☪ Anlam Arayışı

9. At-Tawba سُورَةُ التَّوۡبَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
9:1 📚 3
بَرَآءَةࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
بَرَآءَةٌۭ
ihtardır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرَسُولِهِۦٓ
ve Elçisinden
إِلَى
kimselere
ٱلَّذِينَ
those (with) whom
عَـٰهَدتُّم
andlaşma yaptığınız
مِّنَ
müşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Süleyman AteşAllah ve Elçisinden, andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır

Elmalılı Hamdi YazırAllah'dan ve Resulü'nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere

9:2
فَسِيحُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَرۡبَعَةَ أَشۡهُرࣲ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخۡزِي ٱلۡكَٰفِرِينَ
فَسِيحُوا۟
dolaşın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
أَرْبَعَةَ
dört
أَشْهُرٍۢ
ay
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّكُمْ
siz
غَيْرُ
değilsiniz
مُعْجِزِى
aciz bırakacak
ٱللَّهِ ۙ
Allah'ı
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مُخْزِى
rezil perişan edecektir'
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirleri

Süleyman AteşDört ay daha yeryüzünde dolaşın, bilin ki siz, Allah'ı aciz bırakamazsınız ve Allah, kafirleri rezil, perişan edecektir

Elmalılı Hamdi YazırBundan böyle yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da bilin ki, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka perişan edecektir

9:3 📚 2
وَأَذَٰنࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءࣱ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
وَأَذَٰنٌۭ
ve duyurudur
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
from Allah
وَرَسُولِهِۦٓ
ve Elçisinden
إِلَى
insanlara
ٱلنَّاسِ
the people
يَوْمَ
günü
ٱلْحَجِّ
Hac
ٱلْأَكْبَرِ
en büyük
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بَرِىٓءٌۭ
uzaktır
مِّنَ
puta tapanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ ۙ
(to) the polytheists
وَرَسُولُهُۥ ۚ
ve Elçisi
فَإِن
eğer
تُبْتُمْ
tevbe ederseniz
فَهُوَ
bu
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لَّكُمْ ۖ
sizin için
وَإِن
ve eğer
تَوَلَّيْتُمْ
dönerseniz
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّكُمْ
siz
غَيْرُ
değilsiniz
مُعْجِزِى
aciz bırakacak
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ı
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
بِعَذَابٍ
bir azabı
أَلِيمٍ
acı

Süleyman AteşEn büyük Hac günü, Allah ve Elçisinden insanlara duyurudur: Allah ve Elçisi puta tapanlardan uzaktır. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha iyidir. Ve eğer dönerseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz! (Ey Muhammed) kafirlere acı bir azabı müjdele

Elmalılı Hamdi YazırAyrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele

9:4
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ثُمَّ لَمۡ يَنقُصُوكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَمۡ يُظَٰهِرُواْ عَلَيۡكُمۡ أَحَدࣰ ا فَأَتِمُّوٓاْ إِلَيۡهِمۡ عَهۡدَهُمۡ إِلَىٰ مُدَّتِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِلَّا
ancak hariç
ٱلَّذِينَ
kimseler
عَـٰهَدتُّم
andlaşma yaptığınız
مِّنَ
müşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
ثُمَّ
sonra
لَمْ
size eksik bırakmayan
يَنقُصُوكُمْ
they have failed you
شَيْـًۭٔا
hiçbir şeyi
وَلَمْ
ve
يُظَـٰهِرُوا۟
arka çıkmayanlar
عَلَيْكُمْ
size karşı
أَحَدًۭا
hiç kimseye
فَأَتِمُّوٓا۟
tamamlayın
إِلَيْهِمْ
onların
عَهْدَهُمْ
andlaşmalarını
إِلَىٰ
kadar
مُدَّتِهِمْ ۚ
tanıdığınız süreye
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Süleyman AteşAncak andlaşma yaptığınız müşriklerden, (andlaşma şartlarından) hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve size karşı hiç kimseye arka çıkmayanların andlaşmalarını, kendilerine tanıdığınız süreye kadar tamamlayın. Çünkü Allah korunanları sever

Elmalılı Hamdi YazırAncak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever

9:5 📚 5
فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلۡأَشۡهُرُ ٱلۡحُرُمُ فَٱقۡتُلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ وَخُذُوهُمۡ وَٱحۡصُرُوهُمۡ وَٱقۡعُدُواْ لَهُمۡ كُلَّ مَرۡصَدࣲۚ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
فَإِذَا
zaman
ٱنسَلَخَ
geçtiği
ٱلْأَشْهُرُ
aylar
ٱلْحُرُمُ
haram
فَٱقْتُلُوا۟
öldürün
ٱلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanları
حَيْثُ
nerede
وَجَدتُّمُوهُمْ
bulursanız onları
وَخُذُوهُمْ
ve onları yakalayın
وَٱحْصُرُوهُمْ
ve hapsedin
وَٱقْعُدُوا۟
ve otur(up) bekleyin
لَهُمْ
onları
كُلَّ
her
مَرْصَدٍۢ ۚ
gözetleme yerinde
فَإِن
eğer
تَابُوا۟
tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَوُا۟
ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
فَخَلُّوا۟
serbest bırakın
سَبِيلَهُمْ ۚ
yollarını
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Süleyman AteşHaram aylar çıkınca (Allah'a) ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırŞu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir

9:6 📚 14
وَإِنۡ أَحَدࣱ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٱسۡتَجَارَكَ فَأَجِرۡهُ حَتَّىٰ يَسۡمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبۡلِغۡهُ مَأۡمَنَهُۥۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَعۡلَمُونَ
وَإِنْ
ve eğer
أَحَدٌۭ
birisi
مِّنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists
ٱسْتَجَارَكَ
aman dilerse
فَأَجِرْهُ
onu yanına al
حَتَّىٰ
ta ki
يَسْمَعَ
işitsin
كَلَـٰمَ
sözünü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
أَبْلِغْهُ
onu ulaştır
مَأْمَنَهُۥ ۚ
güvenli bir yere
ذَٰلِكَ
böyle (yap)
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluktur
لَّا
bilmez
يَعْلَمُونَ
(who) do not know

Süleyman AteşVe eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allah'ın sözünü işitsin; sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. Böyle (yap), çünkü onlar, bilmez bir topluluktur

Elmalılı Hamdi YazırEğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'ın kelâmını dinlesin. Sonra onu güvenlik içinde olduğu yere kadar gönder. Çünkü bunlar gerçekten de bilgisiz bir kavimdirler

9:7 📚 1
كَيۡفَ يَكُونُ لِلۡمُشۡرِكِينَ عَهۡدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمۡ عِندَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۖ فَمَا ٱسۡتَقَٰمُواْ لَكُمۡ فَٱسۡتَقِيمُواْ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
كَيْفَ
nasıl
يَكُونُ
olabilir
لِلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanların
عَهْدٌ
andlaşması
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَعِندَ
ve yanında
رَسُولِهِۦٓ
Elçisinin
إِلَّا
ancak hariçtir
ٱلَّذِينَ
kimseler
عَـٰهَدتُّمْ
andlaştıklarınız
عِندَ
yanında
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
ٱلْحَرَامِ ۖ
Haram
فَمَا
onlar dürüst davrandıkça
ٱسْتَقَـٰمُوا۟
they are upright
لَكُمْ
size
فَٱسْتَقِيمُوا۟
siz de dürüst davranın
لَهُمْ ۚ
onlara
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Süleyman AteşOrtak koşanların, Allah'ın yanında ve Elçisinin yanında nasıl andlaşması olabilir? Ancak Mescid-i haram'da andlaştklarınız hariç. Onlar size dürüst davrandıkça siz de onlara dürüst davranın, çünkü Allah, korunanları sever

Elmalılı Hamdi YazırO müşriklerin Allah katında ve Resulü katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescidi Haram yanında antlaşma yaptıklarınız var ki, bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara doğru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette sever

9:8
كَيۡفَ وَإِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ لَا يَرۡقُبُواْ فِيكُمۡ إِلࣰّ ا وَلَا ذِمَّةࣰۚ يُرۡضُونَكُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَتَأۡبَىٰ قُلُوبُهُمۡ وَأَكۡثَرُهُمۡ فَٰسِقُونَ
كَيْفَ
nasıl?
وَإِن
eğer
يَظْهَرُوا۟
onlar galib gelselerdi
عَلَيْكُمْ
size
لَا
ne
يَرْقُبُوا۟
gözetirlerdi
فِيكُمْ
sizin hakkınızda
إِلًّۭا
bir yakınlık
وَلَا
ne de
ذِمَّةًۭ ۚ
bir andlaşma
يُرْضُونَكُم
sizi razı ederler
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlarıyla
وَتَأْبَىٰ
fakat (sizi) istemez
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Süleyman AteşEvet (Allah ve Elçisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eğer onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlaşma gözetmezlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Çokları da yoldan çıkmışlardır

Elmalılı Hamdi YazırOnlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar

9:9
ٱشۡتَرَوۡاْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنࣰ ا قَلِيلࣰ ا فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
ٱشْتَرَوْا۟
sattılar;
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثَمَنًۭا
bir paraya
قَلِيلًۭا
azıcık
فَصَدُّوا۟
engel oldular
عَن
O'nun yolundan
سَبِيلِهِۦٓ ۚ
His way
إِنَّهُمْ
gerçekten
سَآءَ
ne kötüdür
مَا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Süleyman AteşAllah'ın ayetlerini az bir paraya sattılar da O'nun yoluna engel oldular. Onların yaptıkları, gerçekten ne kötüdür

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de Allah yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fena şeyler yapageldiler

9:10
لَا يَرۡقُبُونَ فِي مُؤۡمِنٍ إِلࣰّ ا وَلَا ذِمَّةࣰۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُعۡتَدُونَ
لَا
ne gözetirler
يَرْقُبُونَ
they respect (the ties)
فِى
karşı
مُؤْمِنٍ
bir mü'mine
إِلًّۭا
bir yakınlık
وَلَا
ne de
ذِمَّةًۭ ۚ
bir andlaşma
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُعْتَدُونَ
saldırganlar

Süleyman AteşBir mü'mine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler. İşte saldırganlar onlardır

Elmalılı Hamdi YazırBir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. Bunlar işte böyle haddi aşan kimselerdir

9:11
فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِۗ وَنُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ
فَإِن
eğer
تَابُوا۟
tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟
ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَوُا۟
ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
فَإِخْوَٰنُكُمْ
sizin kardeşlerinizdirler
فِى
dinde
ٱلدِّينِ ۗ
[the] religion
وَنُفَصِّلُ
ve uzun uzun açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍۢ
bir kavme
يَعْلَمُونَ
bilen

Süleyman AteşEğer tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdirler. Biz, bilen bir kavme ayetleri böyle uzun uzun açıklıyoruz

Elmalılı Hamdi YazırEğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız

9:12 📚 1
وَإِن نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُم مِّنۢ بَعۡدِ عَهۡدِهِمۡ وَطَعَنُواْ فِي دِينِكُمۡ فَقَٰتِلُوٓاْ أَئِمَّةَ ٱلۡكُفۡرِ إِنَّهُمۡ لَآ أَيۡمَٰنَ لَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَنتَهُونَ
وَإِن
ve eğer
نَّكَثُوٓا۟
bozarlarsa
أَيْمَـٰنَهُم
andlarını
مِّنۢ
sonra
بَعْدِ
after
عَهْدِهِمْ
andlaşma yaptıktan
وَطَعَنُوا۟
ve dil uzatırlarsa
فِى
dininize
دِينِكُمْ
your religion
فَقَـٰتِلُوٓا۟
savaşın
أَئِمَّةَ
önderleriyle
ٱلْكُفْرِ ۙ
küfrün
إِنَّهُمْ
çünkü
لَآ
yoktur
أَيْمَـٰنَ
andları
لَهُمْ
onların
لَعَلَّهُمْ
belki
يَنتَهُونَ
vazgeçerler

Süleyman AteşEğer andlaşma yaptıktan sonra andlarını bozarlar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür önderleriyle savaşın. Çünkü onların andları yoktur; belki (böylece küfürden) vazgeçerler

Elmalılı Hamdi YazırEğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler

9:13
أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوۡمࣰ ا نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ وَهَمُّواْ بِإِخۡرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ أَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَوۡهُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
أَلَا
savaşmayacak mısınız?
تُقَـٰتِلُونَ
you fight
قَوْمًۭا
bir kavimle
نَّكَثُوٓا۟
bozan
أَيْمَـٰنَهُمْ
andlarını
وَهَمُّوا۟
ve yeltenen
بِإِخْرَاجِ
çıkarmağa
ٱلرَّسُولِ
Elçiyi
وَهُم
ve kendileri
بَدَءُوكُمْ
siz(inle savaş)a başlamış olan
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍ ۚ
kez
أَتَخْشَوْنَهُمْ ۚ
yoksa onlardan korkuyor musunuz?
فَٱللَّهُ
Allah'tır
أَحَقُّ
en layık olan
أَن
kendisinden korkmanıza
تَخْشَوْهُ
you should fear Him
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
gerçekten inananlar

Süleyman AteşAndlarını bozan, Elçiyi (Mekke'den) çıkarmağa yeltenen ve ilk önce kendileri siz(inle savaş)a başlamış olan bir kavimle savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten inanan insanlar iseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan Allah'tır

Elmalılı Hamdi YazırYeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'dan korkmalısınız

9:14 📚 1
قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمࣲ مُّؤۡمِنِينَ
قَـٰتِلُوهُمْ
onlarla savaşın (ki)
يُعَذِّبْهُمُ
onlara azabetsin
ٱللَّهُ
Allah
بِأَيْدِيكُمْ
sizin ellerinizle
وَيُخْزِهِمْ
ve onları rezil etsin
وَيَنصُرْكُمْ
ve sizi üstün getirsin
عَلَيْهِمْ
onlara
وَيَشْفِ
ve şifa versin
صُدُورَ
göğüslerine
قَوْمٍۢ
toplumunun
مُّؤْمِنِينَ
inananlar

Süleyman AteşOnlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onlara azabetsin, onları rezil etsin, sizi onlara üstün getirsin ve inananlar toplumunun göğüslerine şifa versin

Elmalılı Hamdi YazırOnlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve... onları rezil ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın

9:15
وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
وَيُذْهِبْ
ve gidersin
غَيْظَ
öfkesini
قُلُوبِهِمْ ۗ
yüreklerinin
وَيَتُوبُ
ve tevbesini kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
kişinin
مَن
whom
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşYüreklerinin öfkesini gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırVe kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğine tevbeyi nasib eder. Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir

9:16 📚 1
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تُتۡرَكُواْ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَلَمۡ يَتَّخِذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَلِيجَةࣰۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبْتُمْ
siz sandınız mı?
أَن
bırakılacağınızı
تُتْرَكُوا۟
you would be left
وَلَمَّا
bilmeden
يَعْلَمِ
Allah made evident
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
جَـٰهَدُوا۟
cihad eden(leri)
مِنكُمْ
içinizden
وَلَمْ
ve
يَتَّخِذُوا۟
edinmeyen(leri)
مِن
başkasını
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah('tan)
وَلَا
ve
رَسُولِهِۦ
Elçisin(den)
وَلَا
ve
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler(den)
وَلِيجَةًۭ ۚ
sırdaş
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَبِيرٌۢ
haber almaktadır
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı

Süleyman AteşYoksa siz, Allah içinizden cihadeden ve Allah'tan, Elçisinden ve mü'minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri bilmeden, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

Elmalılı Hamdi YazırYoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır

9:17
مَا كَانَ لِلۡمُشۡرِكِينَ أَن يَعۡمُرُواْ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلۡكُفۡرِۚ أُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ وَفِي ٱلنَّارِ هُمۡ خَٰلِدُونَ
مَا
yoktur
كَانَ
yoktur
لِلْمُشْرِكِينَ
müşrikler için
أَن
imar etmeleri
يَعْمُرُوا۟
they maintain
مَسَـٰجِدَ
mescidlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
شَـٰهِدِينَ
şahitler iken
عَلَىٰٓ
kendi nefislerinin
أَنفُسِهِم
themselves
بِٱلْكُفْرِ ۚ
küfrüne
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onların
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ
yaptıkları işler
وَفِى
ve
ٱلنَّارِ
ateşte
هُمْ
onlar
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Süleyman Ateş(Allah'a) Ortak koşanlar nefislerinin küfrünü göre göre Allah'ın mescidlerini şenlendiremezler. Onların yaptıkları işler, boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte sürekli kalacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırMüşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır

9:18 📚 1
إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ
إِنَّمَا
ancak
يَعْمُرُ
imar ederler
مَسَـٰجِدَ
mescidlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَنْ
kimseler
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَأَقَامَ
ve kılan
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَى
ve veren
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَلَمْ
ve
يَخْشَ
korkmayan
إِلَّا
başkasından
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
فَعَسَىٰٓ
umulur
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onların
أَن
olmaları
يَكُونُوا۟
they are
مِنَ
doğru yolu bulanlardan
ٱلْمُهْتَدِينَ
the guided ones

Süleyman AteşAllah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır

9:19
۞أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ أَجَعَلْتُمْ
bir mi tuttunuz?
سِقَايَةَ
su vermeyi
ٱلْحَآجِّ
hacılara
وَعِمَارَةَ
ve imar etmeyi
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
ٱلْحَرَامِ
Haram'ı
كَمَنْ
kimse gibi
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَجَـٰهَدَ
ve cihadeden
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
لَا
olmaz(lar)
يَسْتَوُۥنَ
eşit
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yol göstermez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğuna
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Süleyman Ateş(Ey müşrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı şenlendirmeyi; Allah'a, ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihadeden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez

Elmalılı Hamdi YazırSiz hacılara su dağıtma ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar. Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez

9:20
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ أَعۡظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَهَاجَرُوا۟
ve hicret eden(ler)
وَجَـٰهَدُوا۟
ve cihad eden(ler)
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyla
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyla
أَعْظَمُ
daha büyüktür
دَرَجَةً
dereceleri
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtuluşa erenler

Süleyman Ateşİnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşanların, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır

9:21
يُبَشِّرُهُمۡ رَبُّهُم بِرَحۡمَةࣲ مِّنۡهُ وَرِضۡوَٰنࣲ وَجَنَّٰتࣲ لَّهُمۡ فِيهَا نَعِيمࣱ مُّقِيمٌ
يُبَشِّرُهُمْ
onları müjdeler
رَبُّهُم
Rableri
بِرَحْمَةٍۢ
bir rahmetle
مِّنْهُ
kendisinden
وَرِضْوَٰنٍۢ
ve rızasıyla
وَجَنَّـٰتٍۢ
ve cennetlerle
لَّهُمْ
bulunan
فِيهَا
içinde
نَعِيمٌۭ
nimetler
مُّقِيمٌ
tükenmeyen

Süleyman AteşRableri onlara, kendisinden bir rahmet, rıza ve içinde sürekli kalacakları ni'meti bol cennetleri müjdeler

Elmalılı Hamdi YazırRab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır

9:22
خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًا ۚ
ebedi
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عِندَهُۥٓ
katındandır
أَجْرٌ
mükafat
عَظِيمٌۭ
büyük

Süleyman AteşOrada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz büyük mükafat Allah katındandır

Elmalılı Hamdi YazırOnlar orada ebedi kalırlar. Çünkü en büyük mükâfat Allah katındadır

9:23
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُوٓاْ ءَابَآءَكُمۡ وَإِخۡوَٰنَكُمۡ أَوۡلِيَآءَ إِنِ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡكُفۡرَ عَلَى ٱلۡإِيمَٰنِۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوٓا۟
take
ءَابَآءَكُمْ
babalarınızı
وَإِخْوَٰنَكُمْ
ve kardeşlerinizi
أَوْلِيَآءَ
veliler
إِنِ
eğer
ٱسْتَحَبُّوا۟
seviyorlarsa
ٱلْكُفْرَ
küfrü
عَلَى
karşı
ٱلْإِيمَـٰنِ ۚ
imana
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُم
onları veli tanırsa
مِّنكُمْ
sizden
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimler

Süleyman AteşEy inananlar, eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa işte zalimler onlardır

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir

9:24 📚 3
قُلۡ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ وَإِخۡوَٰنُكُمۡ وَأَزۡوَٰجُكُمۡ وَعَشِيرَتُكُمۡ وَأَمۡوَٰلٌ ٱقۡتَرَفۡتُمُوهَا وَتِجَٰرَةࣱ تَخۡشَوۡنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرۡضَوۡنَهَآ أَحَبَّ إِلَيۡكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادࣲ فِي سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قُلْ
de ki
إِن
eğer
كَانَ
ise
ءَابَآؤُكُمْ
babalarınız
وَأَبْنَآؤُكُمْ
ve oğullarınız
وَإِخْوَٰنُكُمْ
ve kardeşleriniz
وَأَزْوَٰجُكُمْ
ve eşleriniz
وَعَشِيرَتُكُمْ
ve hısım akrabanız
وَأَمْوَٰلٌ
ve mallar
ٱقْتَرَفْتُمُوهَا
kazandığınız
وَتِجَـٰرَةٌۭ
ve ticaret(iniz)
تَخْشَوْنَ
korktuğunuz
كَسَادَهَا
düşmesinden
وَمَسَـٰكِنُ
ve konutlar
تَرْضَوْنَهَآ
hoşlandığınız
أَحَبَّ
daha sevgili (ise)
إِلَيْكُم
size
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisi(nden)
وَجِهَادٍۢ
ve cihad etmekten
فِى
O'nun yolunda
سَبِيلِهِۦ
His way
فَتَرَبَّصُوا۟
o halde gözetleyin
حَتَّىٰ
kadar
يَأْتِىَ
getirinceye
ٱللَّهُ
Allah
بِأَمْرِهِۦ ۗ
emrini
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
(doğru) yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Süleyman AteşDe ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez

Elmalılı Hamdi YazırOnlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez

9:25 📚 4
لَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةࣲ وَيَوۡمَ حُنَيۡنٍ إِذۡ أَعۡجَبَتۡكُمۡ كَثۡرَتُكُمۡ فَلَمۡ تُغۡنِ عَنكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَضَاقَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ ثُمَّ وَلَّيۡتُم مُّدۡبِرِينَ
لَقَدْ
andolsun
نَصَرَكُمُ
size yardım etmişti
ٱللَّهُ
Allah
فِى
yerlerde
مَوَاطِنَ
regions
كَثِيرَةٍۢ ۙ
birçok
وَيَوْمَ
ve gününde
حُنَيْنٍ ۙ
Huneyn
إِذْ
hani
أَعْجَبَتْكُمْ
sizi böbürlendirmişti
كَثْرَتُكُمْ
çokluğunuz
فَلَمْ
fakat
تُغْنِ
sağlamamıştı
عَنكُمْ
size
شَيْـًۭٔا
hiçbir yarar
وَضَاقَتْ
ve dar gelmişti
عَلَيْكُمُ
başınıza
ٱلْأَرْضُ
yeryüzü
بِمَا
rağmen
رَحُبَتْ
bütün genişliğine
ثُمَّ
nihayet
وَلَّيْتُم
dönmüştünüz
مُّدْبِرِينَ
gerisin geri

Süleyman AteşAndolsun Allah size birçok yerlerde, Huneyn gününde de yardım etmişti. Hani (o gün) çokluğunuz sizi böbürlendirmişti. Fakat size hiçbir yarar da sağlamamıştı. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü başınıza dar gelmişti, nihayet bozularak arkanızı dönmüş(kaçmağa başlamış)tınız

Elmalılı Hamdi Yazırİnkâr kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çokluğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınız

9:26
ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودࣰ ا لَّمۡ تَرَوۡهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡكَٰفِرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنزَلَ
indirdi
ٱللَّهُ
Allah
سَكِينَتَهُۥ
sekinetini
عَلَىٰ
üzerine
رَسُولِهِۦ
Elçisinin
وَعَلَى
ve üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
وَأَنزَلَ
ve indirdi
جُنُودًۭا
askerler
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا
which you did not see
وَعَذَّبَ
ve azab etti
ٱلَّذِينَ
olanlara
كَفَرُوا۟ ۚ
kafirlere
وَذَٰلِكَ
işte budur
جَزَآءُ
cezası
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin

Süleyman AteşSonra Allah, Elçisinin ve mü'minlerin üzerine sekinetini (güven veren rahmetini) indirdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve kafirlere azab etti (onları bozguna uğrattı). İşte kafirlerin cezası budur

Elmalılı Hamdi YazırSonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur

9:27 📚 1
ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
ثُمَّ
sonra
يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
مِنۢ
ardından
بَعْدِ
after
ذَٰلِكَ
bunun
عَلَىٰ
kimsenin
مَن
whom
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Süleyman AteşSonra Allah, bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlayandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırSonra bütün bu olup bitenlerin arkasından Allah, dilediğine tevbe nasib eder. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

9:28 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡمُشۡرِكُونَ نَجَسࣱ فَلَا يَقۡرَبُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ بَعۡدَ عَامِهِمۡ هَٰذَاۚ وَإِنۡ خِفۡتُمۡ عَيۡلَةࣰ فَسَوۡفَ يُغۡنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦٓ إِن شَآءَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْمُشْرِكُونَ
ortak koşanlar
نَجَسٌۭ
pisliktir
فَلَا
artık
يَقْرَبُوا۟
yaklaşmasınlar
ٱلْمَسْجِدَ
Mescid-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'a
بَعْدَ
sonra
عَامِهِمْ
yıllarından
هَـٰذَا ۚ
bu
وَإِنْ
ve eğer
خِفْتُمْ
korkarsanız
عَيْلَةًۭ
yoksulluğa düşmekten
فَسَوْفَ
yakında
يُغْنِيكُمُ
sizi zengin edecektir
ٱللَّهُ
Allah
مِن
kendi lutfundan
فَضْلِهِۦٓ
His Bounty
إِن
eğer
شَآءَ ۚ
dilerse
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hikmet sahibidir

Süleyman AteşEy inananlar, (Allah'a) ortak koşanlar pisliktir, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer (onların hacca gelmemeleri sonucu ekonominiz bozulup) yoksulluğa düşmekten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse yakında sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediğinde lütuf ve ihsanıyla zenginleştirecektir. Allah gerçekten alîmdir, hakîmdir

9:29 📚 16
قَٰتِلُواْ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلۡحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعۡطُواْ ٱلۡجِزۡيَةَ عَن يَدࣲ وَهُمۡ صَٰغِرُونَ
قَـٰتِلُوا۟
savaşın
ٱلَّذِينَ
kimselerle
لَا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَلَا
ve
بِٱلْيَوْمِ
gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَلَا
ve
يُحَرِّمُونَ
haram saymayanlarla
مَا
ne ki
حَرَّمَ
haram kıldı
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi
وَلَا
ve din edinmeyenlerle
يَدِينُونَ
they acknowledge
دِينَ
dini
ٱلْحَقِّ
gerçek
مِنَ
kendilerine
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenlerden
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
حَتَّىٰ
zamana kadar
يُعْطُوا۟
verecekleri
ٱلْجِزْيَةَ
cizye
عَن
elleriyle
يَدٍۢ
willingly
وَهُمْ
onlar
صَـٰغِرُونَ
küçülerek (boyun eğerek)

Süleyman AteşKendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle, küçül(üp boyun eğ)erek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın

9:30
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ عُزَيۡرٌ ٱبۡنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ ٱللَّهِۖ ذَٰلِكَ قَوۡلُهُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡۖ يُضَٰهِـُٔونَ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبۡلُۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُۖ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
وَقَالَتِ
ve dediler ki
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
عُزَيْرٌ
Uzeyr
ٱبْنُ
oğludur
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلنَّصَـٰرَى
Hıristiyanlar
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
ٱبْنُ
oğludur
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
ذَٰلِكَ
bu
قَوْلُهُم
onların sözleridir
بِأَفْوَٰهِهِمْ ۖ
ağızlarıyla (geveledikleri)
يُضَـٰهِـُٔونَ
benzetiyorlar
قَوْلَ
sözlerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inkar edenlerin
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
قَـٰتَلَهُمُ
onları kahretsin
ٱللَّهُ ۚ
Allah
أَنَّىٰ
nasıl da
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar

Süleyman AteşYahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların ağızlariyle geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), önceden inkar etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar

9:31 📚 1
ٱتَّخَذُوٓاْ أَحۡبَارَهُمۡ وَرُهۡبَٰنَهُمۡ أَرۡبَابࣰ ا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسِيحَ ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓاْ إِلَّا لِيَعۡبُدُوٓاْ إِلَٰهࣰ ا وَٰحِدࣰ اۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ سُبۡحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
ٱتَّخَذُوٓا۟
edindiler
أَحْبَارَهُمْ
hahamlarını
وَرُهْبَـٰنَهُمْ
ve rahiplerini
أَرْبَابًۭا
rabler
مِّن
ayrı
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَٱلْمَسِيحَ
ve Mesih'i de
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
وَمَآ
oysa emredilmemişti
أُمِرُوٓا۟
they were commanded
إِلَّا
dışında
لِيَعْبُدُوٓا۟
ibadet etmeleri
إِلَـٰهًۭا
bir ilaha
وَٰحِدًۭا ۖ
tek olan
لَّآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۚ
O'ndan
سُبْحَـٰنَهُۥ
O münezzehtir
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
ortak koştukları

Süleyman AteşHahamlarını ve rahiplerini Allah'tan ayrı rabler edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmişti. O'ndan başka tanrıı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir

9:32 📚 1
يُرِيدُونَ أَن يُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَيَأۡبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ
يُرِيدُونَ
istiyorlar
أَن
söndürmek
يُطْفِـُٔوا۟
extinguish
نُورَ
nurunu
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlariyle
وَيَأْبَى
halbuki istemez
ٱللَّهُ
Allah
إِلَّآ
başkasını
أَن
tamamlamaktan
يُتِمَّ
perfect
نُورَهُۥ
nurunu
وَلَوْ
şayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Süleyman AteşAllah'ın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Halbuki, kafirler hoşlanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister, (bundan başka bir şeye razı olmaz)

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor

9:33 📚 9
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ
هُوَ
O
ٱلَّذِىٓ
ki
أَرْسَلَ
gönderdi
رَسُولَهُۥ
Elçisini
بِٱلْهُدَىٰ
hidayetle
وَدِينِ
ve din ile
ٱلْحَقِّ
hak
لِيُظْهِرَهُۥ
onu çıkarsın diye
عَلَى
üstüne
ٱلدِّينِ
din(ler)in
كُلِّهِۦ
bütün
وَلَوْ
şeayet
كَرِهَ
hoşlanmasa da
ٱلْمُشْرِكُونَ
ortak koşanlar

Süleyman AteşO, Elçisini hidayetle ve hak dinle gönderdi ki (Allah'a) ortak koşanlar hoşlanmasa da o (hak di)ni, bütün din(ler)in üstüne çıkarsın

Elmalılı Hamdi YazırO öyle bir Allah'dır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da

9:34 📚 7
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَحۡبَارِ وَٱلرُّهۡبَانِ لَيَأۡكُلُونَ أَمۡوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۗ وَٱلَّذِينَ يَكۡنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلۡفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inananlar
إِنَّ
şüphesiz
كَثِيرًۭا
birçoğu
مِّنَ
hahamlardan
ٱلْأَحْبَارِ
the rabbis
وَٱلرُّهْبَانِ
ve rahipler(den)
لَيَأْكُلُونَ
yerler
أَمْوَٰلَ
mallarını
ٱلنَّاسِ
insanların
بِٱلْبَـٰطِلِ
haksızlıkla
وَيَصُدُّونَ
ve çevirirler
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱلَّذِينَ
kimseler
يَكْنِزُونَ
yığan
ٱلذَّهَبَ
altın
وَٱلْفِضَّةَ
ve gümüşü
وَلَا
ve
يُنفِقُونَهَا
onları harcamayanlar
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
فَبَشِّرْهُم
işte onlara müjdele
بِعَذَابٍ
bir azabı
أَلِيمٍۢ
acıklı

Süleyman AteşEy inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele

9:35 📚 1
يَوۡمَ يُحۡمَىٰ عَلَيۡهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكۡوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمۡ وَجُنُوبُهُمۡ وَظُهُورُهُمۡۖ هَٰذَا مَا كَنَزۡتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡ فَذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡنِزُونَ
يَوْمَ
O gün
يُحْمَىٰ
kızdırılır
عَلَيْهَا
üzerleri
فِى
içinde
نَارِ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
فَتُكْوَىٰ
dağlanır
بِهَا
bunlarla
جِبَاهُهُمْ
onların alınları
وَجُنُوبُهُمْ
ve yanları
وَظُهُورُهُمْ ۖ
ve sırtları
هَـٰذَا
(işte) budur
مَا
şeyler
كَنَزْتُمْ
yığdıklarınız
لِأَنفُسِكُمْ
nefisleriniz için
فَذُوقُوا۟
o halde tadın
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَكْنِزُونَ
yığıyor(lar)

Süleyman AteşO gün cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır: "İşte nefisleriniz için yığdıklarınız, yığdıklarınızı tadın!" (denilir)

Elmalılı Hamdi YazırO gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek

9:36 📚 8
إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثۡنَا عَشَرَ شَهۡرࣰ ا فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوۡمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ مِنۡهَآ أَرۡبَعَةٌ حُرُمࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُۚ فَلَا تَظۡلِمُواْ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمۡۚ وَقَٰتِلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ كَآفَّةࣰ كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمۡ كَآفَّةࣰۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِنَّ
şüphesiz
عِدَّةَ
sayısı
ٱلشُّهُورِ
ayların
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱثْنَا
(on) iki
عَشَرَ
on (iki)
شَهْرًۭا
aydır
فِى
kitabında
كِتَـٰبِ
(the) ordinance
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَوْمَ
günden beri
خَلَقَ
yarattığı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
مِنْهَآ
bunlardan
أَرْبَعَةٌ
dördü
حُرُمٌۭ ۚ
haram(ay)lardır
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلدِّينُ
din
ٱلْقَيِّمُ ۚ
doğru
فَلَا
zulmetmeyin
تَظْلِمُوا۟
wrong
فِيهِنَّ
(o aylar) içinde
أَنفُسَكُمْ ۚ
kendinize
وَقَـٰتِلُوا۟
ve savaşın
ٱلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanlarla
كَآفَّةًۭ
topyekun
كَمَا
nasıl
يُقَـٰتِلُونَكُمْ
sizinle savaşıyorlarsa
كَآفَّةًۭ ۚ
topyekun
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanlarla

Süleyman AteşGökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram(ay)lardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve (Allah'a) ortak koşanlar nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savaşın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir

9:37 📚 1
إِنَّمَا ٱلنَّسِيٓءُ زِيَادَةࣱ فِي ٱلۡكُفۡرِۖ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُحِلُّونَهُۥ عَامࣰ ا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامࣰ ا لِّيُوَاطِـُٔواْ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّواْ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُۚ زُيِّنَ لَهُمۡ سُوٓءُ أَعۡمَٰلِهِمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلنَّسِىٓءُ
ertelemek
زِيَادَةٌۭ
daha ileri gitmektir
فِى
küfürde
ٱلْكُفْرِ ۖ
the disbelief
يُضَلُّ
saptırılır
بِهِ
onunla
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
يُحِلُّونَهُۥ
onu helal sayarlar
عَامًۭا
bir yıl
وَيُحَرِّمُونَهُۥ
ve haram sayarlar
عَامًۭا
bir yıl
لِّيُوَاطِـُٔوا۟
denk gelsin diye
عِدَّةَ
sayısı
مَا
haram kıldığının
حَرَّمَ
Allah has made unlawful
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَيُحِلُّوا۟
helal yapsınlar
مَا
haram kıldığını
حَرَّمَ
Allah has made unlawful
ٱللَّهُ ۚ
Allah'ın
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لَهُمْ
kendilerine
سُوٓءُ
kötülüğü
أَعْمَـٰلِهِمْ ۗ
yaptıkları işin
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yol göstermez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumuna
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Süleyman Ateş(Haram ayını) Ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler, onunla saptırılır. O(haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldığını helal yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü, kendilerine süslü gösterildi. Allah, kafirler toplumuna yol göstermez

Elmalılı Hamdi YazırO "Nesi'" (denilen bir haram ayı geciktirmek âdeti), olsa olsa küfürde fazlalıktır ki, kâfirler onunla şaşırtılır, onu bir yıl helâl, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allah'ın haram kıldığını helâl kılsınlar. İşte böylece kendilerine kötü işleri güzel gösterildi. Allah da kâfir olan bir kavmi doğru yola iletmez

9:38 📚 9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَا لَكُمۡ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلۡتُمۡ إِلَى ٱلۡأَرۡضِۚ أَرَضِيتُم بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِۚ فَمَا مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَا
ne oldu ki?
لَكُمْ
size
إِذَا
zaman
قِيلَ
dendiği
لَكُمُ
size
ٱنفِرُوا۟
savaşa çıkın
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
ٱثَّاقَلْتُمْ
çakılıp kaldınız
إِلَى
yere
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
أَرَضِيتُم
razı mı oldunuz?
بِٱلْحَيَوٰةِ
hayatına
ٱلدُّنْيَا
dünya
مِنَ
karşılık
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ahirete
فَمَا
ama
مَتَـٰعُ
geçimi
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
ٱلدُّنْيَا
dünya
فِى
göre
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
إِلَّا
pek
قَلِيلٌ
azdır

Süleyman AteşEy inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? ahirettense dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının geçimi, ahiretin yanında pek azdır

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada çıkın." denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir

9:39
إِلَّا تَنفِرُواْ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا وَيَسۡتَبۡدِلۡ قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيۡـࣰٔ اۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ
إِلَّا
eğer
تَنفِرُوا۟
topluca (savaşa) çıkmazsanız
يُعَذِّبْكُمْ
size azabeder
عَذَابًا
bir azapla
أَلِيمًۭا
acıklı
وَيَسْتَبْدِلْ
ve yerinize getirir
قَوْمًا
bir topluluk
غَيْرَكُمْ
sizden başka
وَلَا
O'na zarar veremezsiniz
تَضُرُّوهُ
you can harm Him
شَيْـًۭٔا ۗ
hiçbir
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌ
yapabilendir

Süleyman AteşEğer topluca (savaşa) çıkmazsanız, (Allah) size acı (bir şekilde) azabeder ve yerinize sizden başka bir topluluk getirir, O'na hiçbir zarar veremezsiniz, Allah herşeyi yapabilendir

Elmalılı Hamdi YazırEğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'ın herşeye gücü yeter

9:40 📚 7
إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدۡ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذۡ أَخۡرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ ٱثۡنَيۡنِ إِذۡ هُمَا فِي ٱلۡغَارِ إِذۡ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحۡزَنۡ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَاۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيۡهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودࣲ لَّمۡ تَرَوۡهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلسُّفۡلَىٰۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِيَ ٱلۡعُلۡيَاۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
إِلَّا
eğer
تَنصُرُوهُ
siz ona yardım etmezseniz
فَقَدْ
iyi bilin ki
نَصَرَهُ
ona yardım etmişti
ٱللَّهُ
Allah
إِذْ
hani
أَخْرَجَهُ
(Mekke'den) çıkardıklarında
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
ثَانِىَ
ikincisiydi
ٱثْنَيْنِ
iki kişiden
إِذْ
iken
هُمَا
ikisi
فِى
mağarada
ٱلْغَارِ
the cave
إِذْ
hani
يَقُولُ
diyordu
لِصَـٰحِبِهِۦ
arkadaşına
لَا
üzülme
تَحْزَنْ
grieve
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَنَا ۖ
bizimle beraberdir
فَأَنزَلَ
(İşte o zaman) indirdi
ٱللَّهُ
Allah
سَكِينَتَهُۥ
sekinesini
عَلَيْهِ
onun üzerine
وَأَيَّدَهُۥ
ve onu destekledi
بِجُنُودٍۢ
askerlerle
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا
which you did not see
وَجَعَلَ
ve kıldı
كَلِمَةَ
sözünü
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inanmayan(ların)
ٱلسُّفْلَىٰ ۗ
alçak
وَكَلِمَةُ
ve sözü ise
ٱللَّهِ
Allah'ın
هِىَ
o
ٱلْعُلْيَا ۗ
yüce olandır
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşEğer siz o(Hak elçisi)ne yardım etmezseniz, iyi bilin ki, Allah ona yardım etmişti: Hani yalnız iki kişiden biri olduğu halde, inkar edenler kendisini (Mekke'den) çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına "Üzülme, Allah bizimle beraberdir!"diyordu. (İşte o zaman) Allah (ona yardım etti) onun üzerine sekine(huzur ve güven duygu)sunu indirdi ve onu, sizin görmediğiniz askerlerle destekledi; inanmayanların sözünü alçattı. Yüce olan, yalnız Allah'ın sözüdür. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırEğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir

9:41
ٱنفِرُواْ خِفَافࣰ ا وَثِقَالࣰ ا وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
ٱنفِرُوا۟
savaşa çıkın
خِفَافًۭا
(gerek) hafif olarak
وَثِقَالًۭا
(gerek) ağır olarak
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihad edin
بِأَمْوَٰلِكُمْ
mallarınızla
وَأَنفُسِكُمْ
ve canlarınızla
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
ذَٰلِكُمْ
bu
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Süleyman AteşGerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihadedin. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır

Elmalılı Hamdi YazırEy müminler! İster hafif techizatla, ister ağırlıklı olarak seferber olun ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz böylesi sizin için daha hayırlıdır

9:42
لَوۡ كَانَ عَرَضࣰ ا قَرِيبࣰ ا وَسَفَرࣰ ا قَاصِدࣰ ا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلشُّقَّةُۚ وَسَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسۡتَطَعۡنَا لَخَرَجۡنَا مَعَكُمۡ يُهۡلِكُونَ أَنفُسَهُمۡ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
لَوْ
eğer
كَانَ
olsaydı
عَرَضًۭا
bir menfaat
قَرِيبًۭا
yakın
وَسَفَرًۭا
ve bir yolculuk
قَاصِدًۭا
orta
لَّٱتَّبَعُوكَ
elbette sana tabi olurlardı
وَلَـٰكِنۢ
fakat
بَعُدَتْ
uzak geldi
عَلَيْهِمُ
kendilerine
ٱلشُّقَّةُ ۚ
aşılacak mesafe
وَسَيَحْلِفُونَ
bir de yemin edecekler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَوِ
eğer (diye)
ٱسْتَطَعْنَا
gücümüz yetseydi
لَخَرَجْنَا
çıkardık
مَعَكُمْ
sizinle beraber
يُهْلِكُونَ
mahvediyorlar
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
وَٱللَّهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
biliyor;
إِنَّهُمْ
onların
لَكَـٰذِبُونَ
yalancı olduklarını

Süleyman AteşYakın bir dünya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savaşa katılmayan o münafıklar), elbette sana tabi olurlardı. Fakat güç aşılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gücümüz yetseydi, sizinle beraber çıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Boşuna kendilerini mahvediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor

Elmalılı Hamdi YazırEğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar

9:43 📚 7
عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَتَعۡلَمَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
عَفَا
affetsin
ٱللَّهُ
Allah
عَنكَ
seni
لِمَ
niçin
أَذِنتَ
izin verdin
لَهُمْ
onlara
حَتَّىٰ
kadar
يَتَبَيَّنَ
iyice belli olana
لَكَ
sana
ٱلَّذِينَ
kimseler
صَدَقُوا۟
doğru söyleyen(ler)
وَتَعْلَمَ
ve öğreninceye
ٱلْكَـٰذِبِينَ
yalan söyleyenler

Süleyman AteşAllah seni affetsin; doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalan söyleyenleri bilmezden önce niçin onlara izin verdin

Elmalılı Hamdi YazırAllah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin

9:44
لَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ
لَا
senden izin istemezler
يَسْتَـْٔذِنُكَ
(Would) not ask your permission
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُؤْمِنُونَ
inanan(lar)
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
أَن
cihadetmek için
يُجَـٰهِدُوا۟
they strive
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallariyle
وَأَنفُسِهِمْ ۗ
ve canlariyle
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Süleyman AteşAllah'a ve ahiret gününe inananlar; mallariyle, canlariyle, cihadetmek(ten geri kalmaları) için senden izin istemezler. Allah, korunanları bilir

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi görev bildiklerinden (zaten geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler olduğunu bilir

9:45
إِنَّمَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَٱرۡتَابَتۡ قُلُوبُهُمۡ فَهُمۡ فِي رَيۡبِهِمۡ يَتَرَدَّدُونَ
إِنَّمَا
ancak
يَسْتَـْٔذِنُكَ
senden izin isterler
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَٱرْتَابَتْ
ve kuşkuya düşen
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
فَهُمْ
kendileri
فِى
içinde
رَيْبِهِمْ
şüpheleri
يَتَرَدَّدُونَ
bocalayıp duranlar

Süleyman AteşAncak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya düşmüş ve şüpheleri içinde bocalayıp duranlar, (geri kalmak için) senden izin isterler

Elmalılı Hamdi YazırSenden izin isteyenler, olsa olsa Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar olabilir. Onların kalbleri hep işkillidir. Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar

9:46 📚 1
۞وَلَوۡ أَرَادُواْ ٱلۡخُرُوجَ لَأَعَدُّواْ لَهُۥ عُدَّةࣰ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمۡ فَثَبَّطَهُمۡ وَقِيلَ ٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ
۞ وَلَوْ
ve eğer
أَرَادُوا۟
isteselerdi
ٱلْخُرُوجَ
çıkmak
لَأَعَدُّوا۟
yaparladı
لَهُۥ
onun için
عُدَّةًۭ
bir hazırlık
وَلَـٰكِن
fakat
كَرِهَ
hoşlanmadı
ٱللَّهُ
Allah
ٱنۢبِعَاثَهُمْ
davranışlarından
فَثَبَّطَهُمْ
ve onları durdurdu
وَقِيلَ
ve denildi
ٱقْعُدُوا۟
oturun
مَعَ
beraber
ٱلْقَـٰعِدِينَ
oturanlarla

Süleyman AteşEğer (cihada) çıkmak isteselerdi, onun için bir hazırlık yaparladı. Fakat Allah, onların davranışlarından hoşlanmadığı için onları durdurdu: "Oturan(kadın ve çocuk)larla beraber oturun!" denildi

Elmalılı Hamdi YazırEğer sizinle beraber cihada çıkmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takım hazırlıklar yaparlardı. Fakat Allah davranmalarını istemedi de onları yoldan alıkoydu ve (kendilerine): "oturun oturanlarla beraber" denildi

9:47
لَوۡ خَرَجُواْ فِيكُم مَّا زَادُوكُمۡ إِلَّا خَبَالࣰ ا وَلَأَوۡضَعُواْ خِلَٰلَكُمۡ يَبۡغُونَكُمُ ٱلۡفِتۡنَةَ وَفِيكُمۡ سَمَّٰعُونَ لَهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
لَوْ
eğer
خَرَجُوا۟
çıkmış olsalardı
فِيكُم
sizin içinizde
مَّا
size bir katkıları olmazdı
زَادُوكُمْ
they (would) have increased you
إِلَّا
başka
خَبَالًۭا
bozgunculuktan
وَلَأَوْضَعُوا۟
ve hemen sokulurlardı
خِلَـٰلَكُمْ
aranıza
يَبْغُونَكُمُ
sizi düşürmek için
ٱلْفِتْنَةَ
fitneye
وَفِيكُمْ
ve içinizde de vardı
سَمَّـٰعُونَ
kulak verenler
لَهُمْ ۗ
onlara
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimleri

Süleyman AteşSizin içinizde (sefere) çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı. Sizi birbirinize düşürmek için hemen aranıza sokulurlardı, içinizde de onlara kulak verenler vardı. Allah zalimleri bilir

Elmalılı Hamdi YazırEğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir

9:48
لَقَدِ ٱبۡتَغَوُاْ ٱلۡفِتۡنَةَ مِن قَبۡلُ وَقَلَّبُواْ لَكَ ٱلۡأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَظَهَرَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَهُمۡ كَٰرِهُونَ
لَقَدِ
andolsun ki
ٱبْتَغَوُا۟
istediler
ٱلْفِتْنَةَ
fitne çıkarmak
مِن
önceden de
قَبْلُ
before
وَقَلَّبُوا۟
ve ters çevirdiler
لَكَ
sana
ٱلْأُمُورَ
nice işleri
حَتَّىٰ
nihayet
جَآءَ
geldi
ٱلْحَقُّ
hak
وَظَهَرَ
galebe çaldı
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَهُمْ
ve onlar
كَـٰرِهُونَ
istemedikleri halde

Süleyman Ateş(Onlar) önceden de fitne çıkarmak istediler ve sana nice işleri ters çevirdiler. Nihayet hak geldi, onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galebe çaldı

Elmalılı Hamdi YazırŞurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı

9:49 📚 1
وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ ٱئۡذَن لِّي وَلَا تَفۡتِنِّيٓۚ أَلَا فِي ٱلۡفِتۡنَةِ سَقَطُواْۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةُۢ بِٱلۡكَٰفِرِينَ
وَمِنْهُم
ve içlerinden
مَّن
kimseler
يَقُولُ
derler
ٱئْذَن
izin ver
لِّى
bana
وَلَا
ve
تَفْتِنِّىٓ ۚ
beni fitneye düşürme
أَلَا
iyi bilinki
فِى
onlar zaten fitneye
ٱلْفِتْنَةِ
the trial
سَقَطُوا۟ ۗ
düşmüşlerdir
وَإِنَّ
ve şüphesiz
جَهَنَّمَ
cehennem
لَمُحِيطَةٌۢ
kuşatacaktır
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirleri

Süleyman Ateşİçlerinden öylesi var ki: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" der. İyi bilinki, onlar zaten fitneye düşmüşlerdir. Cehennem de kafirleri kuşatacaktır

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başlarını asıl kendileri derde soktular. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır

9:50
إِن تُصِبۡكَ حَسَنَةࣱ تَسُؤۡهُمۡۖ وَإِن تُصِبۡكَ مُصِيبَةࣱ يَقُولُواْ قَدۡ أَخَذۡنَآ أَمۡرَنَا مِن قَبۡلُ وَيَتَوَلَّواْ وَّهُمۡ فَرِحُونَ
إِن
eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
حَسَنَةٌۭ
bir iyilik
تَسُؤْهُمْ ۖ
onların hoşuna gitmez
وَإِن
ve eğer
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
مُصِيبَةٌۭ
bir kötülük
يَقُولُوا۟
derler
قَدْ
muhakkak
أَخَذْنَآ
biz almıştık
أَمْرَنَا
tedbirimizi
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَيَتَوَلَّوا۟
döner(gider)ler
وَّهُمْ
ve onlar
فَرِحُونَ
sevinirler

Süleyman AteşSana bir iyilik ulaşsa (bu,) onların hoşuna gitmez ve eğer sana bir kötülük ulaşsa: "Biz önceden (sefere katılmamakla) başımızın çaresine bakmışız" derler, sevinerek döner(gider)ler

Elmalılı Hamdi YazırEğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler

9:51 📚 1
قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوۡلَىٰنَاۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
قُل
de ki
لَّن
bize
يُصِيبَنَآ
ulaşmaz
إِلَّا
başkası
مَا
şeyden
كَتَبَ
yazdığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَنَا
bizim için
هُوَ
O'dur
مَوْلَىٰنَا ۚ
bizim sahibimiz
وَعَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
inananlar

Süleyman AteşDe ki: "Allah, bizim için ne yazmış (ne takdir etmiş) ise ancak o, bize ulaşır, bizim sahibimiz O'dur. İnananlar Allah'a dayansınlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Hiçbir zaman bize Allah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler

9:52
قُلۡ هَلۡ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحۡدَى ٱلۡحُسۡنَيَيۡنِۖ وَنَحۡنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمۡ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابࣲ مِّنۡ عِندِهِۦٓ أَوۡ بِأَيۡدِينَاۖ فَتَرَبَّصُوٓاْ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ
قُلْ
de ki
هَلْ
gözetiyor musunuz?
تَرَبَّصُونَ
you await
بِنَآ
bizim için
إِلَّآ
yalnız
إِحْدَى
birini
ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ
iki iyilikten
وَنَحْنُ
ama biz
نَتَرَبَّصُ
gözetiyoruz
بِكُمْ
size
أَن
ulaştırmasını
يُصِيبَكُمُ
Allah will afflict you
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِعَذَابٍۢ
bir azab
مِّنْ
kendi tarafından
عِندِهِۦٓ
[near] Him
أَوْ
veya
بِأَيْدِينَا ۖ
bizim ellerimizle
فَتَرَبَّصُوٓا۟
haydi gözetin
إِنَّا
biz de
مَعَكُم
sizinle beraber
مُّتَرَبِّصُونَ
gözetenleriz

Süleyman AteşDe ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gazilik veya şehidlikten) birini gözetmiyor musunuz? Ama biz, Allah'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab ulaştırmasını gözetiyoruz. Haydi gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Siz bizde iki güzelliğin (Zafer veya şehitliğin) birinden başkasını mı gözetirsiniz? Biz ise size Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz

9:53
قُلۡ أَنفِقُواْ طَوۡعًا أَوۡ كَرۡهࣰ ا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمۡ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ
قُلْ
de ki
أَنفِقُوا۟
sadaka verin
طَوْعًا
gönüllü
أَوْ
veya
كَرْهًۭا
gönülsüz
لَّن
kabul edilmeyecektir
يُتَقَبَّلَ
will be accepted
مِنكُمْ ۖ
sizden
إِنَّكُمْ
çünkü siz
كُنتُمْ
oldunuz
قَوْمًۭا
bir kavim
فَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Süleyman AteşDe ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir kavimsiniz

Elmalılı Hamdi YazırO münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz

9:54 📚 1
وَمَا مَنَعَهُمۡ أَن تُقۡبَلَ مِنۡهُمۡ نَفَقَٰتُهُمۡ إِلَّآ أَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأۡتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمۡ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمۡ كَٰرِهُونَ
وَمَا
ve
مَنَعَهُمْ
engel olan
أَن
kabul edilmesine
تُقْبَلَ
is accepted
مِنْهُمْ
kendilerinden
نَفَقَـٰتُهُمْ
sadakalarının
إِلَّآ
sadece şudur
أَنَّهُمْ
onların
كَفَرُوا۟
inkar etmeleridir
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَبِرَسُولِهِۦ
ve elçisini
وَلَا
ve
يَأْتُونَ
gelmemeleridir
ٱلصَّلَوٰةَ
namaza
إِلَّا
dışında
وَهُمْ
onlar
كُسَالَىٰ
üşene üşene
وَلَا
ve
يُنفِقُونَ
sadaka vermemeleri
إِلَّا
dışında
وَهُمْ
onlar
كَـٰرِهُونَ
istemeye istemeye

Süleyman AteşSadakalarının kabul edilmesine engel olan sadece şudur: Onlar Allah'a ve elçisine karşı nankörlük ettiler; namaza da üşene üşene gelirler ve istemeye istemeye sadaka verirler

Elmalılı Hamdi Yazırİnfakların onlardan kabul olunmamasına sebep, gerçekte Allah'a ve Resulüne inanmamaları, namaza ancak üşene üşene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir

9:55 📚 2
فَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُهُمۡۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
فَلَا
seni imrendirmesin
تُعْجِبْكَ
impress you
أَمْوَٰلُهُمْ
onların malları
وَلَآ
ne de
أَوْلَـٰدُهُمْ ۚ
evladları
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
لِيُعَذِّبَهُم
onlara azabetmeyi
بِهَا
bunlarla
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَتَزْهَقَ
ve çıkmasını
أَنفُسُهُمْ
canlarının
وَهُمْ
ve onlar
كَـٰفِرُونَ
kafir olarak

Süleyman AteşOnların ne malları, ne de evladları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmeyi ve kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor

Elmalılı Hamdi YazırOnların malları da, evlatları da sakın seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah'ın onları dünya hayatında bu gibi şeylerle azaba uğratmasından ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murat etmiş olmasından başka birşey değildir

9:56 📚 1
وَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمۡ لَمِنكُمۡ وَمَا هُم مِّنكُمۡ وَلَٰكِنَّهُمۡ قَوۡمࣱ يَفۡرَقُونَ
وَيَحْلِفُونَ
ve yemin ediyorlar
بِٱللَّهِ
Allah'a
إِنَّهُمْ
muhakkak onlar
لَمِنكُمْ
sizden olduklarına
وَمَا
oysa değiller
هُم
onlar
مِّنكُمْ
sizden
وَلَـٰكِنَّهُمْ
fakat onlar
قَوْمٌۭ
bir topluluktur
يَفْرَقُونَ
korkak

Süleyman AteşSizden olduklarına Allah'a yemin ediyorlar. Oysa onlar sizden değiller, fakat onlar korkak bir topluluktur

Elmalılı Hamdi YazırHiç şüphesiz onlar, sizden olduklarına dair yemin de ederler. Halbuki sizden değildirler. Fakat onlar öyle bir kavimdirler ki, korkudan ödleri patlıyor

9:57
لَوۡ يَجِدُونَ مَلۡجَـًٔا أَوۡ مَغَٰرَٰتٍ أَوۡ مُدَّخَلࣰ ا لَّوَلَّوۡاْ إِلَيۡهِ وَهُمۡ يَجۡمَحُونَ
لَوْ
eğer
يَجِدُونَ
bulsalardı
مَلْجَـًٔا
sığınacak bir yer
أَوْ
yahut
مَغَـٰرَٰتٍ
mağaralar
أَوْ
ya da
مُدَّخَلًۭا
sokulacak bir delik
لَّوَلَّوْا۟
koşarlardı
إِلَيْهِ
oraya doğru
وَهُمْ
ve onlar
يَجْمَحُونَ
hemen

Süleyman AteşEğer (sizden korunmak için) sığınacak bir yer, yahut (barınacak) mağaralar, ya da sokulacak bir delik bulsalardı, hemen oraya doğru koşarlardı

Elmalılı Hamdi YazırEğer sığınacak bir yer veya barınacak mağaralar veyahut girilecek bir delik bulsalardı başlarını diker o tarafa doğru koşarlardı

9:58 📚 2
وَمِنۡهُم مَّن يَلۡمِزُكَ فِي ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنۡ أُعۡطُواْ مِنۡهَا رَضُواْ وَإِن لَّمۡ يُعۡطَوۡاْ مِنۡهَآ إِذَا هُمۡ يَسۡخَطُونَ
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimi de
يَلْمِزُكَ
sana dil uzatır
فِى
hakkında
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakalar
فَإِنْ
eğer
أُعْطُوا۟
kendilerine pay verilse
مِنْهَا
onlardan
رَضُوا۟
hoşlanırlar
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
kendilerine pay verilmezse
يُعْطَوْا۟
they are given
مِنْهَآ
onlardan
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَسْخَطُونَ
kızarlar

Süleyman AteşOnlardan kimi de sadakalar(ın bölüştürülmesi hususun)da sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendilerine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinde (topladığın) sadakalar hakkında sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. Eğer o sadakalardan kendilerine verilmişse hoşnut olurlar, verilmemişse hemen kızarlar

9:59
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ رَضُواْ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُواْ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤۡتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ
وَلَوْ
ve şayet
أَنَّهُمْ
onlar
رَضُوا۟
razı olsalardı
مَآ
şeye
ءَاتَىٰهُمُ
kendilerine verdiğine
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisinin
وَقَالُوا۟
ve deselerdi
حَسْبُنَا
bize yeter
ٱللَّهُ
Allah
سَيُؤْتِينَا
yakında bize verecek
ٱللَّهُ
Allah
مِن
bol lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Elçisi de
إِنَّآ
biz sadece
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
رَٰغِبُونَ
rağbet ederiz

Süleyman Ateş(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi

Elmalılı Hamdi YazırNe olurdu bunlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olsalar da "Bize Allah yeter. Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır" deselerdi

9:60 📚 1
۞إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلۡفُقَرَآءِ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱلۡعَٰمِلِينَ عَلَيۡهَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمۡ وَفِي ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَٰرِمِينَ وَفِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِۖ فَرِيضَةࣰ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
۞ إِنَّمَا
şüphesiz ancak
ٱلصَّدَقَـٰتُ
sadakalar (zekatlar)
لِلْفُقَرَآءِ
fakirlere mahsustur
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
ve düşkünlere
وَٱلْعَـٰمِلِينَ
ve çalışan memurlara
عَلَيْهَا
onlar üzerinde
وَٱلْمُؤَلَّفَةِ
ve ısındırılacak olanlara
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَفِى
ve kölelere
ٱلرِّقَابِ
the (freeing of) the necks
وَٱلْغَـٰرِمِينَ
ve borçlulara
وَفِى
ve yoluna
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَٱبْنِ
ve oğluna (yolcuya)
ٱلسَّبِيلِ ۖ
yol (yolcuya)
فَرِيضَةًۭ
bir farz olarak
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşSadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırSadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefei kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

9:61 📚 1
وَمِنۡهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱلنَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنࣱۚ قُلۡ أُذُنُ خَيۡرࣲ لَّكُمۡ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤۡمِنُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ وَرَحۡمَةࣱ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡۚ وَٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَمِنْهُمُ
içlerinden bazıları
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُؤْذُونَ
incitirler
ٱلنَّبِىَّ
Peygamberi
وَيَقُولُونَ
ve derler
هُوَ
O
أُذُنٌۭ ۚ
bir kulaktır
قُلْ
de ki
أُذُنُ
kulağıdır
خَيْرٍۢ
hayır
لَّكُمْ
sizin için
يُؤْمِنُ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَيُؤْمِنُ
ve inanır
لِلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
وَرَحْمَةٌۭ
ve bir rahmettir
لِّلَّذِينَ
kimseler için
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مِنكُمْ ۚ
sizden
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
يُؤْذُونَ
incitenlere
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَهُمْ
vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Süleyman Ateşİçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, mü'minlere inanır. Sizden inananlar için de (O), bir rahmettir, Allah'ın Elçisini incitenlere acı bir azab vardır

Elmalılı Hamdi YazırYine onların içinde öyleleri vardır ki, Peygamber'i incitiyorlar ve "O her söyleneni dinleyen bir kulaktır." diyorlar. De ki; "Sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a inanır, müminlere inanır, ayrıca sizden iman edenlere de bir rahmettir". Allah'ın Resulünü incitenlere acıklı bir azap vardır

9:62
يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمۡ لِيُرۡضُوكُمۡ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرۡضُوهُ إِن كَانُواْ مُؤۡمِنِينَ
يَحْلِفُونَ
yemin ederler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَكُمْ
size (gelip)
لِيُرْضُوكُمْ
gönlünüzü hoş etmek için
وَٱللَّهُ
ve Allah'ı
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulünü
أَحَقُّ
daha uygundu
أَن
hoşnud etmeleri
يُرْضُوهُ
they should please Him
إِن
halbuki
كَانُوا۟
olsalardı
مُؤْمِنِينَ
inanmış

Süleyman AteşGönlünüzü hoş etmek için size (gelip) Allah'a yemin ederler. Halbuki inanmış olsalardı, Allah'ı ve Resulünü hoşnud etmeleri daha uygundu

Elmalılı Hamdi YazırGönlünüzü hoş etmek için gelir size yemin ederler. Bunlar eğer mümin iseler Allah'ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur

9:63 📚 5
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدࣰ ا فِيهَاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡخِزۡيُ ٱلۡعَظِيمُ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّهُۥ
muhakkak
مَن
kim
يُحَادِدِ
karşı koymağa kalkarsa
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
فَأَنَّ
gerçekten
لَهُۥ
onun için vardır
نَارَ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدًۭا
sürekli kalacağı
فِيهَا ۚ
içinde
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْخِزْىُ
rezillik
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Süleyman AteşBilmediler mi ki kim Allah'a ve Elçisine karşı koymağa kalkarsa onun için sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte, büyük rezillik budur

Elmalılı Hamdi YazırBilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur

9:64
يَحۡذَرُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيۡهِمۡ سُورَةࣱ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِي قُلُوبِهِمۡۚ قُلِ ٱسۡتَهۡزِءُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ مُخۡرِجࣱ مَّا تَحۡذَرُونَ
يَحْذَرُ
çekiniyorlar
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafıklar
أَن
indirileceğinden
تُنَزَّلَ
be revealed
عَلَيْهِمْ
kendileri hakkında
سُورَةٌۭ
bir surenin
تُنَبِّئُهُم
haber verecek
بِمَا
olanı
فِى
içinde
قُلُوبِهِمْ ۚ
kalbleri
قُلِ
de ki
ٱسْتَهْزِءُوٓا۟
siz alay edin
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مُخْرِجٌۭ
ortaya çıkaracaktır
مَّا
şeyi
تَحْذَرُونَ
çekindiğiniz

Süleyman AteşMünafıklar, kendileri hakkında, kalblerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceğinden çekiniyorlar. De ki; "Siz alay edin, Allah çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır

Elmalılı Hamdi YazırMünafıklar, kalblerindekileri bütünüyle haber verecek bir sûrenin tepelerine inmesinden çekinirler. De ki, alay edip durun bakalım, Allah o sizin çekindiğiniz şeyi kesinlikle ortaya çıkaracaktır

9:65 📚 3
وَلَئِن سَأَلۡتَهُمۡ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلۡعَبُۚ قُلۡ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمۡ تَسۡتَهۡزِءُونَ
وَلَئِن
ve eğer
سَأَلْتَهُمْ
onlara sorsan
لَيَقُولُنَّ
derler ki
إِنَّمَا
sadece
كُنَّا
biz
نَخُوضُ
lafa dalmıştık
وَنَلْعَبُ ۚ
ve şakalaşıyorduk
قُلْ
de ki
أَبِٱللَّهِ
Allah ile mi?
وَءَايَـٰتِهِۦ
ve O'nun ayetleriyle
وَرَسُولِهِۦ
ve O'nun Elçisi ile
كُنتُمْ
siz
تَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyordunuz

Süleyman AteşEğer onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk!" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun Elçisi ile mi alay ediyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırEğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz

9:66
لَا تَعۡتَذِرُواْ قَدۡ كَفَرۡتُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡۚ إِن نَّعۡفُ عَن طَآئِفَةࣲ مِّنكُمۡ نُعَذِّبۡ طَآئِفَةَۢ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ
لَا
hiç özür dilemeyin
تَعْتَذِرُوا۟
make excuse
قَدْ
andolsun
كَفَرْتُم
siz inkar ettiniz
بَعْدَ
sonra
إِيمَـٰنِكُمْ ۚ
inandıktan
إِن
eğer
نَّعْفُ
affetsek bile
عَن
bir kısmını
طَآئِفَةٍۢ
a party
مِّنكُمْ
sizden
نُعَذِّبْ
azab edeceğiz
طَآئِفَةًۢ
bir kısmına da
بِأَنَّهُمْ
dolayı
كَانُوا۟
suç işlediklerinden
مُجْرِمِينَ
criminals

Süleyman AteşHiç özür dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suç işlediklerinden dolayı bir kısmına da azab edeceğiz

Elmalılı Hamdi YazırBoşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağız

9:67 📚 2
ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُ بَعۡضُهُم مِّنۢ بَعۡضࣲۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمُنكَرِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَقۡبِضُونَ أَيۡدِيَهُمۡۚ نَسُواْ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمۡۚ إِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafık erkekler
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتُ
ve münafık kadınlar
بَعْضُهُم
onların bir kısmı
مِّنۢ
diğerlerindendir
بَعْضٍۢ ۚ
others
يَأْمُرُونَ
emrederler
بِٱلْمُنكَرِ
kötülüğü
وَيَنْهَوْنَ
ve menederler
عَنِ
iyilikten
ٱلْمَعْرُوفِ
(is) the right
وَيَقْبِضُونَ
ve sıkı tutarlar
أَيْدِيَهُمْ ۚ
ellerini
نَسُوا۟
unuttular
ٱللَّهَ
Allah'ı
فَنَسِيَهُمْ ۗ
O da onları unuttu
إِنَّ
gerçekten
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
Münafıklar
هُمُ
işte onlardır
ٱلْفَـٰسِقُونَ
yoldan çıkanlar

Süleyman AteşMünafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emrederler, iyilikten meneder ve ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular, O da onları unuttu. Münafıklar; işte yoldan çıkanlar onlardır

Elmalılı Hamdi YazırMünafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular da, Allah da onları unuttu. Gerçekten de münafıklar hep fâsık kimselerdir

9:68
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ هِيَ حَسۡبُهُمۡۚ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّقِيمࣱ‏
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
münafık erkeklere
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
ve münafık kadınlara
وَٱلْكُفَّارَ
ve kafirlere
نَارَ
ateşini
جَهَنَّمَ
cehennem
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içinde
هِىَ
O
حَسْبُهُمْ ۚ
onlara yeter
وَلَعَنَهُمُ
ve onları la'netlemiştir
ٱللَّهُ ۖ
Allah
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّقِيمٌۭ
sürekli

Süleyman AteşAllah münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kafirlere içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini va'detmiştir. O, onlara yeter. Allah, onları la'netlemiştir. Onlar için sürekli bir azab vardır

Elmalılı Hamdi YazırAllah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır

9:69
كَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ كَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنكُمۡ قُوَّةࣰ وَأَكۡثَرَ أَمۡوَٰلࣰ ا وَأَوۡلَٰدࣰ ا فَٱسۡتَمۡتَعُواْ بِخَلَٰقِهِمۡ فَٱسۡتَمۡتَعۡتُم بِخَلَٰقِكُمۡ كَمَا ٱسۡتَمۡتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُم بِخَلَٰقِهِمۡ وَخُضۡتُمۡ كَٱلَّذِي خَاضُوٓاْۚ أُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
كَٱلَّذِينَ
gibi
مِن
sizden öncekiler
قَبْلِكُمْ
before you
كَانُوٓا۟
idiler
أَشَدَّ
daha yaman
مِنكُمْ
sizden
قُوَّةًۭ
kuvvetçe
وَأَكْثَرَ
ve daha çok
أَمْوَٰلًۭا
mal
وَأَوْلَـٰدًۭا
ve evladça
فَٱسْتَمْتَعُوا۟
onlar zevklerine baktılar
بِخَلَـٰقِهِمْ
kendi paylarına düşenle
فَٱسْتَمْتَعْتُم
zevkinize baktınız
بِخَلَـٰقِكُمْ
payınıza düşenle
كَمَا
gibi
ٱسْتَمْتَعَ
zevklerine baktıkları
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
sizden öncekilerin
قَبْلِكُم
before you
بِخَلَـٰقِهِمْ
kendi paylarına düşenle
وَخُضْتُمْ
ve siz de daldınız
كَٱلَّذِى
gibi
خَاضُوٓا۟ ۚ
dalanlar
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
حَبِطَتْ
boşa gidenlerdir
أَعْمَـٰلُهُمْ
yaptıkları
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
ve ahirette
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayanlar

Süleyman Ateş(Siz de), sizden öncekiler gibi (yaptınız). Onlar kuvvetçe sizden daha yaman, mal ve evladça sizden daha çok idiler. Onlar, (dünya malından) kendi paylarına düşenle zevklerine baktılar, sizden öncekilerin, (dünyadan) kendi paylarına düşenle zevklerine baktıkları gibi, siz de kendi payınıza düşenle zevkinize baktınız ve (batıla) dalanlar gibi siz de(batıla) daldınız. Onlar, eylemleri, dünya ve ahirette boşa gitmiş kimselerdir ve ziyana uğrayanlar da onlardır

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey münafıklar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler. Dünya nimetlerinden paylarına düşen kadar zevk sürdüler. Sizden öncekiler kısmetlerine düşen kadarıyla nasıl zevk sürmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize düşen kadarıyla zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa dalanlar gibi batağa daldınız. İşte bunların dünyada ve ahirette bütün amelleri heder olup gitti ve işte bunlar hep hüsran içinde kalanlardır

9:70
أَلَمۡ يَأۡتِهِمۡ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ قَوۡمِ نُوحࣲ وَعَادࣲ وَثَمُودَ وَقَوۡمِ إِبۡرَٰهِيمَ وَأَصۡحَٰبِ مَدۡيَنَ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتِۚ أَتَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
أَلَمْ
onlara gelmedi mi?
يَأْتِهِمْ
come to them
نَبَأُ
haberi
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
kendilerinden öncekilerin
قَبْلِهِمْ
(were) before them
قَوْمِ
kavminin
نُوحٍۢ
Nuh
وَعَادٍۢ
ve Ad
وَثَمُودَ
ve Semud
وَقَوْمِ
ve kavminin
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
وَأَصْحَـٰبِ
ve halkının
مَدْيَنَ
Medyen
وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتِ ۚ
ve yerlebir olanların
أَتَتْهُمْ
onlara getirmişti
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ
açık deliller
فَمَا
değildi
كَانَ
was
ٱللَّهُ
Allah
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulmediyor
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Süleyman AteşOnlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve başları üstüne ters dönen şehirlerin haberi gelmedi mi? Elçileri, onlara açık deliller getirmişti (Ama inanmadılar, bundan dolayı Allah'ın gazabına uğradılar). Allah onlara zulmediyor değildi, onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

9:71 📚 6
وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ سَيَرۡحَمُهُمُ ٱللَّهُۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
inanan erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ
ve inanan kadınlar
بَعْضُهُمْ
kimisinin
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍۢ ۚ
kimisi
يَأْمُرُونَ
emrederler
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَيَنْهَوْنَ
ve men'ederler
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَيُقِيمُونَ
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَيُطِيعُونَ
ve ita'at ederler
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
ve Elçisine
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
سَيَرْحَمُهُمُ
onlara rahmet edecektir
ٱللَّهُ ۗ
Alah
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmetsahibidir

Süleyman Ateşİnanan erkekler ve inanan kadınlar, birbirlerinin velisidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men'ederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Elçisine ita'at ederler. İşte onlara Alah rahmet edecektir. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmetsahibidir

Elmalılı Hamdi YazırErkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir

9:72 📚 1
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةࣰ فِي جَنَّٰتِ عَدۡنࣲۚ وَرِضۡوَٰنࣱ مِّنَ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inanan erkeklere
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve inanan kadınlara
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا
içinde
وَمَسَـٰكِنَ
ve meskenler
طَيِّبَةًۭ
güzel
فِى
içinde
جَنَّـٰتِ
cennetleri
عَدْنٍۢ ۚ
Adn
وَرِضْوَٰنٌۭ
ve razı olması
مِّنَ
Allah'ın
ٱللَّهِ
Allah
أَكْبَرُ ۚ
hepsinden büyüktür
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Süleyman AteşAllah inanan erkeklere ve inanan kadınlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler va'detmiştir. Allah'ın (onlardan) razı olması ise hepsinden büyüktür. İşte büyük başarı budur

Elmalılı Hamdi YazırAllah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur

9:73
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ جَٰهِدِ ٱلۡكُفَّارَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱغۡلُظۡ عَلَيۡهِمۡۚ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
جَـٰهِدِ
cihadet
ٱلْكُفَّارَ
kafirlerle
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
ve münafıklarla
وَٱغْلُظْ
ve sert davran
عَلَيْهِمْ ۚ
onlara
وَمَأْوَىٰهُمْ
ve onların varacakları yer
جَهَنَّمُ ۖ
cehennemdir
وَبِئْسَ
ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
bir gidiş yeridir

Süleyman AteşEy peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihadet, onlara sert davran; onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir o

Elmalılı Hamdi YazırEy Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir

9:74 📚 6
يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدۡ قَالُواْ كَلِمَةَ ٱلۡكُفۡرِ وَكَفَرُواْ بَعۡدَ إِسۡلَٰمِهِمۡ وَهَمُّواْ بِمَا لَمۡ يَنَالُواْۚ وَمَا نَقَمُوٓاْ إِلَّآ أَنۡ أَغۡنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضۡلِهِۦۚ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيۡرࣰ ا لَّهُمۡۖ وَإِن يَتَوَلَّوۡاْ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۚ وَمَا لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا نَصِيرࣲ‏
يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
بِٱللَّهِ
Allah'a
مَا
söylemediklerine
قَالُوا۟
(that) they said nothing
وَلَقَدْ
halbuki
قَالُوا۟
söylediler
كَلِمَةَ
(o) sözü
ٱلْكُفْرِ
küfür
وَكَفَرُوا۟
ve inkar ettiler
بَعْدَ
sonra
إِسْلَـٰمِهِمْ
İslam olduktan
وَهَمُّوا۟
ve yeltendiler
بِمَا
bir şeye
لَمْ
başaramadıkları
يَنَالُوا۟ ۚ
they could attain
وَمَا
ve öc almağa kalktılar
نَقَمُوٓا۟
they were resentful
إِلَّآ
sırf
أَنْ
diye
أَغْنَىٰهُمُ
kendilerini zengin etti
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi
مِن
lutfiyle
فَضْلِهِۦ ۚ
His Bounty
فَإِن
eğer
يَتُوبُوا۟
tevbe ederlerse
يَكُ
olur
خَيْرًۭا
daha iyi
لَّهُمْ ۖ
kendileri için
وَإِن
yok eğer
يَتَوَلَّوْا۟
dönerlerse
يُعَذِّبْهُمُ
onlara azabedecektir
ٱللَّهُ
Allah
عَذَابًا
bir azapla
أَلِيمًۭا
acıklı
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ve ahirette
وَمَا
yoktur
لَهُمْ
onların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
velisi
وَلَا
ne de
نَصِيرٍۢ
yardımcısı

Süleyman Ateş(Senin aleyhinde söyledikleri yakışıksız sözleri) söylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler, İslam olduktan sonra inkar ettiler, başaramadıkları bir şeye yeltendiler. Sırf Allah ve Elçisi, Allah'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (şimdi) öc almağa kalktılar. (Allah ve Elçisinin iyiliğine karşı böyle nankörlük ettiler.) Eğer tevbe ederlerse kendileri için daha iyi olur. Yok eğer (inkar yoluna) dönerlerse Allah onlara dünyada da, ahirette de acı bir biçimde azabedecektir. Yeryüzünde onların ne velisi, ne de yardımcısı vardır

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz

9:75
۞وَمِنۡهُم مَّنۡ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنۡ ءَاتَىٰنَا مِن فَضۡلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
۞ وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimileri
عَـٰهَدَ
and içtiler
ٱللَّهَ
Allah'a
لَئِنْ
eğer
ءَاتَىٰنَا
bize verirse
مِن
lutfundan
فَضْلِهِۦ
His bounty
لَنَصَّدَّقَنَّ
elbette sadaka vereceğiz
وَلَنَكُونَنَّ
ve olacağız
مِنَ
yararlı insanlardan
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Süleyman AteşKimileri de: "Eğer Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka vereceğiz ve yararlı insanlardan olacağız!" diye Allah'a and içtiler

Elmalılı Hamdi YazırYine onlardan kimi de Allah'a şöyle ahdetmişlerdi: "Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekâtı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz." diye söz vermişlerdi

9:76 📚 3
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضۡلِهِۦ بَخِلُواْ بِهِۦ وَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعۡرِضُونَ
فَلَمَّآ
ne zaman ki
ءَاتَىٰهُم
onlara verdi
مِّن
lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
بَخِلُوا۟
cimrilik ettiler
بِهِۦ
O'na
وَتَوَلَّوا۟
ve döndüler
وَّهُم
onlar
مُّعْرِضُونَ
yüz çevirerek

Süleyman AteşNe zaman ki Allah lutfundan onlara verdi, O'n(un verdiğin)e cimrilik ettiler ve yüz çevirerek (sözlerinden) döndüler

Elmalılı Hamdi YazırNe zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı

9:77 📚 3
فَأَعۡقَبَهُمۡ نِفَاقࣰ ا فِي قُلُوبِهِمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ يَلۡقَوۡنَهُۥ بِمَآ أَخۡلَفُواْ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُواْ يَكۡذِبُونَ
فَأَعْقَبَهُمْ
sokmuştur
نِفَاقًۭا
iki yüzlülük
فِى
içine
قُلُوبِهِمْ
onların kalblerine
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يَلْقَوْنَهُۥ
kendisiyle karşılaşacakları
بِمَآ
dolayı
أَخْلَفُوا۟
döndüklerinden
ٱللَّهَ
Allah
مَا
nedeniyle
وَعَدُوهُ
verdikleri sözden
وَبِمَا
ve dolayı
كَانُوا۟
olduklarından
يَكْذِبُونَ
yalan söylüyor(lar)

Süleyman AteşKendisine verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalblerine iki yüzlülük sokmuştur

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gününe kadar yüreklerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdi

9:78
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
سِرَّهُمْ
onların sırlarını
وَنَجْوَىٰهُمْ
ve gizli konuşmalarını
وَأَنَّ
ve muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
عَلَّـٰمُ
bilendir
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Süleyman AteşBilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri bilendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi

9:79 📚 1
ٱلَّذِينَ يَلۡمِزُونَ ٱلۡمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ فِي ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهۡدَهُمۡ فَيَسۡخَرُونَ مِنۡهُمۡ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنۡهُمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَلْمِزُونَ
çekiştiren
ٱلْمُطَّوِّعِينَ
gönülden verenleri
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
فِى
hususunda
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakalar
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
لَا
bulamayan(ları)
يَجِدُونَ
find
إِلَّا
yettiğinden başkasını
جُهْدَهُمْ
güçlerinin
فَيَسْخَرُونَ
alay edenler
مِنْهُمْ ۙ
onlarla
سَخِرَ
alay etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهُمْ
onlarla
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Süleyman AteşSadakalar hususunda gönülden veren mü'minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azab vardır

Elmalılı Hamdi YazırMüminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır

9:80 📚 4
ٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لَا تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةࣰ فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
ٱسْتَغْفِرْ
(ister) af dile
لَهُمْ
onlar için
أَوْ
veya
لَا
(ister) dileme
تَسْتَغْفِرْ
ask forgiveness
لَهُمْ
onlar için
إِن
şayet
تَسْتَغْفِرْ
af dilesen
لَهُمْ
onlar için
سَبْعِينَ
yetmiş
مَرَّةًۭ
defa
فَلَن
asla
يَغْفِرَ
affetmez
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ ۚ
onları
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَرَسُولِهِۦ ۗ
ve Elçisini
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
kavmi
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Süleyman AteşOnlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş defa af dilesen, yine Allah onları affetmez. Böyledir, çünkü onlar Allah'ı ve Elçisini tanımadılar; Allah, yoldan çıkan kavmi yola iletmez

Elmalılı Hamdi YazırOnlar için Allah'dan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayı böyledir. Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez

9:81
فَرِحَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ بِمَقۡعَدِهِمۡ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓاْ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُواْ لَا تَنفِرُواْ فِي ٱلۡحَرِّۗ قُلۡ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرࣰّ اۚ لَّوۡ كَانُواْ يَفۡقَهُونَ
فَرِحَ
sevindiler
ٱلْمُخَلَّفُونَ
muhalefet ederek;
بِمَقْعَدِهِمْ
oturup kalmalarına
خِلَـٰفَ
geride kalanlar
رَسُولِ
Peygamberine
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَكَرِهُوٓا۟
ve hoşlanmadılar
أَن
cihadetmekten
يُجَـٰهِدُوا۟
strive
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyle
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyle
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَقَالُوا۟
ve dediler
لَا
sefere çıkmayın
تَنفِرُوا۟
go forth
فِى
sıcakta
ٱلْحَرِّ ۗ
the heat
قُلْ
de ki
نَارُ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennemin
أَشَدُّ
daha
حَرًّۭا ۚ
sıcaktır
لَّوْ
keşke
كَانُوا۟
olsalardı
يَفْقَهُونَ
anlıyor(lar)

Süleyman AteşAllah'ın Elçisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihadetmekten hoşlanmadılar: "Sıcakta sefere çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı

Elmalılı Hamdi YazırSavaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi

9:82
فَلۡيَضۡحَكُواْ قَلِيلࣰ ا وَلۡيَبۡكُواْ كَثِيرࣰ ا جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
فَلْيَضْحَكُوا۟
artık gülsünler
قَلِيلًۭا
az
وَلْيَبْكُوا۟
ve ağlasınlar
كَثِيرًۭا
çok
جَزَآءًۢ
karşılık
بِمَا
şeylere
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)

Süleyman AteşArtık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar

Elmalılı Hamdi YazırKazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar

9:83
فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةࣲ مِّنۡهُمۡ فَٱسۡتَـٔۡذَنُوكَ لِلۡخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخۡرُجُواْ مَعِيَ أَبَدࣰ ا وَلَن تُقَٰتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّاۖ إِنَّكُمۡ رَضِيتُم بِٱلۡقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةࣲ فَٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡخَٰلِفِينَ
فَإِن
eğer
رَّجَعَكَ
seni döndürürse
ٱللَّهُ
Allah
إِلَىٰ
bir topluluğa
طَآئِفَةٍۢ
a group
مِّنْهُمْ
onlardan
فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ
senden izin isterlerse
لِلْخُرُوجِ
çıkmak için
فَقُل
de ki
لَّن
çıkmayacaksınız
تَخْرُجُوا۟
will you come out
مَعِىَ
benimle
أَبَدًۭا
asla
وَلَن
ve asla
تُقَـٰتِلُوا۟
savaşmayacaksınız
مَعِىَ
benimle beraber
عَدُوًّا ۖ
düşmanla
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
رَضِيتُم
razı olmuştunuz
بِٱلْقُعُودِ
oturmağa
أَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍۢ
önce
فَٱقْعُدُوا۟
öyle ise oturun
مَعَ
beraber
ٱلْخَـٰلِفِينَ
geri kalanlarla

Süleyman AteşEğer Allah, seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (onlar savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse "Asla benimle çıkmayacaksınız, benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız. Siz ilk önce oturmağa razı olmuştunuz. Öyle ise geri kalanlarla beraber oturun!"de

Elmalılı Hamdi YazırEğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın

9:84 📚 4
وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدࣲ مِّنۡهُم مَّاتَ أَبَدࣰ ا وَلَا تَقُمۡ عَلَىٰ قَبۡرِهِۦٓۖ إِنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُواْ وَهُمۡ فَٰسِقُونَ
وَلَا
ve
تُصَلِّ
namaz kılma
عَلَىٰٓ
üzerine
أَحَدٍۢ
birinin
مِّنْهُم
onlardan
مَّاتَ
ölen
أَبَدًۭا
asla
وَلَا
ve
تَقُمْ
durma
عَلَىٰ
başında
قَبْرِهِۦٓ ۖ
onun kabri
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'ı
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisini
وَمَاتُوا۟
ve öldüler
وَهُمْ
onlar
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmış olarak

Süleyman AteşVe Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Elçisini tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler

Elmalılı Hamdi YazırVe onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler

9:85 📚 1
وَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَأَوۡلَٰدُهُمۡۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِي ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
وَلَا
ve
تُعْجِبْكَ
seni imrendirmesin
أَمْوَٰلُهُمْ
onların malları
وَأَوْلَـٰدُهُمْ ۚ
ve evladları
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
أَن
onlara azabetmeyi
يُعَذِّبَهُم
punish them
بِهَا
bunlarla
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَتَزْهَقَ
ve çıkmasını
أَنفُسُهُمْ
canlarının
وَهُمْ
onlar
كَـٰفِرُونَ
kafir olarak

Süleyman AteşOnların malları ve evladları seni imrendirmesin; Allah onlara dünyada, bunlarla azabetmeyi ve kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor

Elmalılı Hamdi YazırOnların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları dünyada bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murad ediyor, başka değil

9:86
وَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ أَنۡ ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ ٱسۡتَـٔۡذَنَكَ أُوْلُواْ ٱلطَّوۡلِ مِنۡهُمۡ وَقَالُواْ ذَرۡنَا نَكُن مَّعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ
وَإِذَآ
zaman
أُنزِلَتْ
indirildiği
سُورَةٌ
bir sure
أَنْ
diye
ءَامِنُوا۟
inanın
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihadedin
مَعَ
beraber
رَسُولِهِ
Elçisiyle
ٱسْتَـْٔذَنَكَ
senden izin istediler
أُو۟لُوا۟
sahibi olanlar
ٱلطَّوْلِ
servet
مِنْهُمْ
içlerinden
وَقَالُوا۟
ve dediler
ذَرْنَا
bizi bırak
نَكُن
olalım
مَّعَ
beraber
ٱلْقَـٰعِدِينَ
oturanlarla

Süleyman AteşAllah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin! diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler

9:87 📚 2
رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ ٱلۡخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَفۡقَهُونَ
رَضُوا۟
razı oldular
بِأَن
olmaya
يَكُونُوا۟
be
مَعَ
beraber
ٱلْخَوَالِفِ
geride kalan kadınlarla
وَطُبِعَ
ve mühürlendi
عَلَىٰ
üzeri
قُلُوبِهِمْ
kalbleri
فَهُمْ
artık onlar
لَا
anlamazlar
يَفْقَهُونَ
understand

Süleyman AteşGeride kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular, kalbleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar

9:88
لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ جَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلۡخَيۡرَٰتُۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
لَـٰكِنِ
fakat
ٱلرَّسُولُ
Elçi
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَعَهُۥ
onunla beraber
جَـٰهَدُوا۟
cihadettiler
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyla
وَأَنفُسِهِمْ ۚ
ve canlarıyla
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمُ
onlarındır
ٱلْخَيْرَٰتُ ۖ
bütün hayırlar
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenler

Süleyman AteşFakat Elçi ve onunla beraber inananlar, mallariyle, canlariyle cihadettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve işte başarıya erenler onlardır

Elmalılı Hamdi YazırFakat Peygamber ve onunla beraber olan müminler mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır. Murada erenler de işte onlardır

9:89
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُمْ
onlar için
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içlerinde
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Süleyman AteşAllah, onlar için altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük başarı budur

Elmalılı Hamdi YazırAllah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur

9:90
وَجَآءَ ٱلۡمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ لِيُؤۡذَنَ لَهُمۡ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥۚ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
وَجَآءَ
ve geldiler
ٱلْمُعَذِّرُونَ
özür bahane eden
مِنَ
bedevi Araplar
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
لِيُؤْذَنَ
izin verilmesi için
لَهُمْ
kendilerine
وَقَعَدَ
ve oturdular
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَبُوا۟
yalan söyleyen(ler)
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ ۚ
ve Elçisine
سَيُصِيبُ
erişecektir
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مِنْهُمْ
onlardan
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Süleyman AteşÖzür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erişecektir

Elmalılı Hamdi YazırBedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir

9:91 📚 5
لَّيۡسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرۡضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُواْ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦۚ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡسِنِينَ مِن سَبِيلࣲۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَّيْسَ
yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلضُّعَفَآءِ
zayıflar
وَلَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلْمَرْضَىٰ
hastalar
وَلَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
bulamayan(lar)
يَجِدُونَ
they find
مَا
bir şey
يُنفِقُونَ
harcayacak
حَرَجٌ
bir günah
إِذَا
takdirde
نَصَحُوا۟
öğüt verdikleri
لِلَّهِ
Allah için
وَرَسُولِهِۦ ۚ
ve Elçisi için
مَا
yoktur
عَلَى
aleyhine
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlerin
مِن
hiçbir
سَبِيلٍۢ ۚ
yol
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Süleyman AteşZayıflara, hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara, Allah ve Elçisi için öğüt verdikleri takdirde (sefere katılmamalarından ötürü) bir günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmazlar). Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah ve Resulü adına nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara, ne hastalara, ne de verecek birşey bulamayan yoksullara savaştan kalmaktan dolayı bir günah yoktur. İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahîmdir

9:92 📚 13
وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوۡكَ لِتَحۡمِلَهُمۡ قُلۡتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحۡمِلُكُمۡ عَلَيۡهِ تَوَلَّواْ وَّأَعۡيُنُهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُواْ مَا يُنفِقُونَ
وَلَا
ve yoktur (sorumluluk)
عَلَى
kimselere
ٱلَّذِينَ
those who
إِذَا
zaman
مَآ
sana geldikleri
أَتَوْكَ
they came to you
لِتَحْمِلَهُمْ
binek için
قُلْتَ
sen deyince
لَآ
bulamıyorum
أَجِدُ
I find
مَآ
bir şey
أَحْمِلُكُمْ
sizi bindirecek
عَلَيْهِ
üzerine
تَوَلَّوا۟
dönen
وَّأَعْيُنُهُمْ
ve gözlerinden
تَفِيضُ
akarak
مِنَ
yaş
ٱلدَّمْعِ
(with) the tears
حَزَنًا
üzüntüden
أَلَّا
dolayı
يَجِدُوا۟
bulamadıklarından
مَا
bir şey
يُنفِقُونَ
infak edecek

Süleyman AteşKendilerini (binek sağlayıp) bindirmen için sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak dönen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar)

Elmalılı Hamdi YazırKendilerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüllü olarak sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek birşey bulamıyorum." dediğin zaman, bu uğurda harcayacakları birşey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözlerinden yaş döke döke geri dönüp gidenlere de bir günah yoktur

9:93 📚 2
۞إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسۡتَـٔۡذِنُونَكَ وَهُمۡ أَغۡنِيَآءُۚ رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ ٱلۡخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
۞ إِنَّمَا
ancak
ٱلسَّبِيلُ
(kınanmasına) yol vardır
عَلَى
kimselerin
ٱلَّذِينَ
those who
يَسْتَـْٔذِنُونَكَ
senden izin isteyen
وَهُمْ
onlar
أَغْنِيَآءُ ۚ
zengin oldukları halde
رَضُوا۟
onlar razı oldular
بِأَن
olmağa
يَكُونُوا۟
be
مَعَ
beraber
ٱلْخَوَالِفِ
geri kalan kadınlarla
وَطَبَعَ
ve mühürledi
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
onların kalbleri
فَهُمْ
artık onlar
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Süleyman AteşAncak şu kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak için) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi; artık onlar bilmezler

Elmalılı Hamdi YazırKınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezler

9:94 📚 1
يَعۡتَذِرُونَ إِلَيۡكُمۡ إِذَا رَجَعۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡۚ قُل لَّا تَعۡتَذِرُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكُمۡ قَدۡ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنۡ أَخۡبَارِكُمۡۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
يَعْتَذِرُونَ
özür dilerler
إِلَيْكُمْ
sizden
إِذَا
zaman
رَجَعْتُمْ
geri dönüp geldiğiniz
إِلَيْهِمْ ۚ
onların yanına
قُل
de ki
لَّا
hiç
تَعْتَذِرُوا۟
özür dilemeyin
لَن
asla
نُّؤْمِنَ
inanmayız
لَكُمْ
size
قَدْ
muhakkak
نَبَّأَنَا
bize bildirdi
ٱللَّهُ
Allah
مِنْ
sizin haberlerinizi
أَخْبَارِكُمْ ۚ
your news
وَسَيَرَى
ve görecektir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَلَكُمْ
yaptığınızı
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi de
ثُمَّ
sonra
تُرَدُّونَ
döndürüleceksiniz
إِلَىٰ
bilene
عَـٰلِمِ
(the) Knower
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecek
بِمَا
ne
كُنتُمْ
varsa
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Süleyman Ateş(Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allah da görecek, Elçiside. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek

Elmalılı Hamdi YazırSavaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektir

9:95 📚 4
سَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمۡ إِذَا ٱنقَلَبۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡ لِتُعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ فَأَعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ إِنَّهُمۡ رِجۡسࣱۖ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
سَيَحْلِفُونَ
yemin edecekler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَكُمْ
siz
إِذَا
zaman
ٱنقَلَبْتُمْ
yanlarına geldiğiniz
إِلَيْهِمْ
onların
لِتُعْرِضُوا۟
vazgeçmeniz için
عَنْهُمْ ۖ
kendilerinden
فَأَعْرِضُوا۟
vazgeçin
عَنْهُمْ ۖ
onlardan
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
رِجْسٌۭ ۖ
murdardır
وَمَأْوَىٰهُمْ
ve varacakları yer
جَهَنَّمُ
cehennemdir
جَزَآءًۢ
cezası olarak
بِمَا
şeylerin
كَانُوا۟
kazandıkları
يَكْسِبُونَ
earn

Süleyman AteşSiz yanlarına geldiğiniz zaman kendilerinden vazgeçesiniz diye Allah'a yemin edecekler. Onlardan vazgeçin, çünkü onlar murdardır. Kazandıkları işlerin cezası olarak varacakları yer de cehennemdir

Elmalılı Hamdi YazırDönüp de yanlarına geldiğinizde kendilerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdar kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak nihayet varacakları yer cehennemdir

9:96 📚 1
يَحۡلِفُونَ لَكُمۡ لِتَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡۖ فَإِن تَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرۡضَىٰ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
لَكُمْ
size
لِتَرْضَوْا۟
razı olmanız için
عَنْهُمْ ۖ
kendilerinden
فَإِن
eğer
تَرْضَوْا۟
siz razı olsanız bile
عَنْهُمْ
onlardan
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
razı olmaz
يَرْضَىٰ
(is) not pleased
عَنِ
topluluktan
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Süleyman AteşSize yemin ediyorlar ki kendilerinden razı olasınız. Siz onlardan razı olsanız bile Allah, yoldan çıkan topluluktan razı olmaz

Elmalılı Hamdi YazırKendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Eğer siz onlardan razı olursanız, şunu bilin ki Allah, o fasıklar güruhundan kesinlikle razı olmaz

9:97
ٱلۡأَعۡرَابُ أَشَدُّ كُفۡرࣰ ا وَنِفَاقࣰ ا وَأَجۡدَرُ أَلَّا يَعۡلَمُواْ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
ٱلْأَعْرَابُ
bedevi Araplar
أَشَدُّ
daha yamandır
كُفْرًۭا
küfürde
وَنِفَاقًۭا
ve iki yüzlülükte
وَأَجْدَرُ
ve daha müsaittirler
أَلَّا
tanımamaya
يَعْلَمُوا۟
they know
حُدُودَ
sınırlarını
مَآ
şeylerin
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
Elçisine
رَسُولِهِۦ ۗ
His Messenger
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşBedevi Araplar, küfür ve iki yüzlülükçe daha yaman ve Allah'ın, Elçisine indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamağa daha müsaittirler. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırBedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah'ın, Resulüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alîmdir, hakîmdir

9:98
وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغۡرَمࣰ ا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَۚ عَلَيۡهِمۡ دَآئِرَةُ ٱلسَّوۡءِۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏
وَمِنَ
ve
ٱلْأَعْرَابِ
bedevi Araplardan
مَن
kimi var ki
يَتَّخِذُ
sayar
مَا
şeyi
يُنفِقُ
verdiği
مَغْرَمًۭا
angarya
وَيَتَرَبَّصُ
ve gözetler
بِكُمُ
size
ٱلدَّوَآئِرَ ۚ
belalar gelmesini
عَلَيْهِمْ
onların
دَآئِرَةُ
bela başına gelsin
ٱلسَّوْءِ ۗ
kötü
وَٱللَّهُ
Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Süleyman AteşBedevi Araplardan kimi var ki, verdiğini angarya sayar ve sizin başınıza belalar gelmesini gözetler. Kötü bela onların başına gelsin. Allah işitendir, bilendir

Elmalılı Hamdi YazırBedevilerden kimi de var ki, verdiğini angarya sayar ve sizin üzerinize belalar gelmesini bekler. O çirkin belalar kendi başlarına olsun! Allah herşeyi işitendir, bilendir

9:99
وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِۚ أَلَآ إِنَّهَا قُرۡبَةࣱ لَّهُمۡۚ سَيُدۡخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِي رَحۡمَتِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَمِنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
مَن
kimi de var ki
يُؤْمِنُ
inanır
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَيَتَّخِذُ
ve vesile sayar
مَا
şeyi
يُنفِقُ
verdiği
قُرُبَـٰتٍ
yakınlaşmaya
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
وَصَلَوَٰتِ
ve du'alarını almaya
ٱلرَّسُولِ ۚ
Elçinin
أَلَآ
iyi bilin ki
إِنَّهَا
gerçekten o
قُرْبَةٌۭ
yakınlık vesilesidir
لَّهُمْ ۚ
kendileri için
سَيُدْخِلُهُمُ
onları sokacaktır
ٱللَّهُ
Allah
فِى
içine
رَحْمَتِهِۦٓ ۗ
rahmetinin
إِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Süleyman AteşBedevi Araplardan kimi de var ki Allah'a ve ahiret gününe inanır, verdiğini Allah'a yakın dereceler kazanmağa ve Elçinin du'alarını almağa vesile sayar. Gerçekten o (verdikleri) kendileri için yakın dereceler(e vesile)dir. Allah onları rahmetinin içine sokacaktır. Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırYine bedevilerden kimi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklara ve Peygamber'in dualarını almaya vesile sayar. Gerçekten de bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti içine koyacaktır. Şüphesizki, Allah bağışlayıcıdır ve rahmet edicidir

9:100 📚 2
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلۡأَوَّلُونَ مِنَ ٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحۡسَٰنࣲ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي تَحۡتَهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
وَٱلسَّـٰبِقُونَ
öne geçenlerden
ٱلْأَوَّلُونَ
ilk olanlar
مِنَ
Muhacirlerden
ٱلْمُهَـٰجِرِينَ
the emigrants
وَٱلْأَنصَارِ
ve Ensardan
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ٱتَّبَعُوهُم
ona tabi olan(lar)
بِإِحْسَـٰنٍۢ
güzelce
رَّضِىَ
razı olmuştur
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُ
O'ndan
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlara
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
تَحْتَهَا
altlarından
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۚ
ebedi
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
kurtuluş
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Süleyman AteşMuhacirlerden ve Ensardan (İslam'a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar... Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. (Allah) onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur

Elmalılı Hamdi YazırMuhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur

9:101 📚 1
وَمِمَّنۡ حَوۡلَكُم مِّنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مُنَٰفِقُونَۖ وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡمَدِينَةِ مَرَدُواْ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعۡلَمُهُمۡۖ نَحۡنُ نَعۡلَمُهُمۡۚ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيۡنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمࣲ‏
وَمِمَّنْ
ve vardır
حَوْلَكُم
çevrenizdeki
مِّنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
مُنَـٰفِقُونَ ۖ
münafıklar
وَمِنْ
ve
أَهْلِ
halkından
ٱلْمَدِينَةِ ۖ
Medine
مَرَدُوا۟
iyice alışmış
عَلَى
iki yüzlülüğe
ٱلنِّفَاقِ
the hypocrisy
لَا
sen onları bilmezsin
تَعْلَمُهُمْ ۖ
you know them
نَحْنُ
biz
نَعْلَمُهُمْ ۚ
onları biliriz
سَنُعَذِّبُهُم
onlara azabedeceğiz
مَّرَّتَيْنِ
iki kere
ثُمَّ
sonra da
يُرَدُّونَ
onlar itileceklerdir
إِلَىٰ
azaba
عَذَابٍ
a punishment
عَظِيمٍۢ
büyük

Süleyman AteşÇevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yüzlülüğe iyice alışmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azabedeceğiz, sonra da onlar, büyük azaba itileceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırHem çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var, hem de Medine halkından münafıklıkta ısrar edenler var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler

9:102 📚 1
وَءَاخَرُونَ ٱعۡتَرَفُواْ بِذُنُوبِهِمۡ خَلَطُواْ عَمَلࣰ ا صَٰلِحࣰ ا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
وَءَاخَرُونَ
ve başka bir kısmı da
ٱعْتَرَفُوا۟
itiraf ettiler
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarını
خَلَطُوا۟
birbirine karıştırdılar
عَمَلًۭا
ameli
صَـٰلِحًۭا
iyi
وَءَاخَرَ
diğer
سَيِّئًا
kötüsüyle
عَسَى
belki
ٱللَّهُ
Allah
أَن
tevbesini kabul eder
يَتُوبَ
will turn (in mercy)
عَلَيْهِمْ ۚ
onların
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir

Süleyman AteşBaşka bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah, onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir

9:103 📚 7
خُذۡ مِنۡ أَمۡوَٰلِهِمۡ صَدَقَةࣰ تُطَهِّرُهُمۡ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنࣱ لَّهُمۡۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
خُذْ
al
مِنْ
onların mallarından
أَمْوَٰلِهِمْ
their wealth
صَدَقَةًۭ
bir sadaka
تُطَهِّرُهُمْ
kendilerini temizleyeceğin
وَتُزَكِّيهِم
ve yücelteceğin
بِهَا
onunla
وَصَلِّ
ve du'a et
عَلَيْهِمْ ۖ
onlara
إِنَّ
çünkü
صَلَوٰتَكَ
senin du'an
سَكَنٌۭ
huzur verir
لَّهُمْ ۗ
onlara
وَٱللَّهُ
ve Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌ
bilendir

Süleyman AteşOnların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, yücelteceğin bir sadaka al ve onlara du'a et; çünkü senin du'an, onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir

Elmalılı Hamdi YazırOnların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklarında hayır dua et. Çünkü senin duan kalblerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir

9:104 📚 2
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَأۡخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
أَلَمْ
bilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟
they know
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'tır
هُوَ
O
يَقْبَلُ
kabul eden
ٱلتَّوْبَةَ
tevbeyi
عَنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ
His slaves
وَيَأْخُذُ
ve alan
ٱلصَّدَقَـٰتِ
sadakaları
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul edendir
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir

Süleyman AteşBilmediler mi ki, kullarından tevbeyi kabul eden, sadakaları alan Allah'tır. Ve Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırOnlar bilmiyorlar mı ki, Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları da alır. Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir

9:105 📚 1
وَقُلِ ٱعۡمَلُواْ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۖ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَقُلِ
ve de ki
ٱعْمَلُوا۟
yapın (yapacağınızı)
فَسَيَرَى
görecek
ٱللَّهُ
Allah
عَمَلَكُمْ
yaptığınız işleri
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi de
وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۖ
ve mü'minler de
وَسَتُرَدُّونَ
sonra döndürüleceksiniz
إِلَىٰ
bilene
عَـٰلِمِ
(the) Knower
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecek
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Süleyman AteşDe ki: "Yapın (yapacağınızı); yaptığınız işleri Allah da görecek Elçisi de, mü'minler de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilen(Allah)a döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı bir bir haber verecek

Elmalılı Hamdi YazırVe de ki; "Çalışın! Yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de müminler görecektir. Sonra da gizliyi ve açığı bilen Allah'ın huzuruna iletileceksiniz. İşte o zaman, neler yaptığınızı size O bildirecektir

9:106 📚 1
وَءَاخَرُونَ مُرۡجَوۡنَ لِأَمۡرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمۡ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيۡهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
وَءَاخَرُونَ
ve başkaları da var ki
مُرْجَوْنَ
bırakılmışlardır
لِأَمْرِ
emrine
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِمَّا
ya
يُعَذِّبُهُمْ
onlara azabeder
وَإِمَّا
ya da
يَتُوبُ
affeder
عَلَيْهِمْ ۗ
onları
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşBaşka bir takımları da var ki Allah'ın emrine bırakılmışlardır. (Allah) ya onlara azabeder, ya da onları affeder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırSavaşa katılmayanlardan diğer bir kısmının affı da Allah'ın emrini beklemek için geri bırakılmıştır. Ya kendilerini cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir, hakîmdir

9:107
وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مَسۡجِدࣰ ا ضِرَارࣰ ا وَكُفۡرࣰ ا وَتَفۡرِيقَۢا بَيۡنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَإِرۡصَادࣰ ا لِّمَنۡ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبۡلُۚ وَلَيَحۡلِفُنَّ إِنۡ أَرَدۡنَآ إِلَّا ٱلۡحُسۡنَىٰۖ وَٱللَّهُ يَشۡهَدُ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
وَٱلَّذِينَ
edinenler var
ٱتَّخَذُوا۟
take
مَسْجِدًۭا
bir mescid
ضِرَارًۭا
zarar vermek (için)
وَكُفْرًۭا
ve nankörlük etmek (için)
وَتَفْرِيقًۢا
ve ayrılık sokmak (için)
بَيْنَ
arasını
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
وَإِرْصَادًۭا
ve gözetlemek (için)
لِّمَنْ
kimseyi
حَارَبَ
savaşan
ٱللَّهَ
Allah
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisiyle
مِن
önceden
قَبْلُ ۚ
before
وَلَيَحْلِفُنَّ
ve yemin edecekler
إِنْ
biz istemedik
أَرَدْنَآ
we wish
إِلَّا
başkasını
ٱلْحُسْنَىٰ ۖ
iyilik(ten)
وَٱللَّهُ
oysa Allah
يَشْهَدُ
şahidtir
إِنَّهُمْ
onların
لَكَـٰذِبُونَ
yalan söylediklerine

Süleyman Ateş(Seferden geri kalanlar arasında) Zarar vermek, nankörlük etmek, mü'minlerin arasını açmak ve önceden Allah ve Elçisiyle savaşmış olan(adamın gelmesin)i gözetlemek için bir mescid yapanlar da var. "İyilikten başka bir niyetimiz yoktu" diye de yemin edecekler. Oysa Allah onların yalan söylediklerine şahidtir

Elmalılı Hamdi YazırBir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir

9:108 📚 6
لَا تَقُمۡ فِيهِ أَبَدࣰ اۚ لَّمَسۡجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقۡوَىٰ مِنۡ أَوَّلِ يَوۡمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِۚ فِيهِ رِجَالࣱ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُطَّهِّرِينَ
لَا
namaza durma
تَقُمْ
stand
فِيهِ
orada
أَبَدًۭا ۚ
asla
لَّمَسْجِدٌ
mescid (ise)
أُسِّسَ
kurulan
عَلَى
üzere
ٱلتَّقْوَىٰ
takva
مِنْ
ilk
أَوَّلِ
(the) first
يَوْمٍ
günden
أَحَقُّ
elbette daha uygundur
أَن
(namaza) durmana
تَقُومَ
you stand
فِيهِ ۚ
içinde
فِيهِ
onda vardır
رِجَالٌۭ
erkekler
يُحِبُّونَ
seven
أَن
temizlenmeyi
يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ
purify themselves
وَٱللَّهُ
ve Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُطَّهِّرِينَ
temizlenenleri

Süleyman AteşOrada asla namaza durma, ta ilk günden takva üzere kurulan mescid, elbette içinde namaza durmana daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever

Elmalılı Hamdi YazırO mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever

9:109 📚 1
أَفَمَنۡ أَسَّسَ بُنۡيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقۡوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٍ خَيۡرٌ أَم مَّنۡ أَسَّسَ بُنۡيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارࣲ فَٱنۡهَارَ بِهِۦ فِي نَارِ جَهَنَّمَۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
أَفَمَنْ
kimse mi?
أَسَّسَ
kuran
بُنْيَـٰنَهُۥ
yapısını
عَلَىٰ
üzerine
تَقْوَىٰ
korku
مِنَ
Allah'tan
ٱللَّهِ
Allah
وَرِضْوَٰنٍ
ve rıza
خَيْرٌ
hayırlıdır
أَم
yoksa
مَّنْ
kimse mi?
أَسَّسَ
kuran
بُنْيَـٰنَهُۥ
yapısını
عَلَىٰ
kenarına
شَفَا
edge
جُرُفٍ
bir uçurum
هَارٍۢ
çökecek
فَٱنْهَارَ
ve yuvarlanan
بِهِۦ
onunla birlikte
فِى
ateşine
نَارِ
(the) Fire
جَهَنَّمَ ۗ
cehennem
وَٱللَّهُ
ve Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğunu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Süleyman AteşYapısını, Allah'tan korku ve rıza üzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını bir yarın kenarına kurup onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez

Elmalılı Hamdi YazırO halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı? Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez

9:110
لَا يَزَالُ بُنۡيَٰنُهُمُ ٱلَّذِي بَنَوۡاْ رِيبَةࣰ فِي قُلُوبِهِمۡ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
لَا
ileri gitmez
يَزَالُ
(will) cease
بُنْيَـٰنُهُمُ
binaları
ٱلَّذِى
inşa ettikleri
بَنَوْا۟
they built
رِيبَةًۭ
bir kuşku olmaktan
فِى
yüreklerinde
قُلُوبِهِمْ
their hearts
إِلَّآ
dışında
أَن
parçalanması
تَقَطَّعَ
(are) cut into pieces
قُلُوبُهُمْ ۗ
kalbleri
وَٱللَّهُ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşYaptıkları bina, kalbleri parçalanıncaya dek yüreklerinde bir kuşku olarak kalacaktır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırOnların kurmuş oldukları bu türlü binalar, kalpleri parça parça olmadıkça, kalblerinde bir nifak düğümü olup kalacaktır. Allah, alîmdir, hakîmdir

9:111 📚 6
۞إِنَّ ٱللَّهَ ٱشۡتَرَىٰ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَنفُسَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلۡجَنَّةَۚ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقۡتُلُونَ وَيُقۡتَلُونَۖ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقࣰّ ا فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ وَٱلۡقُرۡءَانِۚ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِۚ فَٱسۡتَبۡشِرُواْ بِبَيۡعِكُمُ ٱلَّذِي بَايَعۡتُم بِهِۦۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
ٱشْتَرَىٰ
satın almıştır
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
أَنفُسَهُمْ
canlarını
وَأَمْوَٰلَهُم
ve mallarını
بِأَنَّ
kendilerinin olmak üzere
لَهُمُ
for them
ٱلْجَنَّةَ ۚ
cennet
يُقَـٰتِلُونَ
savaşırlar
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
فَيَقْتُلُونَ
öldürürler
وَيُقْتَلُونَ ۖ
ve öldürülürler
وَعْدًا
bir sözdür
عَلَيْهِ
üstlendiği
حَقًّۭا
gerçek
فِى
Tevrat'ta
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَٱلْإِنجِيلِ
ve İncil'de
وَٱلْقُرْءَانِ ۚ
ve Kur'an'da
وَمَنْ
ve kim
أَوْفَىٰ
daha çok durabilir
بِعَهْدِهِۦ
sözünde
مِنَ
Allah'tan
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَٱسْتَبْشِرُوا۟
o halde sevinin
بِبَيْعِكُمُ
alışverişinizden
ٱلَّذِى
yaptığınız
بَايَعْتُم
you have contracted
بِهِۦ ۚ
O'nunla
وَذَٰلِكَ
ve işte
هُوَ
o
ٱلْفَوْزُ
başarıdır
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Süleyman AteşAllah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır

Elmalılı Hamdi YazırAllah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur

9:112
ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلۡعَٰبِدُونَ ٱلۡحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلۡأٓمِرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
ٱلتَّـٰٓئِبُونَ
tevbe edenler
ٱلْعَـٰبِدُونَ
ibadet edenler
ٱلْحَـٰمِدُونَ
hamdedenler
ٱلسَّـٰٓئِحُونَ
seyahat edenler
ٱلرَّٰكِعُونَ
rüku edenler
ٱلسَّـٰجِدُونَ
secde edenler
ٱلْـَٔامِرُونَ
emredip
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَٱلنَّاهُونَ
ve men'edenler
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ
the wrong
وَٱلْحَـٰفِظُونَ
ve koruyanlar
لِحُدُودِ
sınırlarını
ٱللَّهِ ۗ
Allah'ın
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minleri

Süleyman AteşTevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde

9:113 📚 1
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن يَسۡتَغۡفِرُواْ لِلۡمُشۡرِكِينَ وَلَوۡ كَانُوٓاْ أُوْلِي قُرۡبَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
مَا
yoktur
كَانَ
(it) is
لِلنَّبِىِّ
peygamber için
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler için
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَن
mağfiret dilemek
يَسْتَغْفِرُوا۟
they ask forgiveness
لِلْمُشْرِكِينَ
ortak koşanlar için
وَلَوْ
ve şayet
كَانُوٓا۟
olsalar
أُو۟لِى
akraba bile
قُرْبَىٰ
sonra
مِنۢ
after
بَعْدِ
after
مَا
belli olduktan
تَبَيَّنَ
has become clear
لَهُمْ
onların
أَنَّهُمْ
muhakkak
أَصْحَـٰبُ
halkı oldukları
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Süleyman AteşAkraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir

Elmalılı Hamdi YazırNe peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur

9:114 📚 2
وَمَا كَانَ ٱسۡتِغۡفَارُ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوۡعِدَةࣲ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوࣱّ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنۡهُۚ إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمࣱ‏
وَمَا
ve
كَانَ
değildir
ٱسْتِغْفَارُ
mağfiret dilemesi
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
لِأَبِيهِ
babası için
إِلَّا
başka bir şey
عَن
bir sözden
مَّوْعِدَةٍۢ
(of) a promise
وَعَدَهَآ
verdiği
إِيَّاهُ
ona
فَلَمَّا
fakat
تَبَيَّنَ
belli olunca
لَهُۥٓ
kendisine
أَنَّهُۥ
onun
عَدُوٌّۭ
düşmanı olduğu
لِّلَّهِ
Allah'a
تَبَرَّأَ
uzak durdu
مِنْهُ ۚ
ondan
إِنَّ
gerçekten
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
لَأَوَّٰهٌ
çok içli idi
حَلِيمٌۭ
yumuşak huylu idi

Süleyman Ateşİbrahim'in babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Fakat onun, bir Allah düşmanı olduğu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gerçekten İbrahim, çok içli ve yumuşak huylu idi

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi

9:115
وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوۡمَۢا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰهُمۡ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ
وَمَا
değildir
كَانَ
is
ٱللَّهُ
Allah
لِيُضِلَّ
onları saptıracak
قَوْمًۢا
bir kavmi
بَعْدَ
sonra
إِذْ
doğru yola ilettikten
هَدَىٰهُمْ
He has guided them
حَتَّىٰ
kadar
يُبَيِّنَ
açıklayıncaya
لَهُم
kendilerine
مَّا
şeyleri
يَتَّقُونَ ۚ
sakınacakları
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bilendir

Süleyman AteşAllah, bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allah herşeyi bilendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça dalalete düşürmez. Gerçek şu ki, Allah her şeyi bilir

9:116 📚 1
إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۚ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيࣲّ وَلَا نَصِيرࣲ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَهُۥ
O'nundur
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerin
يُحْىِۦ
yaşatandır;
وَيُمِيتُ ۚ
ve öldürendir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin
مِّن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِن
hiçbir
وَلِىٍّۢ
dost
وَلَا
ne de
نَصِيرٍۢ
yardımcınız

Süleyman AteşGöklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Yaşatan, öldüren O'dur. Sizin Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız yoktur

Elmalılı Hamdi YazırHiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

9:117 📚 1
لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ مِنۢ بَعۡدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقࣲ مِّنۡهُمۡ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّهُۥ بِهِمۡ رَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَّقَد
andolsun
تَّابَ
affetti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَى
Peygamberi
ٱلنَّبِىِّ
the Prophet
وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ
ve Muhacirleri
وَٱلْأَنصَارِ
ve Ensarı
ٱلَّذِينَ
ona uyan
ٱتَّبَعُوهُ
followed him
فِى
sa'atinde
سَاعَةِ
(the) hour
ٱلْعُسْرَةِ
güçlük
مِنۢ
O zaman
بَعْدِ
after
مَا
iken
كَادَ
neredeyse
يَزِيغُ
kaymağa yüz tutmuş
قُلُوبُ
kalbleri
فَرِيقٍۢ
bir kısmının
مِّنْهُمْ
içlerinden
ثُمَّ
yine de
تَابَ
tevbesini kabul etti
عَلَيْهِمْ ۚ
onların
إِنَّهُۥ
çünkü O
بِهِمْ
onlara karşı
رَءُوفٌۭ
çok şefkatli
رَّحِيمٌۭ
çok merhametlidir

Süleyman AteşAndolsun Allah, Peygamberi ve o güçlük sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır

9:118 📚 10
وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُواْ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ وَضَاقَتۡ عَلَيۡهِمۡ أَنفُسُهُمۡ وَظَنُّوٓاْ أَن لَّا مَلۡجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيۡهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡ لِيَتُوبُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
وَعَلَى
ve
ٱلثَّلَـٰثَةِ
üçünün (kişinin)
ٱلَّذِينَ
geri bırakılan
خُلِّفُوا۟
were left behind
حَتَّىٰٓ
hatta
إِذَا
dar gelmişti
ضَاقَتْ
(was) straitened
عَلَيْهِمُ
başlarına
ٱلْأَرْضُ
dünya
بِمَا
rağmen
رَحُبَتْ
genişliğine
وَضَاقَتْ
ve sıkıldıkça sıkılmış
عَلَيْهِمْ
onların
أَنفُسُهُمْ
canları
وَظَنُّوٓا۟
ve anlamışlardı
أَن
olmadığını
لَّا
(there is) no
مَلْجَأَ
bir çare
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
إِلَّآ
başka
إِلَيْهِ
yine kendisinden
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbesini kabul buyurdu
عَلَيْهِمْ
onların
لِيَتُوبُوٓا۟ ۚ
tevbe etsinler
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul eden
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyendir

Süleyman AteşVe (seferden) geri bırakılan o üç kişinin de tevbesini kabul buyurdu. Bütün genişliğiyle beraber dünya başlarına dar gelmiş ve canları sıkıldıkça sıklmış ve Allah'tan, yine kendisine sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Allah onların tevbesini kabul buyurdu ki tevbe etsinler. Çünkü Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, haklarında hüküm beklenen o üç kişiyi de bağışladı. Çünkü o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmeye başlamıştı, vicdanları da kendilerini sıkıntıya sokmuştu. Allah'dan kurtuluşun, ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardı. Sonra da Allah, onları tevbekâr olmaya muvaffak kıldı da tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok çok kabul edendir, çok merhametli olandır

9:119
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَكُونُوا۟
ve olun
مَعَ
beraber
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğrularla

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun

9:120 📚 6
مَا كَانَ لِأَهۡلِ ٱلۡمَدِينَةِ وَمَنۡ حَوۡلَهُم مِّنَ ٱلۡأَعۡرَابِ أَن يَتَخَلَّفُواْ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرۡغَبُواْ بِأَنفُسِهِمۡ عَن نَّفۡسِهِۦۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ لَا يُصِيبُهُمۡ ظَمَأࣱ وَلَا نَصَبࣱ وَلَا مَخۡمَصَةࣱ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوۡطِئࣰ ا يَغِيظُ ٱلۡكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنۡ عَدُوࣲّ نَّيۡلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلࣱ صَٰلِحٌۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
مَا
onlara yakışmaz
كَانَ
it was
لِأَهْلِ
halkının
ٱلْمَدِينَةِ
Medine
وَمَنْ
ve kimselerin
حَوْلَهُم
onların çevresinden
مِّنَ
bedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِ
the bedouins
أَن
geri kalmaları
يَتَخَلَّفُوا۟
they remain behind
عَن
Elçisinden
رَّسُولِ
the Messenger
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
يَرْغَبُوا۟
kaygısına düşmeleri
بِأَنفُسِهِمْ
kendi canlarının
عَن
onun canından önce
نَّفْسِهِۦ ۚ
his life
ذَٰلِكَ
böyledir
بِأَنَّهُمْ
çünkü
لَا
yoktur ki
يُصِيبُهُمْ
onların çekmeleri
ظَمَأٌۭ
bir susuzluk
وَلَا
ve yoktur ki
نَصَبٌۭ
bir yorgunluk
وَلَا
ve yoktur ki
مَخْمَصَةٌۭ
bir açlık
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَلَا
ve yoktur ki
يَطَـُٔونَ
ayak basmaları
مَوْطِئًۭا
bir yere
يَغِيظُ
öfkelendirecek
ٱلْكُفَّارَ
kâfirleri
وَلَا
ve yoktur ki
يَنَالُونَ
sağlamaları
مِنْ
düşman karşısında
عَدُوٍّۢ
an enemy
نَّيْلًا
bir başarı
إِلَّا
mutlaka
كُتِبَ
yazıl(masın)
لَهُم
kendileri için
بِهِۦ
onunla
عَمَلٌۭ
bir amel
صَـٰلِحٌ ۚ
salih
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
zayi etmez
يُضِيعُ
ecirlerini
أَجْرَ
iyilik edenlerin
ٱلْمُحْسِنِينَ
harcamaları

Süleyman AteşNe Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi Arapların, Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kafirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmış olmasın. Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez

Elmalılı Hamdi YazırMedine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş yapanların mükafatını zayi etmez

9:121
وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةࣰ صَغِيرَةࣰ وَلَا كَبِيرَةࣰ وَلَا يَقۡطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمۡ لِيَجۡزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحۡسَنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَلَا
ve yoktur ki
يُنفِقُونَ
sarfettikeri
نَفَقَةًۭ
bir masraf
صَغِيرَةًۭ
küçük
وَلَا
ve
كَبِيرَةًۭ
büyük
وَلَا
ve yoktur ki
يَقْطَعُونَ
bir geçmeleri
وَادِيًا
vadiyi
إِلَّا
mutlaka
كُتِبَ
yazı(lmasın)
لَهُمْ
onların lehine
لِيَجْزِيَهُمُ
onları mükafatlandırması için
ٱللَّهُ
Allah'ın
أَحْسَنَ
en güzeliyle
مَا
şeylerin
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Süleyman AteşKüçük, büyük bir masraf yapmaları, bir vadiyi geçmeleri, mutlaka onların lehine yazılır ki Allah onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırsın

Elmalılı Hamdi YazırOnların, Allah yolunda yaptıkları küçük veya büyük her harcama veya geçtikleri her vadi karşılığında, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini mükâfatlandırması için sevap yazılmaması mümkün değildir

9:122 📚 11
۞وَمَا كَانَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ لِيَنفِرُواْ كَآفَّةࣰۚ فَلَوۡلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرۡقَةࣲ مِّنۡهُمۡ طَآئِفَةࣱ لِّيَتَفَقَّهُواْ فِي ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُواْ قَوۡمَهُمۡ إِذَا رَجَعُوٓاْ إِلَيۡهِمۡ لَعَلَّهُمۡ يَحۡذَرُونَ
۞ وَمَا
ve değillerdi
كَانَ
inananlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
(for) the believers
لِيَنفِرُوا۟
sefere çıkacak
كَآفَّةًۭ ۚ
hepsi toptan
فَلَوْلَا
gerekmez mi?
نَفَرَ
geri kalmaları
مِن
her
كُلِّ
every
فِرْقَةٍۢ
kabileden
مِّنْهُمْ
içlerinden
طَآئِفَةٌۭ
bir cemaatin
لِّيَتَفَقَّهُوا۟
iyice öğrenmek için
فِى
dini
ٱلدِّينِ
the religion
وَلِيُنذِرُوا۟
ve uyarmaları için
قَوْمَهُمْ
kavimlerine
إِذَا
zaman
رَجَعُوٓا۟
dönüp geldikleri
إِلَيْهِمْ
onlara
لَعَلَّهُمْ
belki
يَحْذَرُونَ
sakınırlar diye

Süleyman Ateşİnsanların hepsi toptan sefere çıkacak değillerdi. Ama her kabileden bir cemaatin dini iyice öğrenmeleri ve dönüp kavimlerine geldiklerinde, sakınmaları umuduyla onları uyarmaları için sefere çıkmaları gerekmez miydi

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlar

9:123 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ قَٰتِلُواْ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلۡكُفَّارِ وَلۡيَجِدُواْ فِيكُمۡ غِلۡظَةࣰۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
قَـٰتِلُوا۟
savaşın
ٱلَّذِينَ
kimselerle
يَلُونَكُم
yakınınızda bulunan
مِّنَ
kafirlerden
ٱلْكُفَّارِ
the disbelievers
وَلْيَجِدُوا۟
ve bulsunlar
فِيكُمْ
sizde
غِلْظَةًۭ ۚ
bir katılık
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanlarla

Süleyman AteşEy inananlar, yakınınızda bulunan kafirlerle savaşın, (onlar), sizde bir katılık bulsunlar. Bilin ki Allah, korunanlarla beraberdir

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler, önce yakın çevrenizdeki kâfirlerle savaşın ki, sizde bir güç ve kuvvet olduğunu görsünler. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir

9:124
وَإِذَا مَآ أُنزِلَتۡ سُورَةࣱ فَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمۡ زَادَتۡهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنࣰ اۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَزَادَتۡهُمۡ إِيمَٰنࣰ ا وَهُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman
مَآ
indirilse
أُنزِلَتْ
is revealed
سُورَةٌۭ
bir sure
فَمِنْهُم
onlardan
مَّن
kimi
يَقُولُ
der
أَيُّكُمْ
hanginizin
زَادَتْهُ
artırdı
هَـٰذِهِۦٓ
bu
إِيمَـٰنًۭا ۚ
imanını
فَأَمَّا
fakat
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
فَزَادَتْهُمْ
artırır
إِيمَـٰنًۭا
imanını
وَهُمْ
ve onlar
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler

Süleyman AteşNe zaman bir sure indirilse onlardan kimi: "Bu, hanginizin imanını artırdı?" der. Bu, inananların imanını artırır, onlar sevinirler

Elmalılı Hamdi YazırBir sûre indirildiği zaman, içlerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminlere gelince, aslında her inen sûre onların imanını arttırmıştır ve onlar sürekli olarak müjdelenip duruyorlar

9:125 📚 1
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ فَزَادَتۡهُمۡ رِجۡسًا إِلَىٰ رِجۡسِهِمۡ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ
وَأَمَّا
fakat gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
فِى
yüreklerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
hastalık olan(lara)
فَزَادَتْهُمْ
katmıştır onların
رِجْسًا
pislik
إِلَىٰ
pisliklerine
رِجْسِهِمْ
their evil
وَمَاتُوا۟
ve ölürler
وَهُمْ
onlar
كَـٰفِرُونَ
kafirler olarak

Süleyman AteşFakat yüreklerinde hastalık olanlara gelince (bu), onların pisliklerine pislik katar. Ve onlar kafir olarak ölürler

Elmalılı Hamdi YazırKalblerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına (küfürlerine) murdarlık (küfür) katmıştır ve kâfir olarak ölüp gitmişlerdir

9:126 📚 2
أَوَلَا يَرَوۡنَ أَنَّهُمۡ يُفۡتَنُونَ فِي كُلِّ عَامࣲ مَّرَّةً أَوۡ مَرَّتَيۡنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمۡ يَذَّكَّرُونَ
أَوَلَا
görmüyorlar mı?
يَرَوْنَ
they see
أَنَّهُمْ
kendilerinin
يُفْتَنُونَ
sınandıklarını
فِى
her
كُلِّ
every
عَامٍۢ
yıl
مَّرَّةً
bir kez
أَوْ
veya
مَرَّتَيْنِ
iki kez
ثُمَّ
yine de
لَا
tevbe etmiyor
يَتُوبُونَ
they turn (in repentance)
وَلَا
ve
هُمْ
onlar
يَذَّكَّرُونَ
öğüt almıyorlar

Süleyman AteşKendilerinin her yıl bir iki defa sınandıklarını görmüyorlar mı? Yine de tevbe etmiyor, öğüt almıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırOnlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar

9:127 📚 2
وَإِذَا مَآ أُنزِلَتۡ سُورَةࣱ نَّظَرَ بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٍ هَلۡ يَرَىٰكُم مِّنۡ أَحَدࣲ ثُمَّ ٱنصَرَفُواْۚ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ
وَإِذَا
ve ne zaman ki
مَآ
indirildi
أُنزِلَتْ
is revealed
سُورَةٌۭ
bir sure
نَّظَرَ
bakarlar
بَعْضُهُمْ
kimisi
إِلَىٰ
diğerine
بَعْضٍ
others
هَلْ
mu?
يَرَىٰكُم
sizi görüyor
مِّنْ
birisi
أَحَدٍۢ
one
ثُمَّ
sonra
ٱنصَرَفُوا۟ ۚ
sıvışırlar
صَرَفَ
çevirmiştir
ٱللَّهُ
Allah
قُلُوبَهُم
onların kalblerini
بِأَنَّهُمْ
oldukları için
قَوْمٌۭ
bir topluluk
لَّا
anlamaz
يَفْقَهُونَ
they understand

Süleyman AteşBir sure indirildiği zaman: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvışırlar. Anlamaz bir topluluk oldukları için Allah onların kalblerini çevirmiştir

Elmalılı Hamdi YazırAleyhlerinde bir sûre indirilince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler

9:128 📚 5
لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولࣱ مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏
لَقَدْ
andolsun
جَآءَكُمْ
size gelmiştir
رَسُولٌۭ
bir Elçi
مِّنْ
içinizden
أَنفُسِكُمْ
yourselves
عَزِيزٌ
ağır gelen
عَلَيْهِ
ona
مَا
sıkıntıya uğramanız
عَنِتُّمْ
you suffer
حَرِيصٌ
düşkün
عَلَيْكُم
size
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
رَءُوفٌۭ
şefkatli
رَّحِيمٌۭ
merhametlidir

Süleyman AteşAndolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü'minlere şefkatli, merhametlidir

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir

9:129 📚 16
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ حَسۡبِيَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُۖ وَهُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ
فَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirlerse
فَقُلْ
de ki
حَسْبِىَ
bana yeter
ٱللَّهُ
Allah
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ ۖ
dayandım
وَهُوَ
ve O
رَبُّ
rabbidir
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Süleyman AteşEğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter! O'ndan başka tanrı yoktur. O'na dayandım, O büyük Arş'ın sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırEğer aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir

← Önceki Sonraki →

9. At-Tawba Suresi | Anlam Arayışı