26. Ash-Shu'araa سُورَةُ الشُّعَرَاءِ
Saheeh InternationalTa, Seen, Meem
Elmalılı Hamdi YazırTâ, Sîn, Mîm
«طسَمَ» الله أعلم بمراده بذلك.
Saheeh InternationalThese are the verses of the clear Book
Elmalılı Hamdi YazırBunlar sana apaçık kitabın âyetleridir
«تلك» أي هذه الآيات «آيات الكتاب» القرآن والإضافة بمعنى من «المبين» المظهر الحق من الباطل.
Saheeh InternationalPerhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın
«لعلك» يا محمد «باخعٌ نفسك» قاتلها غما من أجل «ألا يكونوا» أي أهل مكة «مؤمنين» ولعل هنا للإشفاق أي أشفق عليها بتخفيف هذا الغم.
Saheeh InternationalIf We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled
Elmalılı Hamdi YazırBiz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır
«إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلّت» بمعنى المضارع: أي تظل، أي تدوم «أعناقهم لها خاضعين» فيؤمنون، ولما وصفت الأعناق بالخضوع الذي هو لأربابها جمعت الصفة جمع العقلاء.
Saheeh InternationalAnd no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it
Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler
«وما يأتيهم من ذكر» قرآن «من الرحمن مُحدّث» صفة كاشفة «إلا كانوا عنه معرضين».
Saheeh InternationalFor they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule
Elmalılı Hamdi YazırÜstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir
«فقد كذبوا» به «فسيأتيهم أنباء» عواقب «ما كانوا به يستهزءُون».
Saheeh InternationalDid they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz
«أوَلم يروا» ينظروا «إلى الأرض كم أنبتنا فيها» أي كثيرا «من كل زوجِ كريم» نوع حسن.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler
«إن في ذلك لآية» دلالة على كمال قدرته تعالى «وما كان أكثرهم مؤمنين» في علم الله، وكان قال سيبويه: زائدة.
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز» ذو العزة ينتقم من الكافرين «الرحيم» يرحم المؤمنين.
Saheeh InternationalAnd [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people
Elmalılı Hamdi YazırBir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi
«و» اذكر يا محمد لقومك «إذ نادى ربك موسى» ليلة رأى النار والشجرة «أن» أي: بأن «ائت القوم الظالمين» رسولا.
Saheeh InternationalThe people of Pharaoh. Will they not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırFiravun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı
«قوم فرعون» معه ظلموا أنفسهم بالكفر بالله وبني إسرائيل باستعبادهم «ألا» الهمزة للاستفهام الإنكارى «يتقون» الله بطاعته فيوحدونه.
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me
Elmalılı Hamdi Yazır(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar
«قال» موسى «ربِ إني أخاف أن يكذّبون».
Saheeh InternationalAnd that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron
Elmalılı Hamdi YazırVe göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver
«ويضيق صدري» من تكذيبهم لي «ولا ينطلق لساني» بأداء الرسالة للعقدة التي فيه «فأرسل إلى» أخي «هارون» معي.
Saheeh InternationalAnd they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me
Elmalılı Hamdi YazırHem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler
«ولهم عليَّ ذنبٌ» بقتل القبطي منهم «فأخاف أن يقتلون» به.
Saheeh International[Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz
«قال» تعالى: «كلا» لا يقتلونك «فاذهبا» أي أنت وأخوك، ففيه تغليب الحاضر على الغائب «بآياتنا إنا معكم مستمعون» ما تقولون وما يقال لكم، أجريا مجرى الجماعة.
Saheeh InternationalGo to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırHaydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz
«فأتِيَا فرعون فقولا إنا» كلاً منا «رسول رب العالمين» إليك.
Saheeh International[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel
Elmalılı Hamdi Yazırİsrail oğullarını bizimle beraber gönder
«أن» أي: بأن «أرسل معنا» إلى الشام «بني إسرائيل» فأتياه فقالا له ما ذكر.
Saheeh International[Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi
«قال» فرعون لموسى «ألم نربِّك فينا» في منازلنا «وليدا» صغيرا قريبا من الولادة بعد فطامه «ولبثت فينا من عمرك سنين» ثلاثين سنة يلبس من ملابس فرعون ويركب من مراكبه وكان يسمى ابنه.
Saheeh InternationalAnd [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful
Elmalılı Hamdi YazırSonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin
«وفعلت فعلتك التي فعلت» هي قتله القبطي «وأنت من الكافرين» الجاحدين لنعمتي عليك بالتربية وعدم الاستعباد.
Saheeh International[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray
Elmalılı Hamdi YazırMusa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım
«قال» موسى «فعلتها إذاً» أي حينئذ «وأنا من الضالين» عما آتاني الله بعدها من العلم والرسالة.
Saheeh InternationalSo I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers
Elmalılı Hamdi YazırSizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı
«ففررتُ منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما» علما «وجعلني من المرسلين».
Saheeh InternationalAnd is this a favor of which you remind me - that you have enslaved the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırO başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır
«وتلك نعمةٌ تمنُّها عليَّ» أصله تمن بها عليَّ «أن عبدت بني إسرائيل» بيان لتلك: أي اتخذتهم عبيدا ولم تستعبدني لا نعمة لك بذلك لظلمك باستعبادهم وقدر بعضهم أول الكلام همزة استفهام للإنكار.
Saheeh InternationalSaid Pharaoh, "And what is the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırFiravun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki
«قال فرعون» لموسى «وما رب العالمين» الذي قلت إنك رسوله أي: أي شيء هو ولما لم يكن سبيل للخلق إلى معرفة حقيقته تعالى وإنما يعرفونه بصفاته أجابه موسى عليه الصلاة والسلام ببعضها.
Saheeh International[Moses] said, "The Lord of the heavens and earth and that between them, if you should be convinced
Elmalılı Hamdi YazırMusa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir
«قال ربُّ السماوات والأرض وما بينهما» أي خالق ذلك «إن كنتم موقنين» بأنه تعالى خالقه فآمنوا به وحده.
Saheeh International[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi
«قال» فرعون «لمن حوله» من أشراف قومه «ألا تستمعون» جوابه الذي لم يطابق السؤال.
Saheeh International[Moses] said, "Your Lord and the Lord of your first forefathers
Elmalılı Hamdi YazırMusa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir
«قال» موسى «ربكم ورب آبائكم الأولين» وهذا وإن كان داخلا فيما قبله يغيظ فرعون ولذلك.
Saheeh International[Pharaoh] said, "Indeed, your 'messenger' who has been sent to you is mad
Elmalılı Hamdi Yazır(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi
«قال إنَّ رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون».
Saheeh International[Moses] said, "Lord of the east and the west and that between them, if you were to reason
Elmalılı Hamdi YazırMusa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir
«قال» موسى «ربُّ المشرق والمغرب وما بينهما إن كنتم تعقلون» إنه كذلك فآمنوا به وحده.
Saheeh International[Pharaoh] said, "If you take a god other than me, I will surely place you among those imprisoned
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi
«قال» فرعون لموسى «لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنَّك من المسجونين» كان سجنه شديدا يحبس الشخص في مكان تحت الأرض وحده لا يبصر ولا يسمع فيه أحدا.
Saheeh International[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest
Elmalılı Hamdi YazırMusa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı
«قال» له موسى «أوَلوْ» أي: أتفعل ذلك ولو «جئتك بشيءٍ مبينِ» برهان بيِّن على رسالتي.
Saheeh International[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırFiravun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi
«قال» فرعون له «فأتِ به إن كنت من الصادقين» فيه.
Saheeh InternationalSo [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi
«فألقى عصاه فإذا هي ثعبانٌ مبينٌ» حية عظيمة.
Saheeh InternationalAnd he drew out his hand; thereupon it was white for the observers
Elmalılı Hamdi YazırElini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi
«ونزع يده» أخرجها من جيبه «فإذا هي بيضاء» ذات شعاع «للناظرين» خلاف ما كانت عليه من الأدمة.
Saheeh International[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician
Elmalılı Hamdi YazırFiravun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz
«قال» فرعون «للملإ حوله إنَّ هذا لساحر عليم» فائق في علم السحر.
Saheeh InternationalHe wants to drive you out of your land by his magic, so what do you advise
Elmalılı Hamdi YazırSizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz
«يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون».
Saheeh InternationalThey said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder
«قالوا أرجه وأخاه» أخّر أمرهما «وابعث في المدائن حاشرين» جامعين.
Saheeh InternationalWho will bring you every learned, skilled magician
Elmalılı Hamdi YazırBütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler
«يأتوك بكل سَحَّار عليم» يفضل موسى في علم السحر.
Saheeh InternationalSo the magicians were assembled for the appointment of a well-known day
Elmalılı Hamdi YazırBöylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi
«فجمع السحرة لميقات يوم معلوم» وهو وقت الضحى من يوم الزينة.
Saheeh InternationalAnd it was said to the people, "Will you congregate
Elmalılı Hamdi YazırHalka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi
«وقيل للناس هل أنتم مجتمعون».
Saheeh InternationalThat we might follow the magicians if they are the predominant
Elmalılı Hamdi YazırÜstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler
«لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين» الاستفهام للحث على الاجتماع والترجي على تقدير غلبتهم ليستمروا على دينهم فلا يتبعوا موسى.
Saheeh InternationalAnd when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler
«فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجيهين «لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين».
Saheeh InternationalHe said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]
Elmalılı Hamdi YazırFiravun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi
«قال نعم وإنكم إذاً» أي حينئذ «لمن المقربين».
Saheeh InternationalMoses said to them, "Throw whatever you will throw
Elmalılı Hamdi YazırMusa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi
«قال لهم موسى» بعد ما قالوا له (إما أن تُلقي وإما أن نكون نحن الملقين) «ألقوا ما أنتم ملقون» فالأمر فيه للإذن بتقديم إلقائهم توسلا به إلى إظهار الحق.
Saheeh InternationalSo they threw their ropes and their staffs and said, "By the might of Pharaoh, indeed it is we who are predominant
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler
«فألقوْا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون».
Saheeh InternationalThen Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified
Elmalılı Hamdi YazırArdından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor
«فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف» بحذف إحدى التاءين من الأصل تبتلع «ما يأفكون» يقلبونه بتمويههم فيخيلون حبالهم وعصيهم أنها حيات تسعى.
Saheeh InternationalSo the magicians fell down in prostration [to Allah]
Elmalılı Hamdi YazırSihirbazlar derhal secdeye kapandılar
«فألقيَ السحرة ساجدين».
Saheeh InternationalThey said, "We have believed in the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi Yazırİman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine
«قالوا آمنا برب العالمين».
Saheeh InternationalThe Lord of Moses and Aaron
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve Harun'un Rabbine
«رب موسى وهارون» لعلمهم بأن ما شاهدوه من العصا لا يتأتى بالسحر.
Saheeh International[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all
Elmalılı Hamdi YazırFiravun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim
«قال» فرعون «أآمنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا «له» لموسى «قبل أن آذن» أنا «لكم إنه لكبيركم الذي علمكم السحر» فعلَّمك شيئا منه وغلبكم بآخر «فلسوف تعلمون» ما ينالكم مني «لأقطعنَّ أيديكم وأرجلكم من خلاف» أي يد كل واحد اليمنى ورجله اليسرى «ولأصلبنكم أجمعين».
Saheeh InternationalThey said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return
Elmalılı Hamdi YazırZararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz
«قالوا لا ضَيْرَ» لا ضرر علينا في ذلك «إنا إلى ربنا» بعد موتنا بأي وجه كان «منقلبون» راجعون في الآخرة.
Saheeh InternationalIndeed, we aspire that our Lord will forgive us our sins because we were the first of the believers
Elmalılı Hamdi YazırHerhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz
«إنا نطمع» نرجوا «أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن» أي بأن «كنَّا أول المؤمنين» في زماننا.
Saheeh InternationalAnd We inspired to Moses, "Travel by night with My servants; indeed, you will be pursued
Elmalılı Hamdi YazırBiz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik
«وأوحينا إلى موسى» بعد سنين أقامها بينهم يدعوهم بآيات الله إلى الحق فلم يزيدوا إلا عتوا «أن أسر بعبادي» بني إسرائيل وفي قراءة بكسر النون ووصل همزة أسر من سرى لغة في أسرى أي سر بهم ليلا إلى البحر «إنكم مُتَّبعون» يتبعكم فرعون وجنوده فيلجون وراءكم البحر فأنجيكم وأغرقهم.
Saheeh InternationalThen Pharaoh sent among the cities gatherers
Elmalılı Hamdi YazırFiravun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
«فأرسل فرعون» حين أخبر بسيرهم «في المدائن» قيل كان له ألف مدينة واثنا عشر ألف قرية «حاشرين» جامعين الجيش قائلا.
Saheeh International[And said], "Indeed, those are but a small band
Elmalılı Hamdi YazırEsasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır
«إن هؤلاء لشرذمةٌ» طائفة «قليلون» قيل كانوا ستمائة ألف وسبعين ومقدمة جيشه سبعمائة ألف فقللهم بالنظر إلى كثرة جيشه.
Saheeh InternationalAnd indeed, they are enraging us
Elmalılı Hamdi Yazır(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar
«وإنهم لنا لغائظون» فاعلون ما يغيظنا.
Saheeh InternationalAnd indeed, we are a cautious society
Elmalılı Hamdi YazırBiz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu)
«وإنا لجميعٌ حذرون» مستعدون وفي قراءة حاذرون متيقظون.
Saheeh InternationalSo We removed them from gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırAma (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan
قال تعالى: «فأخرجناهم» أي فرعون وقومه من مصر ليلحقوا موسى وقومه «من جنات» بساتين كانت على جانبي النيل «وعيون» أنهار جارية في الدور من النيل.
Saheeh InternationalAnd treasures and honorable station
Elmalılı Hamdi YazırHazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık
«وكنوز» أموال ظاهرة من الذهب والفضة، وسميت كنوزا لأنه لم يعط حق الله تعالى منها «ومقامٍ كريمٍ» مجلس حسن للأمراء والوزراء يحفه أتباعهم.
Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırVe onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık
«كذلك» أي إخراجنا كما وصفنا «وأورثناها بني إسرائيل» بعد إغراق فرعون وقومه.
Saheeh InternationalSo they pursued them at sunrise
Elmalılı Hamdi YazırDerken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler
«فأتبعوهم» لحقوهم «مشرقين» وقت شروق الشمس.
Saheeh InternationalAnd when the two companies saw one another, the companions of Moses said, "Indeed, we are to be overtaken
Elmalılı Hamdi Yazırİki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler
«فلما تراءى الجمعان» رأى كل منهما الآخر «قال أصحاب موسى إنا لمدركون» يدركنا جمع فرعون ولا طاقة لنا به.
Saheeh International[Moses] said, "No! Indeed, with me is my Lord; He will guide me
Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir
«قال» موسى «كلا» أي لن يدركونا «إن معي ربي» ينصره «سيهدين» طريق النجاة.
Saheeh InternationalThen We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi
قال تعالى: «فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر» فضربه «فانفلق» فانشق اثنى عشر فرقا «فكان كل فرق كالطود العظيم» الجبل الضخم بينهما مسالك سلكوها لم يبتل منها سرج الراكب ولا لبده.
Saheeh InternationalAnd We advanced thereto the pursuers
Elmalılı Hamdi YazırÖtekilerini de buraya yanaştırıvermiştik
«وأزلفنا» قرَّبنا «ثمَّ» هناك «الآخرين» فرعون وقومه حتى سلكوا مسالكهم.
Saheeh InternationalAnd We saved Moses and those with him, all together
Elmalılı Hamdi YazırMusa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık
«وأنجينا موسى ومن معه أجمعين» بإخراجهم من البحر على هيئته المذكورة.
Saheeh InternationalThen We drowned the others
Elmalılı Hamdi YazırSonra da ötekileri suda boğduk
«ثم أغرقنا الآخرين» فرعون وقومه بإطباق البحر عليهم لما تم دخولهم في البحر وخروج بني إسرائيل منه.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك» إغراق فرعون وقومه «لآيةٌ» عبرة لمن بعدهم «وما كان أكثرهم مؤمنين» بالله لم يؤمن منهم غير آسية امرأة فرعون وحزقيل مؤمن آل فرعون ومريم بنت ناموصى التي دلت على عظام يوسف عليه السلام.
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز» فانتقم من الكافرين بإغراقهم «الرحيم» بالمؤمنين فأنجاهم من الغرق.
Saheeh InternationalAnd recite to them the news of Abraham
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet
«واتل عليهم» أي كفار مكة «نبأ» خبر «إبراهيم» ويبدل منه.
Saheeh InternationalWhen he said to his father and his people, "What do you worship
Elmalılı Hamdi YazırHani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti
«إذا قال لأبيه وقومه ما تعبدون».
Saheeh InternationalThey said, "We worship idols and remain to them devoted
Elmalılı Hamdi YazırBirtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler
«قالوا نعبد أصناما» صرحوا بالفعل ليعطفوا عليه «فنظل لها عاكفين» نقيم نهارا على عبادتها زادوه في الجواب افتخارا به.
Saheeh InternationalHe said, "Do they hear you when you supplicate
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı
«قال هل يسمعونكم إذ» حين «تدعون».
Saheeh InternationalOr do they benefit you, or do they harm
Elmalılı Hamdi YazırVeya size fayda veya zararları olur mu
«أو ينفعونكم» إن عبدتموهم «أو يضرونـ» كم إن لم تعبدوهم.
Saheeh InternationalThey said, "But we found our fathers doing thus
Elmalılı Hamdi YazırYok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk
«قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون» أي مثل فعلنا.
Saheeh InternationalHe said, "Then do you see what you have been worshipping
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
«قال أفرآيتم ما كنتم تعبدون».
Saheeh InternationalYou and your ancient forefathers
Elmalılı Hamdi Yazırİbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
«أنتم وآبائكم الأقدمون».
Saheeh InternationalIndeed, they are enemies to me, except the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırHep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)
«فإنهم عدو لي» لا أعبدهم «إلا» لكن «ربَّ العالمين» فإني أعبده.
Saheeh InternationalWho created me, and He [it is who] guides me
Elmalılı Hamdi YazırO ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir
«الذي خلقني فهو يهدين» إلى الدين.
Saheeh InternationalAnd it is He who feeds me and gives me drink
Elmalılı Hamdi YazırBeni yediren, içirendir
«والذي هو يطعمني ويسقين».
Saheeh InternationalAnd when I am ill, it is He who cures me
Elmalılı Hamdi YazırHastalandığım zaman bana O, şifâ verir
«وإذا مرضت فهو يشفين».
Saheeh InternationalAnd who will cause me to die and then bring me to life
Elmalılı Hamdi YazırO ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir
«والذي يُميتني ثم يحيين».
Saheeh InternationalAnd who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense
Elmalılı Hamdi YazırVe hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur
«والذي أطمع» أرجو «أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين» الجزاء.
Saheeh International[And he said], "My Lord, grant me authority and join me with the righteous
Elmalılı Hamdi YazırYa Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat
«رب هب لي حكما» علما «وألحقني بالصالحين» النبيين.
Saheeh InternationalAnd grant me a reputation of honor among later generations
Elmalılı Hamdi YazırSonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle
«واجعل لي لسان صدق» ثناء حسنا «في الآخرين» الذين يأتون بعدي إلى يوم القيامة.
Saheeh InternationalAnd place me among the inheritors of the Garden of Pleasure
Elmalılı Hamdi YazırVe beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle
«واجعلني من ورثة جنة النعيم» ممن يعطاها.
Saheeh InternationalAnd forgive my father. Indeed, he has been of those astray
Elmalılı Hamdi YazırBabamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir
«واغفر لأبي إنه كان من الضالين» بأن تتوب عليه فتغفر له وهذا قبل أن يتبين له أنه عدو لله كما ذكر في سورة براءة.
Saheeh InternationalAnd do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected
Elmalılı Hamdi Yazır(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme
«ولا تخزني» تفضحني «يوم يُبعثون» الناس.
Saheeh InternationalThe Day when there will not benefit [anyone] wealth or children
Elmalılı Hamdi YazırO gün ki ne mal fayda verir ne oğullar
قال تعالى فيه: «يوم لا ينفع مال ولا بنون» أحدا
Saheeh InternationalBut only one who comes to Allah with a sound heart
Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)
«إلا» لكن «من أتى الله بقلب سليم» من الشرك والنفاق وهو قلب المؤمن فإنه ينفعه ذلك.
Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near [that Day] to the righteous
Elmalılı Hamdi Yazır(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır
«وأُزلفت الجنة» قربت «للمتقين» فيرونها.
Saheeh InternationalAnd Hellfire will be brought forth for the deviators
Elmalılı Hamdi YazırAzgınlar için de cehennem hortlatılmıştır
«وبرزت الجحيم» أظهرت «للغاوين» الكافرين.
Saheeh InternationalAnd it will be said to them, "Where are those you used to worship
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
«وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون».
Saheeh InternationalOther than Allah? Can they help you or help themselves
Elmalılı Hamdi YazırOnlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir
«من دون الله» أي غيره من الأصنام «هل ينصرونكم» بدفع العذاب عنكم «أو ينتصرون» بدفعه عن أنفسهم، لا.
Saheeh InternationalSo they will be overturned into Hellfire, they and the deviators
Elmalılı Hamdi YazırVe arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar
«فكُبْكِبوا» ألقوا «فيها هم والغاوون».
Saheeh InternationalAnd the soldiers of Iblees, all together
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
«وجنود إبليس» أتباعه، ومن أطاعه من الجن والإنس «أجمعون».
Saheeh InternationalThey will say while they dispute therein
Elmalılı Hamdi YazırVe bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki
«قالوا» أي الغاوون «وهم فيها يختصمون» مع معبوديهم.
Saheeh InternationalBy Allah, we were indeed in manifest error
Elmalılı Hamdi YazırVallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
«تالله إن» مخففة من الثقلية واسمها محذوف أي إنه «كنا لفي ضلال مبين» بين.
Saheeh InternationalWhen we equated you with the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk
«إذ» حيث «نسويكم برب العالمين» في العبادة.
Saheeh InternationalAnd no one misguided us except the criminals
Elmalılı Hamdi YazırVe bizi hep o günahkarlar saptırdı
«وما أضلنا» عن الهدى «إلا المجرمون» أي الشياطين أو أوّلونا الذين اقتدينا بهم.
Saheeh InternationalSo now we have no intercessors
Elmalılı Hamdi YazırBak bizim için ne şefaatçiler var
«فما لنا من شافعين» كما للمؤمنين من الملائكة والنبيين والمؤمنين.
Saheeh InternationalAnd not a devoted friend
Elmalılı Hamdi YazırNe de yakın bir dost
«ولا صديق حميم» يهمه أمرنا.
Saheeh InternationalThen if we only had a return [to the world] and could be of the believers
Elmalılı Hamdi YazırAh keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik
«فلو أن لنا كرَّة» رجعة إلى الدنيا «فنكون من المؤمنين» لو هنا للتمني ونكون جوابه.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك» المذكور من قصة إبراهيم وقومه «لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهم العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalThe people of Noah denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırNuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت قوم نوح المرسلين» بتكذيبهم له لاشتراكهم في المجيء بالتوحيد، أو لأنه لطول لبثه فيهم كأنه رسل وتأنيث قوم باعتبار معناه وتذكيره باعتبار لفظه.
Saheeh InternationalWhen their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم» نسبا «نوح ألا تتقون» الله.
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim
«إني لكم رسول أمين» على تبليغ ما أرسلت به.
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما آمركم به من توحيد الله وطاعته.
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه» على تبليغه «من أجر إن» ما «أجريَ» أي ثوابي «إلا على رب العالمين».
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» كرره تأكيدا.
Saheeh InternationalThey said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]
Elmalılı Hamdi YazırÂ, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız
«قالوا أنؤمن» نصدق «لك» لقولك «واتبعك» وفي قراءة وأتباعك جمع تابع مبتدأ «الأرذلون» السفلة كالحاكة والأساكفة.
Saheeh InternationalHe said, "And what is my knowledge of what they used to do
Elmalılı Hamdi YazırNuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur
«قال وما علمي» أيّ علم لي «بما كانوا يعلمون».
Saheeh InternationalTheir account is only upon my Lord, if you [could] perceive
Elmalılı Hamdi YazırOnların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize
«إن» ما «حسابهم إلا على ربي» فيجازيهم «لو تشعرون» تعلمون ذلك ما عبَّدتموهم.
Saheeh InternationalAnd I am not one to drive away the believers
Elmalılı Hamdi YazırHem ben iman edenleri kovmaya memur değilim
«وما أنا بطارد المؤمنين».
Saheeh InternationalI am only a clear warner
Elmalılı Hamdi YazırBen ancak apaçık bir uyarıcıyım
«إن» ما «أنا إلا نذير مبين» بيَّن الإنذار.
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Noah, you will surely be of those who are stoned
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın
«قالوا لئن لم تنته يا نوح» عما تقول لنا «لتكونن من المرجومين» بالحجارة أو بالشتم.
Saheeh InternationalHe said, "My Lord, indeed my people have denied me
Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti
«قال» نوح «رب إن قومي كذبون».
Saheeh InternationalThen judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers
Elmalılı Hamdi YazırArtık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar
«فافتح بيني وبينهم فتحا» أي احكم «ونجني ومن معي من المؤمنين».
Saheeh InternationalSo We saved him and those with him in the laden ship
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık
قال تعالى «فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون» المملوء من الناس والحيوان والطير.
Saheeh InternationalThen We drowned thereafter the remaining ones
Elmalılı Hamdi YazırSonra da arkasında kalanları suda boğduk
«ثم أغرقنا بعد» بعد إنجائهم «الباقين» من قومه.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalAad denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırÂd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت عادٌ المرسلين».
Saheeh InternationalWhen their brother Hud said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون».
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Saheeh InternationalDo you construct on every elevation a sign, amusing yourselves
Elmalılı Hamdi YazırSiz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz
«أتبنون بكل ريع» مكان مرتفع «آية» بنا علما للمارة «تعبثون» ممن يمر بكم وتسخرون منهم والجملة حال من ضمير تبنون.
Saheeh InternationalAnd take for yourselves palaces and fortresses that you might abide eternally
Elmalılı Hamdi YazırTemelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz
«وتتخذون مصانع» للماء تحت الأرض «لعلكم» كأنكم «تخلدون» فيها لا تموتون.
Saheeh InternationalAnd when you strike, you strike as tyrants
Elmalılı Hamdi YazırHem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz
«وإذا بطشتم» بضرب أو قتل «بطشتم جبارين» من غير رأفة.
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırArtık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله» في ذلك «وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Saheeh InternationalAnd fear He who provided you with that which you know
Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte
«واتقوا الذي أمدكم» أنعم عليكم «بما تعملون».
Saheeh InternationalProvided you with grazing livestock and children
Elmalılı Hamdi YazırDavarlar, oğullar
«أمدكم بأنعام وبنين».
Saheeh InternationalAnd gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırCennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir
«وجنات» بساتين «وعيون» أنهار.
Saheeh InternationalIndeed, I fear for you the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırCidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum
«إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم» في الدنيا والآخرة إن عصيتموني.
Saheeh InternationalThey said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors
Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir
«قالوا سواء علينا» مستو عندنا «أوعظت أم لم تكن من الواعظين» أصلا أي لا نرعوي لوعظك.
Saheeh InternationalThis is not but the custom of the former peoples
Elmalılı Hamdi YazırBu sırf eskilerin âdetidir
«إن» ما «هذا» الذي خوفنا به «إلا خَلْق الأولين» اختلافهم وكذبهم وفي قراءة بضم الخاء واللام أي ما هذا الذي نحن عليه من إنكار للبعث إلا خلق الأولين أي طبيعتهم وعادتهم.
Saheeh InternationalAnd we are not to be punished
Elmalılı Hamdi YazırBiz azaba uğratılacak da değiliz
«وما نحن بمعذبين».
Saheeh InternationalAnd they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
«فكذبوه» بالعذاب «فأهلكناهم» في الدنيا بالريح «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
««إن ربك لهو العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalThamud denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırSemûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت ثمود المرسلين».
Saheeh InternationalWhen their brother Salih said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون».
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Saheeh InternationalWill you be left in what is here, secure [from death]
Elmalılı Hamdi YazırSiz burada güven içinde bırakılacak mısınız
«أتتركون في ما ههنا» من الخيرات «آمنين».
Saheeh InternationalWithin gardens and springs
Elmalılı Hamdi YazırBahçelerin, pınarların içinde
«في جنات وعيون».
Saheeh InternationalAnd fields of crops and palm trees with softened fruit
Elmalılı Hamdi YazırEkinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında
«وزروع ونخل طلعها هضيم» لطيف لين.
Saheeh InternationalAnd you carve out of the mountains, homes, with skill
Elmalılı Hamdi YazırKi bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz
«وتنحتون من الجبال بيوتا فرهين» بطرين وفي قراءة فارهين حاذقين.
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون» فيما أمرتكم به.
Saheeh InternationalAnd do not obey the order of the transgressors
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
«ولا تطيعوا أمر المسرفين».
Saheeh InternationalWho cause corruption in the land and do not amend
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın
«الذين يفسدون في الأرض» بالمعاصي «ولا يصلحون» بطاعة الله.
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
Elmalılı Hamdi YazırSen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
«قالوا إنما أنت من المسحرين» الذين سحروا كثيرا حتى غلب على عقلهم.
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, so bring a sign, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırSen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir
«ما أنت» أيضا «إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنتم من الصادقين» في رسالتك.
Saheeh InternationalHe said, "This is a she-camel. For her is a [time of] drink, and for you is a [time of] drink, [each] on a known day
Elmalılı Hamdi YazırSalih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi
«قال هذه ناقة لها شرب» نصيب من الماء «ولكم شرب يوم معلوم».
Saheeh InternationalAnd do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırSakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir
«ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم» بعظم العذاب.
Saheeh InternationalBut they hamstrung her and so became regretful
Elmalılı Hamdi YazırDerken onu kestiler; fakat pişman da oldular
«فعقروها» عقرها بعضهم برضاهم «فأصبحوا نادمين» على عقرها.
Saheeh InternationalAnd the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir
«فأخذهم العذاب» الموعود به فهلكوا «إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalThe people of Lot denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırLût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذبت قوم لوط المرسلين».
Saheeh InternationalWhen their brother Lot said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız
«إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون».
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Saheeh InternationalDo you approach males among the worlds
Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz
«أتأتون الذكران من العالمين» الناس.
Saheeh InternationalAnd leave what your Lord has created for you as mates? But you are a people transgressing
Elmalılı Hamdi YazırBırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz
«وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم» أي أقبالهن «بل أنتم قوم عادون» متجاوزون الحلال إلى الحرام.
Saheeh InternationalThey said, "If you do not desist, O Lot, you will surely be of those evicted
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın
«قالوا لئن لم تنته يا لوط» عن إنكارك علينا «لتكونن من المخرجين» من بلدتنا.
Saheeh InternationalHe said, "Indeed, I am, toward your deed, of those who detest [it]
Elmalılı Hamdi YazırLût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim
«قال» لوط «إني لعملكم من القالين» المبغضين.
Saheeh InternationalMy Lord, save me and my family from [the consequence of] what they do
Elmalılı Hamdi YazırYâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar
«رب نجني وأهلي مما يعلمون» أي من عذابه.
Saheeh InternationalSo We saved him and his family, all
Elmalılı Hamdi YazırBiz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık
«فنجيناه وأهله أجمعين».
Saheeh InternationalExcept an old woman among those who remained behind
Elmalılı Hamdi YazırAncak (geride) bir yaşlı kadın kaldı
«إلا عجوزا» امرأته «في الغابرين» الباقين أهلكناها.
Saheeh InternationalThen We destroyed the others
Elmalılı Hamdi YazırSonra geridekilerin hepsini helak ettik
«ثم دمرنا الآخرين» أهلناهم.
Saheeh InternationalAnd We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned
Elmalılı Hamdi YazırVe üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu
«وأمطرنا عليهم مطرا» حجارة من جملة الإهلاك «فساء مطر المنذرين» مطرهم.
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalThe companions of the thicket denied the messengers
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti
«كذب أصحاب الأيكة» وفي قراءة بحذف الهمزة وإلقاء حركتها على اللام وفتح الهاء: هي غيضة شجر قرب مدين «المرسلين».
Saheeh InternationalWhen Shu'ayb said to them, "Will you not fear Allah
Elmalılı Hamdi YazırHani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız
«إذ قال لهم شعيب» لم يقل أخوهم لأنه لم يكن منهم «ألا تتقون».
Saheeh InternationalIndeed, I am to you a trustworthy messenger
Elmalılı Hamdi YazırHaberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim
«إني لكم رسول أمين».
Saheeh InternationalSo fear Allah and obey me
Elmalılı Hamdi YazırGelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
«فاتقوا الله وأطيعون».
Saheeh InternationalAnd I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırBuna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir
«وما أسألكم عليه من أجر إن» ما «أجري إلا على رب العالمين».
Saheeh InternationalGive full measure and do not be of those who cause loss
Elmalılı Hamdi YazırÖlçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın
«أوْفوا الكيل» أتموه «ولا تكونوا من المخسرين» الناقصين.
Saheeh InternationalAnd weigh with an even balance
Elmalılı Hamdi YazırVe doğru terazi ile tartın
«وزنوا بالقسطاس المستقيم» الميزان السوي.
Saheeh InternationalAnd do not deprive people of their due and do not commit abuse on earth, spreading corruption
Elmalılı Hamdi YazırHalkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
«ولا تبخسوا الناس أشياءهم» لا تنقصوهم من حقهم شيئا «ولا تعثوْا في الأرض مفسدين» بالقتل وغيره من عَثِيَ بكسر المثلثة أفسد ومفسدين حال مؤكدة لمعنى عاملها.
Saheeh InternationalAnd fear He who created you and the former creation
Elmalılı Hamdi YazırO sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun
«واتقوا الذي خلقكم والجبلة» الخليقة «الأولين».
Saheeh InternationalThey said, "You are only of those affected by magic
Elmalılı Hamdi YazırOnlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
«قالوا إنما أنت من المسحرين».
Saheeh InternationalYou are but a man like ourselves, and indeed, we think you are among the liars
Elmalılı Hamdi YazırSen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz
«وما أنت إلا بشر مثلنا وإن» مخففة من الثقيلة واسمها محذوف أي إنه «نظنك لمن الكاذبين».
Saheeh InternationalSo cause to fall upon us fragments of the sky, if you should be of the truthful
Elmalılı Hamdi YazırŞayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver
«فأسقط علينا كسْفا» بسكون السين وفتحها قطعا «من السماء إن كنت من الصادقين» في رسالتك.
Saheeh InternationalHe said, "My Lord is most knowing of what you do
Elmalılı Hamdi YazırŞuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi
«قال ربي أعلم بما تعملون» فيجازيكم به.
Saheeh InternationalAnd they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day
Elmalılı Hamdi YazırHülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi
«فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة» هي سحابة أظلتهم بعد حر شديد أصابهم فأمطرت عليهم نارا فاحترقوا «إنه كان عذاب يوم عظيم».
Saheeh InternationalIndeed in that is a sign, but most of them were not to be believers
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir
«إن في ذلك لآية وما كان أكثرهم مؤمنين».
Saheeh InternationalAnd indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırVe şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
«وإن ربك لهو العزيز الرحيم».
Saheeh InternationalAnd indeed, the Qur'an is the revelation of the Lord of the worlds
Elmalılı Hamdi YazırVe muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir
«وإنه» أي القرآن «لتنزيل رب العالمين».
Saheeh InternationalThe Trustworthy Spirit has brought it down
Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi
«نزل به الروح الأمين» جبريل.
Saheeh InternationalUpon your heart, [O Muhammad] - that you may be of the warners
Elmalılı Hamdi YazırUyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine
«على قلبك لتكون من المنذرين».
Saheeh InternationalIn a clear Arabic language
Elmalılı Hamdi YazırAçık parlak bir Arapça lisan ile
«بلسان عربي مبين» بيَّن وفي قراءة بتشديد نزل ونصب الروح والفاعل الله.
Saheeh InternationalAnd indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples
Elmalılı Hamdi YazırO, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı
«وإنه» ذكر القرآن المنزل على محمد «لفي زُبُر» كتب «الأولين» كالتوراة والإنجيل.
Saheeh InternationalAnd has it not been a sign to them that it is recognized by the scholars of the Children of Israel
Elmalılı Hamdi Yazırİsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir
«أو لم يكن لهم» لكفار مكة «آية» على ذلك «أن يعلمه علماء بني إسرائيل» كعبد الله بن سلام وأصحابه من الذين آمنوا فإنهم يخبرون بذلك، ويكن بالتحتانية ونصب آية وبالفوقانية ورفع آية.
Saheeh InternationalAnd even if We had revealed it to one among the foreigners
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
«ولو نزلناه على بعض الأعجمين» جمع أعجم.
Saheeh InternationalAnd he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi
«فقرأه عليهم» كفار مكة «ما كانوا به مؤمنين» أنفة من اتباعه.
Saheeh InternationalThus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
«كذلك» أي مثل إدخالنا التكذيب به بقراءة الأعجمي «سلكناه» أدخلنا التكذيب به «في قلوب المجرمين» كفار مكة بقراءة النبي.
Saheeh InternationalThey will not believe in it until they see the painful punishment
Elmalılı Hamdi YazırBöylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
«لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم».
Saheeh InternationalAnd it will come to them suddenly while they perceive [it] not
Elmalılı Hamdi Yazırİşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir
«فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون».
Saheeh InternationalAnd they will say, "May we be reprieved
Elmalılı Hamdi YazırO zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir
«فيقولوا هل نحن منظرون» لنؤمن فيقال لهم: لا قالوا: متى هذا العذاب، قال تعالى.
Saheeh InternationalSo for Our punishment are they impatient
Elmalılı Hamdi Yazır(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı
«أفبعذابنا يستعجلون».
Saheeh InternationalThen have you considered if We gave them enjoyment for years
Elmalılı Hamdi YazırGördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek
«أفرأيت» أخبرني «إن متَّعناهم سنين».
Saheeh InternationalAnd then there came to them that which they were promised
Elmalılı Hamdi YazırSonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa
«ثم جاءهم ما كانوا يوعدون» من العذاب.
Saheeh InternationalThey would not be availed by the enjoyment with which they were provided
Elmalılı Hamdi YazırO yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır
«ما» إستفهامية بمعنى: أي شيء «أغنى عنهم ما كانوا يمتعون» في دفع العذاب أو تخفيفه أي: لم يغن.
Saheeh InternationalAnd We did not destroy any city except that it had warners
Elmalılı Hamdi YazırBununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur
«وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون» رسل تنذر أهلها.
Saheeh InternationalAs a reminder; and never have We been unjust
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz
«ذكرى» عظة لهم «وما كنا ظالمين» في إهلاكهم بعد إنذارهم ونزل ردا لقول المشركين.
Saheeh InternationalAnd the devils have not brought the revelation down
Elmalılı Hamdi YazırOnu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi
«وما تنزلت به» بالقرآن «الشياطين».
Saheeh InternationalIt is not allowable for them, nor would they be able
Elmalılı Hamdi YazırBu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez
«وما ينبغي» يصلح «لهم» أن ينزلوا به «وما يستطيعون» ذلك.
Saheeh InternationalIndeed they, from [its] hearing, are removed
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır
«إنهم عن السمع» لكلام الملائكة «لمعزولون» بالشهب.
Saheeh InternationalSo do not invoke with Allah another deity and [thus] be among the punished
Elmalılı Hamdi YazırO halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun
«فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين» إن فعلت ذلك الذي دعوك إليه.
Saheeh InternationalAnd warn, [O Muhammad], your closest kindred
Elmalılı Hamdi Yazır(Önce) en yakın hısımlarını uyar
(وأنذر عشيرتك الأقربين) وهم بنو هاشم وبنو عبد المطلب "" وقد أنذرهم جهارا "" رواه البخاري ومسلم.
Saheeh InternationalAnd lower your wing to those who follow you of the believers
Elmalılı Hamdi YazırVe sana uyan müminlere kanadını indir
«واخفض جناحكْ» ألن جانبك «لمن اتبعك من المؤمنين» الموحدين.
Saheeh InternationalAnd if they disobey you, then say, "Indeed, I am disassociated from what you are doing
Elmalılı Hamdi YazırŞayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım
«فإن عصوك» عشيرتك «فقل» لهم «إني بريء مما تعملون» من عبادة غير الله.
Saheeh InternationalAnd rely upon the Exalted in Might, the Merciful
Elmalılı Hamdi YazırSen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan
«وتوكل» بالواو والفاء «على العزيز الرحيم» الله أي فوض إليه جميع أمورك.
Saheeh InternationalWho sees you when you arise
Elmalılı Hamdi YazırO ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor
«الذي يراك حين تقوم» إلى الصلاة.
Saheeh InternationalAnd your movement among those who prostrate
Elmalılı Hamdi YazırVe secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)
«وتقلبك» في أركان الصلاة قائما وقاعدا وراكعا وساجدا «في الساجدين» المصلين.
Saheeh InternationalIndeed, He is the Hearing, the Knowing
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur
«إنه هو السميع العليم».
Saheeh InternationalShall I inform you upon whom the devils descend
Elmalılı Hamdi YazırŞeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi
«هل أنبئكم» يا كفرا مكة «على من تنزل الشياطين» بحذف إحدى التاءين من الأصل.
Saheeh InternationalThey descend upon every sinful liar
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler
«تنزل على كل أفاك» كذاب «أثيم» فاجر مثل مسيلمة وغيره من الكهنة.
Saheeh InternationalThey pass on what is heard, and most of them are liars
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır
«يلقون» الشياطين «السمع» ما سمعوه من الملائكة إلى الكهنة «وأكثرهم كاذبون» يضمنون إلى المسموع كذبا وكان هذا قبل أن حجبت الشياطين عن السماء.
Saheeh InternationalAnd the poets - [only] the deviators follow them
Elmalılı Hamdi YazırŞairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar
«والشعراء يتبعهم الغاوون» في شعرهم فيقولن به ويرونه عنهم فهم مذمومون.
Saheeh InternationalDo you not see that in every valley they roam
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
«ألم تر» تعلم «أنهم في كل واد» من أودية الكلام وفنونه «يهيمون» يمضون فيجازون الحد مدحا وهجاء.
Saheeh InternationalAnd that they say what they do not do
Elmalılı Hamdi YazırOnların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
«وأنهم يقولون» فعلنا «مالا يفعلون» يكذبون.
Saheeh InternationalExcept those [poets] who believe and do righteous deeds and remember Allah often and defend [the Muslims] after they were wronged. And those who have wronged are going to know to what [kind of] return they will be returned
Elmalılı Hamdi YazırAncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir
«إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات» من الشعراء. «وذكروا الله كثيرا» لم يشغلهم الشعر عن الذكر «وانتصروا» بهجوهم الكفار «من بعد ما ظلموا» بهجو الكفار لهم في جملة المؤمنين فليسو مذمومين قال الله تعالى: (لا يحب الله الجهر بالسوء من القول إلا من ظلم) وقال تعالى (فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدي عليكم) «وسيعلم الذين ظلموا» من الشعراء وغيرهم «أي منقلب» مرجع «ينقلبون» يرجعون بعد الموت.