☪ Anlam Arayışı

90. Al-Balad سُورَةُ البَلَدِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
90:1 📚 6
لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ
لَآ
hayır
أُقْسِمُ
and içerim
بِهَـٰذَا
bu
ٱلْبَلَدِ
kente

Süleyman AteşYoo, and içerim bu kente

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun bu beldeye

90:2 📚 2
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ
وَأَنتَ
ki sen
حِلٌّۢ
oturmaktasın
بِهَـٰذَا
bu
ٱلْبَلَدِ
şehirde

Süleyman AteşKi sen bu şehire girmekte(burada yaşamakta)sın

Elmalılı Hamdi YazırKi sen bu beldede oturmaktasın

90:3 📚 3
وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ
وَوَالِدٍۢ
ve doğurana (andolsun)
وَمَا
ve
وَلَدَ
doğurduğuna

Süleyman AteşVe (and içerim) doğurucuya ve doğurduğuna ki

Elmalılı Hamdi YazırVe and olsun baba ve çocuğuna

90:4
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ
لَقَدْ
elbette
خَلَقْنَا
biz yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ
insanı
فِى
arasında
كَبَدٍ
zorluk

Süleyman AteşBiz insanı zorluk arasında yarattık

Elmalılı Hamdi YazırBiz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık

90:5 📚 1
أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱ‏
أَيَحْسَبُ
mi sanıyor?
أَن
güç yetiremeyeceğini
لَّن
not
يَقْدِرَ
has power
عَلَيْهِ
kendisine
أَحَدٌۭ
hiç kimsenin

Süleyman Ateşİnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor

Elmalılı Hamdi Yazırİnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor

90:6
يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰ ا لُّبَدًا
يَقُولُ
diyor
أَهْلَكْتُ
ben telef ettim
مَالًۭا
mal
لُّبَدًا
birçok

Süleyman Ateş(Gösteriş ve övünme için) "Ben birçok mal telef ettim" diyor

Elmalılı Hamdi YazırBen, yığın yığın mal yok ettim diyor

90:7
أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
أَيَحْسَبُ
mi sanıyor?
أَن
kendisini görmediğini
لَّمْ
not
يَرَهُۥٓ
sees him
أَحَدٌ
kimsenin

Süleyman AteşKimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor

Elmalılı Hamdi YazırKendisini bir gören olmadı mı sanıyor

90:8 📚 4
أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ
أَلَمْ
biz vermedikmi?
نَجْعَل
We made
لَّهُۥ
ona
عَيْنَيْنِ
iki göz

Süleyman AteşBiz ona vermedik mi: İki göz

Elmalılı Hamdi YazırBiz ona iki göz vermedik mi

90:9
وَلِسَانࣰ ا وَشَفَتَيۡنِ
وَلِسَانًۭا
ve bir dil
وَشَفَتَيْنِ
ve iki dudak

Süleyman AteşBir dil, iki dudak

Elmalılı Hamdi YazırBir dil ve iki dudak

90:10
وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ
وَهَدَيْنَـٰهُ
ve ona gösterdik
ٱلنَّجْدَيْنِ
iki (tepe) yol

Süleyman AteşOna iki tepeyi (anasının iki memesini emmenin veya hayır ve şerrin yolunu) gösterdik

Elmalılı Hamdi YazırOna iki yolu gösterdik

90:11 📚 4
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ
فَلَا
fakat
ٱقْتَحَمَ
o atılamadı
ٱلْعَقَبَةَ
sarp yokuşa

Süleyman AteşFakat o, sarp yokuşa atılamadı

Elmalılı Hamdi YazırFakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi

90:12
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ
وَمَآ
nedir?
أَدْرَىٰكَ
sana bildiren
مَا
ne olduğunu
ٱلْعَقَبَةُ
sarp yokuşun

Süleyman AteşSarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin

Elmalılı Hamdi YazırBildin mi sen, o sarp yokuş nedir

90:13
فَكُّ رَقَبَةٍ
فَكُّ
çözmektir (azad etmek)
رَقَبَةٍ
bir köleyi

Süleyman AteşBir boynu (kölelik zincirinden) çözmek

Elmalılı Hamdi YazırKöle azat etmek

90:14
أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲ‏
أَوْ
yahut
إِطْعَـٰمٌۭ
doyurmaktır
فِى
gününde
يَوْمٍۢ
a day
ذِى
açlık
مَسْغَبَةٍۢ
severe hunger

Süleyman AteşYahut açlık gününde doyurmaktır

Elmalılı Hamdi YazırVeya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir

90:15
يَتِيمࣰ ا ذَا مَقۡرَبَةٍ
يَتِيمًۭا
yetimi
ذَا
akraba olan
مَقْرَبَةٍ
near relationship

Süleyman AteşAkraba olan yetimi

Elmalılı Hamdi YazırYakınlığı olan bir yetime

90:16
أَوۡ مِسۡكِينࣰ ا ذَا مَتۡرَبَةࣲ‏
أَوْ
yahut
مِسْكِينًۭا
yoksulu
ذَا
hiçbir şeyi olmayan
مَتْرَبَةٍۢ
misery

Süleyman AteşYahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu

Elmalılı Hamdi YazırVeya hiçbir şeyi olmayan yoksula

90:17
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ
ثُمَّ
sonra
كَانَ
olmaktır
مِنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَتَوَاصَوْا۟
ve tavsiye edenlerden
بِٱلصَّبْرِ
sabır
وَتَوَاصَوْا۟
ve tavsiye edenlerden
بِٱلْمَرْحَمَةِ
merhamet

Süleyman AteşSonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak

Elmalılı Hamdi YazırSonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır

90:18
أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
adamlarıdır
ٱلْمَيْمَنَةِ
sağın

Süleyman Ateşİşte onlar sağın adamlarıdır (Kitabı sağından verilen uğurlu kişilerdir)

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir

90:19
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
هُمْ
onlar
أَصْحَـٰبُ
adamlarıdır
ٱلْمَشْـَٔمَةِ
solun

Süleyman AteşAyetlerimizi tanımayanlar ise solun adamlarıdır (Kitabı solundan verilen uğursuz kişilerdir)

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler

90:20
عَلَيۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢ
عَلَيْهِمْ
onlara vardır
نَارٌۭ
bir ateş
مُّؤْصَدَةٌۢ
üzerlerine kilitlenmiş

Süleyman AteşOnlara (kapıları) üzerlerine kilitlenecek bir ateş vardır

Elmalılı Hamdi YazırOnların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır

← Önceki Sonraki →

90. Al-Balad Suresi | Anlam Arayışı