☪ Anlam Arayışı

26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
26:1
طسٓمٓ
طسٓمٓ
Ta sin mim

Yusuf AliTa. Sin. Mim

Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm

26:2
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
تِلْكَ
şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
ٱلْمُبِينِ
apaçık

Yusuf AliThese are verses of the Book that makes (things) clear

Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir

26:3
لَعَلَّكَ بَٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
لَعَلَّكَ
sen neredeyse
بَـٰخِعٌۭ
helak edeceksin
نَّفْسَكَ
kendini
أَلَّا
diye
يَكُونُوا۟
etmiyorlar
مُؤْمِنِينَ
iman

Yusuf AliIt may be thou frettest thy soul with grief, that they do not become Believers

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

26:4 📚 1
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ
إِن
eğer
نَّشَأْ
dilesek
نُنَزِّلْ
indiririz
عَلَيْهِم
onların üzerine
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
فَظَلَّتْ
ve oluverir
أَعْنَـٰقُهُمْ
boyunları
لَهَا
ona
خَـٰضِعِينَ
eğilip kalmış

Yusuf AliIf (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility

Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır

26:5
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ
وَمَا
ve
يَأْتِيهِم
onlara gelmez
مِّن
hiçbir
ذِكْرٍۢ
Zikir (uyarı)
مِّنَ
Rahmandan
ٱلرَّحْمَـٰنِ
the Most Gracious
مُحْدَثٍ
yeni
إِلَّا
olmadıkları
كَانُوا۟
they
عَنْهُ
ondan
مُعْرِضِينَ
yüz çevirici

Yusuf AliBut there comes not to them a newly-revealed Message from (God) Most Gracious, but they turn away therefrom

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler

26:6
فَقَدۡ كَذَّبُواْ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
فَقَدْ
şüphesiz
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
فَسَيَأْتِيهِمْ
ama kendilerine gelecektir
أَنۢبَـٰٓؤُا۟
haberleri
مَا
şeyin
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay edip duruyor(lar)

Yusuf AliThey have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir

26:7
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِيمٍ
أَوَلَمْ
bakmadılar mı?
يَرَوْا۟
they see
إِلَى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the earth
كَمْ
kaç
أَنۢبَتْنَا
bitirmişizdir
فِيهَا
orada
مِن
çeşitten
كُلِّ
her
زَوْجٍۢ
çifti
كَرِيمٍ
güzel

Yusuf AliDo they not look at the earth,- how many noble things of all kinds We have produced therein

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz

26:8
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değillerdir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inanıcı

Yusuf AliVerily, in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler

26:9 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O
ٱلْعَزِيزُ
üstündür
ٱلرَّحِيمُ
merhamet edendir

Yusuf AliAnd verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

26:10
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَإِذْ
hani
نَادَىٰ
seslenmişti
رَبُّكَ
Rabbin
مُوسَىٰٓ
Musa'ya
أَنِ
diye
ٱئْتِ
git
ٱلْقَوْمَ
kavmine
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler

Yusuf AliBehold, thy Lord called Moses: "Go to the people of iniquity

Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

26:11 📚 1
قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا يَتَّقُونَ
قَوْمَ
kavmine
فِرْعَوْنَ ۚ
Fir'avn'ın
أَلَا
onlar korunmayacaklar mı?
يَتَّقُونَ
they fear

Yusuf AliThe people of the Pharaoh: will they not fear God

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı

26:12
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ
قَالَ
(Musa) dedi
رَبِّ
Rabbim
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَخَافُ
korkuyorum
أَن
diye
يُكَذِّبُونِ
beni yalanlayacaklar

Yusuf AliHe said: "O my Lord! I do fear that they will charge me with falsehood

Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar

26:13
وَيَضِيقُ صَدۡرِي وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِي فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَٰرُونَ
وَيَضِيقُ
ve daralıyor
صَدْرِى
göğsüm
وَلَا
ve
يَنطَلِقُ
açılmıyor
لِسَانِى
dilim
فَأَرْسِلْ
onun için elçilik ver
إِلَىٰ
Harun'a da
هَـٰرُونَ
Harun

Yusuf AliMy breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron

Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver

26:14
وَلَهُمۡ عَلَيَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ
وَلَهُمْ
ve onların var
عَلَىَّ
bana yükledikleri
ذَنۢبٌۭ
bir suç
فَأَخَافُ
korkuyorum
أَن
diye
يَقْتُلُونِ
beni öldürecekler

Yusuf AliAnd (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me

Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler

26:15
قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ
قَالَ
(Allah) dedi
كَلَّا ۖ
hayır
فَٱذْهَبَا
ikiniz de gidin
بِـَٔايَـٰتِنَآ ۖ
ayetlerimizle
إِنَّا
şüphesiz biz
مَعَكُم
sizinle beraberiz
مُّسْتَمِعُونَ
dinliyoruz

Yusuf AliGod said: "By no means! proceed then, both of you, with Our Signs; We are with you, and will listen (to your call)

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz

26:16
فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَأْتِيَا
gidin ikiniz
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'e
فَقُولَآ
ve deyin ki
إِنَّا
gerçekten biz
رَسُولُ
elçisiyiz
رَبِّ
Rabbinin
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliSo go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the worlds

Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz

26:17
أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
أَنْ
gönder
أَرْسِلْ
send
مَعَنَا
bizimle beraber
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliSend thou with us the Children of Israel

Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

26:18
قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدࣰ ا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi ki
أَلَمْ
biz seni yetiştirmedik mi?
نُرَبِّكَ
we bring you up
فِينَا
içimizden
وَلِيدًۭا
bir çocuk olarak
وَلَبِثْتَ
ve kalmadın mı?
فِينَا
aramızda
مِنْ
ömründen
عُمُرِكَ
your life
سِنِينَ
nice yıllar

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Did we not cherish thee as a child among us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi

26:19
وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِي فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
وَفَعَلْتَ
ve yaptın
فَعْلَتَكَ
yaptığın
ٱلَّتِى
o (kötü) işi
فَعَلْتَ
you did
وَأَنتَ
ve sen
مِنَ
nankörlerden(sin)
ٱلْكَـٰفِرِينَ
the ungrateful

Yusuf AliAnd thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful (wretch)

Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin

26:20
قَالَ فَعَلۡتُهَآ إِذࣰ ا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ
قَالَ
(Musa) dedi
فَعَلْتُهَآ
onu yaptığım
إِذًۭا
zaman
وَأَنَا۠
ben
مِنَ
dalalette idim
ٱلضَّآلِّينَ
those who are astray

Yusuf AliMoses said: "I did it then, when I was in error

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım

26:21
فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكۡمࣰ ا وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
فَفَرَرْتُ
kaçtım
مِنكُمْ
aranızdan
لَمَّا
sizden korkunca
خِفْتُكُمْ
I feared you
فَوَهَبَ
sonra verdi
لِى
bana
رَبِّى
Rabbim
حُكْمًۭا
hükümdarlık
وَجَعَلَنِى
ve beni yaptı
مِنَ
elçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَ
the Messengers

Yusuf AliSo I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the apostles

Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı

26:22
وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
وَتِلْكَ
ve işte
نِعْمَةٌۭ
ni'met
تَمُنُّهَا
kaktığın
عَلَىَّ
başıma
أَنْ
(yüzündendir)
عَبَّدتَّ
köle yapman
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliAnd this is the favour with which thou dost reproach me,- that thou hast enslaved the Children of Israel

Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır

26:23
قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
dedi ki
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
وَمَا
nedir?
رَبُّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliPharaoh said: "And what is the 'Lord and Cherisher of the worlds

Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki

26:24 📚 1
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
قَالَ
dedi ki
رَبُّ
Rabbidir
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve olanların
بَيْنَهُمَآ ۖ
ikisi arasında
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّوقِنِينَ
gerçekten inanan kimseler

Yusuf Ali(Moses) said: "The Lord and Cherisher of the heavens and the earth, and all between,- if ye want to be quite sure

Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir

26:25
قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥٓ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
لِمَنْ
kimselere
حَوْلَهُۥٓ
çevresinde bulunan
أَلَا
işitiyor musunuz?
تَسْتَمِعُونَ
you hear

Yusuf Ali(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

26:26
قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
قَالَ
(Musa) dedi
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizdir
وَرَبُّ
ve Rabbidir
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

Yusuf Ali(Moses) said: "Your Lord and the Lord of your fathers from the beginning

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir

26:27 📚 1
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِيٓ أُرۡسِلَ إِلَيۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ‏
قَالَ
(Fir'avn) dedi
إِنَّ
şüphesiz
رَسُولَكُمُ
elçiniz
ٱلَّذِىٓ
gönderilen
أُرْسِلَ
has been sent
إِلَيْكُمْ
size
لَمَجْنُونٌۭ
mutlaka delidir

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Truly your apostle who has been sent to you is a veritable madman

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

26:28
قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ
قَالَ
(Musa) dedi
رَبُّ
Rabbidir
ٱلْمَشْرِقِ
doğunun
وَٱلْمَغْرِبِ
ve batının
وَمَا
ve olanların
بَيْنَهُمَآ ۖ
bunlar arasında
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْقِلُونَ
düşünüyor

Yusuf Ali(Moses) said: "Lord of the East and the West, and all between! if ye only had sense

Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

26:29
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَٰهًا غَيۡرِي لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
لَئِنِ
andolsun ki eğer
ٱتَّخَذْتَ
edinirsen
إِلَـٰهًا
bir tanrı
غَيْرِى
benden başka
لَأَجْعَلَنَّكَ
seni mutlaka yapacağım
مِنَ
zindana atılanlardan
ٱلْمَسْجُونِينَ
those imprisoned

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "If thou dost put forward any god other than me, I will certainly put thee in prison

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi

26:30
قَالَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكَ بِشَيۡءࣲ مُّبِينࣲ‏
قَالَ
(Musa) dedi
أَوَلَوْ
sana getirsem de mi?
جِئْتُكَ
I bring you
بِشَىْءٍۢ
bir şey
مُّبِينٍۢ
apaçık

Yusuf Ali(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing

Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

26:31
قَالَ فَأۡتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
فَأْتِ
getir
بِهِۦٓ
onu
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Yusuf Ali(Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi

26:32
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏
فَأَلْقَىٰ
sonra attı
عَصَاهُ
asasını
فَإِذَا
bir de (baktılar ki)
هِىَ
o
ثُعْبَانٌۭ
bir ejderha
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliSo (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi

26:33
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ
وَنَزَعَ
ve çıkardı
يَدَهُۥ
elini
فَإِذَا
işte
هِىَ
o (da)
بَيْضَآءُ
parıl parıl parlıyor(du)
لِلنَّـٰظِرِينَ
bakanlara

Yusuf AliAnd he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders

Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi

26:34
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏
قَالَ
(Fir'avn) dedi
لِلْمَلَإِ
ileri gelenlere
حَوْلَهُۥٓ
çevresindeki
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰذَا
bu
لَسَـٰحِرٌ
bir büyücüdür
عَلِيمٌۭ
bilen

Yusuf Ali(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well- versed

Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz

26:35
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
يُرِيدُ
istiyor
أَن
sizi çıkarmak
يُخْرِجَكُم
drive you out
مِّنْ
toprağınızdan
أَرْضِكُم
your land
بِسِحْرِهِۦ
büyüsüyle
فَمَاذَا
o halde ne?
تَأْمُرُونَ
buyurursunuz

Yusuf AliHis plan is to get you out of your land by his sorcery; then what is it ye counsel

Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz

26:36
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
أَرْجِهْ
onu beklet
وَأَخَاهُ
ve kardeşini
وَٱبْعَثْ
ve gönder
فِى
kentlere
ٱلْمَدَآئِنِ
the cities
حَـٰشِرِينَ
toplayıcılar

Yusuf AliThey said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder

26:37
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمࣲ‏
يَأْتُوكَ
sana getirsinler
بِكُلِّ
bütün
سَحَّارٍ
büyücüleri
عَلِيمٍۢ
bilgin

Yusuf AliAnd bring up to thee all (our) sorcerers well-versed

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

26:38
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏
فَجُمِعَ
ve bir araya getirildi
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
لِمِيقَـٰتِ
belirlenen vaktinde
يَوْمٍۢ
bir günün
مَّعْلُومٍۢ
belli

Yusuf AliSo the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

26:39
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ
وَقِيلَ
ve denildi
لِلنَّاسِ
halka da
هَلْ
musunuz?
أَنتُم
siz de
مُّجْتَمِعُونَ
toplanıyor

Yusuf AliAnd the people were told: "Are ye (now) assembled

Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi

26:40
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
لَعَلَّنَا
umarız ki
نَتَّبِعُ
onlara uyarız
ٱلسَّحَرَةَ
büyücülere
إِن
eğer
كَانُوا۟
ise
هُمُ
onlar
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelirler

Yusuf AliThat we may follow the sorcerers (in religion) if they win

Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler

26:41
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
geldi(ler)
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
قَالُوا۟
dediler
لِفِرْعَوْنَ
Fir'avn'a
أَئِنَّ
var değil mi?
لَنَا
bize
لَأَجْرًا
bir ücret
إِن
eğer
كُنَّا
olursak
نَحْنُ
biz
ٱلْغَـٰلِبِينَ
üstün gelenler

Yusuf AliSo when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler

26:42
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
قَالَ
dedi
نَعَمْ
evet
وَإِنَّكُمْ
şüphesiz siz
إِذًۭا
o takdirde
لَّمِنَ
yakınlardan olacaksınız
ٱلْمُقَرَّبِينَ
the ones who are brought near

Yusuf AliHe said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)

Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi

26:43
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ
قَالَ
dedi
لَهُم
onlara
مُّوسَىٰٓ
Musa
أَلْقُوا۟
atın
مَآ
şeyi
أَنتُم
siz
مُّلْقُونَ
atacağınız

Yusuf AliMoses said to them: "Throw ye - that which ye are about to throw

Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi

26:44
فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
فَأَلْقَوْا۟
sonra attılar
حِبَالَهُمْ
iplerini
وَعِصِيَّهُمْ
ve değneklerini
وَقَالُوا۟
ve dediler
بِعِزَّةِ
şerefine
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'ın
إِنَّا
biz
لَنَحْنُ
elbette biz
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galib geleceğiz

Yusuf AliSo they threw their ropes and their rods, and said: "By the might of Pharaoh, it is we who will certainly win

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler

26:45
فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ
فَأَلْقَىٰ
attı
مُوسَىٰ
Musa
عَصَاهُ
asasını
فَإِذَا
birden
هِىَ
o
تَلْقَفُ
yutmağa başladı
مَا
şey(ler)i
يَأْفِكُونَ
onların uydurdukları

Yusuf AliThen Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake

Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor

26:46
فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ
فَأُلْقِىَ
derhal kapandılar
ٱلسَّحَرَةُ
büyücüler
سَـٰجِدِينَ
secdeye

Yusuf AliThen did the sorcerers fall down, prostrate in adoration

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar

26:47
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
ءَامَنَّا
inandık
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliSaying: "We believe in the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine

26:48
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
رَبِّ
Rabbine
مُوسَىٰ
Musa'nın
وَهَـٰرُونَ
ve Harun'un

Yusuf AliThe Lord of Moses and Aaron

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine

26:49
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ
قَالَ
(Fir'avn) dedi
ءَامَنتُمْ
inandınız mı?
لَهُۥ
ona
قَبْلَ
önce
أَنْ
ben izin vermeden
ءَاذَنَ
I gave permission
لَكُمْ ۖ
size
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
لَكَبِيرُكُمُ
büyüğünüzdür
ٱلَّذِى
size öğreten
عَلَّمَكُمُ
has taught you
ٱلسِّحْرَ
büyüyü
فَلَسَوْفَ
öyleyse yakında
تَعْلَمُونَ ۚ
bileceksiniz
لَأُقَطِّعَنَّ
mutlaka keseceğim
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَأَرْجُلَكُم
ve ayaklarınızı
مِّنْ
çapraz olarak
خِلَـٰفٍۢ
opposite sides
وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ
ve asacağım
أَجْمَعِينَ
hepinizi

Yusuf AliSaid (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? surely he is your leader, who has taught you sorcery! but soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross

Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim

26:50
قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
قَالُوا۟
dediler
لَا
yok
ضَيْرَ ۖ
zarar
إِنَّآ
muhakkak biz
إِلَىٰ
Rabbimize
رَبِّنَا
our Lord
مُنقَلِبُونَ
döneceğiz

Yusuf AliThey said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord

Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz

26:51 📚 1
إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّا
şüphesiz biz
نَطْمَعُ
umarız
أَن
bağışlayacağını
يَغْفِرَ
will forgive
لَنَا
bizi
رَبُّنَا
Rabbimizin
خَطَـٰيَـٰنَآ
hatalarımızı
أَن
için
كُنَّآ
olduğumuz
أَوَّلَ
ilk
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananlar

Yusuf AliOnly, our desire is that our Lord will forgive us our faults, that we may become foremost among the believers

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz

26:52
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِيٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
۞ وَأَوْحَيْنَآ
ve vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
أَنْ
diye
أَسْرِ
geceleyin yürüt
بِعِبَادِىٓ
kullarımı
إِنَّكُم
siz mutlaka
مُّتَّبَعُونَ
takibedileceksiniz

Yusuf AliBy inspiration we told Moses: "Travel by night with my servants; for surely ye shall be pursued

Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik

26:53
فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
فَأَرْسَلَ
sonra gönderdi
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
فِى
kentlere
ٱلْمَدَآئِنِ
the cities
حَـٰشِرِينَ
(asker) toplayıcılar

Yusuf AliThen Pharaoh sent heralds to (all) the Cities

Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

26:54
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِيلُونَ
إِنَّ
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
şunlar
لَشِرْذِمَةٌۭ
topluluktur
قَلِيلُونَ
az bir

Yusuf Ali(Saying): "These (Israelites) are but a small band

Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır

26:55
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ
وَإِنَّهُمْ
ve elbette onlar
لَنَا
bizi
لَغَآئِظُونَ
kızdırmaktadırlar

Yusuf AliAnd they are raging furiously against us

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar

26:56
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ
وَإِنَّا
ve mutlaka biz;
لَجَمِيعٌ
bir cemaatiz
حَـٰذِرُونَ
ihtiyatlı

Yusuf AliBut we are a multitude amply fore-warned

Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)

26:57
فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏
فَأَخْرَجْنَـٰهُم
böylece biz onları çıkardık
مِّن
bahçeler(in)den
جَنَّـٰتٍۢ
gardens
وَعُيُونٍۢ
ve çeşmeler(inden)

Yusuf AliSo We expelled them from gardens, springs

Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan

26:58
وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏
وَكُنُوزٍۢ
ve hazineler(inden)
وَمَقَامٍۢ
ve yer(lerinden)
كَرِيمٍۢ
o güzel

Yusuf AliTreasures, and every kind of honourable position

Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık

26:59
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
كَذَٰلِكَ
böylece
وَأَوْرَثْنَـٰهَا
bunları miras yaptık
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliThus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık

26:60
فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ
فَأَتْبَعُوهُم
onların ardına düştüler
مُّشْرِقِينَ
güneş doğarken

Yusuf AliSo they pursued them at sunrise

Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler

26:61
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
تَرَٰٓءَا
birbirini görünce
ٱلْجَمْعَانِ
iki topluluk
قَالَ
dedi(ler)
أَصْحَـٰبُ
adamları
مُوسَىٰٓ
Musa'nın
إِنَّا
şüphesiz biz
لَمُدْرَكُونَ
işte yakalandık

Yusuf AliAnd when the two bodies saw each other, the people of Moses said: "We are sure to be overtaken

Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler

26:62
قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ
قَالَ
(Musa) dedi
كَلَّآ ۖ
hayır
إِنَّ
şüphesiz
مَعِىَ
benimle beraberdir
رَبِّى
Rabbim
سَيَهْدِينِ
bana yol gösterecektir

Yusuf Ali(Moses) said: "By no means! my Lord is with me! Soon will He guide me

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir

26:63
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ
فَأَوْحَيْنَآ
diye vahyettik
إِلَىٰ
Musa'ya
مُوسَىٰٓ
Musa
أَنِ
vur
ٱضْرِب
Strike
بِّعَصَاكَ
değneğinle
ٱلْبَحْرَ ۖ
denize
فَٱنفَلَقَ
sonra yarıldı
فَكَانَ
ve oldu
كُلُّ
her
فِرْقٍۢ
bölüm
كَٱلطَّوْدِ
bir dağ gibi
ٱلْعَظِيمِ
kocaman

Yusuf AliThen We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

26:64 📚 1
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ
وَأَزْلَفْنَا
ve yaklaştırdık
ثَمَّ
buraya
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekileri

Yusuf AliAnd We made the other party approach thither

Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik

26:65
وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
وَأَنجَيْنَا
ve kurtardık
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَمَن
ve olanları
مَّعَهُۥٓ
beraberinde
أَجْمَعِينَ
hepsini

Yusuf AliWe delivered Moses and all who were with him

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

26:66
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَغْرَقْنَا
boğduk
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekilerini

Yusuf AliBut We drowned the others

Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk

26:67
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama
كَانَ
çokları
أَكْثَرُهُم
most of them
مُّؤْمِنِينَ
inanmazlar

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

26:68 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:69
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ
وَٱتْلُ
oku
عَلَيْهِمْ
onlara
نَبَأَ
haberini
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in

Yusuf AliAnd rehearse to them (something of) Abraham's story

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet

26:70 📚 1
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti
لِأَبِيهِ
babasına
وَقَوْمِهِۦ
ve kavmine
مَا
neye?
تَعْبُدُونَ
tapıyorsunuz

Yusuf AliBehold, he said to his father and his people: "What worship ye

Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti

26:71
قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰ ا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ
قَالُوا۟
dediler
نَعْبُدُ
tapıyoruz
أَصْنَامًۭا
putlara
فَنَظَلُّ
duruyoruz
لَهَا
onların önünde
عَـٰكِفِينَ
ibadete

Yusuf AliThey said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them

Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler

26:72 📚 1
قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ
قَالَ
dedi ki
هَلْ
onlar sizi işitiyorlarmı?
يَسْمَعُونَكُمْ
they hear you
إِذْ
zaman
تَدْعُونَ
du'a ettiğiniz

Yusuf AliHe said: "Do they listen to you when ye call (on them)

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı

26:73 📚 1
أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ
أَوْ
yahut
يَنفَعُونَكُمْ
size fayda verebiliyorlar (mı?)
أَوْ
veya
يَضُرُّونَ
zarar verebiliyorlar( mı)?

Yusuf Alior do you good or harm

Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu

26:74
قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ
قَالُوا۟
dediler
بَلْ
hayır
وَجَدْنَآ
bulduk
ءَابَآءَنَا
babalarımızı
كَذَٰلِكَ
böyle
يَفْعَلُونَ
yaparlarken

Yusuf AliThey said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)

Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk

26:75
قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ
قَالَ
dedi
أَفَرَءَيْتُم
gördünüz mü?
مَّا
neye
كُنتُمْ
tapıyorsunuz
تَعْبُدُونَ
worshipping

Yusuf AliHe said: "Do ye then see whom ye have been worshipping

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

26:76
أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ
أَنتُمْ
siz
وَءَابَآؤُكُمُ
ve atalarınız
ٱلْأَقْدَمُونَ
eski

Yusuf AliYe and your fathers before you

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

26:77
فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَإِنَّهُمْ
onlar
عَدُوٌّۭ
düşmanımdır
لِّىٓ
benim
إِلَّا
yalnız hariç
رَبَّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliFor they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

26:78 📚 7
ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ
ٱلَّذِى
beni yaratan
خَلَقَنِى
created me
فَهُوَ
O'dur
يَهْدِينِ
bana yol gösteren

Yusuf AliWho created me, and it is He Who guides me

Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir

26:79 📚 4
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ
وَٱلَّذِى
ve
هُوَ
O'dur
يُطْعِمُنِى
bana yediren
وَيَسْقِينِ
ve içiren

Yusuf AliWho gives me food and drink

Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir

26:80 📚 7
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ
وَإِذَا
ve zaman
مَرِضْتُ
hastalandığım
فَهُوَ
O'dur
يَشْفِينِ
bana şifa veren

Yusuf AliAnd when I am ill, it is He Who cures me

Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir

26:81 📚 3
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ
وَٱلَّذِى
O'dur
يُمِيتُنِى
beni öldürecek olan
ثُمَّ
sonra
يُحْيِينِ
diriltecek olan

Yusuf AliWho will cause me to die, and then to life (again)

Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir

26:82
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ
وَٱلَّذِىٓ
ve O'dur
أَطْمَعُ
umduğum
أَن
afftmesini
يَغْفِرَ
He will forgive
لِى
beni
خَطِيٓـَٔتِى
hatamı
يَوْمَ
günü
ٱلدِّينِ
din (ceza)

Yusuf AliAnd who, I hope, will forgive me my faults on the day of Judgment

Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur

26:83
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمࣰ ا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ
رَبِّ
Rabbim
هَبْ
ver
لِى
bana
حُكْمًۭا
hüküm
وَأَلْحِقْنِى
ve beni kat
بِٱلصَّـٰلِحِينَ
Salihler arasına

Yusuf AliO my Lord! bestow wisdom on me, and join me with the righteous

Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat

26:84 📚 4
وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقࣲ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
وَٱجْعَل
ve nasib eyle
لِّى
bana
لِسَانَ
dili
صِدْقٍۢ
doğruluk
فِى
içinde
ٱلْـَٔاخِرِينَ
sonra gelenler

Yusuf AliGrant me honourable mention on the tongue of truth among the latest (generations)

Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle

26:85 📚 1
وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ
وَٱجْعَلْنِى
ve beni kıl
مِن
varislerinden
وَرَثَةِ
(the) inheritors
جَنَّةِ
cennetinin
ٱلنَّعِيمِ
ni'met(i bol olan)

Yusuf AliMake me one of the inheritors of the Garden of Bliss

Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

26:86 📚 2
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ
وَٱغْفِرْ
ve bağışla
لِأَبِىٓ
babamı
إِنَّهُۥ
çünkü o
كَانَ
-dandır
مِنَ
sapıklardandır
ٱلضَّآلِّينَ
those astray

Yusuf AliForgive my father, for that he is among those astray

Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir

26:87 📚 3
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ
وَلَا
beni utandırma
تُخْزِنِى
disgrace me
يَوْمَ
gün
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri

Yusuf AliAnd let me not be in disgrace on the Day when (men) will be raised up

Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme

26:88 📚 5
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ
يَوْمَ
o gün
لَا
fayda vermez
يَنفَعُ
will benefit
مَالٌۭ
(ne) mal
وَلَا
ne de
بَنُونَ
oğullar

Yusuf AliThe Day whereon neither wealth nor sons will avail

Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar

26:89 📚 14
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ‏
إِلَّا
dışındakine
مَنْ
kimse
أَتَى
getiren
ٱللَّهَ
Allah'a
بِقَلْبٍۢ
kalb
سَلِيمٍۢ
sağlam ve temiz

Yusuf AliBut only he (will prosper) that brings to God a sound heart

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)

26:90 📚 1
وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ
وَأُزْلِفَتِ
ve yaklaştırılır
ٱلْجَنَّةُ
cennet
لِلْمُتَّقِينَ
muttakiler için

Yusuf AliTo the righteous, the Garden will be brought near

Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır

26:91 📚 1
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ
وَبُرِّزَتِ
ve karşısına çıkarılır
ٱلْجَحِيمُ
cehennem
لِلْغَاوِينَ
azgınların

Yusuf AliAnd to those straying in Evil, the Fire will be placed in full view

Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır

26:92
وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ
وَقِيلَ
ve denilir
لَهُمْ
onlara
أَيْنَ
hani nerede?
مَا
şeyler
كُنتُمْ
taptıklarınız
تَعْبُدُونَ
(to) worship

Yusuf AliAnd it shall be said to them: 'Where are the (gods) ye worshipped

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

26:93
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ
مِن
başkası
دُونِ
Besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
هَلْ
size yardım ediyorlarmı?
يَنصُرُونَكُمْ
they help you
أَوْ
yahut
يَنتَصِرُونَ
kendilerine yardımları dokunuyor (mu?)

Yusuf AliBesides God? Can they help you or help themselves

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

26:94
فَكُبۡكِبُواْ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ
فَكُبْكِبُوا۟
tepe taklak atılırlar
فِيهَا
oraya
هُمْ
onlar
وَٱلْغَاوُۥنَ
ve azgınlar

Yusuf AliThen they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in Evil

Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar

26:95 📚 1
وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ
وَجُنُودُ
ve askerleri
إِبْلِيسَ
İblis'in
أَجْمَعُونَ
bütün

Yusuf AliAnd the whole hosts of Iblis together

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

26:96 📚 1
قَالُواْ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ
قَالُوا۟
derler ki
وَهُمْ
onlar
فِيهَا
orada
يَخْتَصِمُونَ
çekişerek

Yusuf AliThey will say there in their mutual bickerings

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

26:97
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ
تَٱللَّهِ
vallahi
إِن
gerçekten
كُنَّا
biz -imişiz
لَفِى
içinde
ضَلَـٰلٍۢ
bir sapıklık
مُّبِينٍ
apaçık

Yusuf AliBy God, we were truly in an error manifest

Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

26:98
إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
إِذْ
çünkü
نُسَوِّيكُم
sizi eşit tutuyorduk
بِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliWhen we held you as equals with the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

26:99 📚 1
وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
وَمَآ
bizi saptıramazlar
أَضَلَّنَآ
misguided us
إِلَّا
başkası
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçlulardan

Yusuf AliAnd our seducers were only those who were steeped in guilt

Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı

26:100
فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ
فَمَا
artık yoktur
لَنَا
bizim
مِن
şefa'atçilerimiz
شَـٰفِعِينَ
intercessors

Yusuf AliNow, then, we have none to intercede (for us)

Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var

26:101 📚 8
وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمࣲ‏
وَلَا
ve yoktur
صَدِيقٍ
bir dostumuz
حَمِيمٍۢ
sıcak

Yusuf AliNor a single friend to feel (for us)

Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost

26:102 📚 2
فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
فَلَوْ
ah keşke
أَنَّ
bizim için olsa
لَنَا
we had
كَرَّةًۭ
bir (dönüş) daha
فَنَكُونَ
ve olsak
مِنَ
inananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Yusuf AliNow if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe

Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik

26:103
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
olmazlar
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliVerily in this is a Sign but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir

26:104 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:105 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
كَذَّبَتْ
yalanladı
قَوْمُ
kavmi
نُوحٍ
Nuh
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçileri

Yusuf AliThe people of Noah rejected the apostles

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:106
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti
لَهُمْ
onlara
أَخُوهُمْ
kardeşleri
نُوحٌ
Nuh
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliBehold, their brother Noah said to them: "Will ye not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:107 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏
إِنِّى
muhakkak ben
لَكُمْ
sizin için
رَسُولٌ
bir elçiyim
أَمِينٌۭ
güvenilir

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim

26:108 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:109
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَآ
ve
أَسْـَٔلُكُمْ
ben sizden istemiyorum
عَلَيْهِ
buna karşı
مِنْ
hiç
أَجْرٍ ۖ
bir ücret
إِنْ
yoktur
أَجْرِىَ
bana bir ücret
إِلَّا
başka
عَلَىٰ
ait olandan
رَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir

26:110 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
öyle ise korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:111
۞قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ
۞ قَالُوٓا۟
dediler ki
أَنُؤْمِنُ
biz inanır mıyız?
لَكَ
sana
وَٱتَّبَعَكَ
uymuşken
ٱلْأَرْذَلُونَ
bayağı kimseler

Yusuf AliThey said: "Shall we believe in thee when it is the meanest that follow thee

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız

26:112
قَالَ وَمَا عِلۡمِي بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
قَالَ
dedi ki
وَمَا
ve
عِلْمِى
ben bilmem
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
onların yapıyor

Yusuf AliHe said: "And what do I know as to what they do

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

26:113
إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّيۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ
إِنْ
doğrusu
حِسَابُهُمْ
onların hesabı
إِلَّا
ancak
عَلَىٰ
aittir
رَبِّى ۖ
Rabbime
لَوْ
eğer
تَشْعُرُونَ
düşünürseniz

Yusuf AliTheir account is only with my Lord, if ye could (but) understand

Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize

26:114
وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَمَآ
ve değilim
أَنَا۠
ben
بِطَارِدِ
kovacak
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananları

Yusuf AliI am not one to drive away those who believe

Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim

26:115
إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏
إِنْ
değilim
أَنَا۠
ben
إِلَّا
başka
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcı(dan)
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliI am sent only to warn plainly in public

Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım

26:116
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِينَ
قَالُوا۟
dediler
لَئِن
eğer
لَّمْ
vazgeçmezsen
تَنتَهِ
you desist
يَـٰنُوحُ
ey Nuh
لَتَكُونَنَّ
mutlaka olacaksın
مِنَ
taşlananlardan
ٱلْمَرْجُومِينَ
those who are stoned

Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Noah! thou shalt be stoned (to death)

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın

26:117
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ
قَالَ
(Nuh) dedi
رَبِّ
Rabbim
إِنَّ
şüphesiz
قَوْمِى
kavmim
كَذَّبُونِ
beni yalanladı

Yusuf AliHe said: "O my Lord! truly my people have rejected me

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti

26:118
فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحࣰ ا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
فَٱفْتَحْ
o halde aç
بَيْنِى
benimle
وَبَيْنَهُمْ
onların arasını
فَتْحًۭا
(kesin hükümle) açarak
وَنَجِّنِى
ve beni kurtar
وَمَن
ve bulunanları
مَّعِىَ
benimle beraber
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Yusuf AliJudge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me

Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar

26:119
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
فَأَنجَيْنَـٰهُ
biz de onu kurtardık
وَمَن
ve bulunanları
مَّعَهُۥ
onunla beraber
فِى
içinde
ٱلْفُلْكِ
gemi
ٱلْمَشْحُونِ
dolu

Yusuf AliSo We delivered him and those with him, in the Ark filled (with all creatures)

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık

26:120
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِينَ
ثُمَّ
sonra
أَغْرَقْنَا
boğduk
بَعْدُ
bunun ardından
ٱلْبَاقِينَ
geride kalanları

Yusuf AliThereafter We drowned those who remained behind

Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk

26:121
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değildir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

26:122 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:123
كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
كَذَّبَتْ
yalanladı
عَادٌ
Ad (kavmi) de
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçileri

Yusuf AliThe 'Ad (people) rejected the apostles

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:124
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti
لَهُمْ
onlara
أَخُوهُمْ
kardeşleri
هُودٌ
Hud
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliBehold, their brother Hud said to them: "Will ye not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:125 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏
إِنِّى
şüphesiz ben
لَكُمْ
sizin için
رَسُولٌ
bir elçiyim
أَمِينٌۭ
güvenilir

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim

26:126 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:127
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَآ
ben sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask you
عَلَيْهِ
buna karşı
مِنْ
hiç
أَجْرٍ ۖ
bir ücret
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my payment
إِلَّا
ancak
عَلَىٰ
aittir
رَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:128
أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةࣰ تَعۡبَثُونَ
أَتَبْنُونَ
siz yapıyor musunuz?
بِكُلِّ
her
رِيعٍ
tepeye (yol üzerine)
ءَايَةًۭ
bir işaret (saraylar)
تَعْبَثُونَ
eğleniyor (musunuz?)

Yusuf AliDo ye build a landmark on every high place to amuse yourselves

Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz

26:129
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ
وَتَتَّخِذُونَ
ve ediniyorsunuz
مَصَانِعَ
köşkler (ve müstahkem kaleler)
لَعَلَّكُمْ
belki
تَخْلُدُونَ
ebedi yaşarsınız diye

Yusuf AliAnd do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)

Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz

26:130
وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِينَ
وَإِذَا
ve zaman
بَطَشْتُم
yakaladığınız
بَطَشْتُمْ
yakalıyorsunuz
جَبَّارِينَ
zorbalar gibi

Yusuf AliAnd when ye exert your strong hand, do ye do it like men of absolute power

Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

26:131 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliNow fear God, and obey me

Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱلَّذِىٓ
kimseden
أَمَدَّكُم
size bol bol veren
بِمَا
şeyleri (ni'metleri)
تَعْلَمُونَ
bildiğiniz

Yusuf AliYea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte

26:133
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمࣲ وَبَنِينَ
أَمَدَّكُم
ki O size vermiştir
بِأَنْعَـٰمٍۢ
davarlar
وَبَنِينَ
ve oğullar

Yusuf AliFreely has He bestowed on you cattle and sons

Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar

26:134
وَجَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ
وَجَنَّـٰتٍۢ
ve bahçeler
وَعُيُونٍ
ve çeşmeler

Yusuf AliAnd Gardens and Springs

Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir

26:135
إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
إِنِّىٓ
doğrusu ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
size
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Yusuf AliTruly I fear for you the Penalty of a Great Day

Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum

26:136
قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَٰعِظِينَ
قَالُوا۟
dediler ki
سَوَآءٌ
aynıdır
عَلَيْنَآ
bizce
أَوَعَظْتَ
öğüt versen de
أَمْ
veya
لَمْ
olmasan da
تَكُن
you are
مِّنَ
öğüt verenlerden
ٱلْوَٰعِظِينَ
the advisors

Yusuf AliThey said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir

26:137
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِينَ
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu (davranışımız)
إِلَّا
başka
خُلُقُ
ahlakı(ndan)
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Yusuf AliThis is no other than a customary device of the ancients

Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir

26:138 📚 1
وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُعَذَّبِينَ
azaba uğratılacak

Yusuf AliAnd we are not the ones to receive Pains and Penalties

Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz

26:139
فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ
biz de onları helak ettik
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değildir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliSo they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

26:140 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:141
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
كَذَّبَتْ
yalanladı
ثَمُودُ
Semud (kavmi) de
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçileri

Yusuf AliThe Thamud (people) rejected the apostles

Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:142
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
لَهُمْ
onlara
أَخُوهُمْ
kardeşleri
صَـٰلِحٌ
Salih
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliBehold, their brother Salih said to them: "Will you not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:143 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏
إِنِّى
doğrusu ben
لَكُمْ
sizin için
رَسُولٌ
bir elçiyim
أَمِينٌۭ
güvenilir

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:144 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God, and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:145
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَآ
ben sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask you
عَلَيْهِ
buna karşı
مِنْ
hiç
أَجْرٍ ۖ
bir ücret
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my payment
إِلَّا
yalnız
عَلَىٰ
aittir
رَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:146
أَتُتۡرَكُونَ فِي مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ
أَتُتْرَكُونَ
bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
فِى
içinde
مَا
burada
هَـٰهُنَآ
(is) here
ءَامِنِينَ
güven

Yusuf AliWill ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here

Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız

26:147
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏
فِى
içinde
جَنَّـٰتٍۢ
bahçeler
وَعُيُونٍۢ
ve çeşme başlarında

Yusuf AliGardens and Springs

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde

26:148
وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِيمࣱ‏
وَزُرُوعٍۢ
ve ekinler arasında
وَنَخْلٍۢ
ve hurmalıklarda
طَلْعُهَا
tomurcuklu
هَضِيمٌۭ
yumuşak

Yusuf AliAnd corn-fields and date-palms with spathes near breaking (with the weight of fruit)

Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında

26:149
وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا فَٰرِهِينَ
وَتَنْحِتُونَ
ve yontuyorsunuz
مِنَ
dağlardan
ٱلْجِبَالِ
the mountains
بُيُوتًۭا
evler
فَـٰرِهِينَ
ustalıkla

Yusuf AliAnd ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill

Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz

26:150 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliBut fear God and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

26:151
وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
وَلَا
uymayın
تُطِيعُوٓا۟
obey
أَمْرَ
emrine
ٱلْمُسْرِفِينَ
aşırıların

Yusuf AliAnd follow not the bidding of those who are extravagant

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

26:152
ٱلَّذِينَ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ
ٱلَّذِينَ
kimselerin
يُفْسِدُونَ
bozgunculuk yapan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَلَا
ve
يُصْلِحُونَ
ıslah etmeyenlerin

Yusuf AliWho make mischief in the land, and mend not (their ways)

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

26:153
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ
قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّمَآ
doğrusu
أَنتَ
sen
مِنَ
iyice büyülenmişlerdensin
ٱلْمُسَحَّرِينَ
those bewitched

Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched

Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

26:154
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
مَآ
değilsin
أَنتَ
sen
إِلَّا
başka
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُنَا
bizim gibi
فَأْتِ
bize getir
بِـَٔايَةٍ
bir mu'cize
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Yusuf AliThou art no more than a mortal like us: then bring us a Sign, if thou tellest the truth

Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir

26:155
قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏
قَالَ
dedi ki
هَـٰذِهِۦ
işte bu
نَاقَةٌۭ
dişi devedir
لَّهَا
onun vardır
شِرْبٌۭ
su içme hakkı
وَلَكُمْ
ve sizin vardır
شِرْبُ
su içme hakkı
يَوْمٍۢ
bir gün
مَّعْلُومٍۢ
belli

Yusuf AliHe said: "Here is a she-camel: she has a right of watering, and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed

Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi

26:156
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏
وَلَا
sakın
تَمَسُّوهَا
ona dokundurmayın
بِسُوٓءٍۢ
bir kötülük
فَيَأْخُذَكُمْ
sonra sizi yakalar
عَذَابُ
azabı
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍۢ
büyük

Yusuf AliTouch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you

Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir

26:157
فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُواْ نَٰدِمِينَ
فَعَقَرُوهَا
nihayet onu kestiler
فَأَصْبَحُوا۟
ama oldular
نَـٰدِمِينَ
pişman

Yusuf AliBut they ham-strung her: then did they become full of regrets

Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular

26:158
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
فَأَخَذَهُمُ
ve onları yakaladı
ٱلْعَذَابُ ۗ
azab
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değildir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliBut the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

26:159 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:160 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
كَذَّبَتْ
yalanladı
قَوْمُ
kavmi
لُوطٍ
Lut
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçileri

Yusuf AliThe people of Lut rejected the apostles

Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:161 📚 1
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti
لَهُمْ
onlara
أَخُوهُمْ
kardeşleri
لُوطٌ
Lut
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliBehold, their brother Lut said to them: "Will ye not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız

26:162 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏
إِنِّى
şüphesiz ben
لَكُمْ
sizin için
رَسُولٌ
bir elçiyim
أَمِينٌۭ
güvenilir

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:163 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:164
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَآ
ben sizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْ
I ask you
عَلَيْهِ
buna karşı
مِنْ
hiç
أَجْرٍ ۖ
bir ücret
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my payment
إِلَّا
yalnız
عَلَىٰ
aittir
رَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:165
أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
أَتَأْتُونَ
erkeklere-mi gidiyorsunuz?
ٱلذُّكْرَانَ
erkeklere
مِنَ
içinde
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliOf all the creatures in the world, will ye approach males

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz

26:166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ
وَتَذَرُونَ
ve bırakıyor (musunuz?)
مَا
şeyleri
خَلَقَ
yarattığı
لَكُمْ
sizin için
رَبُّكُم
Rabbinizin
مِّنْ
eşlerinizi
أَزْوَٰجِكُم ۚ
your mates
بَلْ
bilakis
أَنتُمْ
siz
قَوْمٌ
bir kavimsiniz
عَادُونَ
sınırı aşan

Yusuf AliAnd leave those whom God has created for you to be your mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)

Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

26:167
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِينَ
قَالُوا۟
dediler
لَئِن
andolsun eğer
لَّمْ
vazgeçmezsen
تَنتَهِ
you desist
يَـٰلُوطُ
ey Lut
لَتَكُونَنَّ
mutlaka olacaksın
مِنَ
sürülenlerden
ٱلْمُخْرَجِينَ
the ones driven out

Yusuf AliThey said: "If thou desist not, O Lut! thou wilt assuredly be cast out

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın

26:168 📚 2
قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِينَ
قَالَ
(Lut) dedi ki
إِنِّى
şüphesiz ben
لِعَمَلِكُم
sizin bu işinize
مِّنَ
kızanlardanım
ٱلْقَالِينَ
those who detest

Yusuf AliHe said: "I do detest your doings

Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim

26:169
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهۡلِي مِمَّا يَعۡمَلُونَ
رَبِّ
Rabbim
نَجِّنِى
beni kurtar
وَأَهْلِى
ve ailemi
مِمَّا
şeylerden
يَعْمَلُونَ
yaptıkları

Yusuf AliO my Lord! deliver me and my family from such things as they do

Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

26:170
فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
فَنَجَّيْنَـٰهُ
biz de onu kurtardık
وَأَهْلَهُۥٓ
ve ailesini
أَجْمَعِينَ
tamamen

Yusuf AliSo We delivered him and his family,- all

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

26:171
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ
إِلَّا
yalnız hariç
عَجُوزًۭا
bir koca karı
فِى
arasında
ٱلْغَـٰبِرِينَ
geride kalanlar

Yusuf AliExcept an old woman who lingered behind

Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı

26:172
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
دَمَّرْنَا
helak ettik
ٱلْـَٔاخَرِينَ
ötekilerini

Yusuf AliBut the rest We destroyed utterly

Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik

26:173
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
عَلَيْهِم
üzerlerine
مَّطَرًۭا ۖ
bir yağmur
فَسَآءَ
çok kötü oldu
مَطَرُ
yağmuru
ٱلْمُنذَرِينَ
uyarılanların

Yusuf AliWe rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu

26:174
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değildir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliVerily in this is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

26:175 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:176
كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
كَذَّبَ
yalanladı
أَصْحَـٰبُ
halkı
لْـَٔيْكَةِ
Eyke
ٱلْمُرْسَلِينَ
gönderilen elçileri

Yusuf AliThe Companions of the Wood rejected the apostles

Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:177
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişti
لَهُمْ
onlara
شُعَيْبٌ
Şu'ayb
أَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear (Allah)

Yusuf AliBehold, Shu'aib said to them: "Will ye not fear (God)

Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:178 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏
إِنِّى
şüphesiz ben
لَكُمْ
sizin için
رَسُولٌ
bir elçiyim
أَمِينٌۭ
güvenilir

Yusuf AliI am to you an apostle worthy of all trust

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:179 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
فَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَأَطِيعُونِ
ve bana ita'at edin

Yusuf AliSo fear God and obey me

Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:180
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَمَآ
ve
أَسْـَٔلُكُمْ
ben sizden istemiyorum
عَلَيْهِ
buna karşı
مِنْ
hiç
أَجْرٍ ۖ
bir ücret
إِنْ
benim ücretim
أَجْرِىَ
(is) my payment
إِلَّا
yalnız
عَلَىٰ
aittir
رَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliNo reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir

26:181
۞أَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِينَ
۞ أَوْفُوا۟
tam yapın
ٱلْكَيْلَ
ölçüyü
وَلَا
ve
تَكُونُوا۟
olmayın
مِنَ
eksiltenlerden
ٱلْمُخْسِرِينَ
those who cause loss

Yusuf AliGive just measure, and cause no loss (to others by fraud)

Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

26:182 📚 1
وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ
وَزِنُوا۟
tartın;
بِٱلْقِسْطَاسِ
terazi ile
ٱلْمُسْتَقِيمِ
dosdoğru

Yusuf AliAnd weigh with scales true and upright

Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın

26:183 📚 1
وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
وَلَا
ve
تَبْخَسُوا۟
kısmayın
ٱلنَّاسَ
insanların
أَشْيَآءَهُمْ
haklarını
وَلَا
ve
تَعْثَوْا۟
karışıklık çıkarmayın
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُفْسِدِينَ
bozgunculuk yaparak

Yusuf AliAnd withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief

Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

26:184
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱلَّذِى
sizi yaratandan
خَلَقَكُمْ
created you
وَٱلْجِبِلَّةَ
ve nesilleri
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

Yusuf AliAnd fear Him Who created you and (who created) the generations before (you)

Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

26:185
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
إِنَّمَآ
muhakkak
أَنتَ
sen
مِنَ
iyice büyülenmişlerdensin
ٱلْمُسَحَّرِينَ
those bewitched

Yusuf AliThey said: "Thou art only one of those bewitched

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

26:186
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
وَمَآ
ve değilsin
أَنتَ
sen
إِلَّا
başka bir şey
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُنَا
bizim gibi
وَإِن
ve
نَّظُنُّكَ
biz seni sanıyoruz
لَمِنَ
mutlaka yalancılardan
ٱلْكَـٰذِبِينَ
the liars

Yusuf AliThou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar

Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

26:187
فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
فَأَسْقِطْ
o halde düşür
عَلَيْنَا
üzerimize
كِسَفًۭا
parçalar
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
إِن
eğer
كُنتَ
isen
مِنَ
doğrulardan
ٱلصَّـٰدِقِينَ
the truthful

Yusuf AliNow cause a piece of the sky to fall on us, if thou art truthful

Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver

26:188
قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ
قَالَ
dedi
رَبِّىٓ
Rabbim
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا
şeyi
تَعْمَلُونَ
yaptığınız

Yusuf AliHe said: "My Lord knows best what ye do

Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi

26:189
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ
فَكَذَّبُوهُ
fakat onu yalanladılar
فَأَخَذَهُمْ
nihayet onları yakaladı
عَذَابُ
azabı
يَوْمِ
gününün
ٱلظُّلَّةِ ۚ
gölge
إِنَّهُۥ
gerçekten o
كَانَ
idi
عَذَابَ
azabı
يَوْمٍ
bir günün
عَظِيمٍ
büyük

Yusuf AliBut they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a Great Day

Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi

26:190
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
إِنَّ
muhakkak ki
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ ۖ
bir ibret
وَمَا
ama yine
كَانَ
değildir
أَكْثَرُهُم
çokları
مُّؤْمِنِينَ
inananlardan

Yusuf AliVerily in that is a Sign: but most of them do not believe

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

26:191 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلرَّحِيمُ
merhamet eden

Yusuf AliAnd verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:192
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَإِنَّهُۥ
muhakkak ki o (Kur'an)
لَتَنزِيلُ
indirmesidir
رَبِّ
Rabbinin
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliVerily this is a Revelation from the Lord of the Worlds

Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir

26:193 📚 5
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ
نَزَلَ
indirdi
بِهِ
onu
ٱلرُّوحُ
Ruhu'(l-Emin)
ٱلْأَمِينُ
(Ruhu')l-Emin

Yusuf AliWith it came down the spirit of Faith and Truth

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi

26:194 📚 2
عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ
عَلَىٰ
senin kalbine
قَلْبِكَ
your heart
لِتَكُونَ
olman için
مِنَ
uyarıcılardan
ٱلْمُنذِرِينَ
the warners

Yusuf AliTo thy heart and mind, that thou mayest admonish

Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine

26:195 📚 7
بِلِسَانٍ عَرَبِيࣲّ مُّبِينࣲ‏
بِلِسَانٍ
bir dille
عَرَبِىٍّۢ
Arapça
مُّبِينٍۢ
apaçık

Yusuf AliIn the perspicuous Arabic tongue

Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile

26:196 📚 2
وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَإِنَّهُۥ
şüphesiz o
لَفِى
vardır
زُبُرِ
Kitaplarında
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Yusuf AliWithout doubt it is (announced) in the mystic Books of former peoples

Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı

26:197
أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ
أَوَلَمْ
değil mi?
يَكُن
Is it not
لَّهُمْ
onlar için
ءَايَةً
bir delil
أَن
onu bilmesi
يَعْلَمَهُۥ
know it
عُلَمَـٰٓؤُا۟
bilginlerinin
بَنِىٓ
oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

Yusuf AliIs it not a Sign to them that the Learned of the Children of Israel knew it (as true)

Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir

26:198
وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ
وَلَوْ
ve şayet
نَزَّلْنَـٰهُ
biz onu indirseydik
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضِ
biri
ٱلْأَعْجَمِينَ
yabancılardan

Yusuf AliHad We revealed it to any of the non-Arabs

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

26:199
فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ
فَقَرَأَهُۥ
onu okusaydı
عَلَيْهِم
onlara
مَّا
olmazlardı
كَانُوا۟
they would
بِهِۦ
ona
مُؤْمِنِينَ
inanıyor

Yusuf AliAnd had he recited it to them, they would not have believed in it

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

26:200
كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
كَذَٰلِكَ
öylece
سَلَكْنَـٰهُ
biz onu soktuk
فِى
içine
قُلُوبِ
kalbleri
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçluların

Yusuf AliThus have We caused it to enter the hearts of the sinners

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

26:201
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
they will believe
بِهِۦ
ona
حَتَّىٰ
kadar
يَرَوُا۟
görünceye
ٱلْعَذَابَ
azabı
ٱلْأَلِيمَ
acıklı

Yusuf AliThey will not believe in it until they see the grievous Penalty

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

26:202
فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
فَيَأْتِيَهُم
(azab) onlara gelir de
بَغْتَةًۭ
ansızın
وَهُمْ
onlar
لَا
hiç
يَشْعُرُونَ
farkında olmazlar

Yusuf AliBut the (Penalty) will come to them of a sudden, while they perceive it not

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

26:203
فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ
فَيَقُولُوا۟
derler
هَلْ
biz-miyiz?
نَحْنُ
biz
مُنظَرُونَ
süre verilerlerden

Yusuf AliThen they will say: "Shall we be respited

Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir

26:204
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
أَفَبِعَذَابِنَا
bizim azabımızı mı?
يَسْتَعْجِلُونَ
acele istiyorlar

Yusuf AliDo they then ask for Our Penalty to be hastened on

Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı

26:205
أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ
أَفَرَءَيْتَ
gödün mü?
إِن
eğer
مَّتَّعْنَـٰهُمْ
biz onları yaşatsak
سِنِينَ
yıllarca

Yusuf AliSeest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few years

Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

26:206 📚 2
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ
ثُمَّ
sonra
جَآءَهُم
kendilerine gelse
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
يُوعَدُونَ
tehdid ediliyor

Yusuf AliYet there comes to them at length the (Punishment) which they were promised

Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa

26:207 📚 2
مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ
مَآ
yoktur
أَغْنَىٰ
(hiç) yararı
عَنْهُم
kendilerine
مَّا
şeylerin
كَانُوا۟
oldukları
يُمَتَّعُونَ
yaşatılıyor

Yusuf AliIt will profit them not that they enjoyed (this life)

Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır

26:208
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ
وَمَآ
ve
أَهْلَكْنَا
biz helak etmedik
مِن
hiçbir
قَرْيَةٍ
kenti
إِلَّا
olmayan
لَهَا
onun
مُنذِرُونَ
uyarıcıları

Yusuf AliNever did We destroy a population, but had its warners

Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur

26:209
ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
ذِكْرَىٰ
uyarırlardı
وَمَا
ve
كُنَّا
biz değildik
ظَـٰلِمِينَ
zulmediciler

Yusuf AliBy way of reminder; and We never are unjust

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz

26:210
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ
وَمَا
ve
تَنَزَّلَتْ
indirmedi
بِهِ
O'nu (Kur'an'ı)
ٱلشَّيَـٰطِينُ
şeytanlar

Yusuf AliNo evil ones have brought down this (Revelation)

Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi

26:211
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ
وَمَا
bu yaraşmaz
يَنۢبَغِى
(it) suits
لَهُمْ
onlara
وَمَا
ve zaten
يَسْتَطِيعُونَ
yapamazlar

Yusuf AliIt would neither suit them nor would they be able (to produce it)

Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez

26:212 📚 1
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
عَنِ
işitmekten
ٱلسَّمْعِ
the hearing
لَمَعْزُولُونَ
uzaklaştırılmışlardır

Yusuf AliIndeed they have been removed far from even (a chance of) hearing it

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır

26:213
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ
فَلَا
o halde
تَدْعُ
çağırma
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
إِلَـٰهًا
bir tanrı
ءَاخَرَ
başka
فَتَكُونَ
sonra olursun
مِنَ
azabedilenlerden
ٱلْمُعَذَّبِينَ
those punished

Yusuf AliSo call not on any other god with God, or thou wilt be among those under the Penalty

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun

26:214 📚 8
وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ
وَأَنذِرْ
ve uyar
عَشِيرَتَكَ
akrabanı
ٱلْأَقْرَبِينَ
en yakın

Yusuf AliAnd admonish thy nearest kinsmen

Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar

26:215
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَٱخْفِضْ
ve indir
جَنَاحَكَ
kanadını
لِمَنِ
kimselere
ٱتَّبَعَكَ
sana uyan
مِنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers

Yusuf AliAnd lower thy wing to the Believers who follow thee

Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir

26:216 📚 2
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ
فَإِنْ
şayet
عَصَوْكَ
sana karşı gelirlerse
فَقُلْ
de ki
إِنِّى
şüphesiz ben
بَرِىٓءٌۭ
uzağım
مِّمَّا
şeylerden
تَعْمَلُونَ
sizin yaptıklarınız

Yusuf AliThen if they disobey thee, say: "I am free (of responsibility) for what ye do

Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım

26:217 📚 1
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ
وَتَوَكَّلْ
ve tevekkül et
عَلَى
üzerine
ٱلْعَزِيزِ
galib olan
ٱلرَّحِيمِ
ve esirgeyene

Yusuf AliAnd put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful

Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan

26:218
ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ
ٱلَّذِى
ki O
يَرَىٰكَ
seni görür
حِينَ
zaman
تَقُومُ
namaza durduğun

Yusuf AliWho seeth thee standing forth (in prayer)

Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor

26:219
وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ
وَتَقَلُّبَكَ
ve eğilip doğrulurken
فِى
içinde
ٱلسَّـٰجِدِينَ
secde edenle

Yusuf AliAnd thy movements among those who prostrate themselves

Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)

26:220 📚 7
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
إِنَّهُۥ
çünkü
هُوَ
O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Yusuf AliFor it is He Who heareth and knoweth all things

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur

26:221
هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ
هَلْ
size haber vereyimmi?
أُنَبِّئُكُمْ
I inform you
عَلَىٰ
üzerine
مَن
kim
تَنَزَّلُ
ineceğini
ٱلشَّيَـٰطِينُ
şeytanların

Yusuf AliShall I inform you, (O people!), on whom it is that the evil ones descend

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

26:222 📚 2
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏
تَنَزَّلُ
onlar inerler
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
أَفَّاكٍ
yalancı
أَثِيمٍۢ
günahkar

Yusuf AliThey descend on every lying, wicked person

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler

26:223
يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ
يُلْقُونَ
kulak verirler
ٱلسَّمْعَ
işitilene
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
كَـٰذِبُونَ
yalan söylerler

Yusuf Ali(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır

26:224
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ
وَٱلشُّعَرَآءُ
ve Şa'irler
يَتَّبِعُهُمُ
onlar uyarlar
ٱلْغَاوُۥنَ
azgınlara

Yusuf AliAnd the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them

Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

26:225 📚 2
أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِي كُلِّ وَادࣲ يَهِيمُونَ
أَلَمْ
görmez misin?
تَرَ
you see
أَنَّهُمْ
onlar
فِى
her
كُلِّ
every
وَادٍۢ
vadide
يَهِيمُونَ
şaşkın şaşkın dolaşırlar

Yusuf AliSeest thou not that they wander distracted in every valley

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

26:226 📚 1
وَأَنَّهُمۡ يَقُولُونَ مَا لَا يَفۡعَلُونَ
وَأَنَّهُمْ
ve onlar
يَقُولُونَ
söylerler
مَا
şeyleri
لَا
yapmayacakları
يَفْعَلُونَ
they do

Yusuf AliAnd that they say what they practise not

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

26:227 📚 5
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَيَّ مُنقَلَبࣲ يَنقَلِبُونَ
إِلَّا
ancak hariç
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
وَذَكَرُوا۟
ve ananlar
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çokça
وَٱنتَصَرُوا۟
ve üstün gelmeğe çalışanlar
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
kendilerine zulmedildikten
ظُلِمُوا۟ ۗ
they were wronged
وَسَيَعْلَمُ
ve yakında bileceklerdir
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوٓا۟
zulmeden(ler)
أَىَّ
nasıl
مُنقَلَبٍۢ
bir devrimle
يَنقَلِبُونَ
devrileceklerini

Yusuf AliExcept those who believe, work righteousness, engage much in the remembrance of God, and defend themselves only after they are unjustly attacked. And soon will the unjust assailants know what vicissitudes their affairs will take

Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir

← Önceki Sonraki →

26. Ash-Shu'araa Suresi | Anlam Arayışı