19. Maryam سُورَةُ مَرۡيَمَ
Yusuf AliKaf. Ha. Ya. 'Ain. Sad
Ali BulaçKaf, He, Ye, Ayn, Sad
Süleyman AteşKaf ha ya 'ayn sad
Yusuf Ali(This is) a recital of the Mercy of thy Lord to His servant Zakariya
Ali Bulaç(Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir
Süleyman AteşBu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini anıştır
Yusuf AliBehold! he cried to his Lord in secret
Ali BulaçHani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman
Süleyman AteşO, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı
Yusuf AliPraying: "O my Lord! infirm indeed are my bones, and the hair of my head doth glisten with grey: but never am I unblest, O my Lord, in my prayer to Thee
Ali BulaçDemişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmadım
Süleyman AteşRabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin)
Yusuf AliNow I fear (what) my relatives (and colleagues) (will do) after me: but my wife is barren: so give me an heir as from Thyself
Ali BulaçDoğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et
Süleyman AteşDoğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeycekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet
Yusuf Ali(One that) will (truly) represent me, and represent the posterity of Jacob; and make him, O my Lord! one with whom Thou art well-pleased
Ali BulaçBana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl
Süleyman AteşKi, (o), bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap
Yusuf Ali(His prayer was answered): "O Zakariya! We give thee good news of a son: His name shall be Yahya: on none by that name have We conferred distinction before
Ali Bulaç(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız
Süleyman Ateş(Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahya'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik)
Yusuf AliHe said: "O my Lord! How shall I have a son, when my wife is barren and I have grown quite decrepit from old age
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım
Süleyman Ateş(Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım
Yusuf AliHe said: "So (it will be) thy Lord saith, 'that is easy for Me: I did indeed create thee before, when thou hadst been nothing
Ali Bulaç(Ona gelen melek:) "İşte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: Bu Benim için kolaydır, daha önce sen hiçbir şey değil iken, seni yaratmıştım
Süleyman AteşDedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi
Yusuf Ali(Zakariya) said: "O my Lord! give me a Sign." "Thy Sign," was the answer, "Shall be that thou shalt speak to no man for three nights, although thou art not dumb
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır
Süleyman AteşRabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver. "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi
Yusuf AliSo Zakariya came out to his people from him chamber: He told them by signs to celebrate God's praises in the morning and in the evening
Ali BulaçBöylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin
Süleyman Ateş(Zekeriyya), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti
Yusuf Ali(To his son came the command): "O Yahya! take hold of the Book with might": and We gave him Wisdom even as a youth
Ali Bulaç(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik
Süleyman AteşEy Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula). (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik
Yusuf AliAnd piety (for all creatures) as from Us, and purity: He was devout
Ali BulaçKatımız'dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi
Süleyman AteşKatımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günahlardan) korunan oldu
Yusuf AliAnd kind to his parents, and he was not overbearing or rebellious
Ali BulaçAna ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi
Süleyman AteşAna babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi
Yusuf AliSo Peace on him the day he was born, the day that he dies, and the day that he will be raised up to life (again)
Ali BulaçOna selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de
Süleyman AteşDoğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun
Yusuf AliRelate in the Book (the story of) Mary, when she withdrew from her family to a place in the East
Ali BulaçKitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti
Süleyman AteşKitapta Meryem'i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti
Yusuf AliShe placed a screen (to screen herself) from them; then We sent her our angel, and he appeared before her as a man in all respects
Ali BulaçSonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü
Süleyman AteşOnlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü
Yusuf AliShe said: "I seek refuge from thee to (God) Most Gracious: (come not near) if thou dost fear God
Ali BulaçDemişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)
Süleyman Ateş(Meryem) dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen(Allah)'a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)
Yusuf AliHe said: "Nay, I am only a messenger from thy Lord, (to announce) to thee the gift of a holy son
Ali BulaçDemişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)
Süleyman Ateş(Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)
Yusuf AliShe said: "How shall I have a son, seeing that no man has touched me, and I am not unchaste
Ali BulaçO: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi
Süleyman AteşBenim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim
Yusuf AliHe said: "So (it will be): Thy Lord saith, 'that is easy for Me: and (We wish) to appoint him as a Sign unto men and a Mercy from Us':It is a matter (so) decreed
Ali Bulaçİşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti
Süleyman Ateş(Ruh): "Öyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti
Yusuf AliSo she conceived him, and she retired with him to a remote place
Ali BulaçBöylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi
Süleyman Ateş(Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi
Yusuf AliAnd the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm-tree: She cried (in her anguish): "Ah! would that I had died before this! would that I had been a thing forgotten and out of sight
Ali BulaçDerken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim
Süleyman AteşDoğum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim
Yusuf AliBut (a voice) cried to her from beneath the (palm-tree): "Grieve not! for thy Lord hath provided a rivulet beneath thee
Ali BulaçAltından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır
Süleyman AteşAltından (Ruh) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti
Yusuf AliAnd shake towards thyself the trunk of the palm-tree: It will let fall fresh ripe dates upon thee
Ali BulaçHurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin
Süleyman AteşHurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün
Yusuf AliSo eat and drink and cool (thine) eye. And if thou dost see any man, say, 'I have vowed a fast to (God) Most Gracious, and this day will I enter into not talk with any human being
Ali BulaçArtık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah)' a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım
Süleyman AteşYe, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen: Ben Rahman için (susma) oruc(u) adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım" de
Yusuf AliAt length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly an amazing thing hast thou brought
Ali BulaçBöylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın
Süleyman Ateş(Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın
Yusuf AliO sister of Aaron! Thy father was not a man of evil, nor thy mother a woman unchaste
Ali BulaçEy Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi
Süleyman AteşEy Harun'un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle)
Yusuf AliBut she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle
Ali BulaçBunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz
Süleyman Ateş(Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz
Yusuf AliHe said: "I am indeed a servant of God: He hath given me revelation and made me a prophet
Ali Bulaç(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı
Süleyman Ateş(Çocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı
Yusuf AliAnd He hath made me blessed wheresoever I be, and hath enjoined on me Prayer and Charity as long as I live
Ali BulaçNerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti
Süleyman AteşBeni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti
Yusuf Ali(He) hath made me kind to my mother, and not overbearing or miserable
Ali BulaçAnneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı
Süleyman Ateş(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı
Yusuf AliSo peace is on me the day I was born, the day that I die, and the day that I shall be raised up to life (again)
Ali BulaçSelam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de
Süleyman AteşDoğduğum gün de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana esenlik verilmiştir. Peace on me the day I was born, and the day I die, and the day I shall be raised alive
Yusuf AliSuch (was) Jesus the son of Mary: (it is) a statement of truth, about which they (vainly) dispute
Ali Bulaçİşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz
Süleyman Ateşİşte Meryem oğlu Îsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur
Yusuf AliIt is not befitting to (the majesty of) God that He should beget a son. Glory be to Him! when He determines a matter, He only says to it, "Be", and it is
Ali BulaçAllah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O Yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir
Süleyman AteşÇocuk edinmek, Allah'a yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir işi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur
Yusuf AliVerily God is my Lord and your Lord: Him therefore serve ye: this is a Way that is straight
Ali BulaçGerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur
Süleyman AteşŞüphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O'na kulluk edin. İşte doğru yol budur
Yusuf AliBut the sects differ among themselves: and woe to the unbelievers because of the (coming) Judgment of a Momentous Day
Ali Bulaçİçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkar edenlere
Süleyman AteşKendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline
Yusuf AliHow plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! but the unjust today are in error manifest
Ali BulaçBize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler
Süleyman AteşBize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler
Yusuf AliBut warn them of the Day of Distress, when the matter will be determined: for (behold,) they are negligent and they do not believe
Ali Bulaçİş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar
Süleyman AteşOnları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık)
Yusuf AliIt is We Who will inherit the earth, and all beings thereon: to Us will they all be returned
Ali BulaçElbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere Biz varis olacağız ve onlar Bize döndürülecekler
Süleyman AteşDünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler
Yusuf AliAlso mention in the Book (the story of) Abraham: He was a man of Truth, a prophet
Ali BulaçKitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi
Süleyman AteşKitapta İbrahim'i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi
Yusuf AliBehold, he said to his father: "O my father! why worship that which heareth not and seeth not, and can profit thee nothing
Ali BulaçHani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun
Süleyman AteşBabasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun
Yusuf AliO my father! to me hath come knowledge which hath not reached thee: so follow me: I will guide thee to a way that is even and straight
Ali BulaçBabacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım
Süleyman AteşBabacığım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim
Yusuf AliO my father! serve not Satan: for Satan is a rebel against (God) Most Gracious
Ali BulaçBabacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır
Süleyman AteşBabacığım, şeytana tapma, çünkü şeytan, Rahman'a isyan etmiştir
Yusuf AliO my father! I fear lest a Penalty afflict thee from (God) Most Gracious, so that thou become to Satan a friend
Ali BulaçBabacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun
Süleyman AteşBabacığım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytanın dostu olursun
Yusuf Ali(The father) replied: "Dost thou hate my gods, O Abraham? If thou forbear not, I will indeed stone thee: Now get away from me for a good long while
Ali Bulaç(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git
Süleyman Ateş(Babası): "Ey İbrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git
Yusuf AliAbraham said: "Peace be on thee: I will pray to my Lord for thy forgiveness: for He is to me Most Gracious
Ali Bulaç(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi
Süleyman Ateş(İbrahim): "Selam sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır
Yusuf AliAnd I will turn away from you (all) and from those whom ye invoke besides God: I will call on my Lord: perhaps, by my prayer to my Lord, I shall be not unblest
Ali BulaçSizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım
Süleyman AteşSizden de, Allah'tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam)
Yusuf AliWhen he had turned away from them and from those whom they worshipped besides God, We bestowed on him Isaac and Jacob, and each one of them We made a prophet
Ali BulaçBöylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık
Süleyman Ateşİşte onlardan ve onların Allah'tan başka taptıklarından ayrılınca biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u armağan ettik ve hepsini de peygamber yaptık
Yusuf AliAnd We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth
Ali BulaçOnlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
Süleyman AteşOnlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
Yusuf AliAlso mention in the Book (the story of) Moses: for he was specially chosen, and he was an apostle (and) a prophet
Ali BulaçKitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi
Süleyman AteşKitapta Musa'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi
Yusuf AliAnd we called him from the right side of Mount (Sinai), and made him draw near to Us, for mystic (converse)
Ali BulaçOna, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık
Süleyman AteşOna Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık
Yusuf AliAnd, out of Our Mercy, We gave him his brother Aaron, (also) a prophet
Ali BulaçOna Rahmetimiz'den kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik
Süleyman AteşOna, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan ettik
Yusuf AliAlso mention in the Book (the story of) Isma'il: He was (strictly) true to what he promised, and he was an apostle (and) a prophet
Ali BulaçKitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi
Süleyman AteşKitapta İsma'il'i de an. Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi
Yusuf AliHe used to enjoin on his people Prayer and Charity, and he was most acceptable in the sight of his Lord
Ali BulaçHalkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi Katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı
Süleyman AteşHalkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti
Yusuf AliAlso mention in the Book the case of Idris: He was a man of truth (and sincerity), (and) a prophet
Ali BulaçKitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi
Süleyman AteşKitapta İdris'i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi
Yusuf AliAnd We raised him to a lofty station
Ali BulaçBiz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik
Süleyman AteşOnu yüce bir yere yükseltmiştik
Yusuf AliThose were some of the prophets on whom God did bestow His Grace,- of the posterity of Adam, and of those who We carried (in the Ark) with Noah, and of the posterity of Abraham and Israel of those whom We guided and chose. Whenever the Signs o f (God) Most Gracious were rehearsed to them, they would fall down in prostrate adoration and in tears
Ali Bulaçİşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar
Süleyman Ateşİşte bunlar; Allah'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem, neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı
Yusuf AliBut after them there followed a posterity who missed prayers and followed after lusts soon, then, will they face Destruction
Ali BulaçSonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır
Süleyman AteşOnlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır
Yusuf AliExcept those who repent and believe, and work righteousness: for these will enter the Garden and will not be wronged in the least
Ali BulaçAncak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar
Süleyman AteşAncak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır
Yusuf AliGardens of Eternity, those which (God) Most Gracious has promised to His servants in the Unseen: for His promise must (necessarily) come to pass
Ali BulaçAdn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir
Süleyman AteşRahman'ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir
Yusuf AliThey will not there hear any vain discourse, but only salutations of Peace: And they will have therein their sustenance, morning and evening
Ali BulaçOnda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır
Süleyman AteşOrada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır
Yusuf AliSuch is the Garden which We give as an inheritance to those of Our servants who guard against Evil
Ali BulaçO cennet; Biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız
Süleyman Ateşİşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur
Yusuf Ali(The angels say:) "We descend not but by command of thy Lord: to Him belongeth what is before us and what is behind us, and what is between: and thy Lord never doth forget
Ali BulaçBiz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan herşey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir
Süleyman AteşBiz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir
Yusuf AliLord of the heavens and of the earth, and of all that is between them; so worship Him, and be constant and patient in His worship: knowest thou of any who is worthy of the same Name as He
Ali BulaçGöklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun
Süleyman Ateşgöklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun
Yusuf AliMan says: "What! When I am dead, shall I then be raised up alive
Ali Bulaçİnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım
Süleyman Ateşİnsan: "Ben öldükten sonra mı diri olarak çıkarılacağım?" diyor
Yusuf AliBut does not man call to mind that We created him before out of nothing
Ali Bulaçİnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu
Süleyman Ateşİnsan önceden hiçbir şey değilken kendisini nasıl yarattığımızı düşünmüyor mu
Yusuf AliSo, by thy Lord, without doubt, We shall gather them together, and (also) the Evil Ones (with them); then shall We bring them forth on their knees round about Hell
Ali BulaçAndolsun Rabbine, Biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız
Süleyman AteşRabbine andolsun ki, onları ve şeytanları mutlaka toplayacağız, sonra onları diz çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde bulunduracağız
Yusuf AliThen shall We certainly drag out from every sect all those who were worst in obstinate rebellion against (God) Most Gracious
Ali BulaçSonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız
Süleyman AteşSonra her milletten Rahman'a en çok karşı geleni ayıracağız
Yusuf AliAnd certainly We know best those who are most worthy of being burned therein
Ali BulaçSonra Biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz
Süleyman AteşSonra, elbette biz, kimlerin oraya girmeğe uygun olduğunu daha iyi biliriz
Yusuf AliNot one of you but will pass over it: this is, with thy Lord, a Decree which must be accomplished
Ali BulaçSizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır
Süleyman Ateşİçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur
Yusuf AliBut We shall save those who guarded against evil, and We shall leave the wrong-doers therein, (humbled) to their knees
Ali BulaçSonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz
Süleyman AteşSonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız
Yusuf AliWhen Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say to those who believe, "Which of the two sides is best in point of position? Which makes the best show in council
Ali BulaçOnlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir
Süleyman AteşOnlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler
Yusuf AliBut how many (countless) generations before them have we destroyed, who were even better in equipment and in glitter to the eye
Ali BulaçOnlardan önce nice insan- nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim, kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler
Süleyman AteşOnlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi
Yusuf AliSay: "If any men go astray, (God) Most Gracious extends (the rope) to them, until, when they see the warning of God (being fulfilled) - either in punishment or in (the approach of) the Hour,- they will at length realise who is worst in position , and (who) weakest in forces
Ali BulaçDe ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir
Süleyman AteşDe ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini Ğazabı veya (Duruşma) sa'ati(ni)Ğ gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir
Yusuf AliAnd God doth advance in guidance those who seek guidance: and the things that endure, Good Deeds, are best in the sight of thy Lord, as rewards, and best in respect of (their) eventual return
Ali BulaçAllah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır
Süleyman AteşAllah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir
Yusuf AliHast thou then seen the (sort of) man who rejects Our Signs, yet says: "I shall certainly be given wealth and children
Ali BulaçAyetlerimizi inkar edip, bana: "Elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni gördün mü
Süleyman AteşAyetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü
Yusuf AliHas he penetrated to the Unseen, or has he taken a contract with (God) Most Gracious
Ali BulaçO, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah)ın Katında(n) bir ahid mi aldı
Süleyman AteşGaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)
Yusuf AliNay! We shall record what he says, and We shall add and add to his punishment
Ali BulaçAsla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azapta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız
Süleyman AteşHayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız
Yusuf AliTo Us shall return all that he talks of and he shall appear before Us bare and alone
Ali BulaçOnun söylemekte olduğuna Biz mirasçı olacağız; o Bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir
Süleyman AteşO dediği(malı ve evladı)na biz varis olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak)
Yusuf AliAnd they have taken (for worship) gods other than God, to give them power and glory
Ali BulaçKendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler
Süleyman AteşKendilerine destek olsunlar diye Allah'tan başka tanrılar edindiler
Yusuf AliInstead, they shall reject their worship, and become adversaries against them
Ali BulaçHayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkar edecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler
Süleyman AteşHayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır
Yusuf AliSeest thou not that We have set the Evil Ones on against the unbelievers, to incite them with fury
Ali BulaçGörmedin mi, Biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar
Süleyman AteşGörmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar
Yusuf AliSo make no haste against them, for We but count out to them a (limited) number (of days)
Ali BulaçOnlara karşı acele davranma; Biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz
Süleyman AteşOnlar hakkında acele etme, biz onlar(ın günlerini ve nefeslerini doldurmaları) için saydıkça sayıyoruz
Yusuf AliThe day We shall gather the righteous to (God) Most Gracious, like a band presented before a king for honours
Ali BulaçTakva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (olan Allah'ın huzurun)a toplayacağımız gün
Süleyman AteşKorunanları, binek üzerinde ikram ile Rahman'a götürdüğümüz gün
Yusuf AliAnd We shall drive the sinners to Hell, like thirsty cattle driven down to water
Ali BulaçSuçlu-günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz
Süleyman AteşSuçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün)
Yusuf AliNone shall have the power of intercession, but such a one as has received permission (or promise) from (God) Most Gracious
Ali BulaçRahmanın Katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır
Süleyman AteşYalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler
Yusuf AliThey say: "(God) Most Gracious has begotten a son
Ali BulaçRahman çocuk edinmiştir" dediler
Süleyman AteşRahman çocuk edindi dediler
Yusuf AliIndeed ye have put forth a thing most monstrous
Ali BulaçAndolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz
Süleyman AteşAndolsun ki, "Siz pek kötü bir cür'ette bulundunuz
Yusuf AliAt it the skies are ready to burst, the earth to split asunder, and the mountains to fall down in utter ruin
Ali BulaçNeredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti
Süleyman AteşNeredeyse o(sözün dehşeti)nden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp dağılacaktır
Yusuf AliThat they should invoke a son for (God) Most Gracious
Ali BulaçRahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı)
Süleyman AteşRahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü
Yusuf AliFor it is not consonant with the majesty of (God) Most Gracious that He should beget a son
Ali BulaçRahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz
Süleyman AteşÇocuk edinmek Rahman'a yakışmaz
Yusuf AliNot one of the beings in the heavens and the earth but must come to (God) Most Gracious as a servant
Ali BulaçGöklerde ve yerde olan (herkesin ve herşeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir
Süleyman AteşGöklerde ve yerde bulunan herkes Rahman'a kul olarak gelecektir
Yusuf AliHe does take an account of them (all), and hath numbered them (all) exactly
Ali BulaçAndolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır
Süleyman AteşO, onların hepsini kuşatmış ve onları bir bir saymıştır
Yusuf AliAnd everyone of them will come to Him singly on the Day of Judgment
Ali BulaçVe onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir
Süleyman AteşOnların hepsi, kıyamet günü O'na tek başına gelecektir
Yusuf AliOn those who believe and work deeds of righteousness, will (God) Most Gracious bestow love
Ali Bulaçİman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır
Süleyman Ateşİnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak(onları herkese sevdirecek)tir
Yusuf AliSo have We made the (Qur'an) easy in thine own tongue, that with it thou mayest give Glad Tidings to the righteous, and warnings to people given to contention
Ali BulaçBiz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp-korkutman için
Süleyman AteşBiz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın
Yusuf AliBut how many (countless) generations before them have We destroyed? Canst thou find a single one of them (now) or hear (so much as) a whisper of them
Ali BulaçBiz, onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık; (şimdiyse) onlardan hiçbirini hissediyor veya onların fısıltılarını duyuyor musun
Süleyman AteşBiz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Şimdi onlardan hiçbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini işitiyor musun