19. Maryam سُورَةُ مَرۡيَمَ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
19:1 ▶ ⧉ ☆
كٓ هيعٓ صٓ
كٓهيعٓصٓ
Kaf ha ya 'ayn sad
Elmalılı Hamdi Yazır Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd
19:2 ▶ ⧉ ☆
ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْ دَهُۥ زَكَرِيَّآ
Elmalılı Hamdi Yazır Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadır
19:3 ▶ ⧉ ☆
إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَا ٓءً خَفِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (içinden) yalvarmıştı
قَالَ رَبِّ إِنّ ِى وَهَنَ ٱ لْعَظْمُ مِنّ ِى وَٱ شْتَعَلَ ٱ ل رَّأْسُ شَيْبًا و َلَمْ أَكُنۢ ب ِدُعَا ٓئِكَ رَبِّ شَقِيًّا
شَيْبًۭا
ihtiyarlık aleviyle
بِدُعَآئِكَ
sana du'a ile
Elmalılı Hamdi Yazır Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım
19:5 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ ِى خِفْتُ ٱ لْمَوَٲ لِىَ مِن و َرَا ٓءِى وَكَانَتِ ٱ مْرَأَتِى عَاقِرًا ف َهَبْ لِى مِن ل َّدُنك َ وَلِيًّا
ٱلْمَوَٰلِىَ
yerime geçecek yakınlarımdan
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçekten ben, arkamdan yerime geçecek varislerden endişedeyim. Karım da kısır bulunuyor. Onun için katından bana bir çocuk ihsan et
19:6 ▶ ⧉ ☆
يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَۖ وَٱ جْ عَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا
يَرِثُنِى
bana mirasçı olsun
رَضِيًّۭا
razı olduklarından
Elmalılı Hamdi Yazır Ki bana da mirasçı olsun, Yakub ailesine de mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavuştur
19:7 ▶ ⧉ ☆
يَـٰ زَكَرِيَّآ إِنّ َا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰ مٍ ٱ سْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْ عَل لَّهُۥ مِن ق َبْ لُ سَمِيًّا
يَـٰزَكَرِيَّآ
Ey Zekeriyya
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
نَجْعَل
We (have) assigned
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık
19:8 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ أَنّ َىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰ مٌ و َكَانَتِ ٱ مْرَأَتِى عَاقِرًا و َقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱ لْكِبَرِ عِتِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi
19:9 ▶ ⧉ ☆
قَالَ كَذَٲ لِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ و َقَدْ خَلَقْ تُكَ مِن ق َبْ لُ وَلَمْ تَكُ شَيْــًٔا
خَلَقْتُكَ
seni de yaratmıştım
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin
19:10 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱ جْ عَل لِّىٓ ءَايَةًۚ ق َالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱ ل نّ َاسَ ثَلَـٰ ثَ لَيَالٍ س َوِيًّا
سَوِيًّۭا
sapasağlam olduğun halde
Elmalılı Hamdi Yazır Zekeriyya şöyle dedi: "Rabbim! Bana alâmet ver." Allah: "Senin alâmetin, sapasağlam olduğun halde , üç gün, üç gece insanlarla konuşamaz hale gelmendir." buyurdu
19:11 ▶ ⧉ ☆
فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱ لْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن س َبِّحُواْ بُكْرَةً و َعَشِيًّا
ٱلْمِحْرَابِ
the prayer chamber
Elmalılı Hamdi Yazır Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti
19:12 ▶ ⧉ ☆
يَـٰ يَحْيَىٰ خُذِ ٱ لْكِتَـٰ بَ بِقُوَّةٍۖ و َءَاتَيْنَـٰ هُ ٱ لْحُكْمَ صَبِيًّا
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik
19:13 ▶ ⧉ ☆
وَحَنَانًا م ِّن ل َّدُنّ َا وَزَكَو ٲ ةًۖ و َكَانَ تَقِيًّا
تَقِيًّۭا
sakınan (bir kimse)
Elmalılı Hamdi Yazır Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan ) paklık verdik, o çok takva sahibi idi
19:14 ▶ ⧉ ☆
وَبَرَّۢا ب ِوَٲ لِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن ج َبَّارًا عَصِيًّا
وَبَرًّۢا
ve iyilik ediciydi
بِوَٰلِدَيْهِ
ana babasına
Elmalılı Hamdi Yazır Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi
وَسَلَـٰ مٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْ عَثُ حَيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun
19:16 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ مَرْيَمَ إِذِ ٱ نت َبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا ش َرْقِيًّا
ٱنتَبَذَتْ
o ayrılıp çekilmişti
Elmalılı Hamdi Yazır (Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti
19:17 ▶ ⧉ ☆
فَٱ تَّخَذَتْ مِن د ُونِهِمْ حِجَابًا ف َأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا س َوِيًّا
فَأَرْسَلْنَآ
biz de gönderdik
رُوحَنَا
ruhumuzu (Cebrail'i)
بَشَرًۭا
bir insan şeklinde
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü
قَالَتْ إِنّ ِىٓ أَعُوذُ بِٱ ل رَّحْمَـٰ نِ مِنك َ إِن ك ُنت َ تَقِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi
قَالَ إِنّ َمَآ أَنَا۟ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَـٰ مًا ز َكِيًّا
لِأَهَبَ
hediye edeyim diye
غُلَـٰمًۭا
bir erkek çocuğu
Elmalılı Hamdi Yazır Melek : "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi
19:20 ▶ ⧉ ☆
قَالَتْ أَنّ َىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰ مٌ و َلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ و َلَمْ أَكُ بَغِيًّا
يَمْسَسْنِى
has touched me
Elmalılı Hamdi Yazır Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi
19:21 ▶ ⧉ ☆
قَالَ كَذَٲ لِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌۖ و َلِنَجْ عَلَهُۥٓ ءَايَةً ل ِّلنّ َاسِ وَرَحْمَةً م ِّنّ َاۚ وَكَانَ أَمْرًا م َّقْ ضِيًّا
وَلِنَجْعَلَهُۥٓ
onu kılmak için
مَّقْضِيًّۭا
karara bağlanarak
Elmalılı Hamdi Yazır Melek : "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi
19:22 ▶ ⧉ ☆
۞ فَحَمَلَتْهُ فَٱ نت َبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًا ق َصِيًّا
۞ فَحَمَلَتْهُ
ona gebe kaldı
Elmalılı Hamdi Yazır Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi
19:23 ▶ ⧉ ☆
فَأَجَا ٓءَهَا ٱ لْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱ ل نّ َخْلَةِ قَالَتْ يَـٰ لَيْتَنِى مِتُّ قَبْ لَ هَـٰ ذَا وَكُنت ُ نَسْيًا م َّنس ِيًّا
فَأَجَآءَهَا
ve onu getirdi
مَّنسِيًّۭا
unutulanlar gibi
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi
فَنَادَٮٰ هَا مِن ت َحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا
فَنَادَىٰهَا
ona şöyle seslendi
Elmalılı Hamdi Yazır Melek , Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı
19:25 ▶ ⧉ ☆
وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱ ل نّ َخْلَةِ تُسَـٰ قِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا ج َنِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün
19:26 ▶ ⧉ ☆
فَكُلِى وَٱ شْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًاۖ ف َإِمّ َا تَرَيِنّ َ مِنَ ٱ لْبَشَرِ أَحَدًا ف َقُولِىٓ إِنّ ِى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَـٰ نِ صَوْمًا ف َلَنْ أُكَلِّمَ ٱ لْيَوْمَ إِنس ِيًّا
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
Elmalılı Hamdi Yazır Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de
19:27 ▶ ⧉ ☆
فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ ۖ قَالُواْ يَـٰ مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْــًٔا ف َرِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın
يَـٰٓ أُخْتَ هَـٰ رُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱ مْرَأَ سَوْءٍ و َمَا كَانَتْ أُمّ ُكِ بَغِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِۖ قَالُواْ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن ك َانَ فِى ٱ لْمَهْدِ صَبِيًّا
فَأَشَارَتْ
(çocuğu) gösterdi
Elmalılı Hamdi Yazır Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler
19:30 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنّ ِى عَبْ دُ ٱ للَّهِ ءَاتَـٰ نِىَ ٱ لْكِتَـٰ بَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı
19:31 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنت ُ وَأَوْصَـٰ نِى بِٱ ل صَّلَو ٲ ةِ وَٱ ل زَّكَو ٲ ةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
وَأَوْصَـٰنِى
ve bana emretti
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
ve zekat vermeyi
Elmalılı Hamdi Yazır Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti
19:32 ▶ ⧉ ☆
وَبَرَّۢا ب ِوَٲ لِدَتِى وَلَمْ يَجْ عَلْنِى جَبَّارًا ش َقِيًّا
وَبَرًّۢا
ve iyilik eder (kıldı)
يَجْعَلْنِى
He (has) made me
Elmalılı Hamdi Yazır Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı
وَٱ ل سَّلَـٰ مُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِد تُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْ عَثُ حَيًّا
وَٱلسَّلَـٰمُ
ve esenlik verilmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir
19:34 ▶ ⧉ ☆
ذَٲ لِكَ عِيسَى ٱ بْ نُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ ٱ لْحَقِّ ٱ لَّذِى فِيهِ يَمْتَرُو نَ
يَمْتَرُونَ
şüphe edip ayrılığa düştükleri
Elmalılı Hamdi Yazır İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur
19:35 ▶ ⧉ ☆
مَا كَانَ لِلَّهِ أَن ي َتَّخِذَ مِن و َلَدٍۖ س ُبْ حَـٰ نَهُۥٓۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا ف َإِنّ َمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن ف َيَكُو نُ
سُبْحَـٰنَهُۥٓ ۚ
O'nun şanı yücedir
Elmalılı Hamdi Yazır Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir
19:36 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ ٱ للَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱ عْبُدُوهُۚ هَـٰ ذَا صِرَٲ طٌ م ُّسْتَقِي مٌ
وَرَبُّكُمْ
ve sizin Rabbinizdir
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
O'na kulluk edin
Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur
19:37 ▶ ⧉ ☆
فَٱ خْتَلَفَ ٱ لْأَحْزَابُ مِنۢ ب َيْنِهِمْۖ فَوَيْلٌ ل ِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن م َّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِي مٍ
فَٱخْتَلَفَ
ayrılığa düştüler
بَيْنِهِمْ ۖ
from among them
فَوَيْلٌۭ
artık vay haline
Elmalılı Hamdi Yazır Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline
19:38 ▶ ⧉ ☆
أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْ صِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۖ لَـٰ كِنِ ٱ ل ظَّـٰ لِمُونَ ٱ لْيَوْمَ فِى ضَلَـٰ لٍ م ُّبِي نٍ
أَسْمِعْ
ne güzel işitirler
وَأَبْصِرْ
ne güzel görürler
يَأْتُونَنَا ۖ
bize geldikleri
Elmalılı Hamdi Yazır Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler
وَأَنذ ِرْهُمْ يَوْمَ ٱ لْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱ لْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ و َهُمْ لَا يُؤْمِنُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır (Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet ) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler
إِنّ َا نَحْنُ نَرِثُ ٱ لْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُو نَ
Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir
19:41 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِبْ رَٲ هِيمَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صِدِّيقًا ن َّبِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Kur'ân'da İbrahim'i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَـٰٓ أَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْ صِرُ وَلَا يُغْنِى عَنك َ شَيْــًٔا
Elmalılı Hamdi Yazır O, bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun
19:43 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ إِنّ ِى قَدْ جَا ٓءَنِى مِنَ ٱ لْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَٱ تَّبِعْنِىٓ أَهْدِكَ صِرَٲ طًا س َوِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim
19:44 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ لَا تَعْبُدِ ٱ ل شَّيْطَـٰ نَۖ إِنّ َ ٱ ل شَّيْطَـٰ نَ كَانَ لِلرَّحْمَـٰ نِ عَصِيًّا
لِلرَّحْمَـٰنِ
to the Most Gracious
Elmalılı Hamdi Yazır Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu
19:45 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ إِنّ ِىٓ أَخَافُ أَن ي َمَسَّكَ عَذَابٌ م ِّنَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَـٰ نِ وَلِيًّا
ٱلرَّحْمَـٰنِ
the Most Gracious
Elmalılı Hamdi Yazır Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân'dan bir azab dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun
19:46 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَرَاغِبٌ أَنت َ عَنْ ءَالِهَتِى يَـٰٓ إِبْ رَٲ هِيمُۖ لَئِن ل َّمْ تَنت َهِ لَأَرْجُمَنّ َكَۖ وَٱ هْجُرْنِى مَلِيًّا
أَرَاغِبٌ
yüz mü çeviriyorsun?
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ ۖ
Ey İbrahim
لَأَرْجُمَنَّكَ ۖ
andolsun seni taşlarım
وَٱهْجُرْنِى
benden ayrıl git'
Elmalılı Hamdi Yazır Babası "Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçektenveya söz ilesana taş atarım). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi
قَالَ سَلَـٰ مٌ عَلَيْكَۖ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّىٓۖ إِنّ َهُۥ كَانَ بِى حَفِيًّا
سَأَسْتَغْفِرُ
mağfiret dileyeceğim
Elmalılı Hamdi Yazır İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْ عُونَ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ وَأَدْ عُواْ رَبِّى عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَا ٓءِ رَبِّى شَقِيًّا
وَأَعْتَزِلُكُمْ
sizden ayrılıyorum
تَدْعُونَ
yalvardıklarınızdan
وَأَدْعُوا۟
ve yalnız yalvarıyorum
Elmalılı Hamdi Yazır Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet ) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım
فَلَمّ َا ٱ عْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ وَهَبْ نَا لَهُۥٓ إِسْحَـٰ قَ وَيَعْقُوبَۖ وَكُلاًّ ج َعَلْنَا نَبِيًّا
ٱعْتَزَلَهُمْ
onlardan ayrıldı
يَعْبُدُونَ
onların taptıklarından
وَهَبْنَا
biz armağan ettik
Elmalılı Hamdi Yazır İbrahim, kavminden ve onların Allah'tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık
19:50 ▶ ⧉ ☆
وَوَهَبْ نَا لَهُم م ِّن ر َّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْ قٍ عَلِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik
19:51 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ مُوسَىٰٓۚ إِنّ َهُۥ كَانَ مُخْلَصًا و َكَانَ رَسُولاً ن َّبِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi
19:52 ▶ ⧉ ☆
وَنَـٰ دَيْنَـٰ هُ مِن ج َانِبِ ٱ ل طُّورِ ٱ لْأَيْمَنِ وَقَرَّبْ نَـٰ هُ نَجِيًّا
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve ona seslendik
وَقَرَّبْنَـٰهُ
ve onu yaklaştırdık
نَجِيًّۭا
özel konuşmak için
Elmalılı Hamdi Yazır Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdık
19:53 ▶ ⧉ ☆
وَوَهَبْ نَا لَهُۥ مِن ر َّحْمَتِنَآ أَخَاهُ هَـٰ رُونَ نَبِيًّا
وَوَهَبْنَا
ve armağan ettik
رَّحْمَتِنَآ
acıdığımızdan
نَبِيًّۭا
peygamber olarak
Elmalılı Hamdi Yazır Rahmetimizden de ona, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ihsan eyledik. Meâli Şerifi
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِسْمَـٰ عِيلَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱ لْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً ن َّبِيًّا
إِسْمَـٰعِيلَ ۚ
İsma'il'i de
Elmalılı Hamdi Yazır Kur'ân'da İsmail'i de an; çünkü o, vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi
19:55 ▶ ⧉ ☆
وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُۥ بِٱ ل صَّلَو ٲ ةِ وَٱ ل زَّكَو ٲ ةِ وَكَانَ عِند َ رَبِّهِۦ مَرْضِيًّا
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
zekat vermeyi
مَرْضِيًّۭا
beğenilmişlerden
Elmalılı Hamdi Yazır Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti
19:56 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِدْ رِيسَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صِدِّيقًا ن َّبِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Kitapta İdris'i de an; çünkü o, çok sadık (özü, sözü pek doğru) bir peygamberdi
وَرَفَعْنَـٰ هُ مَكَانًا عَلِيًّا
وَرَفَعْنَـٰهُ
onu yükseltmiştik
Elmalılı Hamdi Yazır Biz onu yüce bir yere yükselttik
أُوْ لَـٰٓ ئِكَ ٱ لَّذِينَ أَنْعَمَ ٱ للَّهُ عَلَيْهِم م ِّنَ ٱ ل نّ َبِيِّــۧ نَ مِن ذ ُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمّ َنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ و َمِن ذ ُرِّيَّةِ إِبْ رَٲ هِيمَ وَإِسْرَٲ ٓءِيلَ وَمِمّ َنْ هَدَيْنَا وَٱ جْ تَبَيْنَآۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰ تُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ خَرُّواْ سُجَّدًا و َبُكِيًّا ۩
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
ذُرِّيَّةِ
(the) offspring
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
وَإِسْرَٰٓءِيلَ
ve İsrail (Ya'kub)
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
هَدَيْنَا
yol gösterdiğimiz
وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ
ve seçtiğimiz
Elmalılı Hamdi Yazır İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı
۞ فَخَلَفَ مِنۢ ب َعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُواْ ٱ ل صَّلَو ٲ ةَ وَٱ تَّبَعُواْ ٱ ل شَّهَوَٲ تِۖ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
۞ فَخَلَفَ
yerlerine geldi
أَضَاعُوا۟
onlar zayi ettiler
ٱلشَّهَوَٰتِ ۖ
şehvetlerine
يَلْقَوْنَ
onlar bulacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır)
19:60 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَن ت َابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰ لِحًا ف َأُوْ لَـٰٓ ئِكَ يَدْ خُلُونَ ٱ لْجَنّ َةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْــًٔا
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يُظْلَمُونَ
haksızlığa uğratılmayacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır
19:61 ▶ ⧉ ☆
جَنّ َـٰ تِ عَدْ نٍ ٱ لَّتِى وَعَدَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ عِبَادَهُۥ بِٱ لْغَيْبِۚ إِنّ َهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا
جَنَّـٰتِ
cennetleri(ne gireceklerdir)
مَأْتِيًّۭا
yerine gelecektir
Elmalılı Hamdi Yazır O cennet , Rahmân (olan Allah)ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır
19:62 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَـٰ مًاۖ و َلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً و َعَشِيًّا
يَسْمَعُونَ
they will hear
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır
19:63 ▶ ⧉ ☆
تِلْكَ ٱ لْجَنّ َةُ ٱ لَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن ك َانَ تَقِيًّا
نُورِثُ
We give (as) inheritance
Elmalılı Hamdi Yazır İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur
وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَۖ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٲ لِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır (Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir
19:65 ▶ ⧉ ☆
رَّبُّ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱ عْبُدْ هُ وَٱ صْطَبِرْ لِعِبَـٰ دَتِهِۦ ۚ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّا
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında bulunan
فَٱعْبُدْهُ
O'na kulluk et
لِعِبَـٰدَتِهِۦ ۚ
O'na kullukta
Elmalılı Hamdi Yazır O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde , O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah'ın ismini taşıyan başka birini bilir misin
19:66 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُ ٱ لْإِنس َـٰ نُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Halbuki insan şöyle der: "Ben öldüğüm zaman, ileride gerçekten diri olarak (mezardan) çıkarılacak mıyım
19:67 ▶ ⧉ ☆
أَوَلَا يَذْكُرُ ٱ لْإِنس َـٰ نُ أَنّ َا خَلَقْ نَـٰ هُ مِن ق َبْ لُ وَلَمْ يَكُ شَيْــًٔا
خَلَقْنَـٰهُ
onu yarattığımızı
Elmalılı Hamdi Yazır O insan, daha önce hiçbir şey değilken kendisini yoktan var ettiğimizi hatırlamaz mı
19:68 ▶ ⧉ ☆
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنّ َهُمْ وَٱ ل شَّيَـٰ طِينَ ثُمّ َ لَنُحْضِرَنّ َهُمْ حَوْلَ جَهَنّ َمَ جِثِيًّا
فَوَرَبِّكَ
Rabbine andolsun ki
لَنَحْشُرَنَّهُمْ
onları mutlaka toplayacağız
وَٱلشَّيَـٰطِينَ
ve şeytanları
لَنُحْضِرَنَّهُمْ
onları bulunduracağız
جِثِيًّۭا
diz çökmüş vaziyette
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbine andolsun ki biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri üstü hazır bulunduracağız (ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler)
ثُمّ َ لَنَنز ِعَنّ َ مِن ك ُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عِتِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra her zümreden Rahmân'a karşı en ziyade isyankâr hangileri ise, muhakkak ayırıp atacağız
19:70 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِٱ لَّذِينَ هُمْ أَوْلَىٰ بِهَا صِلِيًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulunduğunu elbette biz daha iyi biliriz
وَإِن م ِّنك ُمْ إِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًا م َّقْ ضِيًّا
وَارِدُهَا ۚ
oraya gitmeyecek
Elmalılı Hamdi Yazır İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür
19:72 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ نُنَجِّى ٱ لَّذِينَ ٱ تَّقَواْ وَّنَذَرُ ٱ ل ظَّـٰ لِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا
ٱتَّقَوا۟
muttakileri (sakınanları)
جِثِيًّۭا
diz üstü çökmüş olarak
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra Allah'dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız
19:73 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰ تُنَا بَيِّنَـٰ تٍ ق َالَ ٱ لَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓ اْ أَىُّ ٱ لْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ م َّقَامًا و َأَحْسَنُ نَدِيًّا
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluktan
وَأَحْسَنُ
ve daha güzeldir?
نَدِيًّۭا
meclisi (mevkii)
Elmalılı Hamdi Yazır Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki: "Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir
19:74 ▶ ⧉ ☆
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْ لَهُم م ِّن ق َرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَـٰ ثًا و َرِءْيًا
Elmalılı Hamdi Yazır Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gösterişce daha güzel nice asırlar halkını helak etmişizdir
19:75 ▶ ⧉ ☆
قُلْ مَن ك َانَ فِى ٱ ل ضَّلَـٰ لَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْاْ مَا يُوعَدُونَ إِمّ َا ٱ لْعَذَابَ وَإِمّ َا ٱ ل سَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ م َّكَانًا و َأَضْعَفُ جُند ًا
يُوعَدُونَ
va'dedildikleri
ٱلسَّاعَةَ
(duruşma) sa'ati(ni)
فَسَيَعْلَمُونَ
bileceklerdir
وَأَضْعَفُ
ve daha zayıftır
Elmalılı Hamdi Yazır Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış
19:76 ▶ ⧉ ☆
وَيَزِيدُ ٱ للَّهُ ٱ لَّذِينَ ٱ هْتَدَوْاْ هُدًىۗ و َٱ لْبَـٰ قِيَـٰ تُ ٱ ل صَّـٰ لِحَـٰ تُ خَيْرٌ عِند َ رَبِّكَ ثَوَابًا و َخَيْرٌ م َّرَدًّا
ٱهْتَدَوْا۟
yola gelen(lerin)
وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ
ve kalıcı olan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ
yararlı işler
ثَوَابًۭا
mükafat bakımından
مَّرَدًّا
varılacak yer bakımından
Elmalılı Hamdi Yazır Allah, hidayeti kabul edenlere, daha çok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır
19:77 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيْتَ ٱ لَّذِى كَفَرَ بِـَٔـايَـٰ تِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنّ َ مَالاً و َوَلَدًا
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
لَأُوتَيَنَّ
bana verilecek
Elmalılı Hamdi Yazır Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve "Elbette bana mal ve evlat verilecektir." diyen adamı gördün mü
أَطَّلَعَ ٱ لْغَيْبَ أَمِ ٱ تَّخَذَ عِند َ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَهْدًا
Elmalılı Hamdi Yazır O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı
19:79 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۚ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱ لْعَذَابِ مَدًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız
19:80 ▶ ⧉ ☆
وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا
وَنَرِثُهُۥ
ve varis olacağız
وَيَأْتِينَا
ve o bize gelecek
Elmalılı Hamdi Yazır O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir
19:81 ▶ ⧉ ☆
وَٱ تَّخَذُواْ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ ءَالِهَةً ل ِّيَكُونُواْ لَهُمْ عِزًّا
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler
19:82 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا
سَيَكْفُرُونَ
inkar edecekler
بِعِبَادَتِهِمْ
bunların tapmalarını
وَيَكُونُونَ
ve olacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır
19:83 ▶ ⧉ ☆
أَلَمْ تَرَ أَنّ َآ أَرْسَلْنَا ٱ ل شَّيَـٰ طِينَ عَلَى ٱ لْكَـٰ فِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا
تَؤُزُّهُمْ
onları kışkırtıyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha ) kışkırtıp duruyorlar
19:84 ▶ ⧉ ☆
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْۖ إِنّ َمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا
عَلَيْهِمْ ۖ
onlar hakkında
Elmalılı Hamdi Yazır Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz
19:85 ▶ ⧉ ☆
يَوْمَ نَحْشُرُ ٱ لْمُتَّقِينَ إِلَى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ وَفْدًا
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
Elmalılı Hamdi Yazır O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız
19:86 ▶ ⧉ ☆
وَنَسُوقُ ٱ لْمُجْ رِمِينَ إِلَىٰ جَهَنّ َمَ وِرْدًا
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluları da
وِرْدًۭا
yaya ve susuz olarak
Elmalılı Hamdi Yazır Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz
19:87 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَمْلِكُونَ ٱ ل شَّفَـٰ عَةَ إِلَّا مَنِ ٱ تَّخَذَ عِند َ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَهْدًا
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmeyecektir
Elmalılı Hamdi Yazır (O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır
19:88 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُواْ ٱ تَّخَذَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ وَلَدًا
Elmalılı Hamdi Yazır (Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler
19:89 ▶ ⧉ ☆
لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْــًٔا إِدًّا
شَيْـًٔا
bir şeyde (cür'ette)
Elmalılı Hamdi Yazır Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz
تَكَادُ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنش َقُّ ٱ لْأَرْضُ وَتَخِرُّ ٱ لْجِبَالُ هَدًّا
Elmalılı Hamdi Yazır Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı
19:91 ▶ ⧉ ☆
أَن د َعَوْاْ لِلرَّحْمَـٰ نِ وَلَدًا
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
Elmalılı Hamdi Yazır O Rahmân'a çocuk isnad ettiler diye
19:92 ▶ ⧉ ☆
وَمَا يَنۢب َغِى لِلرَّحْمَـٰ نِ أَن ي َتَّخِذَ وَلَدًا
Elmalılı Hamdi Yazır Halbuki Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz
19:93 ▶ ⧉ ☆
إِن ك ُلُّ مَن ف ِى ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ إِلَّآ ءَاتِى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَبْ دًا
Elmalılı Hamdi Yazır Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın
19:94 ▶ ⧉ ☆
لَّقَدْ أَحْصَـٰ هُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا
أَحْصَىٰهُمْ
onları kuşatmış
وَعَدَّهُمْ
ve onları saymıştır
Elmalılı Hamdi Yazır And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır
19:95 ▶ ⧉ ☆
وَكُلُّهُمْ ءَاتِيهِ يَوْمَ ٱ لْقِيَـٰ مَةِ فَرْدًا
وَكُلُّهُمْ
ve onların hepsi
Elmalılı Hamdi Yazır Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır
19:96 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱ ل صَّـٰ لِحَـٰ تِ سَيَجْ عَلُ لَهُمُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ وُدًّا
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar (için)
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
faydalı işler
Elmalılı Hamdi Yazır İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah) onları (gönüllere) sevdirecektir
فَإِنّ َمَا يَسَّرْنَـٰ هُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱ لْمُتَّقِينَ وَتُنذ ِرَ بِهِۦ قَوْمًا ل ُّدًّا
يَسَّرْنَـٰهُ
O'nu kolaylaştırdık
لِتُبَشِّرَ
müjdelemen için
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
Elmalılı Hamdi Yazır (Ey Muhammed!) Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْ لَهُم م ِّن ق َرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُم م ِّنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزَۢا
تَسْمَعُ
işitiyor (musun?)
Elmalılı Hamdi Yazır Hem onlardan önce nice nesilleri helak ettik. (Şimdi) onlardan hiçbirini görüyor musun, yahud onların hafif bir sesini işitiyor musun
← Önceki Sonraki →