20. Taa-Haa سُورَةُ طه
Ali BulaçTa, Ha
Süleyman AteşTa, Ha
Ali BulaçBiz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik
Süleyman AteşBiz bu Kur'an'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik
Ali Bulaçİçi titreyerek korku duyanlara' ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik)
Süleyman AteşAncak (Allah'tan) korkanlara bir öğüt (olarak indirdik)
Ali BulaçYeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından bir indirmedir
Süleyman Ateşyeri ve yüce gökleri yaratan tarafından azar azar indirilmiştir
Ali BulaçRahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir
Süleyman AteşRahman Arş'a istiva etmiş(kurulmuş)tur
Ali BulaçGöklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur
Süleyman AteşGöklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar hep O'nundur (ne kadar kapalı olursa olsun, O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz)
Ali BulaçSözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir
Süleyman AteşSözü açık söylesen de (gizli söylesen de) muhakkak O, gizliyi de ondan daha gizlisini de bilir
Ali BulaçAllah; O'ndan başka İlah yoktur. En güzel isimler O'nundur
Süleyman AteşAllah ki, O'ndan başka tanrı yoktur. En güzel isimler O'nundur
Ali BulaçSana Musa'nın haberi geldi mi
Süleyman AteşMusa'nın haberi sana geldi mi
Ali BulaçHani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum
Süleyman AteşHani (o) bir ateş görmüştü de ailesine: "Siz durun ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti
Ali BulaçNitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa
Süleyman Ateş(Musa), o(ateşin yanı)na gelince kendisine "Ey Musa!" diye seslenildi
Ali BulaçGerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın
Süleyman AteşBen, (evet) ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar. Çünkü sen, kutsal vadide, Tuva'dasın
Ali BulaçBen seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle
Süleyman AteşBen seni seçtim, şimdi vahyolunanı dinle
Ali BulaçGerçekten Ben, Ben Allah'ım, Benden başka İlah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl
Süleyman AteşMuhakkak ben, (evet) ben Allah'ım, benden başka tanrı yoktur. (Yalnız) bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl
Ali BulaçŞüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim
Süleyman Ateş(Kıyamet) Sa'at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, peşinde koştuğu işlerle cezalanması için, neredeyse onu gizleyeceğim
Ali BulaçÖyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın
Süleyman AteşOna inanmayıp keyfine uyan kimse, seni on(a inanmak)dan alıkoymasın, sonra helak olursun
Ali BulaçSağ elindeki nedir ey Musa
Süleyman AteşSağ elindeki nedir ey Musa
Ali BulaçDedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var
Süleyman Ateş(Musa) dedi: "O, asa'mdır. Ona dayanıyorum ve onunla davarıma yaprak silkeliyorum ve onda benim daha birçok ihtiyaçlarım var (onunla birçok ihtiyacımı gideririm)
Ali BulaçDedi ki: "Onu at, ey Musa
Süleyman Ateş(Allah) buyurdu; "(Yere) at onu ey Musa
Ali BulaçBöylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş)
Süleyman Ateş(Musa) attı, bir de ne görsün o, koşan kocaman bir yılan
Ali BulaçDedi ki: "Onu al ve korkma, Biz onu ilk durumuna çevireceğiz
Süleyman Ateş(Allah): "Al onu, dedi, korkma biz onu yine ilk durumuna sokacağız
Ali BulaçElini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın
Süleyman AteşElini böğrüne sok; bir hastalık olmadan, ayrı bir mu'cize olarak bembeyaz bir durumda çıksın
Ali BulaçÖyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım
Süleyman AteşKi sana en büyük mu'cizelerimizden bazılarını göstermiş olalım
Ali BulaçFiravun'a git, çünkü o azmış bulunuyor
Süleyman Ateşİmdi sen Fir'avn'e git: çünkü o azdı
Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç
Süleyman Ateş(Musa) dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç (risalet görevini yüklenebilmesi için yüreğimi genişlet)
Ali BulaçDilimden düğümü çöz
Süleyman AteşDilimin düğümünü çöz
Ali BulaçKi söyleyeceklerimi kavrasınlar
Süleyman AteşKi sözümü anlasınlar
Ali BulaçAilemden bana bir yardımcı kıl
Süleyman AteşBana ailemden bir vezir ver
Ali BulaçKardeşim Harun'u
Süleyman AteşKardeşim Harun'u
Ali BulaçOnunla arkamı kuvvetlendir
Süleyman AteşOnunla arkamı kuvvetlendir
Ali BulaçOnu işimde ortak kıl
Süleyman AteşOnu da işime ortak yap
Ali BulaçBöylece Seni çok tesbih edelim
Süleyman AteşKi seni çok tesbih edelim
Ali BulaçVe Seni çok zikredelim
Süleyman AteşVe seni çok analım
Ali BulaçŞüphesiz Sen bizi görüyorsun
Süleyman AteşŞüphesiz sen, bizi görmektesin
Ali Bulaç(Allah) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir
Süleyman Ateş(Allah) buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verildi
Ali BulaçAndolsun, Biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk
Süleyman AteşZaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk
Ali BulaçHani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki)
Süleyman Ateş(Sen doğduğun zaman,) Annene vahyedileni vahyetmiştik
Ali BulaçOnu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, Kendim'den sana bir sevgi yönelttim
Süleyman AteşOnu sandığa koy, suya at; su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım onun da düşmanı olan biri alacaktır. "Gözümün önünde yetiştirilmen için senin üzerine benden bir sevgi koydum (görenler senin üzerine koyduğum bu sevgiden ötürü sana meftun oldular)
Ali BulaçHani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa
Süleyman AteşKızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa
Ali BulaçSeni Kendim için seçtim
Süleyman AteşSeni kendim için yetiştirdim
Ali BulaçSen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve Beni zikretmede gevşek davranmayın
Süleyman AteşSen ve kardeşin, ayetlerimi götürün, beni anmakta gevşeklik etmeyin
Ali Bulaçİkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor
Süleyman AteşFir'avn'e gidin, çünkü o azdı
Ali BulaçOna yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar
Süleyman AteşOna yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar
Ali BulaçDediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz
Süleyman AteşDediler ki: "Rabbimiz, onun bize taşkınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz
Ali BulaçDedi ki: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum
Süleyman AteşKorkmayın, dedi, ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm
Ali BulaçHaydi ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğulları'nı bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azap verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun
Süleyman AteşHaydi, varın ona, deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz; İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara azab etme. Biz Rabbinden sana bir ayet getirdik. Esenlik, hidayete uyanlaradır
Ali BulaçGerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir
Süleyman AteşBize, yalanlayıp yüz çevirenin, azaba uğrayacağı vahyolundu
Ali Bulaç(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin Rabbiniz kim ey Musa
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Rabbiniz kimdir ey Musa?" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Bizim Rabbimiz, herşeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir
Süleyman Ateş(Musa): "Rabbimiz, her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönelten)dir." dedi
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Peki ya ilk nesillerin hali ne olacak?" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin Katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz
Süleyman AteşDedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin yanında bir Kitaptadır. Rabbim şaşmaz ve unutmaz
Ali BulaçKi (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık
Süleyman AteşO ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık
Ali BulaçYiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır
Süleyman AteşYeyin, hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için ibretler vardır
Ali BulaçSizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız
Süleyman AteşSizi topraktan yarattık, yine oraya döndürürüz ve sizi bir kez daha ondan çıkarırız
Ali BulaçAndolsun, Biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti
Süleyman AteşAndolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı
Ali BulaçDedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun
Süleyman AteşVe: "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?" dedi
Ali BulaçMadem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tespit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi
Süleyman AteşBiz de mutlaka sana o(se)nin (büyün) gibi bir büyü getireceğiz. Sen şimdi seninle bizim aramızda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)
Süleyman Ateş(Musa): "Buluşma zamanınız, Süs (bayram) günü ve insanaların toplanacağı kuşluk vakti olsun" dedi
Ali BulaçBöylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) biraraya getirdi, sonra geldi
Süleyman AteşFir'avn, dönüp gitti, hilesini (büyücüleri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi
Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azap ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir
Süleyman AteşMusa onlara: "Yazık size, dedi, Allah'a yalan uydurmayın, sonra (O), bir azab ile kökünüzü keser, doğrusu iftira eden perişan olmuştur
Ali BulaçBunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler
Süleyman Ateş(Fir'avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular
Ali BulaçDediler ki: "Bunlar herhalde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler
Süleyman AteşDediler ki: "Bunlar iki büyücü, başka bir şey değil. Büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu, (üstün dininizi) gidermek istiyorlar
Ali BulaçBundan ötürü, tuzaklarınızı biraraya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur
Süleyman AteşOnun için siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen başarmıştır
Ali BulaçEy Musa" dediler. Ya sen (asanı) at veya önce biz atalım
Süleyman Ateş(Büyücüler önce Musa'nın işe başlamasını istediler) Dediler ki: "Ey Musa, ya sen at, yahut önce atan biz olalım
Ali BulaçDedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü
Süleyman Ateş(Musa): "Hayır siz atın!" dedi. (Attılar. Musa) bir de ne görsün: Büyülerinden ötürü onların ipleri ve sopaları gerçekten koşuyor gibi görünüyor
Ali BulaçMusa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı
Süleyman AteşBu yüzden Musa, içinde bir korku duydu
Ali BulaçKorkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin
Süleyman Ateş(Biz kendisine): "Korkma, dedik, üstün gelecek sensin, sen
Ali BulaçSağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz
Süleyman AteşSağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün hilesidir. Büyücü de nereye varsa iflah olmaz
Ali BulaçBunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler
Süleyman AteşBunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler
Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız
Süleyman Ateş(Fir'avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azabı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi
Ali BulaçDediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip-seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin
Süleyman AteşDediler ki: "Biz, seni, bize gelen açık delillere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Yapacağını yap, sen ancak bu dünya hayatında istediğini yapabilirsin
Ali BulaçGerçekten biz Rabbimiz'e iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir
Süleyman AteşBiz Rabbimize inandık ki (O) bizim günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O'nun mükafatı ve cezası) daha süreklidir
Ali BulaçGerçek şu ki, kim Rabbine suçlu-günahkar olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne dirilebilir
Süleyman AteşKim Rabbine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır; orada ne ölür ne de yaşar
Ali BulaçKim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır
Süleyman AteşKim de iyi işler yapmış bir mü'min olarak O'na gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır
Ali Bulaçİçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır
Süleyman AteşAltlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada sürekli olarak kalırlar. İşte arınanların mükafatı budur
Ali BulaçAndolsun, Biz Musa'ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan
Süleyman AteşAndolsun biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkarıp) yürüt; (asanla suya) vur, denizde onlar için kuru bir yol (aç). (Fir'avn'ın sana) yetişme(sin)den korkma, (boğulmaktan) endişe etme." diye vahyetmiştik
Ali BulaçFiravun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi
Süleyman AteşFir'avn, askerleriyle onların ardına düştü, denizden onları örten örttü (deniz onları örtüp boğdu)
Ali BulaçFiravun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi
Süleyman AteşFir'avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi
Ali BulaçEy İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik
Süleyman AteşEy İsrail oğulları, biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tur'un sağ yanında, (Musa ile konuşmayı) size va'dettik; üzerinize kudret helvasıyle bıldırcın indirdik
Ali BulaçSize, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner: Benim gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak düşmüştür
Süleyman AteşSize verdiğimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin; sonra gazabım üzerinize iner, kimin üstüne gazabım inerse o, düşmüş(mahvolmuş)tur
Ali BulaçGerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım
Süleyman AteşVe Ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra da yola gelen kimseye karşı çok bağışlayıcıyımdır
Ali BulaçSeni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa
Süleyman AteşSeni kavminden çabucak ayrıl(ıp gel)meğe sevk eden nedir? (Niçin onları hemen bırakıp geldin) ey Musa? (dedik)
Ali BulaçDedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim
Süleyman AteşDedi: "Onlar benim arkamdan geliyorlar, ya Rabbi razı olman için sana çabuk geldim
Ali BulaçDedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı
Süleyman Ateş(Allah): "Ama biz senden sonra kavmini sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi
Ali BulaçBunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız
Süleyman AteşBunun üzerine Musa, çok kızgın ve üzüntülü bir halde kavmine döndü: "Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size güzel bir va'idde bulunmamış mıydı? Süre mi size uzun geldi (zamanla verdiğiniz sözü unuttunuz mu)? Yoksa Rabbinizden bir gazabın üstünüze inmesini mi istediniz ki, bana verdiğiniz sözden caydınız (beni izlemediniz)
Ali BulaçDediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı
Süleyman AteşDediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) süs(eşyas)ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı
Ali BulaçBöylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin de ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler
Süleyman AteşOnlara, böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Dediler ki, "Bu sizin de tanrınız, Musa'nın da tanrısıdır, fakat o unuttu
Ali BulaçOnun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı
Süleyman AteşOnlar görmüyorlar mı ki o (buzağı) kendilerine bir söz söyleyemez; bir zarar, ve yarar veremez
Ali BulaçAndolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti
Süleyman AteşÖnceden Harun, kendilerine: "Ey kavmim, andolsun siz bununla sınandınız. Rabbiniz, o çok esirgeyendir. Bana uyun, buyruğuma ita'at edin!" demişti
Ali BulaçDemişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız
Süleyman AteşDediler: "Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan vazgeçmeyeceğiz
Ali Bulaç(Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi
Süleyman Ateş(Musa) "Ey Harun, oların saptıklarını gördüğün zaman sana ne engel oldu (da önlemedin)? dedi
Ali BulaçNiye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın
Süleyman AteşNeden bana uymadın, buyruğuma karşı mı geldin? (Ve kardeşinin sakalından tutup çekmeğe başladı)
Ali BulaçDedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum
Süleyman Ateş(Harun, kardeşini yumuşatabilmek için): "Ey anamın oğlu, dedi, sakalımı, başımı tutma. Ben senin 'İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın' diyeceğinden korktum (da onun için idare yoluna gittim)
Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri
Süleyman Ateş(Musa, Samiri'ye döndü): "Ey Samiri, ya senin amacın nedir?" dedi
Ali BulaçDedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi
Süleyman Ateş(Samiri): "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm. Elçinin eserinden bir avuç aldım da attım; nefsim bana böyle (yapmayı) hoş gösterdi
Ali BulaçDedi ki: “Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azap dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız
Süleyman Ateş(Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız
Ali BulaçSizin İlahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında İlah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır
Süleyman AteşTanrınız ancak kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O'nun bilgisi her şeyi kuşatmıştır
Ali BulaçSana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana Katımız'dan bir zikir verdik
Süleyman AteşBöylece sana geçmişlerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (geçmiş olaylardan bir anı) verdik
Ali BulaçKim bundan yüz çevirirse, şüphesiz kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir
Süleyman AteşKim ondan yüz çevirirse o, kıyamet günü (ağır) bir günah yüklenecekdir
Ali BulaçO (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür
Süleyman AteşSürekli olarak o yükün altında kalacaklardır. Kıyamet gününde bu, onlar için ne kötü bir yüktür
Ali BulaçSur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız
Süleyman AteşO gün Sur'a üflenir ve o gün suçluları, gömgök (kör bir durumda) süreriz
Ali Bulaç(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar
Süleyman AteşKendi aralarında gizli gizli, "(dünyada) On günden fazla kalmadınız" derler
Ali BulaçOnların sözünü ettiklerini Biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: "Siz yalnızca bir gün kaldınız" derler
Süleyman AteşOnların dedikleri(kalış süresi)ni biz daha iyi biliriz. En akıllıları ise: "Siz yalnız bir gün kaldınız," der
Ali BulaçSana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak
Süleyman AteşSana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak
Ali BulaçYerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır
Süleyman AteşYerlerini boş, dümdüz bırakacaktır
Ali BulaçOrada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek
Süleyman AteşOrada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek görmeyeceksin
Ali BulaçO gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin
Süleyman AteşO gün hiç pürüzü olmayan çağrıcıya uyarlar; (ondan sapma imkanı yoktur). Rahman'ın huzurunda sesler kısılır, fısıltıdan başka bir şey işitemezsin
Ali BulaçO gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz
Süleyman AteşO gün Rahman'ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefa'ati fayda vermez
Ali BulaçO, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar
Süleyman AteşO, onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar ise bilgice O'nu kavrayamazlar
Ali Bulaç(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir
Süleyman AteşBütün yüzler, o diri ve yöneticiye boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen perişan olmuştur
Ali BulaçKim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne hakkının eksik tutulmasından
Süleyman AteşKim inanarak iyi olan işlerden yaparsa artık o, ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar
Ali BulaçBöylece Biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur
Süleyman AteşBiz sana onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlere çevirip açıkladık ki korunsunlar. Yahut (Kur'an,) onlara bir hatırlama yaptırsın
Ali BulaçHak olan, biricik hükümdar olan Allah Yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur'an'ı (okumada) acele etme ve de ki: "Rabbim, ilmimi arttır
Süleyman AteşGerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur'an'ı acele okumağa kalkma; "Rabbim, ilmimi artır!" de
Ali BulaçAndolsun, Biz bundan önce Adem'e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık
Süleyman AteşAndolsun biz, önceden Adem'e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik, unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulmadık
Ali BulaçHani Biz meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi, o, ayak diremişti
Süleyman AteşMeleklere: "Adem'e secede edin," demiştik, secde ettiler, yalnız İblis diretti
Ali BulaçBunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun
Süleyman AteşDedik ki: "Ey Adem, bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın, sizi cennetten çıkarmasın, sonra yorulursun
Ali BulaçŞüphesiz ki, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı)dır
Süleyman AteşŞimdi burada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksını
Ali BulaçVe gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da
Süleyman AteşVe sen susamayacaksın, kuşluk vakti güneşi(nin ısısı)ndan etkilenmeyeceksin
Ali BulaçSonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi
Süleyman AteşNihayet şeytan ona fısıldayıp: "Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi? dedi
Ali BulaçBöylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı
Süleyman AteşO ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü (üreme organları ortaya çıktı). Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı
Ali BulaçSonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yola iletti
Süleyman AteşSonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti, doğru yola iletti
Ali BulaçDedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz
Süleyman AteşDedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidayet geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve sıkıntıya düşmez
Ali BulaçKim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz
Süleyman AteşAma kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için de dar bir geçim var. Kıyamet günü onu kör olarak (yüce Divana) süreriz
Ali BulaçO da (şöyle) demiş olur: -Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim
Süleyman AteşRabbim der, niçin beni kör sürdün, oysa ben görür idim
Ali Bulaç(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın
Süleyman Ateş(Allah) buyurur ki: "Nasıl sana ayetlerimiz geldiği zaman, sen onları unuttuysan, bugün de sen öyle unutulursun
Ali Bulaçİşte Biz ölçüsüzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gerçekten daha şiddetli ve daha süreklidir
Süleyman Ateşİşte israf eden ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız. Elbette ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir
Ali BulaçKendilerinden önceki nesillerden nicelerini yıkıma uğratmamız, onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları üzerinde) gezinip duruyorlar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır
Süleyman Ateş(Bugün) meskenlerinde dolaştıkları, kendilerinden önce yaşamış nice nesilleri yok edişimiz onları hala yola getirmedi mi? Elbette bunda akıl sahipleri için ibretler vardır
Ali BulaçEğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu
Süleyman AteşEğer Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve belirtilmiş bir süre olmasaydı. (bunların da hemen helak edilmeleri) gerekli olurdu
Ali BulaçŞu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin
Süleyman AteşOnların dediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini överek tesbih et; gece sa'atlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki memnun olasın
Ali BulaçOnlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir
Süleyman AteşOnlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir
Ali BulaçEhline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, Biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır
Süleyman AteşAilene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takva(sahipleri)nindir
Ali BulaçDediler ki: "Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi
Süleyman AteşDediler ki: "Rabbinden bize bir ayet (mu'cize) getirmeli değil mi?" Onlara, önceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi
Ali BulaçEğer Biz onları bundan önceki bir azap ile yıkıma uğratmış olsaydık, şüphesiz diyeceklerdi ki: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, küçülmeden ve aşağılanmadan önce Senin ayetlerine tabi olsaydık
Süleyman AteşŞayet onları, ondan önce bir azab ile helak etseydik: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!" derlerdi
Ali BulaçDe ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz
Süleyman AteşDe ki: "Herkes gözetlemektedir. Gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimdir, doğru yolda olan kimdir, bileceksiniz