89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ
📕 Mushaf görünümünde aç
● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf
89:1
وَٱلْفَجْرِ
Ali BulaçFecre andolsun
89:2
وَلَيَالٍ عَشْرٍ
Ali BulaçOn geceye
89:3
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
Ali BulaçÇifte ve tek'e
89:4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Ali BulaçAkıp-gittiği zaman geceye
هَلْ فِى ذَٲلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
Ali BulaçBunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Ali BulaçRabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
Ali BulaçYüksek sütunlar' sahibi İrem'e
89:8
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Ali BulaçKi şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
Ali BulaçVe vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a
89:10
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
Ali BulaçVe kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a
89:11
ٱلَّذِينَ طَغَوْاْ فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Ali BulaçKi onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı
89:12
فَأَكْثَرُواْ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
Ali BulaçBöylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Ali BulaçBundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
Ali BulaçÇünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir
فَأَمَّا ٱلْإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَـٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
Ali BulaçFakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der
89:16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَـٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَـٰنَنِ
Ali BulaçAma ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Ali BulaçHayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz
89:18
وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Ali BulaçYoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz
89:19
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلاً لَّمًّا
Ali BulaçMirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz
89:20
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Ali BulaçMalı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz
89:21
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
Ali BulaçHayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu
89:22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Ali BulaçRabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman
89:23
وَجِاْىٓءَ يَوْمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
Ali BulaçO gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda
89:24
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
Ali BulaçDer ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim
89:25
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
Ali BulaçArtık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
Ali BulaçOnun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz
89:27
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
Ali BulaçEy mutmain (tatmin bulmuş) nefis
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Ali BulaçRabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى
Ali BulaçArtık kullarımın arasına gir
89:30
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
Ali BulaçCennetime gir
← Önceki Sonraki →