☪ Anlam Arayışı

26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
26:1
طسٓمٓ

Saheeh InternationalTa, Seen, Meem

Ali BulaçTa, Sin, Mim

Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm

26:2
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book

Ali BulaçBunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir

Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir

26:3
لَعَلَّكَ بَٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers

Ali BulaçOnlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi)

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

26:4 📚 1
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ

Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled

Ali BulaçDilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir

Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır

26:5
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ

Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it

Ali BulaçOnlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler

26:6
فَقَدۡ كَذَّبُواْ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule

Ali BulaçGerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir

Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir

26:7
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِيمٍ

Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind

Ali BulaçYeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz

26:8
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler

26:9 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçŞüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

26:10
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people

Ali BulaçHani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git

Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

26:11 📚 1
قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah

Ali BulaçFiravun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı

Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı

26:12
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum

Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar

26:13
وَيَضِيقُ صَدۡرِي وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِي فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَٰرُونَ

Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron

Ali BulaçGöğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder

Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver

26:14
وَلَهُمۡ عَلَيَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ

Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me

Ali BulaçÜstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum

Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler

26:15
قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ

Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening

Ali Bulaç(Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz

26:16
فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds

Ali BulaçGecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz

Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz

26:17
أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel

Ali Bulaçİsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)

Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder

26:18
قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدࣰ ا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ

Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life

Ali Bulaç(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi

26:19
وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِي فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful

Ali BulaçVe sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin

Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin

26:20
قَالَ فَعَلۡتُهَآ إِذࣰ ا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray

Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım

Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım

26:21
فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكۡمࣰ ا وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers

Ali BulaçSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı

Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı

26:22
وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel

Ali BulaçBana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır

Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır

26:23
قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds

Ali BulaçFiravun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir

Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki

26:24 📚 1
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced

Ali BulaçDedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)

Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir

26:25
قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥٓ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ

Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear

Ali BulaçÇevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

26:26
قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers

Ali Bulaç(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir

Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir

26:27 📚 1
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِيٓ أُرۡسِلَ إِلَيۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ‏

Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir

Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi

26:28
قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ

Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason

Ali BulaçEğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa)

Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

26:29
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَٰهًا غَيۡرِي لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِينَ

Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned

Ali Bulaç(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi

26:30
قَالَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكَ بِشَيۡءࣲ مُّبِينࣲ‏

Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest

Ali Bulaç(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı

26:31
قَالَ فَأۡتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir

Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi

26:32
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏

Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest

Ali BulaçBunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi

26:33
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers

Ali BulaçElini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş

Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi

26:34
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏

Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician

Ali Bulaç(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür

Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz

26:35
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ

Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise

Ali BulaçBüyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz

Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz

26:36
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers

Ali BulaçDediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder

26:37
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمࣲ‏

Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician

Ali BulaçBütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler

Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler

26:38
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day

Ali BulaçBöylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi

Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

26:39
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ

Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate

Ali BulaçVe insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi

Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi

26:40
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant

Ali BulaçUmarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız

Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler

26:41
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant

Ali BulaçBüyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler

26:42
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]

Ali BulaçEvet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi

26:43
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ

Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw

Ali BulaçMusa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın

Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi

26:44
فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant

Ali BulaçOnlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler

26:45
فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ

Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified

Ali BulaçBöylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor

Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor

26:46
فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]

Ali BulaçAnında büyücüler secdeye kapandılar

Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar

26:47
قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds

Ali Bulaç(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler

Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine

26:48
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron

Ali BulaçMusa'nın ve Harun'un Rabbine

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine

26:49
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ

Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all

Ali Bulaç(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım

Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim

26:50
قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return

Ali BulaçHiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz

Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz

26:51 📚 1
إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers

Ali BulaçDoğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz

26:52
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِيٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued

Ali BulaçMusa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik

Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik

26:53
فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers

Ali BulaçBunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi

26:54
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِيلُونَ

Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band

Ali BulaçGerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur

Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır

26:55
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us

Ali BulaçVe elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler

Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar

26:56
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society

Ali BulaçBiz ise uyanık bir toplumuz" (dedi)

Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)

26:57
فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs

Ali BulaçBöylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık

Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan

26:58
وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station

Ali BulaçHazinelerden ve soylu makam(lar)dan da

Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık

26:59
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel

Ali Bulaçİşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık

Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık

26:60
فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ

Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise

Ali BulaçBöylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular

Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler

26:61
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ

Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken

Ali Bulaçİki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler

Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler

26:62
قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me

Ali Bulaç(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir

26:63
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ

Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain

Ali BulaçBunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

26:64 📚 1
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ

Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers

Ali BulaçÖtekileri de buraya yaklaştırdık

Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik

26:65
وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together

Ali BulaçMusa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk

Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

26:66
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Saheeh InternationalThen We drowned the others

Ali BulaçSonra ötekileri suda boğduk

Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk

26:67
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçŞüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

26:68 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:69
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ

Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham

Ali BulaçOnlara İbrahim'in haberini de aktar-oku

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet

26:70 📚 1
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ

Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship

Ali BulaçHani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti

26:71
قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰ ا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted

Ali BulaçDemişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz

Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler

26:72 📚 1
قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ

Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate

Ali BulaçDedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı

26:73 📚 1
أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ

Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm

Ali BulaçYa da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu

Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu

26:74
قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ

Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus

Ali BulaçHayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk

Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk

26:75
قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping

Ali Bulaç(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

26:76
أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ

Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers

Ali BulaçHem siz, hem de eski atalarınız

Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü

26:77
فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds

Ali Bulaçİşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç

Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

26:78 📚 7
ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ

Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me

Ali BulaçKi beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir

26:79 📚 4
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ

Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink

Ali BulaçBana yediren ve içiren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir

26:80 📚 7
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ

Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me

Ali BulaçHastalandığım zaman bana şifa veren O'dur

Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir

26:81 📚 3
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ

Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life

Ali BulaçBeni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur

Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir

26:82
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense

Ali BulaçDin (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur

Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur

26:83
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمࣰ ا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ

Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous

Ali BulaçRabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat

Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat

26:84 📚 4
وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقࣲ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations

Ali BulaçSonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver

Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle

26:85 📚 1
وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure

Ali BulaçBeni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl

Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

26:86 📚 2
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray

Ali BulaçBabamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır

Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir

26:87 📚 3
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ

Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected

Ali BulaçVe beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme

Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme

26:88 📚 5
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ

Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children

Ali BulaçMalın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde

Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar

26:89 📚 14
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ‏

Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart

Ali BulaçAncak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)

26:90 📚 1
وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ

Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous

Ali Bulaç(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır

Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır

26:91 📚 1
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ

Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators

Ali BulaçCehennem de azgınlar için sergilenir

Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır

26:92
وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship

Ali BulaçVe onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

26:93
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ

Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves

Ali BulaçAllah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu

Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir

26:94
فَكُبۡكِبُواْ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ

Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators

Ali BulaçArtık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir

Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar

26:95 📚 1
وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ

Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together

Ali BulaçVe İblis'in bütün orduları da

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

26:96 📚 1
قَالُواْ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ

Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein

Ali BulaçOrada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki

Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki

26:97
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error

Ali BulaçAndolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz

26:98
إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds

Ali BulaçÇünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

26:99 📚 1
وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals

Ali BulaçBizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı

Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı

26:100
فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

Saheeh InternationalSo now we have no intercessors

Ali BulaçArtık bizim için ne bir şefaatçi var

Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var

26:101 📚 8
وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمࣲ‏

Saheeh InternationalAnd not a devoted friend

Ali BulaçNe de candan-yakın bir dost

Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost

26:102 📚 2
فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers

Ali BulaçBizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik

Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik

26:103
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir

26:104 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:105 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers

Ali BulaçNuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:106
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:107 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim

26:108 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:109
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir

26:110 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:111
۞قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ

Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]

Ali BulaçDediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız

Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız

26:112
قَالَ وَمَا عِلۡمِي بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do

Ali BulaçDedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur

Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

26:113
إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّيۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ

Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive

Ali BulaçOnların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız)

Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize

26:114
وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers

Ali BulaçVe ben mü'min olanları kovacak değilim

Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim

26:115
إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Saheeh InternationalI am only a clear warner

Ali BulaçBen, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım

Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım

26:116
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِينَ

Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned

Ali BulaçDediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın

26:117
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ

Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti

26:118
فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحࣰ ا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers

Ali BulaçBundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar

Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar

26:119
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship

Ali BulaçBunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık

26:120
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِينَ

Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones

Ali BulaçSonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk

Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk

26:121
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir

26:122 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:123
كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalAad denied the messengers

Ali BulaçAd (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:124
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:125 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim

26:126 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:127
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:128
أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةࣰ تَعۡبَثُونَ

Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves

Ali BulaçSiz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz

Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz

26:129
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ

Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally

Ali BulaçÖlümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz

26:130
وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِينَ

Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants

Ali BulaçTutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

26:131 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ

Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know

Ali BulaçBildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte

26:133
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمࣲ وَبَنِينَ

Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children

Ali BulaçSize hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti

Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar

26:134
وَجَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Saheeh InternationalAnd gardens and springs

Ali BulaçBahçeler ve pınarlar da

Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir

26:135
إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day

Ali BulaçDoğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum

Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum

26:136
قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَٰعِظِينَ

Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors

Ali BulaçDediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir

26:137
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples

Ali BulaçBu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir

Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir

26:138 📚 1
وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Saheeh InternationalAnd we are not to be punished

Ali BulaçVe biz azap görecek de değiliz

Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz

26:139
فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçBöylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

26:140 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:141
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalThamud denied the messengers

Ali BulaçSemud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:142
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:143 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:144 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:145
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:146
أَتُتۡرَكُونَ فِي مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]

Ali BulaçSiz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız

26:147
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Saheeh InternationalWithin gardens and springs

Ali BulaçBahçelerin, pınarların içinde

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde

26:148
وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِيمࣱ‏

Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit

Ali BulaçEkinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında

Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında

26:149
وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا فَٰرِهِينَ

Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill

Ali BulaçDağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz

26:150 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

26:151
وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors

Ali BulaçVe ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

26:152
ٱلَّذِينَ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ

Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend

Ali BulaçKi onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın

26:153
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic

Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin

Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

26:154
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful

Ali BulaçSen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim

Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir

26:155
قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day

Ali BulaçDedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir

Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi

26:156
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day

Ali BulaçOna bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar

Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir

26:157
فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُواْ نَٰدِمِينَ

Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful

Ali BulaçSonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular

Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular

26:158
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçBöylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir

26:159 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:160 📚 1
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers

Ali BulaçLut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:161 📚 1
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız

26:162 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:163 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:164
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir

26:165
أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds

Ali BulaçSiz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz

26:166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ

Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing

Ali BulaçRabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz

Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

26:167
قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِينَ

Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted

Ali BulaçDediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın

26:168 📚 2
قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِينَ

Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]

Ali BulaçDedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım

Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim

26:169
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهۡلِي مِمَّا يَعۡمَلُونَ

Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do

Ali BulaçRabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

26:170
فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all

Ali BulaçBunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık

Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

26:171
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind

Ali BulaçYalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç

Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı

26:172
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Saheeh InternationalThen We destroyed the others

Ali BulaçSonra geride kalanları yerle bir ettik

Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik

26:173
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned

Ali BulaçVe üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü

Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu

26:174
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

26:175 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:176
كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers

Ali BulaçEyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı

Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

26:177
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah

Ali BulaçHani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti

Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız

26:178 📚 2
إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçGerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

26:179 📚 1
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me

Ali BulaçArtık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin

Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

26:180
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds

Ali BulaçBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir

Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir

26:181
۞أَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِينَ

Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss

Ali BulaçÖlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın

Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

26:182 📚 1
وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ

Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance

Ali BulaçDosdoğru olan terazi ile tartın

Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın

26:183 📚 1
وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ

Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption

Ali Bulaçİnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın

Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın

26:184
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation

Ali BulaçSizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının”

Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

26:185
قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic

Ali BulaçDediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”

Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin

26:186
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ

Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars

Ali BulaçSen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz

Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

26:187
فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful

Ali BulaçEğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver

Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver

26:188
قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ

Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do

Ali BulaçDedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir

Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi

26:189
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ

Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day

Ali BulaçSonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı

Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi

26:190
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers

Ali BulaçGerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir

26:191 📚 1
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçVe şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

26:192
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds

Ali BulaçGerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir

Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir

26:193 📚 5
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ

Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down

Ali BulaçOnu Ruhu'l-emin indirdi

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi

26:194 📚 2
عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ

Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners

Ali BulaçUyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)

Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine

26:195 📚 7
بِلِسَانٍ عَرَبِيࣲّ مُّبِينࣲ‏

Saheeh InternationalIn a clear Arabic language

Ali BulaçApaçık Arapça bir dille

Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile

26:196 📚 2
وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples

Ali BulaçVe hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır

Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı

26:197
أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel

Ali Bulaçİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi

Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir

26:198
وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ

Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners

Ali BulaçOnu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

26:199
فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it

Ali BulaçBöylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

26:200
كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals

Ali BulaçBiz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

26:201
لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment

Ali BulaçOnlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler

26:202
فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not

Ali BulaçArtık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

26:203
فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ

Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved

Ali BulaçDerler ki: "Bize bir süre tanınır mı

Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir

26:204
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient

Ali BulaçOnlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar

Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı

26:205
أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ

Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years

Ali BulaçGördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak

Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

26:206 📚 2
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ

Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised

Ali BulaçSonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse

Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa

26:207 📚 2
مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ

Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided

Ali BulaçOnların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz

Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır

26:208
وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners

Ali BulaçKendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz

Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur

26:209
ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust

Ali Bulaç(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz

26:210
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down

Ali BulaçOnu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir

Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi

26:211
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ

Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able

Ali BulaçBu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler

Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez

26:212 📚 1
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ

Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed

Ali BulaçÇünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır

26:213
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ

Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished

Ali BulaçAllah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun

Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun

26:214 📚 8
وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ

Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred

Ali Bulaç(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar

Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar

26:215
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers

Ali BulaçVe mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger

Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir

26:216 📚 2
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ

Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing

Ali BulaçEğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım

Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım

26:217 📚 1
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçSen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et

Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan

26:218
ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

Saheeh InternationalWho sees you when you arise

Ali BulaçO, kıyam ettiğin zaman seni görüyor

Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor

26:219
وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ

Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate

Ali BulaçSecde edenler arasında dönüp dolaşmanı da

Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)

26:220 📚 7
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing

Ali BulaçHiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur

26:221
هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend

Ali BulaçŞeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi

Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi

26:222 📚 2
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏

Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar

Ali BulaçOnlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler

26:223
يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ

Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars

Ali BulaçBunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır

26:224
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ

Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them

Ali BulaçŞairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar

Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

26:225 📚 2
أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِي كُلِّ وَادࣲ يَهِيمُونَ

Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam

Ali BulaçGörmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

26:226 📚 1
وَأَنَّهُمۡ يَقُولُونَ مَا لَا يَفۡعَلُونَ

Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do

Ali BulaçVe gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar

Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi

26:227 📚 5
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَيَّ مُنقَلَبࣲ يَنقَلِبُونَ

Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned

Ali BulaçAncak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir

← Önceki Sonraki →

26. Ash-Shu'araa Suresi | Anlam Arayışı