89. Al-Fajr سُورَةُ الفَجۡرِ
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun fecre
Saheeh InternationalBy the dawn
«والفجر» أي فجر كل يوم.
Elmalılı Hamdi YazırOn geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine)
Saheeh InternationalAnd [by] ten nights
«وليال عشر» أي عشر ذي الحجة.
Elmalılı Hamdi YazırÇifte ve teke
Saheeh InternationalAnd [by] the even [number] and the odd
«والشفع» الزوج «والوتر» بفتح الواو وكسرها لغتان: الفرد.
Elmalılı Hamdi YazırGitmekte olan geceye
Saheeh InternationalAnd [by] the night when it passes
«والليل إذا يسْر» مقبلا ومدبرا.
Elmalılı Hamdi YazırNasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi
Saheeh InternationalIs there [not] in [all] that an oath [sufficient] for one of perception
«هل في ذلك» القسم «قسمٌ لذي حجر» عقل، وجواب القسم محذوف أي: لتعذبنّ يا كفار مكة.
Elmalılı Hamdi YazırGörmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine
Saheeh InternationalHave you not considered how your Lord dealt with 'Aad
«ألم ترَ» تعلم يا محمد «كيف فعل ربك بعاد».
Elmalılı Hamdi YazırSütunlar sahibi İrem'e
Saheeh International[With] Iram - who had lofty pillars
«إرَمَ» هي عاد الأولى، فإرم عطف بيان أو بدل، ومنع الصرف للعلمية والتأنيث «ذات العماد» أي الطول كان طول الطويل منهم أربعمائة ذراع.
Elmalılı Hamdi YazırKi ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı
Saheeh InternationalThe likes of whom had never been created in the land
«التي لم يُخلق مثلها في البلاد» في بطشهم وقوتهم.
Elmalılı Hamdi YazırVâdide kayaları yontan Semud kavmine
Saheeh InternationalAnd [with] Thamud, who carved out the rocks in the valley
«وثمود الذين جابوا» قطعوا «الصخر» جمع صخرة واتخذوها بيوتا «بالواد» وادي القرى.
Elmalılı Hamdi YazırKazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a
Saheeh InternationalAnd [with] Pharaoh, owner of the stakes
«وفرعون ذي الأوتاد» كان يتد أربعة أوتاد يشد إليها يدي ورجلي من يعذبه.
Elmalılı Hamdi YazırBunlar ülkelerde azmışlardı
Saheeh International[All of] whom oppressed within the lands
«الذين طغوا» تجبروا «في البلاد».
Elmalılı Hamdi YazırOralarda çok bozgunculuk yapmışlardı
Saheeh InternationalAnd increased therein the corruption
«فأكثروا فيها الفساد» القتل وغيره.
Elmalılı Hamdi YazırBu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı
Saheeh InternationalSo your Lord poured upon them a scourge of punishment
«فصبَّ عليهم ربك سوط» نوع «عذاب».
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir
Saheeh InternationalIndeed, your Lord is in observation
«إن ربك لبالمرصاد» يرصد أعمال العباد فلا يفوته منها شيء ليجازيهم عليها.
Elmalılı Hamdi YazırAma insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der
Saheeh InternationalAnd as for man, when his Lord tries him and [thus] is generous to him and favors him, he says, "My Lord has honored me
«فأما الإنسان» الكافر «إذا ما ابتلاه» اختبره «ربه فأكرمه» بالمال وغيره «ونعَّمه فيقول ربي أكرمن».
Elmalılı Hamdi YazırAma her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der
Saheeh InternationalBut when He tries him and restricts his provision, he says, "My Lord has humiliated me
«وأما إذا ما ابتلاه فقدره» ضيق «عليه رزقه فيقول ربي أهانن».
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz
Saheeh InternationalNo! But you do not honor the orphan
«كلا» ردع، أي ليس الإكرام بالغنى والإهانة بالفقر وإنما هو بالطاعة والمعصية، وكفار مكة لا ينتبهون لذلك «بل لا يكرمون اليتيم» لا يحسنون إليه مع غناهم أو لا يعطونه حقه من الميراث.
Elmalılı Hamdi YazırBirbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd you do not encourage one another to feed the poor
«ولا يحضون» أنفسهم أو غيرهم «على طعام» أي طعام «المسكين».
Elmalılı Hamdi YazırOysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden
Saheeh InternationalAnd you consume inheritance, devouring [it] altogether
«وتأكلون التراث» الميراث «أكلا لما» أي شديدا، للمهم نصيب النساء والصبيان من الميراث مع نصيبهم منه أو مع مالهم.
Elmalılı Hamdi YazırMalı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına
Saheeh InternationalAnd you love wealth with immense love
«ويحبون المال حبا جما» أي: كثيرا فلا ينفقونه، وفي قراءة بالفوقانية في الأفعال الأربعة.
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman
Saheeh InternationalNo! When the earth has been leveled - pounded and crushed
«كلا» ردع لهم عن ذلك «إذا دكت الأرض دكا دكا» زلزلت حتى ينهدم كل بناء عليها وينعدم.
Elmalılı Hamdi YazırRabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman
Saheeh InternationalAnd your Lord has come and the angels, rank upon rank
«وجاء ربك» أي أمره «والملك» أي الملائكة «صفا صفا» حال، أي مصطفين أو ذوي صفوف كثيرة.
Elmalılı Hamdi YazırKi cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var
Saheeh InternationalAnd brought [within view], that Day, is Hell - that Day, man will remember, but what good to him will be the remembrance
«وجيء يومئذ بجهنم» تقاد بسبعين ألف زمام كل زمام بأيدي سبعين ألف ملك لها زفير وتغيظ «يومئذ» بدل من إذا وجوابها «يتذكر الإنسان» أي الكافر ما فرط فيه «وأنَّي له الذكرى» استفهام بمعنى النفي، أي لا ينفعه تذكره ذلك.
Elmalılı Hamdi YazırKeşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der
Saheeh InternationalHe will say, "Oh, I wish I had sent ahead [some good] for my life
«يقول» مع تذكره «يا» للتنبيه «ليتني قدمت» الخير والإيمان «لحياتي» الطيبة في الآخرة أو وقت حياتي في الدنيا.
Elmalılı Hamdi YazırArtık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez
Saheeh InternationalSo on that Day, none will punish [as severely] as His punishment
«فيومئذٍ لا يعذِّب» بكسر الذال «عذابه» أي الله «أحد» أي لا يكله إلى غيره.
Elmalılı Hamdi YazırOnun vuracağı bağı kimse vuramaz
Saheeh InternationalAnd none will bind [as severely] as His binding [of the evildoers]
«و» كذا «لا يوثق» بكسر الثاء «وثاقه أحد» وفي قراءة بفتح الذال والثاء فضمير عذابه ووثاقه للكافر والمعنى لا يعذب أحد مثل تعذيبه ولا يوثق مثل إيثاقه.
Elmalılı Hamdi YazırEy, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis
Saheeh International[To the righteous it will be said], "O reassured soul
«يا أيتها النفس المطمئنة» الآمنة وهي المؤمنة.
Elmalılı Hamdi YazırHem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön
Saheeh InternationalReturn to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him]
«إرجعي إلى ربك» يقال لها ذلك عند الموت، أي إرجعي إلى أمره وإرادته «راضية» بالثواب «مرضية» عند الله بعملك، أي جامعة بين الوصفين وهما حالان ويقال لها في القيامة:
Elmalılı Hamdi YazırKullarımın arasına gir
Saheeh InternationalAnd enter among My [righteous] servants
«فادخلي في» جملة «عبادي» الصالحين.
Elmalılı Hamdi YazırCennetime gir
Saheeh InternationalAnd enter My Paradise
«وادخلي جنتي» معهم.