89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ
Yusuf AliBy the break of Day
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun fecre
Ali BulaçFecre andolsun
Saheeh InternationalBy the dawn
Yusuf AliBy the Nights twice five
Elmalılı Hamdi YazırOn geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine)
Ali BulaçOn geceye
Saheeh InternationalAnd [by] ten nights
Yusuf AliBy the even and odd (contrasted)
Elmalılı Hamdi YazırÇifte ve teke
Ali BulaçÇifte ve tek'e
Saheeh InternationalAnd [by] the even [number] and the odd
Yusuf AliAnd by the Night when it passeth away
Elmalılı Hamdi YazırGitmekte olan geceye
Ali BulaçAkıp-gittiği zaman geceye
Saheeh InternationalAnd [by] the night when it passes
Yusuf AliIs there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi
Ali BulaçBunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi
Saheeh InternationalIs there [not] in [all] that an oath [sufficient] for one of perception
Yusuf AliSeest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people)
Elmalılı Hamdi YazırGörmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine
Ali BulaçRabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi
Saheeh InternationalHave you not considered how your Lord dealt with 'Aad
Yusuf AliOf the (city of) Iram, with lofty pillars
Elmalılı Hamdi YazırSütunlar sahibi İrem'e
Ali BulaçYüksek sütunlar' sahibi İrem'e
Saheeh International[With] Iram - who had lofty pillars
Yusuf AliThe like of which were not produced in (all) the land
Elmalılı Hamdi YazırKi ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı
Ali BulaçKi şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi
Saheeh InternationalThe likes of whom had never been created in the land
Yusuf AliAnd with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley
Elmalılı Hamdi YazırVâdide kayaları yontan Semud kavmine
Ali BulaçVe vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a
Saheeh InternationalAnd [with] Thamud, who carved out the rocks in the valley
Yusuf AliAnd with Pharaoh, lord of stakes
Elmalılı Hamdi YazırKazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a
Ali BulaçVe kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a
Saheeh InternationalAnd [with] Pharaoh, owner of the stakes
Yusuf Ali(All) these transgressed beyond bounds in the lands
Elmalılı Hamdi YazırBunlar ülkelerde azmışlardı
Ali BulaçKi onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı
Saheeh International[All of] whom oppressed within the lands
Yusuf AliAnd heaped therein mischief (on mischief)
Elmalılı Hamdi YazırOralarda çok bozgunculuk yapmışlardı
Ali BulaçBöylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı
Saheeh InternationalAnd increased therein the corruption
Yusuf AliTherefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements
Elmalılı Hamdi YazırBu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı
Ali BulaçBundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi
Saheeh InternationalSo your Lord poured upon them a scourge of punishment
Yusuf AliFor thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir
Ali BulaçÇünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir
Saheeh InternationalIndeed, your Lord is in observation
Yusuf AliNow, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me
Elmalılı Hamdi YazırAma insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der
Ali BulaçFakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der
Saheeh InternationalAnd as for man, when his Lord tries him and [thus] is generous to him and favors him, he says, "My Lord has honored me
Yusuf AliBut when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me
Elmalılı Hamdi YazırAma her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der
Ali BulaçAma ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der
Saheeh InternationalBut when He tries him and restricts his provision, he says, "My Lord has humiliated me
Yusuf AliNay, nay! but ye honour not the orphans
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz
Ali BulaçHayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz
Saheeh InternationalNo! But you do not honor the orphan
Yusuf AliNor do ye encourage one another to feed the poor
Elmalılı Hamdi YazırBirbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz
Ali BulaçYoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you do not encourage one another to feed the poor
Yusuf AliAnd ye devour inheritance - all with greed
Elmalılı Hamdi YazırOysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden
Ali BulaçMirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you consume inheritance, devouring [it] altogether
Yusuf AliAnd ye love wealth with inordinate love
Elmalılı Hamdi YazırMalı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına
Ali BulaçMalı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you love wealth with immense love
Yusuf AliNay! When the earth is pounded to powder
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman
Ali BulaçHayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu
Saheeh InternationalNo! When the earth has been leveled - pounded and crushed
Yusuf AliAnd thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman
Ali BulaçRabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman
Saheeh InternationalAnd your Lord has come and the angels, rank upon rank
Yusuf AliAnd Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him
Elmalılı Hamdi YazırKi cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var
Ali BulaçO gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda
Saheeh InternationalAnd brought [within view], that Day, is Hell - that Day, man will remember, but what good to him will be the remembrance
Yusuf AliHe will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life
Elmalılı Hamdi YazırKeşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der
Ali BulaçDer ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim
Saheeh InternationalHe will say, "Oh, I wish I had sent ahead [some good] for my life
Yusuf AliFor, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict
Elmalılı Hamdi YazırArtık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez
Ali BulaçArtık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz
Saheeh InternationalSo on that Day, none will punish [as severely] as His punishment
Yusuf AliAnd His bonds will be such as none (other) can bind
Elmalılı Hamdi YazırOnun vuracağı bağı kimse vuramaz
Ali BulaçOnun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz
Saheeh InternationalAnd none will bind [as severely] as His binding [of the evildoers]
Yusuf Ali(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction
Elmalılı Hamdi YazırEy, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis
Ali BulaçEy mutmain (tatmin bulmuş) nefis
Saheeh International[To the righteous it will be said], "O reassured soul
Yusuf AliCome back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him
Elmalılı Hamdi YazırHem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön
Ali BulaçRabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön
Saheeh InternationalReturn to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him]
Yusuf AliEnter thou, then, among My devotees
Elmalılı Hamdi YazırKullarımın arasına gir
Ali BulaçArtık kullarımın arasına gir
Saheeh InternationalAnd enter among My [righteous] servants
Yusuf AliYea, enter thou My Heaven
Elmalılı Hamdi YazırCennetime gir
Ali BulaçCennetime gir
Saheeh InternationalAnd enter My Paradise