☪ Anlam Arayışı

23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
23:1
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
قَدْ
andolsun
أَفْلَحَ
felaha ulaştı
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler

Süleyman AteşFelaha ulaştı o mü'minler

23:2 📚 1
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ
ٱلَّذِينَ
ki
هُمْ
onlar
فِى
namazlarında
صَلَاتِهِمْ
their prayers
خَـٰشِعُونَ
saygılıdırlar

Süleyman AteşKi onlar, namazlarında saygılıdırlar

23:3 📚 6
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَنِ
boş şeylerden
ٱللَّغْوِ
the vain talk
مُعْرِضُونَ
yüz çevirirler

Süleyman AteşOnlar boş şeylerden yüz çevirirler

23:4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِلزَّكَوٰةِ
zekatı
فَـٰعِلُونَ
verirler

Süleyman AteşOnlar zekatı verirler

23:5
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِفُرُوجِهِمْ
ırzlarını
حَـٰفِظُونَ
korurlar

Süleyman AteşVe onlar ırzlarını korurlar

23:6
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
إِلَّا
ancak hariç
عَلَىٰٓ
eşleri
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
أَوْ
yahut
مَا
(cariyeler)
مَلَكَتْ
sahip oldukları
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
فَإِنَّهُمْ
elbette onlar
غَيْرُ
değildir
مَلُومِينَ
kınanacak

Süleyman AteşAncak eşleri, yahut ellerinin sahipolduğu (cariyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar

23:7
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
فَمَنِ
o halde kim
ٱبْتَغَىٰ
gitmek isterse
وَرَآءَ
ötesine
ذَٰلِكَ
bunun
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْعَادُونَ
haddi aşanlardır

Süleyman AteşAma bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır

23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerine
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerine
رَٰعُونَ
özen gösterirler

Süleyman AteşVe o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler

23:9 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarını
صَلَوَٰتِهِمْ
their prayers
يُحَافِظُونَ
korurlar

Süleyman AteşOnlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar

23:10
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْوَٰرِثُونَ
varis olacaklar

Süleyman Ateşİşte varis olacaklar onlardır

23:11
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَرِثُونَ
varis olacaklar
ٱلْفِرْدَوْسَ
Firdevs'e
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır

Süleyman AteşOnlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e varis olacaklar, orada ebedi kalacaklardır

23:12
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ‏
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَا
biz yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ
insanı
مِن
süzmesinden
سُلَـٰلَةٍۢ
an essence
مِّن
çamurun
طِينٍۢ
clay

Süleyman AteşAndolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık

23:13
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ‏
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَـٰهُ
onu koyduk
نُطْفَةًۭ
bir nutfe (sperm) olarak
فِى
bir karar yerine
قَرَارٍۢ
a resting place
مَّكِينٍۢ
sağlam

Süleyman AteşSonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk

23:14 📚 3
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ
ثُمَّ
sonra
خَلَقْنَا
çevirdik
ٱلنُّطْفَةَ
nutfeyi
عَلَقَةًۭ
alaka(embriyo)ya
فَخَلَقْنَا
sonra çevirdik
ٱلْعَلَقَةَ
alaka(embriyo)yı
مُضْغَةًۭ
bir çiğnemlik ete
فَخَلَقْنَا
sonre çevirdik
ٱلْمُضْغَةَ
bir çiğnemlik eti
عِظَـٰمًۭا
kemiklere
فَكَسَوْنَا
sonre giydirdik
ٱلْعِظَـٰمَ
kemiklere
لَحْمًۭا
et
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَـٰهُ
onu yaptık
خَلْقًا
bir yaratık
ءَاخَرَ ۚ
bambaşka
فَتَبَارَكَ
ne yücedir
ٱللَّهُ
Allah
أَحْسَنُ
en güzeli
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratanların

Süleyman AteşSonra nutfeyi alaka(embriyo)ya çevirdik, alaka(embriyo)yı bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir

23:15 📚 4
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ
ثُمَّ
sonra
إِنَّكُم
şüphesiz siz
بَعْدَ
ardından
ذَٰلِكَ
bunun
لَمَيِّتُونَ
öleceksiniz

Süleyman AteşSonra siz, bunun ardından öleceksiniz

23:16
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ
ثُمَّ
sonra
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
تُبْعَثُونَ
diriltileceksiniz

Süleyman AteşSonra, siz kıyamet günü muhakkak diriltileceksiniz

23:17
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَا
yarattık
فَوْقَكُمْ
üstünüzde
سَبْعَ
yedi
طَرَآئِقَ
tabaka (gök)
وَمَا
ve
كُنَّا
biz değiliz
عَنِ
yaratmaktan
ٱلْخَلْقِ
the creation
غَـٰفِلِينَ
gafil

Süleyman AteşÜstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gafil değiliz

23:18 📚 1
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۢ
su
بِقَدَرٍۢ
belli ölçüde
فَأَسْكَنَّـٰهُ
ve onu durdurduk
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ
the earth
وَإِنَّا
elbette biz
عَلَىٰ
gidermeğe de
ذَهَابٍۭ
taking it away
بِهِۦ
onu
لَقَـٰدِرُونَ
kadiriz

Süleyman AteşGökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz

23:19
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
فَأَنشَأْنَا
sonra yetiştirdik
لَكُم
size
بِهِۦ
onunla (suyla)
جَنَّـٰتٍۢ
bahçeleri
مِّن
hurma
نَّخِيلٍۢ
of date-palms
وَأَعْنَـٰبٍۢ
ve üzüm
لَّكُمْ
sizin için
فِيهَا
içlerinde bulunan
فَوَٰكِهُ
meyvalar
كَثِيرَةٌۭ
birçok
وَمِنْهَا
ve onlardan
تَأْكُلُونَ
yiyorsunuz

Süleyman AteşOnunla size, içlerinde sizin için birçok meyvalar bulunan hurma ve üzüm bahçeleri yetiştirdik, onlardan yiyorsunuz

23:20 📚 1
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ
وَشَجَرَةًۭ
ve bir ağaç
تَخْرُجُ
çıkan
مِن
Tur-i-dan
طُورِ
Tur-i
سَيْنَآءَ
Mount Sinai
تَنۢبُتُ
biten
بِٱلدُّهْنِ
yağlı olarak
وَصِبْغٍۢ
(ekmeklerini) batıracakları
لِّلْـَٔاكِلِينَ
yiyenlerin

Süleyman AteşYine onunla Tur-i Sina'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik

23:21 📚 1
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لَكُمْ
sizin için vardır
فِى
hayvanlarda
ٱلْأَنْعَـٰمِ
the cattle
لَعِبْرَةًۭ ۖ
ibret
نُّسْقِيكُم
size içiriyoruz
مِّمَّا
içindekinden
فِى
(is) in
بُطُونِهَا
karınlarının
وَلَكُمْ
ve sizin için
فِيهَا
onlarda vardır
مَنَـٰفِعُ
faydalar
كَثِيرَةٌۭ
daha birçok
وَمِنْهَا
ve onlardan
تَأْكُلُونَ
yersiniz

Süleyman AteşHayvanlarda da sizin için ibret vardır: Karınlarının içindekinden size içiriyoruz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar var, aynı zamanda onlardan yersiniz

23:22 📚 2
وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ
وَعَلَيْهَا
ve onların üzerinde
وَعَلَى
ve üzerinde
ٱلْفُلْكِ
gemiler
تُحْمَلُونَ
taşınırsınız

Süleyman AteşO(hayva)nların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınırsınız

23:23
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
فَقَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ
O'ndan başka
أَفَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear

Süleyman AteşAndolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur, korunmaz mısınız

23:24
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
فَقَالَ
(şöyle) dedi
ٱلْمَلَؤُا۟
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimselerden
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُكُمْ
sizin gibi
يُرِيدُ
istiyor
أَن
üstün gelmek
يَتَفَضَّلَ
assert (his) superiority
عَلَيْكُمْ
size
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَأَنزَلَ
elbette indirirdi
مَلَـٰٓئِكَةًۭ
melekleri
مَّا
yoktur
سَمِعْنَا
işitiğimiz
بِهَـٰذَا
böyle bir şey
فِىٓ
babalarımızdan
ءَابَآئِنَا
our forefathers
ٱلْأَوَّلِينَ
geçmişteki

Süleyman AteşKavminin içinden ileri gelen inkarcı bir grup (şöyle) dedi: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmedik

23:25
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ‏
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
رَجُلٌۢ
bir adam(dan)
بِهِۦ
kendisinde
جِنَّةٌۭ
delilik bulunan
فَتَرَبَّصُوا۟
hele gözetleyin
بِهِۦ
onu
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Süleyman AteşO, kendisinde delilik bulunan bir adamdır, başka bir şey değildir. Hele bir süreye kadar onu gözetleyin. He is only a man in whom is a madness, so watch him for a while

23:26
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
قَالَ
(Nuh) dedi ki
رَبِّ
Rabbim
ٱنصُرْنِى
bana yardım et
بِمَا
karşısında
كَذَّبُونِ
yalanlamaları

Süleyman Ateş(Nuh): "Rabbim, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et (bana verdiğin sözü yerine getir)!" dedi

23:27 📚 2
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
فَأَوْحَيْنَآ
biz de vahyettik
إِلَيْهِ
ona
أَنِ
ki
ٱصْنَعِ
yap
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
بِأَعْيُنِنَا
gözlerimizin önünde
وَوَحْيِنَا
ve vahyimizle
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
bizim buyruğumuz
وَفَارَ
ve kaynayınca
ٱلتَّنُّورُ ۙ
tandır
فَٱسْلُكْ
sok (bindir)
فِيهَا
ona
مِن
her (cins)ten
كُلٍّۢ
every (kind)
زَوْجَيْنِ
çift
ٱثْنَيْنِ
iki
وَأَهْلَكَ
ve aileni
إِلَّا
hariç
مَن
kimseler
سَبَقَ
geçmiş
عَلَيْهِ
alehylerine
ٱلْقَوْلُ
söz
مِنْهُمْ ۖ
onlar içinde
وَلَا
ve
تُخَـٰطِبْنِى
bana yalvarma
فِى
hakkında
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوٓا۟ ۖ
zulmeden(ler)
إِنَّهُم
onlar mutlaka
مُّغْرَقُونَ
boğulacaklardır

Süleyman AteşBiz de ona vahyettik ki: "Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar içinde alehylerine söz geçmiş (azabımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır

23:28 📚 1
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَإِذَا
zaman
ٱسْتَوَيْتَ
yerleştiğiniz
أَنتَ
sen
وَمَن
ve kimseler
مَّعَكَ
yanındaki
عَلَى
üzerine
ٱلْفُلْكِ
gemi
فَقُلِ
de ki
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِى
bizi kurtaran
نَجَّىٰنَا
(has) saved us
مِنَ
kavimden
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Süleyman AteşSen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: "Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de

23:29
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
أَنزِلْنِى
beni indir
مُنزَلًۭا
bir inişle
مُّبَارَكًۭا
mübarek
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلْمُنزِلِينَ
konuklayanların

Süleyman AteşVe de ki: "Rabbim, beni mübarek bir inişle indir; sen konuklayanların en hayırlısısın

23:30
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
nice ibretler
وَإِن
gerçi
كُنَّا
biz
لَمُبْتَلِينَ
(onları) sınıyorduk

Süleyman AteşGerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır

23:31
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَا
yetiştirdik
مِنۢ
onların ardından
بَعْدِهِمْ
after them
قَرْنًا
bir nesil
ءَاخَرِينَ
başka

Süleyman AteşSonra onların ardından başka bir nesil yetiştirdik

23:32
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
فَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
فِيهِمْ
kendi içlerinden
رَسُولًۭا
bir elçi
مِّنْهُمْ
onlara
أَنِ
diye
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ
O'ndan başka
أَفَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear

Süleyman AteşOnlara da kendi içlerinden: "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka Tanrınız yoktur, (Allah'ın azabından) korunmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik

23:33 📚 1
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
وَقَالَ
ve dedi ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِهِ
his people
ٱلَّذِينَ
inkar edenler
كَفَرُوا۟
disbelieved
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِلِقَآءِ
buluşmasını
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُكُمْ
sizin gibi
يَأْكُلُ
yiyor
مِمَّا
sizin yediğinizden
تَأْكُلُونَ
you eat
مِنْهُ
ondan
وَيَشْرَبُ
ve içiyor
مِمَّا
sizin içtiğinizden
تَشْرَبُونَ
you drink

Süleyman AteşKavminden, kendilerine dünya hayatında bol ni'met verdiğimiz o inkar eden ve ahiret buluşmasını (hesap ve cezasını) yalanlayan eşraf takımı dedi ki: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor

23:34
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ
وَلَئِنْ
ve eğer
أَطَعْتُم
ita'at ederseniz
بَشَرًۭا
bir insana
مِّثْلَكُمْ
sizin gibi
إِنَّكُمْ
gerçekten siz
إِذًۭا
o takdirde
لَّخَـٰسِرُونَ
mutlaka ziyana uğrayanlarsınız

Süleyman AteşEğer sizin gibi bir insana ita'at ederseniz o takdirde siz, mutlaka ziyana uğrayanlarsınız demektir

23:35
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ
أَيَعِدُكُمْ
O size va'dediyor mu?
أَنَّكُمْ
siz
إِذَا
zaman
مِتُّمْ
öldüğünüz
وَكُنتُمْ
ve olduğunuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَنَّكُم
sizin
مُّخْرَجُونَ
(yeniden hayata) çıkarılacağınızı

Süleyman AteşO size, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman yeniden hayata çıkarılacağınızı mı va'dediyor

23:36 📚 4
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ
۞ هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
لِمَا
şey
تُوعَدُونَ
size va'dedilen

Süleyman AteşHeyhat, o size va'dedilen şey ne kadar uzak

23:37
إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ
إِنْ
değildir
هِىَ
bu
إِلَّا
başka bir şey
حَيَاتُنَا
hayatımız(dan)
ٱلدُّنْيَا
dünya
نَمُوتُ
ölürüz
وَنَحْيَا
ve yaşarız
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمَبْعُوثِينَ
tekrar diriltilecek

Süleyman AteşNe ise hep bu dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız, biz öldükten sonra diriltilecek değiliz

23:38
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
رَجُلٌ
bir adam(dan)
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
كَذِبًۭا
yalan
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
لَهُۥ
ona
بِمُؤْمِنِينَ
inanıcı(insan)lar

Süleyman AteşO, Allah'a yalan uydurandan başka bir adam değildir. Biz ona inanıcı(insan)lar değiliz

23:39
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱنصُرْنِى
bana yardım et
بِمَا
karşısında
كَذَّبُونِ
beni yalanlamaları

Süleyman Ateş(O peygamber): "Rabbim, dedi, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et

23:40
قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ
قَالَ
(Allah) dedi ki
عَمَّا
az sonra
قَلِيلٍۢ
After a little while
لَّيُصْبِحُنَّ
onlar olacaklar
نَـٰدِمِينَ
pişman

Süleyman Ateş(Allah): "Az sonra onlar pişman olacaklar!" dedi

23:41
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
o korkunç ses
بِٱلْحَقِّ
gerçekten
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları getirdik
غُثَآءًۭ ۚ
sel süprüntüsü haline
فَبُعْدًۭا
uzak olsun
لِّلْقَوْمِ
kavim
ٱلظَّـٰلِمِينَ
o zalim

Süleyman AteşDerken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim

23:42
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَا
yetiştirdik
مِنۢ
onların ardından
بَعْدِهِمْ
after them
قُرُونًا
nesiller
ءَاخَرِينَ
başka

Süleyman AteşSonra onların ardından başka nesiller yetiştirdik

23:43
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ
مَا
ileri geçemez
تَسْبِقُ
can precede
مِنْ
hiçbir
أُمَّةٍ
ümmet
أَجَلَهَا
süresinden
وَمَا
ve
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalamaz

Süleyman AteşHiçbir ümmet, ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir

23:44
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ
ثُمَّ
sonra
أَرْسَلْنَا
gönderdik
رُسُلَنَا
elçilerimizi
تَتْرَا ۖ
ardı ardına
كُلَّ
ne zaman
مَا
Every time
جَآءَ
geldiyse
أُمَّةًۭ
bir ümmete
رَّسُولُهَا
elçileri
كَذَّبُوهُ ۚ
onlar onu yalanladılar
فَأَتْبَعْنَا
biz de onları devirdik
بَعْضَهُم
birbiri ardınca
بَعْضًۭا
birbiri ardınca
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve hepsini yaptık
أَحَادِيثَ ۚ
birer ibret hikayesi
فَبُعْدًۭا
uzak olsun
لِّقَوْمٍۢ
toplum
لَّا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
they believe

Süleyman AteşSonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun

23:45
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
ثُمَّ
sonra
أَرْسَلْنَا
gönderdik
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَأَخَاهُ
ve kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'u
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir delille
مُّبِينٍ
apaçık

Süleyman AteşSonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik

23:46
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ
إِلَىٰ
Fir'avn'e
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve ileri gelen adamlarına
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًا
bir topluluk
عَالِينَ
böbürlenen

Süleyman AteşFir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular

23:47
فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ
فَقَالُوٓا۟
dediler
أَنُؤْمِنُ
inanacak mıyız?
لِبَشَرَيْنِ
şu iki insana
مِثْلِنَا
bizim gibi
وَقَوْمُهُمَا
iki adamın kavmi
لَنَا
bize
عَـٰبِدُونَ
kölelik ederken

Süleyman AteşŞu iki adamın kavmi bize kölelik ederken, şimdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacağız? dediler

23:48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
فَكَانُوا۟
ve oldular
مِنَ
helak edilenlerden
ٱلْمُهْلَكِينَ
those who were destroyed

Süleyman AteşOnları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular

23:49
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı (Tevrat'ı)
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulurlar diye

Süleyman Ateş(Sonra Musa, İsrail oğullarını Mısır'dan çıkardı. İsrail oğulları) Doğru yolu bulsunlar diye biz, Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik

23:50
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ‏
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ٱبْنَ
oğlunu
مَرْيَمَ
Meryem
وَأُمَّهُۥٓ
ve annesini
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ
ve onları yerleştirdik
إِلَىٰ
bir tepeye
رَبْوَةٍۢ
a high ground
ذَاتِ
oturmaya uygun
قَرَارٍۢ
of tranquility
وَمَعِينٍۢ
ve suyu bulunan

Süleyman AteşMeryem oğlunu ve annesini bir mu'cize kıldık ve onları oturmaya uygun, çeşmeli bir tepeye yerleştirdik

23:51
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلرُّسُلُ
elçiler
كُلُوا۟
yeyin
مِنَ
güzel şeylerden
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
وَٱعْمَلُوا۟
ve yapın
صَـٰلِحًا ۖ
yararlı iş
إِنِّى
çünkü ben
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
عَلِيمٌۭ
bilmekteyim

Süleyman AteşEy elçiler, güzel şeylerden yeyin ve yararlı iş yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı bilmekteyim

23:52
وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
هَـٰذِهِۦٓ
bu
أُمَّتُكُمْ
sizin ümmetiniz
أُمَّةًۭ
ümmettir
وَٰحِدَةًۭ
bir tek
وَأَنَا۠
ve ben de
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizim
فَٱتَّقُونِ
benden korkun

Süleyman AteşVe işte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir, ben de sizin Rabbinizim, benden korkun. (dedik)

23:53
فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ
فَتَقَطَّعُوٓا۟
fakat parçalayıp ayırdılar
أَمْرَهُم
işlerini
بَيْنَهُمْ
aralarında
زُبُرًۭا ۖ
Kitaplara
كُلُّ
her
حِزْبٍۭ
gurup
بِمَا
bulunanla
لَدَيْهِمْ
kendi yanında
فَرِحُونَ
sevinmektedir

Süleyman AteşFakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir

23:54 📚 1
فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ
فَذَرْهُمْ
onları bırak
فِى
içinde
غَمْرَتِهِمْ
gafletleri
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍ
bir süreye

Süleyman AteşBir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak

23:55 📚 1
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ
أَيَحْسَبُونَ
onlar sanıyorlar mı?
أَنَّمَا
ile
نُمِدُّهُم
kendilerine verdiğimiz
بِهِۦ
mal
مِن
of
مَّالٍۢ
wealth
وَبَنِينَ
ve oğullar

Süleyman AteşOnlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve oğullar ile

23:56
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ
نُسَارِعُ
koşuyoruz
لَهُمْ
onların
فِى
iyiliklerine
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ
the good
بَل
bilakis
لَّا
değiller
يَشْعُرُونَ
onlar farkında

Süleyman AteşOnların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır, (bu verdiğimiz dünya ni'metleri, onlar için bir imtihandır, fakat onlar) farkında değiller

23:57 📚 5
إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
onlar ki
هُم
onlar
مِّنْ
saygıdan
خَشْيَةِ
(the) fear
رَبِّهِم
Rablerine
مُّشْفِقُونَ
titrerler

Süleyman AteşOnlar ki Rablerine saygıdan titrerler

23:58
وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
هُم
onlar
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
رَبِّهِمْ
Rablerinin
يُؤْمِنُونَ
inanırlar

Süleyman AteşVe onlar ki Rablerinin ayetlerine inanırlar

23:59 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
هُم
onlar
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
لَا
ortak koşmazlar
يُشْرِكُونَ
associate partners

Süleyman AteşVe onlar ki Rablerine ortak koşmazlar

23:60
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
يُؤْتُونَ
verirler
مَآ
şeyi
ءَاتَوا۟
verdikleri
وَّقُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَجِلَةٌ
ürpererek
أَنَّهُمْ
şüphesiz onlar
إِلَىٰ
Rablerinin huzuruna
رَبِّهِمْ
their Lord
رَٰجِعُونَ
dönecekler

Süleyman AteşVerdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler

23:61
أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يُسَـٰرِعُونَ
koşarlar
فِى
hayır işlerine
ٱلْخَيْرَٰتِ
the good (deeds)
وَهُمْ
ve onlar
لَهَا
(hayır) için
سَـٰبِقُونَ
önde giderler

Süleyman Ateşİşte onlar, hayır işlerine koşarlar ve onlar hayır için önde giderler

23:62
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
وَلَا
ve
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
نَفْسًا
hiç kimseye
إِلَّا
başkasını
وُسْعَهَا ۖ
gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا
ve katımızda vardır
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitap
يَنطِقُ
söyleyen
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçeği
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez

Süleyman AteşBiz, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. Katımızda gerçeği söyleyen bir Kitap vardır. (Herkesin eylemleri onda tesbit edilmiştir), onlara asla haksızlık edilmez

23:63 📚 2
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ
بَلْ
fakat
قُلُوبُهُمْ
onların kalbleri
فِى
içindedir
غَمْرَةٍۢ
gaflet
مِّنْ
bundan
هَـٰذَا
this
وَلَهُمْ
onların vardır ki
أَعْمَـٰلٌۭ
işleri
مِّن
başka
دُونِ
besides
ذَٰلِكَ
bundan
هُمْ
onlar
لَهَا
(hep) o (işler) için
عَـٰمِلُونَ
çalışırlar

Süleyman AteşFakat onların kalbleri, bundan gaflet içindedir. Onların bundan başka (birtakım pis) işleri daha var ki, onlar hep o işler için çalışırlar

23:64
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَآ
zaman
أَخَذْنَا
yakaladığımız
مُتْرَفِيهِم
varlıklılarını
بِٱلْعَذَابِ
azab ile
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَجْـَٔرُونَ
feryada başlarlar

Süleyman AteşNihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar

23:65
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ
لَا
artık feryadetmeyin
تَجْـَٔرُوا۟
cry for help
ٱلْيَوْمَ ۖ
bugün
إِنَّكُم
şüphesiz size
مِّنَّا
bize karşı
لَا
yardım olunmaz
تُنصَرُونَ
will be helped

Süleyman AteşBugün artık feryadetmeyin, bize karşı size yardım olunmaz (kimse sizi bizim azabımızdan kurtaramaz). Supplicate not this day! Assuredly ye will not be helped by Us

23:66
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ
قَدْ
gerçekten
كَانَتْ
idi
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunuyor
عَلَيْكُمْ
size
فَكُنتُمْ
fakat siz
عَلَىٰٓ
üzere
أَعْقَـٰبِكُمْ
arkanız
تَنكِصُونَ
dönüyordunuz

Süleyman AteşAyetlerim size okunuyordu da siz arkanıza dönüyordunuz. My revelations were recited unto you, but ye used to turn back on your heels

23:67
مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ
مُسْتَكْبِرِينَ
kibirlenerek
بِهِۦ
ona (ayetlerime) karşı
سَـٰمِرًۭا
geceleyin
تَهْجُرُونَ
saçmalıyordunuz

Süleyman AteşAyetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz

23:68
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
أَفَلَمْ
onlar iyice düşünmediler mi?
يَدَّبَّرُوا۟
they ponder
ٱلْقَوْلَ
o sözü (Kur'an'ı)
أَمْ
yoksa
جَآءَهُم
onlara geldi (mi)?
مَّا
bir şey
لَمْ
gelmeyen
يَأْتِ
(had) come
ءَابَآءَهُمُ
atalarına
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

Süleyman AteşOnlar o sözü (Kur'an'ı) iyice düşünmediler mi, yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey (bir elçi ve Kitap) geldi diye mi (böyle davranıyorlar)

23:69
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ
أَمْ
yoksa
لَمْ
tanımadıkları (için mi?)
يَعْرِفُوا۟
they recognize
رَسُولَهُمْ
elçilerini
فَهُمْ
onlar
لَهُۥ
onu
مُنكِرُونَ
inkar ediyorlar

Süleyman AteşYoksa elçilerini tanımadıkları (onun doğruluğunu, dürüstlüğünü bilmedikleri) için mi onu inkar ediyorlar

23:70 📚 1
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
(-mı) diyorlar?
بِهِۦ
onda
جِنَّةٌۢ ۚ
bir delilik var
بَلْ
hayır
جَآءَهُم
o kendilerine getirdi
بِٱلْحَقِّ
hakkı
وَأَكْثَرُهُمْ
fakat çokları
لِلْحَقِّ
haktan
كَـٰرِهُونَ
hoşlanmıyorlar

Süleyman AteşYoksa "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat çokları haktan hoşlanmıyorlar

23:71
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ
وَلَوِ
ve eğer
ٱتَّبَعَ
uysaydı
ٱلْحَقُّ
hak
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
gökler
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
وَمَن
ve kimseler
فِيهِنَّ ۚ
bunların içinde bulunan
بَلْ
bilakis
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
بِذِكْرِهِمْ
Zikir'lerini
فَهُمْ
fakat onlar
عَن
Zikirlerinden
ذِكْرِهِم
their reminder
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar

Süleyman AteşEğer hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yer ve bunların içinde bulunan kimseler bozulur, giderdi. Biz onlara Zikir'lerini getirdik fakat onlar, Zikirlerinden yüz çeviriyorlar

23:72
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
أَمْ
yoksa
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyor musun?
خَرْجًۭا
bir vergi
فَخَرَاجُ
vergisi
رَبِّكَ
Rabbinin
خَيْرٌۭ ۖ
daha hayırlıdır
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Süleyman AteşYoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da onun için mi hakkı kabul etmiyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en iyisidir

23:73
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
وَإِنَّكَ
ve şüphesiz sen
لَتَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
إِلَىٰ
bir yola
صِرَٰطٍۢ
(the) Path
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Süleyman AteşSen onları doğru bir yola çağırıyorsun

23:74
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ
وَإِنَّ
ve kuşkusuz
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
عَنِ
yoldan
ٱلصِّرَٰطِ
the path
لَنَـٰكِبُونَ
sapıyorlar

Süleyman AteşAma ahirete inanmayanlar yoldan sapıyorlar

23:75 📚 1
۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
۞ وَلَوْ
ve eğer
رَحِمْنَـٰهُمْ
biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا
ve kaldırsaydık
مَا
olanı
بِهِم
kendilerinde
مِّن
sıkıntıdan
ضُرٍّۢ
(the) hardship
لَّلَجُّوا۟
yine devam ederlerdi
فِى
azgınlıklarında
طُغْيَـٰنِهِمْ
their transgression
يَعْمَهُونَ
bocalamaya

Süleyman AteşBiz onlara acıyıp da başlarındaki sıkıntıyı açsaydık, yine azgınlıklarında bocalamağa devam ederlerdi

23:76
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
وَلَقَدْ
andolsun
أَخَذْنَـٰهُم
biz onları yakaladık
بِٱلْعَذَابِ
azab ile
فَمَا
ama yine
ٱسْتَكَانُوا۟
boyun eğmediler
لِرَبِّهِمْ
Rabblerine
وَمَا
ve
يَتَضَرَّعُونَ
O'na yalvarmıyorlar

Süleyman AteşAndolsun biz onları azab ile yakaladık, ama yine Rabblerine boyun eğmediler, O'na yalvarmıyorlar

23:77
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
فَتَحْنَا
açtığımız
عَلَيْهِم
üzerlerine
بَابًۭا
kapısı
ذَا
bir azab
عَذَابٍۢ
of a punishment
شَدِيدٍ
şiddetli
إِذَا
derhal
هُمْ
onlar
فِيهِ
O'nun içinde
مُبْلِسُونَ
şaşkın ve umutsuz kalırlar

Süleyman AteşNihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar

23:78
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
inşa eden
أَنشَأَ
produced
لَكُمُ
sizin için
ٱلسَّمْعَ
kulağı
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözleri
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönülleri
قَلِيلًۭا
az
مَّا
ne kadar
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz

Süleyman AteşO'dur ki, sizin için o kulağı, o gözleri ve gönülleri inşa etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz

23:79 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
sizi yaratıp yayan
ذَرَأَكُمْ
multiplied you
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَإِلَيْهِ
ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız

Süleyman AteşO'dur ki, sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve O'na götürüleceksiniz

23:80
وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
yaşatan
يُحْىِۦ
gives life
وَيُمِيتُ
ve öldüren
وَلَهُ
ve O'nun(eseri)dir
ٱخْتِلَـٰفُ
değişmesi
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَٱلنَّهَارِ ۚ
ve gündüzün
أَفَلَا
aklınızı kullanmıyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you reason

Süleyman AteşO'dur ki yaşatıyor, öldürüyor. Gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun(eseri)dir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

23:81 📚 1
بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ
بَلْ
hayır
قَالُوا۟
onlar da dediler
مِثْلَ
gibi
مَا
ne
قَالَ
dedi (ise)
ٱلْأَوَّلُونَ
evvelkiler

Süleyman AteşHayır, onlar da evvelkilerin dedikleri gibi dediler

23:82
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
أَءِذَا
zaman mı?
مِتْنَا
öldüğümüz
وَكُنَّا
ve olduğumuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَءِنَّا
biz mi?
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz

Süleyman AteşÖldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, biz mi diriltileceğiz? dediler

23:83
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
لَقَدْ
andolsun
وُعِدْنَا
yapıldı
نَحْنُ
bize
وَءَابَآؤُنَا
ve atalarımıza
هَـٰذَا
bu (tehdid)
مِن
bizden önce
قَبْلُ
before
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّآ
başka bir şey
أَسَـٰطِيرُ
masallarından
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Süleyman AteşAndolsun bu tehdid bize de bizden önce atalarımıza da yapıldı. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir

23:84 📚 1
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قُل
de ki
لِّمَنِ
kimindir?
ٱلْأَرْضُ
dünya
وَمَن
ve bulunanlar
فِيهَآ
içinde
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Süleyman AteşDe ki: "Biliyorsanız dünya ve içinde bulunanlar kimindir

23:85 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'ındır
قُلْ
de ki
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you remember

Süleyman AteşAllah'ındır diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de

23:86
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
رَّبُّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göğün
ٱلسَّبْعِ
yedi
وَرَبُّ
ve Rabbi
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Süleyman AteşYedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir? de

23:87 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'ındır
قُلْ
de ki
أَفَلَا
korkmuyor musunuz?
تَتَّقُونَ
you fear (Him)

Süleyman AteşBunlar Allah'ındır diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de

23:88 📚 2
قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
مَنۢ
kimdir?
بِيَدِهِۦ
elinde olan
مَلَكُوتُ
melekutu (mülkü ve yönetimi)
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
وَهُوَ
ve O
يُجِيرُ
koruyup kollayan
وَلَا
fakat
يُجَارُ
korunup kollanmayan
عَلَيْهِ
kendisi
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Süleyman AteşBiliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekutu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir? de

23:89 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'a aittir
قُلْ
de ki
فَأَنَّىٰ
nasıl?
تُسْحَرُونَ
büyüleniyorsunuz

Süleyman Ateş(Her şeyin yönetimi) Allah'a aittir diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de

23:90
بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
بَلْ
doğrusu
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
بِٱلْحَقِّ
hakkı
وَإِنَّهُمْ
onlarsa
لَكَـٰذِبُونَ
yalancıdırlar

Süleyman AteşDoğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar

23:91 📚 5
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
مَا
edinmemiştir
ٱتَّخَذَ
Allah has taken
ٱللَّهُ
Allah
مِن
hiçbir
وَلَدٍۢ
çocuk
وَمَا
ve
كَانَ
yoktur
مَعَهُۥ
O'nunla beraber
مِنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ ۚ
tanrı
إِذًۭا
öyle olsaydı
لَّذَهَبَ
götürürdü
كُلُّ
her
إِلَـٰهٍۭ
tanrı
بِمَا
kendi yarattığını
خَلَقَ
he created
وَلَعَلَا
ve üstün gelmeğe çalışırdı
بَعْضُهُمْ
onlardan biri
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍۢ ۚ
diğeri
سُبْحَـٰنَ
münezehtir (uzaktır)
ٱللَّهِ
Allah
عَمَّا
onların tanımlamalarından
يَصِفُونَ
they attribute

Süleyman AteşAllah çocuk edinmemiştir. O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını götürürdü ve onlardan biri diğerine üstün gelmeğe çalışırdı. Allah, onların tanımlamalarından uzaktır

23:92
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
عَـٰلِمِ
(O) bilir
ٱلْغَيْبِ
görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
فَتَعَـٰلَىٰ
ve yücedir
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları

Süleyman Ateşgörünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir

23:93
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ
قُل
de ki
رَّبِّ
Rabbim
إِمَّا
eğer
تُرِيَنِّى
mutlaka bana göstereceksen
مَا
şeyi
يُوعَدُونَ
onların tehdidedildikleri

Süleyman AteşDe ki: "Rabbim, eğer onların tehdidedildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezalandıracaksan)

23:94
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
رَبِّ
Rabbim
فَلَا
beni bırakma
تَجْعَلْنِى
place me
فِى
içinde
ٱلْقَوْمِ
kavmin
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Süleyman AteşRabbim, beni şu zalim kavmin içinde bırakma

23:95
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ
وَإِنَّا
şüphesiz biz
عَلَىٰٓ
sana göstermeğe
أَن
that
نُّرِيَكَ
We show you
مَا
şeyi
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
لَقَـٰدِرُونَ
elbette kadiriz

Süleyman AteşBiz, onları tehdidettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin)

23:96
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
ٱدْفَعْ
savuştur
بِٱلَّتِى
şeyle
هِىَ
o
أَحْسَنُ
en güzel
ٱلسَّيِّئَةَ ۚ
kötülüğü
نَحْنُ
biz
أَعْلَمُ
biliyoruz
بِمَا
(seni) nasıl vasıflandıracaklarını
يَصِفُونَ
they attribute

Süleyman AteşKötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz

23:97
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
أَعُوذُ
sığınırım
بِكَ
sana
مِنْ
kışkırtmalarından
هَمَزَٰتِ
(the) suggestions
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların

Süleyman AteşVe de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım

23:98 📚 7
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ
وَأَعُوذُ
ve sığınırım
بِكَ
sana
رَبِّ
Rabbim
أَن
yanıma uğramalarından
يَحْضُرُونِ
they be present with me

Süleyman AteşVe onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim

23:99 📚 4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَحَدَهُمُ
onlardan birine
ٱلْمَوْتُ
ölüm
قَالَ
der ki
رَبِّ
Rabbim
ٱرْجِعُونِ
beni geri döndür

Süleyman AteşNihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: "Rabbim, der, beni geri döndürünüz

23:100 📚 1
لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
لَعَلِّىٓ
böylelikle
أَعْمَلُ
yapayım
صَـٰلِحًۭا
yararlı bir iş
فِيمَا
yerde (dünyada)
تَرَكْتُ ۚ
terk ettiğim
كَلَّآ ۚ
hayır
إِنَّهَا
şüphesiz bu
كَلِمَةٌ
bir sözdür
هُوَ
o
قَآئِلُهَا ۖ
onun söylediği
وَمِن
ve
وَرَآئِهِم
önlerinde vardır
بَرْزَخٌ
bir berzah
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri;

Süleyman AteşKi terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır

23:101 📚 5
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ
فَإِذَا
zaman
نُفِخَ
üflendiği
فِى
Sur'a
ٱلصُّورِ
the trumpet
فَلَآ
artık yoktur
أَنسَابَ
soylar
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
وَلَا
ve
يَتَسَآءَلُونَ
sormazlar

Süleyman AteşSur'a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soylar yoktur ve (insanlar, birbirlerine soylarını) sormazlar

23:102
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
فَمَن
kimlerin
ثَقُلَتْ
ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenlerdir

Süleyman AteşKimlerin (eylemlerinin) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir

23:103
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ
وَمَنْ
ve kimlerin
خَفَّتْ
hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
فِى
cehennemde
جَهَنَّمَ
Hell
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalanlardır

Süleyman AteşKimlerin tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde sürekli kalanlardır

23:104
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ
تَلْفَحُ
yalar
وُجُوهَهُمُ
yüzlerini
ٱلنَّارُ
ateş
وَهُمْ
ve onların
فِيهَا
(ateşin) içinde
كَـٰلِحُونَ
dişleri açıkta kalır

Süleyman Ateş(Orada onların) yüzlerini ateş yalar. Öyle ki (ateşin) içinde (dehşetten dudakları gerilir de) dişleri açıkta kalır

23:105
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
أَلَمْ
değil mi?
تَكُنْ
Were not
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunurdu
عَلَيْكُمْ
size
فَكُنتُم
oysa siz
بِهَا
onları
تُكَذِّبُونَ
yalanlardınız

Süleyman AteşAyetlerim size okunurdu da siz onları yalanlardınız değil mi

23:106
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ
قَالُوا۟
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
غَلَبَتْ
yendi
عَلَيْنَا
bizi
شِقْوَتُنَا
bahtsızlığımız
وَكُنَّا
ve biz olduk
قَوْمًۭا
bir topluluk
ضَآلِّينَ
sapık

Süleyman AteşRabbimiz, dediler, bahtsızlığımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk

23:107 📚 5
رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَخْرِجْنَا
bizi çıkar
مِنْهَا
bundan
فَإِنْ
eğer
عُدْنَا
bir daha dönersek
فَإِنَّا
artık biz gerçekten
ظَـٰلِمُونَ
zalimleriz

Süleyman AteşRabbimiz, bizi bundan çıkar. Eğer bir daha (yaptığımız kötü işlere) dönersek artık biz gerçekten zalimleriz

23:108
قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
قَالَ
buyurdu ki
ٱخْسَـُٔوا۟
sinin
فِيهَا
orada
وَلَا
ve
تُكَلِّمُونِ
bana bir şey söylemeyin

Süleyman AteşBuyurdu ki: "Sinin orada, bana bir şey söylemeyin

23:109
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
إِنَّهُۥ
gerçek şu ki
كَانَ
idi
فَرِيقٌۭ
bir zümre
مِّنْ
kullarımdan
عِبَادِى
My slaves
يَقُولُونَ
diyorlar
رَبَّنَآ
Rabbimiz
ءَامَنَّا
inandık
فَٱغْفِرْ
bağışla
لَنَا
bizi
وَٱرْحَمْنَا
ve bize acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ
acıyanların

Süleyman AteşZira kullarımdan bir zümre: 'Rabbimiz inandık, bizi bağışla, bize acı, sen acıyanların en hayırlısısın' dedikleri için

23:110
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ
siz onları aldınız
سِخْرِيًّا
alaya
حَتَّىٰٓ
nihayet
أَنسَوْكُمْ
size unutturdular
ذِكْرِى
beni anmayı
وَكُنتُم
ve siz
مِّنْهُمْ
onlara
تَضْحَكُونَ
daima gülüyordunuz

Süleyman AteşSiz onlarla alay ettiniz, (sürekli onlarla uğraştığınız için onlar) size beni anmayı unutturdular. Siz daima onlara gülüyordunuz

23:111
إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
إِنِّى
şüphesiz ben
جَزَيْتُهُمُ
onlara verdim
ٱلْيَوْمَ
bugün
بِمَا
karşılığını
صَبَرُوٓا۟
sabretmelerinin
أَنَّهُمْ
işte onlardır
هُمُ
onlar
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtulup murada erenler

Süleyman AteşBugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar (evet) işte kurtulup murada erenler onlardır

23:112 📚 2
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ
قَـٰلَ
ve buyurdu
كَمْ
ne kadar?
لَبِثْتُمْ
kaldınız
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
عَدَدَ
sayısınca
سِنِينَ
yıllar

Süleyman AteşVe buyurdu: "Yer yüzünde yıllar sayısınca ne kadar kaldınız

23:113 📚 3
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ
قَالُوا۟
dediler
لَبِثْنَا
kaldık
يَوْمًا
bir gün
أَوْ
yahut
بَعْضَ
bir kısmı kadar
يَوْمٍۢ
günün
فَسْـَٔلِ
sor
ٱلْعَآدِّينَ
sayanlara

Süleyman Ateş(Herhalde) Bir gün, yahut günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor, dediler

23:114
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قَـٰلَ
buyurdu ki
إِن
kalmadınız
لَّبِثْتُمْ
you stayed
إِلَّا
başka
قَلِيلًۭا ۖ
az bir (zamandan)
لَّوْ
keşke
أَنَّكُمْ
siz
كُنتُمْ
bilseydiniz
تَعْلَمُونَ
bizim-mi sandınız?

Süleyman AteşBuyurdu ki: "Sadece az bir zaman kaldınız, keşke bilseydiniz

23:115
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ
أَفَحَسِبْتُمْ
bizim
أَنَّمَا
sizi yarattığımızı
خَلَقْنَـٰكُمْ
We created you
عَبَثًۭا
boş yere
وَأَنَّكُمْ
ve sizin
إِلَيْنَا
bize
لَا
asla
تُرْجَعُونَ
döndürülmeyeceğinizi

Süleyman AteşBizim sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız

23:116 📚 6
فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ
فَتَعَـٰلَى
pek yücedir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمَلِكُ
mutlak hakim
ٱلْحَقُّ ۖ
hak
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
O'ndan
رَبُّ
rabbidir
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْكَرِيمِ
Kerim

Süleyman AteşHak padişah olan Allah, pek yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, Kerim Arş'ın sahibidir

23:117 📚 1
وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
وَمَن
ve kim
يَدْعُ
taparsa
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
إِلَـٰهًا
bir tanrıya
ءَاخَرَ
başka
لَا
bulunmayan
بُرْهَـٰنَ
hiçbir delil
لَهُۥ
hakkında
بِهِۦ
onun
فَإِنَّمَا
şüphesiz
حِسَابُهُۥ
onun hesabı
عِندَ
yanındadır
رَبِّهِۦٓ ۚ
Rabbinin
إِنَّهُۥ
çünkü (o)
لَا
asla
يُفْلِحُ
iflah olmazlar
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Süleyman AteşKim Allah ile beraber, varlığını kanıtlayacak hiçbir delil bulunmayan bir tanrıya taparsa, onun hesabı, Rabbinin yanındadır (onu Allah cezalandırır) çünkü kafirler iflah olmazlar

23:118 📚 1
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
ٱغْفِرْ
bağışla
وَٱرْحَمْ
ve acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ
acıyanların

Süleyman AteşDe ki: "Rabbim, bağışla, acı, sen acıyanların en hayırlısısın

← Önceki Sonraki →

23. Al-Muminoon Suresi | Anlam Arayışı