89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ
Saheeh InternationalBy the dawn
Ali BulaçFecre andolsun
Süleyman AteşAndolsun fecre (tan yeri ağarmasına)
Saheeh InternationalAnd [by] ten nights
Ali BulaçOn geceye
Süleyman AteşOn geceye
Saheeh InternationalAnd [by] the even [number] and the odd
Ali BulaçÇifte ve tek'e
Süleyman AteşÇift'e ve tek'e
Saheeh InternationalAnd [by] the night when it passes
Ali BulaçAkıp-gittiği zaman geceye
Süleyman AteşGitmekte olan geceye
Saheeh InternationalIs there [not] in [all] that an oath [sufficient] for one of perception
Ali BulaçBunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi
Süleyman AteşBu( anıla)n (şeyler)de akıl sahibi için bir yemin var, değil mi? (İşte bunlara andolsun ki kafirler mutlaka azaba uğrayacaklardır)
Saheeh InternationalHave you not considered how your Lord dealt with 'Aad
Ali BulaçRabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi
Süleyman AteşGörmedin mi Rabbin ne yaptı 'Ad(kavmin)e
Saheeh International[With] Iram - who had lofty pillars
Ali BulaçYüksek sütunlar' sahibi İrem'e
Süleyman AteşSütunlu İrem'e
Saheeh InternationalThe likes of whom had never been created in the land
Ali BulaçKi şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi
Süleyman AteşKi ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı
Saheeh InternationalAnd [with] Thamud, who carved out the rocks in the valley
Ali BulaçVe vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a
Süleyman AteşVadi('l-Kura)da kayaları oya(rak evler yapa)n Semud(kavmin)e
Saheeh InternationalAnd [with] Pharaoh, owner of the stakes
Ali BulaçVe kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a
Süleyman AteşVe kazıklar sahibi Fir'avn'a
Saheeh International[All of] whom oppressed within the lands
Ali BulaçKi onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı
Süleyman AteşBunlar ülkelerde azmışlardı
Saheeh InternationalAnd increased therein the corruption
Ali BulaçBöylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı
Süleyman AteşOralarda çok kötülük etmişlerdi
Saheeh InternationalSo your Lord poured upon them a scourge of punishment
Ali BulaçBundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi
Süleyman AteşBu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı
Saheeh InternationalIndeed, your Lord is in observation
Ali BulaçÇünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir
Süleyman AteşElbette Rabbin gözetleme yerindedir (her an kullarının fiillerini gözetlemektedir)
Saheeh InternationalAnd as for man, when his Lord tries him and [thus] is generous to him and favors him, he says, "My Lord has honored me
Ali BulaçFakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der
Süleyman AteşFakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der
Saheeh InternationalBut when He tries him and restricts his provision, he says, "My Lord has humiliated me
Ali BulaçAma ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der
Süleyman AteşAma Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der
Saheeh InternationalNo! But you do not honor the orphan
Ali BulaçHayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz
Süleyman AteşHayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you do not encourage one another to feed the poor
Ali BulaçYoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz
Süleyman AteşYoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you consume inheritance, devouring [it] altogether
Ali BulaçMirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz
Süleyman AteşMirası hırsla yutuyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you love wealth with immense love
Ali BulaçMalı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz
Süleyman AteşMalı pek çok seviyorsunuz
Saheeh InternationalNo! When the earth has been leveled - pounded and crushed
Ali BulaçHayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu
Süleyman AteşHayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz edildiği zaman
Saheeh InternationalAnd your Lord has come and the angels, rank upon rank
Ali BulaçRabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman
Süleyman AteşMelekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldiği zaman
Saheeh InternationalAnd brought [within view], that Day, is Hell - that Day, man will remember, but what good to him will be the remembrance
Ali BulaçO gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda
Süleyman AteşVe cehennem de getirildiği zaman. İşte o gün insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var
Saheeh InternationalHe will say, "Oh, I wish I had sent ahead [some good] for my life
Ali BulaçDer ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim
Süleyman Ateş(O zaman insan): "Ah, keşke ben bu hayatım için (iyi işler yapıp) gönderseydim!" der
Saheeh InternationalSo on that Day, none will punish [as severely] as His punishment
Ali BulaçArtık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz
Süleyman AteşO gün O'nun yapacağı azabı kimse yapamaz
Saheeh InternationalAnd none will bind [as severely] as His binding [of the evildoers]
Ali BulaçOnun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz
Süleyman AteşVe O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz
Saheeh International[To the righteous it will be said], "O reassured soul
Ali BulaçEy mutmain (tatmin bulmuş) nefis
Süleyman AteşEy huzura eren nefis
Saheeh InternationalReturn to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him]
Ali BulaçRabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön
Süleyman AteşRazı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön
Saheeh InternationalAnd enter among My [righteous] servants
Ali BulaçArtık kullarımın arasına gir
Süleyman Ateş(İyi) Kullarım arasına gir
Saheeh InternationalAnd enter My Paradise
Ali BulaçCennetime gir
Süleyman AteşCennetime gir