80. Abasa سُورَةُ عَبَسَ
Diyanet İşleri MealiYanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
Saheeh InternationalThe Prophet frowned and turned away
Diyanet İşleri MealiYanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
Saheeh InternationalBecause there came to him the blind man, [interrupting]
Diyanet İşleri MealiNe bilirsin, belki de o arınacak
Saheeh InternationalBut what would make you perceive, [O Muhammad], that perhaps he might be purified
Diyanet İşleri MealiYahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti
Saheeh InternationalOr be reminded and the remembrance would benefit him
Diyanet İşleri MealiAma sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
Saheeh InternationalAs for he who thinks himself without need
Diyanet İşleri MealiAma sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
Saheeh InternationalTo him you give attention
Diyanet İşleri MealiArınmak istememesinden sana ne
Saheeh InternationalAnd not upon you [is any blame] if he will not be purified
Diyanet İşleri MealiSen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
Saheeh InternationalBut as for he who came to you striving [for knowledge]
Diyanet İşleri MealiSen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
Saheeh InternationalWhile he fears [Allah]
Diyanet İşleri MealiSen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
Saheeh InternationalFrom him you are distracted
Diyanet İşleri MealiDikkat et; bu Kuran bir öğüttür
Saheeh InternationalNo! Indeed, these verses are a reminder
Diyanet İşleri MealiDileyen onu öğüt kabul eder
Saheeh InternationalSo whoever wills may remember it
Diyanet İşleri MealiO, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
Saheeh International[It is recorded] in honored sheets
Diyanet İşleri MealiO, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
Saheeh InternationalExalted and purified
Diyanet İşleri Mealiİyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
Saheeh International[Carried] by the hands of messenger-angels
Diyanet İşleri Mealiİyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
Saheeh InternationalNoble and dutiful
Diyanet İşleri MealiCanı çıksın o insanın, o ne nankördür
Saheeh InternationalCursed is man; how disbelieving is he
Diyanet İşleri MealiAllah onu hangi şeyden yaratmış
Saheeh InternationalFrom what substance did He create him
Diyanet İşleri MealiOnu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş
Saheeh InternationalFrom a sperm-drop He created him and destined for him
Diyanet İşleri MealiSonra, yolu ona kolaylaştırmıştır
Saheeh InternationalThen He eased the way for him
Diyanet İşleri MealiSonra onu öldürür ve kabre koyar
Saheeh InternationalThen He causes his death and provides a grave for him
Diyanet İşleri MealiSonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir
Saheeh InternationalThen when He wills, He will resurrect him
Diyanet İşleri MealiHayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir
Saheeh InternationalNo! Man has not yet accomplished what He commanded him
Diyanet İşleri Mealiİnsan, yiyeceğine bir baksın
Saheeh InternationalThen let mankind look at his food
Diyanet İşleri MealiDoğrusu suyu bol bol indirmekteyiz
Saheeh InternationalHow We poured down water in torrents
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalThen We broke open the earth, splitting [it with sprouts]
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalAnd caused to grow within it grain
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalAnd grapes and herbage
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalAnd olive and palm trees
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalAnd gardens of dense shrubbery
Diyanet İşleri MealiSonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
Saheeh InternationalAnd fruit and grass
Diyanet İşleri MealiBunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir
Saheeh International[As] enjoyment for you and your grazing livestock
Diyanet İşleri MealiO muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman
Saheeh InternationalBut when there comes the Deafening Blast
Diyanet İşleri MealiO gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
Saheeh InternationalOn the Day a man will flee from his brother
Diyanet İşleri MealiO gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
Saheeh InternationalAnd his mother and his father
Diyanet İşleri MealiO gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
Saheeh InternationalAnd his wife and his children
Diyanet İşleri MealiO gün, herkesin kendine yeter derdi vardır
Saheeh InternationalFor every man, that Day, will be a matter adequate for him
Diyanet İşleri MealiO gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir
Saheeh International[Some] faces, that Day, will be bright
Diyanet İşleri MealiO gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir
Saheeh InternationalLaughing, rejoicing at good news
Diyanet İşleri MealiO gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür
Saheeh InternationalAnd [other] faces, that Day, will have upon them dust
Diyanet İşleri MealiO gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür
Saheeh InternationalBlackness will cover them
Diyanet İşleri Mealiİşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır
Saheeh InternationalThose are the disbelievers, the wicked ones