89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ
📕 Mushaf görünümünde aç
89:1
وَٱلۡفَجۡرِ
وَٱلْفَجْرِ
andolsun fecre
Süleyman AteşAndolsun fecre (tan yeri ağarmasına)
89:2
وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ
Süleyman AteşOn geceye
89:3
وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ
Süleyman AteşÇift'e ve tek'e
89:4
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ
Süleyman AteşGitmekte olan geceye
هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ
Süleyman AteşBu( anıla)n (şeyler)de akıl sahibi için bir yemin var, değil mi? (İşte bunlara andolsun ki kafirler mutlaka azaba uğrayacaklardır)
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Süleyman AteşGörmedin mi Rabbin ne yaptı 'Ad(kavmin)e
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ
Süleyman AteşSütunlu İrem'e
89:8
ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ
Süleyman AteşKi ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ
Süleyman AteşVadi('l-Kura)da kayaları oya(rak evler yapa)n Semud(kavmin)e
89:10
وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ
وَفِرْعَوْنَ
ve Fir'avn'a?
Süleyman AteşVe kazıklar sahibi Fir'avn'a
89:11
ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ
Süleyman AteşBunlar ülkelerde azmışlardı
89:12
فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ
ٱلْفَسَادَ
kötülük etmişlerdi
Süleyman AteşOralarda çok kötülük etmişlerdi
فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
Süleyman AteşBu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ
لَبِٱلْمِرْصَادِ
gözetleme yerindedir
Süleyman AteşElbette Rabbin gözetleme yerindedir (her an kullarının fiillerini gözetlemektedir)
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ
ٱبْتَلَىٰهُ
kendisini sınasa
فَأَكْرَمَهُۥ
ve ona ikramda bulunsa
وَنَعَّمَهُۥ
ve ona ni'met verse
أَكْرَمَنِ
bana ikram etti
Süleyman AteşFakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der
89:16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ
Süleyman AteşAma Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ
لَّا
siz ikram etmiyorsunuz
Süleyman AteşHayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz
89:18
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ
تَحَـٰٓضُّونَ
teşvik etmiyorsunuz
Süleyman AteşYoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz
89:19
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰ ا لَّمࣰّ ا
وَتَأْكُلُونَ
ve yiyorsunuz
Süleyman AteşMirası hırsla yutuyorsunuz
89:20
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّ ا جَمࣰّ ا
وَتُحِبُّونَ
ve seviyorsunuz
Süleyman AteşMalı pek çok seviyorsunuz
89:21
كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّ ا دَكࣰّ ا
Süleyman AteşHayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz edildiği zaman
89:22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّ ا صَفࣰّ ا
وَجَآءَ
ve geldiği (zaman)
Süleyman AteşMelekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldiği zaman
89:23
وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ
وَأَنَّىٰ
artık ne (yararı) var?
Süleyman AteşVe cehennem de getirildiği zaman. İşte o gün insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var
89:24
يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي
يَـٰلَيْتَنِى
ah keşke ben
قَدَّمْتُ
(iyi işler) gönderseydim
لِحَيَاتِى
bu hayatım için
Süleyman Ateş(O zaman insan): "Ah, keşke ben bu hayatım için (iyi işler yapıp) gönderseydim!" der
89:25
فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ
عَذَابَهُۥٓ
O'nun yapacağı azabı
Süleyman AteşO gün O'nun yapacağı azabı kimse yapamaz
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ
وَثَاقَهُۥٓ
O'nun vuracağı bağı
Süleyman AteşVe O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz
89:27
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ
ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
huzura eren
Süleyman AteşEy huzura eren nefis
ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ
مَّرْضِيَّةًۭ
rızasını kazanarak
Süleyman AteşRazı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön
فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي
Süleyman Ateş(İyi) Kullarım arasına gir
89:30
وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي
Süleyman AteşCennetime gir
← Önceki Sonraki →