19. Maryam سُورَةُ مَرۡيَمَ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
19:1 ▶ ⧉ ☆
كٓ هيعٓ صٓ
كٓهيعٓصٓ
Kaf ha ya 'ayn sad
Süleyman Ateş Kaf ha ya 'ayn sad
19:2 ▶ ⧉ ☆
ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْ دَهُۥ زَكَرِيَّآ
Süleyman Ateş Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini anıştır
19:3 ▶ ⧉ ☆
إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَا ٓءً خَفِيًّا
Süleyman Ateş O, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı
قَالَ رَبِّ إِنّ ِى وَهَنَ ٱ لْعَظْمُ مِنّ ِى وَٱ شْتَعَلَ ٱ ل رَّأْسُ شَيْبًا و َلَمْ أَكُنۢ ب ِدُعَا ٓئِكَ رَبِّ شَقِيًّا
شَيْبًۭا
ihtiyarlık aleviyle
بِدُعَآئِكَ
sana du'a ile
Süleyman Ateş Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin)
19:5 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ ِى خِفْتُ ٱ لْمَوَٲ لِىَ مِن و َرَا ٓءِى وَكَانَتِ ٱ مْرَأَتِى عَاقِرًا ف َهَبْ لِى مِن ل َّدُنك َ وَلِيًّا
ٱلْمَوَٰلِىَ
yerime geçecek yakınlarımdan
Süleyman Ateş Doğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeycekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet
19:6 ▶ ⧉ ☆
يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَۖ وَٱ جْ عَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا
يَرِثُنِى
bana mirasçı olsun
رَضِيًّۭا
razı olduklarından
Süleyman Ateş Ki, (o), bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap
19:7 ▶ ⧉ ☆
يَـٰ زَكَرِيَّآ إِنّ َا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰ مٍ ٱ سْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْ عَل لَّهُۥ مِن ق َبْ لُ سَمِيًّا
يَـٰزَكَرِيَّآ
Ey Zekeriyya
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
نَجْعَل
We (have) assigned
Süleyman Ateş (Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahya'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik)
19:8 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ أَنّ َىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰ مٌ و َكَانَتِ ٱ مْرَأَتِى عَاقِرًا و َقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱ لْكِبَرِ عِتِيًّا
Süleyman Ateş (Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım
19:9 ▶ ⧉ ☆
قَالَ كَذَٲ لِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ و َقَدْ خَلَقْ تُكَ مِن ق َبْ لُ وَلَمْ تَكُ شَيْــًٔا
خَلَقْتُكَ
seni de yaratmıştım
Süleyman Ateş Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi
19:10 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱ جْ عَل لِّىٓ ءَايَةًۚ ق َالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱ ل نّ َاسَ ثَلَـٰ ثَ لَيَالٍ س َوِيًّا
سَوِيًّۭا
sapasağlam olduğun halde
Süleyman Ateş Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver. "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi
19:11 ▶ ⧉ ☆
فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱ لْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن س َبِّحُواْ بُكْرَةً و َعَشِيًّا
ٱلْمِحْرَابِ
the prayer chamber
Süleyman Ateş (Zekeriyya), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti
19:12 ▶ ⧉ ☆
يَـٰ يَحْيَىٰ خُذِ ٱ لْكِتَـٰ بَ بِقُوَّةٍۖ و َءَاتَيْنَـٰ هُ ٱ لْحُكْمَ صَبِيًّا
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
Süleyman Ateş Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula). (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik
19:13 ▶ ⧉ ☆
وَحَنَانًا م ِّن ل َّدُنّ َا وَزَكَو ٲ ةًۖ و َكَانَ تَقِيًّا
تَقِيًّۭا
sakınan (bir kimse)
Süleyman Ateş Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günahlardan ) korunan oldu
19:14 ▶ ⧉ ☆
وَبَرَّۢا ب ِوَٲ لِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن ج َبَّارًا عَصِيًّا
وَبَرًّۢا
ve iyilik ediciydi
بِوَٰلِدَيْهِ
ana babasına
Süleyman Ateş Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi
وَسَلَـٰ مٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْ عَثُ حَيًّا
Süleyman Ateş Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun
19:16 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ مَرْيَمَ إِذِ ٱ نت َبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا ش َرْقِيًّا
ٱنتَبَذَتْ
o ayrılıp çekilmişti
Süleyman Ateş Kitapta Meryem'i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti
19:17 ▶ ⧉ ☆
فَٱ تَّخَذَتْ مِن د ُونِهِمْ حِجَابًا ف َأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا س َوِيًّا
فَأَرْسَلْنَآ
biz de gönderdik
رُوحَنَا
ruhumuzu (Cebrail'i)
بَشَرًۭا
bir insan şeklinde
Süleyman Ateş Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü
قَالَتْ إِنّ ِىٓ أَعُوذُ بِٱ ل رَّحْمَـٰ نِ مِنك َ إِن ك ُنت َ تَقِيًّا
Süleyman Ateş (Meryem) dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen(Allah)'a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)
قَالَ إِنّ َمَآ أَنَا۟ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَـٰ مًا ز َكِيًّا
لِأَهَبَ
hediye edeyim diye
غُلَـٰمًۭا
bir erkek çocuğu
Süleyman Ateş (Ruh ): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)
19:20 ▶ ⧉ ☆
قَالَتْ أَنّ َىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰ مٌ و َلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ و َلَمْ أَكُ بَغِيًّا
يَمْسَسْنِى
has touched me
Süleyman Ateş Benim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim
19:21 ▶ ⧉ ☆
قَالَ كَذَٲ لِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌۖ و َلِنَجْ عَلَهُۥٓ ءَايَةً ل ِّلنّ َاسِ وَرَحْمَةً م ِّنّ َاۚ وَكَانَ أَمْرًا م َّقْ ضِيًّا
وَلِنَجْعَلَهُۥٓ
onu kılmak için
مَّقْضِيًّۭا
karara bağlanarak
Süleyman Ateş (Ruh ): "Öyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti
19:22 ▶ ⧉ ☆
۞ فَحَمَلَتْهُ فَٱ نت َبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًا ق َصِيًّا
۞ فَحَمَلَتْهُ
ona gebe kaldı
Süleyman Ateş (Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi
19:23 ▶ ⧉ ☆
فَأَجَا ٓءَهَا ٱ لْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱ ل نّ َخْلَةِ قَالَتْ يَـٰ لَيْتَنِى مِتُّ قَبْ لَ هَـٰ ذَا وَكُنت ُ نَسْيًا م َّنس ِيًّا
فَأَجَآءَهَا
ve onu getirdi
مَّنسِيًّۭا
unutulanlar gibi
Süleyman Ateş Doğum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim
فَنَادَٮٰ هَا مِن ت َحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا
فَنَادَىٰهَا
ona şöyle seslendi
Süleyman Ateş Altından (Ruh ) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti
19:25 ▶ ⧉ ☆
وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱ ل نّ َخْلَةِ تُسَـٰ قِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا ج َنِيًّا
Süleyman Ateş Hurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün
19:26 ▶ ⧉ ☆
فَكُلِى وَٱ شْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًاۖ ف َإِمّ َا تَرَيِنّ َ مِنَ ٱ لْبَشَرِ أَحَدًا ف َقُولِىٓ إِنّ ِى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَـٰ نِ صَوْمًا ف َلَنْ أُكَلِّمَ ٱ لْيَوْمَ إِنس ِيًّا
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
Süleyman Ateş Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen: Ben Rahman için (susma) oruc(u) adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım" de
19:27 ▶ ⧉ ☆
فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ ۖ قَالُواْ يَـٰ مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْــًٔا ف َرِيًّا
Süleyman Ateş (Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın
يَـٰٓ أُخْتَ هَـٰ رُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱ مْرَأَ سَوْءٍ و َمَا كَانَتْ أُمّ ُكِ بَغِيًّا
Süleyman Ateş Ey Harun'un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle)
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِۖ قَالُواْ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن ك َانَ فِى ٱ لْمَهْدِ صَبِيًّا
فَأَشَارَتْ
(çocuğu) gösterdi
Süleyman Ateş (Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz
19:30 ▶ ⧉ ☆
قَالَ إِنّ ِى عَبْ دُ ٱ للَّهِ ءَاتَـٰ نِىَ ٱ لْكِتَـٰ بَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
Süleyman Ateş (Çocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı
19:31 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنت ُ وَأَوْصَـٰ نِى بِٱ ل صَّلَو ٲ ةِ وَٱ ل زَّكَو ٲ ةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
وَأَوْصَـٰنِى
ve bana emretti
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
ve zekat vermeyi
Süleyman Ateş Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti
19:32 ▶ ⧉ ☆
وَبَرَّۢا ب ِوَٲ لِدَتِى وَلَمْ يَجْ عَلْنِى جَبَّارًا ش َقِيًّا
وَبَرًّۢا
ve iyilik eder (kıldı)
يَجْعَلْنِى
He (has) made me
Süleyman Ateş (Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı
وَٱ ل سَّلَـٰ مُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِد تُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْ عَثُ حَيًّا
وَٱلسَّلَـٰمُ
ve esenlik verilmiştir
Süleyman Ateş Doğduğum gün de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana esenlik verilmiştir. Peace on me the day I was born, and the day I die, and the day I shall be raised alive
19:34 ▶ ⧉ ☆
ذَٲ لِكَ عِيسَى ٱ بْ نُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ ٱ لْحَقِّ ٱ لَّذِى فِيهِ يَمْتَرُو نَ
يَمْتَرُونَ
şüphe edip ayrılığa düştükleri
Süleyman Ateş İşte Meryem oğlu Îsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur
19:35 ▶ ⧉ ☆
مَا كَانَ لِلَّهِ أَن ي َتَّخِذَ مِن و َلَدٍۖ س ُبْ حَـٰ نَهُۥٓۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا ف َإِنّ َمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن ف َيَكُو نُ
سُبْحَـٰنَهُۥٓ ۚ
O'nun şanı yücedir
Süleyman Ateş Çocuk edinmek, Allah'a yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir işi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur
19:36 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ ٱ للَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱ عْبُدُوهُۚ هَـٰ ذَا صِرَٲ طٌ م ُّسْتَقِي مٌ
وَرَبُّكُمْ
ve sizin Rabbinizdir
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
O'na kulluk edin
Süleyman Ateş Şüphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O'na kulluk edin. İşte doğru yol budur
19:37 ▶ ⧉ ☆
فَٱ خْتَلَفَ ٱ لْأَحْزَابُ مِنۢ ب َيْنِهِمْۖ فَوَيْلٌ ل ِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن م َّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِي مٍ
فَٱخْتَلَفَ
ayrılığa düştüler
بَيْنِهِمْ ۖ
from among them
فَوَيْلٌۭ
artık vay haline
Süleyman Ateş Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline
19:38 ▶ ⧉ ☆
أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْ صِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۖ لَـٰ كِنِ ٱ ل ظَّـٰ لِمُونَ ٱ لْيَوْمَ فِى ضَلَـٰ لٍ م ُّبِي نٍ
أَسْمِعْ
ne güzel işitirler
وَأَبْصِرْ
ne güzel görürler
يَأْتُونَنَا ۖ
bize geldikleri
Süleyman Ateş Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler , bugün apaçık sapıklık içindedirler
وَأَنذ ِرْهُمْ يَوْمَ ٱ لْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱ لْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ و َهُمْ لَا يُؤْمِنُو نَ
Süleyman Ateş Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık)
إِنّ َا نَحْنُ نَرِثُ ٱ لْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُو نَ
Süleyman Ateş Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler
19:41 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِبْ رَٲ هِيمَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صِدِّيقًا ن َّبِيًّا
Süleyman Ateş Kitapta İbrahim'i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَـٰٓ أَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْ صِرُ وَلَا يُغْنِى عَنك َ شَيْــًٔا
Süleyman Ateş Babasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun
19:43 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ إِنّ ِى قَدْ جَا ٓءَنِى مِنَ ٱ لْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَٱ تَّبِعْنِىٓ أَهْدِكَ صِرَٲ طًا س َوِيًّا
Süleyman Ateş Babacığım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim
19:44 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ لَا تَعْبُدِ ٱ ل شَّيْطَـٰ نَۖ إِنّ َ ٱ ل شَّيْطَـٰ نَ كَانَ لِلرَّحْمَـٰ نِ عَصِيًّا
لِلرَّحْمَـٰنِ
to the Most Gracious
Süleyman Ateş Babacığım, şeytana tapma, çünkü şeytan , Rahman'a isyan etmiştir
19:45 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَبَتِ إِنّ ِىٓ أَخَافُ أَن ي َمَسَّكَ عَذَابٌ م ِّنَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَـٰ نِ وَلِيًّا
ٱلرَّحْمَـٰنِ
the Most Gracious
Süleyman Ateş Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytanın dostu olursun
19:46 ▶ ⧉ ☆
قَالَ أَرَاغِبٌ أَنت َ عَنْ ءَالِهَتِى يَـٰٓ إِبْ رَٲ هِيمُۖ لَئِن ل َّمْ تَنت َهِ لَأَرْجُمَنّ َكَۖ وَٱ هْجُرْنِى مَلِيًّا
أَرَاغِبٌ
yüz mü çeviriyorsun?
يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ ۖ
Ey İbrahim
لَأَرْجُمَنَّكَ ۖ
andolsun seni taşlarım
وَٱهْجُرْنِى
benden ayrıl git'
Süleyman Ateş (Babası): "Ey İbrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git
قَالَ سَلَـٰ مٌ عَلَيْكَۖ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّىٓۖ إِنّ َهُۥ كَانَ بِى حَفِيًّا
سَأَسْتَغْفِرُ
mağfiret dileyeceğim
Süleyman Ateş (İbrahim): "Selam sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْ عُونَ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ وَأَدْ عُواْ رَبِّى عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَا ٓءِ رَبِّى شَقِيًّا
وَأَعْتَزِلُكُمْ
sizden ayrılıyorum
تَدْعُونَ
yalvardıklarınızdan
وَأَدْعُوا۟
ve yalnız yalvarıyorum
Süleyman Ateş Sizden de, Allah'tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam)
فَلَمّ َا ٱ عْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ وَهَبْ نَا لَهُۥٓ إِسْحَـٰ قَ وَيَعْقُوبَۖ وَكُلاًّ ج َعَلْنَا نَبِيًّا
ٱعْتَزَلَهُمْ
onlardan ayrıldı
يَعْبُدُونَ
onların taptıklarından
وَهَبْنَا
biz armağan ettik
Süleyman Ateş İşte onlardan ve onların Allah'tan başka taptıklarından ayrılınca biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u armağan ettik ve hepsini de peygamber yaptık
19:50 ▶ ⧉ ☆
وَوَهَبْ نَا لَهُم م ِّن ر َّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْ قٍ عَلِيًّا
Süleyman Ateş Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
19:51 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ مُوسَىٰٓۚ إِنّ َهُۥ كَانَ مُخْلَصًا و َكَانَ رَسُولاً ن َّبِيًّا
Süleyman Ateş Kitapta Musa'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi
19:52 ▶ ⧉ ☆
وَنَـٰ دَيْنَـٰ هُ مِن ج َانِبِ ٱ ل طُّورِ ٱ لْأَيْمَنِ وَقَرَّبْ نَـٰ هُ نَجِيًّا
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ
ve ona seslendik
وَقَرَّبْنَـٰهُ
ve onu yaklaştırdık
نَجِيًّۭا
özel konuşmak için
Süleyman Ateş Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık
19:53 ▶ ⧉ ☆
وَوَهَبْ نَا لَهُۥ مِن ر َّحْمَتِنَآ أَخَاهُ هَـٰ رُونَ نَبِيًّا
وَوَهَبْنَا
ve armağan ettik
رَّحْمَتِنَآ
acıdığımızdan
نَبِيًّۭا
peygamber olarak
Süleyman Ateş Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan ettik
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِسْمَـٰ عِيلَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱ لْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً ن َّبِيًّا
إِسْمَـٰعِيلَ ۚ
İsma'il'i de
Süleyman Ateş Kitapta İsma'il'i de an. Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi
19:55 ▶ ⧉ ☆
وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُۥ بِٱ ل صَّلَو ٲ ةِ وَٱ ل زَّكَو ٲ ةِ وَكَانَ عِند َ رَبِّهِۦ مَرْضِيًّا
بِٱلصَّلَوٰةِ
namaz kılmayı
وَٱلزَّكَوٰةِ
zekat vermeyi
مَرْضِيًّۭا
beğenilmişlerden
Süleyman Ateş Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti
19:56 ▶ ⧉ ☆
وَٱ ذْكُرْ فِى ٱ لْكِتَـٰ بِ إِدْ رِيسَۚ إِنّ َهُۥ كَانَ صِدِّيقًا ن َّبِيًّا
Süleyman Ateş Kitapta İdris'i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi
وَرَفَعْنَـٰ هُ مَكَانًا عَلِيًّا
وَرَفَعْنَـٰهُ
onu yükseltmiştik
Süleyman Ateş Onu yüce bir yere yükseltmiştik
أُوْ لَـٰٓ ئِكَ ٱ لَّذِينَ أَنْعَمَ ٱ للَّهُ عَلَيْهِم م ِّنَ ٱ ل نّ َبِيِّــۧ نَ مِن ذ ُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمّ َنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ و َمِن ذ ُرِّيَّةِ إِبْ رَٲ هِيمَ وَإِسْرَٲ ٓءِيلَ وَمِمّ َنْ هَدَيْنَا وَٱ جْ تَبَيْنَآۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰ تُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ خَرُّواْ سُجَّدًا و َبُكِيًّا ۩
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
ذُرِّيَّةِ
(the) offspring
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
وَإِسْرَٰٓءِيلَ
ve İsrail (Ya'kub)
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
هَدَيْنَا
yol gösterdiğimiz
وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ
ve seçtiğimiz
Süleyman Ateş İşte bunlar; Allah'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem, neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı
۞ فَخَلَفَ مِنۢ ب َعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُواْ ٱ ل صَّلَو ٲ ةَ وَٱ تَّبَعُواْ ٱ ل شَّهَوَٲ تِۖ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
۞ فَخَلَفَ
yerlerine geldi
أَضَاعُوا۟
onlar zayi ettiler
ٱلشَّهَوَٰتِ ۖ
şehvetlerine
يَلْقَوْنَ
onlar bulacaklardır
Süleyman Ateş Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır
19:60 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا مَن ت َابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰ لِحًا ف َأُوْ لَـٰٓ ئِكَ يَدْ خُلُونَ ٱ لْجَنّ َةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْــًٔا
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يُظْلَمُونَ
haksızlığa uğratılmayacaklardır
Süleyman Ateş Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır
19:61 ▶ ⧉ ☆
جَنّ َـٰ تِ عَدْ نٍ ٱ لَّتِى وَعَدَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ عِبَادَهُۥ بِٱ لْغَيْبِۚ إِنّ َهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا
جَنَّـٰتِ
cennetleri(ne gireceklerdir)
مَأْتِيًّۭا
yerine gelecektir
Süleyman Ateş Rahman'ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri (ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir
19:62 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَـٰ مًاۖ و َلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً و َعَشِيًّا
يَسْمَعُونَ
they will hear
Süleyman Ateş Orada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır
19:63 ▶ ⧉ ☆
تِلْكَ ٱ لْجَنّ َةُ ٱ لَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن ك َانَ تَقِيًّا
نُورِثُ
We give (as) inheritance
Süleyman Ateş İşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur
وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَۖ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٲ لِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا
Süleyman Ateş Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir
19:65 ▶ ⧉ ☆
رَّبُّ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱ عْبُدْ هُ وَٱ صْطَبِرْ لِعِبَـٰ دَتِهِۦ ۚ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّا
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında bulunan
فَٱعْبُدْهُ
O'na kulluk et
لِعِبَـٰدَتِهِۦ ۚ
O'na kullukta
Süleyman Ateş göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun
19:66 ▶ ⧉ ☆
وَيَقُولُ ٱ لْإِنس َـٰ نُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا
Süleyman Ateş İnsan: "Ben öldükten sonra mı diri olarak çıkarılacağım?" diyor
19:67 ▶ ⧉ ☆
أَوَلَا يَذْكُرُ ٱ لْإِنس َـٰ نُ أَنّ َا خَلَقْ نَـٰ هُ مِن ق َبْ لُ وَلَمْ يَكُ شَيْــًٔا
خَلَقْنَـٰهُ
onu yarattığımızı
Süleyman Ateş İnsan önceden hiçbir şey değilken kendisini nasıl yarattığımızı düşünmüyor mu
19:68 ▶ ⧉ ☆
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنّ َهُمْ وَٱ ل شَّيَـٰ طِينَ ثُمّ َ لَنُحْضِرَنّ َهُمْ حَوْلَ جَهَنّ َمَ جِثِيًّا
فَوَرَبِّكَ
Rabbine andolsun ki
لَنَحْشُرَنَّهُمْ
onları mutlaka toplayacağız
وَٱلشَّيَـٰطِينَ
ve şeytanları
لَنُحْضِرَنَّهُمْ
onları bulunduracağız
جِثِيًّۭا
diz çökmüş vaziyette
Süleyman Ateş Rabbine andolsun ki, onları ve şeytanları mutlaka toplayacağız, sonra onları diz çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde bulunduracağız
ثُمّ َ لَنَنز ِعَنّ َ مِن ك ُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عِتِيًّا
Süleyman Ateş Sonra her milletten Rahman'a en çok karşı geleni ayıracağız
19:70 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِٱ لَّذِينَ هُمْ أَوْلَىٰ بِهَا صِلِيًّا
Süleyman Ateş Sonra, elbette biz, kimlerin oraya girmeğe uygun olduğunu daha iyi biliriz
وَإِن م ِّنك ُمْ إِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًا م َّقْ ضِيًّا
وَارِدُهَا ۚ
oraya gitmeyecek
Süleyman Ateş İçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur
19:72 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ نُنَجِّى ٱ لَّذِينَ ٱ تَّقَواْ وَّنَذَرُ ٱ ل ظَّـٰ لِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا
ٱتَّقَوا۟
muttakileri (sakınanları)
جِثِيًّۭا
diz üstü çökmüş olarak
Süleyman Ateş Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız
19:73 ▶ ⧉ ☆
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰ تُنَا بَيِّنَـٰ تٍ ق َالَ ٱ لَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓ اْ أَىُّ ٱ لْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ م َّقَامًا و َأَحْسَنُ نَدِيًّا
ٱلْفَرِيقَيْنِ
iki topluluktan
وَأَحْسَنُ
ve daha güzeldir?
نَدِيًّۭا
meclisi (mevkii)
Süleyman Ateş Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler
19:74 ▶ ⧉ ☆
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْ لَهُم م ِّن ق َرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَـٰ ثًا و َرِءْيًا
Süleyman Ateş Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi
19:75 ▶ ⧉ ☆
قُلْ مَن ك َانَ فِى ٱ ل ضَّلَـٰ لَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْاْ مَا يُوعَدُونَ إِمّ َا ٱ لْعَذَابَ وَإِمّ َا ٱ ل سَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ م َّكَانًا و َأَضْعَفُ جُند ًا
يُوعَدُونَ
va'dedildikleri
ٱلسَّاعَةَ
(duruşma) sa'ati(ni)
فَسَيَعْلَمُونَ
bileceklerdir
وَأَضْعَفُ
ve daha zayıftır
Süleyman Ateş De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini Ğazabı veya (Duruşma) sa'ati(ni)Ğ gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir
19:76 ▶ ⧉ ☆
وَيَزِيدُ ٱ للَّهُ ٱ لَّذِينَ ٱ هْتَدَوْاْ هُدًىۗ و َٱ لْبَـٰ قِيَـٰ تُ ٱ ل صَّـٰ لِحَـٰ تُ خَيْرٌ عِند َ رَبِّكَ ثَوَابًا و َخَيْرٌ م َّرَدًّا
ٱهْتَدَوْا۟
yola gelen(lerin)
وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ
ve kalıcı olan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ
yararlı işler
ثَوَابًۭا
mükafat bakımından
مَّرَدًّا
varılacak yer bakımından
Süleyman Ateş Allah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir
19:77 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيْتَ ٱ لَّذِى كَفَرَ بِـَٔـايَـٰ تِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنّ َ مَالاً و َوَلَدًا
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
لَأُوتَيَنَّ
bana verilecek
Süleyman Ateş Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü
أَطَّلَعَ ٱ لْغَيْبَ أَمِ ٱ تَّخَذَ عِند َ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَهْدًا
Süleyman Ateş Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)
19:79 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۚ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱ لْعَذَابِ مَدًّا
Süleyman Ateş Hayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız
19:80 ▶ ⧉ ☆
وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا
وَنَرِثُهُۥ
ve varis olacağız
وَيَأْتِينَا
ve o bize gelecek
Süleyman Ateş O dediği(malı ve evladı)na biz varis olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak)
19:81 ▶ ⧉ ☆
وَٱ تَّخَذُواْ مِن د ُونِ ٱ للَّهِ ءَالِهَةً ل ِّيَكُونُواْ لَهُمْ عِزًّا
وَٱتَّخَذُوا۟
ve edindiler
Süleyman Ateş Kendilerine destek olsunlar diye Allah'tan başka tanrılar edindiler
19:82 ▶ ⧉ ☆
كَلَّاۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا
سَيَكْفُرُونَ
inkar edecekler
بِعِبَادَتِهِمْ
bunların tapmalarını
وَيَكُونُونَ
ve olacaklardır
Süleyman Ateş Hayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır
19:83 ▶ ⧉ ☆
أَلَمْ تَرَ أَنّ َآ أَرْسَلْنَا ٱ ل شَّيَـٰ طِينَ عَلَى ٱ لْكَـٰ فِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا
تَؤُزُّهُمْ
onları kışkırtıyorlar
Süleyman Ateş Görmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar
19:84 ▶ ⧉ ☆
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْۖ إِنّ َمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا
عَلَيْهِمْ ۖ
onlar hakkında
Süleyman Ateş Onlar hakkında acele etme, biz onlar(ın günlerini ve nefeslerini doldurmaları) için saydıkça sayıyoruz
19:85 ▶ ⧉ ☆
يَوْمَ نَحْشُرُ ٱ لْمُتَّقِينَ إِلَى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ وَفْدًا
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
Süleyman Ateş Korunanları, binek üzerinde ikram ile Rahman'a götürdüğümüz gün
19:86 ▶ ⧉ ☆
وَنَسُوقُ ٱ لْمُجْ رِمِينَ إِلَىٰ جَهَنّ َمَ وِرْدًا
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluları da
وِرْدًۭا
yaya ve susuz olarak
Süleyman Ateş Suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün)
19:87 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَمْلِكُونَ ٱ ل شَّفَـٰ عَةَ إِلَّا مَنِ ٱ تَّخَذَ عِند َ ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَهْدًا
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmeyecektir
Süleyman Ateş Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler
19:88 ▶ ⧉ ☆
وَقَالُواْ ٱ تَّخَذَ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ وَلَدًا
Süleyman Ateş Rahman çocuk edindi dediler
19:89 ▶ ⧉ ☆
لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْــًٔا إِدًّا
شَيْـًٔا
bir şeyde (cür'ette)
Süleyman Ateş Andolsun ki, "Siz pek kötü bir cür'ette bulundunuz
تَكَادُ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنش َقُّ ٱ لْأَرْضُ وَتَخِرُّ ٱ لْجِبَالُ هَدًّا
Süleyman Ateş Neredeyse o(sözün dehşeti)nden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp dağılacaktır
19:91 ▶ ⧉ ☆
أَن د َعَوْاْ لِلرَّحْمَـٰ نِ وَلَدًا
لِلرَّحْمَـٰنِ
Rahman için
Süleyman Ateş Rahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü
19:92 ▶ ⧉ ☆
وَمَا يَنۢب َغِى لِلرَّحْمَـٰ نِ أَن ي َتَّخِذَ وَلَدًا
Süleyman Ateş Çocuk edinmek Rahman'a yakışmaz
19:93 ▶ ⧉ ☆
إِن ك ُلُّ مَن ف ِى ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ إِلَّآ ءَاتِى ٱ ل رَّحْمَـٰ نِ عَبْ دًا
Süleyman Ateş Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahman'a kul olarak gelecektir
19:94 ▶ ⧉ ☆
لَّقَدْ أَحْصَـٰ هُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا
أَحْصَىٰهُمْ
onları kuşatmış
وَعَدَّهُمْ
ve onları saymıştır
Süleyman Ateş O, onların hepsini kuşatmış ve onları bir bir saymıştır
19:95 ▶ ⧉ ☆
وَكُلُّهُمْ ءَاتِيهِ يَوْمَ ٱ لْقِيَـٰ مَةِ فَرْدًا
وَكُلُّهُمْ
ve onların hepsi
Süleyman Ateş Onların hepsi, kıyamet günü O'na tek başına gelecektir
19:96 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ ٱ لَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱ ل صَّـٰ لِحَـٰ تِ سَيَجْ عَلُ لَهُمُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ وُدًّا
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar (için)
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
faydalı işler
Süleyman Ateş İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak(onları herkese sevdirecek)tir
فَإِنّ َمَا يَسَّرْنَـٰ هُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱ لْمُتَّقِينَ وَتُنذ ِرَ بِهِۦ قَوْمًا ل ُّدًّا
يَسَّرْنَـٰهُ
O'nu kolaylaştırdık
لِتُبَشِّرَ
müjdelemen için
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakileri (sakınanları)
Süleyman Ateş Biz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْ لَهُم م ِّن ق َرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُم م ِّنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزَۢا
تَسْمَعُ
işitiyor (musun?)
Süleyman Ateş Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Şimdi onlardan hiçbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini işitiyor musun
← Önceki Sonraki →