبِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ وَلَا تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۗ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ
ٱتَّبِعُوا۟
uyun
مَآ
şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكُم
size
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
وَلَا
ve uymayın
تَتَّبِعُوا۟
follow
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦٓ
beside Him
أَوْلِيَآءَ ۗ
velilere
قَلِيلًۭا
ne kadar da az
مَّا
öğüt alıyorsunuz
تَذَكَّرُونَ
you remember

Yusuf AliFollow (O men!) the revelation given unto you from your Lord, and follow not, as friends or protectors, other than Him. Little it is ye remember of admonition

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz

7:4
وَكَم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأۡسُنَا بَيَٰتًا أَوۡ هُمۡ قَآئِلُونَ
وَكَم
ve nice
مِّن
kent(ler)i
قَرْيَةٍ
a city
أَهْلَكْنَـٰهَا
helak ettik
فَجَآءَهَا
onlara geliverdi
بَأْسُنَا
azabımız
بَيَـٰتًا
gece yatarlarken
أَوْ
yahut
هُمْ
onlar
قَآئِلُونَ
gündüz uyurlarken

Yusuf AliHow many towns have We destroyed (for their sins)? Our punishment took them on a sudden by night or while they slept for their afternoon rest

Elmalılı Hamdi YazırNice kentler helak ettik. Gece yatarlarken, yahut gündüz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi

7:5
فَمَا كَانَ دَعۡوَىٰهُمۡ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
فَمَا
kalmadı
كَانَ
yalvarıları
دَعْوَىٰهُمْ
their plea
إِذْ
zaman
جَآءَهُم
onlara geldiği
بَأْسُنَآ
azabımız
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوٓا۟
they said
إِنَّا
biz gerçekten
كُنَّا
zalimlermişiz
ظَـٰلِمِينَ
wrongdoers

Yusuf AliWhen (thus) Our punishment took them, no cry did they utter but this: "Indeed we did wrong

Elmalılı Hamdi YazırAzabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarışları kalmadı

7:6
فَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرۡسِلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
فَلَنَسْـَٔلَنَّ
soracağız
ٱلَّذِينَ
olanlara
أُرْسِلَ
elçi gönderilmiş
إِلَيْهِمْ
kendilerine
وَلَنَسْـَٔلَنَّ
ve soracağız
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçilere

Yusuf AliThen shall we question those to whom Our message was sent and those by whom We sent it

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine elçi gönderilmiş olanlara da soracağız, gönderilen elçilere de soracağız

7:7
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيۡهِم بِعِلۡمࣲۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ
فَلَنَقُصَّنَّ
ve elbette anlatacağız
عَلَيْهِم
onlara
بِعِلْمٍۢ ۖ
bilgi ile
وَمَا
zira
كُنَّا
değiliz biz
غَآئِبِينَ
onlardan uzak

Yusuf AliAnd verily, We shall recount their whole story with knowledge, for We were never absent (at any time or place)

Elmalılı Hamdi YazırVe elbette onlara, olanbiten herşeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değiliz

7:8
وَٱلۡوَزۡنُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّۚ فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
وَٱلْوَزْنُ
ve tartı
يَوْمَئِذٍ
o gün
ٱلْحَقُّ ۚ
tam doğrudur
فَمَن
kimin
ثَقُلَتْ
ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtulanlardır

Yusuf AliThe balance that day will be true (to nicety): those whose scale (of good) will be heavy, will prosper

Elmalılı Hamdi YazırO gün (amelleri tartacak) terazi haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır

7:9
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَظۡلِمُونَ
وَمَنْ
kimin
خَفَّتْ
hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar da
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lardır)
أَنفُسَهُم
kendilerini
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
ayetlerimize
بِـَٔايَـٰتِنَا
to Our Verses
يَظْلِمُونَ
haksızlık etmelerinden

Yusuf AliThose whose scale will be light, will be their souls in perdition, for that they wrongfully treated Our signs

Elmalılı Hamdi YazırKimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır

7:10
وَلَقَدۡ مَكَّنَّٰكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَۗ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
وَلَقَدْ
ve doğrusu
مَكَّنَّـٰكُمْ
biz sizi yerleştirdik
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَجَعَلْنَا
ve verdik
لَكُمْ
size
فِيهَا
orada
مَعَـٰيِشَ ۗ
geçimlikler
قَلِيلًۭا
ne kadar da az
مَّا
şükrediyorsunuz
تَشْكُرُونَ
you (are) grateful

Yusuf AliIt is We Who have placed you with authority on earth, and provided you therein with means for the fulfilment of your life: small are the thanks that ye give

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz

7:11 📚 1
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ ثُمَّ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ لَمۡ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَـٰكُمْ
sizi yarattık
ثُمَّ
sonra
صَوَّرْنَـٰكُمْ
size biçim verdik
ثُمَّ
sonra da
قُلْنَا
dedik
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
meleklere
ٱسْجُدُوا۟
secde edin
لِـَٔادَمَ
Adem'e
فَسَجَدُوٓا۟
hepsi secde ettiler
إِلَّآ
hariç
إِبْلِيسَ
İblis
لَمْ
o olmadı
يَكُن
he was
مِّنَ
secde edenlerden
ٱلسَّـٰجِدِينَ
those who prostrated

Yusuf AliIt is We Who created you and gave you shape; then We bade the angels bow down to Adam, and they bowed down; not so Iblis; He refused to be of those who bow down

Elmalılı Hamdi YazırSizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı

7:12 📚 5
قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسۡجُدَ إِذۡ أَمَرۡتُكَۖ قَالَ أَنَا۠ خَيۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينࣲ‏
قَالَ
dedi
مَا
nedir?
مَنَعَكَ
seni alıkoyan
أَلَّا
secde etmekten
تَسْجُدَ
you prostrate
إِذْ
zaman
أَمَرْتُكَ ۖ
sana emrettiğim
قَالَ
dedi
أَنَا۠
ben
خَيْرٌۭ
hayırlıyım
مِّنْهُ
ondan
خَلَقْتَنِى
beni yarattın
مِن
ateşten
نَّارٍۢ
fire
وَخَلَقْتَهُۥ
onu ise yarattın
مِن
çamurdan
طِينٍۢ
clay

Yusuf Ali(God) said: "What prevented thee from bowing down when I commanded thee?" He said: "I am better than he: Thou didst create me from fire, and him from clay

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın

7:13
قَالَ فَٱهۡبِطۡ مِنۡهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخۡرُجۡ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ
قَالَ
dedi
فَٱهْبِطْ
öyle ise in
مِنْهَا
oradan
فَمَا
değildir
يَكُونُ
(haddin)
لَكَ
senin
أَن
büyüklük taslamak
تَتَكَبَّرَ
you be arrogant
فِيهَا
orada
فَٱخْرُجْ
çık
إِنَّكَ
çünkü sen
مِنَ
aşağılıklardansın
ٱلصَّـٰغِرِينَ
the disgraced ones

Yusuf Ali(God) said: "Get thee down from this: it is not for thee to be arrogant here: get out, for thou art of the meanest (of creatures)

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın

7:14 📚 1
قَالَ أَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
قَالَ
dedi
أَنظِرْنِىٓ
bana süre ver
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
tekrar dirilecekleri

Yusuf AliHe said: "Give me respite till the day they are raised up

Elmalılı Hamdi Yazır(İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver

7:15 📚 2
قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ
قَالَ
dedi ki
إِنَّكَ
haydi sen
مِنَ
süre verilmişlerdensin
ٱلْمُنظَرِينَ
the ones given respite

Yusuf Ali(God) said: "Be thou among those who have respite

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin

7:16
قَالَ فَبِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأَقۡعُدَنَّ لَهُمۡ صِرَٰطَكَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ
قَالَ
dedi ki
فَبِمَآ
karşılık
أَغْوَيْتَنِى
beni azdırmana
لَأَقْعُدَنَّ
ben de oturacağım
لَهُمْ
onlar(ı saptırmak) için
صِرَٰطَكَ
senin yolunun üstüne
ٱلْمُسْتَقِيمَ
doğru

Yusuf AliHe said: "Because thou hast thrown me out of the way, lo! I will lie in wait for them on thy straight way

Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım

7:17 📚 3
ثُمَّ لَأٓتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَيۡمَٰنِهِمۡ وَعَن شَمَآئِلِهِمۡۖ وَلَا تَجِدُ أَكۡثَرَهُمۡ شَٰكِرِينَ
ثُمَّ
sonra
لَـَٔاتِيَنَّهُم
onlara sokulacağım
مِّنۢ
önlerinden
بَيْنِ
before
أَيْدِيهِمْ
them
وَمِنْ
ce
خَلْفِهِمْ
arkalarından
وَعَنْ
ve
أَيْمَـٰنِهِمْ
sağlarından
وَعَن
ve
شَمَآئِلِهِمْ ۖ
sollarından
وَلَا
ve
تَجِدُ
bulmayacaksın
أَكْثَرَهُمْ
çoklarını
شَـٰكِرِينَ
şükredenlerden

Yusuf AliThen will I assault them from before them and behind them, from their right and their left: Nor wilt thou find, in most of them, gratitude (for thy mercies)

Elmalılı Hamdi YazırSonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın

7:18
قَالَ ٱخۡرُجۡ مِنۡهَا مَذۡءُومࣰ ا مَّدۡحُورࣰ اۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمۡ أَجۡمَعِينَ
قَالَ
buyurdu
ٱخْرُجْ
haydi çık
مِنْهَا
oradan
مَذْءُومًۭا
yerilmiş olarak
مَّدْحُورًۭا ۖ
ve kovulmuş olarak
لَّمَن
andolsun kim
تَبِعَكَ
sana uyarsa
مِنْهُمْ
onlardan
لَأَمْلَأَنَّ
dolduracağım
جَهَنَّمَ
cehennemi
مِنكُمْ
sizin
أَجْمَعِينَ
hepinizle

Yusuf Ali(God) said: "Get out from this, disgraced and expelled. If any of them follow thee,- Hell will I fill with you all

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım

7:19 📚 1
وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَيَـٰٓـَٔادَمُ
ve ey Adem
ٱسْكُنْ
durun
أَنتَ
sen
وَزَوْجُكَ
ve eşin
ٱلْجَنَّةَ
cennette
فَكُلَا
yeyin
مِنْ
yerden
حَيْثُ
wherever
شِئْتُمَا
dilediğiniz
وَلَا
fakat
تَقْرَبَا
yaklaşmayın
هَـٰذِهِ
şu
ٱلشَّجَرَةَ
ağaca
فَتَكُونَا
yoksa olursunuz
مِنَ
zalimlerden
ٱلظَّـٰلِمِينَ
the wrongdoers

Yusuf AliO Adam! dwell thou and thy wife in the Garden, and enjoy (its good things) as ye wish: but approach not this tree, or ye run into harm and transgression

Elmalılı Hamdi Yazır(Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

7:20 📚 3
فَوَسۡوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ لِيُبۡدِيَ لَهُمَا مَا وُۥرِيَ عَنۡهُمَا مِن سَوۡءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنۡ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيۡنِ أَوۡ تَكُونَا مِنَ ٱلۡخَٰلِدِينَ
فَوَسْوَسَ
derken fısıldadı
لَهُمَا
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
لِيُبْدِىَ
göstermek için
لَهُمَا
kendilerine
مَا
olan
وُۥرِىَ
gizlenmiş
عَنْهُمَا
onların
مِن
çirkin yerlerinden
سَوْءَٰتِهِمَا
their shame
وَقَالَ
dedi
مَا
sizi men'etti
نَهَىٰكُمَا
forbid you both
رَبُّكُمَا
Rabbiniz
عَنْ
(-tan)
هَـٰذِهِ
şu
ٱلشَّجَرَةِ
ağaç(tan)
إِلَّآ
sırf
أَن
diye
تَكُونَا
olursunuz
مَلَكَيْنِ
ikiniz de birer melek
أَوْ
ya da
تَكُونَا
olursunuz (diye)
مِنَ
ebedi kalıcılardan
ٱلْخَـٰلِدِينَ
the immortals

Yusuf AliThen began Satan to whisper suggestions to them, bringing openly before their minds all their shame that was hidden from them (before): he said: "Your Lord only forbade you this tree, lest ye should become angels or such beings as live for eve r

Elmalılı Hamdi YazırDerken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi

7:21
وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ
وَقَاسَمَهُمَآ
ve onlara yemin etti
إِنِّى
elbette ben
لَكُمَا
size
لَمِنَ
diye
ٱلنَّـٰصِحِينَ
öğüt verenlerdenim

Yusuf AliAnd he swore to them both, that he was their sincere adviser

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti

7:22 📚 2
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورࣲۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمۡ أَنۡهَكُمَا عَن تِلۡكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ لَكُمَا عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ‏
فَدَلَّىٰهُمَا
onları aşağı sarkıttı
بِغُرُورٍۢ ۚ
aldatarak
فَلَمَّا
ne zaman ki
ذَاقَا
tadınca
ٱلشَّجَرَةَ
ağac(ın meyvasın)ı
بَدَتْ
göründü
لَهُمَا
kendilerine
سَوْءَٰتُهُمَا
çirkin yerleri
وَطَفِقَا
ve başladılar
يَخْصِفَانِ
üst üste yamayıp örtmeğe
عَلَيْهِمَا
üzerlerine
مِن
yapraklarından
وَرَقِ
(the) leaves
ٱلْجَنَّةِ ۖ
cennet
وَنَادَىٰهُمَا
ve onlara seslendi
رَبُّهُمَآ
Rableri
أَلَمْ
ben sizi men'etmedim mi?
أَنْهَكُمَا
I forbid you both
عَن
bu
تِلْكُمَا
this
ٱلشَّجَرَةِ
ağaçtan
وَأَقُل
ve demedim mi?
لَّكُمَآ
size
إِنَّ
şüphesiz
ٱلشَّيْطَـٰنَ
şeytan
لَكُمَا
sizin için
عَدُوٌّۭ
düşmandır
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliSo by deceit he brought about their fall: when they tasted of the tree, their shame became manifest to them, and they began to sew together the leaves of the garden over their bodies. And their Lord called unto them: "Did I not forbid you that tree, and tell you that Satan was an avowed enemy unto you

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi

7:23 📚 1
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
قَالَا
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
ظَلَمْنَآ
biz zulmettik
أَنفُسَنَا
kendimize
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
bağışlamazsan
تَغْفِرْ
You forgive
لَنَا
bizi
وَتَرْحَمْنَا
ve bize acımazsan
لَنَكُونَنَّ
muhakkak oluruz
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Yusuf AliThey said: "Our Lord! We have wronged our own souls: If thou forgive us not and bestow not upon us Thy Mercy, we shall certainly be lost

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz

7:24
قَالَ ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوࣱّۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرࣱّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينࣲ‏
قَالَ
buyurdu
ٱهْبِطُوا۟
inin
بَعْضُكُمْ
bır kısmınız
لِبَعْضٍ
diğerinize
عَدُوٌّۭ ۖ
düşman olarak
وَلَكُمْ
sizin içindir
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُسْتَقَرٌّۭ
yerleşme
وَمَتَـٰعٌ
ve geçinme
إِلَىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Yusuf Ali(God) said: "Get ye down. With enmity between yourselves. On earth will be your dwelling-place and your means of livelihood,- for a time

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir

7:25
قَالَ فِيهَا تَحۡيَوۡنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنۡهَا تُخۡرَجُونَ
قَالَ
dedi
فِيهَا
orada
تَحْيَوْنَ
yaşayacaksınız
وَفِيهَا
ve orada
تَمُوتُونَ
öleceksiniz
وَمِنْهَا
ve yine oradan
تُخْرَجُونَ
çıkarılacaksınız

Yusuf AliHe said: "Therein shall ye live, and therein shall ye die; but from it shall ye be taken out (at last)

Elmalılı Hamdi YazırOrada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!" dedi

7:26
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ قَدۡ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمۡ لِبَاسࣰ ا يُوَٰرِي سَوۡءَٰتِكُمۡ وَرِيشࣰ اۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقۡوَىٰ ذَٰلِكَ خَيۡرࣱۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
قَدْ
muhakkak
أَنزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكُمْ
size
لِبَاسًۭا
giysi
يُوَٰرِى
örtecek
سَوْءَٰتِكُمْ
çirkin yerlerinizi
وَرِيشًۭا ۖ
ve süslenecek elbise
وَلِبَاسُ
ve giysisi
ٱلتَّقْوَىٰ
takva
ذَٰلِكَ
bu
خَيْرٌۭ ۚ
en iyisidir
ذَٰلِكَ
işte bu(nlar)
مِنْ
ayetlerindendir
ءَايَـٰتِ
(the) Signs
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَعَلَّهُمْ
belki
يَذَّكَّرُونَ
düşünüp öğüt alırlar

Yusuf AliO ye Children of Adam! We have bestowed raiment upon you to cover your shame, as well as to be an adornment to you. But the raiment of righteousness,- that is the best. Such are among the Signs of God, that they may receive admonition

Elmalılı Hamdi YazırEy Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar

7:27 📚 3
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ لَا يَفۡتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ كَمَآ أَخۡرَجَ أَبَوَيۡكُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ يَنزِعُ عَنۡهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوۡءَٰتِهِمَآۚ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
لَا
sizi bir belaya düşürmesin
يَفْتِنَنَّكُمُ
tempt you
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
كَمَآ
gibi
أَخْرَجَ
çıkardığı
أَبَوَيْكُم
ana babanızı
مِّنَ
cennetten
ٱلْجَنَّةِ
Paradise
يَنزِعُ
soyarak
عَنْهُمَا
onların
لِبَاسَهُمَا
elbiselerini
لِيُرِيَهُمَا
onlara göstermek için
سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ
çirkin yerlerini
إِنَّهُۥ
muhakkak
يَرَىٰكُمْ
sizi görürler
هُوَ
o
وَقَبِيلُهُۥ
ve kabilesi
مِنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
sizin onları göremeyeceğiniz
تَرَوْنَهُمْ ۗ
you see them
إِنَّا
muhakkak
جَعَلْنَا
biz yaptık
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanları
أَوْلِيَآءَ
dostları
لِلَّذِينَ
kimselerin
لَا
inanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَ
zaman

Yusuf AliO ye Children of Adam! Let not Satan seduce you, in the same manner as He got your parents out of the Garden, stripping them of their raiment, to expose their shame: for he and his tribe watch you from a position where ye cannot see them: We m ade the evil ones friends (only) to those without faith

Elmalılı Hamdi YazırEy Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık

7:28 📚 1
وَإِذَا فَعَلُواْ فَٰحِشَةࣰ قَالُواْ وَجَدۡنَا عَلَيۡهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَاۗ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
وَإِذَا
ve zaman
فَعَلُوا۟
onlar yaptıkları
فَـٰحِشَةًۭ
bir kötülük
قَالُوا۟
dediler
وَجَدْنَا
bulduk
عَلَيْهَآ
bu (yolda)
ءَابَآءَنَا
babalarımızı
وَٱللَّهُ
Allah
أَمَرَنَا
bize emretti
بِهَا ۗ
bunu
قُلْ
de
إِنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
لَا
emretmez
يَأْمُرُ
order
بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ
kötülüğü
أَتَقُولُونَ
mi söylüyorsunuz?
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
مَا
şeyleri
لَا
bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Yusuf AliWhen they do aught that is shameful, they say: "We found our fathers doing so"; and "God commanded us thus": Say: "Nay, God never commands what is shameful: do ye say of God what ye know not

Elmalılı Hamdi YazırOnlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz

7:29 📚 2
قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ
قُلْ
de ki
أَمَرَ
emretti
رَبِّى
Rabbim
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaleti
وَأَقِيمُوا۟
ve O'na doğrultun
وُجُوهَكُمْ
yüzlerinizi
عِندَ
her
كُلِّ
every
مَسْجِدٍۢ
mescidde
وَٱدْعُوهُ
ve O'na yalvarın
مُخْلِصِينَ
has kılarak
لَهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ ۚ
dini
كَمَا
gibi
بَدَأَكُمْ
ilkin sizi yarattığı
تَعُودُونَ
O'na döneceksiniz

Yusuf AliSay: "My Lord hath commanded justice; and that ye set your whole selves (to Him) at every time and place of prayer, and call upon Him, making your devotion sincere as in His sight: such as He created you in the beginning, so shall ye return

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz

7:30 📚 1
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُۚ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ
فَرِيقًا
bir topluluğu
هَدَىٰ
doğru yola iletti
وَفَرِيقًا
ve bir topluluğa da
حَقَّ
hak oldu
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلضَّلَـٰلَةُ ۗ
sapıklık
إِنَّهُمُ
çünkü onlar
ٱتَّخَذُوا۟
tuttular
ٱلشَّيَـٰطِينَ
şeytanları
أَوْلِيَآءَ
dostlar
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَيَحْسَبُونَ
ve sanıyorlar
أَنَّهُم
kendilerinin de
مُّهْتَدُونَ
doğru yolda olduklarını

Yusuf AliSome He hath guided: Others have (by their choice) deserved the loss of their way; in that they took the evil ones, in preference to God, for their friends and protectors, and think that they receive guidance

Elmalılı Hamdi Yazırbir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar

7:31 📚 4
۞يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
۞ يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
خُذُوا۟
alın
زِينَتَكُمْ
süs(lü güzel giysiler)inizi'
عِندَ
her
كُلِّ
every
مَسْجِدٍۢ
mesci(de gidişiniz)de
وَكُلُوا۟
ve yeyin
وَٱشْرَبُوا۟
ve için
وَلَا
fakat israf etmeyin
تُسْرِفُوٓا۟ ۚ
be extravagant
إِنَّهُۥ
çünkü O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُسْرِفِينَ
israf edenleri

Yusuf AliO Children of Adam! wear your beautiful apparel at every time and place of prayer: eat and drink: But waste not by excess, for God loveth not the wasters

Elmalılı Hamdi YazırEy Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez

7:32 📚 3
قُلۡ مَنۡ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِيٓ أَخۡرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزۡقِۚ قُلۡ هِيَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا خَالِصَةࣰ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
مَنْ
kim
حَرَّمَ
haram etti
زِينَةَ
süsü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلَّتِىٓ
çıkardığı
أَخْرَجَ
He has brought forth
لِعِبَادِهِۦ
kulları için
وَٱلطَّيِّبَـٰتِ
ve güzel
مِنَ
rızıkları
ٱلرِّزْقِ ۚ
sustenance
قُلْ
de ki
هِىَ
O
لِلَّذِينَ
kimselerindir
ءَامَنُوا۟
inanan(larındır)
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
خَالِصَةًۭ
yalnız onlarındır
يَوْمَ
günü de
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
kıyamet
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir topluluk için
يَعْلَمُونَ
bilen

Yusuf AliSay: Who hath forbidden the beautiful (gifts) of God, which He hath produced for His servants, and the things, clean and pure, (which He hath provided) for sustenance? Say: They are, in the life of this world, for those who believe, (and) pure ly for them on the Day of Judgment. Thus do We explain the signs in detail for those who understand

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz

7:33 📚 7
قُلۡ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلۡإِثۡمَ وَٱلۡبَغۡيَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَأَن تُشۡرِكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنࣰ ا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
kesinlikle
حَرَّمَ
haram etmiştir
رَبِّىَ
Rabbim
ٱلْفَوَٰحِشَ
fuhuşları
مَا
(gerek)
ظَهَرَ
açığını
مِنْهَا
onun
وَمَا
(gerek)
بَطَنَ
kapalısını
وَٱلْإِثْمَ
ve günahı
وَٱلْبَغْىَ
ve saldırmayı
بِغَيْرِ
yere
ٱلْحَقِّ
haksız
وَأَن
ve
تُشْرِكُوا۟
ortak koşmayı
بِٱللَّهِ
Allah'a
مَا
bir şeyi
لَمْ
indirmediği
يُنَزِّلْ
He (has) sent down
بِهِۦ
hakkında
سُلْطَـٰنًۭا
hiçbir delil
وَأَن
ve
تَقُولُوا۟
söylemenizi
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
مَا
şeyler
لَا
bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Yusuf AliSay: the things that my Lord hath indeed forbidden are: shameful deeds, whether open or secret; sins and trespasses against truth or reason; assigning of partners to God, for which He hath given no authority; and saying things about God of whi ch ye have no knowledge

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve gizli olanını, günahları, haksız yere isyanı, haklarında hiç bir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklamıştır

7:34 📚 6
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلࣱۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَأۡخِرُونَ سَاعَةࣰ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ
وَلِكُلِّ
ve her
أُمَّةٍ
ümmetin
أَجَلٌۭ ۖ
bir süresi vardır
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَجَلُهُمْ
süreleri
لَا
geri kalmazlar
يَسْتَأْخِرُونَ
seek to delay
سَاعَةًۭ ۖ
bir an
وَلَا
ve ne de
يَسْتَقْدِمُونَ
öne geçemezler

Yusuf AliTo every people is a term appointed: when their term is reached, not an hour can they cause delay, nor (an hour) can they advance (it in anticipation)

Elmalılı Hamdi YazırHer ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler

7:35
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأۡتِيَنَّكُمۡ رُسُلࣱ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
يَـٰبَنِىٓ
ey oğulları
ءَادَمَ
Adem
إِمَّا
eğer
يَأْتِيَنَّكُمْ
size gelirse
رُسُلٌۭ
elçiler
مِّنكُمْ
kendi içinizden
يَقُصُّونَ
anlattıkarında
عَلَيْكُمْ
size
ءَايَـٰتِى ۙ
ayetlerimi
فَمَنِ
kimselere
ٱتَّقَىٰ
korunan
وَأَصْلَحَ
ve uslanan
فَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
üzelerine
وَلَا
ve
هُمْ
onlar
يَحْزَنُونَ
üzülmeyeceklerdir

Yusuf AliO ye Children of Adam! whenever there come to you apostles from amongst you, rehearsing My signs unto you,- those who are righteous and mend (their lives),- on them shall be no fear nor shall they grieve

Elmalılı Hamdi YazırEy Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de

7:36
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve büyüklenenler
عَنْهَآ
onlara karşı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ ۖ
ateş
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Yusuf AliBut those who reject Our signs and treat them with arrogance,- they are companions of the Fire, to dwell therein (for ever)

Elmalılı Hamdi YazırKim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır

7:37
فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ يَنَالُهُمۡ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوۡنَهُمۡ قَالُوٓاْ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ
فَمَنْ
kim olabilir?
أَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنِ
kimseden
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
كَذِبًا
yalan
أَوْ
ya da
كَذَّبَ
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۚ
O'nun ayetlerini
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlara
يَنَالُهُمْ
erişir
نَصِيبُهُم
nasipleri
مِّنَ
Kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ ۖ
the Book
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
gelince
جَآءَتْهُمْ
comes to them
رُسُلُنَا
elçilerimiz
يَتَوَفَّوْنَهُمْ
canlarını alırken
قَالُوٓا۟
diyecekler
أَيْنَ
hani nerede?
مَا
olduklarınız
كُنتُمْ
you used to
تَدْعُونَ
yalvarmış
مِن
başkasına
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۖ
Alah'tan
قَالُوا۟
dediler
ضَلُّوا۟
sapıp kayboldular
عَنَّا
bizden
وَشَهِدُوا۟
ve şahidlik ettiler
عَلَىٰٓ
aleyhlerine
أَنفُسِهِمْ
kendi
أَنَّهُمْ
kendilerinin
كَانُوا۟
olduklarına
كَـٰفِرِينَ
kafirler

Yusuf AliWho is more unjust than one who invents a lie against God or rejects His Signs? For such, their portion appointed must reach them from the Book (of decrees): until, when our messengers (of death) arrive and take their souls, they say: "Where a re the things that ye used to invoke besides God?" They will reply, "They have left us in the lurch," And they will bear witness against themselves, that they had rejected God

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap'tan nasipleri erişir. Canlarını alacak elçilerimiz gelince onlara: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" derler. Onlar: "O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar." derler. Böylece kendilerinin kâfir olduklarına bizzat şahitlik ederler

7:38
قَالَ ٱدۡخُلُواْ فِيٓ أُمَمࣲ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ فِي ٱلنَّارِۖ كُلَّمَا دَخَلَتۡ أُمَّةࣱ لَّعَنَتۡ أُخۡتَهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعࣰ ا قَالَتۡ أُخۡرَىٰهُمۡ لِأُولَىٰهُمۡ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمۡ عَذَابࣰ ا ضِعۡفࣰ ا مِّنَ ٱلنَّارِۖ قَالَ لِكُلࣲّ ضِعۡفࣱ وَلَٰكِن لَّا تَعۡلَمُونَ
قَالَ
(Allah) dedi
ٱدْخُلُوا۟
girin
فِىٓ
arasında
أُمَمٍۢ
toplulukları
قَدْ
geçen
خَلَتْ
passed away
مِن
sizden önce
قَبْلِكُم
before you
مِّنَ
cin
ٱلْجِنِّ
the jinn
وَٱلْإِنسِ
ve insan
فِى
içine
ٱلنَّارِ ۖ
ateşin
كُلَّمَا
her
دَخَلَتْ
girdiğinde
أُمَّةٌۭ
ümmet
لَّعَنَتْ
la'net eder
أُخْتَهَا ۖ
yoldaşına
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
ٱدَّارَكُوا۟
birbiri ardından
فِيهَا
orada
جَمِيعًۭا
hepsi toplandığı
قَالَتْ
dediler ki
أُخْرَىٰهُمْ
sonrakiler
لِأُولَىٰهُمْ
öncekiler için
رَبَّنَا
Rabbimiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar
أَضَلُّونَا
bizi saptırdılar
فَـَٔاتِهِمْ
bunlara ver
عَذَابًۭا
azab
ضِعْفًۭا
bir kat daha
مِّنَ
ateşten
ٱلنَّارِ ۖ
the Fire
قَالَ
(Allah) dedi
لِكُلٍّۢ
hepsi için vardır
ضِعْفٌۭ
bir kat fazla
وَلَـٰكِن
ancak
لَّا
siz bilmezsiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Yusuf AliHe will say: "Enter ye in the company of the peoples who passed away before you - men and jinns, - into the Fire." Every time a new people enters, it curses its sister-people (that went before), until they follow each other, all into the Fire. Saith the last about the first: "Our Lord! it is these that misled us: so give them a double penalty in the Fire." He will say: "Doubled for all" : but this ye do not understand

Elmalılı Hamdi YazırAllah onlara: "Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!" der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: "Rabbimiz! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver". Allah der ki: "Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz

7:39
وَقَالَتۡ أُولَىٰهُمۡ لِأُخۡرَىٰهُمۡ فَمَا كَانَ لَكُمۡ عَلَيۡنَا مِن فَضۡلࣲ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
وَقَالَتْ
dediler ki
أُولَىٰهُمْ
öncekiler
لِأُخْرَىٰهُمْ
sonrakilere
فَمَا
yoktur
كَانَ
sizin
لَكُمْ
for you
عَلَيْنَا
bize
مِن
hiç
فَضْلٍۢ
üstünlüğünüz;
فَذُوقُوا۟
o halde siz de tadın
ٱلْعَذَابَ
azabı
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَكْسِبُونَ
kazanıyor

Yusuf AliThen the first will say to the last: "See then! No advantage have ye over us; so taste ye of the penalty for all that ye did

Elmalılı Hamdi YazırÖncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın

7:40 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمۡ أَبۡوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلۡجَمَلُ فِي سَمِّ ٱلۡخِيَاطِۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُجۡرِمِينَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
بِـَٔايَـٰتِنَا
bizim ayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve kibirlenenler
عَنْهَا
onlara
لَا
açılmayacak
تُفَتَّحُ
be opened
لَهُمْ
onlara
أَبْوَٰبُ
kapıları
ٱلسَّمَآءِ
gök
وَلَا
ve
يَدْخُلُونَ
onlar giremeyeceklerdir
ٱلْجَنَّةَ
cennete
حَتَّىٰ
kadar
يَلِجَ
geçinceye
ٱلْجَمَلُ
deve
فِى
içinden
سَمِّ
deliği
ٱلْخِيَاطِ ۚ
iğne
وَكَذَٰلِكَ
ve işte böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluları

Yusuf AliTo those who reject Our signs and treat them with arrogance, no opening will there be of the gates of heaven, nor will they enter the garden, until the camel can pass through the eye of the needle: Such is Our reward for those in sin

Elmalılı Hamdi YazırBizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız

7:41 📚 1
لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادࣱ وَمِن فَوۡقِهِمۡ غَوَاشࣲۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلظَّٰلِمِينَ
لَهُم
onlar için vardır
مِّن
cehennemden
جَهَنَّمَ
(the) Hell
مِهَادٌۭ
bir döşek
وَمِن
ve
فَوْقِهِمْ
üstlerinde de
غَوَاشٍۢ ۚ
(ateşten) örtüler
وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Yusuf AliFor them there is Hell, as a couch (below) and folds and folds of covering above: such is Our requital of those who do wrong

Elmalılı Hamdi YazırOnlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız

7:42
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَا
yüklemeyiz
نُكَلِّفُ
We burden
نَفْسًا
hiç kimseye
إِلَّا
başkasını
وُسْعَهَآ
gücünün yettiğinden
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَنَّةِ ۖ
cennet
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır

Yusuf AliBut those who believe and work righteousness,- no burden do We place on any soul, but that which it can bear,- they will be Companions of the Garden, therein to dwell (for ever)

Elmalılı Hamdi Yazırİman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardır

7:43 📚 12
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلࣲّ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ لَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّۖ وَنُودُوٓاْ أَن تِلۡكُمُ ٱلۡجَنَّةُ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَنَزَعْنَا
ve çıkarıp atmışızdır
مَا
ne varsa
فِى
içinde
صُدُورِهِم
göğüsleri
مِّنْ
kinden
غِلٍّۢ
malice
تَجْرِى
akmaktadır
مِن
altlarından
تَحْتِهِمُ
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
وَقَالُوا۟
ve dediler
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِى
o ki
هَدَىٰنَا
lutfedip bizi getirdi
لِهَـٰذَا
buraya
وَمَا
biz
كُنَّا
we were
لِنَهْتَدِىَ
(doğruyu) bulamazdık
لَوْلَآ
eğer
أَنْ
bizi getirmeseydi
هَدَىٰنَا
(had) guided us
ٱللَّهُ ۖ
Allah
لَقَدْ
muhakkak
جَآءَتْ
getirmişler
رُسُلُ
elçileri
رَبِّنَا
Rabbimizin
بِٱلْحَقِّ ۖ
gerçeği
وَنُودُوٓا۟
onlara seslenildi
أَن
işte size
تِلْكُمُ
This
ٱلْجَنَّةُ
cennet
أُورِثْتُمُوهَا
o size miras verildi
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
yaptıklarınıza
تَعْمَلُونَ
do

Yusuf AliAnd We shall remove from their hearts any lurking sense of injury;- beneath them will be rivers flowing;- and they shall say: "Praise be to God, who hath guided us to this (felicity): never could we have found guidance, had it not been for the guidance of God: indeed it was the truth, that the apostles of our Lord brought unto us." And they shall hear the cry: "Behold! the garden before you! Ye have been made its inheritors, for your deeds (of righteousness)

Elmalılı Hamdi YazırOrada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz

7:44
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقࣰّ ا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقࣰّ اۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendi
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلنَّارِ
ateş
أَن
ki
قَدْ
muhakkak
وَجَدْنَا
biz bulduk
مَا
şeyi
وَعَدَنَا
bize va'dettiğini
رَبُّنَا
Rabbimizin
حَقًّۭا
gerçek
فَهَلْ
mu?
وَجَدتُّم
siz buldunuz
مَّا
şeyi
وَعَدَ
size va'dettiğini
رَبُّكُمْ
Rabbinizin
حَقًّۭا ۖ
gerçek
قَالُوا۟
dediler
نَعَمْ ۚ
evet
فَأَذَّنَ
ve seslendi
مُؤَذِّنٌۢ
bir ünleyici
بَيْنَهُمْ
aralarından
أَن
diye
لَّعْنَةُ
la'neti
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَى
üzerine olsun
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin

Yusuf AliThe Companions of the Garden will call out to the Companions of the Fire: "We have indeed found the promises of our Lord to us true: Have you also found Your Lord's promises true?" They shall say, "Yes"; but a crier shall proclaim between them : "The curse of God is on the wrong-doers

Elmalılı Hamdi YazırCennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın laneti zalimler üzerine olsun

7:45
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجࣰ ا وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ كَٰفِرُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَصُدُّونَ
menedip
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَبْغُونَهَا
ve onu isterler
عِوَجًۭا
eğriltmek
وَهُم
ve onlar
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahireti de
كَـٰفِرُونَ
inkar ederlerdi

Yusuf AliThose who would hinder (men) from the path of God and would seek in it something crooked: they were those who denied the Hereafter

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah'ın yolundan men ederler ve onu eğriltmek isterler, ahireti de inkâr ederlerdi

7:46
وَبَيۡنَهُمَا حِجَابࣱۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣱ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ
وَبَيْنَهُمَا
iki taraf arasında
حِجَابٌۭ ۚ
bir perde (vardır)
وَعَلَى
ve üzerinde
ٱلْأَعْرَافِ
A'raf
رِجَالٌۭ
erkekler (vardır)
يَعْرِفُونَ
tanıyan
كُلًّۢا
hepsini
بِسِيمَىٰهُمْ ۚ
yüzlerindeki işaretleriyle
وَنَادَوْا۟
ve seslendiler
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَن
diye
سَلَـٰمٌ
selam olsun
عَلَيْكُمْ ۚ
size
لَمْ
cennete girmemiş
يَدْخُلُوهَا
they have entered it
وَهُمْ
fakat onlar
يَطْمَعُونَ
beklemektedirler

Yusuf AliBetween them shall be a veil, and on the heights will be men who would know every one by his marks: they will call out to the Companions of the Garden, "peace on you": they will not have entered, but they will have an assurance (thereof)

Elmalılı Hamdi YazırCennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir

7:47
۞وَإِذَا صُرِفَتۡ أَبۡصَٰرُهُمۡ تِلۡقَآءَ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُواْ رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ وَإِذَا
zaman
صُرِفَتْ
çevrildiği
أَبْصَـٰرُهُمْ
gözleri
تِلْقَآءَ
tarafına
أَصْحَـٰبِ
halkı
ٱلنَّارِ
ateş
قَالُوا۟
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
لَا
bizi bulundurma
تَجْعَلْنَا
place us
مَعَ
beraber
ٱلْقَوْمِ
toplulukla
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Yusuf AliWhen their eyes shall be turned towards the Companions of the Fire, they will say: "Our Lord! send us not to the company of the wrong-doers

Elmalılı Hamdi YazırGözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler

7:48 📚 1
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣰ ا يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمۡ قَالُواْ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendiler
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلْأَعْرَافِ
A'raf
رِجَالًۭا
birtakım adamlara
يَعْرِفُونَهُم
tanıdıkları
بِسِيمَىٰهُمْ
yüzlerinden
قَالُوا۟
dediler ki
مَآ
hiçbir yarar sağlamadı
أَغْنَىٰ
(has) availed
عَنكُمْ
size
جَمْعُكُمْ
topluluğunuzun
وَمَا
ne de
كُنتُمْ
size
تَسْتَكْبِرُونَ
büyüklük taslamanız

Yusuf AliThe men on the heights will call to certain men whom they will know from their marks, saying: "Of what profit to you were your hoards and your arrogant ways

Elmalılı Hamdi YazırA'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı

7:49 📚 1
أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمۡتُمۡ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحۡمَةٍۚ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar mıydı?
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَقْسَمْتُمْ
yemin ettiğiniz
لَا
onları erdirmeyecek diye
يَنَالُهُمُ
(will) grant them
ٱللَّهُ
Allah
بِرَحْمَةٍ ۚ
hiçbir rahmete
ٱدْخُلُوا۟
girin
ٱلْجَنَّةَ
cennete
لَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْكُمْ
artık size
وَلَآ
ve değilsiniz
أَنتُمْ
siz
تَحْزَنُونَ
üzülecek de

Yusuf AliBehold! are these not the men whom you swore that God with His Mercy would never bless? Enter ye the Garden: no fear shall be on you, nor shall ye grieve

Elmalılı Hamdi YazırAllah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz" derler

7:50 📚 3
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَنَادَىٰٓ
ve seslendiler
أَصْحَـٰبُ
halkı
ٱلنَّارِ
ateş
أَصْحَـٰبَ
halkına
ٱلْجَنَّةِ
cennet
أَنْ
diye
أَفِيضُوا۟
biraz da akıtın
عَلَيْنَا
bizim üzerimize
مِنَ
su(yunuz)dan
ٱلْمَآءِ
(some) water
أَوْ
veya
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
(has been) provided (to) you
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
حَرَّمَهُمَا
bu ikisini haram etmiştir
عَلَى
üzerine
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Yusuf AliThe Companions of the Fire will call to the Companions of the Garden: "Pour down to us water or anything that God doth provide for your sustenance." They will say: "Both these things hath God forbidden to those who rejected Him

Elmalılı Hamdi YazırCehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler

7:51
ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَهۡوࣰ ا وَلَعِبࣰ ا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰهُمۡ كَمَا نَسُواْ لِقَآءَ يَوۡمِهِمۡ هَٰذَا وَمَا كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَجۡحَدُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ٱتَّخَذُوا۟
yerine koydular
دِينَهُمْ
dinlerini
لَهْوًۭا
bir eğlence
وَلَعِبًۭا
ve oyun
وَغَرَّتْهُمُ
ve kendilerini aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
فَٱلْيَوْمَ
bugün
نَنسَىٰهُمْ
biz de onları unuturuz
كَمَا
gibi
نَسُوا۟
unuttukları
لِقَآءَ
karşılaşacaklarını
يَوْمِهِمْ
günleriyle
هَـٰذَا
bu
وَمَا
ve
كَانُوا۟
ettikleri
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
يَجْحَدُونَ
bile bile inkar

Yusuf AliSuch as took their religion to be mere amusement and play, and were deceived by the life of the world." That day shall We forget them as they forgot the meeting of this day of theirs, and as they were wont to reject Our signs

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz

7:52
وَلَقَدۡ جِئۡنَٰهُم بِكِتَٰبࣲ فَصَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ هُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
وَلَقَدْ
gerçekten
جِئْنَـٰهُم
onlara getirdik
بِكِتَـٰبٍۢ
bir Kitap
فَصَّلْنَـٰهُ
açıkladığımız
عَلَىٰ
göre
عِلْمٍ
bilgiye
هُدًۭى
yol gösterici
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmet olan
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Yusuf AliFor We had certainly sent unto them a Book, based on knowledge, which We explained in detail,- a guide and a mercy to all who believe

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik

7:53 📚 3
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأۡوِيلَهُۥۚ يَوۡمَ يَأۡتِي تَأۡوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشۡفَعُواْ لَنَآ أَوۡ نُرَدُّ فَنَعۡمَلَ غَيۡرَ ٱلَّذِي كُنَّا نَعۡمَلُۚ قَدۡ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
هَلْ
mı?
يَنظُرُونَ
gözetiyorlar
إِلَّا
ille
تَأْوِيلَهُۥ ۚ
onun te'vilini
يَوْمَ
gün
يَأْتِى
geldiği
تَأْوِيلُهُۥ
onun te'vili
يَقُولُ
derler ki
ٱلَّذِينَ
olanlar
نَسُوهُ
onu unutmuş
مِن
önceden
قَبْلُ
before
قَدْ
doğrusu
جَآءَتْ
getirmiş
رُسُلُ
elçileri
رَبِّنَا
Rabbimizin
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
فَهَل
var mı ki?
لَّنَا
bizim
مِن
şefa'atçilerimiz
شُفَعَآءَ
intercessors
فَيَشْفَعُوا۟
şefa'at etsinler
لَنَآ
bize
أَوْ
yahut
نُرَدُّ
tekrar geri döndürülür müyüz ki
فَنَعْمَلَ
yapalım
غَيْرَ
başkasını
ٱلَّذِى
şeylerden
كُنَّا
yaptıklarımızdan
نَعْمَلُ ۚ
do
قَدْ
muhakkak
خَسِرُوٓا۟
onlar ziyana soktular
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَضَلَّ
ve saptı
عَنْهُم
kendilerinden
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uyduruyor

Yusuf AliDo they just wait for the final fulfilment of the event? On the day the event is finally fulfilled, those who disregarded it before will say: "The apostles of our Lord did indeed bring true (tidings). Have we no intercessors now to intercede on our behalf? Or could we be sent back? then should we behave differently from our behaviour in the past." In fact they will have lost their souls, and the things they invented will leave them in the lurch

Elmalılı Hamdi Yazırİlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti

7:54 📚 10
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَ يَطۡلُبُهُۥ حَثِيثࣰ ا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتِۭ بِأَمۡرِهِۦٓۗ أَلَا لَهُ ٱلۡخَلۡقُ وَٱلۡأَمۡرُۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكُمُ
Rabbiniz
ٱللَّهُ
o Allah'tır
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
فِى
içinde
سِتَّةِ
altı
أَيَّامٍۢ
gün
ثُمَّ
sonra
ٱسْتَوَىٰ
istiva etti
عَلَى
üzerine
ٱلْعَرْشِ
Arş
يُغْشِى
bürüyüp örter
ٱلَّيْلَ
geceyi
ٱلنَّهَارَ
gündüz(ün üzerin)e
يَطْلُبُهُۥ
onu kovalayan
حَثِيثًۭا
durmadan
وَٱلشَّمْسَ
ve güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
وَٱلنُّجُومَ
ve yıldızları
مُسَخَّرَٰتٍۭ
boyun eğmiş vaziyette
بِأَمْرِهِۦٓ ۗ
buyruğuna
أَلَا
İyi bilin ki
لَهُ
O'nundur
ٱلْخَلْقُ
yaratma
وَٱلْأَمْرُ ۗ
ve emir
تَبَارَكَ
ne uludur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Âlemlerin

Yusuf AliYour Guardian-Lord is God, Who created the heavens and the earth in six days, and is firmly established on the throne (of authority): He draweth the night as a veil o'er the day, each seeking the other in rapid succession: He created the sun, t he moon, and the stars, (all) governed by laws under His command. Is it not His to create and to govern? Blessed be God, the Cherisher and Sustainer of the worlds

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir

7:55
ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ تَضَرُّعࣰ ا وَخُفۡيَةًۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ
ٱدْعُوا۟
du'a edin
رَبَّكُمْ
Rabbinize
تَضَرُّعًۭا
yalvararak
وَخُفْيَةً ۚ
ve gizlice
إِنَّهُۥ
çünkü O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُعْتَدِينَ
haddi aşanları

Yusuf AliCall on your Lord with humility and in private: for God loveth not those who trespass beyond bounds

Elmalılı Hamdi YazırRabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez

7:56 📚 4
وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَا وَٱدۡعُوهُ خَوۡفࣰ ا وَطَمَعًاۚ إِنَّ رَحۡمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبࣱ مِّنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَلَا
bozgunculuk yapmayın
تُفْسِدُوا۟
cause corruption
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بَعْدَ
sonra
إِصْلَـٰحِهَا
düzeltildikten
وَٱدْعُوهُ
O'na du'a edin
خَوْفًۭا
korkarak
وَطَمَعًا ۚ
ve umarak
إِنَّ
muhakkak ki
رَحْمَتَ
rahmeti
ٱللَّهِ
Allah'ın
قَرِيبٌۭ
yakındır
مِّنَ
iyilik edenlere
ٱلْمُحْسِنِينَ
the good-doers

Yusuf AliDo no mischief on the earth, after it hath been set in order, but call on Him with fear and longing (in your hearts): for the Mercy of God is (always) near to those who do good

Elmalılı Hamdi YazırDüzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır

7:57 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتۡ سَحَابࣰ ا ثِقَالࣰ ا سُقۡنَٰهُ لِبَلَدࣲ مَّيِّتࣲ فَأَنزَلۡنَا بِهِ ٱلۡمَآءَ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۚ كَذَٰلِكَ نُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
وَهُوَ
O ki
ٱلَّذِى
gönderir
يُرْسِلُ
sends
ٱلرِّيَـٰحَ
rüzgarları
بُشْرًۢا
müjdeci
بَيْنَ
önünde
يَدَىْ
before
رَحْمَتِهِۦ ۖ
rahmetinin
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَآ
zaman
أَقَلَّتْ
onlar yüklenince
سَحَابًۭا
bulutları
ثِقَالًۭا
ağır ağır
سُقْنَـٰهُ
onu yollarız
لِبَلَدٍۢ
bir ülkeye
مَّيِّتٍۢ
ölü
فَأَنزَلْنَا
indiririz
بِهِ
onunla
ٱلْمَآءَ
su
فَأَخْرَجْنَا
ve çıkarırız
بِهِۦ
onunla
مِن
türlü türlü
كُلِّ
all (kinds)
ٱلثَّمَرَٰتِ ۚ
meyvalar
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نُخْرِجُ
çıkaracağız
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri de
لَعَلَّكُمْ
herhalde
تَذَكَّرُونَ
ibret alırsınız

Yusuf AliIt is He Who sendeth the winds like heralds of glad tidings, going before His mercy: when they have carried the heavy-laden clouds, We drive them to a land that is dead, make rain to descend thereon, and produce every kind of harvest therewith: thus shall We raise up the dead: perchance ye may remember

Elmalılı Hamdi YazırRahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız

7:58 📚 1
وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَٱلَّذِي خَبُثَ لَا يَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدࣰ اۚ كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَشۡكُرُونَ
وَٱلْبَلَدُ
ve ülkenin
ٱلطَّيِّبُ
güzel olan
يَخْرُجُ
çıkar
نَبَاتُهُۥ
bitkisi
بِإِذْنِ
izniyle
رَبِّهِۦ ۖ
Rabbinin
وَٱلَّذِى
olandan ise
خَبُثَ
kötü
لَا
çıkmaz
يَخْرُجُ
come forth
إِلَّا
başka bir şey
نَكِدًۭا ۚ
yararsız bitkiden
كَذَٰلِكَ
işte biz böyle
نُصَرِّفُ
döndürüp açıklarız
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَشْكُرُونَ
şükreden

Yusuf AliFrom the land that is clean and good, by the will of its Cherisher, springs up produce, (rich) after its kind: but from the land that is bad, springs up nothing but that which is niggardly: thus do we explain the signs by various (symbols) to t hose who are grateful

Elmalılı Hamdi YazırGüzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız

7:59
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
لَقَدْ
andolsun
أَرْسَلْنَا
gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
فَقَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥٓ
O'ndan başka
إِنِّىٓ
doğrusu ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
size
عَذَابَ
azabın(ın inmesin)den
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Yusuf AliWe sent Noah to his people. He said: "O my people! worship God! ye have no other god but Him. I fear for you the punishment of a dreadful day

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki Nûh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum

7:60
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦٓ
his people
إِنَّا
elbette biz
لَنَرَىٰكَ
seni görüyoruz
فِى
içinde
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ
açık

Yusuf AliThe leaders of his people said: "Ah! we see thee evidently wandering (in mind)

Elmalılı Hamdi YazırKavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz

7:61
قَالَ يَٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِي ضَلَٰلَةࣱ وَلَٰكِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَيْسَ
yoktur
بِى
bende
ضَلَـٰلَةٌۭ
bir sapıklık
وَلَـٰكِنِّى
fakat ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliHe said: "O my people! No wandering is there in my (mind): on the contrary I am an apostle from the Lord and Cherisher of the worlds

Elmalılı Hamdi Yazır(Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim

7:62
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
أُبَلِّغُكُمْ
size duyuruyorum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَأَنصَحُ
ve öğüt veriyorum
لَكُمْ
size
وَأَعْلَمُ
ve biliyorum
مِنَ
tarafından
ٱللَّهِ
Allah
مَا
şeyleri
لَا
sizin bilmediğiniz
تَعْلَمُونَ
you know

Yusuf AliI but fulfil towards you the duties of my Lord's mission: Sincere is my advice to you, and I know from God something that ye know not

Elmalılı Hamdi YazırSize Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum

7:63 📚 3
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡ وَلِتَتَّقُواْ وَلَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
أَوَعَجِبْتُمْ
şaştınız mı?
أَن
gelmesine
جَآءَكُمْ
has come to you
ذِكْرٌۭ
bir Zikir
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
عَلَىٰ
aracılığı ile
رَجُلٍۢ
bir adam
مِّنكُمْ
içinizden
لِيُنذِرَكُمْ
sizi uyarmak için
وَلِتَتَّقُوا۟
ve korunmanız için
وَلَعَلَّكُمْ
ve belki
تُرْحَمُونَ
merhamete uğrarsınız diye

Yusuf AliDo ye wonder that there hath come to you a message from your Lord, through a man of your own people, to warn you,- so that ye may fear God and haply receive His Mercy

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mı

7:64
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا عَمِينَ
فَكَذَّبُوهُ
O'nu yalanladılar
فَأَنجَيْنَـٰهُ
biz de kurtardık
وَٱلَّذِينَ
o kimseleri
مَعَهُۥ
O'nunla berebar
فِى
bulunanları
ٱلْفُلْكِ
gemide
وَأَغْرَقْنَا
ve boğduk
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَذَّبُوا۟
yalanlayanları
بِـَٔايَـٰتِنَآ ۚ
ayetlerimizi
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا۟
idiler
قَوْمًا
bir kavim
عَمِينَ
kör

Yusuf AliBut they rejected him, and We delivered him, and those with him, in the Ark: but We overwhelmed in the flood those who rejected Our signs. They were indeed a blind people

Elmalılı Hamdi YazırO'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler

7:65
۞وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمۡ هُودࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
۞ وَإِلَىٰ
ve (gönderdik)
عَادٍ
Ad(kavmin)e de
أَخَاهُمْ
kardeşleri
هُودًۭا ۗ
Hud'u
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥٓ ۚ
O'dan başka
أَفَلَا
sakınmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliTo the 'Ad people, (We sent) Hud, one of their (own) brethren: He said: O my people! worship God! ye have no other god but Him will ye not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi

7:66
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي سَفَاهَةࣲ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelen
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkarcılar
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦٓ
his people
إِنَّا
elbette biz
لَنَرَىٰكَ
seni görüyoruz
فِى
içinde
سَفَاهَةٍۢ
bir beyinsizlik
وَإِنَّا
ve elbette biz
لَنَظُنُّكَ
zannediyoruz ki sen
مِنَ
yalancılardansın
ٱلْكَـٰذِبِينَ
the liars

Yusuf AliThe leaders of the Unbelievers among his people said: "Ah! we see thou art an imbecile!" and "We think thou art a liar

Elmalılı Hamdi YazırKavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz

7:67
قَالَ يَٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِي سَفَاهَةࣱ وَلَٰكِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَيْسَ
yoktur
بِى
bende
سَفَاهَةٌۭ
beyinsizlik
وَلَـٰكِنِّى
fakat ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliHe said: "O my people! I am no imbecile, but (I am) an apostle from the Lord and Cherisher of the worlds

Elmalılı Hamdi Yazır(Hûd), "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi

7:68
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنَا۠ لَكُمۡ نَاصِحٌ أَمِينٌ
أُبَلِّغُكُمْ
size duyuruyorum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَأَنَا۠
ve ben
لَكُمْ
sizin için
نَاصِحٌ
bir öğütçüyüm
أَمِينٌ
güvenilir

Yusuf AliI but fulfil towards you the duties of my Lord's mission: I am to you a sincere and trustworthy adviser

Elmalılı Hamdi YazırSize Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm

7:69 📚 3
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ قَوۡمِ نُوحࣲ وَزَادَكُمۡ فِي ٱلۡخَلۡقِ بَصۜۡطَةࣰۖ فَٱذۡكُرُوٓاْ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
أَوَعَجِبْتُمْ
şaştınız mı?
أَن
size gelmesine
جَآءَكُمْ
has come to you
ذِكْرٌۭ
bir Zikir
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
عَلَىٰ
aracılığı ile
رَجُلٍۢ
bir adam
مِّنكُمْ
içinizden
لِيُنذِرَكُمْ ۚ
sizi uyarması için
وَٱذْكُرُوٓا۟
düşünün ki
إِذْ
ne zaman ki
جَعَلَكُمْ
sizi yaptı
خُلَفَآءَ
hakimler
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
قَوْمِ
kavminden
نُوحٍۢ
Nuh
وَزَادَكُمْ
ve size verdi
فِى
yaratılışta
ٱلْخَلْقِ
the stature
بَصْۜطَةًۭ ۖ
üstünlük güç'
فَٱذْكُرُوٓا۟
hatırlayın ki
ءَالَآءَ
ni'metlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
başarıya erersiniz

Yusuf AliDo ye wonder that there hath come to you a message from your Lord through a man of your own people, to warn you? call in remembrance that He made you inheritors after the people of Noah, and gave you a stature tall among the nations. Call in remembrance the benefits (ye have received) from God: that so ye may prosper

Elmalılı Hamdi YazırSizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz

7:70
قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا لِنَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَحۡدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
أَجِئْتَنَا
sen bize mi geldin?
لِنَعْبُدَ
kulluk etmemiz için
ٱللَّهَ
Allah'a
وَحْدَهُۥ
tek olan
وَنَذَرَ
ve bırakalım diye
مَا
şeyleri
كَانَ
oldukları
يَعْبُدُ
tapıyor
ءَابَآؤُنَا ۖ
atalarımızın
فَأْتِنَا
(haydi) bize getir
بِمَا
şeyi
تَعِدُنَآ
bizi tehdidettiğin
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Yusuf AliThey said: "Comest thou to us, that we may worship God alone, and give up the cult of our fathers? bring us what thou threatenest us with, if so be that thou tellest the truth

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir

7:71
قَالَ قَدۡ وَقَعَ عَلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ رِجۡسࣱ وَغَضَبٌۖ أَتُجَٰدِلُونَنِي فِيٓ أَسۡمَآءࣲ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنࣲۚ فَٱنتَظِرُوٓاْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُنتَظِرِينَ
قَالَ
dedi ki
قَدْ
artık
وَقَعَ
inmiştir
عَلَيْكُم
size
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
رِجْسٌۭ
bir pislik
وَغَضَبٌ ۖ
ve gazab
أَتُجَـٰدِلُونَنِى
benimle mi tartışıyorsunuz?
فِىٓ
hakkında
أَسْمَآءٍۢ
isimler
سَمَّيْتُمُوهَآ
adlandırdığınız
أَنتُمْ
sadece sizin
وَءَابَآؤُكُم
ve atalarınızın
مَّا
indirmediği
نَزَّلَ
(has been) sent down
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهَا
onlar için
مِن
hiçbir
سُلْطَـٰنٍۢ ۚ
delil
فَٱنتَظِرُوٓا۟
bekleyin öyle ise
إِنِّى
ben de
مَعَكُم
sizinle beraber
مِّنَ
bekleyenlerdenim
ٱلْمُنتَظِرِينَ
the ones who wait

Yusuf AliHe said: "Punishment and wrath have already come upon you from your Lord: dispute ye with me over names which ye have devised - ye and your fathers,- without authority from God? then wait: I am amongst you, also waiting

Elmalılı Hamdi Yazır(Hûd) dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiç bir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

7:72
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةࣲ مِّنَّا وَقَطَعۡنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۖ وَمَا كَانُواْ مُؤۡمِنِينَ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
O'nu kurtardık
وَٱلَّذِينَ
ve olanları
مَعَهُۥ
O'nunla beraber
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنَّا
bizden
وَقَطَعْنَا
ve kestik
دَابِرَ
kökünü
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(ların)
بِـَٔايَـٰتِنَا ۖ
ayetlerimizi
وَمَا
ve
كَانُوا۟
olanların
مُؤْمِنِينَ
inanmayacak

Yusuf AliWe saved him and those who adhered to him. By Our mercy, and We cut off the roots of those who rejected Our signs and did not believe

Elmalılı Hamdi YazırOnu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik

7:73
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةࣰۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَإِلَىٰ
ve
ثَمُودَ
Semud(kavmin)e de
أَخَاهُمْ
kardeşleri
صَـٰلِحًۭا ۗ
Salih'i (gönderdik)
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
قَدْ
elbette
جَآءَتْكُم
size geldi
بَيِّنَةٌۭ
açık delil
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ ۖ
Rabbiniz
هَـٰذِهِۦ
işte şu
نَاقَةُ
devesi
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَكُمْ
size
ءَايَةًۭ ۖ
bir mu'cizedir
فَذَرُوهَا
bırakın onu
تَأْكُلْ
yesin (içsin)
فِىٓ
arzından
أَرْضِ
(the) earth
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
وَلَا
sakın
تَمَسُّوهَا
ona dokundurmayın
بِسُوٓءٍۢ
bir kötülük
فَيَأْخُذَكُمْ
yoksa sizi yakalar
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Yusuf AliTo the Thamud people (We sent) Salih, one of their own brethren: He said: "O my people! worship God: ye have no other god but Him. Now hath come unto you a clear (Sign) from your Lord! This she-camel of God is a Sign unto you: So leave her to graze in God's earth, and let her come to no harm, or ye shall be seized with a grievous punishment

Elmalılı Hamdi YazırSemûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar

7:74
وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ عَادࣲ وَبَوَّأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورࣰ ا وَتَنۡحِتُونَ ٱلۡجِبَالَ بُيُوتࣰ اۖ فَٱذۡكُرُوٓاْ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
وَٱذْكُرُوٓا۟
düşünün ki
إِذْ
hani
جَعَلَكُمْ
sizi yaptı
خُلَفَآءَ
hükümdarlar
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
عَادٍۢ
Ad'dan
وَبَوَّأَكُمْ
ve sizi yerleştirdi
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
تَتَّخِذُونَ
ediniyorsunuz
مِن
O'nun düzlüklerinde
سُهُولِهَا
its plains
قُصُورًۭا
saraylar
وَتَنْحِتُونَ
ve yontup yapıyorsunuz
ٱلْجِبَالَ
dağlarını
بُيُوتًۭا ۖ
evler
فَٱذْكُرُوٓا۟
artık hatırlayın
ءَالَآءَ
ni'metlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
karışıklık çıkarmayın
تَعْثَوْا۟
act wickedly
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
(the) earth
مُفْسِدِينَ
bozgunculuk yapıp

Yusuf AliAnd remember how He made you inheritors after the 'Ad people and gave you habitations in the land: ye build for yourselves palaces and castles in (open) plains, and care out homes in the mountains; so bring to remembrance the benefits (ye hav e received) from God, and refrain from evil and mischief on the earth

Elmalılı Hamdi YazırDüşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın

7:75 📚 3
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحࣰ ا مُّرۡسَلࣱ مِّن رَّبِّهِۦۚ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
قَالَ
dediler
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
onlar ki
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslıyorlar
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لِلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf görülen
لِمَنْ
kimselere (karşı)
ءَامَنَ
inanan
مِنْهُمْ
içlerinden
أَتَعْلَمُونَ
siz biliyor musunuz?
أَنَّ
gerçekten
صَـٰلِحًۭا
Salih'in
مُّرْسَلٌۭ
gönderildiğini
مِّن
tarafından
رَّبِّهِۦ ۚ
Rabbi
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّا
doğrusu biz
بِمَآ
gönderilene
أُرْسِلَ
he has been sent
بِهِۦ
onunla
مُؤْمِنُونَ
inananlarız

Yusuf AliThe leaders of the arrogant party among his people said to those who were reckoned powerless - those among them who believed: "know ye indeed that Salih is an apostle from his Lord?" They said: "We do indeed believe in the revelation which hat h been sent through him

Elmalılı Hamdi YazırKavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler

7:76
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا بِٱلَّذِيٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
قَالَ
dediler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
büyüklük taslayan(lar)
إِنَّا
şüphesiz biz
بِٱلَّذِىٓ
sizin inandığınızı
ءَامَنتُم
you believe
بِهِۦ
kendisine
كَـٰفِرُونَ
inkar edenleriz

Yusuf AliThe Arrogant party said: "For our part, we reject what ye believe in

Elmalılı Hamdi YazırBüyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dediler

7:77
فَعَقَرُواْ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ وَقَالُواْ يَٰصَٰلِحُ ٱئۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
فَعَقَرُوا۟
derken boğazladılar
ٱلنَّاقَةَ
dişi deveyi
وَعَتَوْا۟
ve dışına çıktılar
عَنْ
buyruğundan
أَمْرِ
(the) command
رَبِّهِمْ
Rablerinin
وَقَالُوا۟
ve dediler
يَـٰصَـٰلِحُ
Ey Salih
ٱئْتِنَا
bize getir
بِمَا
şeyi
تَعِدُنَآ
bizi tehdidettiğin
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
elçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Yusuf AliThen they ham-strung the she-camel, and insolently defied the order of their Lord, saying: "O Salih! bring about thy threats, if thou art an apostle (of God)

Elmalılı Hamdi YazırDerken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler

7:78
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
hemen onları yakaladı
ٱلرَّجْفَةُ
o sarsıntı
فَأَصْبَحُوا۟
çökekaldılar
فِى
yurtlarında;
دَارِهِمْ
their homes
جَـٰثِمِينَ
diz üstü

Yusuf AliSo the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes in the morning

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar

7:79
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ
فَتَوَلَّىٰ
öteye döndü
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَقَدْ
muhakkak
أَبْلَغْتُكُمْ
ben size duyurdum
رِسَالَةَ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَنَصَحْتُ
ve öğüt verdim
لَكُمْ
size
وَلَـٰكِن
fakat
لَّا
siz sevmiyorsunuz
تُحِبُّونَ
you like
ٱلنَّـٰصِحِينَ
öğüt verenleri

Yusuf AliSo Salih left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the message for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but ye love not good counsellors

Elmalılı Hamdi YazırSâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz

7:80
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنۡ أَحَدࣲ مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَلُوطًا
ve Lut'u da (gönderdik)
إِذْ
dedi
قَالَ
he said
لِقَوْمِهِۦٓ
kavmine
أَتَأْتُونَ
siz mi yapıyorsunuz?
ٱلْفَـٰحِشَةَ
fuhşu
مَا
yapmadığı
سَبَقَكُم
sizden önce
بِهَا
onu
مِنْ
hiç
أَحَدٍۢ
kimsenin
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Yusuf AliWe also (sent) Lut: He said to his people: "Do ye commit lewdness such as no people in creation (ever) committed before you

Elmalılı Hamdi YazırLût'u da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyor sunuz

7:81 📚 1
إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةࣰ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
لَتَأْتُونَ
yaklaşıyorsunuz
ٱلرِّجَالَ
erkeklere
شَهْوَةًۭ
şehvetle
مِّن
bırakıp
دُونِ
instead of
ٱلنِّسَآءِ ۚ
kadınları
بَلْ
doğrusu
أَنتُمْ
siz
قَوْمٌۭ
bir kavimsiniz
مُّسْرِفُونَ
haddi aşan

Yusuf AliFor ye practise your lusts on men in preference to women : ye are indeed a people transgressing beyond bounds

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz

7:82
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوهُم مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسࣱ يَتَطَهَّرُونَ
وَمَا
olmadı
كَانَ
was
جَوَابَ
cevabı
قَوْمِهِۦٓ
kavminin
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوٓا۟
they said
أَخْرِجُوهُم
onları çıkarın
مِّن
kentinizden
قَرْيَتِكُمْ ۖ
your town
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
أُنَاسٌۭ
insanlarmış
يَتَطَهَّرُونَ
fazla temizlenen

Yusuf AliAnd his people gave no answer but this: they said, "Drive them out of your city: these are indeed men who want to be clean and pure

Elmalılı Hamdi YazırKavminin cevabı: "Onları (Lût'u ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış! "demelerinden başka bir şey olmadı

7:83
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
biz de onu kurtardık
وَأَهْلَهُۥٓ
ve ailesini
إِلَّا
yalnız
ٱمْرَأَتَهُۥ
karısı
كَانَتْ
oldu
مِنَ
geride kalanlardan
ٱلْغَـٰبِرِينَ
those who stayed behind

Yusuf AliBut we saved him and his family, except his wife: she was of those who legged behind

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan oldu

7:84
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
عَلَيْهِم
üzerlerine
مَّطَرًۭا ۖ
bir yağmur
فَٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluların

Yusuf AliAnd we rained down on them a shower (of brimstone): Then see what was the end of those who indulged in sin and crime

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu

7:85
وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبࣰ اۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡۖ فَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَٱلۡمِيزَانَ وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَاۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
وَإِلَىٰ
ve
مَدْيَنَ
Medyen'e
أَخَاهُمْ
kardeşleri
شُعَيْبًۭا ۗ
Şuayb'i (gönderdik)
قَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin
مِّنْ
hiç
إِلَـٰهٍ
tanrınız
غَيْرُهُۥ ۖ
O'ndan başka
قَدْ
doğrusu
جَآءَتْكُم
size geldi
بَيِّنَةٌۭ
açık bir delil
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ ۖ
your Lord
فَأَوْفُوا۟
tam yapın
ٱلْكَيْلَ
ölçüyü
وَٱلْمِيزَانَ
ve tartıyı
وَلَا
ve
تَبْخَسُوا۟
eksiltmeyin
ٱلنَّاسَ
insanların
أَشْيَآءَهُمْ
eşyalarını
وَلَا
bozgunculuk yapmayın
تُفْسِدُوا۟
cause corruption
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بَعْدَ
sonra
إِصْلَـٰحِهَا ۚ
düzeltildikten
ذَٰلِكُمْ
böylesi
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inananlar

Yusuf AliTo the Madyan people We sent Shu'aib, one of their own brethren: he said: "O my people! worship God; Ye have no other god but Him. Now hath come unto you a clear (Sign) from your Lord! Give just measure and weight, nor withhold from the people the things that are their due; and do no mischief on the earth after it has been set in order: that will be best for you, if ye have Faith

Elmalılı Hamdi YazırMedyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir

7:86
وَلَا تَقۡعُدُواْ بِكُلِّ صِرَٰطࣲ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبۡغُونَهَا عِوَجࣰ اۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ كُنتُمۡ قَلِيلࣰ ا فَكَثَّرَكُمۡۖ وَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
وَلَا
ve oturmayın
تَقْعُدُوا۟
sit
بِكُلِّ
her
صِرَٰطٍۢ
yola
تُوعِدُونَ
tehdit ederek
وَتَصُدُّونَ
ve engelleyerek
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
مَنْ
kimseleri
ءَامَنَ
inanan
بِهِۦ
onunla
وَتَبْغُونَهَا
ve onun arayarak
عِوَجًۭا ۚ
eğriliğini
وَٱذْكُرُوٓا۟
ve düşünün
إِذْ
ne zaman ki
كُنتُمْ
siz idiniz
قَلِيلًۭا
az
فَكَثَّرَكُمْ ۖ
O sizi çoğalttı
وَٱنظُرُوا۟
ve bakın
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Yusuf AliAnd squat not on every road, breathing threats, hindering from the path of God those who believe in Him, and seeking in it something crooked; But remember how ye were little, and He gave you increase. And hold in your mind's eye what was the end of those who did mischief

Elmalılı Hamdi YazırTehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur

7:87
وَإِن كَانَ طَآئِفَةࣱ مِّنكُمۡ ءَامَنُواْ بِٱلَّذِيٓ أُرۡسِلۡتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةࣱ لَّمۡ يُؤۡمِنُواْ فَٱصۡبِرُواْ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ بَيۡنَنَاۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
وَإِن
ve eğer
كَانَ
ise
طَآئِفَةٌۭ
bir kısmı
مِّنكُمْ
içinizden
ءَامَنُوا۟
inanmış
بِٱلَّذِىٓ
kişiye
أُرْسِلْتُ
benimle gönderilen
بِهِۦ
ona
وَطَآئِفَةٌۭ
ve bir kısmı da
لَّمْ
inanmamış ise
يُؤْمِنُوا۟
they believe
فَٱصْبِرُوا۟
sabredin
حَتَّىٰ
kadar
يَحْكُمَ
hükmedinceye
ٱللَّهُ
Allah
بَيْنَنَا ۚ
aramızda
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en iyisidir
ٱلْحَـٰكِمِينَ
hükmedenlerin

Yusuf AliAnd if there is a party among you who believes in the message with which I have been sent, and a party which does not believe, hold yourselves in patience until God doth decide between us: for He is the best to decide

Elmalılı Hamdi YazırEğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır

7:88 📚 4
۞قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ
۞ قَالَ
dediler ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لَنُخْرِجَنَّكَ
mutlaka seni çıkarırız
يَـٰشُعَيْبُ
Ey Şu'ayb
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
مَعَكَ
seninle beraber
مِن
kentimizden
قَرْيَتِنَآ
our city
أَوْ
ya da
لَتَعُودُنَّ
dönersiniz
فِى
dinimize
مِلَّتِنَا ۚ
our religion
قَالَ
dedi ki
أَوَلَوْ
bile mi?
كُنَّا
biz
كَـٰرِهِينَ
istemezsek

Yusuf AliThe leaders, the arrogant party among his people, said: "O Shu'aib! we shall certainly drive thee out of our city - (thee) and those who believe with thee; or else ye (thou and they) shall have to return to our ways and religion." He said: "Wha t! even though we do detest (them)

Elmalılı Hamdi YazırKavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!" Dedi ki; "İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz)

7:89 📚 5
قَدِ ٱفۡتَرَيۡنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنۡ عُدۡنَا فِي مِلَّتِكُم بَعۡدَ إِذۡ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنۡهَاۚ وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَاۚ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمًاۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡنَاۚ رَبَّنَا ٱفۡتَحۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ قَوۡمِنَا بِٱلۡحَقِّ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰتِحِينَ
قَدِ
muhakkak
ٱفْتَرَيْنَا
atmış oluruz
عَلَى
üzerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
كَذِبًا
yalan
إِنْ
eğer
عُدْنَا
tekrar ona dönersek
فِى
sizin dininize
مِلَّتِكُم
your religion
بَعْدَ
sonra
إِذْ
ne zaman ki
نَجَّىٰنَا
bizi kurtardı
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهَا ۚ
ondan
وَمَا
değildir
يَكُونُ
mümkün
لَنَآ
bizim için
أَن
dönmemiz
نَّعُودَ
we return
فِيهَآ
ona
إِلَّآ
dışında
أَن
dilemesi
يَشَآءَ
wills
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّنَا ۚ
Rabbimiz
وَسِعَ
kuşatmıştır
رَبُّنَا
Rabbimiz
كُلَّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عِلْمًا ۚ
bilgice
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
تَوَكَّلْنَا ۚ
dayanmışız
رَبَّنَا
Rabbimiz
ٱفْتَحْ
aç(ığa çıkar)
بَيْنَنَا
aramızı
وَبَيْنَ
ve arasını
قَوْمِنَا
kavmimizin
بِٱلْحَقِّ
gerçekle
وَأَنتَ
muhakkak ki sen
خَيْرُ
en iyisisin
ٱلْفَـٰتِحِينَ
aç(ığa çıkar)anlanın

Yusuf AliWe should indeed invent a lie against God, if we returned to your ways after God hath rescued us therefrom; nor could we by any manner of means return thereto unless it be as in the will and plan of God, Our Lord. Our Lord can reach out to th e utmost recesses of things by His knowledge. In the God is our trust. our Lord! decide Thou between us and our people in truth, for Thou art the best to decide

Elmalılı Hamdi Yazır(Andolsun ki), Allah bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın

7:90
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعۡتُمۡ شُعَيۡبًا إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ
وَقَالَ
ve dediler ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
لَئِنِ
eğer
ٱتَّبَعْتُمْ
uyarsanız
شُعَيْبًا
Şu'ayb'e
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
إِذًۭا
ziyana uğrarsınız
لَّخَـٰسِرُونَ
(will be) certainly losers

Yusuf AliThe leaders, the unbelievers among his people, said: "If ye follow Shu'aib, be sure then ye are ruined

Elmalılı Hamdi YazırKavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Eğer Şu'ayb'a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız

7:91
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakalayıverdi
ٱلرَّجْفَةُ
o müthiş sarsıntı
فَأَصْبَحُوا۟
çökekaldılar
فِى
yurtlarında
دَارِهِمْ
their home(s)
جَـٰثِمِينَ
diz üstü

Yusuf AliBut the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes before the morning

Elmalılı Hamdi YazırDerken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar

7:92
ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبࣰ ا كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَاۚ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبࣰ ا كَانُواْ هُمُ ٱلۡخَٰسِرِينَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
شُعَيْبًۭا
Şu'ayb'i
كَأَن
sanki gibi oldular
لَّمْ
hiç oturmamış
يَغْنَوْا۟
they (had) lived
فِيهَا ۚ
orada
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan
شُعَيْبًۭا
Şu'ayb'i
كَانُوا۟
oldular
هُمُ
onlar
ٱلْخَـٰسِرِينَ
ziyana uğrayanlar

Yusuf AliThe men who reject Shu'aib became as if they had never been in the homes where they had flourished: the men who rejected Shu'aib - it was they who were ruined

Elmalılı Hamdi YazırŞu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular

7:93
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡۖ فَكَيۡفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوۡمࣲ كَٰفِرِينَ
فَتَوَلَّىٰ
öteye döndü
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
لَقَدْ
andolsun
أَبْلَغْتُكُمْ
ben size duyurdum
رِسَـٰلَـٰتِ
mesajlarını
رَبِّى
Rabbimin
وَنَصَحْتُ
ve öğüt verdim
لَكُمْ ۖ
size
فَكَيْفَ
artık nasıl
ءَاسَىٰ
acırım
عَلَىٰ
bir kavme
قَوْمٍۢ
a people
كَـٰفِرِينَ
kafir

Yusuf AliSo Shu'aib left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the messages for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but how shall I lament over a people who refuse to believe

Elmalılı Hamdi Yazır(Şu'ayb) onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım

7:94
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةࣲ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّآ أَخَذۡنَآ أَهۡلَهَا بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَضَّرَّعُونَ
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
göndermedik
فِى
bir ülkeye
قَرْيَةٍۢ
a city
مِّن
hiçbir
نَّبِىٍّ
peygamber
إِلَّآ
sık(ma)dığımız
أَخَذْنَآ
We seized
أَهْلَهَا
halkını
بِٱلْبَأْسَآءِ
yoksulluk
وَٱلضَّرَّآءِ
ve darlıkla
لَعَلَّهُمْ
diye
يَضَّرَّعُونَ
yalvarıp yakarsınlar

Yusuf AliWhenever We sent a prophet to a town, We took up its people in suffering and adversity, in order that they might learn humility

Elmalılı Hamdi YazırBiz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkınıyalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır

7:95
ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
ثُمَّ
sonra
بَدَّلْنَا
değiştirip getirdik
مَكَانَ
yerine
ٱلسَّيِّئَةِ
kötülüğü
ٱلْحَسَنَةَ
iyilik
حَتَّىٰ
ta ki
عَفَوا۟
çoğaldılar
وَّقَالُوا۟
ve dediler
قَدْ
muhakkak
مَسَّ
dokunmuştu
ءَابَآءَنَا
atalarımıza
ٱلضَّرَّآءُ
darlık
وَٱلسَّرَّآءُ
ve sevinç
فَأَخَذْنَـٰهُم
biz de onları yakaladık
بَغْتَةًۭ
ansızın
وَهُمْ
ve onlar
لَا
değillerdi
يَشْعُرُونَ
farkında

Yusuf AliThen We changed their suffering into prosperity, until they grew and multiplied, and began to say: "Our fathers (too) were touched by suffering and affluence" ... Behold! We called them to account of a sudden, while they realised not (their pe ril)

Elmalılı Hamdi YazırSonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu." dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık

7:96
وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتࣲ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن كَذَّبُواْ فَأَخَذۡنَٰهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
وَلَوْ
ve şayet
أَنَّ
elbette
أَهْلَ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(O) ülkelerin
ءَامَنُوا۟
inansalardı
وَٱتَّقَوْا۟
ve korunsalardı
لَفَتَحْنَا
açardık
عَلَيْهِم
üzerlerine
بَرَكَـٰتٍۢ
bolluklar
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
وَٱلْأَرْضِ
ve yer(den)
وَلَـٰكِن
fakat
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
فَأَخَذْنَـٰهُم
biz de onları yakaladık
بِمَا
şeylerle
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor

Yusuf AliIf the people of the towns had but believed and feared God, We should indeed have opened out to them (All kinds of) blessings from heaven and earth; but they rejected (the truth), and We brought them to book for their misdeeds

Elmalılı Hamdi Yazırülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık

7:97 📚 3
أَفَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا بَيَٰتࣰ ا وَهُمۡ نَآئِمُونَ
أَفَأَمِنَ
emin midirler?
أَهْلُ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(o) ülkelerin
أَن
kendilerine gelmeyeceğinden
يَأْتِيَهُم
comes to them
بَأْسُنَا
azabımızın
بَيَـٰتًۭا
geceleyin
وَهُمْ
ve onlar
نَآئِمُونَ
uyurlarken

Yusuf AliDid the people of the towns feel secure against the coming of Our wrath by night while they were asleep

Elmalılı Hamdi YazırAcaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler

7:98
أَوَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا ضُحࣰ ى وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ
أَوَأَمِنَ
Ya da emin midirler?
أَهْلُ
halkı
ٱلْقُرَىٰٓ
(o) ülkelerin
أَن
onlara gelmeyeceğinden
يَأْتِيَهُم
comes to them
بَأْسُنَا
azabımızın
ضُحًۭى
kuşluk vakti
وَهُمْ
ve onlar
يَلْعَبُونَ
eğlenirlerken

Yusuf AliOr else did they feel secure against its coming in broad daylight while they played about (care-free)

Elmalılı Hamdi YazırYoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler

7:99 📚 7
أَفَأَمِنُواْ مَكۡرَ ٱللَّهِۚ فَلَا يَأۡمَنُ مَكۡرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
أَفَأَمِنُوا۟
emin mi oldular?
مَكْرَ
tuzağından
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
فَلَا
olamaz
يَأْمَنُ
emin
مَكْرَ
tuzağından
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَّا
başkası
ٱلْقَوْمُ
topluluktan
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayan

Yusuf AliDid they then feel secure against the plan of God?- but no one can feel secure from the Plan of God, except those (doomed) to ruin

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağından emin olmaz

7:100 📚 3
أَوَلَمۡ يَهۡدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ أَهۡلِهَآ أَن لَّوۡ نَشَآءُ أَصَبۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡۚ وَنَطۡبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ
أَوَلَمْ
yola getirmedi mi?
يَهْدِ
guide
لِلَّذِينَ
kimseleri
يَرِثُونَ
varis olanları
ٱلْأَرْضَ
şu toprağa
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
أَهْلِهَآ
sahiplerinden
أَن
eğer
لَّوْ
if
نَشَآءُ
biz dilesek
أَصَبْنَـٰهُم
kendilerini de cezalandırırız
بِذُنُوبِهِمْ ۚ
günahlarıyle
وَنَطْبَعُ
ve mühürleriz
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
فَهُمْ
artık onlar
لَا
hiç işitmezler
يَسْمَعُونَ
hear

Yusuf AliTo those who inherit the earth in succession to its (previous) possessors, is it not a guiding, (lesson) that, if We so willed, We could punish them (too) for their sins, and seal up their hearts so that they could not hear

Elmalılı Hamdi YazırÖnceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler

7:101
تِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآئِهَاۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْ بِمَا كَذَّبُواْ مِن قَبۡلُۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
تِلْكَ
işte o
ٱلْقُرَىٰ
ülkeler
نَقُصُّ
anlatıyoruz
عَلَيْكَ
sana
مِنْ
onların haberlerinden
أَنۢبَآئِهَا ۚ
their news
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
فَمَا
fakat hayır
كَانُوا۟
onlar
لِيُؤْمِنُوا۟
inanmadılar
بِمَا
ötürü
كَذَّبُوا۟
yalanladıklarından
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَطْبَعُ
mühürler
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِ
kalbleri
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Yusuf AliSuch were the towns whose story We (thus) relate unto thee: There came indeed to them their apostles with clear (signs): But they would not believe what they had rejected before. Thus doth God seal up the hearts of those who reject faith

Elmalılı Hamdi Yazırİşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler

7:102
وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدࣲۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ
وَمَا
ve
وَجَدْنَا
bulmadık
لِأَكْثَرِهِم
onların çoklarında
مِّنْ
hiç
عَهْدٍۢ ۖ
sözünde durma
وَإِن
ve fakat
وَجَدْنَآ
bulduk
أَكْثَرَهُمْ
onların çoklarını
لَفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Yusuf AliMost of them We found not men (true) to their covenant: but most of them We found rebellious and disobedient

Elmalılı Hamdi YazırOnların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk

7:103
ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَظَلَمُواْ بِهَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
ثُمَّ
sonra
بَعَثْنَا
gönderdik
مِنۢ
ardlarından
بَعْدِهِم
after them
مُّوسَىٰ
Musa'yı
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizle
إِلَىٰ
Fir'avn'a
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve onun ileri gelenlerine
فَظَلَمُوا۟
haksızlık ettiler
بِهَا ۖ
(ayetlerimize)
فَٱنظُرْ
fakat bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Yusuf AliThen after them We sent Moses with Our signs to Pharaoh and his chiefs, but they wrongfully rejected them: So see what was the end of those who made mischief

Elmalılı Hamdi YazırSonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu

7:104
وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرۡعَوۡنُ إِنِّي رَسُولࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَقَالَ
dedi ki
مُوسَىٰ
Musa
يَـٰفِرْعَوْنُ
Ey Fir'avn
إِنِّى
muhakkak ben
رَسُولٌۭ
bir elçiyim
مِّن
tarafından
رَّبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliMoses said: "O Pharaoh! I am an apostle from the Lord of the worlds

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi

7:105 📚 1
حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ قَدۡ جِئۡتُكُم بِبَيِّنَةࣲ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَرۡسِلۡ مَعِيَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
حَقِيقٌ
borçtur
عَلَىٰٓ
benim üzerime
أَن
ki
لَّآ
asla
أَقُولَ
söylememem
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
إِلَّا
başkasını
ٱلْحَقَّ ۚ
gerçekten
قَدْ
andolsun
جِئْتُكُم
size getirdim
بِبَيِّنَةٍۢ
açık bir delil
مِّن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
فَأَرْسِلْ
artık gönder
مَعِىَ
benimle
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliOne for whom it is right to say nothing but truth about God. Now have I come unto you (people), from your Lord, with a clear (Sign): So let the Children of Israel depart along with me

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı ilk görevim, hak olandan başka bir şey söylemememdir. Gerçekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık İsrailoğullarını benimle gönder

7:106
قَالَ إِن كُنتَ جِئۡتَ بِـَٔايَةࣲ فَأۡتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
إِن
eğer
كُنتَ
isen
جِئْتَ
getirmiş
بِـَٔايَةٍۢ
bir ayet
فَأْتِ
getir bakalım
بِهَآ
onu
إِن
şayet
كُنتَ
isen
مِنَ
doğru söyleyenlerden
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "If indeed thou hast come with a Sign, show it forth,- if thou tellest the truth

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster" dedi

7:107
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏
فَأَلْقَىٰ
bunun üzerine attı
عَصَاهُ
asasını
فَإِذَا
birden
هِىَ
o
ثُعْبَانٌۭ
bir ejderha (oluverdi)
مُّبِينٌۭ
açıkça

Yusuf AliThen (Moses) threw his rod, and behold! it was a serpent, plain (for all to see)

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi

7:108
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ
وَنَزَعَ
ve (böğründen) çıkardı
يَدَهُۥ
elini
فَإِذَا
birden
هِىَ
o
بَيْضَآءُ
bembeyaz parlayıverdi
لِلنَّـٰظِرِينَ
bakanlar için

Yusuf AliAnd he drew out his hand, and behold! it was white to all beholders

Elmalılı Hamdi YazırVe Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu

7:109
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
إِنَّ
muhakkak
هَـٰذَا
bu
لَسَـٰحِرٌ
bir büyücüdür
عَلِيمٌۭ
çok bilgili

Yusuf AliSaid the Chiefs of the people of Pharaoh: "This is indeed a sorcerer well- versed

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler

7:110
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُمۡۖ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
يُرِيدُ
istiyor
أَن
sizi çıkarmak
يُخْرِجَكُم
drive you out
مِّنْ
yurdunuzdan
أَرْضِكُمْ ۖ
your land
فَمَاذَا
ne?
تَأْمُرُونَ
buyurursunuz

Yusuf AliHis plan is to get you out of your land: then what is it ye counsel

Elmalılı Hamdi YazırO, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi

7:111
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَأَرۡسِلۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
أَرْجِهْ
onu beklet
وَأَخَاهُ
ve kardeşini de
وَأَرْسِلْ
ve gönder
فِى
şehirlere
ٱلْمَدَآئِنِ
the cities
حَـٰشِرِينَ
toplayıcılar (olarak)

Yusuf AliThey said: "Keep him and his brother in suspense (for a while); and send to the cities men to collect

Elmalılı Hamdi YazırOnlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler

7:112
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمࣲ‏
يَأْتُوكَ
sana getirsinler
بِكُلِّ
bütün
سَـٰحِرٍ
büyücüleri
عَلِيمٍۢ
bilgili

Yusuf AliAnd bring up to thee all (our) sorcerers well-versed

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

7:113
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
وَجَآءَ
ve geldi
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'a
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّ
elbette
لَنَا
bize
لَأَجْرًا
bir mükafat var (değil mi?)
إِن
eğer
كُنَّا
olursak
نَحْنُ
biz
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelen

Yusuf AliSo there came the sorcerers to Pharaoh: They said, "of course we shall have a (suitable) reward if we win

Elmalılı Hamdi YazırO sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dediler

7:114
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ لَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
قَالَ
dedi
نَعَمْ
evet
وَإِنَّكُمْ
hem de siz
لَمِنَ
olanlardansınız
ٱلْمُقَرَّبِينَ
yakınlar(ım)

Yusuf AliHe said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)

Elmalılı Hamdi YazırEvet" dedi (Firavun), "Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız

7:115 📚 1
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِيَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحۡنُ ٱلۡمُلۡقِينَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِمَّآ
önce mi?
أَن
sen atacaksın
تُلْقِىَ
you throw
وَإِمَّآ
yoksa
أَن
olalım
نَّكُونَ
we will be
نَحْنُ
biz (mi)
ٱلْمُلْقِينَ
(önce) atanlar

Yusuf AliThey said: "O Moses! wilt thou throw (first), or shall we have the (first) throw

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler

7:116
قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمࣲ‏
قَالَ
dedi
أَلْقُوا۟ ۖ
siz atın
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَلْقَوْا۟
atınca
سَحَرُوٓا۟
büyülediler
أَعْيُنَ
gözlerini
ٱلنَّاسِ
insanların
وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ
ve onları ürküttüler
وَجَآءُو
ve getirdiler
بِسِحْرٍ
bir büyü
عَظِيمٍۢ
büyük

Yusuf AliSaid Moses: "Throw ye (first)." So when they threw, they bewitched the eyes of the people, and struck terror into them: for they showed a great (feat of) magic

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler

7:117
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ
۞ وَأَوْحَيْنَآ
ve biz de vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
أَنْ
diye
أَلْقِ
at
عَصَاكَ ۖ
Asanı
فَإِذَا
(bir de baktılar ki)
هِىَ
o
تَلْقَفُ
yakalayıp yutuyor
مَا
şeyleri
يَأْفِكُونَ
onların uydurdukları

Yusuf AliWe put it into Moses's mind by inspiration: "Throw (now) thy rod":and behold! it swallows up straight away all the falsehoods which they fake

Elmalılı Hamdi YazırBiz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver." diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi

7:118 📚 1
فَوَقَعَ ٱلۡحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
فَوَقَعَ
ortaya çıktı
ٱلْحَقُّ
gerçek
وَبَطَلَ
ve batıl oldu
مَا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Yusuf AliThus truth was confirmed, and all that they did was made of no effect

Elmalılı Hamdi YazırArtık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti

7:119
فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُواْ صَٰغِرِينَ
فَغُلِبُوا۟
yenildiler
هُنَالِكَ
orada
وَٱنقَلَبُوا۟
ve düştüler
صَـٰغِرِينَ
küçük

Yusuf AliSo the (great ones) were vanquished there and then, and were made to look small

Elmalılı Hamdi YazırOrada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi

7:120
وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ
وَأُلْقِىَ
ve kapandılar
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
سَـٰجِدِينَ
secdeye

Yusuf AliBut the sorcerers fell down prostrate in adoration

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar hep birden secdeye kapandılar

7:121
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
ءَامَنَّا
inandık
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliSaying: "We believe in the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırÂlemlerin Rabbine iman ettik." dediler

7:122
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
رَبِّ
Rabbine
مُوسَىٰ
Musa'nın
وَهَـٰرُونَ
ve Harun'un

Yusuf AliThe Lord of Moses and Aaron

Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın ve Harun'un Rabbine

7:123
قَالَ فِرۡعَوۡنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَمَكۡرࣱ مَّكَرۡتُمُوهُ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لِتُخۡرِجُواْ مِنۡهَآ أَهۡلَهَاۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
قَالَ
dedi
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
ءَامَنتُم
inandınız mı?
بِهِۦ
ona
قَبْلَ
önce
أَنْ
ben izin vermeden
ءَاذَنَ
I give permission
لَكُمْ ۖ
size
إِنَّ
muhakkak ki
هَـٰذَا
bu
لَمَكْرٌۭ
bir tuzaktır
مَّكَرْتُمُوهُ
kurduğunuz
فِى
şehirde
ٱلْمَدِينَةِ
the city
لِتُخْرِجُوا۟
çıkarmak için
مِنْهَآ
oradan
أَهْلَهَا ۖ
halkını
فَسَوْفَ
ama yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz

Yusuf AliSaid Pharaoh: "Believe ye in Him before I give you permission? Surely this is a trick which ye have planned in the city to drive out its people: but soon shall ye know (the consequences)

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız

7:124
لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ
لَأُقَطِّعَنَّ
elbette keseceğim
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَأَرْجُلَكُم
ve ayaklarınızı
مِّنْ
çaprazlama
خِلَـٰفٍۢ
opposite (sides)
ثُمَّ
sonra
لَأُصَلِّبَنَّكُمْ
asacağım
أَجْمَعِينَ
hepinizi

Yusuf AliBe sure I will cut off your hands and your feet on apposite sides, and I will cause you all to die on the cross

Elmalılı Hamdi YazırEllerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım

7:125
قَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّآ
biz zaten
إِلَىٰ
Rabbimize
رَبِّنَا
our Lord
مُنقَلِبُونَ
döneceğiz

Yusuf AliThey said: "For us, We are but sent back unto our Lord

Elmalılı Hamdi YazırOnlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler

7:126
وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتۡنَاۚ رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرࣰ ا وَتَوَفَّنَا مُسۡلِمِينَ
وَمَا
ve
تَنقِمُ
öc almıyorsun
مِنَّآ
bizden
إِلَّآ
dışında
أَنْ
inanmamız
ءَامَنَّا
we believed
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
رَبِّنَا
Rabbimizin
لَمَّا
zaman
جَآءَتْنَا ۚ
bize geldiği
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَفْرِغْ
boşalt
عَلَيْنَا
üzerimize
صَبْرًۭا
sabır
وَتَوَفَّنَا
ve bizi öldür
مُسْلِمِينَ
müslümanlar olarak

Yusuf AliBut thou dost wreak thy vengeance on us simply because we believed in the Signs of our Lord when they reached us! Our Lord! pour out on us patience and constancy, and take our souls unto thee as Muslims (who bow to thy will)

Elmalılı Hamdi YazırSenin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler

7:127
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوۡمَهُۥ لِيُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَۚ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَنَسۡتَحۡيِۦ نِسَآءَهُمۡ وَإِنَّا فَوۡقَهُمۡ قَٰهِرُونَ
وَقَالَ
dedi ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelen bir topluluk
مِن
kavminden
قَوْمِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
أَتَذَرُ
bırakacak mısın?
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَقَوْمَهُۥ
ve kavmini
لِيُفْسِدُوا۟
bozgunculuk yapsınlar diye
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَيَذَرَكَ
ve seni terk edip
وَءَالِهَتَكَ ۚ
ve tanrılarını
قَالَ
dedi
سَنُقَتِّلُ
biz öldüreceğiz
أَبْنَآءَهُمْ
onların oğullarını
وَنَسْتَحْىِۦ
ve sağ bırakacağız
نِسَآءَهُمْ
kadınlarını
وَإِنَّا
ve biz daima
فَوْقَهُمْ
onların üstünde
قَـٰهِرُونَ
eziciler olacağız

Yusuf AliSaid the chiefs of Pharaoh's people: "Wilt thou leave Moses and his people, to spread mischief in the land, and to abandon thee and thy gods?" He said: "Their male children will we slay; (only) their females will we save alive; and we have over them (power) irresistible

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz

7:128
قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱللَّهِ وَٱصۡبِرُوٓاْۖ إِنَّ ٱلۡأَرۡضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۖ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ
قَالَ
dedi
مُوسَىٰ
Musa
لِقَوْمِهِ
kavmine
ٱسْتَعِينُوا۟
yardım isteyin
بِٱللَّهِ
Allah'tan
وَٱصْبِرُوٓا۟ ۖ
ve sabredin
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْأَرْضَ
yeryüzü
لِلَّهِ
Allah'ındır
يُورِثُهَا
onu verir
مَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ ۖ
His servants
وَٱلْعَـٰقِبَةُ
ve sonuç
لِلْمُتَّقِينَ
korunanlarındır

Yusuf AliSaid Moses to his people: "Pray for help from God, and (wait) in patience and constancy: for the earth is God's, to give as a heritage to such of His servants as He pleaseth; and the end is (best) for the righteous

Elmalılı Hamdi YazırMusa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir

7:129 📚 1
قَالُوٓاْ أُوذِينَا مِن قَبۡلِ أَن تَأۡتِيَنَا وَمِنۢ بَعۡدِ مَا جِئۡتَنَاۚ قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يُهۡلِكَ عَدُوَّكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرَ كَيۡفَ تَعۡمَلُونَ
قَالُوٓا۟
dediler
أُوذِينَا
bize işkence edildi
مِن
önceden
قَبْلِ
before
أَن
sen bize gelmezden
تَأْتِيَنَا
you came to us
وَمِنۢ
ve
بَعْدِ
sonradan
مَا
sen bize geldikten
جِئْتَنَا ۚ
you have come to us
قَالَ
dedi
عَسَىٰ
umulur ki
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
أَن
yok eder
يُهْلِكَ
will destroy
عَدُوَّكُمْ
düşmanınızı
وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
ve sizi hakim kılar
فِى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَيَنظُرَ
böylece bakar
كَيْفَ
nasıl
تَعْمَلُونَ
hareket edeceğinize

Yusuf AliThey said: "We have had (nothing but) trouble, both before and after thou camest to us." He said: "It may be that your Lord will destroy your enemy and make you inheritors in the earth; that so He may try you by your deeds

Elmalılı Hamdi YazırKavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır

7:130
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقۡصࣲ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَخَذْنَآ
biz tuttuk
ءَالَ
ailesini
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
بِٱلسِّنِينَ
yıllarca
وَنَقْصٍۢ
ve darlığıyla
مِّنَ
ürünlerin
ٱلثَّمَرَٰتِ
[the] fruits
لَعَلَّهُمْ
belki (diye)
يَذَّكَّرُونَ
öğüt alırlar

Yusuf AliWe punished the people of Pharaoh with years (of droughts) and shortness of crops; that they might receive admonition

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlar

7:131 📚 1
فَإِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡحَسَنَةُ قَالُواْ لَنَا هَٰذِهِۦۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةࣱ يَطَّيَّرُواْ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓۗ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمۡ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
فَإِذَا
zaman
جَآءَتْهُمُ
onlara geldiği
ٱلْحَسَنَةُ
bir iyilik
قَالُوا۟
derler
لَنَا
bizimdir
هَـٰذِهِۦ ۖ
bu
وَإِن
eğer
تُصِبْهُمْ
kendilerine ulaşırsa
سَيِّئَةٌۭ
bir kötülük
يَطَّيَّرُوا۟
uğursuz sayarlardı
بِمُوسَىٰ
Musa
وَمَن
kimseleri
مَّعَهُۥٓ ۗ
ve beraberindeki
أَلَآ
iyi bilinki
إِنَّمَا
ancak
طَـٰٓئِرُهُمْ
onların uğursuzluğu
عِندَ
katındadır
ٱللَّهِ
Allah
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Yusuf AliBut when good (times) came, they said, "This is due to us;" When gripped by calamity, they ascribed it to evil omens connected with Moses and those with him! Behold! in truth the omens of evil are theirs in God's sight, but most of them do not understand

Elmalılı Hamdi YazırFakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler

7:132
وَقَالُواْ مَهۡمَا تَأۡتِنَا بِهِۦ مِنۡ ءَايَةࣲ لِّتَسۡحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحۡنُ لَكَ بِمُؤۡمِنِينَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَهْمَا
ne kadar
تَأْتِنَا
getirsen de bize
بِهِۦ
bir
مِنْ
of
ءَايَةٍۢ
mu'cize
لِّتَسْحَرَنَا
bizi büyülemek için
بِهَا
onunla;
فَمَا
değiliz
نَحْنُ
biz
لَكَ
sana
بِمُؤْمِنِينَ
inanacak

Yusuf AliThey said (to Moses): "Whatever be the Signs thou bringest, to work therewith thy sorcery on us, we shall never believe in thee

Elmalılı Hamdi YazırVe sen büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz," dediler

7:133
فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلۡجَرَادَ وَٱلۡقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتࣲ مُّفَصَّلَٰتࣲ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ
فَأَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلطُّوفَانَ
tufan
وَٱلْجَرَادَ
ve çekirge
وَٱلْقُمَّلَ
ve kımıl (haşerat)
وَٱلضَّفَادِعَ
ve kurbağalar
وَٱلدَّمَ
ve Kan
ءَايَـٰتٍۢ
mu'cizeler olarak
مُّفَصَّلَـٰتٍۢ
ayrı ayrı
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
ama yine büyüklük tasladılar
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًۭا
bir topluluk
مُّجْرِمِينَ
suçlu

Yusuf AliSo We sent (plagues) on them: Wholesale death, Locusts, Lice, Frogs, And Blood: Signs openly self-explained: but they were steeped in arrogance,- a people given to sin

Elmalılı Hamdi YazırBiz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular

7:134
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيۡهِمُ ٱلرِّجۡزُ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَۖ لَئِن كَشَفۡتَ عَنَّا ٱلرِّجۡزَ لَنُؤۡمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرۡسِلَنَّ مَعَكَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
وَقَعَ
çökünce
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلرِّجْزُ
azab
قَالُوا۟
dediler
يَـٰمُوسَى
Ey Musa
ٱدْعُ
du'a et
لَنَا
bizim için
رَبَّكَ
Rabbine
بِمَا
üzerine
عَهِدَ
verdiği söz
عِندَكَ ۖ
sana
لَئِن
eğer
كَشَفْتَ
kaldırırsan
عَنَّا
bizden
ٱلرِّجْزَ
azabı
لَنُؤْمِنَنَّ
muhakkak inanacağız
لَكَ
sana
وَلَنُرْسِلَنَّ
ve mutlaka göndereceğiz
مَعَكَ
seninle beraber
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliEvery time the penalty fell on them, they said: "O Moses! on your behalf call on thy Lord in virtue of his promise to thee: If thou wilt remove the penalty from us, we shall truly believe in thee, and we shall send away the Children of Israel w ith thee

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz

7:135
فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُمُ ٱلرِّجۡزَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ هُم بَٰلِغُوهُ إِذَا هُمۡ يَنكُثُونَ
فَلَمَّا
ne zaman
كَشَفْنَا
biz kaldırsak
عَنْهُمُ
onlardan
ٱلرِّجْزَ
azabı
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
bir süreye
هُم
onlar
بَـٰلِغُوهُ
geçirecekleri
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَنكُثُونَ
yeminlerini bozarlar

Yusuf AliBut every time We removed the penalty from them according to a fixed term which they had to fulfil,- Behold! they broke their word

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular

7:136
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ
فَٱنتَقَمْنَا
biz de öc aldık
مِنْهُمْ
onlardan
فَأَغْرَقْنَـٰهُمْ
onları boğduk
فِى
yemm(su)da
ٱلْيَمِّ
the sea
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَذَّبُوا۟
yalanlamışlardı
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَكَانُوا۟
ve olmuşlardı
عَنْهَا
onları
غَـٰفِلِينَ
umursamaz

Yusuf AliSo We exacted retribution from them: We drowned them in the sea, because they rejected Our Signs and failed to take warning from them

Elmalılı Hamdi YazırBiz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk

7:137 📚 1
وَأَوۡرَثۡنَا ٱلۡقَوۡمَ ٱلَّذِينَ كَانُواْ يُسۡتَضۡعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلۡأَرۡضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَاۖ وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلۡحُسۡنَىٰ عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُواْۖ وَدَمَّرۡنَا مَا كَانَ يَصۡنَعُ فِرۡعَوۡنُ وَقَوۡمُهُۥ وَمَا كَانُواْ يَعۡرِشُونَ
وَأَوْرَثْنَا
ve mirasçı kıldık
ٱلْقَوْمَ
milleti
ٱلَّذِينَ
olan
كَانُوا۟
were
يُسْتَضْعَفُونَ
hor görülüp ezilmekte
مَشَـٰرِقَ
doğularına
ٱلْأَرْضِ
yerin
وَمَغَـٰرِبَهَا
ve batılarına
ٱلَّتِى
öyle ki
بَـٰرَكْنَا
bereketlendirdik
فِيهَا ۖ
içini
وَتَمَّتْ
ve tam yerine geldi
كَلِمَتُ
(verdiği) sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
ٱلْحُسْنَىٰ
güzel
عَلَىٰ
üzerine
بَنِىٓ
oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
بِمَا
yüzünden
صَبَرُوا۟ ۖ
sabretmeleri
وَدَمَّرْنَا
ve yıktık
مَا
şeyleri
كَانَ
yapageldiği
يَصْنَعُ
make
فِرْعَوْنُ
Fir'avn'ın
وَقَوْمُهُۥ
ve kavminin
وَمَا
ve
كَانُوا۟
oldukları
يَعْرِشُونَ
yükselttiyor (sarayları)

Yusuf AliAnd We made a people, considered weak (and of no account), inheritors of lands in both east and west, - lands whereon We sent down Our blessings. The fair promise of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We levelled to the ground the great works and fine buildings which Pharaoh and his people erected (with such pride)

Elmalılı Hamdi YazırVe o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik

7:138 📚 1
وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتَوۡاْ عَلَىٰ قَوۡمࣲ يَعۡكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصۡنَامࣲ لَّهُمۡۚ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱجۡعَل لَّنَآ إِلَٰهࣰ ا كَمَا لَهُمۡ ءَالِهَةࣱۚ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ تَجۡهَلُونَ
وَجَـٰوَزْنَا
ve geçirdik
بِبَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْبَحْرَ
denizden
فَأَتَوْا۟
rastladılar
عَلَىٰ
üzerine
قَوْمٍۢ
bir kavim
يَعْكُفُونَ
tapan
عَلَىٰٓ
putlara
أَصْنَامٍۢ
idols
لَّهُمْ ۚ
kendilerine
قَالُوا۟
dediler
يَـٰمُوسَى
Ey Musa
ٱجْعَل
yap
لَّنَآ
bize de
إِلَـٰهًۭا
bir tanrı
كَمَا
gibi
لَهُمْ
bunların
ءَالِهَةٌۭ ۚ
tanrıları
قَالَ
dedi
إِنَّكُمْ
siz gerçekten
قَوْمٌۭ
bir toplumsunuz
تَجْهَلُونَ
cahil

Yusuf AliWe took the Children of Israel (with safety) across the sea. They came upon a people devoted entirely to some idols they had. They said: "O Moses! fashion for us a god like unto the gods they have." He said: "Surely ye are a people without kn owledge

Elmalılı Hamdi YazırVe İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz

7:139
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرࣱ مَّا هُمۡ فِيهِ وَبَٰطِلࣱ مَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunların
مُتَبَّرٌۭ
yıkılmıştır
مَّا
bulundukları (din)
هُمْ
onların
فِيهِ
içinde
وَبَـٰطِلٌۭ
ve boşa çıkmıştır
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Yusuf AliAs to these folk,- the cult they are in is (but) a fragment of a ruin, and vain is the (worship) which they practise

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkûmdur ve bütün yaptıkları batıldır

7:140
قَالَ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡغِيكُمۡ إِلَٰهࣰ ا وَهُوَ فَضَّلَكُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi
أَغَيْرَ
başka mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَبْغِيكُمْ
size arayayım
إِلَـٰهًۭا
bir tanrı
وَهُوَ
ve O
فَضَّلَكُمْ
sizi üstün yapmış iken
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Yusuf AliHe said: "Shall I seek for you a god other than the (true) God, when it is God Who hath endowed you with gifts above the nations

Elmalılı Hamdi YazırSizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu halde, ben size O'ndan başka ilâh mı arayayım! dedi

7:141
وَإِذۡ أَنجَيۡنَٰكُم مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَسُومُونَكُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يُقَتِّلُونَ أَبۡنَآءَكُمۡ وَيَسۡتَحۡيُونَ نِسَآءَكُمۡۚ وَفِي ذَٰلِكُم بَلَآءࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ عَظِيمࣱ‏
وَإِذْ
ve hani
أَنجَيْنَـٰكُم
biz sizi kurtarmıştık
مِّنْ
ailesinden
ءَالِ
(the) people
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
يَسُومُونَكُمْ
onlar size yapıyorlardı
سُوٓءَ
en kötüsünü
ٱلْعَذَابِ ۖ
azabın
يُقَتِّلُونَ
öldürüyorlardı
أَبْنَآءَكُمْ
oğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَ
ve sağ bırakıyorlardı
نِسَآءَكُمْ ۚ
kadınlarınızı
وَفِى
ve vardı
ذَٰلِكُم
bunda size
بَلَآءٌۭ
bir imtihan
مِّن
tarafından
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
عَظِيمٌۭ
büyük bir

Yusuf AliAnd remember We rescued you from Pharaoh's people, who afflicted you with the worst of penalties, who slew your male children and saved alive your females: in that was a momentous trial from your Lord

Elmalılı Hamdi YazırHani sizi, Firavun sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihan vardı

7:142
۞وَوَٰعَدۡنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيۡلَةࣰ وَأَتۡمَمۡنَٰهَا بِعَشۡرࣲ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرۡبَعِينَ لَيۡلَةࣰۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخۡلُفۡنِي فِي قَوۡمِي وَأَصۡلِحۡ وَلَا تَتَّبِعۡ سَبِيلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
۞ وَوَٰعَدْنَا
ve sözleştik
مُوسَىٰ
Musa ile
ثَلَـٰثِينَ
otuz
لَيْلَةًۭ
gece
وَأَتْمَمْنَـٰهَا
ve buna kattık
بِعَشْرٍۢ
on (gece daha)
فَتَمَّ
böylece tamamlandı
مِيقَـٰتُ
tayin ettiği vakit
رَبِّهِۦٓ
Rabbinin
أَرْبَعِينَ
kırk
لَيْلَةًۭ ۚ
geceye
وَقَالَ
dedi ki
مُوسَىٰ
Musa
لِأَخِيهِ
kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'a
ٱخْلُفْنِى
benim yerime geç
فِى
içinde
قَوْمِى
kavmim
وَأَصْلِحْ
ve ıslah et
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
سَبِيلَ
yoluna
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuların

Yusuf AliWe appointed for Moses thirty nights, and completed (the period) with ten (more): thus was completed the term (of communion) with his Lord, forty nights. And Moses had charged his brother Aaron (before he went up): "Act for me amongst my peopl e: Do right, and follow not the way of those who do mischief

Elmalılı Hamdi YazırVe Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme

7:143 📚 5
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِيٓ أَنظُرۡ إِلَيۡكَۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِي وَلَٰكِنِ ٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡجَبَلِ فَإِنِ ٱسۡتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوۡفَ تَرَىٰنِيۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلۡجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكࣰّ ا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقࣰ اۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ تُبۡتُ إِلَيۡكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelip de
مُوسَىٰ
Musa
لِمِيقَـٰتِنَا
tayin ettiğimiz vakitte
وَكَلَّمَهُۥ
ve ona konuşunca
رَبُّهُۥ
Rabbi
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
أَرِنِىٓ
bana görün
أَنظُرْ
bakayım
إِلَيْكَ ۚ
sana
قَالَ
dedi ki
لَن
sen beni göremezsin
تَرَىٰنِى
you (can) see Me
وَلَـٰكِنِ
fakat
ٱنظُرْ
bak
إِلَى
dağa
ٱلْجَبَلِ
the mountain
فَإِنِ
eğer
ٱسْتَقَرَّ
durursa
مَكَانَهُۥ
yerinde
فَسَوْفَ
o zaman
تَرَىٰنِى ۚ
sen de beni göreceksin
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَجَلَّىٰ
görününce
رَبُّهُۥ
Rabbi
لِلْجَبَلِ
dağa
جَعَلَهُۥ
onu etti
دَكًّۭا
darmadağın
وَخَرَّ
ve bayılarak
مُوسَىٰ
Musa
صَعِقًۭا ۚ
düştü
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَفَاقَ
ayılınca
قَالَ
dedi
سُبْحَـٰنَكَ
Sen yücesin
تُبْتُ
tevbe ettim
إِلَيْكَ
sana
وَأَنَا۠
ve ben
أَوَّلُ
ilkiyim
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların

Yusuf AliWhen Moses came to the place appointed by Us, and his Lord addressed him, He said: "O my Lord! show (Thyself) to me, that I may look upon thee." God said: "By no means canst thou see Me (direct); But look upon the mount; if it abide in its pla ce, then shalt thou see Me." When his Lord manifested His glory on the Mount, He made it as dust. And Moses fell down in a swoon. When he recovered his senses he said: "Glory be to Thee! to Thee I turn in repentance, and I am the first to believe

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi

7:144
قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّي ٱصۡطَفَيۡتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِي وَبِكَلَٰمِي فَخُذۡ مَآ ءَاتَيۡتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
قَالَ
dedi ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنِّى
şüphesiz ben
ٱصْطَفَيْتُكَ
seni seçtim
عَلَى
üzeine
ٱلنَّاسِ
insanlar
بِرِسَـٰلَـٰتِى
mesajlarımla
وَبِكَلَـٰمِى
ve konuşmamla
فَخُذْ
al
مَآ
şeyi
ءَاتَيْتُكَ
sana verdiğim
وَكُن
ve ol
مِّنَ
şükredenlerden
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the grateful

Yusuf Ali(God) said: "O Moses! I have chosen thee above (other) men, by the mission I (have given thee) and the words I (have spoken to thee): take then the (revelation) which I give thee, and be of those who give thanks

Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurdu: Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden ol

7:145 📚 3
وَكَتَبۡنَا لَهُۥ فِي ٱلۡأَلۡوَاحِ مِن كُلِّ شَيۡءࣲ مَّوۡعِظَةࣰ وَتَفۡصِيلࣰ ا لِّكُلِّ شَيۡءࣲ فَخُذۡهَا بِقُوَّةࣲ وَأۡمُرۡ قَوۡمَكَ يَأۡخُذُواْ بِأَحۡسَنِهَاۚ سَأُوْرِيكُمۡ دَارَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
وَكَتَبْنَا
ve yazdık
لَهُۥ
O'nun (Musa) için
فِى
levhalara
ٱلْأَلْوَاحِ
the tablets
مِن
ne varsa
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
مَّوْعِظَةًۭ
öğüte dair
وَتَفْصِيلًۭا
ve açıklamasına dair
لِّكُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
فَخُذْهَا
bunları tut
بِقُوَّةٍۢ
kuvvetle
وَأْمُرْ
ve emret
قَوْمَكَ
kavmine
يَأْخُذُوا۟
tutsunlar
بِأَحْسَنِهَا ۚ
bunların en güzelini
سَأُو۟رِيكُمْ
size göstereceğim
دَارَ
yurdunu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmışların

Yusuf AliAnd We ordained laws for him in the tablets in all matters, both commanding and explaining all things, (and said): "Take and hold these with firmness, and enjoin thy people to hold fast by the best in the precepts: soon shall I show you the ho mes of the wicked,- (How they lie desolate)

Elmalılı Hamdi YazırVe onun için o levhalarda her şeyden yazdık, nasihat ve hükümlerin ayrıntılarına ait herşeyi (belirttik). Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en güzeline sarılsınlar. Size yakında o fasıkların yurdunu göstereceğim

7:146 📚 8
سَأَصۡرِفُ عَنۡ ءَايَٰتِيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةࣲ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلرُّشۡدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰ ا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلۡغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰ اۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ
سَأَصْرِفُ
uzaklaştıracağım
عَنْ
ayetlerimden
ءَايَـٰتِىَ
My Signs
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَتَكَبَّرُونَ
büyüklenenleri
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بِغَيْرِ
olmaksızın
ٱلْحَقِّ
hak
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
onlar görseler
كُلَّ
her
ءَايَةٍۢ
ayeti
لَّا
yine inanmazlar
يُؤْمِنُوا۟
(will) they believe
بِهَا
ona
وَإِن
ve eğer
يَرَوْا۟
görseler
سَبِيلَ
yolu
ٱلرُّشْدِ
doğru
لَا
onu edinmezler
يَتَّخِذُوهُ
(will) they take it
سَبِيلًۭا
yol
وَإِن
ama eğer
يَرَوْا۟
görseler
سَبِيلَ
yolunu
ٱلْغَىِّ
azgınlık
يَتَّخِذُوهُ
onu edinirler
سَبِيلًۭا ۚ
yol
ذَٰلِكَ
öyle
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَكَانُوا۟
ve oldular
عَنْهَا
onları
غَـٰفِلِينَ
umursamaz

Yusuf AliThose who behave arrogantly on the earth in defiance of right - them will I turn away from My signs: Even if they see all the signs, they will not believe in them; and if they see the way of right conduct, they will not adopt it as the way; but if they see the way of error, that is the way they will adopt. For they have rejected our signs, and failed to take warning from them

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizi anlamaktan uzak tutacağım. Onlar ki, bütün âyetlerimizi görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutup gitmezler. Eğer sapıklık yolunu görürlerse tutar onu izlerler. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmeyi âdet edinmişler ve onlardan hep gafil olagelmişlerdir

7:147
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡۚ هَلۡ يُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimselerin
كَذَّبُوا۟
yalanlayanların
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَلِقَآءِ
ve kavuşmayı
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ ۚ
eylemleri
هَلْ
onlar ceza mı görüyorlar?
يُجْزَوْنَ
they be recompensed
إِلَّا
dışında
مَا
şeyler ile
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor

Yusuf AliThose who reject Our signs and the meeting in the Hereafter,- vain are their deeds: Can they expect to be rewarded except as they have wrought

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi ve ahiretteki karşılaşmayı inkâr edenlerin amelleri hepten boşa gitmiştir. Çekecekleri ceza kendi yaptıklarından başkası mı olacaktır

7:148 📚 1
وَٱتَّخَذَ قَوۡمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِنۡ حُلِيِّهِمۡ عِجۡلࣰ ا جَسَدࣰ ا لَّهُۥ خُوَارٌۚ أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمۡ وَلَا يَهۡدِيهِمۡ سَبِيلًاۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُواْ ظَٰلِمِينَ
وَٱتَّخَذَ
ve benimsediler
قَوْمُ
kavmi
مُوسَىٰ
Musa'nın
مِنۢ
kendisinden sonra
بَعْدِهِۦ
after him
مِنْ
zinetlerinden yapılmış
حُلِيِّهِمْ
their ornaments
عِجْلًۭا
bir buzağı
جَسَدًۭا
heykelini
لَّهُۥ
vardı onun
خُوَارٌ ۚ
böğürmesi
أَلَمْ
görmediler mi ki
يَرَوْا۟
they see
أَنَّهُۥ
o
لَا
ne kendilerine söz söylüyor
يُكَلِّمُهُمْ
speak to them
وَلَا
ne de onlara gösteriyor
يَهْدِيهِمْ
guide them
سَبِيلًا ۘ
bir yol
ٱتَّخَذُوهُ
onu benimsediler
وَكَانُوا۟
ve oldular
ظَـٰلِمِينَ
zalimler(den)

Yusuf AliThe people of Moses made, in his absence, out of their ornaments, the image of calf, (for worship): it seemed to low: did they not see that it could neither speak to them, nor show them the way? They took it for worship and they did wrong

Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular

7:149
وَلَمَّا سُقِطَ فِيٓ أَيۡدِيهِمۡ وَرَأَوۡاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ ضَلُّواْ قَالُواْ لَئِن لَّمۡ يَرۡحَمۡنَا رَبُّنَا وَيَغۡفِرۡ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
وَلَمَّا
ne zaman ki
سُقِطَ
düşürüldü
فِىٓ
arasına
أَيْدِيهِمْ
(başları) ellerinin
وَرَأَوْا۟
ve gör(üp anla)dılar
أَنَّهُمْ
kendilerinin
قَدْ
gerçekten
ضَلُّوا۟
sapmış olduklarını
قَالُوا۟
dediler ki
لَئِن
eğer
لَّمْ
bize acımazsa
يَرْحَمْنَا
has Mercy on us
رَبُّنَا
Rabbimiz
وَيَغْفِرْ
ve bağışlamazsa
لَنَا
bizi
لَنَكُونَنَّ
elbette oluruz
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Yusuf AliWhen they repented, and saw that they had erred, they said: "If our Lord have not mercy upon us and forgive us, we shall indeed be of those who perish

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler

7:150
وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفࣰ ا قَالَ بِئۡسَمَا خَلَفۡتُمُونِي مِنۢ بَعۡدِيٓۖ أَعَجِلۡتُمۡ أَمۡرَ رَبِّكُمۡۖ وَأَلۡقَى ٱلۡأَلۡوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأۡسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيۡهِۚ قَالَ ٱبۡنَ أُمَّ إِنَّ ٱلۡقَوۡمَ ٱسۡتَضۡعَفُونِي وَكَادُواْ يَقۡتُلُونَنِي فَلَا تُشۡمِتۡ بِيَ ٱلۡأَعۡدَآءَ وَلَا تَجۡعَلۡنِي مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَلَمَّا
zaman
رَجَعَ
döndü(ğü)
مُوسَىٰٓ
Musa
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
غَضْبَـٰنَ
kızgın
أَسِفًۭا
ve üzgün bir halde
قَالَ
dedi
بِئْسَمَا
ne kötü işler yaptınız?
خَلَفْتُمُونِى
arkamdan
مِنۢ
benden sonra
بَعْدِىٓ ۖ
after me
أَعَجِلْتُمْ
acele mi ettiniz?
أَمْرَ
emrini (beklemeyip)
رَبِّكُمْ ۖ
Rabbinizin
وَأَلْقَى
ve yere attı
ٱلْأَلْوَاحَ
levhaları
وَأَخَذَ
ve tuttu
بِرَأْسِ
başını
أَخِيهِ
kardeşinin
يَجُرُّهُۥٓ
çekmeye başladı
إِلَيْهِ ۚ
kendine doğru
قَالَ
(Kardeşi) dedi
ٱبْنَ
oğlu
أُمَّ
anamın
إِنَّ
gerçekten
ٱلْقَوْمَ
bu insanlar
ٱسْتَضْعَفُونِى
beni hırpaladılar
وَكَادُوا۟
ve az daha
يَقْتُلُونَنِى
beni öldürüyorlardı
فَلَا
güldürme
تُشْمِتْ
rejoice
بِىَ
üstüme
ٱلْأَعْدَآءَ
düşmanları
وَلَا
asla
تَجْعَلْنِى
beni tutma
مَعَ
beraber
ٱلْقَوْمِ
bu kavimle
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Yusuf AliWhen Moses came back to his people, angry and grieved, he said: "Evil it is that ye have done in my place in my absence: did ye make haste to bring on the judgment of your Lord?" He put down the tablets, seized his brother by (the hair of) his head, and dragged him to him. Aaron said: "Son of my mother! the people did indeed reckon me as naught, and went near to slaying me! Make not the enemies rejoice over my misfortune, nor count thou me amongst the people of sin

Elmalılı Hamdi YazırMusa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Harun'u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Harun, "Ey anamın oğlu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma

7:151 📚 1
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَلِأَخِي وَأَدۡخِلۡنَا فِي رَحۡمَتِكَۖ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
قَالَ
(Musa) dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱغْفِرْ
bağışla
لِى
beni
وَلِأَخِى
ve kardeşimi
وَأَدْخِلْنَا
ve bizi sok
فِى
içine
رَحْمَتِكَ ۖ
rahmetinin
وَأَنتَ
ve sensin
أَرْحَمُ
en merhametlisi
ٱلرَّٰحِمِينَ
merhametlilerin

Yusuf AliMoses prayed: "O my Lord! forgive me and my brother! admit us to Thy mercy! for Thou art the Most Merciful of those who show mercy

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin

7:152 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ سَيَنَالُهُمۡ غَضَبࣱ مِّن رَّبِّهِمۡ وَذِلَّةࣱ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُفۡتَرِينَ
إِنَّ
muhakkak
ٱلَّذِينَ
kimselere
ٱتَّخَذُوا۟
(tanrı diye) benimseyenlere
ٱلْعِجْلَ
buzağıyı
سَيَنَالُهُمْ
erişecektir
غَضَبٌۭ
bir öfke
مِّن
Rablerinden
رَّبِّهِمْ
their Lord
وَذِلَّةٌۭ
ve bir alçaklık
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
وَكَذَٰلِكَ
işte biz böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
ٱلْمُفْتَرِينَ
iftiracıları

Yusuf AliThose who took the calf (for worship) will indeed be overwhelmed with wrath from their Lord, and with shame in this life: thus do We recompense those who invent (falsehoods)

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz o buzağıyı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap, dünya hayatında iken de bir zillet erişecektir. İşte biz, iftiracıları böyle cezalandırırız

7:153 📚 1
وَٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِهَا وَءَامَنُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
onlar ki
عَمِلُوا۟
yaptıktan
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükler
ثُمَّ
sonra
تَابُوا۟
tevbe ettiler
مِنۢ
ardından
بَعْدِهَا
after that
وَءَامَنُوٓا۟
ve iman ettiler
إِنَّ
muhakkak ki
رَبَّكَ
Rabbin
مِنۢ
ondan sonra
بَعْدِهَا
after that
لَغَفُورٌۭ
elbette bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliBut those who do wrong but repent thereafter and (truly) believe,- verily thy Lord is thereafter Oft-Forgiving, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırO kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir

7:154 📚 1
وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلۡغَضَبُ أَخَذَ ٱلۡأَلۡوَاحَۖ وَفِي نُسۡخَتِهَا هُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّلَّذِينَ هُمۡ لِرَبِّهِمۡ يَرۡهَبُونَ
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
سَكَتَ
dinince
عَن
Musa'nın
مُّوسَى
Musa
ٱلْغَضَبُ
öfkesi
أَخَذَ
aldı
ٱلْأَلْوَاحَ ۖ
levhaları
وَفِى
ve vardı
نُسْخَتِهَا
onlardaki yazıda
هُدًۭى
yol gösterme
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmet
لِّلَّذِينَ
için
هُمْ
onlar
لِرَبِّهِمْ
Rablerinden
يَرْهَبُونَ
korkanlar

Yusuf AliWhen the anger of Moses was appeased, he took up the tablets: in the writing thereon was guidance and Mercy for such as fear their Lord

Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın öfkesi geçince levhaları aldı. Onlardaki yazıda, ancak Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı

7:155 📚 4
وَٱخۡتَارَ مُوسَىٰ قَوۡمَهُۥ سَبۡعِينَ رَجُلࣰ ا لِّمِيقَٰتِنَاۖ فَلَمَّآ أَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ قَالَ رَبِّ لَوۡ شِئۡتَ أَهۡلَكۡتَهُم مِّن قَبۡلُ وَإِيَّٰيَۖ أَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآۖ إِنۡ هِيَ إِلَّا فِتۡنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهۡدِي مَن تَشَآءُۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَاۖ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡغَٰفِرِينَ
وَٱخْتَارَ
ve seçti
مُوسَىٰ
Musa
قَوْمَهُۥ
kavminden
سَبْعِينَ
yetmiş
رَجُلًۭا
adam
لِّمِيقَـٰتِنَا ۖ
bizimle buluşma vakti için
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَخَذَتْهُمُ
onları yakalayınca
ٱلرَّجْفَةُ
sarsıntı
قَالَ
(Musa) dedi ki
رَبِّ
Rabbim
لَوْ
şayet
شِئْتَ
dileseydin
أَهْلَكْتَهُم
bunları da helak ederdin
مِّن
daha önce
قَبْلُ
before
وَإِيَّـٰىَ ۖ
ve beni de
أَتُهْلِكُنَا
bizi helak mı edeceksin?
بِمَا
ötürü
فَعَلَ
yaptıklarından
ٱلسُّفَهَآءُ
bazı beyinsizlerin
مِنَّآ ۖ
içimizden
إِنْ
bu (iş)
هِىَ
it (was)
إِلَّا
başka bir şey değildir
فِتْنَتُكَ
senin imtihanından
تُضِلُّ
şaşırtırsın
بِهَا
onunla
مَن
dilediğini
تَشَآءُ
You will
وَتَهْدِى
ve yol gösterirsin
مَن
dilediğine
تَشَآءُ ۖ
You will
أَنتَ
sen
وَلِيُّنَا
bizim velimizsin
فَٱغْفِرْ
bağışla
لَنَا
bizi
وَٱرْحَمْنَا ۖ
ve bize acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en iyisisin
ٱلْغَـٰفِرِينَ
bağışlayanların

Yusuf AliAnd Moses chose seventy of his people for Our place of meeting: when they were seized with violent quaking, he prayed: "O my Lord! if it had been Thy will Thou couldst have destroyed, long before, both them and me: wouldst Thou destroy us for the deeds of the foolish ones among us? this is no more than Thy trial: by it Thou causest whom Thou wilt to stray, and Thou leadest whom Thou wilt into the right path. Thou art our Protector: so forgive us and give us Thy mercy; for Thou art the best of those who forgive

Elmalılı Hamdi YazırBir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısın

7:156 📚 4
۞وَٱكۡتُبۡ لَنَا فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣰ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِنَّا هُدۡنَآ إِلَيۡكَۚ قَالَ عَذَابِيٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنۡ أَشَآءُۖ وَرَحۡمَتِي وَسِعَتۡ كُلَّ شَيۡءࣲۚ فَسَأَكۡتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤۡمِنُونَ
۞ وَٱكْتُبْ
ve yaz
لَنَا
bize
فِى
bu
هَـٰذِهِ
this
ٱلدُّنْيَا
dünyada
حَسَنَةًۭ
iyilik
وَفِى
ve
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirette
إِنَّا
biz
هُدْنَآ
yöneldik
إِلَيْكَ ۚ
sana
قَالَ
(Alah) buyurdu ki
عَذَابِىٓ
azabıma
أُصِيبُ
uğratırım
بِهِۦ
onu
مَنْ
kimseyi
أَشَآءُ ۖ
dilediğim
وَرَحْمَتِى
ve rahmetim ise
وَسِعَتْ
kaplamıştır
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ ۚ
şeyi
فَسَأَكْتُبُهَا
onu yazacağım
لِلَّذِينَ
kimselere
يَتَّقُونَ
korunanlara
وَيُؤْتُونَ
ve verenlere
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
هُم
onlar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimize
يُؤْمِنُونَ
inanıyorlar

Yusuf AliAnd ordain for us that which is good, in this life and in the Hereafter: for we have turned unto Thee." He said: "With My punishment I visit whom I will; but My mercy extendeth to all things. That (mercy) I shall ordain for those who do right, and practise regular charity, and those who believe in Our signs

Elmalılı Hamdi YazırVe bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük." Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır, o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım

7:157 📚 2
ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِيَّ ٱلۡأُمِّيَّ ٱلَّذِي يَجِدُونَهُۥ مَكۡتُوبًا عِندَهُمۡ فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ يَأۡمُرُهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَىٰهُمۡ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنۡهُمۡ إِصۡرَهُمۡ وَٱلۡأَغۡلَٰلَ ٱلَّتِي كَانَتۡ عَلَيۡهِمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُواْ ٱلنُّورَ ٱلَّذِيٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَتَّبِعُونَ
uyarlar
ٱلرَّسُولَ
o Elçi'ye
ٱلنَّبِىَّ
o Peygamber'e
ٱلْأُمِّىَّ
ümmi
ٱلَّذِى
buldukları
يَجِدُونَهُۥ
they find him
مَكْتُوبًا
yazılı
عِندَهُمْ
yanlarında
فِى
Tevrat
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَٱلْإِنجِيلِ
ve İncil'de
يَأْمُرُهُم
kendilerine emreden
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَيَنْهَىٰهُمْ
ve kendilerini meneden
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَيُحِلُّ
ve helal kılan
لَهُمُ
onlara
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
güzel şeyleri
وَيُحَرِّمُ
ve haram kılan
عَلَيْهِمُ
onlara
ٱلْخَبَـٰٓئِثَ
çirkin şeyleri
وَيَضَعُ
ve kaldırıp atan
عَنْهُمْ
onlardan
إِصْرَهُمْ
ağırlıkları
وَٱلْأَغْلَـٰلَ
ve prangaları
ٱلَّتِى
öyle ki
كَانَتْ
idiler
عَلَيْهِمْ ۚ
onların üzerinde
فَٱلَّذِينَ
artık onlar
ءَامَنُوا۟
inananlar
بِهِۦ
O'na
وَعَزَّرُوهُ
ve O'na saygı gösterenler
وَنَصَرُوهُ
ve O'na yardım edenler
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uyanlar
ٱلنُّورَ
nura
ٱلَّذِىٓ
indirilen
أُنزِلَ
has been sent down
مَعَهُۥٓ ۙ
O'nunla beraber
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
felaha erenlerdir

Yusuf AliThose who follow the apostle, the unlettered Prophet, whom they find mentioned in their own (scriptures),- in the law and the Gospel;- for he commands them what is just and forbids them what is evil; he allows them as lawful what is good (and pure) and prohibits them from what is bad (and impure); He releases them from their heavy burdens and from the yokes that are upon them. So it is those who believe in him, honour him, help him, and follow the light which is sent down with him,- it is they who will prosper

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır

7:158 📚 3
قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡ جَمِيعًا ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِيِّ ٱلۡأُمِّيِّ ٱلَّذِي يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِنِّى
muhakkak ben
رَسُولُ
Elçisiyim
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَيْكُمْ
sizin
جَمِيعًا
hepinize
ٱلَّذِى
onundur
لَهُۥ
for Whom
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerin
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
kendisinden
يُحْىِۦ
yaşatır
وَيُمِيتُ ۖ
ve öldürür
فَـَٔامِنُوا۟
gelin inanın
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِ
ve O'nun Elçisine
ٱلنَّبِىِّ
peygamberi
ٱلْأُمِّىِّ
ümmi
ٱلَّذِى
ki o
يُؤْمِنُ
inanmaktadır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَكَلِمَـٰتِهِۦ
ve O'nun sözlerine
وَٱتَّبِعُوهُ
O'na uyun ki
لَعَلَّكُمْ
belki
تَهْتَدُونَ
doğru yolu bulursunuz

Yusuf Aliday: "O men! I am sent unto you all, as the Apostle of God, to Whom belongeth the dominion of the heavens and the earth: there is no god but He: it is He That giveth both life and death. So believe in God and His Apostle, the Unlettered Prophe t, who believeth in God and His words: follow him that (so) ye may be guided

Elmalılı Hamdi YazırDe ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz

7:159 📚 4
وَمِن قَوۡمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةࣱ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ
وَمِن
ve
قَوْمِ
kavminden
مُوسَىٰٓ
Musa'nın
أُمَّةٌۭ
bir topluluk vardır
يَهْدُونَ
hakka götüren
بِٱلْحَقِّ
doğrulukla
وَبِهِۦ
ve onunla
يَعْدِلُونَ
adalet yapan

Yusuf AliOf the people of Moses there is a section who guide and do justice in the light of truth

Elmalılı Hamdi YazırMusa'nın kavminden doğru yolu gösteren ve doğrulukla adalet yapan bir topluluk da vardı

7:160
وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمࣰ اۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنࣰ اۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسࣲ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
وَقَطَّعْنَـٰهُمُ
ve biz onları ayırdık
ٱثْنَتَىْ
iki (oniki)
عَشْرَةَ
on (oniki)
أَسْبَاطًا
kabileye
أُمَمًۭا ۚ
ümmetler halinde
وَأَوْحَيْنَآ
vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
إِذِ
zaman
ٱسْتَسْقَىٰهُ
su istediği
قَوْمُهُۥٓ
kavmin
أَنِ
diye
ٱضْرِب
vur
بِّعَصَاكَ
asanla
ٱلْحَجَرَ ۖ
taşa
فَٱنۢبَجَسَتْ
ve fışkırdı
مِنْهُ
ondan (taştan)
ٱثْنَتَا
iki (oniki)
عَشْرَةَ
on (oniki)
عَيْنًۭا ۖ
göze
قَدْ
şüphesiz
عَلِمَ
bildi
كُلُّ
her
أُنَاسٍۢ
kabile
مَّشْرَبَهُمْ ۚ
içeceği yeri
وَظَلَّلْنَا
ve gölge yaptık
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
ٱلْغَمَـٰمَ
bulutla
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
عَلَيْهِمُ
onlara
ٱلْمَنَّ
kudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ
ve bıldırcın eti
كُلُوا۟
yeyin
مِن
güzel olanlardan
طَيِّبَـٰتِ
(the) good things
مَا
şeylerden
رَزَقْنَـٰكُمْ ۚ
sizi rızıklandırdığımız
وَمَا
ama
ظَلَمُونَا
onlar bize zulmetmediler
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Yusuf AliWe divided them into twelve tribes or nations. We directed Moses by inspiration, when his (thirsty) people asked him for water: "Strike the rock with thy staff": out of it there gushed forth twelve springs: Each group knew its own place for w ater. We gave them the shade of clouds, and sent down to them manna and quails, (saying): "Eat of the good things We have provided for you": (but they rebelled); to Us they did no harm, but they harmed their own souls

Elmalılı Hamdi YazırBiz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı

7:161
وَإِذۡ قِيلَ لَهُمُ ٱسۡكُنُواْ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةَ وَكُلُواْ مِنۡهَا حَيۡثُ شِئۡتُمۡ وَقُولُواْ حِطَّةࣱ وَٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدࣰ ا نَّغۡفِرۡ لَكُمۡ خَطِيٓـَٰٔتِكُمۡۚ سَنَزِيدُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَإِذْ
zaman
قِيلَ
denildiği
لَهُمُ
onlara
ٱسْكُنُوا۟
oturun
هَـٰذِهِ
şu
ٱلْقَرْيَةَ
kentte
وَكُلُوا۟
ve yeyin
مِنْهَا
orada
حَيْثُ
yerden
شِئْتُمْ
dilediğiniz
وَقُولُوا۟
ve deyin
حِطَّةٌۭ
affet
وَٱدْخُلُوا۟
ve girin
ٱلْبَابَ
kapıdan
سُجَّدًۭا
secde ederek
نَّغْفِرْ
bağışlayalım
لَكُمْ
sizin
خَطِيٓـَٔـٰتِكُمْ ۚ
hatalarınızı
سَنَزِيدُ
biz daha fazlasını da vereceğiz
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlere

Yusuf AliAnd remember it was said to them: "Dwell in this town and eat therein as ye wish, but say the word of humility and enter the gate in a posture of humility: We shall forgive you your faults; We shall increase (the portion of) those who do good

Elmalılı Hamdi YazırVe o vakit onlara denilmişti ki; Şu şehre yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin, "hitta" (günahlarımızı bağışla.) deyin ve secde ederek kapısından girin ki, suçlarınızı bağışlayalım. İyilere nimetlerimizi daha da arttıracağız

7:162
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡهُمۡ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِجۡزࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
فَبَدَّلَ
değiştirdiler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوا۟
zulmeden(ler)
مِنْهُمْ
içlerinden
قَوْلًا
sözü
غَيْرَ
başkasıyla
ٱلَّذِى
söylenenden
قِيلَ
was said
لَهُمْ
kendilerine
فَأَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
رِجْزًۭا
bir azab
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
ettiklerinden
يَظْلِمُونَ
haksızlık

Yusuf AliBut the transgressors among them changed the word from that which had been given them so we sent on them a plague from heaven. For that they repeatedly transgressed

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir kısım zalimler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Zulmü alışkanlık haline getirdikleri için biz de üzerlerine gökten azap yağdırdık

7:163 📚 5
وَسۡـَٔلۡهُمۡ عَنِ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَتۡ حَاضِرَةَ ٱلۡبَحۡرِ إِذۡ يَعۡدُونَ فِي ٱلسَّبۡتِ إِذۡ تَأۡتِيهِمۡ حِيتَانُهُمۡ يَوۡمَ سَبۡتِهِمۡ شُرَّعࣰ ا وَيَوۡمَ لَا يَسۡبِتُونَ لَا تَأۡتِيهِمۡۚ كَذَٰلِكَ نَبۡلُوهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
وَسْـَٔلْهُمْ
onlara sor
عَنِ
kent(halkın)ın durumundan
ٱلْقَرْيَةِ
the town
ٱلَّتِى
öyle ki
كَانَتْ
bulunan
حَاضِرَةَ
kıyısında
ٱلْبَحْرِ
deniz
إِذْ
hani
يَعْدُونَ
onlar haddi aşıyorlardı
فِى
Cumartesine
ٱلسَّبْتِ
the (matter of) Sabbath
إِذْ
onlara gelirdi
تَأْتِيهِمْ
came to them
حِيتَانُهُمْ
balıkları
يَوْمَ
günü;
سَبْتِهِمْ
cumartesi
شُرَّعًۭا
akın akın
وَيَوْمَ
gün ise
لَا
cumartesi dışındaki
يَسْبِتُونَ ۙ
they had Sabbath
لَا
gelmezlerdi
تَأْتِيهِمْ ۚ
come to them
كَذَٰلِكَ
böylece
نَبْلُوهُم
biz onları sınıyorduk
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
yoldan çıkmalarından
يَفْسُقُونَ
defiantly disobeying

Yusuf AliAsk them concerning the town standing close by the sea. Behold! they transgressed in the matter of the Sabbath. For on the day of their Sabbath their fish did come to them, openly holding up their heads, but on the day they had no Sabbath, th ey came not: thus did We make a trial of them, for they were given to transgression

Elmalılı Hamdi YazırBir de onlara, o deniz kıyısındaki şehrin başına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadığı gün gelmiyorlardı. Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için biz de onları işte böyle sınıyorduk

7:164
وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةࣱ مِّنۡهُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُهُمۡ عَذَابࣰ ا شَدِيدࣰ اۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
وَإِذْ
artık
قَالَتْ
dedi
أُمَّةٌۭ
bir topluluk
مِّنْهُمْ
içlerinden
لِمَ
niçin?
تَعِظُونَ
öğüt veriyorsunuz
قَوْمًا ۙ
bir kavme
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُهْلِكُهُمْ
helak edeceği
أَوْ
yahut
مُعَذِّبُهُمْ
azabedeceği
عَذَابًۭا
bir azapla
شَدِيدًۭا ۖ
şiddetli
قَالُوا۟
dediler ki
مَعْذِرَةً
ma'zeret için
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
وَلَعَلَّهُمْ
ve belki
يَتَّقُونَ
korunurlar (diye)

Yusuf AliWhen some of them said: "Why do ye preach to a people whom God will destroy or visit with a terrible punishment?"- said the preachers:" To discharge our duty to your Lord, and perchance they may fear Him

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye

7:165 📚 4
فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦٓ أَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذۡنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ بِعَذَابِۭ بَـِٔيسِۭ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
نَسُوا۟
onlar unuttular
مَا
şeyi
ذُكِّرُوا۟
hatırlatılan
بِهِۦٓ
kendilerine
أَنجَيْنَا
biz de kurtardık
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يَنْهَوْنَ
meneden(leri)
عَنِ
kötülükten
ٱلسُّوٓءِ
the evil
وَأَخَذْنَا
ve yakaladık
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَلَمُوا۟
zulmeden(leri)
بِعَذَابٍۭ
bir azab ile
بَـِٔيسٍۭ
çetin
بِمَا
yüzünden
كَانُوا۟
yoldan çıkmaları
يَفْسُقُونَ
defiantly disobeying

Yusuf AliWhen they disregarded the warnings that had been given them, We rescued those who forbade Evil; but We visited the wrong-doers with a grievous punishment because they were given to transgression

Elmalılı Hamdi YazırOnlar yapılan bunca nasihatı unuttukları zaman, o kötülükten sakındıranları kurtardık, o zalimleri de fena hareketlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğrattık

7:166 📚 1
فَلَمَّا عَتَوۡاْ عَن مَّا نُهُواْ عَنۡهُ قُلۡنَا لَهُمۡ كُونُواْ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
عَتَوْا۟
vazgeçmediler
عَن
şeylerden
مَّا
what
نُهُوا۟
yasak kılınan
عَنْهُ
kendilerine
قُلْنَا
dedik
لَهُمْ
onlara
كُونُوا۟
olun
قِرَدَةً
maymunlar
خَـٰسِـِٔينَ
aşağılık

Yusuf AliWhen in their insolence they transgressed (all) prohibitions, We said to them: "Be ye apes, despised and rejected

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onlar kibre kapılıp yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik

7:167 📚 1
وَإِذۡ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبۡعَثَنَّ عَلَيۡهِمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَإِذْ
o vakit
تَأَذَّنَ
ilan etmişti
رَبُّكَ
Rabbin
لَيَبْعَثَنَّ
elbette göndereceğini
عَلَيْهِمْ
onlara
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
مَن
kimseler
يَسُومُهُمْ
yapacak
سُوٓءَ
en kötüsünü
ٱلْعَذَابِ ۗ
azabın
إِنَّ
doğrusu
رَبَّكَ
Rabbin
لَسَرِيعُ
çabuk
ٱلْعِقَابِ ۖ
ceza verendir
وَإِنَّهُۥ
ve O
لَغَفُورٌۭ
çok bağışlayan
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir

Yusuf AliBehold! thy Lord did declare that He would send against them, to the Day of Judgment, those who would afflict them with grievous penalty. Thy Lord is quick in retribution, but He is also Oft-forgiving, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırO Vakit Rabbin işte şu ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gününe kadar onlara en kötü muameleyi yapacak olan kimseleri başlarına gönderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, çok affedici, çok merhametlidir

7:168
وَقَطَّعۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أُمَمࣰ اۖ مِّنۡهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنۡهُمۡ دُونَ ذَٰلِكَۖ وَبَلَوۡنَٰهُم بِٱلۡحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ
وَقَطَّعْنَـٰهُمْ
ve onları ayırdık
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
أُمَمًۭا ۖ
topluluklara
مِّنْهُمُ
onlardan kimi
ٱلصَّـٰلِحُونَ
iyi kişilerdir
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
دُونَ
alçaktır
ذَٰلِكَ ۖ
bundan
وَبَلَوْنَـٰهُم
ve onları sınadık
بِٱلْحَسَنَـٰتِ
iyiliklerle
وَٱلسَّيِّـَٔاتِ
ve kötülüklerle
لَعَلَّهُمْ
belki
يَرْجِعُونَ
dönerler (diye)

Yusuf AliWe broke them up into sections on this earth. There are among them some that are the righteous, and some that are the opposite. We have tried them with both prosperity and adversity: In order that they might turn (to us)

Elmalılı Hamdi YazırVe onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye

7:169 📚 9
فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفࣱ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضࣱ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرࣱ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
فَخَلَفَ
ardından
مِنۢ
sonra onların
بَعْدِهِمْ
after them
خَلْفٌۭ
yerlerine geçip
وَرِثُوا۟
varis olanlar
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitaba
يَأْخُذُونَ
alıyorlar
عَرَضَ
menfaatini
هَـٰذَا
şu
ٱلْأَدْنَىٰ
alçak(dünyan)ın
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar ki
سَيُغْفَرُ
(nasıl olsa) bağışlanacağız
لَنَا
biz
وَإِن
ve eğer
يَأْتِهِمْ
kendilerine gelse
عَرَضٌۭ
bir menfaat daha
مِّثْلُهُۥ
ona benzer
يَأْخُذُوهُ ۚ
onu da alırlar
أَلَمْ
peki alınmamış mıydı?
يُؤْخَذْ
taken
عَلَيْهِم
kendilerinden
مِّيثَـٰقُ
misak (söz)
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap'ta
أَن
diye
لَّا
söylemeyecekler
يَقُولُوا۟
they will say
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
إِلَّا
başkasını
ٱلْحَقَّ
gerçekten
وَدَرَسُوا۟
ve öğrenmediler mi?
مَا
onun içindekini
فِيهِ ۗ
(is) in it
وَٱلدَّارُ
ve yurdu
ٱلْـَٔاخِرَةُ
Âhiret
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لِّلَّذِينَ
korunanlar için
يَتَّقُونَ ۗ
fear Allah
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you use intellect

Yusuf AliAfter them succeeded an (evil) generation: They inherited the Book, but they chose (for themselves) the vanities of this world, saying (for excuse): "(Everything) will be forgiven us." (Even so), if similar vanities came their way, they would (again) seize them. Was not the covenant of the Book taken from them, that they would not ascribe to God anything but the truth? and they study what is in the Book. But best for the righteous is the home in the Hereafter. Will ye not understand

Elmalılı Hamdi YazırDerken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız

7:170 📚 2
وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلۡكِتَٰبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُصۡلِحِينَ
وَٱلَّذِينَ
onlar ki
يُمَسِّكُونَ
sımsıkı sarılırlar
بِٱلْكِتَـٰبِ
Kitaba
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
إِنَّا
elbette biz
لَا
zayi etmeyiz
نُضِيعُ
[We] let go waste
أَجْرَ
ecrini
ٱلْمُصْلِحِينَ
iyiliğe çalışanların

Yusuf AliAs to those who hold fast by the Book and establish regular prayer,- never shall We suffer the reward of the righteous to perish

Elmalılı Hamdi YazırKitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz

7:171 📚 3
۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةࣱ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةࣲ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
۞ وَإِذْ
hani
نَتَقْنَا
kaldırmıştık
ٱلْجَبَلَ
dağı
فَوْقَهُمْ
üzerlerine
كَأَنَّهُۥ
sanki gibi
ظُلَّةٌۭ
bir gölge
وَظَنُّوٓا۟
ve sanmışlardı
أَنَّهُۥ
onlar şüphesiz
وَاقِعٌۢ
üstlerine düşecek
بِهِمْ
onların
خُذُوا۟
tutun
مَآ
şeyi (Kitabı)
ءَاتَيْنَـٰكُم
size verdiğim
بِقُوَّةٍۢ
kuvvetle
وَٱذْكُرُوا۟
ve hatırlayın
مَا
olanı
فِيهِ
içinde
لَعَلَّكُمْ
belki
تَتَّقُونَ
korunursunuz

Yusuf AliWhen We shook the Mount over them, as if it had been a canopy, and they thought it was going to fall on them (We said): "Hold firmly to what We have given you, and bring (ever) to remembrance what is therein; perchance ye may fear God

Elmalılı Hamdi YazırHani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; "size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz

7:172 📚 6
وَإِذۡ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِيٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَأَشۡهَدَهُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَلَسۡتُ بِرَبِّكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ شَهِدۡنَآۚ أَن تَقُولُواْ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنۡ هَٰذَا غَٰفِلِينَ
وَإِذْ
ve hani
أَخَذَ
almıştı
رَبُّكَ
Rabbin
مِنۢ
oğullarından
بَنِىٓ
(the) Children
ءَادَمَ
Adem
مِن
bellerinden
ظُهُورِهِمْ
their loins
ذُرِّيَّتَهُمْ
zürriyetlerini
وَأَشْهَدَهُمْ
ve şahid tutmuştu
عَلَىٰٓ
onları
أَنفُسِهِمْ
kendilerine
أَلَسْتُ
ben değil miyim?
بِرَبِّكُمْ ۖ
sizin Rabbiniz
قَالُوا۟
dediler
بَلَىٰ ۛ
evet
شَهِدْنَآ ۛ
şahidiz
أَن
demeyesiniz
تَقُولُوا۟
you say
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
إِنَّا
biz elbette
كُنَّا
idik
عَنْ
bundan
هَـٰذَا
this
غَـٰفِلِينَ
habersiz

Yusuf AliWhen thy Lord drew forth from the Children of Adam - from their loins - their descendants, and made them testify concerning themselves, (saying): "Am I not your Lord (who cherishes and sustains you)?"- They said: "Yea! We do testify!" (This), lest ye should say on the Day of Judgment: "Of this we were never mindful

Elmalılı Hamdi YazırBir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği vakit, "pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz" dediler. (Bunu) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmıştık)

7:173
أَوۡ تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أَشۡرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةࣰ مِّنۢ بَعۡدِهِمۡۖ أَفَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
أَوْ
yahut
تَقُولُوٓا۟
demeyesiniz
إِنَّمَآ
şüphesiz
أَشْرَكَ
ortak koştu
ءَابَآؤُنَا
babalarımız
مِن
daha önce
قَبْلُ
before (us)
وَكُنَّا
biz de olduk
ذُرِّيَّةًۭ
bir nesil
مِّنۢ
onlardan sonra gelen
بَعْدِهِمْ ۖ
after them
أَفَتُهْلِكُنَا
bizi helak mı ediyorsun?
بِمَا
yüzünden
فَعَلَ
yaptıkları
ٱلْمُبْطِلُونَ
iptal edenlerin

Yusuf AliOr lest ye should say: "Our fathers before us may have taken false gods, but we are (their) descendants after them: wilt Thou then destroy us because of the deeds of men who were futile

Elmalılı Hamdi YazırYahut, atalarımız daha önce şirk koşmuşlardı. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batıl yolu tutanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapmıştık)

7:174
وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ
وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
وَلَعَلَّهُمْ
artık herhalde
يَرْجِعُونَ
döner(yola gelir)ler

Yusuf AliThus do We explain the signs in detail; and perchance they may turn (unto Us)

Elmalılı Hamdi YazırVe işte biz, âyetleri böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki, belki dönerler

7:175
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
وَٱتْلُ
ve oku
عَلَيْهِمْ
onlara
نَبَأَ
haberini
ٱلَّذِىٓ
ki
ءَاتَيْنَـٰهُ
kendisine verdik
ءَايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
فَٱنسَلَخَ
sıyrıldı çıktı'
مِنْهَا
onlardan
فَأَتْبَعَهُ
onu peşine taktı
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
فَكَانَ
böylece oldu
مِنَ
azgınlardan
ٱلْغَاوِينَ
those gone astray

Yusuf AliRelate to them the story of the man to whom We sent Our signs, but he passed them by: so Satan followed him up, and he went astray

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu

7:176 📚 6
وَلَوۡ شِئۡنَا لَرَفَعۡنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخۡلَدَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلۡكَلۡبِ إِن تَحۡمِلۡ عَلَيۡهِ يَلۡهَثۡ أَوۡ تَتۡرُكۡهُ يَلۡهَثۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۚ فَٱقۡصُصِ ٱلۡقَصَصَ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ
وَلَوْ
ve şayet
شِئْنَا
dileseydik
لَرَفَعْنَـٰهُ
elbette onu yükseltirdik
بِهَا
onlarla (ayetlerle)
وَلَـٰكِنَّهُۥٓ
fakat o
أَخْلَدَ
saplandı
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَٱتَّبَعَ
ve peşine düştü
هَوَىٰهُ ۚ
hevesinin
فَمَثَلُهُۥ
onun durumu
كَمَثَلِ
durumuna benzer
ٱلْكَلْبِ
şu köpeğin
إِن
eğer
تَحْمِلْ
varsan
عَلَيْهِ
üstüne
يَلْهَثْ
dilini sarkıtıp solur
أَوْ
veyahut
تَتْرُكْهُ
onu bıraksan
يَلْهَث ۚ
dilini sarkıtıp solur
ذَّٰلِكَ
işte budur
مَثَلُ
durumu
ٱلْقَوْمِ
toplumların
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
كَذَّبُوا۟
denied
بِـَٔايَـٰتِنَا ۚ
ayetlerimizi
فَٱقْصُصِ
anlat
ٱلْقَصَصَ
bu kıssayı
لَعَلَّهُمْ
belki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünürler

Yusuf AliIf it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires. His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue, or if you leave him alone, he (st ill) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect

Elmalılı Hamdi YazırVe eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler

7:177
سَآءَ مَثَلًا ٱلۡقَوۡمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمۡ كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
سَآءَ
ne kötüdür
مَثَلًا
durumu
ٱلْقَوْمُ
topluluğun
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
كَذَّبُوا۟
denied
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
وَأَنفُسَهُمْ
ve kendilerine
كَانُوا۟
olan
يَظْلِمُونَ
zulmediyor

Yusuf AliEvil as an example are people who reject Our signs and wrong their own souls

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi inkâr edip, sırf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kötüdür

7:178
مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِيۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
مَن
kime
يَهْدِ
yol gösterirse
ٱللَّهُ
Allah
فَهُوَ
işte odur
ٱلْمُهْتَدِى ۖ
yolu bulan
وَمَن
ve kimi de
يُضْلِلْ
saptırırsa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Yusuf AliWhom God doth guide,- he is on the right path: whom He rejects from His guidance,- such are the persons who perish

Elmalılı Hamdi YazırAllah kime hidayet ederse, o hidayete erer, kimi de dalalette bırakırsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileri olurlar

7:179
وَلَقَدۡ ذَرَأۡنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِۖ لَهُمۡ قُلُوبࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ بِهَا وَلَهُمۡ أَعۡيُنࣱ لَّا يُبۡصِرُونَ بِهَا وَلَهُمۡ ءَاذَانࣱ لَّا يَسۡمَعُونَ بِهَآۚ أُوْلَٰٓئِكَ كَٱلۡأَنۡعَٰمِ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡغَٰفِلُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ذَرَأْنَا
yarattık
لِجَهَنَّمَ
cehennem için
كَثِيرًۭا
birçok
مِّنَ
cin
ٱلْجِنِّ
the jinn
وَٱلْإِنسِ ۖ
ve insan
لَهُمْ
vardır
قُلُوبٌۭ
kalbleri
لَّا
fakat anlamazlar
يَفْقَهُونَ
they understand
بِهَا
onlarla
وَلَهُمْ
vardır
أَعْيُنٌۭ
gözleri
لَّا
fakat görmezler
يُبْصِرُونَ
they see
بِهَا
onlarla
وَلَهُمْ
ve vardır
ءَاذَانٌۭ
kulakları
لَّا
fakat işitmezler
يَسْمَعُونَ
they hear
بِهَآ ۚ
onlarla
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
كَٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanlar gibidir
بَلْ
hatta
هُمْ
onlar
أَضَلُّ ۚ
daha da sapıktır
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْغَـٰفِلُونَ
gafiller

Yusuf AliMany are the Jinns and men we have made for Hell: They have hearts wherewith they understand not, eyes wherewith they see not, and ears wherewith they hear not. They are like cattle,- nay more misguided: for they are heedless (of warning)

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir

7:180
وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُواْ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِيٓ أَسۡمَٰٓئِهِۦۚ سَيُجۡزَوۡنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَلِلَّهِ
ve Allah'ındır
ٱلْأَسْمَآءُ
isimler
ٱلْحُسْنَىٰ
en güzel
فَٱدْعُوهُ
o halde O'na du'a edin
بِهَا ۖ
onlarla
وَذَرُوا۟
ve bırakın
ٱلَّذِينَ
kimseleri
يُلْحِدُونَ
eğriliğe sapan(ları)
فِىٓ
hakkında
أَسْمَـٰٓئِهِۦ ۚ
O'nun isimleri
سَيُجْزَوْنَ
onlar cezasını çekeceklerdir
مَا
şeylerin
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Yusuf AliThe most beautiful names belong to God: so call on him by them; but shun such men as use profanity in his names: for what they do, they will soon be requited

Elmalılı Hamdi YazırOysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler

7:181 📚 2
وَمِمَّنۡ خَلَقۡنَآ أُمَّةࣱ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ
وَمِمَّنْ
vardır
خَلَقْنَآ
yarattıklarımız içinde
أُمَّةٌۭ
bir ümmet
يَهْدُونَ
doğruya götüren
بِٱلْحَقِّ
hak ile
وَبِهِۦ
ve onunla
يَعْدِلُونَ
adalet yapan

Yusuf AliOf those We have created are people who direct (others) with truth. And dispense justice therewith

Elmalılı Hamdi YazırYine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler

7:182
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
كَذَّبُوا۟
yalanlayanları
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
سَنَسْتَدْرِجُهُم
yavaş yavaş helake yaklaştıracağız
مِّنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
hiç
يَعْلَمُونَ
bilmeyecekleri

Yusuf AliThose who reject Our signs, We shall gradually visit with punishment, in ways they perceive not

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi inkâr edenlere gelince, biz onları, bilemiyecekleri yönlerden derece derece düşüşe yuvarlayacağız

7:183 📚 1
وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ
وَأُمْلِى
ve mühlet veriyorum
لَهُمْ ۚ
onlara
إِنَّ
şüphesiz
كَيْدِى
benim tuzağım
مَتِينٌ
sağlamdır

Yusuf AliRespite will I grant unto them: for My scheme is strong (and unfailing)

Elmalılı Hamdi YazırAyrıca ben onlara mühlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helâk edişim pek çetindir

7:184
أَوَلَمۡ يَتَفَكَّرُواْۗ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينٌ
أَوَلَمْ
düşünmediler mi ki
يَتَفَكَّرُوا۟ ۗ
they reflect
مَا
yoktur
بِصَاحِبِهِم
arkadaşlarında
مِّن
hiçbir
جِنَّةٍ ۚ
delilik
إِنْ
o
هُوَ
he
إِلَّا
ancak
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıdır
مُّبِينٌ
apaçık

Yusuf AliDo they not reflect? Their companion is not seized with madness: he is but a perspicuous warner

Elmalılı Hamdi YazırOnlar arkadaşlarında herhangi bir cinnet bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildir

7:185 📚 3
أَوَلَمۡ يَنظُرُواْ فِي مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءࣲ وَأَنۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقۡتَرَبَ أَجَلُهُمۡۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
أَوَلَمْ
bakmadılar mı?
يَنظُرُوا۟
they look
فِى
melekutuna
مَلَكُوتِ
(the) dominion
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve
خَلَقَ
yarattığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِن
şeylere
شَىْءٍۢ
(every)thing
وَأَنْ
ve
عَسَىٰٓ
belkide
أَن
olabileceğine
يَكُونَ
has
قَدِ
muhakkak
ٱقْتَرَبَ
yaklaşmış
أَجَلُهُمْ ۖ
ecellerinin
فَبِأَىِّ
peki hangi
حَدِيثٍۭ
söze
بَعْدَهُۥ
bundan sonra
يُؤْمِنُونَ
inanacaklar

Yusuf AliDo they see nothing in the government of the heavens and the earth and all that God hath created? (Do they not see) that it may well be that their terms is nigh drawing to an end? In what message after this will they then believe

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah'ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur'ân'dan sonra başka hangi söze inanacaklar

7:186 📚 1
مَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِيَ لَهُۥۚ وَيَذَرُهُمۡ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
مَن
kimi
يُضْلِلِ
saptırırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَلَا
artık olmaz
هَادِىَ
yol gösteren
لَهُۥ ۚ
onun için
وَيَذَرُهُمْ
ve bırakır onları
فِى
içinde
طُغْيَـٰنِهِمْ
azgınlıkları
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar

Yusuf AliTo such as God rejects from His guidance, there can be no guide: He will leave them in their trespasses, wandering in distraction

Elmalılı Hamdi YazırAllah kimi saptırırsa onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onları kendi hâllerine bırakır ve kendi azgınlıkları içinde yuvarlanıp giderler

7:187
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ رَبِّيۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقۡتِهَآ إِلَّا هُوَۚ ثَقُلَتۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا تَأۡتِيكُمۡ إِلَّا بَغۡتَةࣰۗ يَسۡـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنۡهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
عَنِ
sa'at(in)den
ٱلسَّاعَةِ
the Hour
أَيَّانَ
ne zaman (diye)
مُرْسَىٰهَا ۖ
gelip çatması
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
ancak
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
رَبِّى ۖ
Rabbimin
لَا
Onu açığa çıkaramaz
يُجَلِّيهَا
can reveal [it]
لِوَقْتِهَآ
tam zamanında
إِلَّا
başkası
هُوَ ۚ
O'ndan
ثَقُلَتْ
O ağır gelmiştir
فِى
göklere de
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۚ
yere de
لَا
O size gelmez
تَأْتِيكُمْ
will it come to you
إِلَّا
ancak
بَغْتَةًۭ ۗ
ansızın
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
كَأَنَّكَ
sanki sen
حَفِىٌّ
biliyormuşsun
عَنْهَا ۖ
onu
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
muhakkak
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Yusuf AliThey ask thee about the (final) Hour - when will be its appointed time? Say: "The knowledge thereof is with my Lord (alone): None but He can reveal as to when it will occur. Heavy were its burden through the heavens and the earth. Only, all of a sudden will it come to you." They ask thee as if thou Wert eager in search thereof: Say: "The knowledge thereof is with God (alone), but most men know not

Elmalılı Hamdi YazırSana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler

7:188 📚 1
قُل لَّآ أَمۡلِكُ لِنَفۡسِي نَفۡعࣰ ا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ وَلَوۡ كُنتُ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ لَٱسۡتَكۡثَرۡتُ مِنَ ٱلۡخَيۡرِ وَمَا مَسَّنِيَ ٱلسُّوٓءُۚ إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ وَبَشِيرࣱ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
قُل
de ki
لَّآ
değilim
أَمْلِكُ
ben sahip
لِنَفْسِى
kendime
نَفْعًۭا
bir faydaya
وَلَا
ne de
ضَرًّا
bir zarara
إِلَّا
başka
مَا
dilediğinden
شَآءَ
wills
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
وَلَوْ
eğer
كُنتُ
bilseydim
أَعْلَمُ
know
ٱلْغَيْبَ
gaybı
لَٱسْتَكْثَرْتُ
elbete çok elde ederdim
مِنَ
hayır (mal ve mülk)
ٱلْخَيْرِ
the good
وَمَا
bana dokunmamıştır
مَسَّنِىَ
(could) have touched me
ٱلسُّوٓءُ ۚ
kötülük
إِنْ
ben
أَنَا۠
(am) I
إِلَّا
sadece
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcı
وَبَشِيرٌۭ
ve müjdeleyiciyim
لِّقَوْمٍۢ
bir kavim için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Yusuf AliSay: "I have no power over any good or harm to myself except as God willeth. If I had knowledge of the unseen, I should have multiplied all good, and no evil should have touched me: I am but a warner, and a bringer of glad tidings to those who have faith

Elmalılı Hamdi YazırDe ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim

7:189 📚 1
۞هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَٰحِدَةࣲ وَجَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡهَاۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتۡ حَمۡلًا خَفِيفࣰ ا فَمَرَّتۡ بِهِۦۖ فَلَمَّآ أَثۡقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنۡ ءَاتَيۡتَنَا صَٰلِحࣰ ا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
۞ هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَكُم
sizi yarattı
مِّن
nefisten
نَّفْسٍۢ
a soul
وَٰحِدَةٍۢ
bir tek
وَجَعَلَ
ve var eti
مِنْهَا
ondan
زَوْجَهَا
eşini
لِيَسْكُنَ
(gönlü) sukün bulsun diye
إِلَيْهَا ۖ
onunla
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَغَشَّىٰهَا
eşini sarıp örtünce
حَمَلَتْ
(eşi) yüklendi
حَمْلًا
bir yük
خَفِيفًۭا
hafif
فَمَرَّتْ
gezdirdi
بِهِۦ ۖ
onu
فَلَمَّآ
ne zaman ki
أَثْقَلَت
(yükü) ağırlaşınca
دَّعَوَا
ikisi beraber du'a ettiler
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبَّهُمَا
Rableri
لَئِنْ
eğer
ءَاتَيْتَنَا
bize verirsen
صَـٰلِحًۭا
iyi güzel (bir çocuk)
لَّنَكُونَنَّ
elbette oluruz
مِنَ
şükredenlerden
ٱلشَّـٰكِرِينَ
the thankful

Yusuf AliIt is He Who created you from a single person, and made his mate of like nature, in order that he might dwell with her (in love). When they are united, she bears a light burden and carries it about (unnoticed). When she grows heavy, they both pray to God their Lord, (saying): "If Thou givest us a goodly child, we vow we shall (ever) be grateful

Elmalılı Hamdi YazırSizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız

7:190
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحࣰ ا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَاۚ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
فَلَمَّآ
fakat ne zaman
ءَاتَىٰهُمَا
(Allah) verdi onlara
صَـٰلِحًۭا
iyi güzel (bir çocuk)'
جَعَلَا
başladılar
لَهُۥ
O'na
شُرَكَآءَ
ortaklar koşmağa
فِيمَآ
şeyde
ءَاتَىٰهُمَا ۚ
kendilerine verdiği
فَتَعَـٰلَى
oysa yücedir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları

Yusuf AliBut when He giveth them a goodly child, they ascribe to others a share in the gift they have received: but God is exalted high above the partners they ascribe to Him

Elmalılı Hamdi YazırFakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdiği evlatlar üzerine ona ortak koşmaya başladılar. Allah, onların koştukları şirkten münezzehtir

7:191
أَيُشۡرِكُونَ مَا لَا يَخۡلُقُ شَيۡـࣰٔ ا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ
أَيُشْرِكُونَ
ortak mı koşuyorlar?
مَا
şeyleri
لَا
yaratmayan
يَخْلُقُ
create
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَهُمْ
ve kendileri
يُخْلَقُونَ
yaratılan

Yusuf AliDo they indeed ascribe to Him as partners things that can create nothing, but are themselves created

Elmalılı Hamdi YazırHiçbir şey yaratmayan ve kendileri yaratılmış olan putları mı Allah'a ortak ediyorlar, ona eş koşuyorlar

7:192
وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ لَهُمۡ نَصۡرࣰ ا وَلَآ أَنفُسَهُمۡ يَنصُرُونَ
وَلَا
güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
لَهُمْ
onlara
نَصْرًۭا
yardım etmeye
وَلَآ
ne de
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
يَنصُرُونَ
yardım edebilirler

Yusuf AliNo aid can they give them, nor can they aid themselves

Elmalılı Hamdi YazırBu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi kendilerine yardım edebilirler

7:193
وَإِن تَدۡعُوهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمۡۚ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡ أَدَعَوۡتُمُوهُمۡ أَمۡ أَنتُمۡ صَٰمِتُونَ
وَإِن
şayet
تَدْعُوهُمْ
onları çağırsanız
إِلَى
doğru yola
ٱلْهُدَىٰ
the guidance
لَا
size uymazlar
يَتَّبِعُوكُمْ ۚ
will they follow you
سَوَآءٌ
birdir
عَلَيْكُمْ
sizin için
أَدَعَوْتُمُوهُمْ
onları çağırmanız
أَمْ
ya da
أَنتُمْ
sizin
صَـٰمِتُونَ
susmanız

Yusuf AliIf ye call them to guidance, they will not obey: For you it is the same whether ye call them or ye hold your peace

Elmalılı Hamdi YazırEğer siz onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha çağırmayıp susmuşsunuz, hiç fark etmez

7:194 📚 9
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمۡثَالُكُمۡۖ فَٱدۡعُوهُمۡ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
تَدْعُونَ
yalvardıklarınız
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
عِبَادٌ
kullardır
أَمْثَالُكُمْ ۖ
sizler gibi
فَٱدْعُوهُمْ
çağırın onları da
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
cevap versinler
لَكُمْ
size
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğru

Yusuf AliVerily those whom ye call upon besides God are servants like unto you: Call upon them, and let them listen to your prayer, if ye are (indeed) truthful

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ı bırakıp taptıklarınız da tıpkı sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda doğru iseniz haydi onları çağırın da size cevap versinler

7:195 📚 2
أَلَهُمۡ أَرۡجُلࣱ يَمۡشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَيۡدࣲ يَبۡطِشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَعۡيُنࣱ يُبۡصِرُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ ءَاذَانࣱ يَسۡمَعُونَ بِهَاۗ قُلِ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ
أَلَهُمْ
onların var mı?
أَرْجُلٌۭ
ayakları
يَمْشُونَ
yürüyecekleri
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yada
لَهُمْ
var mı?
أَيْدٍۢ
elleri
يَبْطِشُونَ
tutacakları
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
var mı?
أَعْيُنٌۭ
gözleri
يُبْصِرُونَ
görecekleri
بِهَآ ۖ
onunla
أَمْ
yahut
لَهُمْ
mı var?
ءَاذَانٌۭ
kulakları
يَسْمَعُونَ
işitecekleri
بِهَا ۗ
onunla
قُلِ
de ki
ٱدْعُوا۟
çağırın
شُرَكَآءَكُمْ
ortak(koştuk)larınızı
ثُمَّ
sonra
كِيدُونِ
bana tuzak kurun
فَلَا
hiç
تُنظِرُونِ
göz açtırmayın bana

Yusuf AliHave they feet to walk with? Or hands to lay hold with? Or eyes to see with? Or ears to hear with? Say: "Call your 'god-partners', scheme (your worst) against me, and give me no respite

Elmalılı Hamdi YazırOnların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın o ortaklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun ve elinizden gelirse göz açtırmayın

7:196
إِنَّ وَلِـِّۧيَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡكِتَٰبَۖ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ
إِنَّ
muhakkak
وَلِـِّۧىَ
benim velim
ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلَّذِى
o ki
نَزَّلَ
indirdi
ٱلْكِتَـٰبَ ۖ
Kitabı
وَهُوَ
ve O
يَتَوَلَّى
yönetir
ٱلصَّـٰلِحِينَ
iyileri

Yusuf AliFor my Protector is God, Who revealed the Book (from time to time), and He will choose and befriend the righteous

Elmalılı Hamdi YazırZira benim velim, o kitabı indiren Allah'tır. Ve O, salih kullarına sahip çıkar

7:197
وَٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَكُمۡ وَلَآ أَنفُسَهُمۡ يَنصُرُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
تَدْعُونَ
yalvardıklarınız
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
لَا
güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ
they are able
نَصْرَكُمْ
size yardım etmeye
وَلَآ
ne de
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
يَنصُرُونَ
yardım edebilirler

Yusuf AliBut those ye call upon besides Him, are unable to help you, and indeed to help themselves

Elmalılı Hamdi YazırSizin Allah'tan başka taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendi kendilerine yardımları dokunur

7:198
وَإِن تَدۡعُوهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ لَا يَسۡمَعُواْۖ وَتَرَىٰهُمۡ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ وَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ
وَإِن
eğer
تَدْعُوهُمْ
onları çağırsanız
إِلَى
hidayete
ٱلْهُدَىٰ
the guidance
لَا
işitmezler
يَسْمَعُوا۟ ۖ
do they not
وَتَرَىٰهُمْ
ve görürsün
يَنظُرُونَ
baktıklarını
إِلَيْكَ
sana
وَهُمْ
oysa onlar
لَا
görmezler
يُبْصِرُونَ
(do) they see

Yusuf AliIf thou callest them to guidance, they hear not. Thou wilt see them looking at thee, but they see not

Elmalılı Hamdi YazırSiz onları doğru yola çağıracak olsanız da duymazlar." Onların sana baktıklarını görürsün, bakarlar, ama görmezler

7:199 📚 20
خُذِ ٱلۡعَفۡوَ وَأۡمُرۡ بِٱلۡعُرۡفِ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡجَٰهِلِينَ
خُذِ
al
ٱلْعَفْوَ
affı
وَأْمُرْ
emret
بِٱلْعُرْفِ
iyiliği
وَأَعْرِضْ
yüz çevir
عَنِ
cahillerden
ٱلْجَـٰهِلِينَ
the ignorant

Yusuf AliHold to forgiveness; command what is right; But turn away from the ignorant

Elmalılı Hamdi YazırSen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir

7:200 📚 4
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ نَزۡغࣱ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
وَإِمَّا
ne zaman
يَنزَغَنَّكَ
seni dürtüklerse
مِنَ
şeytandan
ٱلشَّيْطَـٰنِ
[the] Shaitaan
نَزْغٌۭ
bir kötü düşünce
فَٱسْتَعِذْ
hemen sığın
بِٱللَّهِ ۚ
Allah'a
إِنَّهُۥ
çünkü O
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir

Yusuf AliIf a suggestion from Satan assail thy (mind), seek refuge with God; for He heareth and knoweth (all things)

Elmalılı Hamdi YazırEğer şeytandan bir vesvese, bir gıcık gelirse hemen Allah'a sığın. Muhakkak ki, Allah hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir

7:201
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ إِذَا مَسَّهُمۡ طَٰٓئِفࣱ مِّنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبۡصِرُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱتَّقَوْا۟
(Allah'tan) korkanlar
إِذَا
zaman
مَسَّهُمْ
kendilerine dokunduğu
طَـٰٓئِفٌۭ
bir vesvese
مِّنَ
şeytandan
ٱلشَّيْطَـٰنِ
the Shaitaan
تَذَكَّرُوا۟
düşünürler
فَإِذَا
ve o zaman
هُم
onlar
مُّبْصِرُونَ
(gerçeği) görürler

Yusuf AliThose who fear God, when a thought of evil from Satan assaults them, bring God to remembrance, when lo! they see (aright)

Elmalılı Hamdi YazırAllah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese iliştiği zaman, durup düşünürler de derhal kendi basiretlerine sahib olurlar

7:202 📚 2
وَإِخۡوَٰنُهُمۡ يَمُدُّونَهُمۡ فِي ٱلۡغَيِّ ثُمَّ لَا يُقۡصِرُونَ
وَإِخْوَٰنُهُمْ
kardeşleri ise
يَمُدُّونَهُمْ
onları çekerler
فِى
içine
ٱلْغَىِّ
azgınlığın
ثُمَّ
sonra
لَا
hiç
يُقْصِرُونَ
yakalarını bırakmazlar

Yusuf AliBut their brethren (the evil ones) plunge them deeper into error, and never relax (their efforts)

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kardeşlerine gelince, onlar öbürlerini sapıklığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar

7:203 📚 2
وَإِذَا لَمۡ تَأۡتِهِم بِـَٔايَةࣲ قَالُواْ لَوۡلَا ٱجۡتَبَيۡتَهَاۚ قُلۡ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّ مِن رَّبِّيۚ هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمۡ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ
وَإِذَا
zaman
لَمْ
onlara getirmediğin
تَأْتِهِم
you bring them
بِـَٔايَةٍۢ
bir ayet
قَالُوا۟
derler
لَوْلَا
keşke
ٱجْتَبَيْتَهَا ۚ
bunu da derleseydin ya
قُلْ
de ki
إِنَّمَآ
ben ancak
أَتَّبِعُ
uyuyorum
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyolunana
إِلَىَّ
bana
مِن
Rabbimden
رَّبِّى ۚ
my Lord
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَآئِرُ
basiretlerdir
مِن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ
your Lord
وَهُدًۭى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Yusuf AliIf thou bring them not a revelation, they say: "Why hast thou not got it together?" Say: "I but follow what is revealed to me from my Lord: this is (nothing but) lights from your Lord, and Guidance, and mercy, for any who have faith

Elmalılı Hamdi YazırOnlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur'ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözünü açacak beyanlardır), iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir

7:204 📚 1
وَإِذَا قُرِئَ ٱلۡقُرۡءَانُ فَٱسۡتَمِعُواْ لَهُۥ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
وَإِذَا
zaman
قُرِئَ
okunduğu
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
فَٱسْتَمِعُوا۟
dinleyin
لَهُۥ
onu
وَأَنصِتُوا۟
ve susun
لَعَلَّكُمْ
umulur ki size
تُرْحَمُونَ
merhamet olunur

Yusuf AliWhen the Qur'an is read, listen to it with attention, and hold your peace: that ye may receive Mercy

Elmalılı Hamdi YazırKur'ân okunduğu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nâil olursunuz

7:205 📚 6
وَٱذۡكُر رَّبَّكَ فِي نَفۡسِكَ تَضَرُّعࣰ ا وَخِيفَةࣰ وَدُونَ ٱلۡجَهۡرِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡغَٰفِلِينَ
وَٱذْكُر
ve hatırla
رَّبَّكَ
Rabbini
فِى
içinden
نَفْسِكَ
yourself
تَضَرُّعًۭا
yalvararak
وَخِيفَةًۭ
ve korkarak
وَدُونَ
ve olmayan
ٱلْجَهْرِ
yüksek
مِنَ
bir sesle
ٱلْقَوْلِ
[the] words
بِٱلْغُدُوِّ
sabah
وَٱلْـَٔاصَالِ
ve akşam
وَلَا
olma
تَكُن
be
مِّنَ
gafillerden
ٱلْغَـٰفِلِينَ
the heedless

Yusuf AliAnd do thou (O reader!) Bring thy Lord to remembrance in thy (very) soul, with humility and in reverence, without loudness in words, in the mornings and evenings; and be not thou of those who are unheedful

Elmalılı Hamdi YazırSabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma

7:206 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسۡجُدُونَۤ۩
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
olanlar
عِندَ
yanında
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا
büyüklenmezler
يَسْتَكْبِرُونَ
(do) they turn away in pride
عَنْ
O'na kulluktan
عِبَادَتِهِۦ
His worship
وَيُسَبِّحُونَهُۥ
ve O'nu tesbih ederler
وَلَهُۥ
ve O'na
يَسْجُدُونَ ۩
secde ederler

Yusuf AliThose who are near to thy Lord, disdain not to do Him worship: They celebrate His praises, and bow down before Him

Elmalılı Hamdi YazırZira Rabbinin katında olanlar, Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O'nu tenzih eder, şanını ulularlar ve yalnızca O'na secde ederler

← Önceki Sonraki →

7. Al-A'raaf Suresi | Anlam Arayışı