26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Saheeh InternationalTa, Seen, Meem
Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm
Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book
Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir
Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın
Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled
Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır
Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler
Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule
Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir
Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people
Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi
Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me
Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar
Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron
Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver
Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me
Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler
Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz
Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz
Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel
Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi
Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful
Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin
Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray
Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım
Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers
Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı
Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır
Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki
Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced
Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir
Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers
Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir
Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason
Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir
Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi
Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest
Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi
Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi
Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers
Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi
Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician
Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz
Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise
Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz
Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder
Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician
Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler
Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day
Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi
Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate
Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi
Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant
Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler
Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler
Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]
Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi
Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw
Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi
Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler
Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified
Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor
Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar
Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine
Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine
Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all
Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim
Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return
Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz
Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers
Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz
Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued
Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik
Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers
Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band
Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır
Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us
Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar
Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)
Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan
Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station
Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık
Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık
Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise
Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler
Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken
Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler
Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me
Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir
Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi
Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers
Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik
Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık
Saheeh InternationalThen We drowned the others
Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet
Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship
Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti
Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted
Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler
Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı
Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm
Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu
Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus
Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk
Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)
Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me
Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir
Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink
Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir
Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me
Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir
Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life
Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir
Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense
Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur
Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous
Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat
Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations
Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle
Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure
Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle
Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray
Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir
Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected
Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme
Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children
Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar
Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)
Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous
Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır
Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators
Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır
Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators
Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar
Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error
Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk
Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals
Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı
Saheeh InternationalSo now we have no intercessors
Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var
Saheeh InternationalAnd not a devoted friend
Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost
Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers
Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız
Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do
Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur
Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive
Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize
Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers
Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim
Saheeh InternationalI am only a clear warner
Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me
Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers
Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar
Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık
Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones
Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalAad denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves
Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz
Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally
Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz
Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants
Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know
Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte
Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children
Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar
Saheeh InternationalAnd gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir
Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum
Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir
Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples
Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir
Saheeh InternationalAnd we are not to be punished
Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz
Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalThamud denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]
Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız
Saheeh InternationalWithin gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde
Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit
Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında
Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill
Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir
Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day
Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi
Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir
Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful
Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular
Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds
Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz
Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing
Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın
Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]
Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim
Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do
Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar
Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all
Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık
Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind
Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik
Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned
Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti
Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir
Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss
Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın
Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance
Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın
Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption
Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation
Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars
Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz
Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver
Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do
Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi
Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir
Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi
Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners
Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine
Saheeh InternationalIn a clear Arabic language
Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile
Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples
Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı
Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel
Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir
Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir
Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved
Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir
Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient
Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı
Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years
Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek
Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised
Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa
Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided
Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır
Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners
Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur
Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz
Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down
Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi
Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able
Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez
Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır
Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished
Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun
Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred
Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar
Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers
Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir
Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing
Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım
Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan
Saheeh InternationalWho sees you when you arise
Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor
Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate
Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)
Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur
Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend
Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler
Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır
Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them
Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar
Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned
Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir