19. Maryam سُورَةُ مَرۡيَمَ
Saheeh InternationalKaf, Ha, Ya, 'Ayn, Sad
Ali BulaçKaf, He, Ye, Ayn, Sad
Diyanet İşleri MealiKaf, Ha, Ya, Ayn, Sad
Saheeh International[This is] a mention of the mercy of your Lord to His servant Zechariah
Ali Bulaç(Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir
Diyanet İşleri MealiBu, Rabbinin kulu Zekeriya'ya olan rahmetini anmadır
Saheeh InternationalWhen he called to his Lord a private supplication
Ali BulaçHani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman
Diyanet İşleri MealiO Rabbine içinden yalvarmıştı
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my bones have weakened, and my head has filled with white, and never have I been in my supplication to You, my Lord, unhappy
Ali BulaçDemişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmadım
Diyanet İşleri MealiŞöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım
Saheeh InternationalAnd indeed, I fear the successors after me, and my wife has been barren, so give me from Yourself an heir
Ali BulaçDoğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et
Diyanet İşleri MealiDoğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla
Saheeh InternationalWho will inherit me and inherit from the family of Jacob. And make him, my Lord, pleasing [to You]
Ali BulaçBana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl
Diyanet İşleri MealiDoğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla
Saheeh International[He was told], "O Zechariah, indeed We give you good tidings of a boy whose name will be John. We have not assigned to any before [this] name
Ali Bulaç(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız
Diyanet İşleri MealiAllah: "Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" buyurdu
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, how will I have a boy when my wife has been barren and I have reached extreme old age
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım
Diyanet İşleri MealiZekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi
Saheeh International[An angel] said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, for I created you before, while you were nothing
Ali Bulaç(Ona gelen melek:) "İşte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: Bu Benim için kolaydır, daha önce sen hiçbir şey değil iken, seni yaratmıştım
Diyanet İşleri MealiAllah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi
Saheeh International[Zechariah] said, "My Lord, make for me a sign." He said, "Your sign is that you will not speak to the people for three nights, [being] sound
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır
Diyanet İşleri MealiZekeriya "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu
Saheeh InternationalSo he came out to his people from the prayer chamber and signaled to them to exalt [Allah] in the morning and afternoon
Ali BulaçBöylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin
Diyanet İşleri MealiZekeriya bunun üzerine mabedden çıkıp milletine: "Sabah akşam Allah'ı tesbih edin" diye işarette bulundu
Saheeh International[Allah] said, "O John, take the Scripture with determination." And We gave him judgement [while yet] a boy
Ali Bulaç(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik
Diyanet İşleri MealiEy Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi
Saheeh InternationalAnd affection from Us and purity, and he was fearing of Allah
Ali BulaçKatımız'dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi
Diyanet İşleri MealiEy Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi
Saheeh InternationalAnd dutiful to his parents, and he was not a disobedient tyrant
Ali BulaçAna ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi
Diyanet İşleri MealiEy Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi
Saheeh InternationalAnd peace be upon him the day he was born and the day he dies and the day he is raised alive
Ali BulaçOna selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de
Diyanet İşleri MealiDoğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun
Saheeh InternationalAnd mention, [O Muhammad], in the Book [the story of] Mary, when she withdrew from her family to a place toward the east
Ali BulaçKitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti
Diyanet İşleri MealiKitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti
Saheeh InternationalAnd she took, in seclusion from them, a screen. Then We sent to her Our Angel, and he represented himself to her as a well-proportioned man
Ali BulaçSonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü
Diyanet İşleri MealiSonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü
Saheeh InternationalShe said, "Indeed, I seek refuge in the Most Merciful from you, [so leave me], if you should be fearing of Allah
Ali BulaçDemişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)
Diyanet İşleri MealiMeryem: "Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sığınırım" dedi
Saheeh InternationalHe said, "I am only the messenger of your Lord to give you [news of] a pure boy
Ali BulaçDemişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)
Diyanet İşleri MealiCebrail: "Ben temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim" dedi
Saheeh InternationalShe said, "How can I have a boy while no man has touched me and I have not been unchaste
Ali BulaçO: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi
Diyanet İşleri MealiMeryem: "Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?" dedi
Saheeh InternationalHe said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, and We will make him a sign to the people and a mercy from Us. And it is a matter [already] decreed
Ali Bulaçİşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti
Diyanet İşleri MealiCebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi
Saheeh InternationalSo she conceived him, and she withdrew with him to a remote place
Ali BulaçBöylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi
Diyanet İşleri MealiMeryem oğlana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere çekildi
Saheeh InternationalAnd the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm tree. She said, "Oh, I wish I had died before this and was in oblivion, forgotten
Ali BulaçDerken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim
Diyanet İşleri MealiDoğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeğe mecbur etti. "Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim" dedi
Saheeh InternationalBut he called her from below her, "Do not grieve; your Lord has provided beneath you a stream
Ali BulaçAltından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır
Diyanet İşleri MealiOnun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün
Saheeh InternationalAnd shake toward you the trunk of the palm tree; it will drop upon you ripe, fresh dates
Ali BulaçHurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin
Diyanet İşleri MealiOnun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün
Saheeh InternationalSo eat and drink and be contented. And if you see from among humanity anyone, say, 'Indeed, I have vowed to the Most Merciful abstention, so I will not speak today to [any] man
Ali BulaçArtık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah)' a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım
Diyanet İşleri MealiYe iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan 'Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de
Saheeh InternationalThen she brought him to her people, carrying him. They said, "O Mary, you have certainly done a thing unprecedented
Ali BulaçBöylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın
Diyanet İşleri MealiÇocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler
Saheeh InternationalO sister of Aaron, your father was not a man of evil, nor was your mother unchaste
Ali BulaçEy Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi
Diyanet İşleri MealiÇocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler
Saheeh InternationalSo she pointed to him. They said, "How can we speak to one who is in the cradle a child
Ali BulaçBunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz
Diyanet İşleri MealiMeryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler
Saheeh International[Jesus] said, "Indeed, I am the servant of Allah. He has given me the Scripture and made me a prophet
Ali Bulaç(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı
Diyanet İşleri MealiÇocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi
Saheeh InternationalAnd He has made me blessed wherever I am and has enjoined upon me prayer and zakah as long as I remain alive
Ali BulaçNerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti
Diyanet İşleri MealiÇocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi
Saheeh InternationalAnd [made me] dutiful to my mother, and He has not made me a wretched tyrant
Ali BulaçAnneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı
Diyanet İşleri MealiÇocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi
Saheeh InternationalAnd peace is on me the day I was born and the day I will die and the day I am raised alive
Ali BulaçSelam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de
Diyanet İşleri MealiÇocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi
Saheeh InternationalThat is Jesus, the son of Mary - the word of truth about which they are in dispute
Ali Bulaçİşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz
Diyanet İşleri Mealiİşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa gerçek söze göre budur
Saheeh InternationalIt is not [befitting] for Allah to take a son; exalted is He! When He decrees an affair, He only says to it, "Be," and it is
Ali BulaçAllah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O Yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir
Diyanet İşleri MealiAllah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak "Ol" der, o da olur
Saheeh International[Jesus said], "And indeed, Allah is my Lord and your Lord, so worship Him. That is a straight path
Ali BulaçGerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur
Diyanet İşleri MealiDoğrusu Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur
Saheeh InternationalThen the factions differed [concerning Jesus] from among them, so woe to those who disbelieved - from the scene of a tremendous Day
Ali Bulaçİçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkar edenlere
Diyanet İşleri MealiFırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline
Saheeh InternationalHow [clearly] they will hear and see the Day they come to Us, but the wrongdoers today are in clear error
Ali BulaçBize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler
Diyanet İşleri MealiBize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler
Saheeh InternationalAnd warn them, [O Muhammad], of the Day of Regret, when the matter will be concluded; and [yet], they are in [a state of] heedlessness, and they do not believe
Ali Bulaçİş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar
Diyanet İşleri MealiHala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar
Saheeh InternationalIndeed, it is We who will inherit the earth and whoever is on it, and to Us they will be returned
Ali BulaçElbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere Biz varis olacağız ve onlar Bize döndürülecekler
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz Biz bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara varis olacağız. Onlar Bize döneceklerdir
Saheeh InternationalAnd mention in the Book [the story of] Abraham. Indeed, he was a man of truth and a prophet
Ali BulaçKitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi
Diyanet İşleri MealiKitap'da İbrahim'e dair anlattıklarımızı da an, o şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi
Saheeh International[Mention] when he said to his father, "O my father, why do you worship that which does not hear and does not see and will not benefit you at all
Ali BulaçHani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun
Diyanet İşleri MealiBabasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun
Saheeh InternationalO my father, indeed there has come to me of knowledge that which has not come to you, so follow me; I will guide you to an even path
Ali BulaçBabacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım
Diyanet İşleri MealiBabacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim
Saheeh InternationalO my father, do not worship Satan. Indeed Satan has ever been, to the Most Merciful, disobedient
Ali BulaçBabacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır
Diyanet İşleri MealiBabacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahman'a baş kaldırmıştır
Saheeh InternationalO my father, indeed I fear that there will touch you a punishment from the Most Merciful so you would be to Satan a companion [in Hellfire]
Ali BulaçBabacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun
Diyanet İşleri MealiBabacığım! Doğrusu sana Rahman katından bir azabın gelmesinden korkuyorum ki böylece şeytanın dostu olarak kalırsın
Saheeh International[His father] said, "Have you no desire for my gods, O Abraham? If you do not desist, I will surely stone you, so avoid me a prolonged time
Ali Bulaç(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git
Diyanet İşleri MealiBabası: "Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git." dedi
Saheeh International[Abraham] said, "Peace will be upon you. I will ask forgiveness for you of my Lord. Indeed, He is ever gracious to me
Ali Bulaç(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi
Diyanet İşleri Mealiİbrahim şöyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin için Rabbim'den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır
Saheeh InternationalAnd I will leave you and those you invoke other than Allah and will invoke my Lord. I expect that I will not be in invocation to my Lord unhappy
Ali BulaçSizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım
Diyanet İşleri MealiSizi Allah'tan başka taptıklarınızla bırakıp çekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım
Saheeh InternationalSo when he had left them and those they worshipped other than Allah, We gave him Isaac and Jacob, and each [of them] We made a prophet
Ali BulaçBöylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık
Diyanet İşleri Mealiİbrahim onları Allah'tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakub'u bahşettik ve her birini peygamber yaptık
Saheeh InternationalAnd We gave them of Our mercy, and we made for them a reputation of high honor
Ali BulaçOnlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
Diyanet İşleri MealiOnlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık
Saheeh InternationalAnd mention in the Book, Moses. Indeed, he was chosen, and he was a messenger and a prophet
Ali BulaçKitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi
Diyanet İşleri MealiKitap'da Musa'ya dair anlattıklarımızı da an. O seçkin kılınmış bir insan, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi
Saheeh InternationalAnd We called him from the side of the mount at [his] right and brought him near, confiding [to him]
Ali BulaçOna, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık
Diyanet İşleri MealiOna Tur'un sağ yanından seslenmiş ve konuşmak için onu yaklaştırmıştık
Saheeh InternationalAnd We gave him out of Our mercy his brother Aaron as a prophet
Ali BulaçOna Rahmetimiz'den kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik
Diyanet İşleri MealiRahmetimizden, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ona bağışladık
Saheeh InternationalAnd mention in the Book, Ishmael. Indeed, he was true to his promise, and he was a messenger and a prophet
Ali BulaçKitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi
Diyanet İşleri MealiKitap'da İsmail'e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi
Saheeh InternationalAnd he used to enjoin on his people prayer and zakah and was to his Lord pleasing
Ali BulaçHalkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi Katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı
Diyanet İşleri MealiÇevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti
Saheeh InternationalAnd mention in the Book, Idrees. Indeed, he was a man of truth and a prophet
Ali BulaçKitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi
Diyanet İşleri MealiKitap'da İdris'i de zikret, çünkü o dosdoğru bir peygamberdi
Saheeh InternationalAnd We raised him to a high station
Ali BulaçBiz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik
Diyanet İşleri MealiBiz onu yüce bir yere yükselttik
Saheeh InternationalThose were the ones upon whom Allah bestowed favor from among the prophets of the descendants of Adam and of those We carried [in the ship] with Noah, and of the descendants of Abraham and Israel, and of those whom We guided and chose. When the verses of the Most Merciful were recited to them, they fell in prostration and weeping
Ali Bulaçİşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar
Diyanet İşleri Mealiİşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı
Saheeh InternationalBut there came after them successors who neglected prayer and pursued desires; so they are going to meet evil
Ali BulaçSonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır
Diyanet İşleri MealiOnların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir
Saheeh InternationalExcept those who repent, believe and do righteousness; for those will enter Paradise and will not be wronged at all
Ali BulaçAncak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar
Diyanet İşleri MealiAncak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır
Saheeh International[Therein are] gardens of perpetual residence which the Most Merciful has promised His servants in the unseen. Indeed, His promise has ever been coming
Ali BulaçAdn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir
Diyanet İşleri MealiAncak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır
Saheeh InternationalThey will not hear therein any ill speech - only [greetings of] peace - and they will have their provision therein, morning and afternoon
Ali BulaçOnda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır
Diyanet İşleri MealiOrada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar
Saheeh InternationalThat is Paradise, which We give as inheritance to those of Our servants who were fearing of Allah
Ali BulaçO cennet; Biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız
Diyanet İşleri MealiKullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız Cennet işte budur
Saheeh International[Gabriel said], "And we [angels] descend not except by the order of your Lord. To Him belongs that before us and that behind us and what is in between. And never is your Lord forgetful
Ali BulaçBiz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan herşey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir
Diyanet İşleri MealiCebrail: "Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir
Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and whatever is between them - so worship Him and have patience for His worship. Do you know of any similarity to Him
Ali BulaçGöklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun
Diyanet İşleri MealiO, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Öyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hiç O'na benzeyen bir şey bilir misin
Saheeh InternationalAnd the disbeliever says, "When I have died, am I going to be brought forth alive
Ali Bulaçİnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım
Diyanet İşleri Mealiİnsan: "Ben öldüğümde mi diriltileceğim?" der
Saheeh InternationalDoes man not remember that We created him before, while he was nothing
Ali Bulaçİnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu
Diyanet İşleri MealiBu insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mi
Saheeh InternationalSo by your Lord, We will surely gather them and the devils; then We will bring them to be present around Hell upon their knees
Ali BulaçAndolsun Rabbine, Biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız
Diyanet İşleri MealiRabbine and olsun ki Biz onları mutlaka uydukları şeytanlarla beraber haşredeceğiz. Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız
Saheeh InternationalThen We will surely extract from every sect those of them who were worst against the Most Merciful in insolence
Ali BulaçSonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız
Diyanet İşleri MealiSonra her toplumdan Rahman'a en çok kimin baş kaldırdığını ortaya koyacağız
Saheeh InternationalThen, surely it is We who are most knowing of those most worthy of burning therein
Ali BulaçSonra Biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz
Diyanet İşleri MealiCehenneme girmeye en layık olanları Biz biliriz
Saheeh InternationalAnd there is none of you except he will come to it. This is upon your Lord an inevitability decreed
Ali BulaçSizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır
Diyanet İşleri MealiSizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür
Saheeh InternationalThen We will save those who feared Allah and leave the wrongdoers within it, on their knees
Ali BulaçSonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz
Diyanet İşleri MealiSonra Biz Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtarır, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakırız
Saheeh InternationalAnd when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say to those who believe, "Which of [our] two parties is best in position and best in association
Ali BulaçOnlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir
Diyanet İşleri MealiAyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler
Saheeh InternationalAnd how many a generation have We destroyed before them who were better in possessions and [outward] appearance
Ali BulaçOnlardan önce nice insan- nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim, kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, onlar varlıkça ve gösterişçe bunlardan daha üstündüler
Saheeh InternationalSay, "Whoever is in error - let the Most Merciful extend for him an extension [in wealth and time] until, when they see that which they were promised - either punishment [in this world] or the Hour [of resurrection] - they will come to know who is worst in position and weaker in soldiers
Ali BulaçDe ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir
Saheeh InternationalAnd Allah increases those who were guided, in guidance, and the enduring good deeds are better to your Lord for reward and better for recourse
Ali BulaçAllah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır
Diyanet İşleri MealiAllah doğru yolda olanların doğruluğunu artırır. Baki kalacak yararlı işler Rabbinin katında sevap olarak da daha iyidir, sonuç olarak da daha iyidir
Saheeh InternationalThen, have you seen he who disbelieved in Our verses and said, "I will surely be given wealth and children [in the next life]
Ali BulaçAyetlerimizi inkar edip, bana: "Elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni gördün mü
Diyanet İşleri MealiAyetlerimizi inkar eden ve "bana elbette mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mu
Saheeh InternationalHas he looked into the unseen, or has he taken from the Most Merciful a promise
Ali BulaçO, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah)ın Katında(n) bir ahid mi aldı
Diyanet İşleri MealiO görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır
Saheeh InternationalNo! We will record what he says and extend for him from the punishment extensively
Ali BulaçAsla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azapta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız
Diyanet İşleri MealiHayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız
Saheeh InternationalAnd We will inherit him [in] what he mentions, and he will come to Us alone
Ali BulaçOnun söylemekte olduğuna Biz mirasçı olacağız; o Bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir
Diyanet İşleri MealiBahsettikleri şeyler Bize kalacaktır, kendisi Bize tek olarak gelecektir
Saheeh InternationalAnd they have taken besides Allah [false] deities that they would be for them [a source of] honor
Ali BulaçKendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler
Diyanet İşleri MealiOnlar kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak tanrılar edindiler
Saheeh InternationalNo! Those "gods" will deny their worship of them and will be against them opponents [on the Day of Judgement]
Ali BulaçHayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkar edecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler
Diyanet İşleri MealiHayır, tanrıları kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve onlara düşman olacaklardır
Saheeh InternationalDo you not see that We have sent the devils upon the disbelievers, inciting them to [evil] with [constant] incitement
Ali BulaçGörmedin mi, Biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar
Diyanet İşleri MealiKafirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun
Saheeh InternationalSo be not impatient over them. We only count out to them a [limited] number
Ali BulaçOnlara karşı acele davranma; Biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz
Diyanet İşleri MealiÖyleyse onların acele yok olmalarını isteme. Biz onların günlerini saydıkça sayıyoruz
Saheeh InternationalOn the Day We will gather the righteous to the Most Merciful as a delegation
Ali BulaçTakva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (olan Allah'ın huzurun)a toplayacağımız gün
Diyanet İşleri Mealisakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz
Saheeh InternationalAnd will drive the criminals to Hell in thirst
Ali BulaçSuçlu-günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz
Diyanet İşleri Mealisakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz
Saheeh InternationalNone will have [power of] intercession except he who had taken from the Most Merciful a covenant
Ali BulaçRahmanın Katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır
Diyanet İşleri MealiRahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır
Saheeh InternationalAnd they say, "The Most Merciful has taken [for Himself] a son
Ali BulaçRahman çocuk edinmiştir" dediler
Diyanet İşleri MealiBazı kimseler: "Rahman çocuk edindi" dediler
Saheeh InternationalYou have done an atrocious thing
Ali BulaçAndolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, ortaya pek kötü bir şey attınız
Saheeh InternationalThe heavens almost rupture therefrom and the earth splits open and the mountains collapse in devastation
Ali BulaçNeredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti
Diyanet İşleri MealiRahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti
Saheeh InternationalThat they attribute to the Most Merciful a son
Ali BulaçRahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı)
Diyanet İşleri MealiRahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti
Saheeh InternationalAnd it is not appropriate for the Most Merciful that He should take a son
Ali BulaçRahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz
Diyanet İşleri MealiOysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir
Saheeh InternationalThere is no one in the heavens and earth but that he comes to the Most Merciful as a servant
Ali BulaçGöklerde ve yerde olan (herkesin ve herşeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir
Diyanet İşleri MealiOysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir
Saheeh InternationalHe has enumerated them and counted them a [full] counting
Ali BulaçAndolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki onların adedini bilmiş ve teker teker saymıştır
Saheeh InternationalAnd all of them are coming to Him on the Day of Resurrection alone
Ali BulaçVe onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir
Diyanet İşleri MealiKıyamet günü hepsi O'na tek olarak gelecektir
Saheeh InternationalIndeed, those who have believed and done righteous deeds - the Most Merciful will appoint for them affection
Ali Bulaçİman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır
Diyanet İşleri Mealiİnanıp yararlı iş işleyenleri Rahman sevgili kılacaktır
Saheeh InternationalSo, [O Muhammad], We have only made Qur'an easy in the Arabic language that you may give good tidings thereby to the righteous and warn thereby a hostile people
Ali BulaçBiz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp-korkutman için
Diyanet İşleri MealiBiz Kuran'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık
Saheeh InternationalAnd how many have We destroyed before them of generations? Do you perceive of them anyone or hear from them a sound
Ali BulaçBiz, onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık; (şimdiyse) onlardan hiçbirini hissediyor veya onların fısıltılarını duyuyor musun
Diyanet İşleri MealiOnlardan önce nice nesilleri yok ettik, şimdi onlardan hiçbirini duyuyor veya bir ses işitiyor musun