☪ Anlam Arayışı

9. At-Tawba سُورَةُ التَّوۡبَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
9:1 📚 3
بَرَآءَةࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
بَرَآءَةٌۭ
ihtardır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرَسُولِهِۦٓ
ve Elçisinden
إِلَى
kimselere
ٱلَّذِينَ
those (with) whom
عَـٰهَدتُّم
andlaşma yaptığınız
مِّنَ
müşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Ali Bulaç(Bu,) Müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınıza Allah'tan ve Resûlü’nden kesin bir uyarıdır

Diyanet İşleri MealiAllah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin

9:2
فَسِيحُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَرۡبَعَةَ أَشۡهُرࣲ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخۡزِي ٱلۡكَٰفِرِينَ
فَسِيحُوا۟
dolaşın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
أَرْبَعَةَ
dört
أَشْهُرٍۢ
ay
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّكُمْ
siz
غَيْرُ
değilsiniz
مُعْجِزِى
aciz bırakacak
ٱللَّهِ ۙ
Allah'ı
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مُخْزِى
rezil perişan edecektir'
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirleri

Ali BulaçBundan böyle yeryüzünde (size tanınmış bir süre olarak) dört ay dolaşın. Ve bilin ki Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçekten Allah, inkar edenleri hor ve aşağılık kılıcıdır

Diyanet İşleri MealiAllah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin

9:3 📚 2
وَأَذَٰنࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءࣱ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
وَأَذَٰنٌۭ
ve duyurudur
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
from Allah
وَرَسُولِهِۦٓ
ve Elçisinden
إِلَى
insanlara
ٱلنَّاسِ
the people
يَوْمَ
günü
ٱلْحَجِّ
Hac
ٱلْأَكْبَرِ
en büyük
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بَرِىٓءٌۭ
uzaktır
مِّنَ
puta tapanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ ۙ
(to) the polytheists
وَرَسُولُهُۥ ۚ
ve Elçisi
فَإِن
eğer
تُبْتُمْ
tevbe ederseniz
فَهُوَ
bu
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لَّكُمْ ۖ
sizin için
وَإِن
ve eğer
تَوَلَّيْتُمْ
dönerseniz
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّكُمْ
siz
غَيْرُ
değilsiniz
مُعْجِزِى
aciz bırakacak
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ı
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
بِعَذَابٍ
bir azabı
أَلِيمٍ
acı

Ali BulaçVe büyük Hacc (Hacc-ı Ekber) günü, Allah'tan ve Resûlü’nden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, müşriklerden uzaktır, O'nun Resûlü de… Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'ı elbette aciz bırakacak değilsiniz. İnkar edenleri acı bir azapla müjdele

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele

9:4
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ثُمَّ لَمۡ يَنقُصُوكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَمۡ يُظَٰهِرُواْ عَلَيۡكُمۡ أَحَدࣰ ا فَأَتِمُّوٓاْ إِلَيۡهِمۡ عَهۡدَهُمۡ إِلَىٰ مُدَّتِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِلَّا
ancak hariç
ٱلَّذِينَ
kimseler
عَـٰهَدتُّم
andlaşma yaptığınız
مِّنَ
müşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
ثُمَّ
sonra
لَمْ
size eksik bırakmayan
يَنقُصُوكُمْ
they have failed you
شَيْـًۭٔا
hiçbir şeyi
وَلَمْ
ve
يُظَـٰهِرُوا۟
arka çıkmayanlar
عَلَيْكُمْ
size karşı
أَحَدًۭا
hiç kimseye
فَأَتِمُّوٓا۟
tamamlayın
إِلَيْهِمْ
onların
عَهْدَهُمْ
andlaşmalarını
إِلَىٰ
kadar
مُدَّتِهِمْ ۚ
tanıdığınız süreye
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Ali BulaçAncak müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınızdan (antlaşmadan) bir şeyi eksiltmeyenler ve size karşı hiç kimseye yardım etmeyenler başka; artık antlaşmalarını, süresi bitene kadar tamamlayın. Şüphesiz, Allah muttaki olanları sever

Diyanet İşleri MealiYalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever

9:5 📚 5
فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلۡأَشۡهُرُ ٱلۡحُرُمُ فَٱقۡتُلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ وَخُذُوهُمۡ وَٱحۡصُرُوهُمۡ وَٱقۡعُدُواْ لَهُمۡ كُلَّ مَرۡصَدࣲۚ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
فَإِذَا
zaman
ٱنسَلَخَ
geçtiği
ٱلْأَشْهُرُ
aylar
ٱلْحُرُمُ
haram
فَٱقْتُلُوا۟
öldürün
ٱلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanları
حَيْثُ
nerede
وَجَدتُّمُوهُمْ
bulursanız onları
وَخُذُوهُمْ
ve onları yakalayın
وَٱحْصُرُوهُمْ
ve hapsedin
وَٱقْعُدُوا۟
ve otur(up) bekleyin
لَهُمْ
onları
كُلَّ
her
مَرْصَدٍۢ ۚ
gözetleme yerinde
فَإِن
eğer
تَابُوا۟
tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَوُا۟
ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
فَخَلُّوا۟
serbest bırakın
سَبِيلَهُمْ ۚ
yollarını
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Ali BulaçHaram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiHürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder

9:6 📚 14
وَإِنۡ أَحَدࣱ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٱسۡتَجَارَكَ فَأَجِرۡهُ حَتَّىٰ يَسۡمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبۡلِغۡهُ مَأۡمَنَهُۥۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَعۡلَمُونَ
وَإِنْ
ve eğer
أَحَدٌۭ
birisi
مِّنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
ٱسْتَجَارَكَ
aman dilerse
فَأَجِرْهُ
onu yanına al
حَتَّىٰ
ta ki
يَسْمَعَ
işitsin
كَلَـٰمَ
sözünü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
أَبْلِغْهُ
onu ulaştır
مَأْمَنَهُۥ ۚ
güvenli bir yere
ذَٰلِكَ
böyle (yap)
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluktur
لَّا
bilmez
يَعْلَمُونَ
(who) do not know

Ali BulaçEğer müşriklerden biri, senden 'eman isterse', ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.' Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir

Diyanet İşleri MealiPuta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur

9:7 📚 1
كَيۡفَ يَكُونُ لِلۡمُشۡرِكِينَ عَهۡدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمۡ عِندَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۖ فَمَا ٱسۡتَقَٰمُواْ لَكُمۡ فَٱسۡتَقِيمُواْ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
كَيْفَ
nasıl
يَكُونُ
olabilir
لِلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanların
عَهْدٌ
andlaşması
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَعِندَ
ve yanında
رَسُولِهِۦٓ
Elçisinin
إِلَّا
ancak hariçtir
ٱلَّذِينَ
kimseler
عَـٰهَدتُّمْ
andlaştıklarınız
عِندَ
yanında
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
ٱلْحَرَامِ ۖ
Haram
فَمَا
onlar dürüst davrandıkça
ٱسْتَقَـٰمُوا۟
they are upright
لَكُمْ
size
فَٱسْتَقِيمُوا۟
siz de dürüst davranın
لَهُمْ ۚ
onlara
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Ali BulaçMescid-i Haram yanında kendileriyle anlaştıklarınız dışında, müşriklerin Allah Katında ve Resûlünün katında nasıl bir ahdi olabilir? Şu halde o (anlaşmalı olanlar), size karşı (doğru) bir tutum takındıkça, siz de onlara karşı doğru bir tutum takının. Şüphesiz Allah, muttaki olanları sever

Diyanet İşleri MealiMescidi Haram'ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever

9:8
كَيۡفَ وَإِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ لَا يَرۡقُبُواْ فِيكُمۡ إِلࣰّ ا وَلَا ذِمَّةࣰۚ يُرۡضُونَكُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَتَأۡبَىٰ قُلُوبُهُمۡ وَأَكۡثَرُهُمۡ فَٰسِقُونَ
كَيْفَ
nasıl?
وَإِن
eğer
يَظْهَرُوا۟
onlar galib gelselerdi
عَلَيْكُمْ
size
لَا
ne
يَرْقُبُوا۟
gözetirlerdi
فِيكُمْ
sizin hakkınızda
إِلًّۭا
bir yakınlık
وَلَا
ne de
ذِمَّةًۭ ۚ
bir andlaşma
يُرْضُونَكُم
sizi razı ederler
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlarıyla
وَتَأْبَىٰ
fakat (sizi) istemez
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Ali BulaçNasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip-tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalpleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasık kimselerdir

Diyanet İşleri MealiNasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar

9:9
ٱشۡتَرَوۡاْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنࣰ ا قَلِيلࣰ ا فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
ٱشْتَرَوْا۟
sattılar;
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثَمَنًۭا
bir paraya
قَلِيلًۭا
azıcık
فَصَدُّوا۟
engel oldular
عَن
O'nun yolundan
سَبِيلِهِۦٓ ۚ
His way
إِنَّهُمْ
gerçekten
سَآءَ
ne kötüdür
مَا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Ali BulaçAllah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar, böylece O'nun yolunu engellediler. Onların yaptıkları gerçekten ne kötüdür

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetlerini az bir değere değişip, O'nun yolundan alıkoydular. Onların işledikleri gerçekten ne kötüdür

9:10
لَا يَرۡقُبُونَ فِي مُؤۡمِنٍ إِلࣰّ ا وَلَا ذِمَّةࣰۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُعۡتَدُونَ
لَا
ne gözetirler
يَرْقُبُونَ
they respect (the ties)
فِى
karşı
مُؤْمِنٍ
bir mü'mine
إِلًّۭا
bir yakınlık
وَلَا
ne de
ذِمَّةًۭ ۚ
bir andlaşma
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُعْتَدُونَ
saldırganlar

Ali BulaçOnlar (hiç) bir mü'mine karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip tanırlar. İşte bunlar, haddi aşmakta olanlardır

Diyanet İşleri MealiOnlar hiçbir müminin yakınlık veya ahdini gözetmezler. İşte aşırı gidenler bunlardır

9:11
فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِۗ وَنُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
فَإِن
eğer
تَابُوا۟
tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَوُا۟
ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
فَإِخْوَٰنُكُمْ
sizin kardeşlerinizdirler
فِى
dinde
ٱلدِّينِ ۗ
[the] religion
وَنُفَصِّلُ
ve uzun uzun açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir kavme
يَعْلَمُونَ
bilen

Ali BulaçEğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız

Diyanet İşleri MealiEğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri uzun uzadıya açıklıyoruz

9:12 📚 1
وَإِن نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُم مِّنۢ بَعۡدِ عَهۡدِهِمۡ وَطَعَنُواْ فِي دِينِكُمۡ فَقَٰتِلُوٓاْ أَئِمَّةَ ٱلۡكُفۡرِ إِنَّهُمۡ لَآ أَيۡمَٰنَ لَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَنتَهُونَ
وَإِن
ve eğer
نَّكَثُوٓا۟
bozarlarsa
أَيْمَـٰنَهُم
andlarını
مِّنۢ
sonra
بَعْدِ
after
عَهْدِهِمْ
andlaşma yaptıktan
وَطَعَنُوا۟
ve dil uzatırlarsa
فِى
dininize
دِينِكُمْ
your religion
فَقَـٰتِلُوٓا۟
savaşın
أَئِمَّةَ
önderleriyle
ٱلْكُفْرِ ۙ
küfrün
إِنَّهُمْ
çünkü
لَآ
yoktur
أَيْمَـٰنَ
andları
لَهُمْ
onların
لَعَلَّهُمْ
belki
يَنتَهُونَ
vazgeçerler

Ali BulaçVe eğer antlaşmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip-saldırırlarsa, bu durumda küfrün önderleriyle çarpışın. Çünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar

Diyanet İşleri MealiEğer andlaşmalarından sonra, yeminlerini bozarlar, dininize dil uzatırlarsa, inkarda önde gidenlerle savaşın, çünkü onların yeminleri sayılmaz, belki vazgeçerler

9:13
أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوۡمࣰ ا نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ وَهَمُّواْ بِإِخۡرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ أَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَوۡهُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
أَلَا
savaşmayacak mısınız?
تُقَـٰتِلُونَ
you fight
قَوْمًۭا
bir kavimle
نَّكَثُوٓا۟
bozan
أَيْمَـٰنَهُمْ
andlarını
وَهَمُّوا۟
ve yeltenen
بِإِخْرَاجِ
çıkarmağa
ٱلرَّسُولِ
Elçiyi
وَهُم
ve kendileri
بَدَءُوكُمْ
siz(inle savaş)a başlamış olan
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍ ۚ
kez
أَتَخْشَوْنَهُمْ ۚ
yoksa onlardan korkuyor musunuz?
فَٱللَّهُ
Allah'tır
أَحَقُّ
en layık olan
أَن
kendisinden korkmanıza
تَخْشَوْهُ
you should fear Him
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
gerçekten inananlar

Ali BulaçYeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, Kendisi'nden korkmanıza Allah daha layıktır

Diyanet İşleri MealiYeminlerini bozan, Peygamberi sürgüne göndermeye azmeden bir toplumla savaşmanız gerekmez mi ki, önce onlar başlamışlardır? Onlardan korkar mısınız? Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah'tır

9:14 📚 1
قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمࣲ مُّؤۡمِنِينَ
قَـٰتِلُوهُمْ
onlarla savaşın (ki)
يُعَذِّبْهُمُ
onlara azabetsin
ٱللَّهُ
Allah
بِأَيْدِيكُمْ
sizin ellerinizle
وَيُخْزِهِمْ
ve onları rezil etsin
وَيَنصُرْكُمْ
ve sizi üstün getirsin
عَلَيْهِمْ
onlara
وَيَشْفِ
ve şifa versin
صُدُورَ
göğüslerine
قَوْمٍۢ
toplumunun
مُّؤْمِنِينَ
inananlar

Ali BulaçOnlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun

Diyanet İşleri MealiOnlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir

9:15
وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
وَيُذْهِبْ
ve gidersin
غَيْظَ
öfkesini
قُلُوبِهِمْ ۗ
yüreklerinin
وَيَتُوبُ
ve tevbesini kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
kişinin
مَن
whom
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçVe kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiOnlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir

9:16 📚 1
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تُتۡرَكُواْ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَلَمۡ يَتَّخِذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَلِيجَةࣰۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبْتُمْ
siz sandınız mı?
أَن
bırakılacağınızı
تُتْرَكُوا۟
you would be left
وَلَمَّا
bilmeden
يَعْلَمِ
Allah made evident
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
جَـٰهَدُوا۟
cihad eden(leri)
مِنكُمْ
içinizden
وَلَمْ
ve
يَتَّخِذُوا۟
edinmeyen(leri)
مِن
başkasını
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah('tan)
وَلَا
ve
رَسُولِهِۦ
Elçisin(den)
وَلَا
ve
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler(den)
وَلِيجَةًۭ ۚ
sırdaş
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَبِيرٌۢ
haber almaktadır
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı

Ali BulaçYoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü’nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Diyanet İşleri MealiAllah, içinizden cihat edenleri; Allah'tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır

9:17
مَا كَانَ لِلۡمُشۡرِكِينَ أَن يَعۡمُرُواْ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلۡكُفۡرِۚ أُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ وَفِي ٱلنَّارِ هُمۡ خَٰلِدُونَ
مَا
yoktur
كَانَ
yoktur
لِلْمُشْرِكِينَ
müşrikler için
أَن
imar etmeleri
يَعْمُرُوا۟
they maintain
مَسَـٰجِدَ
mescidlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
شَـٰهِدِينَ
şahitler iken
عَلَىٰٓ
kendi nefislerinin
أَنفُسِهِم
themselves
بِٱلْكُفْرِ ۚ
küfrüne
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onların
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ
yaptıkları işler
وَفِى
ve
ٱلنَّارِ
ateşte
هُمْ
onlar
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Ali BulaçŞirk koşanların, kendi inkarlarına bizzat kendileri şahidler iken, Allah'ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır

Diyanet İşleri MealiPuta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır

9:18 📚 1
إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ
إِنَّمَا
ancak
يَعْمُرُ
imar ederler
مَسَـٰجِدَ
mescidlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَنْ
kimseler
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَأَقَامَ
ve kılan
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَى
ve veren
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَلَمْ
ve
يَخْشَ
korkmayan
إِلَّا
başkasından
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
فَعَسَىٰٓ
umulur
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onların
أَن
olmaları
يَكُونُوا۟
they are
مِنَ
doğru yolu bulanlardan
ٱلْمُهْتَدِينَ
the guided ones

Ali BulaçAllah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır

Diyanet İşleri MealiAllah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler

9:19
۞أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ أَجَعَلْتُمْ
bir mi tuttunuz?
سِقَايَةَ
su vermeyi
ٱلْحَآجِّ
hacılara
وَعِمَارَةَ
ve imar etmeyi
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
ٱلْحَرَامِ
Haram'ı
كَمَنْ
kimse gibi
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَجَـٰهَدَ
ve cihadeden
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
لَا
olmaz(lar)
يَسْتَوُۥنَ
eşit
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yol göstermez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğuna
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Ali BulaçHacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez

Diyanet İşleri MealiHacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez

9:20
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ أَعۡظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَهَاجَرُوا۟
ve hicret eden(ler)
وَجَـٰهَدُوا۟
ve cihad eden(ler)
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyla
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyla
أَعْظَمُ
daha büyüktür
دَرَجَةً
dereceleri
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtuluşa erenler

Ali Bulaçİman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır

Diyanet İşleri Mealiİnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır

9:21
يُبَشِّرُهُمۡ رَبُّهُم بِرَحۡمَةࣲ مِّنۡهُ وَرِضۡوَٰنࣲ وَجَنَّٰتࣲ لَّهُمۡ فِيهَا نَعِيمࣱ مُّقِيمٌ
يُبَشِّرُهُمْ
onları müjdeler
رَبُّهُم
Rableri
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنْهُ
kendisinden
وَرِضْوَٰنٍۢ
ve rızasıyla
وَجَنَّـٰتٍۢ
ve cennetlerle
لَّهُمْ
bulunan
فِيهَا
içinde
نَعِيمٌۭ
nimetler
مُّقِيمٌ
tükenmeyen

Ali BulaçRableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler

Diyanet İşleri MealiRableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır

9:22
خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًا ۚ
ebedi
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عِندَهُۥٓ
katındandır
أَجْرٌ
mükafat
عَظِيمٌۭ
büyük

Ali BulaçOnda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafat Katında olandır

Diyanet İşleri MealiRableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır

9:23
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُوٓاْ ءَابَآءَكُمۡ وَإِخۡوَٰنَكُمۡ أَوۡلِيَآءَ إِنِ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡكُفۡرَ عَلَى ٱلۡإِيمَٰنِۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوٓا۟
take
ءَابَآءَكُمْ
babalarınızı
وَإِخْوَٰنَكُمْ
ve kardeşlerinizi
أَوْلِيَآءَ
veliler
إِنِ
eğer
ٱسْتَحَبُّوا۟
seviyorlarsa
ٱلْكُفْرَ
küfrü
عَلَى
karşı
ٱلْإِيمَـٰنِ ۚ
imana
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُم
onları veli tanırsa
مِّنكُمْ
sizden
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler

Ali BulaçEy iman edenler, eğer imana karşı inkarı sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse doğrusu kendine yazık etmiş olurlar

9:24 📚 3
قُلۡ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ وَإِخۡوَٰنُكُمۡ وَأَزۡوَٰجُكُمۡ وَعَشِيرَتُكُمۡ وَأَمۡوَٰلٌ ٱقۡتَرَفۡتُمُوهَا وَتِجَٰرَةࣱ تَخۡشَوۡنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرۡضَوۡنَهَآ أَحَبَّ إِلَيۡكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادࣲ فِي سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قُلْ
de ki
إِن
eğer
كَانَ
ise
ءَابَآؤُكُمْ
babalarınız
وَأَبْنَآؤُكُمْ
ve oğullarınız
وَإِخْوَٰنُكُمْ
ve kardeşleriniz
وَأَزْوَٰجُكُمْ
ve eşleriniz
وَعَشِيرَتُكُمْ
ve hısım akrabanız
وَأَمْوَٰلٌ
ve mallar
ٱقْتَرَفْتُمُوهَا
kazandığınız
وَتِجَـٰرَةٌۭ
ve ticaret(iniz)
تَخْشَوْنَ
korktuğunuz
كَسَادَهَا
düşmesinden
وَمَسَـٰكِنُ
ve konutlar
تَرْضَوْنَهَآ
hoşlandığınız
أَحَبَّ
daha sevgili (ise)
إِلَيْكُم
size
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisi(nden)
وَجِهَادٍۢ
ve cihad etmekten
فِى
O'nun yolunda
سَبِيلِهِۦ
His way
فَتَرَبَّصُوا۟
o halde gözetleyin
حَتَّىٰ
kadar
يَأْتِىَ
getirinceye
ٱللَّهُ
Allah
بِأَمْرِهِۦ ۗ
emrini
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
(doğru) yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Ali BulaçDe ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez

9:25 📚 4
لَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةࣲ وَيَوۡمَ حُنَيۡنٍ إِذۡ أَعۡجَبَتۡكُمۡ كَثۡرَتُكُمۡ فَلَمۡ تُغۡنِ عَنكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَضَاقَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ ثُمَّ وَلَّيۡتُم مُّدۡبِرِينَ
لَقَدْ
andolsun
نَصَرَكُمُ
size yardım etmişti
ٱللَّهُ
Allah
فِى
yerlerde
مَوَاطِنَ
regions
كَثِيرَةٍۢ ۙ
birçok
وَيَوْمَ
ve gününde
حُنَيْنٍ ۙ
Huneyn
إِذْ
hani
أَعْجَبَتْكُمْ
sizi böbürlendirmişti
كَثْرَتُكُمْ
çokluğunuz
فَلَمْ
fakat
تُغْنِ
sağlamamıştı
عَنكُمْ
size
شَيْـًۭٔا
hiçbir yarar
وَضَاقَتْ
ve dar gelmişti
عَلَيْكُمُ
başınıza
ٱلْأَرْضُ
yeryüzü
بِمَا
rağmen
رَحُبَتْ
bütün genişliğine
ثُمَّ
nihayet
وَلَّيْتُم
dönmüştünüz
مُّدْبِرِينَ
gerisin geri

Ali BulaçAndolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Allah size birçok yerlerde, ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti

9:26
ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودࣰ ا لَّمۡ تَرَوۡهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡكَٰفِرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنزَلَ
indirdi
ٱللَّهُ
Allah
سَكِينَتَهُۥ
sekinetini
عَلَىٰ
üzerine
رَسُولِهِۦ
Elçisinin
وَعَلَى
ve üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
وَأَنزَلَ
ve indirdi
جُنُودًۭا
askerler
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا
which you did not see
وَعَذَّبَ
ve azab etti
ٱلَّذِينَ
olanlara
كَفَرُوا۟ ۚ
kafirlere
وَذَٰلِكَ
işte budur
جَزَآءُ
cezası
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Ali Bulaç(Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkar edenleri azaplandırdı. Bu, inkarcıların cezasıdır

Diyanet İşleri MealiBozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur

9:27 📚 1
ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
ثُمَّ
sonra
يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
مِنۢ
ardından
بَعْدِ
after
ذَٰلِكَ
bunun
عَلَىٰ
kimsenin
مَن
whom
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Ali BulaçBunun ardından Allah, dilediği kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAllah bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlar ve merhamet eder

9:28 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡمُشۡرِكُونَ نَجَسࣱ فَلَا يَقۡرَبُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ بَعۡدَ عَامِهِمۡ هَٰذَاۚ وَإِنۡ خِفۡتُمۡ عَيۡلَةࣰ فَسَوۡفَ يُغۡنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦٓ إِن شَآءَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْمُشْرِكُونَ
ortak koşanlar
نَجَسٌۭ
pisliktir
فَلَا
artık
يَقْرَبُوا۟
yaklaşmasınlar
ٱلْمَسْجِدَ
Mescid-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'a
بَعْدَ
sonra
عَامِهِمْ
yıllarından
هَـٰذَا ۚ
bu
وَإِنْ
ve eğer
خِفْتُمْ
korkarsanız
عَيْلَةًۭ
yoksulluğa düşmekten
فَسَوْفَ
yakında
يُغْنِيكُمُ
sizi zengin edecektir
ٱللَّهُ
Allah
مِن
kendi lutfundan
فَضْلِهِۦٓ
His Bounty
إِن
eğer
شَآءَ ۚ
dilerse
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hikmet sahibidir

Ali BulaçEy iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi Kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir

9:29 📚 16
قَٰتِلُواْ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلۡحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعۡطُواْ ٱلۡجِزۡيَةَ عَن يَدࣲ وَهُمۡ صَٰغِرُونَ
قَـٰتِلُوا۟
savaşın
ٱلَّذِينَ
kimselerle
لَا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَلَا
ve
بِٱلْيَوْمِ
gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَلَا
ve
يُحَرِّمُونَ
haram saymayanlarla
مَا
ne ki
حَرَّمَ
haram kıldı
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi
وَلَا
ve din edinmeyenlerle
يَدِينُونَ
they acknowledge
دِينَ
dini
ٱلْحَقِّ
gerçek
مِنَ
kendilerine
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenlerden
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
حَتَّىٰ
zamana kadar
يُعْطُوا۟
verecekleri
ٱلْجِزْيَةَ
cizye
عَن
elleriyle
يَدٍۢ
willingly
وَهُمْ
onlar
صَـٰغِرُونَ
küçülerek (boyun eğerek)

Ali BulaçKendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın

Diyanet İşleri MealiKitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın

9:30
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ عُزَيۡرٌ ٱبۡنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ ٱللَّهِۖ ذَٰلِكَ قَوۡلُهُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡۖ يُضَٰهِـُٔونَ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبۡلُۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُۖ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
وَقَالَتِ
ve dediler ki
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
عُزَيْرٌ
Uzeyr
ٱبْنُ
oğludur
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلنَّصَـٰرَى
Hıristiyanlar
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
ٱبْنُ
oğludur
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
ذَٰلِكَ
bu
قَوْلُهُم
onların sözleridir
بِأَفْوَٰهِهِمْ ۖ
ağızlarıyla (geveledikleri)
يُضَـٰهِـُٔونَ
benzetiyorlar
قَوْلَ
sözlerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inkar edenlerin
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
قَـٰتَلَهُمُ
onları kahretsin
ٱللَّهُ ۚ
Allah
أَنَّىٰ
nasıl da
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar

Ali BulaçYahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkar edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar

Diyanet İşleri MealiYahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar

9:31 📚 1
ٱتَّخَذُوٓاْ أَحۡبَارَهُمۡ وَرُهۡبَٰنَهُمۡ أَرۡبَابࣰ ا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسِيحَ ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓاْ إِلَّا لِيَعۡبُدُوٓاْ إِلَٰهࣰ ا وَٰحِدࣰ اۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ سُبۡحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
ٱتَّخَذُوٓا۟
edindiler
أَحْبَارَهُمْ
hahamlarını
وَرُهْبَـٰنَهُمْ
ve rahiplerini
أَرْبَابًۭا
rabler
مِّن
ayrı
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَٱلْمَسِيحَ
ve Mesih'i de
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
وَمَآ
oysa emredilmemişti
أُمِرُوٓا۟
they were commanded
إِلَّا
dışında
لِيَعْبُدُوٓا۟
ibadet etmeleri
إِلَـٰهًۭا
bir ilaha
وَٰحِدًۭا ۖ
tek olan
لَّآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۚ
O'ndan
سُبْحَـٰنَهُۥ
O münezzehtir
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
ortak koştukları

Ali BulaçOnlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka İlah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir

Diyanet İşleri MealiOnlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir

9:32 📚 1
يُرِيدُونَ أَن يُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَيَأۡبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ
يُرِيدُونَ
istiyorlar
أَن
söndürmek
يُطْفِـُٔوا۟
extinguish
نُورَ
nurunu
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlariyle
وَيَأْبَى
halbuki istemez
ٱللَّهُ
Allah
إِلَّآ
başkasını
أَن
tamamlamaktan
يُتِمَّ
perfect
نُورَهُۥ
nurunu
وَلَوْ
şayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Ali BulaçAğızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor

Diyanet İşleri MealiAllah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır

9:33 📚 9
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ
هُوَ
O
ٱلَّذِىٓ
ki
أَرْسَلَ
gönderdi
رَسُولَهُۥ
Elçisini
بِٱلْهُدَىٰ
hidayetle
وَدِينِ
ve din ile
ٱلْحَقِّ
hak
لِيُظْهِرَهُۥ
onu çıkarsın diye
عَلَى
üstüne
ٱلدِّينِ
din(ler)in
كُلِّهِۦ
bütün
وَلَوْ
şeayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْمُشْرِكُونَ
ortak koşanlar

Ali BulaçMüşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur

Diyanet İşleri MealiPuta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah'tır

9:34 📚 7
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَحۡبَارِ وَٱلرُّهۡبَانِ لَيَأۡكُلُونَ أَمۡوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۗ وَٱلَّذِينَ يَكۡنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلۡفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inananlar
إِنَّ
şüphesiz
كَثِيرًۭا
birçoğu
مِّنَ
hahamlardan
ٱلْأَحْبَارِ
the rabbis
وَٱلرُّهْبَانِ
ve rahipler(den)
لَيَأْكُلُونَ
yerler
أَمْوَٰلَ
mallarını
ٱلنَّاسِ
insanların
بِٱلْبَـٰطِلِ
haksızlıkla
وَيَصُدُّونَ
ve çevirirler
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱلَّذِينَ
kimseler
يَكْنِزُونَ
yığan
ٱلذَّهَبَ
altın
وَٱلْفِضَّةَ
ve gümüşü
وَلَا
ve
يُنفِقُونَهَا
onları harcamayanlar
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
فَبَشِّرْهُم
işte onlara müjdele
بِعَذَابٍ
bir azabı
أَلِيمٍۢ
acıklı

Ali BulaçEy iman edenler, gerçek şu ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele

9:35 📚 1
يَوۡمَ يُحۡمَىٰ عَلَيۡهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكۡوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمۡ وَجُنُوبُهُمۡ وَظُهُورُهُمۡۖ هَٰذَا مَا كَنَزۡتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡ فَذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡنِزُونَ
يَوْمَ
O gün
يُحْمَىٰ
kızdırılır
عَلَيْهَا
üzerleri
فِى
içinde
نَارِ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
فَتُكْوَىٰ
dağlanır
بِهَا
bunlarla
جِبَاهُهُمْ
onların alınları
وَجُنُوبُهُمْ
ve yanları
وَظُهُورُهُمْ ۖ
ve sırtları
هَـٰذَا
(işte) budur
مَا
şeyler
كَنَزْتُمْ
yığdıklarınız
لِأَنفُسِكُمْ
nefisleriniz için
فَذُوقُوا۟
o halde tadın
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَكْنِزُونَ
yığıyor(lar)

Ali BulaçBunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek)

Diyanet İşleri MealiBunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın" denecek

9:36 📚 8
إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثۡنَا عَشَرَ شَهۡرࣰ ا فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوۡمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ مِنۡهَآ أَرۡبَعَةٌ حُرُمࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُۚ فَلَا تَظۡلِمُواْ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمۡۚ وَقَٰتِلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ كَآفَّةࣰ كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمۡ كَآفَّةࣰۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِنَّ
şüphesiz
عِدَّةَ
sayısı
ٱلشُّهُورِ
ayların
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱثْنَا
(on) iki
عَشَرَ
on (iki)
شَهْرًۭا
aydır
فِى
kitabında
كِتَـٰبِ
(the) ordinance
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَوْمَ
günden beri
خَلَقَ
yarattığı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
مِنْهَآ
bunlardan
أَرْبَعَةٌ
dördü
حُرُمٌۭ ۚ
haram(ay)lardır
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلدِّينُ
din
ٱلْقَيِّمُ ۚ
doğru
فَلَا
zulmetmeyin
تَظْلِمُوا۟
wrong
فِيهِنَّ
(o aylar) içinde
أَنفُسَكُمْ ۚ
kendinize
وَقَـٰتِلُوا۟
ve savaşın
ٱلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanlarla
كَآفَّةًۭ
topyekun
كَمَا
nasıl
يُقَـٰتِلُونَكُمْ
sizinle savaşıyorlarsa
كَآفَّةًۭ ۚ
topyekun
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanlarla

Ali BulaçGerçek şu ki, Allah Katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir

Diyanet İşleri MealiAllah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin

9:37 📚 1
إِنَّمَا ٱلنَّسِيٓءُ زِيَادَةࣱ فِي ٱلۡكُفۡرِۖ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُحِلُّونَهُۥ عَامࣰ ا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامࣰ ا لِّيُوَاطِـُٔواْ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّواْ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُۚ زُيِّنَ لَهُمۡ سُوٓءُ أَعۡمَٰلِهِمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلنَّسِىٓءُ
ertelemek
زِيَادَةٌۭ
daha ileri gitmektir
فِى
küfürde
ٱلْكُفْرِ ۖ
the disbelief
يُضَلُّ
saptırılır
بِهِ
onunla
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
يُحِلُّونَهُۥ
onu helal sayarlar
عَامًۭا
bir yıl
وَيُحَرِّمُونَهُۥ
ve haram sayarlar
عَامًۭا
bir yıl
لِّيُوَاطِـُٔوا۟
denk gelsin diye
عِدَّةَ
sayısı
مَا
haram kıldığının
حَرَّمَ
Allah has made unlawful
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَيُحِلُّوا۟
helal yapsınlar
مَا
haram kıldığını
حَرَّمَ
Allah has made unlawful
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لَهُمْ
kendilerine
سُوٓءُ
kötülüğü
أَعْمَـٰلِهِمْ ۗ
yaptıkları işin
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yol göstermez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumuna
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Ali Bulaç(Haram ayları) Ertelemek ancak inkarda bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp-saptırılır. Allah'ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah'ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine 'çekici ve süslü' gösterilmiştir. Allah, inkarcı bir topluluğa hidayet vermez

Diyanet İşleri MealiSapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmekdir. İnkar edenler Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, böylece Allah'ın haram kıldığını helalkılıyorlar. Kötü işleri kendilerine güzel göründü. Allah inkar eden toplumu doğru yola eriştirmez

9:38 📚 9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَا لَكُمۡ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلۡتُمۡ إِلَى ٱلۡأَرۡضِۚ أَرَضِيتُم بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِۚ فَمَا مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَا
ne oldu ki?
لَكُمْ
size
إِذَا
zaman
قِيلَ
dendiği
لَكُمُ
size
ٱنفِرُوا۟
savaşa çıkın
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
ٱثَّاقَلْتُمْ
çakılıp kaldınız
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
أَرَضِيتُم
razı mı oldunuz?
بِٱلْحَيَوٰةِ
hayatına
ٱلدُّنْيَا
dünya
مِنَ
karşılık
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ahirete
فَمَا
ama
مَتَـٰعُ
geçimi
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
ٱلدُّنْيَا
dünya
فِى
göre
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
إِلَّا
pek
قَلِيلٌ
azdır

Ali BulaçEy iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savaşa çıkın" dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir

9:39
إِلَّا تَنفِرُواْ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا وَيَسۡتَبۡدِلۡ قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيۡـࣰٔ اۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ
إِلَّا
eğer
تَنفِرُوا۟
topluca (savaşa) çıkmazsanız
يُعَذِّبْكُمْ
size azabeder
عَذَابًا
bir azapla
أَلِيمًۭا
acıklı
وَيَسْتَبْدِلْ
ve yerinize getirir
قَوْمًا
bir topluluk
غَيْرَكُمْ
sizden başka
وَلَا
O'na zarar veremezsiniz
تَضُرُّوهُ
you can harm Him
شَيْـًۭٔا ۗ
hiçbir
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌ
yapabilendir

Ali BulaçEğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azapla azaplandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, herşeye güç yetirendir

Diyanet İşleri MealiÇıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azabeder ve yerinize başka bir millet getirir. O'na bir şey de yapamazsınız. Allah her şeye kadirdir

9:40 📚 7
إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدۡ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذۡ أَخۡرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ ٱثۡنَيۡنِ إِذۡ هُمَا فِي ٱلۡغَارِ إِذۡ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحۡزَنۡ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَاۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيۡهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودࣲ لَّمۡ تَرَوۡهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلسُّفۡلَىٰۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِيَ ٱلۡعُلۡيَاۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
إِلَّا
eğer
تَنصُرُوهُ
siz ona yardım etmezseniz
فَقَدْ
iyi bilin ki
نَصَرَهُ
ona yardım etmişti
ٱللَّهُ
Allah
إِذْ
hani
أَخْرَجَهُ
(Mekke'den) çıkardıklarında
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
ثَانِىَ
ikincisiydi
ٱثْنَيْنِ
iki kişiden
إِذْ
iken
هُمَا
ikisi
فِى
mağarada
ٱلْغَارِ
the cave
إِذْ
hani
يَقُولُ
diyordu
لِصَـٰحِبِهِۦ
arkadaşına
لَا
üzülme
تَحْزَنْ
grieve
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَنَا ۖ
bizimle beraberdir
فَأَنزَلَ
(İşte o zaman) indirdi
ٱللَّهُ
Allah
سَكِينَتَهُۥ
sekinesini
عَلَيْهِ
onun üzerine
وَأَيَّدَهُۥ
ve onu destekledi
بِجُنُودٍۢ
askerlerle
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا
which you did not see
وَجَعَلَ
ve kıldı
كَلِمَةَ
sözünü
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inanmayan(ların)
ٱلسُّفْلَىٰ ۗ
alçak
وَكَلِمَةُ
ve sözü ise
ٱللَّهِ
Allah'ın
هِىَ
o
ٱلْعُلْيَا ۗ
yüce olandır
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçSiz Ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak Onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiOna (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir'e) "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir

9:41
ٱنفِرُواْ خِفَافࣰ ا وَثِقَالࣰ ا وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
ٱنفِرُوا۟
savaşa çıkın
خِفَافًۭا
(gerek) hafif olarak
وَثِقَالًۭا
(gerek) ağır olarak
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihad edin
بِأَمْوَٰلِكُمْ
mallarınızla
وَأَنفُسِكُمْ
ve canlarınızla
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
ذَٰلِكُمْ
bu
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Ali BulaçHafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır

Diyanet İşleri Mealiİsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Bilirseniz bu sizin için hayırlıdır

9:42
لَوۡ كَانَ عَرَضࣰ ا قَرِيبࣰ ا وَسَفَرࣰ ا قَاصِدࣰ ا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلشُّقَّةُۚ وَسَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسۡتَطَعۡنَا لَخَرَجۡنَا مَعَكُمۡ يُهۡلِكُونَ أَنفُسَهُمۡ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
لَوْ
eğer
كَانَ
olsaydı
عَرَضًۭا
bir menfaat
قَرِيبًۭا
yakın
وَسَفَرًۭا
ve bir yolculuk
قَاصِدًۭا
orta
لَّٱتَّبَعُوكَ
elbette sana tabi olurlardı
وَلَـٰكِنۢ
fakat
بَعُدَتْ
uzak geldi
عَلَيْهِمُ
kendilerine
ٱلشُّقَّةُ ۚ
aşılacak mesafe
وَسَيَحْلِفُونَ
bir de yemin edecekler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَوِ
eğer (diye)
ٱسْتَطَعْنَا
gücümüz yetseydi
لَخَرَجْنَا
çıkardık
مَعَكُمْ
sizinle beraber
يُهْلِكُونَ
mahvediyorlar
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَٱللَّهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
biliyor;
إِنَّهُمْ
onların
لَكَـٰذِبُونَ
yalancı olduklarını

Ali BulaçEğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor

Diyanet İşleri MealiKolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor

9:43 📚 7
عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَتَعۡلَمَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
عَفَا
affetsin
ٱللَّهُ
Allah
عَنكَ
seni
لِمَ
niçin
أَذِنتَ
izin verdin
لَهُمْ
onlara
حَتَّىٰ
kadar
يَتَبَيَّنَ
iyice belli olana
لَكَ
sana
ٱلَّذِينَ
kimseler
صَدَقُوا۟
doğru söyleyen(ler)
وَتَعْلَمَ
ve öğreninceye
ٱلْكَـٰذِبِينَ
yalan söyleyenler

Ali BulaçAllah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin

Diyanet İşleri MealiAllah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin

9:44
لَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ
لَا
senden izin istemezler
يَسْتَـْٔذِنُكَ
(Would) not ask your permission
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُؤْمِنُونَ
inanan(lar)
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
أَن
cihadetmek için
يُجَـٰهِدُوا۟
they strive
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallariyle
وَأَنفُسِهِمْ ۗ
ve canlariyle
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Ali BulaçAllah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir

Diyanet İşleri MealiAllah'a ve ahiret gününe inananlar, mallariyle, canlariyle savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir

9:45
إِنَّمَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَٱرۡتَابَتۡ قُلُوبُهُمۡ فَهُمۡ فِي رَيۡبِهِمۡ يَتَرَدَّدُونَ
إِنَّمَا
ancak
يَسْتَـْٔذِنُكَ
senden izin isterler
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَٱرْتَابَتْ
ve kuşkuya düşen
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
فَهُمْ
kendileri
فِى
içinde
رَيْبِهِمْ
şüpheleri
يَتَرَدَّدُونَ
bocalayıp duranlar

Ali BulaçSenden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister

Diyanet İşleri MealiAncak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler

9:46 📚 1
۞وَلَوۡ أَرَادُواْ ٱلۡخُرُوجَ لَأَعَدُّواْ لَهُۥ عُدَّةࣰ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمۡ فَثَبَّطَهُمۡ وَقِيلَ ٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ
۞ وَلَوْ
ve eğer
أَرَادُوا۟
isteselerdi
ٱلْخُرُوجَ
çıkmak
لَأَعَدُّوا۟
yaparladı
لَهُۥ
onun için
عُدَّةًۭ
bir hazırlık
وَلَـٰكِن
fakat
كَرِهَ
hoşlanmadı
ٱللَّهُ
Allah
ٱنۢبِعَاثَهُمْ
davranışlarından
فَثَبَّطَهُمْ
ve onları durdurdu
وَقِيلَ
ve denildi
ٱقْعُدُوا۟
oturun
مَعَ
beraber
ٱلْقَـٰعِدِينَ
oturanlarla

Ali BulaçEğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi

Diyanet İşleri MealiEğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. "Acizlerle beraber oturun" denildi

9:47
لَوۡ خَرَجُواْ فِيكُم مَّا زَادُوكُمۡ إِلَّا خَبَالࣰ ا وَلَأَوۡضَعُواْ خِلَٰلَكُمۡ يَبۡغُونَكُمُ ٱلۡفِتۡنَةَ وَفِيكُمۡ سَمَّٰعُونَ لَهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
لَوْ
eğer
خَرَجُوا۟
çıkmış olsalardı
فِيكُم
sizin içinizde
مَّا
size bir katkıları olmazdı
زَادُوكُمْ
they (would) have increased you
إِلَّا
başka
خَبَالًۭا
bozgunculuktan
وَلَأَوْضَعُوا۟
ve hemen sokulurlardı
خِلَـٰلَكُمْ
aranıza
يَبْغُونَكُمُ
sizi düşürmek için
ٱلْفِتْنَةَ
fitneye
وَفِيكُمْ
ve içinizde de vardı
سَمَّـٰعُونَ
kulak verenler
لَهُمْ ۗ
onlara
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Ali BulaçSizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulmedenleri bilir

Diyanet İşleri MealiAranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmağa çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazık edenleri bilir

9:48
لَقَدِ ٱبۡتَغَوُاْ ٱلۡفِتۡنَةَ مِن قَبۡلُ وَقَلَّبُواْ لَكَ ٱلۡأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَظَهَرَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَهُمۡ كَٰرِهُونَ
لَقَدِ
andolsun ki
ٱبْتَغَوُا۟
istediler
ٱلْفِتْنَةَ
fitne çıkarmak
مِن
önceden de
قَبْلُ
before
وَقَلَّبُوا۟
ve ters çevirdiler
لَكَ
sana
ٱلْأُمُورَ
nice işleri
حَتَّىٰ
nihayet
جَآءَ
geldi
ٱلْحَقُّ
hak
وَظَهَرَ
galebe çaldı
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَهُمْ
ve onlar
كَـٰرِهُونَ
istemedikleri halde

Ali BulaçAndolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Allah'ın emri üstün geldi

9:49 📚 1
وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ ٱئۡذَن لِّي وَلَا تَفۡتِنِّيٓۚ أَلَا فِي ٱلۡفِتۡنَةِ سَقَطُواْۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةُۢ بِٱلۡكَٰفِرِينَ
وَمِنْهُم
ve içlerinden
مَّن
kimseler
يَقُولُ
derler
ٱئْذَن
izin ver
لِّى
bana
وَلَا
ve
تَفْتِنِّىٓ ۚ
beni fitneye düşürme
أَلَا
iyi bilinki
فِى
onlar zaten fitneye
ٱلْفِتْنَةِ
the trial
سَقَطُوا۟ ۗ
düşmüşlerdir
وَإِنَّ
ve şüphesiz
جَهَنَّمَ
cehennem
لَمُحِيطَةٌۢ
kuşatacaktır
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirleri

Ali BulaçOnlardan bir kısmı: "Bana izin ver ve beni fitneye katma" der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o inkar edenleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır

Diyanet İşleri MealiOnlardan, "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyen vardır. Bilin ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdi. Cehennem, inkar edenleri şüphesiz kuşatacaktır

9:50
إِن تُصِبۡكَ حَسَنَةࣱ تَسُؤۡهُمۡۖ وَإِن تُصِبۡكَ مُصِيبَةࣱ يَقُولُواْ قَدۡ أَخَذۡنَآ أَمۡرَنَا مِن قَبۡلُ وَيَتَوَلَّواْ وَّهُمۡ فَرِحُونَ
إِن
eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
حَسَنَةٌۭ
bir iyilik
تَسُؤْهُمْ ۖ
onların hoşuna gitmez
وَإِن
ve eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
مُصِيبَةٌۭ
bir kötülük
يَقُولُوا۟
derler
قَدْ
muhakkak
أَخَذْنَآ
biz almıştık
أَمْرَنَا
tedbirimizi
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَيَتَوَلَّوا۟
döner(gider)ler
وَّهُمْ
ve onlar
فَرِحُونَ
sevinirler

Ali BulaçSana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler

Diyanet İşleri MealiSana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, "Biz önceden ihtiyatlı davrandık" derler, sevinerek dönüp giderler

9:51 📚 1
قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوۡلَىٰنَاۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
قُل
de ki
لَّن
bize
يُصِيبَنَآ
ulaşmaz
إِلَّا
başkası
مَا
şeyden
كَتَبَ
yazdığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَنَا
bizim için
هُوَ
O'dur
مَوْلَىٰنَا ۚ
bizim sahibimiz
وَعَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
inananlar

Ali BulaçDe ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır, inananlar Allah'a güvensin

9:52
قُلۡ هَلۡ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحۡدَى ٱلۡحُسۡنَيَيۡنِۖ وَنَحۡنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمۡ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابࣲ مِّنۡ عِندِهِۦٓ أَوۡ بِأَيۡدِينَاۖ فَتَرَبَّصُوٓاْ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ
قُلْ
de ki
هَلْ
gözetiyor musunuz?
تَرَبَّصُونَ
you await
بِنَآ
bizim için
إِلَّآ
yalnız
إِحْدَى
birini
ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ
iki iyilikten
وَنَحْنُ
ama biz
نَتَرَبَّصُ
gözetiyoruz
بِكُمْ
size
أَن
ulaştırmasını
يُصِيبَكُمُ
Allah will afflict you
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِعَذَابٍۢ
bir azab
مِّنْ
kendi tarafından
عِندِهِۦٓ
[near] Him
أَوْ
veya
بِأَيْدِينَا ۖ
bizim ellerimizle
فَتَرَبَّصُوٓا۟
haydi gözetin
إِنَّا
biz de
مَعَكُم
sizinle beraber
مُّتَرَبِّصُونَ
gözetenleriz

Ali BulaçDe ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya Kendi Katından veya bizim elimizle size bir azap dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Bize iki iyiden, gazilik ve şehidlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz

9:53
قُلۡ أَنفِقُواْ طَوۡعًا أَوۡ كَرۡهࣰ ا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمۡ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ
قُلْ
de ki
أَنفِقُوا۟
sadaka verin
طَوْعًا
gönüllü
أَوْ
veya
كَرْهًۭا
gönülsüz
لَّن
kabul edilmeyecektir
يُتَقَبَّلَ
will be accepted
مِنكُمْ ۖ
sizden
إِنَّكُمْ
çünkü siz
كُنتُمْ
oldunuz
قَوْمًۭا
bir kavim
فَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Ali BulaçDe ki: "İsteyerek veya istemeyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz bir fasıklar topluluğu oldunuz

Diyanet İşleri MealiDe ki: "İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz

9:54 📚 1
وَمَا مَنَعَهُمۡ أَن تُقۡبَلَ مِنۡهُمۡ نَفَقَٰتُهُمۡ إِلَّآ أَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأۡتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمۡ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمۡ كَٰرِهُونَ
وَمَا
ve
مَنَعَهُمْ
engel olan
أَن
kabul edilmesine
تُقْبَلَ
is accepted
مِنْهُمْ
kendilerinden
نَفَقَـٰتُهُمْ
sadakalarının
إِلَّآ
sadece şudur
أَنَّهُمْ
onların
كَفَرُوا۟
inkar etmeleridir
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَبِرَسُولِهِۦ
ve elçisini
وَلَا
ve
يَأْتُونَ
gelmemeleridir
ٱلصَّلَوٰةَ
namaza
إِلَّا
dışında
وَهُمْ
onlar
كُسَالَىٰ
üşene üşene
وَلَا
ve
يُنفِقُونَ
sadaka vermemeleri
إِلَّا
dışında
وَهُمْ
onlar
كَـٰرِهُونَ
istemeye istemeye

Ali Bulaçİnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir

Diyanet İşleri MealiVerdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir

9:55 📚 2
فَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُهُمۡۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
فَلَا
seni imrendirmesin
تُعْجِبْكَ
impress you
أَمْوَٰلُهُمْ
onların malları
وَلَآ
ne de
أَوْلَـٰدُهُمْ ۚ
evladları
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
لِيُعَذِّبَهُم
onlara azabetmeyi
بِهَا
bunlarla
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَتَزْهَقَ
ve çıkmasını
أَنفُسُهُمْ
canlarının
وَهُمْ
ve onlar
كَـٰفِرُونَ
kafir olarak

Ali BulaçŞu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azaplandırmak ve canlarının inkar içindeyken zorlukla çıkmasını ister

Diyanet İşleri MealiArtık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister

9:56 📚 1
وَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمۡ لَمِنكُمۡ وَمَا هُم مِّنكُمۡ وَلَٰكِنَّهُمۡ قَوۡمࣱ يَفۡرَقُونَ
وَيَحْلِفُونَ
ve yemin ediyorlar
بِٱللَّهِ
Allah'a
إِنَّهُمْ
muhakkak onlar
لَمِنكُمْ
sizden olduklarına
وَمَا
oysa değiller
هُم
onlar
مِّنكُمْ
sizden
وَلَـٰكِنَّهُمْ
fakat onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluktur
يَفْرَقُونَ
korkak

Ali BulaçGerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur

Diyanet İşleri MealiSizden olmadıkları halde, sizinle beraber olduklarına Allah'a yemin ederler. Oysa onlar korkak bir topluluktur

9:57
لَوۡ يَجِدُونَ مَلۡجَـًٔا أَوۡ مَغَٰرَٰتٍ أَوۡ مُدَّخَلࣰ ا لَّوَلَّوۡاْ إِلَيۡهِ وَهُمۡ يَجۡمَحُونَ
لَوْ
eğer
يَجِدُونَ
bulsalardı
مَلْجَـًٔا
sığınacak bir yer
أَوْ
yahut
مَغَـٰرَٰتٍ
mağaralar
أَوْ
ya da
مُدَّخَلًۭا
sokulacak bir delik
لَّوَلَّوْا۟
koşarlardı
إِلَيْهِ
oraya doğru
وَهُمْ
ve onlar
يَجْمَحُونَ
hemen

Ali BulaçEğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı

Diyanet İşleri MealiBir sığınak veya mağara yahut girecek bir yer bulmuş olsalardı, çarçabuk oraya yönelirlerdi

9:58 📚 2
وَمِنۡهُم مَّن يَلۡمِزُكَ فِي ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنۡ أُعۡطُواْ مِنۡهَا رَضُواْ وَإِن لَّمۡ يُعۡطَوۡاْ مِنۡهَآ إِذَا هُمۡ يَسۡخَطُونَ
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimi de
يَلْمِزُكَ
sana dil uzatır
فِى
hakkında
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakalar
فَإِنْ
eğer
أُعْطُوا۟
kendilerine pay verilse
مِنْهَا
onlardan
رَضُوا۟
hoşlanırlar
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
kendilerine pay verilmezse
يُعْطَوْا۟
they are given
مِنْهَآ
onlardan
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَسْخَطُونَ
kızarlar

Ali BulaçOnlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar

Diyanet İşleri MealiSadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler

9:59
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ رَضُواْ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُواْ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤۡتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ
وَلَوْ
ve şayet
أَنَّهُمْ
onlar
رَضُوا۟
razı olsalardı
مَآ
şeye
ءَاتَىٰهُمُ
kendilerine verdiğine
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisinin
وَقَالُوا۟
ve deselerdi
حَسْبُنَا
bize yeter
ٱللَّهُ
Allah
سَيُؤْتِينَا
yakında bize verecek
ٱللَّهُ
Allah
مِن
bol lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Elçisi de
إِنَّآ
biz sadece
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
رَٰغِبُونَ
rağbet ederiz

Ali BulaçEğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya)

Diyanet İşleri MealiEğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve "Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız" deselerdi daha hayırlı olurdu

9:60 📚 1
۞إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلۡفُقَرَآءِ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱلۡعَٰمِلِينَ عَلَيۡهَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمۡ وَفِي ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَٰرِمِينَ وَفِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِۖ فَرِيضَةࣰ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
۞ إِنَّمَا
şüphesiz ancak
ٱلصَّدَقَـٰتُ
sadakalar (zekatlar)
لِلْفُقَرَآءِ
fakirlere mahsustur
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
ve düşkünlere
وَٱلْعَـٰمِلِينَ
ve çalışan memurlara
عَلَيْهَا
onlar üzerinde
وَٱلْمُؤَلَّفَةِ
ve ısındırılacak olanlara
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَفِى
ve kölelere
ٱلرِّقَابِ
the (freeing of) the necks
وَٱلْغَـٰرِمِينَ
ve borçlulara
وَفِى
ve yoluna
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَٱبْنِ
ve oğluna (yolcuya)
ٱلسَّبِيلِ ۖ
yol (yolcuya)
فَرِيضَةًۭ
bir farz olarak
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçSadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiZekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdir

9:61 📚 1
وَمِنۡهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱلنَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنࣱۚ قُلۡ أُذُنُ خَيۡرࣲ لَّكُمۡ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤۡمِنُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ وَرَحۡمَةࣱ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡۚ وَٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَمِنْهُمُ
içlerinden bazıları
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُؤْذُونَ
incitirler
ٱلنَّبِىَّ
Peygamberi
وَيَقُولُونَ
ve derler
هُوَ
O
أُذُنٌۭ ۚ
bir kulaktır
قُلْ
de ki
أُذُنُ
kulağıdır
خَيْرٍۢ
hayır
لَّكُمْ
sizin için
يُؤْمِنُ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَيُؤْمِنُ
ve inanır
لِلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
وَرَحْمَةٌۭ
ve bir rahmettir
لِّلَّذِينَ
kimseler için
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مِنكُمْ ۚ
sizden
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
يُؤْذُونَ
incitenlere
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَهُمْ
vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Ali Bulaçİçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azap vardır

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlülerin içinde "O her şeye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır

9:62
يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمۡ لِيُرۡضُوكُمۡ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرۡضُوهُ إِن كَانُواْ مُؤۡمِنِينَ
يَحْلِفُونَ
yemin ederler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَكُمْ
size (gelip)
لِيُرْضُوكُمْ
gönlünüzü hoş etmek için
وَٱللَّهُ
ve Allah'ı
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulünü
أَحَقُّ
daha uygundu
أَن
hoşnud etmeleri
يُرْضُوهُ
they should please Him
إِن
halbuki
كَانُوا۟
olsalardı
مُؤْمِنِينَ
inanmış

Ali BulaçSizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler; oysa mü'min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır

Diyanet İşleri MealiSizi hoşnut etmek için Allah'a yemin ederler. Eğer inanıyorlarsa Allah'ı ve Peygamberini hoşnut etmeleri daha gereklidir

9:63 📚 5
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدࣰ ا فِيهَاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡخِزۡيُ ٱلۡعَظِيمُ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّهُۥ
muhakkak
مَن
kim
يُحَادِدِ
karşı koymağa kalkarsa
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
فَأَنَّ
gerçekten
لَهُۥ
onun için vardır
نَارَ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدًۭا
sürekli kalacağı
فِيهَا ۚ
içinde
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْخِزْىُ
rezillik
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçBilmiyorlar mı, kim Allah'a ve elçisine karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır? İşte en büyük aşağılanma budur

Diyanet İşleri MealiAllah'a ve Peygamberine karşı koymağa kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi? Büyük rezillik budur

9:64
يَحۡذَرُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيۡهِمۡ سُورَةࣱ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِي قُلُوبِهِمۡۚ قُلِ ٱسۡتَهۡزِءُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ مُخۡرِجࣱ مَّا تَحۡذَرُونَ
يَحْذَرُ
çekiniyorlar
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafıklar
أَن
indirileceğinden
تُنَزَّلَ
be revealed
عَلَيْهِمْ
kendileri hakkında
سُورَةٌۭ
bir surenin
تُنَبِّئُهُم
haber verecek
بِمَا
olanı
فِى
içinde
قُلُوبِهِمْ ۚ
kalbleri
قُلِ
de ki
ٱسْتَهْزِءُوٓا۟
siz alay edin
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مُخْرِجٌۭ
ortaya çıkaracaktır
مَّا
şeyi
تَحْذَرُونَ
çekindiğiniz

Ali BulaçMünafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin. Şüphesiz, Allah kaçınmakta olduklarınızı açığa çıkarandır

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlüler, kalblerinde olanı haber verecek bir surenin inmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım, Allah çekindiğiniz şeyi ortaya koyacaktır

9:65 📚 3
وَلَئِن سَأَلۡتَهُمۡ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلۡعَبُۚ قُلۡ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمۡ تَسۡتَهۡزِءُونَ
وَلَئِن
ve eğer
سَأَلْتَهُمْ
onlara sorsan
لَيَقُولُنَّ
derler ki
إِنَّمَا
sadece
كُنَّا
biz
نَخُوضُ
lafa dalmıştık
وَنَلْعَبُ ۚ
ve şakalaşıyorduk
قُلْ
de ki
أَبِٱللَّهِ
Allah ile mi?
وَءَايَـٰتِهِۦ
ve O'nun ayetleriyle
وَرَسُولِهِۦ
ve O'nun Elçisi ile
كُنتُمْ
siz
تَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyordunuz

Ali BulaçOnlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış, oyalanıyorduk" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz

Diyanet İşleri MealiOnlara soracak olursan, "Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk" diyecekler; De ki: "Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz

9:66
لَا تَعۡتَذِرُواْ قَدۡ كَفَرۡتُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡۚ إِن نَّعۡفُ عَن طَآئِفَةࣲ مِّنكُمۡ نُعَذِّبۡ طَآئِفَةَۢ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ
لَا
hiç özür dilemeyin
تَعْتَذِرُوا۟
make excuse
قَدْ
andolsun
كَفَرْتُم
siz inkar ettiniz
بَعْدَ
sonra
إِيمَـٰنِكُمْ ۚ
inandıktan
إِن
eğer
نَّعْفُ
affetsek bile
عَن
bir kısmını
طَآئِفَةٍۢ
a party
مِّنكُمْ
sizden
نُعَذِّبْ
azab edeceğiz
طَآئِفَةًۢ
bir kısmına da
بِأَنَّهُمْ
dolayı
كَانُوا۟
suç işlediklerinden
مُجْرِمِينَ
criminals

Ali BulaçÖzür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azaplandıracağız

Diyanet İşleri MealiÖzür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz

9:67 📚 2
ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُ بَعۡضُهُم مِّنۢ بَعۡضࣲۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمُنكَرِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَقۡبِضُونَ أَيۡدِيَهُمۡۚ نَسُواْ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمۡۚ إِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafık erkekler
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتُ
ve münafık kadınlar
بَعْضُهُم
onların bir kısmı
مِّنۢ
diğerlerindendir
بَعْضٍۢ ۚ
others
يَأْمُرُونَ
emrederler
بِٱلْمُنكَرِ
kötülüğü
وَيَنْهَوْنَ
ve menederler
عَنِ
iyilikten
ٱلْمَعْرُوفِ
(is) the right
وَيَقْبِضُونَ
ve sıkı tutarlar
أَيْدِيَهُمْ ۚ
ellerini
نَسُوا۟
unuttular
ٱللَّهَ
Allah'ı
فَنَسِيَهُمْ ۗ
O da onları unuttu
إِنَّ
gerçekten
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
Münafıklar
هُمُ
işte onlardır
ٱلْفَـٰسِقُونَ
yoldan çıkanlar

Ali BulaçMünafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlü erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah'ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu ikiyüzlüler fasıktırlar

9:68
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ هِيَ حَسۡبُهُمۡۚ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّقِيمࣱ‏
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
münafık erkeklere
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
ve münafık kadınlara
وَٱلْكُفَّارَ
ve kafirlere
نَارَ
ateşini
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içinde
هِىَ
O
حَسْبُهُمْ ۚ
onlara yeter
وَلَعَنَهُمُ
ve onları la'netlemiştir
ٱللَّهُ ۖ
Allah
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّقِيمٌۭ
sürekli

Ali BulaçAllah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır

Diyanet İşleri MealiAllah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir (rahmetinden uzak kılmıştır). Onlara devamlı azab vardır

9:69
كَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ كَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنكُمۡ قُوَّةࣰ وَأَكۡثَرَ أَمۡوَٰلࣰ ا وَأَوۡلَٰدࣰ ا فَٱسۡتَمۡتَعُواْ بِخَلَٰقِهِمۡ فَٱسۡتَمۡتَعۡتُم بِخَلَٰقِكُمۡ كَمَا ٱسۡتَمۡتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُم بِخَلَٰقِهِمۡ وَخُضۡتُمۡ كَٱلَّذِي خَاضُوٓاْۚ أُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
كَٱلَّذِينَ
gibi
مِن
sizden öncekiler
قَبْلِكُمْ
before you
كَانُوٓا۟
idiler
أَشَدَّ
daha yaman
مِنكُمْ
sizden
قُوَّةًۭ
kuvvetçe
وَأَكْثَرَ
ve daha çok
أَمْوَٰلًۭا
mal
وَأَوْلَـٰدًۭا
ve evladça
فَٱسْتَمْتَعُوا۟
onlar zevklerine baktılar
بِخَلَـٰقِهِمْ
kendi paylarına düşenle
فَٱسْتَمْتَعْتُم
zevkinize baktınız
بِخَلَـٰقِكُمْ
payınıza düşenle
كَمَا
gibi
ٱسْتَمْتَعَ
zevklerine baktıkları
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
sizden öncekilerin
قَبْلِكُم
before you
بِخَلَـٰقِهِمْ
kendi paylarına düşenle
وَخُضْتُمْ
ve siz de daldınız
كَٱلَّذِى
gibi
خَاضُوٓا۟ ۚ
dalanlar
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
حَبِطَتْ
boşa gidenlerdir
أَعْمَـٰلُهُمْ
yaptıkları
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
ve ahirette
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Ali BulaçSizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır

Diyanet İşleri MealiEy ikiyüzlüler! Siz, sizden önce daha kuvvetli, malları ve çocukları daha çok olup, hisselerince bunlardan faydalanan kimseler gibisiniz. Sizden öncekiler, hisselerince faydalandıkları gibi siz de hissenizce faydalandınız ve onların batıla daldıklarıgibi siz de daldınız. İşte bunlar dünyada ve ahirette işleri boşa çıkanlardır, işte bunlar mahvolanlardır

9:70
أَلَمۡ يَأۡتِهِمۡ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ قَوۡمِ نُوحࣲ وَعَادࣲ وَثَمُودَ وَقَوۡمِ إِبۡرَٰهِيمَ وَأَصۡحَٰبِ مَدۡيَنَ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتِۚ أَتَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
أَلَمْ
onlara gelmedi mi?
يَأْتِهِمْ
come to them
نَبَأُ
haberi
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
kendilerinden öncekilerin
قَبْلِهِمْ
(were) before them
قَوْمِ
kavminin
نُوحٍۢ
Nuh
وَعَادٍۢ
ve Ad
وَثَمُودَ
ve Semud
وَقَوْمِ
ve kavminin
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
وَأَصْحَـٰبِ
ve halkının
مَدْيَنَ
Medyen
وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتِ ۚ
ve yerlebir olanların
أَتَتْهُمْ
onlara getirmişti
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ
açık deliller
فَمَا
değildi
كَانَ
was
ٱللَّهُ
Allah
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulmediyor
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Ali BulaçOnlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

Diyanet İşleri MealiKendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir

9:71 📚 6
وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ سَيَرۡحَمُهُمُ ٱللَّهُۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
inanan erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ
ve inanan kadınlar
بَعْضُهُمْ
kimisinin
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍۢ ۚ
kimisi
يَأْمُرُونَ
emrederler
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَيَنْهَوْنَ
ve men'ederler
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَيُقِيمُونَ
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَيُطِيعُونَ
ve ita'at ederler
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
ve Elçisine
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
سَيَرْحَمُهُمُ
onlara rahmet edecektir
ٱللَّهُ ۗ
Alah
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmetsahibidir

Ali BulaçMü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiMümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir

9:72 📚 1
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةࣰ فِي جَنَّٰتِ عَدۡنࣲۚ وَرِضۡوَٰنࣱ مِّنَ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inanan erkeklere
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve inanan kadınlara
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا
içinde
وَمَسَـٰكِنَ
ve meskenler
طَيِّبَةًۭ
güzel
فِى
içinde
جَنَّـٰتِ
cennetleri
عَدْنٍۢ ۚ
Adn
وَرِضْوَٰنٌۭ
ve razı olması
مِّنَ
Allah'ın
ٱللَّهِ
Allah
أَكْبَرُ ۚ
hepsinden büyüktür
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçAllah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur

Diyanet İşleri MealiAllah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vadetmiştir. Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur

9:73
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ جَٰهِدِ ٱلۡكُفَّارَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱغۡلُظۡ عَلَيۡهِمۡۚ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
جَـٰهِدِ
cihadet
ٱلْكُفَّارَ
kafirlerle
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
ve münafıklarla
وَٱغْلُظْ
ve sert davran
عَلَيْهِمْ ۚ
onlara
وَمَأْوَىٰهُمْ
ve onların varacakları yer
جَهَنَّمُ ۖ
cehennemdir
وَبِئْسَ
ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
bir gidiş yeridir

Ali BulaçEy Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! İnkarcılarla, ikiyüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran. Varacakları yer cehennemdir, ne kötü dönüştür

9:74 📚 6
يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدۡ قَالُواْ كَلِمَةَ ٱلۡكُفۡرِ وَكَفَرُواْ بَعۡدَ إِسۡلَٰمِهِمۡ وَهَمُّواْ بِمَا لَمۡ يَنَالُواْۚ وَمَا نَقَمُوٓاْ إِلَّآ أَنۡ أَغۡنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضۡلِهِۦۚ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيۡرࣰ ا لَّهُمۡۖ وَإِن يَتَوَلَّوۡاْ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۚ وَمَا لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا نَصِيرࣲ‏
يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
بِٱللَّهِ
Allah'a
مَا
söylemediklerine
قَالُوا۟
(that) they said nothing
وَلَقَدْ
halbuki
قَالُوا۟
söylediler
كَلِمَةَ
(o) sözü
ٱلْكُفْرِ
küfür
وَكَفَرُوا۟
ve inkar ettiler
بَعْدَ
sonra
إِسْلَـٰمِهِمْ
İslam olduktan
وَهَمُّوا۟
ve yeltendiler
بِمَا
bir şeye
لَمْ
başaramadıkları
يَنَالُوا۟ ۚ
they could attain
وَمَا
ve öc almağa kalktılar
نَقَمُوٓا۟
they were resentful
إِلَّآ
sırf
أَنْ
diye
أَغْنَىٰهُمُ
kendilerini zengin etti
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi
مِن
lutfiyle
فَضْلِهِۦ ۚ
His Bounty
فَإِن
eğer
يَتُوبُوا۟
tevbe ederlerse
يَكُ
olur
خَيْرًۭا
daha iyi
لَّهُمْ ۖ
kendileri için
وَإِن
yok eğer
يَتَوَلَّوْا۟
dönerlerse
يُعَذِّبْهُمُ
onlara azabedecektir
ٱللَّهُ
Allah
عَذَابًا
bir azapla
أَلِيمًۭا
acıklı
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ve ahirette
وَمَا
yoktur
لَهُمْ
onların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
velisi
وَلَا
ne de
نَصِيرٍۢ
yardımcısı

Ali BulaçAllah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azapla azaplandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur

9:75
۞وَمِنۡهُم مَّنۡ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنۡ ءَاتَىٰنَا مِن فَضۡلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
۞ وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimileri
عَـٰهَدَ
and içtiler
ٱللَّهَ
Allah'a
لَئِنْ
eğer
ءَاتَىٰنَا
bize verirse
مِن
lutfundan
فَضْلِهِۦ
His bounty
لَنَصَّدَّقَنَّ
elbette sadaka vereceğiz
وَلَنَكُونَنَّ
ve olacağız
مِنَ
yararlı insanlardan
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Ali BulaçOnlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir

Diyanet İşleri MealiAralarında: "Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye O'na and verenler vardır

9:76 📚 3
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضۡلِهِۦ بَخِلُواْ بِهِۦ وَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعۡرِضُونَ
فَلَمَّآ
ne zaman ki
ءَاتَىٰهُم
onlara verdi
مِّن
lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
بَخِلُوا۟
cimrilik ettiler
بِهِۦ
O'na
وَتَوَلَّوا۟
ve döndüler
وَّهُم
onlar
مُّعْرِضُونَ
yüz çevirerek

Ali BulaçOnlara Kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir

Diyanet İşleri MealiAllah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yüz çevirdiler. Zaten dönektirler

9:77 📚 3
فَأَعۡقَبَهُمۡ نِفَاقࣰ ا فِي قُلُوبِهِمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ يَلۡقَوۡنَهُۥ بِمَآ أَخۡلَفُواْ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُواْ يَكۡذِبُونَ
فَأَعْقَبَهُمْ
sokmuştur
نِفَاقًۭا
iki yüzlülük
فِى
içine
قُلُوبِهِمْ
onların kalblerine
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يَلْقَوْنَهُۥ
kendisiyle karşılaşacakları
بِمَآ
dolayı
أَخْلَفُوا۟
döndüklerinden
ٱللَّهَ
Allah
مَا
nedeniyle
وَعَدُوهُ
verdikleri sözden
وَبِمَا
ve dolayı
كَانُوا۟
olduklarından
يَكْذِبُونَ
yalan söylüyor(lar)

Ali BulaçBöylece O da, Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı

Diyanet İşleri MealiAllah'a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için O'nunla karşılaşacakları güne kadar Allah kalblerine nifak soktu

9:78
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
سِرَّهُمْ
onların sırlarını
وَنَجْوَىٰهُمْ
ve gizli konuşmalarını
وَأَنَّ
ve muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
عَلَّـٰمُ
bilendir
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Ali BulaçOnlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır

Diyanet İşleri Mealiİkiyüzlüler, Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini, Allah'ın görünmeyenleri bilen olduğunu bilmiyorlar mıydı

9:79 📚 1
ٱلَّذِينَ يَلۡمِزُونَ ٱلۡمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ فِي ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهۡدَهُمۡ فَيَسۡخَرُونَ مِنۡهُمۡ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنۡهُمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَلْمِزُونَ
çekiştiren
ٱلْمُطَّوِّعِينَ
gönülden verenleri
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
فِى
hususunda
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakalar
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
لَا
bulamayan(ları)
يَجِدُونَ
find
إِلَّا
yettiğinden başkasını
جُهْدَهُمْ
güçlerinin
فَيَسْخَرُونَ
alay edenler
مِنْهُمْ ۙ
onlarla
سَخِرَ
alay etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهُمْ
onlarla
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Ali BulaçSadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azap vardır

Diyanet İşleri MealiSadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır

9:80 📚 4
ٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لَا تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةࣰ فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
ٱسْتَغْفِرْ
(ister) af dile
لَهُمْ
onlar için
أَوْ
veya
لَا
(ister) dileme
تَسْتَغْفِرْ
ask forgiveness
لَهُمْ
onlar için
إِن
şayet
تَسْتَغْفِرْ
af dilesen
لَهُمْ
onlar için
سَبْعِينَ
yetmiş
مَرَّةًۭ
defa
فَلَن
asla
يَغْفِرَ
affetmez
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ ۚ
onları
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَرَسُولِهِۦ ۗ
ve Elçisini
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
kavmi
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Ali BulaçSen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez

Diyanet İşleri MealiOnların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez

9:81
فَرِحَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ بِمَقۡعَدِهِمۡ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓاْ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُواْ لَا تَنفِرُواْ فِي ٱلۡحَرِّۗ قُلۡ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرࣰّ اۚ لَّوۡ كَانُواْ يَفۡقَهُونَ
فَرِحَ
sevindiler
ٱلْمُخَلَّفُونَ
muhalefet ederek;
بِمَقْعَدِهِمْ
oturup kalmalarına
خِلَـٰفَ
geride kalanlar
رَسُولِ
Peygamberine
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَكَرِهُوٓا۟
ve hoşlanmadılar
أَن
cihadetmekten
يُجَـٰهِدُوا۟
strive
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyle
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyle
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَقَالُوا۟
ve dediler
لَا
sefere çıkmayın
تَنفِرُوا۟
go forth
فِى
sıcakta
ٱلْحَرِّ ۗ
the heat
قُلْ
de ki
نَارُ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennemin
أَشَدُّ
daha
حَرًّۭا ۚ
sıcaktır
لَّوْ
keşke
كَانُوا۟
olsalardı
يَفْقَهُونَ
anlıyor(lar)

Ali BulaçAllah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı

Diyanet İşleri MealiAllah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler

9:82
فَلۡيَضۡحَكُواْ قَلِيلࣰ ا وَلۡيَبۡكُواْ كَثِيرࣰ ا جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
فَلْيَضْحَكُوا۟
artık gülsünler
قَلِيلًۭا
az
وَلْيَبْكُوا۟
ve ağlasınlar
كَثِيرًۭا
çok
جَزَآءًۢ
karşılık
بِمَا
şeylere
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)

Ali BulaçÖyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar

Diyanet İşleri MealiYaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar

9:83
فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةࣲ مِّنۡهُمۡ فَٱسۡتَـٔۡذَنُوكَ لِلۡخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخۡرُجُواْ مَعِيَ أَبَدࣰ ا وَلَن تُقَٰتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّاۖ إِنَّكُمۡ رَضِيتُم بِٱلۡقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةࣲ فَٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡخَٰلِفِينَ
فَإِن
eğer
رَّجَعَكَ
seni döndürürse
ٱللَّهُ
Allah
إِلَىٰ
bir topluluğa
طَآئِفَةٍۢ
a group
مِّنْهُمْ
onlardan
فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ
senden izin isterlerse
لِلْخُرُوجِ
çıkmak için
فَقُل
de ki
لَّن
çıkmayacaksınız
تَخْرُجُوا۟
will you come out
مَعِىَ
benimle
أَبَدًۭا
asla
وَلَن
ve asla
تُقَـٰتِلُوا۟
savaşmayacaksınız
مَعِىَ
benimle beraber
عَدُوًّا ۖ
düşmanla
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
رَضِيتُم
razı olmuştunuz
بِٱلْقُعُودِ
oturmağa
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍۢ
önce
فَٱقْعُدُوا۟
öyle ise oturun
مَعَ
beraber
ٱلْخَـٰلِفِينَ
geri kalanlarla

Ali BulaçBundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak benimle hiçbir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk defa hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun

Diyanet İşleri MealiAllah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

9:84 📚 4
وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدࣲ مِّنۡهُم مَّاتَ أَبَدࣰ ا وَلَا تَقُمۡ عَلَىٰ قَبۡرِهِۦٓۖ إِنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُواْ وَهُمۡ فَٰسِقُونَ
وَلَا
ve
تُصَلِّ
namaz kılma
عَلَىٰٓ
üzerine
أَحَدٍۢ
birinin
مِّنْهُم
onlardan
مَّاتَ
ölen
أَبَدًۭا
asla
وَلَا
ve
تَقُمْ
durma
عَلَىٰ
başında
قَبْرِهِۦٓ ۖ
onun kabri
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisini
وَمَاتُوا۟
ve öldüler
وَهُمْ
onlar
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmış olarak

Ali BulaçOnlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkara saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler

Diyanet İşleri MealiOnlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler

9:85 📚 1
وَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَأَوۡلَٰدُهُمۡۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِي ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
وَلَا
ve
تُعْجِبْكَ
seni imrendirmesin
أَمْوَٰلُهُمْ
onların malları
وَأَوْلَـٰدُهُمْ ۚ
ve evladları
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
أَن
onlara azabetmeyi
يُعَذِّبَهُم
punish them
بِهَا
bunlarla
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَتَزْهَقَ
ve çıkmasını
أَنفُسُهُمْ
canlarının
وَهُمْ
onlar
كَـٰفِرُونَ
kafir olarak

Ali BulaçOnların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azaplandırmak ve canlarının onlar inkar içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor

Diyanet İşleri MealiMalları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister

9:86
وَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ أَنۡ ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ ٱسۡتَـٔۡذَنَكَ أُوْلُواْ ٱلطَّوۡلِ مِنۡهُمۡ وَقَالُواْ ذَرۡنَا نَكُن مَّعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ
وَإِذَآ
zaman
أُنزِلَتْ
indirildiği
سُورَةٌ
bir sure
أَنْ
diye
ءَامِنُوا۟
inanın
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihadedin
مَعَ
beraber
رَسُولِهِ
Elçisiyle
ٱسْتَـْٔذَنَكَ
senden izin istediler
أُو۟لُوا۟
sahibi olanlar
ٱلطَّوْلِ
servet
مِنْهُمْ
içlerinden
وَقَالُوا۟
ve dediler
ذَرْنَا
bizi bırak
نَكُن
olalım
مَّعَ
beraber
ٱلْقَـٰعِدِينَ
oturanlarla

Ali BulaçAllah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihad etmeye çıkın" diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler

Diyanet İşleri MealiAllah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın" diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler

9:87 📚 2
رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ ٱلۡخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَفۡقَهُونَ
رَضُوا۟
razı oldular
بِأَن
olmaya
يَكُونُوا۟
be
مَعَ
beraber
ٱلْخَوَالِفِ
geride kalan kadınlarla
وَطُبِعَ
ve mühürlendi
عَلَىٰ
üzeri
قُلُوبِهِمْ
kalbleri
فَهُمْ
artık onlar
لَا
anlamazlar
يَفْقَهُونَ
understand

Ali Bulaç(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar

Diyanet İşleri MealiGeri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar

9:88
لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ جَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلۡخَيۡرَٰتُۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
لَـٰكِنِ
fakat
ٱلرَّسُولُ
Elçi
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَعَهُۥ
onunla beraber
جَـٰهَدُوا۟
cihadettiler
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyla
وَأَنفُسِهِمْ ۚ
ve canlarıyla
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمُ
onlarındır
ٱلْخَيْرَٰتُ ۖ
bütün hayırlar
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenler

Ali BulaçAma Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır

Diyanet İşleri MealiAma Peygamber ve onunla beraber bulunan müminler, mallariyle ve canlariyle savaştılar. İşte iyilikler onlaradır, saadete erişenler de onlardır

9:89
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ
onlar için
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içlerinde
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçAllah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur

Diyanet İşleri MealiAllah onlara temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş budur

9:90
وَجَآءَ ٱلۡمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ لِيُؤۡذَنَ لَهُمۡ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥۚ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَجَآءَ
ve geldiler
ٱلْمُعَذِّرُونَ
özür bahane eden
مِنَ
bedevi Araplar
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
لِيُؤْذَنَ
izin verilmesi için
لَهُمْ
kendilerine
وَقَعَدَ
ve oturdular
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَبُوا۟
yalan söyleyen(ler)
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ ۚ
ve Elçisine
سَيُصِيبُ
erişecektir
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مِنْهُمْ
onlardan
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Ali BulaçBedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkar edenlere pek acı bir azap isabet edecektir

Diyanet İşleri MealiBedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır

9:91 📚 5
لَّيۡسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرۡضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُواْ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦۚ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡسِنِينَ مِن سَبِيلࣲۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَّيْسَ
yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلضُّعَفَآءِ
zayıflar
وَلَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلْمَرْضَىٰ
hastalar
وَلَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
bulamayan(lar)
يَجِدُونَ
they find
مَا
bir şey
يُنفِقُونَ
harcayacak
حَرَجٌ
bir günah
إِذَا
takdirde
نَصَحُوا۟
öğüt verdikleri
لِلَّهِ
Allah için
وَرَسُولِهِۦ ۚ
ve Elçisi için
مَا
yoktur
عَلَى
aleyhine
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlerin
مِن
hiçbir
سَبِيلٍۢ ۚ
yol
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Ali BulaçAllah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiGüçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir

9:92 📚 13
وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوۡكَ لِتَحۡمِلَهُمۡ قُلۡتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحۡمِلُكُمۡ عَلَيۡهِ تَوَلَّواْ وَّأَعۡيُنُهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُواْ مَا يُنفِقُونَ
وَلَا
ve yoktur (sorumluluk)
عَلَى
kimselere
ٱلَّذِينَ
those who
إِذَا
zaman
مَآ
sana geldikleri
أَتَوْكَ
they came to you
لِتَحْمِلَهُمْ
binek için
قُلْتَ
sen deyince
لَآ
bulamıyorum
أَجِدُ
I find
مَآ
bir şey
أَحْمِلُكُمْ
sizi bindirecek
عَلَيْهِ
üzerine
تَوَلَّوا۟
dönen
وَّأَعْيُنُهُمْ
ve gözlerinden
تَفِيضُ
akarak
مِنَ
yaş
ٱلدَّمْعِ
(with) the tears
حَزَنًا
üzüntüden
أَلَّا
dolayı
يَجِدُوا۟
bulamadıklarından
مَا
bir şey
يُنفِقُونَ
infak edecek

Ali BulaçBir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur

Diyanet İşleri MealiBinek vermen için sana geldiklerinde, "Size binek bulamıyorum" dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de sorumluluk yoktur

9:93 📚 2
۞إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسۡتَـٔۡذِنُونَكَ وَهُمۡ أَغۡنِيَآءُۚ رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ ٱلۡخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
۞ إِنَّمَا
ancak
ٱلسَّبِيلُ
(kınanmasına) yol vardır
عَلَى
kimselerin
ٱلَّذِينَ
those who
يَسْتَـْٔذِنُونَكَ
senden izin isteyen
وَهُمْ
onlar
أَغْنِيَآءُ ۚ
zengin oldukları halde
رَضُوا۟
onlar razı oldular
بِأَن
olmağa
يَكُونُوا۟
be
مَعَ
beraber
ٱلْخَوَالِفِ
geri kalan kadınlarla
وَطَبَعَ
ve mühürledi
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
onların kalbleri
فَهُمْ
artık onlar
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Ali BulaçYol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler

Diyanet İşleri MealiSorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir

9:94 📚 1
يَعۡتَذِرُونَ إِلَيۡكُمۡ إِذَا رَجَعۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡۚ قُل لَّا تَعۡتَذِرُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكُمۡ قَدۡ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنۡ أَخۡبَارِكُمۡۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
يَعْتَذِرُونَ
özür dilerler
إِلَيْكُمْ
sizden
إِذَا
zaman
رَجَعْتُمْ
geri dönüp geldiğiniz
إِلَيْهِمْ ۚ
onların yanına
قُل
de ki
لَّا
hiç
تَعْتَذِرُوا۟
özür dilemeyin
لَن
asla
نُّؤْمِنَ
inanmayız
لَكُمْ
size
قَدْ
muhakkak
نَبَّأَنَا
bize bildirdi
ٱللَّهُ
Allah
مِنْ
sizin haberlerinizi
أَخْبَارِكُمْ ۚ
your news
وَسَيَرَى
ve görecektir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَلَكُمْ
yaptığınızı
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi de
ثُمَّ
sonra
تُرَدُّونَ
döndürüleceksiniz
إِلَىٰ
bilene
عَـٰلِمِ
(the) Knower
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecek
بِمَا
ne
كُنتُمْ
varsa
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Ali BulaçOnlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir

Diyanet İşleri MealiSavaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: "özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir

9:95 📚 4
سَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمۡ إِذَا ٱنقَلَبۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡ لِتُعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ فَأَعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ إِنَّهُمۡ رِجۡسࣱۖ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
سَيَحْلِفُونَ
yemin edecekler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَكُمْ
siz
إِذَا
zaman
ٱنقَلَبْتُمْ
yanlarına geldiğiniz
إِلَيْهِمْ
onların
لِتُعْرِضُوا۟
vazgeçmeniz için
عَنْهُمْ ۖ
kendilerinden
فَأَعْرِضُوا۟
vazgeçin
عَنْهُمْ ۖ
onlardan
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
رِجْسٌۭ ۖ
murdardır
وَمَأْوَىٰهُمْ
ve varacakları yer
جَهَنَّمُ
cehennemdir
جَزَآءًۢ
cezası olarak
بِمَا
şeylerin
كَانُوا۟
kazandıkları
يَكْسِبُونَ
earn

Ali BulaçOnlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir

Diyanet İşleri MealiDöndüğünüzde kendilerine çıkışmamanız için, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin; çünkü pistirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir

9:96 📚 1
يَحۡلِفُونَ لَكُمۡ لِتَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡۖ فَإِن تَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرۡضَىٰ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
لَكُمْ
size
لِتَرْضَوْا۟
razı olmanız için
عَنْهُمْ ۖ
kendilerinden
فَإِن
eğer
تَرْضَوْا۟
siz razı olsanız bile
عَنْهُمْ
onlardan
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
razı olmaz
يَرْضَىٰ
(is) not pleased
عَنِ
topluluktan
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Ali BulaçKendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz

Diyanet İşleri MealiKendilerinden hoşnut olasınız diye, size and verirler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile, Allah, yoldan çıkmış kimselerden razı olmaz

9:97
ٱلۡأَعۡرَابُ أَشَدُّ كُفۡرࣰ ا وَنِفَاقࣰ ا وَأَجۡدَرُ أَلَّا يَعۡلَمُواْ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
ٱلْأَعْرَابُ
bedevi Araplar
أَشَدُّ
daha yamandır
كُفْرًۭا
küfürde
وَنِفَاقًۭا
ve iki yüzlülükte
وَأَجْدَرُ
ve daha müsaittirler
أَلَّا
tanımamaya
يَعْلَمُوا۟
they know
حُدُودَ
sınırlarını
مَآ
şeylerin
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
Elçisine
رَسُولِهِۦ ۗ
His Messenger
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçBedeviler inkar ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiBedevilerin küfür ve nifakları her yönden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir

9:98
وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغۡرَمࣰ ا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَۚ عَلَيۡهِمۡ دَآئِرَةُ ٱلسَّوۡءِۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏
وَمِنَ
ve
ٱلْأَعْرَابِ
bedevi Araplardan
مَن
kimi var ki
يَتَّخِذُ
sayar
مَا
şeyi
يُنفِقُ
verdiği
مَغْرَمًۭا
angarya
وَيَتَرَبَّصُ
ve gözetler
بِكُمُ
size
ٱلدَّوَآئِرَ ۚ
belalar gelmesini
عَلَيْهِمْ
onların
دَآئِرَةُ
bela başına gelsin
ٱلسَّوْءِ ۗ
kötü
وَٱللَّهُ
Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Ali BulaçBedevilerden öyleleri vardır ki, infak ettiğini bir cereme sayar ve sizi felaketlerin sarıvermesini bekler. Kötü felaket onları sarsın. Allah işitendir, bilendir

Diyanet İşleri MealiBedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir

9:99
وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِۚ أَلَآ إِنَّهَا قُرۡبَةࣱ لَّهُمۡۚ سَيُدۡخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِي رَحۡمَتِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَمِنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
مَن
kimi de var ki
يُؤْمِنُ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَيَتَّخِذُ
ve vesile sayar
مَا
şeyi
يُنفِقُ
verdiği
قُرُبَـٰتٍ
yakınlaşmaya
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
وَصَلَوَٰتِ
ve du'alarını almaya
ٱلرَّسُولِ ۚ
Elçinin
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّهَا
gerçekten o
قُرْبَةٌۭ
yakınlık vesilesidir
لَّهُمْ ۚ
kendileri için
سَيُدْخِلُهُمُ
onları sokacaktır
ٱللَّهُ
Allah
فِى
içine
رَحْمَتِهِۦٓ ۗ
rahmetinin
إِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Ali BulaçBedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah Katında bir yakınlaşmaya ve elçinin dua ve bağışlama dileklerine (bir yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları Kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiBedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder

9:100 📚 2
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلۡأَوَّلُونَ مِنَ ٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحۡسَٰنࣲ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي تَحۡتَهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
وَٱلسَّـٰبِقُونَ
öne geçenlerden
ٱلْأَوَّلُونَ
ilk olanlar
مِنَ
Muhacirlerden
ٱلْمُهَـٰجِرِينَ
the emigrants
وَٱلْأَنصَارِ
ve Ensardan
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ٱتَّبَعُوهُم
ona tabi olan(lar)
بِإِحْسَـٰنٍۢ
güzelce
رَّضِىَ
razı olmuştur
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُ
O'ndan
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlara
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
تَحْتَهَا
altlarından
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۚ
ebedi
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
kurtuluş
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçÖne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur

Diyanet İşleri Mealiİyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur

9:101 📚 1
وَمِمَّنۡ حَوۡلَكُم مِّنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مُنَٰفِقُونَۖ وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡمَدِينَةِ مَرَدُواْ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعۡلَمُهُمۡۖ نَحۡنُ نَعۡلَمُهُمۡۚ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيۡنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمࣲ‏
وَمِمَّنْ
ve vardır
حَوْلَكُم
çevrenizdeki
مِّنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
مُنَـٰفِقُونَ ۖ
münafıklar
وَمِنْ
ve
أَهْلِ
halkından
ٱلْمَدِينَةِ ۖ
Medine
مَرَدُوا۟
iyice alışmış
عَلَى
iki yüzlülüğe
ٱلنِّفَاقِ
the hypocrisy
لَا
sen onları bilmezsin
تَعْلَمُهُمْ ۖ
you know them
نَحْنُ
biz
نَعْلَمُهُمْ ۚ
onları biliriz
سَنُعَذِّبُهُم
onlara azabedeceğiz
مَّرَّتَيْنِ
iki kere
ثُمَّ
sonra da
يُرَدُّونَ
onlar itileceklerdir
إِلَىٰ
azaba
عَذَابٍ
a punishment
عَظِيمٍۢ
büyük

Ali BulaçÇevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, Biz onları biliriz. Biz onları iki kere azaplandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler

Diyanet İşleri MealiÇevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar

9:102 📚 1
وَءَاخَرُونَ ٱعۡتَرَفُواْ بِذُنُوبِهِمۡ خَلَطُواْ عَمَلࣰ ا صَٰلِحࣰ ا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
وَءَاخَرُونَ
ve başka bir kısmı da
ٱعْتَرَفُوا۟
itiraf ettiler
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarını
خَلَطُوا۟
birbirine karıştırdılar
عَمَلًۭا
ameli
صَـٰلِحًۭا
iyi
وَءَاخَرَ
diğer
سَيِّئًا
kötüsüyle
عَسَى
belki
ٱللَّهُ
Allah
أَن
tevbesini kabul eder
يَتُوبَ
will turn (in mercy)
عَلَيْهِمْ ۚ
onların
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir

Ali BulaçDiğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiSavaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir

9:103 📚 7
خُذۡ مِنۡ أَمۡوَٰلِهِمۡ صَدَقَةࣰ تُطَهِّرُهُمۡ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنࣱ لَّهُمۡۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
خُذْ
al
مِنْ
onların mallarından
أَمْوَٰلِهِمْ
their wealth
صَدَقَةًۭ
bir sadaka
تُطَهِّرُهُمْ
kendilerini temizleyeceğin
وَتُزَكِّيهِم
ve yücelteceğin
بِهَا
onunla
وَصَلِّ
ve du'a et
عَلَيْهِمْ ۖ
onlara
إِنَّ
çünkü
صَلَوٰتَكَ
senin du'an
سَكَنٌۭ
huzur verir
لَّهُمْ ۗ
onlara
وَٱللَّهُ
ve Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir

Ali BulaçOnların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemiş, arındırmış olursun. Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir, bilendir

Diyanet İşleri MealiMallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir

9:104 📚 2
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَأۡخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'tır
هُوَ
O
يَقْبَلُ
kabul eden
ٱلتَّوْبَةَ
tevbeyi
عَنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ
His slaves
وَيَأْخُذُ
ve alan
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakaları
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul edendir
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir

Ali BulaçOnlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O'dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O'dur

Diyanet İşleri MealiAllah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı

9:105 📚 1
وَقُلِ ٱعۡمَلُواْ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۖ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَقُلِ
ve de ki
ٱعْمَلُوا۟
yapın (yapacağınızı)
فَسَيَرَى
görecek
ٱللَّهُ
Allah
عَمَلَكُمْ
yaptığınız işleri
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi de
وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۖ
ve mü'minler de
وَسَتُرَدُّونَ
sonra döndürüleceksiniz
إِلَىٰ
bilene
عَـٰلِمِ
(the) Knower
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecek
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Ali BulaçDe ki: "Yapıp-edin. Allah sizin yapıp-ettiklerinizi (amellerinizi) görecektir. O'nun elçisi ve mü'minler de. Yakında gaybı ve müşahede edilebileni Bilen'e döndürüleceksiniz ve O, size yaptıklarınızı haber verecektir

Diyanet İşleri MealiDe ki: "İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir

9:106 📚 1
وَءَاخَرُونَ مُرۡجَوۡنَ لِأَمۡرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمۡ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيۡهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
وَءَاخَرُونَ
ve başkaları da var ki
مُرْجَوْنَ
bırakılmışlardır
لِأَمْرِ
emrine
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِمَّا
ya
يُعَذِّبُهُمْ
onlara azabeder
وَإِمَّا
ya da
يَتُوبُ
affeder
عَلَيْهِمْ ۗ
onları
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçDiğer bir kısmı, Allah'ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azaplandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiSavaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir

9:107
وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مَسۡجِدࣰ ا ضِرَارࣰ ا وَكُفۡرࣰ ا وَتَفۡرِيقَۢا بَيۡنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَإِرۡصَادࣰ ا لِّمَنۡ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبۡلُۚ وَلَيَحۡلِفُنَّ إِنۡ أَرَدۡنَآ إِلَّا ٱلۡحُسۡنَىٰۖ وَٱللَّهُ يَشۡهَدُ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
وَٱلَّذِينَ
edinenler var
ٱتَّخَذُوا۟
take
مَسْجِدًۭا
bir mescid
ضِرَارًۭا
zarar vermek (için)
وَكُفْرًۭا
ve nankörlük etmek (için)
وَتَفْرِيقًۢا
ve ayrılık sokmak (için)
بَيْنَ
arasını
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
وَإِرْصَادًۭا
ve gözetlemek (için)
لِّمَنْ
kimseyi
حَارَبَ
savaşan
ٱللَّهَ
Allah
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisiyle
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
وَلَيَحْلِفُنَّ
ve yemin edecekler
إِنْ
biz istemedik
أَرَدْنَآ
we wish
إِلَّا
başkasını
ٱلْحُسْنَىٰ ۖ
iyilik(ten)
وَٱللَّهُ
oysa Allah
يَشْهَدُ
şahidtir
إِنَّهُمْ
onların
لَكَـٰذِبُونَ
yalan söylediklerine

Ali BulaçZarar vermek, inkarı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir

Diyanet İşleri MealiZarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir

9:108 📚 6
لَا تَقُمۡ فِيهِ أَبَدࣰ اۚ لَّمَسۡجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقۡوَىٰ مِنۡ أَوَّلِ يَوۡمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِۚ فِيهِ رِجَالࣱ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُطَّهِّرِينَ
لَا
namaza durma
تَقُمْ
stand
فِيهِ
orada
أَبَدًۭا ۚ
asla
لَّمَسْجِدٌ
mescid (ise)
أُسِّسَ
kurulan
عَلَى
üzere
ٱلتَّقْوَىٰ
takva
مِنْ
ilk
أَوَّلِ
(the) first
يَوْمٍ
günden
أَحَقُّ
elbette daha uygundur
أَن
(namaza) durmana
تَقُومَ
you stand
فِيهِ ۚ
içinde
فِيهِ
onda vardır
رِجَالٌۭ
erkekler
يُحِبُّونَ
seven
أَن
temizlenmeyi
يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ
purify themselves
وَٱللَّهُ
ve Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُطَّهِّرِينَ
temizlenenleri

Ali BulaçSen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiçbir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever

Diyanet İşleri MealiO mescide hiç girme! İlk gününden beri Allah'a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever

9:109 📚 1
أَفَمَنۡ أَسَّسَ بُنۡيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقۡوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٍ خَيۡرٌ أَم مَّنۡ أَسَّسَ بُنۡيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارࣲ فَٱنۡهَارَ بِهِۦ فِي نَارِ جَهَنَّمَۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
أَفَمَنْ
kimse mi?
أَسَّسَ
kuran
بُنْيَـٰنَهُۥ
yapısını
عَلَىٰ
üzerine
تَقْوَىٰ
korku
مِنَ
Allah'tan
ٱللَّهِ
Allah
وَرِضْوَٰنٍ
ve rıza
خَيْرٌ
hayırlıdır
أَم
yoksa
مَّنْ
kimse mi?
أَسَّسَ
kuran
بُنْيَـٰنَهُۥ
yapısını
عَلَىٰ
kenarına
شَفَا
edge
جُرُفٍ
bir uçurum
هَارٍۢ
çökecek
فَٱنْهَارَ
ve yuvarlanan
بِهِۦ
onunla birlikte
فِى
ateşine
نَارِ
(the) Fire
جَهَنَّمَ ۗ
cehennem
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğunu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Ali BulaçBinasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez

Diyanet İşleri MealiYapısını, Allah'tan sakınmak ve Onun hoşnudluğuna ermek için yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden kimselere doğru yolu göstermez

9:110
لَا يَزَالُ بُنۡيَٰنُهُمُ ٱلَّذِي بَنَوۡاْ رِيبَةࣰ فِي قُلُوبِهِمۡ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
لَا
ileri gitmez
يَزَالُ
(will) cease
بُنْيَـٰنُهُمُ
binaları
ٱلَّذِى
inşa ettikleri
بَنَوْا۟
they built
رِيبَةًۭ
bir kuşku olmaktan
فِى
yüreklerinde
قُلُوبِهِمْ
their hearts
إِلَّآ
dışında
أَن
parçalanması
تَقَطَّعَ
(are) cut into pieces
قُلُوبُهُمْ ۗ
kalbleri
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçOnların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalplerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiYaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir

9:111 📚 6
۞إِنَّ ٱللَّهَ ٱشۡتَرَىٰ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَنفُسَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلۡجَنَّةَۚ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقۡتُلُونَ وَيُقۡتَلُونَۖ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقࣰّ ا فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ وَٱلۡقُرۡءَانِۚ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِۚ فَٱسۡتَبۡشِرُواْ بِبَيۡعِكُمُ ٱلَّذِي بَايَعۡتُم بِهِۦۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
ٱشْتَرَىٰ
satın almıştır
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
أَنفُسَهُمْ
canlarını
وَأَمْوَٰلَهُم
ve mallarını
بِأَنَّ
kendilerinin olmak üzere
لَهُمُ
for them
ٱلْجَنَّةَ ۚ
cennet
يُقَـٰتِلُونَ
savaşırlar
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
فَيَقْتُلُونَ
öldürürler
وَيُقْتَلُونَ ۖ
ve öldürülürler
وَعْدًا
bir sözdür
عَلَيْهِ
üstlendiği
حَقًّۭا
gerçek
فِى
Tevrat'ta
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَٱلْإِنجِيلِ
ve İncil'de
وَٱلْقُرْءَانِ ۚ
ve Kur'an'da
وَمَنْ
ve kim
أَوْفَىٰ
daha çok durabilir
بِعَهْدِهِۦ
sözünde
مِنَ
Allah'tan
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَٱسْتَبْشِرُوا۟
o halde sevinin
بِبَيْعِكُمُ
alışverişinizden
ٱلَّذِى
yaptığınız
بَايَعْتُم
you have contracted
بِهِۦ ۚ
O'nunla
وَذَٰلِكَ
ve işte
هُوَ
o
ٱلْفَوْزُ
başarıdır
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Ali BulaçHiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur

Diyanet İşleri MealiAllah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır

9:112
ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلۡعَٰبِدُونَ ٱلۡحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلۡأٓمِرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
ٱلتَّـٰٓئِبُونَ
tevbe edenler
ٱلْعَـٰبِدُونَ
ibadet edenler
ٱلْحَـٰمِدُونَ
hamdedenler
ٱلسَّـٰٓئِحُونَ
seyahat edenler
ٱلرَّٰكِعُونَ
rüku edenler
ٱلسَّـٰجِدُونَ
secde edenler
ٱلْـَٔامِرُونَ
emredip
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَٱلنَّاهُونَ
ve men'edenler
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَٱلْحَـٰفِظُونَ
ve koruyanlar
لِحُدُودِ
sınırlarını
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minleri

Ali BulaçTevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele

Diyanet İşleri MealiAllah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele

9:113 📚 1
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن يَسۡتَغۡفِرُواْ لِلۡمُشۡرِكِينَ وَلَوۡ كَانُوٓاْ أُوْلِي قُرۡبَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
مَا
yoktur
كَانَ
(it) is
لِلنَّبِىِّ
peygamber için
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler için
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَن
mağfiret dilemek
يَسْتَغْفِرُوا۟
they ask forgiveness
لِلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanlar için
وَلَوْ
ve şayet
كَانُوٓا۟
olsalar
أُو۟لِى
akraba bile
قُرْبَىٰ
sonra
مِنۢ
after
بَعْدِ
after
مَا
belli olduktan
تَبَيَّنَ
has become clear
لَهُمْ
onların
أَنَّهُمْ
muhakkak
أَصْحَـٰبُ
halkı oldukları
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Ali BulaçKendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz

Diyanet İşleri MealiCehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz

9:114 📚 2
وَمَا كَانَ ٱسۡتِغۡفَارُ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوۡعِدَةࣲ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوࣱّ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنۡهُۚ إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمࣱ‏
وَمَا
ve
كَانَ
değildir
ٱسْتِغْفَارُ
mağfiret dilemesi
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
لِأَبِيهِ
babası için
إِلَّا
başka bir şey
عَن
bir sözden
مَّوْعِدَةٍۢ
(of) a promise
وَعَدَهَآ
verdiği
إِيَّاهُ
ona
فَلَمَّا
fakat
تَبَيَّنَ
belli olunca
لَهُۥٓ
kendisine
أَنَّهُۥ
onun
عَدُوٌّۭ
düşmanı olduğu
لِّلَّهِ
Allah'a
تَبَرَّأَ
uzak durdu
مِنْهُ ۚ
ondan
إِنَّ
gerçekten
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
لَأَوَّٰهٌ
çok içli idi
حَلِيمٌۭ
yumuşak huylu idi

Ali Bulaçİbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu

Diyanet İşleri Mealiİbrahim'in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi

9:115
وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوۡمَۢا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰهُمۡ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ
وَمَا
değildir
كَانَ
is
ٱللَّهُ
Allah
لِيُضِلَّ
onları saptıracak
قَوْمًۢا
bir kavmi
بَعْدَ
sonra
إِذْ
doğru yola ilettikten
هَدَىٰهُمْ
He has guided them
حَتَّىٰ
kadar
يُبَيِّنَ
açıklayıncaya
لَهُم
kendilerine
مَّا
şeyleri
يَتَّقُونَ ۚ
sakınacakları
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bilendir

Ali BulaçBir topluluğa Allah, hidayet verdikten sonra, korkup-sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar, onları sapıklığa sürükleyecek değildir. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir

Diyanet İşleri MealiAllah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir

9:116 📚 1
إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۚ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا نَصِيرࣲ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَهُۥ
O'nundur
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerin
يُحْىِۦ
yaşatandır;
وَيُمِيتُ ۚ
ve öldürendir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin
مِّن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
dost
وَلَا
ne de
نَصِيرٍۢ
yardımcınız

Ali BulaçGerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah'ındır; dirilten ve öldüren O'dur. Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur

9:117 📚 1
لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ مِنۢ بَعۡدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقࣲ مِّنۡهُمۡ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّهُۥ بِهِمۡ رَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَّقَد
andolsun
تَّابَ
affetti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَى
Peygamberi
ٱلنَّبِىِّ
the Prophet
وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ
ve Muhacirleri
وَٱلْأَنصَارِ
ve Ensarı
ٱلَّذِينَ
ona uyan
ٱتَّبَعُوهُ
followed him
فِى
sa'atinde
سَاعَةِ
(the) hour
ٱلْعُسْرَةِ
güçlük
مِنۢ
O zaman
بَعْدِ
after
مَا
iken
كَادَ
neredeyse
يَزِيغُ
kaymağa yüz tutmuş
قُلُوبُ
kalbleri
فَرِيقٍۢ
bir kısmının
مِّنْهُمْ
içlerinden
ثُمَّ
yine de
تَابَ
tevbesini kabul etti
عَلَيْهِمْ ۚ
onların
إِنَّهُۥ
çünkü O
بِهِمْ
onlara karşı
رَءُوفٌۭ
çok şefkatli
رَّحِيمٌۭ
çok merhametlidir

Ali BulaçAndolsun Allah, Peygamberin, muhacirlerin ve ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi neredeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir

9:118 📚 10
وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُواْ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ وَضَاقَتۡ عَلَيۡهِمۡ أَنفُسُهُمۡ وَظَنُّوٓاْ أَن لَّا مَلۡجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيۡهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡ لِيَتُوبُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
وَعَلَى
ve
ٱلثَّلَـٰثَةِ
üçünün (kişinin)
ٱلَّذِينَ
geri bırakılan
خُلِّفُوا۟
were left behind
حَتَّىٰٓ
hatta
إِذَا
dar gelmişti
ضَاقَتْ
(was) straitened
عَلَيْهِمُ
başlarına
ٱلْأَرْضُ
dünya
بِمَا
rağmen
رَحُبَتْ
genişliğine
وَضَاقَتْ
ve sıkıldıkça sıkılmış
عَلَيْهِمْ
onların
أَنفُسُهُمْ
canları
وَظَنُّوٓا۟
ve anlamışlardı
أَن
olmadığını
لَّا
(there is) no
مَلْجَأَ
bir çare
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
إِلَّآ
başka
إِلَيْهِ
yine kendisinden
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbesini kabul buyurdu
عَلَيْهِمْ
onların
لِيَتُوبُوٓا۟ ۚ
tevbe etsinler
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul eden
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir

Ali Bulaç(Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı). Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O'nun dışında (yine) Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiBütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalmış üç kişinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onların tevbesini kabul etmiştir. Çünkü O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır

9:119
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَكُونُوا۟
ve olun
مَعَ
beraber
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğrularla

Ali BulaçEy iman edenler, Allah'tan sakının ve doğru (sadık)larla birlikte olun

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Allah'tan sakının ve doğrularla beraber olun

9:120 📚 6
مَا كَانَ لِأَهۡلِ ٱلۡمَدِينَةِ وَمَنۡ حَوۡلَهُم مِّنَ ٱلۡأَعۡرَابِ أَن يَتَخَلَّفُواْ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرۡغَبُواْ بِأَنفُسِهِمۡ عَن نَّفۡسِهِۦۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ لَا يُصِيبُهُمۡ ظَمَأࣱ وَلَا نَصَبࣱ وَلَا مَخۡمَصَةࣱ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوۡطِئࣰ ا يَغِيظُ ٱلۡكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنۡ عَدُوࣲّ نَّيۡلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلࣱ صَٰلِحٌۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
مَا
onlara yakışmaz
كَانَ
it was
لِأَهْلِ
halkının
ٱلْمَدِينَةِ
Medine
وَمَنْ
ve kimselerin
حَوْلَهُم
onların çevresinden
مِّنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
أَن
geri kalmaları
يَتَخَلَّفُوا۟
they remain behind
عَن
Elçisinden
رَّسُولِ
the Messenger
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
يَرْغَبُوا۟
kaygısına düşmeleri
بِأَنفُسِهِمْ
kendi canlarının
عَن
onun canından önce
نَّفْسِهِۦ ۚ
his life
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّهُمْ
çünkü
لَا
yoktur ki
يُصِيبُهُمْ
onların çekmeleri
ظَمَأٌۭ
bir susuzluk
وَلَا
ve yoktur ki
نَصَبٌۭ
bir yorgunluk
وَلَا
ve yoktur ki
مَخْمَصَةٌۭ
bir açlık
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَلَا
ve yoktur ki
يَطَـُٔونَ
ayak basmaları
مَوْطِئًۭا
bir yere
يَغِيظُ
öfkelendirecek
ٱلْكُفَّارَ
kâfirleri
وَلَا
ve yoktur ki
يَنَالُونَ
sağlamaları
مِنْ
düşman karşısında
عَدُوٍّۢ
an enemy
نَّيْلًا
bir başarı
إِلَّا
mutlaka
كُتِبَ
yazıl(masın)
لَهُم
kendileri için
بِهِۦ
onunla
عَمَلٌۭ
bir amel
صَـٰلِحٌ ۚ
salih
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
zayi etmez
يُضِيعُ
ecirlerini
أَجْرَ
iyilik edenlerin
ٱلْمُحْسِنِينَ
harcamaları

Ali BulaçMedine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah’ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez

Diyanet İşleri MealiMedinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez

9:121
وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةࣰ صَغِيرَةࣰ وَلَا كَبِيرَةࣰ وَلَا يَقۡطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمۡ لِيَجۡزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحۡسَنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَلَا
ve yoktur ki
يُنفِقُونَ
sarfettikeri
نَفَقَةًۭ
bir masraf
صَغِيرَةًۭ
küçük
وَلَا
ve
كَبِيرَةًۭ
büyük
وَلَا
ve yoktur ki
يَقْطَعُونَ
bir geçmeleri
وَادِيًا
vadiyi
إِلَّا
mutlaka
كُتِبَ
yazı(lmasın)
لَهُمْ
onların lehine
لِيَجْزِيَهُمُ
onları mükafatlandırması için
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَحْسَنَ
en güzeliyle
مَا
şeylerin
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Ali BulaçKüçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır

Diyanet İşleri MealiAllah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarfettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır

9:122 📚 11
۞وَمَا كَانَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ لِيَنفِرُواْ كَآفَّةࣰۚ فَلَوۡلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرۡقَةࣲ مِّنۡهُمۡ طَآئِفَةࣱ لِّيَتَفَقَّهُواْ فِي ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُواْ قَوۡمَهُمۡ إِذَا رَجَعُوٓاْ إِلَيۡهِمۡ لَعَلَّهُمۡ يَحۡذَرُونَ
۞ وَمَا
ve değillerdi
كَانَ
inananlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
(for) the believers
لِيَنفِرُوا۟
sefere çıkacak
كَآفَّةًۭ ۚ
hepsi toptan
فَلَوْلَا
gerekmez mi?
نَفَرَ
geri kalmaları
مِن
her
كُلِّ
every
فِرْقَةٍۢ
kabileden
مِّنْهُمْ
içlerinden
طَآئِفَةٌۭ
bir cemaatin
لِّيَتَفَقَّهُوا۟
iyice öğrenmek için
فِى
dini
ٱلدِّينِ
the religion
وَلِيُنذِرُوا۟
ve uyarmaları için
قَوْمَهُمْ
kavimlerine
إِذَا
zaman
رَجَعُوٓا۟
dönüp geldikleri
إِلَيْهِمْ
onlara
لَعَلَّهُمْ
belki
يَحْذَرُونَ
sakınırlar diye

Ali BulaçMü'minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaçınıp-sakınırlar

Diyanet İşleri Mealiİnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler

9:123 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ قَٰتِلُواْ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلۡكُفَّارِ وَلۡيَجِدُواْ فِيكُمۡ غِلۡظَةࣰۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
قَـٰتِلُوا۟
savaşın
ٱلَّذِينَ
kimselerle
يَلُونَكُم
yakınınızda bulunan
مِّنَ
kafirlerden
ٱلْكُفَّارِ
the disbelievers
وَلْيَجِدُوا۟
ve bulsunlar
فِيكُمْ
sizde
غِلْظَةًۭ ۚ
bir katılık
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanlarla

Ali BulaçEy iman edenler, inkar edenlerden size en yakın olanlarla savaşın; sizde 'bir güç ve caydırıcılık' görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir

9:124
وَإِذَا مَآ أُنزِلَتۡ سُورَةࣱ فَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمۡ زَادَتۡهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنࣰ اۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَزَادَتۡهُمۡ إِيمَٰنࣰ ا وَهُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman
مَآ
indirilse
أُنزِلَتْ
is revealed
سُورَةٌۭ
bir sure
فَمِنْهُم
onlardan
مَّن
kimi
يَقُولُ
der
أَيُّكُمْ
hanginizin
زَادَتْهُ
artırdı
هَـٰذِهِۦٓ
bu
إِيمَـٰنًۭا ۚ
imanını
فَأَمَّا
fakat
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
فَزَادَتْهُمْ
artırır
إِيمَـٰنًۭا
imanını
وَهُمْ
ve onlar
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler

Ali BulaçBir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: "Bu, hanginizin imanını arttırdı?" der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler

Diyanet İşleri MealiBir sure inince, aralarında "Bu, hanginizin imanını artırdı?" diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler

9:125 📚 1
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ فَزَادَتۡهُمۡ رِجۡسًا إِلَىٰ رِجۡسِهِمۡ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
وَأَمَّا
fakat gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
فِى
yüreklerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
hastalık olan(lara)
فَزَادَتْهُمْ
katmıştır onların
رِجْسًا
pislik
إِلَىٰ
pisliklerine
رِجْسِهِمْ
their evil
وَمَاتُوا۟
ve ölürler
وَهُمْ
onlar
كَـٰفِرُونَ
kafirler olarak

Ali BulaçKalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir

Diyanet İşleri MealiKalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir

9:126 📚 2
أَوَلَا يَرَوۡنَ أَنَّهُمۡ يُفۡتَنُونَ فِي كُلِّ عَامࣲ مَّرَّةً أَوۡ مَرَّتَيۡنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمۡ يَذَّكَّرُونَ
أَوَلَا
görmüyorlar mı?
يَرَوْنَ
they see
أَنَّهُمْ
kendilerinin
يُفْتَنُونَ
sınandıklarını
فِى
her
كُلِّ
every
عَامٍۢ
yıl
مَّرَّةً
bir kez
أَوْ
veya
مَرَّتَيْنِ
iki kez
ثُمَّ
yine de
لَا
tevbe etmiyor
يَتُوبُونَ
they turn (in repentance)
وَلَا
ve
هُمْ
onlar
يَذَّكَّرُونَ
öğüt almıyorlar

Ali BulaçGörmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar

Diyanet İşleri MealiOnlar, yılda bir iki defa belaya uğratılıp imtihana çekildiklerini görmüyorlar mı? Böyleyken yine tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar

9:127 📚 2
وَإِذَا مَآ أُنزِلَتۡ سُورَةࣱ نَّظَرَ بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٍ هَلۡ يَرَىٰكُم مِّنۡ أَحَدࣲ ثُمَّ ٱنصَرَفُواْۚ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman ki
مَآ
indirildi
أُنزِلَتْ
is revealed
سُورَةٌۭ
bir sure
نَّظَرَ
bakarlar
بَعْضُهُمْ
kimisi
إِلَىٰ
diğerine
بَعْضٍ
others
هَلْ
mu?
يَرَىٰكُم
sizi görüyor
مِّنْ
birisi
أَحَدٍۢ
one
ثُمَّ
sonra
ٱنصَرَفُوا۟ ۚ
sıvışırlar
صَرَفَ
çevirmiştir
ٱللَّهُ
Allah
قُلُوبَهُم
onların kalblerini
بِأَنَّهُمْ
oldukları için
قَوْمٌۭ
bir topluluk
لَّا
anlamaz
يَفْقَهُونَ
they understand

Ali BulaçBir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini çevirmiştir

Diyanet İşleri MealiBir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür

9:128 📚 5
لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولࣱ مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَقَدْ
andolsun
جَآءَكُمْ
size gelmiştir
رَسُولٌۭ
bir Elçi
مِّنْ
içinizden
أَنفُسِكُمْ
yourselves
عَزِيزٌ
ağır gelen
عَلَيْهِ
ona
مَا
sıkıntıya uğramanız
عَنِتُّمْ
you suffer
حَرِيصٌ
düşkün
عَلَيْكُم
size
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
رَءُوفٌۭ
şefkatli
رَّحِيمٌۭ
merhametlidir

Ali BulaçAndolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir

9:129 📚 16
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ حَسۡبِيَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُۖ وَهُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ
فَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirlerse
فَقُلْ
de ki
حَسْبِىَ
bana yeter
ٱللَّهُ
Allah
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ ۖ
dayandım
وَهُوَ
ve O
رَبُّ
rabbidir
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Ali BulaçEğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur

Diyanet İşleri MealiEğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir

← Önceki Sonraki →

9. At-Tawba Suresi | Anlam Arayışı