☪ Anlam Arayışı

89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
89:1
وَٱلۡفَجۡرِ

Saheeh InternationalBy the dawn

Süleyman AteşAndolsun fecre (tan yeri ağarmasına)

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun fecre

Yusuf AliBy the break of Day

89:2
وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ‏

Saheeh InternationalAnd [by] ten nights

Süleyman AteşOn geceye

Elmalılı Hamdi YazırOn geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine)

Yusuf AliBy the Nights twice five

89:3
وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ

Saheeh InternationalAnd [by] the even [number] and the odd

Süleyman AteşÇift'e ve tek'e

Elmalılı Hamdi YazırÇifte ve teke

Yusuf AliBy the even and odd (contrasted)

89:4
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ

Saheeh InternationalAnd [by] the night when it passes

Süleyman AteşGitmekte olan geceye

Elmalılı Hamdi YazırGitmekte olan geceye

Yusuf AliAnd by the Night when it passeth away

89:5 📚 5
هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ

Saheeh InternationalIs there [not] in [all] that an oath [sufficient] for one of perception

Süleyman AteşBu( anıla)n (şeyler)de akıl sahibi için bir yemin var, değil mi? (İşte bunlara andolsun ki kafirler mutlaka azaba uğrayacaklardır)

Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi

Yusuf AliIs there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand

89:6 📚 1
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Saheeh InternationalHave you not considered how your Lord dealt with 'Aad

Süleyman AteşGörmedin mi Rabbin ne yaptı 'Ad(kavmin)e

Elmalılı Hamdi YazırGörmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine

Yusuf AliSeest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people)

89:7 📚 3
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ

Saheeh International[With] Iram - who had lofty pillars

Süleyman AteşSütunlu İrem'e

Elmalılı Hamdi YazırSütunlar sahibi İrem'e

Yusuf AliOf the (city of) Iram, with lofty pillars

89:8
ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ

Saheeh InternationalThe likes of whom had never been created in the land

Süleyman AteşKi ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı

Elmalılı Hamdi YazırKi ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı

Yusuf AliThe like of which were not produced in (all) the land

89:9 📚 1
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ

Saheeh InternationalAnd [with] Thamud, who carved out the rocks in the valley

Süleyman AteşVadi('l-Kura)da kayaları oya(rak evler yapa)n Semud(kavmin)e

Elmalılı Hamdi YazırVâdide kayaları yontan Semud kavmine

Yusuf AliAnd with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley

89:10
وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ

Saheeh InternationalAnd [with] Pharaoh, owner of the stakes

Süleyman AteşVe kazıklar sahibi Fir'avn'a

Elmalılı Hamdi YazırKazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a

Yusuf AliAnd with Pharaoh, lord of stakes

89:11
ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ

Saheeh International[All of] whom oppressed within the lands

Süleyman AteşBunlar ülkelerde azmışlardı

Elmalılı Hamdi YazırBunlar ülkelerde azmışlardı

Yusuf Ali(All) these transgressed beyond bounds in the lands

89:12
فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ

Saheeh InternationalAnd increased therein the corruption

Süleyman AteşOralarda çok kötülük etmişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırOralarda çok bozgunculuk yapmışlardı

Yusuf AliAnd heaped therein mischief (on mischief)

89:13 📚 1
فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ

Saheeh InternationalSo your Lord poured upon them a scourge of punishment

Süleyman AteşBu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı

Elmalılı Hamdi YazırBu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı

Yusuf AliTherefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements

89:14 📚 11
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ

Saheeh InternationalIndeed, your Lord is in observation

Süleyman AteşElbette Rabbin gözetleme yerindedir (her an kullarının fiillerini gözetlemektedir)

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir

Yusuf AliFor thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower

89:15 📚 4
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ

Saheeh InternationalAnd as for man, when his Lord tries him and [thus] is generous to him and favors him, he says, "My Lord has honored me

Süleyman AteşFakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der

Elmalılı Hamdi YazırAma insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der

Yusuf AliNow, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me

89:16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ

Saheeh InternationalBut when He tries him and restricts his provision, he says, "My Lord has humiliated me

Süleyman AteşAma Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der

Elmalılı Hamdi YazırAma her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der

Yusuf AliBut when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me

89:17 📚 1
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ

Saheeh InternationalNo! But you do not honor the orphan

Süleyman AteşHayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz

Yusuf AliNay, nay! but ye honour not the orphans

89:18
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Saheeh InternationalAnd you do not encourage one another to feed the poor

Süleyman AteşYoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırBirbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz

Yusuf AliNor do ye encourage one another to feed the poor

89:19
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰ ا لَّمࣰّ ا

Saheeh InternationalAnd you consume inheritance, devouring [it] altogether

Süleyman AteşMirası hırsla yutuyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırOysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden

Yusuf AliAnd ye devour inheritance - all with greed

89:20
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّ ا جَمࣰّ ا

Saheeh InternationalAnd you love wealth with immense love

Süleyman AteşMalı pek çok seviyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırMalı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına

Yusuf AliAnd ye love wealth with inordinate love

89:21
كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّ ا دَكࣰّ ا

Saheeh InternationalNo! When the earth has been leveled - pounded and crushed

Süleyman AteşHayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz edildiği zaman

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman

Yusuf AliNay! When the earth is pounded to powder

89:22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّ ا صَفࣰّ ا

Saheeh InternationalAnd your Lord has come and the angels, rank upon rank

Süleyman AteşMelekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldiği zaman

Elmalılı Hamdi YazırRabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman

Yusuf AliAnd thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank

89:23
وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ

Saheeh InternationalAnd brought [within view], that Day, is Hell - that Day, man will remember, but what good to him will be the remembrance

Süleyman AteşVe cehennem de getirildiği zaman. İşte o gün insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var

Elmalılı Hamdi YazırKi cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var

Yusuf AliAnd Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him

89:24
يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي

Saheeh InternationalHe will say, "Oh, I wish I had sent ahead [some good] for my life

Süleyman Ateş(O zaman insan): "Ah, keşke ben bu hayatım için (iyi işler yapıp) gönderseydim!" der

Elmalılı Hamdi YazırKeşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der

Yusuf AliHe will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life

89:25
فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ‏

Saheeh InternationalSo on that Day, none will punish [as severely] as His punishment

Süleyman AteşO gün O'nun yapacağı azabı kimse yapamaz

Elmalılı Hamdi YazırArtık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez

Yusuf AliFor, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict

89:26 📚 1
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ‏

Saheeh InternationalAnd none will bind [as severely] as His binding [of the evildoers]

Süleyman AteşVe O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz

Elmalılı Hamdi YazırOnun vuracağı bağı kimse vuramaz

Yusuf AliAnd His bonds will be such as none (other) can bind

89:27
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ

Saheeh International[To the righteous it will be said], "O reassured soul

Süleyman AteşEy huzura eren nefis

Elmalılı Hamdi YazırEy, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis

Yusuf Ali(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction

89:28 📚 11
ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ‏

Saheeh InternationalReturn to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him]

Süleyman AteşRazı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön

Elmalılı Hamdi YazırHem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön

Yusuf AliCome back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him

89:29 📚 1
فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي

Saheeh InternationalAnd enter among My [righteous] servants

Süleyman Ateş(İyi) Kullarım arasına gir

Elmalılı Hamdi YazırKullarımın arasına gir

Yusuf AliEnter thou, then, among My devotees

89:30
وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي

Saheeh InternationalAnd enter My Paradise

Süleyman AteşCennetime gir

Elmalılı Hamdi YazırCennetime gir

Yusuf AliYea, enter thou My Heaven

← Önceki Sonraki →

89. Al-Fajr Suresi | Anlam Arayışı