20. Taa-Haa سُورَةُ طه
Diyanet İşleri MealiTa, Ha
Saheeh InternationalTa, Ha
Diyanet İşleri MealiKuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik
Saheeh InternationalWe have not sent down to you the Qur'an that you be distressed
Diyanet İşleri MealiKuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik
Saheeh InternationalBut only as a reminder for those who fear [Allah]
Diyanet İşleri MealiKuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik
Saheeh InternationalA revelation from He who created the earth and highest heavens
Diyanet İşleri MealiRahman arşa hükmetmektedir
Saheeh InternationalThe Most Merciful [who is] above the Throne established
Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur
Saheeh InternationalTo Him belongs what is in the heavens and what is on the earth and what is between them and what is under the soil
Diyanet İşleri MealiSen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir
Saheeh InternationalAnd if you speak aloud - then indeed, He knows the secret and what is [even] more hidden
Diyanet İşleri MealiAllah'tan başka tanrı yoktur, en güzel isimler O'nundur
Saheeh InternationalAllah - there is no deity except Him. To Him belong the best names
Diyanet İşleri MealiMusa'nın başından geçen olay sana geldi mi
Saheeh InternationalAnd has the story of Moses reached you
Diyanet İşleri MealiO, bir ateş görmüştü de, ailesine: "Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti
Saheeh InternationalWhen he saw a fire and said to his family, "Stay here; indeed, I have perceived a fire; perhaps I can bring you a torch or find at the fire some guidance
Diyanet İşleri MealiMusa ateşin yanına gelince: "Ey Musa!" diye seslenildi
Saheeh InternationalAnd when he came to it, he was called, "O Moses
Diyanet İşleri MealiBen şüphesiz senin Rabbinim; ayağındakileri çıkar; çünkü sen, kutsal bir vadi olan Tuva'dasın
Saheeh InternationalIndeed, I am your Lord, so remove your sandals. Indeed, you are in the sacred valley of Tuwa
Diyanet İşleri MealiBen seni seçtim; artık vahyolunanları dinle
Saheeh InternationalAnd I have chosen you, so listen to what is revealed [to you]
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl
Saheeh InternationalIndeed, I am Allah. There is no deity except Me, so worship Me and establish prayer for My remembrance
Diyanet İşleri MealiHerkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir
Saheeh InternationalIndeed, the Hour is coming - I almost conceal it - so that every soul may be recompensed according to that for which it strives
Diyanet İşleri MealiBuna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun
Saheeh InternationalSo do not let one avert you from it who does not believe in it and follows his desire, for you [then] would perish
Diyanet İşleri MealiEy Musa! Sağ elindeki nedir
Saheeh InternationalAnd what is that in your right hand, O Moses
Diyanet İşleri MealiMusa: "O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım" dedi
Saheeh InternationalHe said, "It is my staff; I lean upon it, and I bring down leaves for my sheep and I have therein other uses
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi
Saheeh International[Allah] said, "Throw it down, O Moses
Diyanet İşleri MealiBırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi
Saheeh InternationalSo he threw it down, and thereupon it was a snake, moving swiftly
Diyanet İşleri MealiAllah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi
Saheeh International[Allah] said, "Seize it and fear not; We will return it to its former condition
Diyanet İşleri MealiAllah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi
Saheeh InternationalAnd draw in your hand to your side; it will come out white without disease - another sign
Diyanet İşleri MealiAllah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi
Saheeh InternationalThat We may show you [some] of Our greater signs
Diyanet İşleri MealiFiravun'a git, doğrusu o azmıştır
Saheeh InternationalGo to Pharaoh. Indeed, he has transgressed
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh International[Moses] said, "My Lord, expand for me my breast [with assurance]
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAnd ease for me my task
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAnd untie the knot from my tongue
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalThat they may understand my speech
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAnd appoint for me a minister from my family
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAaron, my brother
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalIncrease through him my strength
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAnd let him share my task
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalThat we may exalt You much
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalAnd remember You much
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi
Saheeh InternationalIndeed, You are of us ever Seeing
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım
Saheeh International[Allah] said, "You have been granted your request, O Moses
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım
Saheeh InternationalAnd We had already conferred favor upon you another time
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım
Saheeh InternationalWhen We inspired to your mother what We inspired
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım
Saheeh International[Saying], 'Cast him into the chest and cast it into the river, and the river will throw it onto the bank; there will take him an enemy to Me and an enemy to him.' And I bestowed upon you love from Me that you would be brought up under My eye
Diyanet İşleri MealiKızkardeşin Firavun'un sarayına giderek: "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin
Saheeh International[And We favored you] when your sister went and said, 'Shall I direct you to someone who will be responsible for him?' So We restored you to your mother that she might be content and not grieve. And you killed someone, but We saved you from retaliation and tried you with a [severe] trial. And you remained [some] years among the people of Madyan. Then you came [here] at the decreed time, O Moses
Diyanet İşleri MealiSeni kendim için ayırdım
Saheeh InternationalAnd I produced you for Myself
Diyanet İşleri MealiSen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın
Saheeh InternationalGo, you and your brother, with My signs and do not slacken in My remembrance
Diyanet İşleri MealiFiravun'a gidin, doğrusu o azmıştır
Saheeh InternationalGo, both of you, to Pharaoh. Indeed, he has transgressed
Diyanet İşleri MealiOna yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar
Saheeh InternationalAnd speak to him with gentle speech that perhaps he may be reminded or fear [Allah]
Diyanet İşleri MealiMusa ve kardeşi: "Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler
Saheeh InternationalThey said, "Our Lord, indeed we are afraid that he will hasten [punishment] against us or that he will transgress
Diyanet İşleri MealiAllah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu
Saheeh International[Allah] said, "Fear not. Indeed, I am with you both; I hear and I see
Diyanet İşleri MealiAllah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu
Saheeh InternationalSo go to him and say, 'Indeed, we are messengers of your Lord, so send with us the Children of Israel and do not torment them. We have come to you with a sign from your Lord. And peace will be upon he who follows the guidance
Diyanet İşleri MealiAllah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu
Saheeh InternationalIndeed, it has been revealed to us that the punishment will be upon whoever denies and turns away
Diyanet İşleri MealiFiravun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "So who is the Lord of you two, O Moses
Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbimiz, her şeye ayrı bir özellik veren, sonra doğru yola eriştirendir" dedi
Saheeh InternationalHe said, "Our Lord is He who gave each thing its form and then guided [it]
Diyanet İşleri MealiFiravun: "Öyleyse önceki nesillerin durumu ne oluyor?" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "Then what is the case of the former generations
Diyanet İşleri MealiMusa: "Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." dedi
Saheeh International[Moses] said, "The knowledge thereof is with my Lord in a record. My Lord neither errs nor forgets
Diyanet İşleri MealiSizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O'dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik
Saheeh International[It is He] who has made for you the earth as a bed [spread out] and inserted therein for you roadways and sent down from the sky, rain and produced thereby categories of various plants
Diyanet İşleri Mealiİster yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri için şüphesiz dersler vardır
Saheeh InternationalEat [therefrom] and pasture your livestock. Indeed, in that are signs for those of intelligence
Diyanet İşleri MealiSizi yerden yarattık, oraya döndüreceğiz, sizi tekrar oradan çıkaracağız
Saheeh InternationalFrom the earth We created you, and into it We will return you, and from it We will extract you another time
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi
Saheeh InternationalAnd We certainly showed Pharaoh Our signs - all of them - but he denied and refused
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi
Saheeh InternationalHe said, "Have you come to us to drive us out of our land with your magic, O Moses
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi
Saheeh InternationalThen we will surely bring you magic like it, so make between us and you an appointment, which we will not fail to keep and neither will you, in a place assigned
Diyanet İşleri MealiMusa: "Buluşma zamanımız sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Your appointment is on the day of the festival when the people assemble at mid-morning
Diyanet İşleri MealiFiravun döndü, tuzaklarını toplayıp o gün geldi
Saheeh InternationalSo Pharaoh went away, put together his plan, and then came [to Moses]
Diyanet İşleri MealiMusa onlara: "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah'a iftira eden hüsrana uğrar" dedi
Saheeh InternationalMoses said to the magicians summoned by Pharaoh, "Woe to you! Do not invent a lie against Allah or He will exterminate you with a punishment; and he has failed who invents [such falsehood]
Diyanet İşleri MealiSihirbazlar işi aralarında tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular
Saheeh InternationalSo they disputed over their affair among themselves and concealed their private conversation
Diyanet İşleri MealiMusa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler
Saheeh InternationalThey said, "Indeed, these are two magicians who want to drive you out of your land with their magic and do away with your most exemplary way
Diyanet İşleri MealiMusa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler
Saheeh InternationalSo resolve upon your plan and then come [forward] in line. And he has succeeded today who overcomes
Diyanet İşleri MealiEy Musa! Marifetini ya sen ortaya koy, ya da önce biz koyalım" dediler
Saheeh InternationalThey said, "O Moses, either you throw or we will be the first to throw
Diyanet İşleri MealiMusa: "Siz koyun" dedi. Hemen, değnekleri ve ipleri, sihirleri yüzünden, Musa'ya sanki yürüyorlarmış gibi geldi
Saheeh InternationalHe said, "Rather, you throw." And suddenly their ropes and staffs seemed to him from their magic that they were moving [like snakes]
Diyanet İşleri MealiBu yüzden Musa içinde bir korku hissetti
Saheeh InternationalAnd he sensed within himself apprehension, did Moses
Diyanet İşleri MealiKorkma, sen muhakkak daha üstünsün" dedik
Saheeh InternationalAllah said, "Fear not. Indeed, it is you who are superior
Diyanet İşleri MealiSağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz
Saheeh InternationalAnd throw what is in your right hand; it will swallow up what they have crafted. What they have crafted is but the trick of a magician, and the magician will not succeed wherever he is
Diyanet İşleri MealiSonunda sihirbazlar: "Biz Musa ve Harun'un Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar
Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration. They said, "We have believed in the Lord of Aaron and Moses
Diyanet İşleri MealiFiravun "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi
Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed him before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic. So I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will crucify you on the trunks of palm trees, and you will surely know which of us is more severe in [giving] punishment and more enduring
Diyanet İşleri Mealiİman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler
Saheeh InternationalThey said, "Never will we prefer you over what has come to us of clear proofs and [over] He who created us. So decree whatever you are to decree. You can only decree for this worldly life
Diyanet İşleri Mealiİman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler
Saheeh InternationalIndeed, we have believed in our Lord that He may forgive us our sins and what you compelled us [to do] of magic. And Allah is better and more enduring
Diyanet İşleri MealiRabbine suçlu olarak gelen bilsin ki, cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne yaşar
Saheeh InternationalIndeed, whoever comes to his Lord as a criminal - indeed, for him is Hell; he will neither die therein nor live
Diyanet İşleri MealiRabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır
Saheeh InternationalBut whoever comes to Him as a believer having done righteous deeds - for those will be the highest degrees [in position]
Diyanet İşleri MealiRabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır
Saheeh InternationalGardens of perpetual residence beneath which rivers flow, wherein they abide eternally. And that is the reward of one who purifies himself
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yürüt, denizde onlara kuru bir yol aç, batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme" diye vahyettik
Saheeh InternationalAnd We had inspired to Moses, "Travel by night with My servants and strike for them a dry path through the sea; you will not fear being overtaken [by Pharaoh] nor be afraid [of drowning]
Diyanet İşleri MealiFiravun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış
Saheeh InternationalSo Pharaoh pursued them with his soldiers, and there covered them from the sea that which covered them
Diyanet İşleri MealiFiravun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi
Saheeh InternationalAnd Pharaoh led his people astray and did not guide [them]
Diyanet İşleri MealiEy İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vadettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik
Saheeh InternationalO Children of Israel, We delivered you from your enemy, and We made an appointment with you at the right side of the mount, and We sent down to you manna and quails
Diyanet İşleri MealiSize verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı haketmeyesiniz. Gazabımı hakeden kimse muhakkak mahvolur
Saheeh International[Saying], "Eat from the good things with which We have provided you and do not transgress [or oppress others] therein, lest My anger should descend upon you. And he upon whom My anger descends has certainly fallen
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı iş işleyerek doğru yola gireni bağışlarım
Saheeh InternationalBut indeed, I am the Perpetual Forgiver of whoever repents and believes and does righteousness and then continues in guidance
Diyanet İşleri MealiMusa! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik
Saheeh International[Allah] said, "And what made you hasten from your people, O Moses
Diyanet İşleri MealiMusa: "Onlar ardımdadır, Rabbim! Hoşnut olman için Sana acele geldim" dedi
Saheeh InternationalHe said, "They are close upon my tracks, and I hastened to You, my Lord, that You be pleased
Diyanet İşleri MealiAllah: "Doğrusu Biz, senden sonra milletini sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi
Saheeh International[Allah] said, "But indeed, We have tried your people after you [departed], and the Samiri has led them astray
Diyanet İşleri MealiMusa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. "Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" dedi
Saheeh InternationalSo Moses returned to his people, angry and grieved. He said, "O my people, did your Lord not make you a good promise? Then, was the time [of its fulfillment] too long for you, or did you wish that wrath from your Lord descend upon you, so you broke your promise [of obedience] to me
Diyanet İşleri MealiOnlar: "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı" dediler
Saheeh InternationalThey said, "We did not break our promise to you by our will, but we were made to carry burdens from the ornaments of the people [of Pharaoh], so we threw them [into the fire], and thus did the Samiri throw
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine Samiri onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: "Bu sizin de Musa'nın da tanrısıdır, ama o unuttu" dediler
Saheeh InternationalAnd he extracted for them [the statue of] a calf which had a lowing sound, and they said, "This is your god and the god of Moses, but he forgot
Diyanet İşleri MealiGörmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi
Saheeh InternationalDid they not see that it could not return to them any speech and that it did not possess for them any harm or benefit
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Harun da onlara önceden: "Ey milletim! Siz bu buzağı ile sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman'dır. Bana uyun, emrime itaat edin" demişti
Saheeh InternationalAnd Aaron had already told them before [the return of Moses], "O my people, you are only being tested by it, and indeed, your Lord is the Most Merciful, so follow me and obey my order
Diyanet İşleri MealiMusa bize dönene kadar buna sarılmaktan vazgeçmeyeceğiz" demişlerdi
Saheeh InternationalThey said, "We will never cease being devoted to the calf until Moses returns to us
Diyanet İşleri MealiMusa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi
Saheeh International[Moses] said, "O Aaron, what prevented you, when you saw them going astray
Diyanet İşleri MealiMusa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi
Saheeh InternationalFrom following me? Then have you disobeyed my order
Diyanet İşleri MealiHarun: "Ey Annemoğlu! Saçımdan sakalımdan tutma; doğrusu İsrailoğulları arasına ayrılık koydun, sözüme bakmadın demenden korktum" dedi
Saheeh International[Aaron] said, "O son of my mother, do not seize [me] by my beard or by my head. Indeed, I feared that you would say, 'You caused division among the Children of Israel, and you did not observe [or await] my word
Diyanet İşleri MealiMusa: "Ey Samiri! Ya senin yaptığın nedir?" dedi
Saheeh International[Moses] said, "And what is your case, O Samiri
Diyanet İşleri MealiSamiri: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o sana gelen elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim böyle yaptırdı" dedi
Saheeh InternationalHe said, "I saw what they did not see, so I took a handful [of dust] from the track of the messenger and threw it, and thus did my soul entice me
Diyanet İşleri MealiMusa: "Defol! Doğrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.' And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it into the sea with a blast
Diyanet İşleri MealiSizin Tanrınız, ancak, O'ndan başka tanrı olmayan Allah'tır. İlmi her şeyi içine almıştır
Saheeh InternationalYour god is only Allah, except for whom there is no deity. He has encompassed all things in knowledge
Diyanet İşleri MealiGeçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir
Saheeh InternationalThus, [O Muhammad], We relate to you from the news of what has preceded. And We have certainly given you from Us the Qur'an
Diyanet İşleri MealiGeçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir
Saheeh InternationalWhoever turns away from it - then indeed, he will bear on the Day of Resurrection a burden
Diyanet İşleri MealiDevamlı bu günahın azabında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için ne kötüdür bu yük
Saheeh International[Abiding] eternally therein, and evil it is for them on the Day of Resurrection as a load
Diyanet İşleri MealiSura üflendiği gün, işte o gün, suçluları gözleri korkudan göğermiş olarak toplarız
Saheeh InternationalThe Day the Horn will be blown. And We will gather the criminals, that Day, blue-eyed
Diyanet İşleri MealiSiz dünyada sadece on gün eğleştiniz" diye, aralarında saklı saklı konuşurlar
Saheeh InternationalThey will murmur among themselves, "You remained not but ten [days in the world]
Diyanet İşleri MealiAralarında konuştuklarını Biz daha iyi biliriz. En akıllıları: "Sadece bir gün eğleştiniz" der
Saheeh InternationalWe are most knowing of what they say when the best of them in manner will say, "You remained not but one day
Diyanet İşleri MealiSana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin
Saheeh InternationalAnd they ask you about the mountains, so say, "My Lord will blow them away with a blast
Diyanet İşleri MealiSana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin
Saheeh InternationalAnd He will leave the earth a level plain
Diyanet İşleri MealiSana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin
Saheeh InternationalYou will not see therein a depression or an elevation
Diyanet İşleri MealiSana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin
Saheeh InternationalThat Day, everyone will follow [the call of] the Caller [with] no deviation therefrom, and [all] voices will be stilled before the Most Merciful, so you will not hear except a whisper [of footsteps]
Diyanet İşleri MealiO gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez
Saheeh InternationalThat Day, no intercession will benefit except [that of] one to whom the Most Merciful has given permission and has accepted his word
Diyanet İşleri MealiAllah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz
Saheeh InternationalAllah knows what is [presently] before them and what will be after them, but they do not encompass it in knowledge
Diyanet İşleri Mealiİnsanlar, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran Allah'a boyun eğmiştir. Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır
Saheeh InternationalAnd [all] faces will be humbled before the Ever-Living, the Sustainer of existence. And he will have failed who carries injustice
Diyanet İşleri Mealiİnanmış olarak, yararlı işler işleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden korkmaz
Saheeh InternationalBut he who does of righteous deeds while he is a believer - he will neither fear injustice nor deprivation
Diyanet İşleri Mealiİşte Kuran'ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir
Saheeh InternationalAnd thus We have sent it down as an Arabic Qur'an and have diversified therein the warnings that perhaps they will avoid [sin] or it would cause them remembrance
Diyanet İşleri MealiGerçek hükümdar olan Allah Yüce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de
Saheeh InternationalSo high [above all] is Allah, the Sovereign, the Truth. And, [O Muhammad], do not hasten with [recitation of] the Qur'an before its revelation is completed to you, and say, "My Lord, increase me in knowledge
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki daha önce "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti
Saheeh InternationalAnd We had already taken a promise from Adam before, but he forgot; and We found not in him determination
Diyanet İşleri MealiEy Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik
Saheeh InternationalAnd [mention] when We said to the angels, "Prostrate to Adam," and they prostrated, except Iblees; he refused
Diyanet İşleri MealiEy Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik
Saheeh InternationalSo We said, "O Adam, indeed this is an enemy to you and to your wife. Then let him not remove you from Paradise so you would suffer
Diyanet İşleri MealiEy Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik
Saheeh InternationalIndeed, it is [promised] for you not to be hungry therein or be unclothed
Diyanet İşleri MealiEy Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik
Saheeh InternationalAnd indeed, you will not be thirsty therein or be hot from the sun
Diyanet İşleri MealiAma şeytan ona vesvese verip: "Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" dedi
Saheeh InternationalThen Satan whispered to him; he said, "O Adam, shall I direct you to the tree of eternity and possession that will not deteriorate
Diyanet İşleri MealiBunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı
Saheeh InternationalAnd Adam and his wife ate of it, and their private parts became apparent to them, and they began to fasten over themselves from the leaves of Paradise. And Adam disobeyed his Lord and erred
Diyanet İşleri MealiRabbi yine de onu seçip tevbesini kabul etti, ona doğru yolu gösterdi
Saheeh InternationalThen his Lord chose him and turned to him in forgiveness and guided [him]
Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur
Saheeh International[Allah] said, "Descend from Paradise - all, [your descendants] being enemies to one another. And if there should come to you guidance from Me - then whoever follows My guidance will neither go astray [in the world] nor suffer [in the Hereafter]
Diyanet İşleri MealiBenim Kitap'ımdan yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz
Saheeh InternationalAnd whoever turns away from My remembrance - indeed, he will have a depressed life, and We will gather him on the Day of Resurrection blind
Diyanet İşleri MealiO zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der
Saheeh InternationalHe will say, "My Lord, why have you raised me blind while I was [once] seeing
Diyanet İşleri MealiAllah: "Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der
Saheeh International[Allah] will say, "Thus did Our signs come to you, and you forgot them; and thus will you this Day be forgotten
Diyanet İşleri Mealiİşte haddi aşanları, Rabbinin ayetlerine inanmayanları böylece cezalandıracağız. Hem, ahiretin azabı bu dünya azabından daha şiddetli ve daha devamlıdır
Saheeh InternationalAnd thus do We recompense he who transgressed and did not believe in the signs of his Lord. And the punishment of the Hereafter is more severe and more enduring
Diyanet İşleri MealiOnları yerlerinde gezdikleri, kendilerinden önce yok etmiş olduğumuz bunca nesiller doğru yola sevketmedi mi? Doğrusu bunlarda akıl sahipleri için ibretler vardır
Saheeh InternationalThen, has it not become clear to them how many generations We destroyed before them as they walk among their dwellings? Indeed in that are signs for those of intelligence
Diyanet İşleri MealiEğer Rabbinin verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı
Saheeh InternationalAnd if not for a word that preceded from your Lord, punishment would have been an obligation [due immediately], and [if not for] a specified term [decreed]
Diyanet İşleri MealiOnların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin
Saheeh InternationalSo be patient over what they say and exalt [Allah] with praise of your Lord before the rising of the sun and before its setting; and during periods of the night [exalt Him] and at the ends of the day, that you may be satisfied
Diyanet İşleri MealiKendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır
Saheeh InternationalAnd do not extend your eyes toward that by which We have given enjoyment to [some] categories of them, [its being but] the splendor of worldly life by which We test them. And the provision of your Lord is better and more enduring
Diyanet İşleri MealiEhline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır
Saheeh InternationalAnd enjoin prayer upon your family [and people] and be steadfast therein. We ask you not for provision; We provide for you, and the [best] outcome is for [those of] righteousness
Diyanet İşleri MealiRabbinden bize bir mucize getirseydi ya" derler. Onlara, önceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi
Saheeh InternationalAnd they say, "Why does he not bring us a sign from his Lord?" Has there not come to them evidence of what was in the former scriptures
Diyanet İşleri MealiEğer onları ondan önce bir azaba uğratarak yok etseydik: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmazdan önce ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi
Saheeh InternationalAnd if We had destroyed them with a punishment before him, they would have said, "Our Lord, why did You not send to us a messenger so we could have followed Your verses before we were humiliated and disgraced
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Herkes gözlemektedir, siz de gözleyin. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu bileceksiniz
Saheeh InternationalSay, "Each [of us] is waiting; so wait. For you will know who are the companions of the sound path and who is guided