☪ Anlam Arayışı

85. Al-Burooj سُورَةُ البُرُوجِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
85:1 📚 8
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ
وَٱلسَّمَآءِ
göğe andolsun
ذَاتِ
sahibi
ٱلْبُرُوجِ
burçlar

Süleyman AteşBurçlar sahibi göğe andolsun

Yusuf AliBy the sky, (displaying) the Zodiacal Signs

Ali BulaçBurçları olan göğe andolsun

85:2
وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ
وَٱلْيَوْمِ
ve güne andolsun
ٱلْمَوْعُودِ
va'dedilen

Süleyman AteşVa'dedilen güne andolsun

Yusuf AliBy the promised Day (of Judgment)

Ali BulaçO vadedilen güne

85:3
وَشَاهِدࣲ وَمَشۡهُودࣲ‏
وَشَاهِدٍۢ
ve şahide andolsun
وَمَشْهُودٍۢ
ve şahidlik edilene

Süleyman Ateş(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun

Yusuf AliBy one that witnesses, and the subject of the witness

Ali BulaçŞahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene)

85:4
قُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ
قُتِلَ
kahroldu
أَصْحَـٰبُ
adamları
ٱلْأُخْدُودِ
hendeğin

Süleyman AteşKi kahroldu o hendeğin adamları

Yusuf AliWoe to the makers of the pit (of fire)

Ali BulaçKahrolsun Ashab-ı Uhdud

85:5
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ
ٱلنَّارِ
ateş
ذَاتِ
dolu
ٱلْوَقُودِ
tutuşturulmuş yakıt

Süleyman AteşO yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğinin adamları)

Yusuf AliFire supplied (abundantly) with fuel

Ali BulaçTutuşturucu-yakıt dolu o ateş

85:6
إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودࣱ‏
إِذْ
hani
هُمْ
onlar
عَلَيْهَا
onun başında
قُعُودٌۭ
oturmuşlardı

Süleyman AteşOnlar, o(ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı

Yusuf AliBehold! they sat over against the (fire)

Ali BulaçHani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı

85:7
وَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودࣱ‏
وَهُمْ
ve onlar
عَلَىٰ
şeyleri
مَا
what
يَفْعَلُونَ
yaptıkları
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
شُهُودٌۭ
seyrediyorlardı

Süleyman AteşVe onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı

Yusuf AliAnd they witnessed (all) that they were doing against the Believers

Ali BulaçVe mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı

85:8
وَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ
وَمَا
ve
نَقَمُوا۟
öc almadılar
مِنْهُمْ
onlardan
إِلَّآ
başka bir sebeple
أَن
inanmalarından
يُؤْمِنُوا۟
they believed
بِٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْعَزِيزِ
aziz
ٱلْحَمِيدِ
övgüye layık

Süleyman AteşMü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öc aldılar

Yusuf AliAnd they ill-treated them for no other reason than that they believed in God, Exalted in Power, Worthy of all Praise

Ali BulaçOnlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı

85:9
ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ
ٱلَّذِى
O ki
لَهُۥ
O'nundur
مُلْكُ
hükümranlığı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌ
tanıktır

Süleyman AteşO (Allah) ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Allah, her şeye tanıktır

Yusuf AliHim to Whom belongs the dominion of the heavens and the earth! And God is Witness to all things

Ali BulaçKi O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır

85:10 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
فَتَنُوا۟
işkence eden(ler)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inanan erkeklere
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve inanan kadınlara
ثُمَّ
sonra
لَمْ
tevbe etmeyenler
يَتُوبُوا۟
they repented
فَلَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابُ
azabı
جَهَنَّمَ
cehennem
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابُ
azabı
ٱلْحَرِيقِ
yangın

Süleyman Ateşİnanmış erkek ve kadınlara işkence edip sonra (yaptıklarına) tevbe etmeyenler (yok mu), onlar için cehennem azabı vardır ve onlar için yangın azabı vardır

Yusuf AliThose who persecute (or draw into temptation) the Believers, men and women, and do not turn in repentance, will have the Penalty of Hell: They will have the Penalty of the Burning Fire

Ali BulaçGerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır

85:11
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ جَنَّٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَهُمْ
onlar için vardır
جَنَّـٰتٌۭ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
ırmaklar
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْكَبِيرُ
büyük

Süleyman Ateşİnanan ve iyi işler yapan kimseler için de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük başarı budur

Yusuf AliFor those who believe and do righteous deeds, will be Gardens; beneath which rivers flow: That is the great Salvation, (the fulfilment of all desires)

Ali BulaçŞüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur

85:12 📚 4
إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
إِنَّ
şüphesiz
بَطْشَ
tutuşu
رَبِّكَ
Rabbinin
لَشَدِيدٌ
şiddetlidir

Süleyman AteşŞüphesiz Rabbinin tutuşu şiddetlidir

Yusuf AliTruly strong is the Grip (and Power) of thy Lord

Ali BulaçDoğrusu, Rabbinin 'zorlu yakalayışı' şiddetlidir

85:13
إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
هُوَ
O'dur
يُبْدِئُ
ilkin var eden
وَيُعِيدُ
sonra yeniden devam eden

Süleyman Ateşİlkin var eden, sonra geri çevirip yeniden yaratan O'dur

Yusuf AliIt is He Who creates from the very beginning, and He can restore (life)

Ali BulaçÇünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır

85:14 📚 1
وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ
وَهُوَ
ve O
ٱلْغَفُورُ
bağışlayandır
ٱلْوَدُودُ
sevendir

Süleyman AteşO bağışlayandır, sevendir

Yusuf AliAnd He is the Oft-Forgiving, Full of Loving-Kindness

Ali BulaçO, çok bağışlayandır, çok sevendir

85:15 📚 4
ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ
ذُو
sahibidir
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْمَجِيدُ
yücedir

Süleyman AteşArş'ın sahibidir, yücedir

Yusuf AliLord of the Throne of Glory

Ali BulaçArşın sahibidir; Mecid (pek Yüce)dir

85:16 📚 14
فَعَّالࣱ لِّمَا يُرِيدُ
فَعَّالٌۭ
yapandır
لِّمَا
şeyi
يُرِيدُ
istediği

Süleyman Ateşİstediğini yapandır

Yusuf AliDoer (without let) of all that He intends

Ali BulaçHer dilediğini yapıp-gerçekleştirendir

85:17
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ
هَلْ
sana geldimi?
أَتَىٰكَ
come to you
حَدِيثُ
haberi
ٱلْجُنُودِ
orduların

Süleyman AteşO orduların haberi sana geldi mi

Yusuf AliHas the story reached thee, of the forces

Ali BulaçOrduların haberi sana geldi mi

85:18
فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'ın
وَثَمُودَ
ve Semud'un

Süleyman Ateş(Yani) Fir'avn ve Semud(kavimlerin)in

Yusuf AliOf Pharaoh and the Thamud

Ali BulaçFiravun ve Semud (ordularının)

85:19
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي تَكۡذِيبࣲ‏
بَلِ
doğrusu
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
فِى
içindedirler
تَكْذِيبٍۢ
bir yalanlama

Süleyman AteşDoğrusu, nankörler bir yalanlama içindedirler

Yusuf AliAnd yet the Unbelievers (persist) in rejecting (the Truth)

Ali BulaçHayır; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler

85:20
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢ
وَٱللَّهُ
fakat Allah
مِن
onları arkalarından
وَرَآئِهِم
behind them
مُّحِيطٌۢ
kuşatmıştır

Süleyman AteşAllah ise onları arkalarından kuşatmıştır

Yusuf AliBut God doth encompass them from behind

Ali BulaçAllah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır

85:21
بَلۡ هُوَ قُرۡءَانࣱ مَّجِيدࣱ‏
بَلْ
hayır
هُوَ
o
قُرْءَانٌۭ
bir Kur'an'dır
مَّجِيدٌۭ
şerefli

Süleyman AteşHayır, (Kur'an, onların dedikleri gibi bir söz değil), o şerefli bir Kur'an'dır

Yusuf AliDay, this is a Glorious Qur'an

Ali BulaçHayır; o (Kitap), 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır

85:22 📚 3
فِي لَوۡحࣲ مَّحۡفُوظِۭ
فِى
bir levhadadır
لَوْحٍۢ
a Tablet
مَّحْفُوظٍۭ
korunan

Süleyman AteşKorunan bir levhada(yazılı)dır

Yusuf Ali(Inscribed) in a Tablet Preserved

Ali BulaçLevh-i Mahfuz'dadır

← Önceki Sonraki →

85. Al-Burooj Suresi | Anlam Arayışı